ORTA ANADOLU’ NUN ZENGİN FOLKLOR
ŞEHRİ NİĞDE’NİN
İLK DEFA KALEME ALINAN LETAYİFNAMESİ
OSMAN KABAKSIZ VE ARKADAŞLARI
BU ESER, YOBAZ KAFALARCA ANLAŞILACAK KADAR
AÇIK OLMAYABİLİR. AMA, ŞU BİR GERÇEKTİR Kİ, OSMAN
KABAKSIZ VE ARKADAŞLARI ANADOLU’NUN BOZKIRANDA BİR VAHA GÖRÜNÜMÜNDE OLAN YEŞİL
NİĞDE’NİN ÇİLEKEŞ HALKI’NIN GÜLDÜRÜ ANLAYIŞINI ONLARCA KİŞİYİ ÖRNEK
VEREREK ANLATMAKTADIR.
Bazı okuyucuların bana bizzat ifade
ettikleri:
((Hayatımda bu
kadar keyifle kitap okumadığıma yemin ederim. Belki de kahramanların
tamamına yakınını tanıdığımdan ötürüdür.
Ama birkaç defa okusam sanki ilk defa
okuyorum gibi geliyor.
Senin kaleminin hakkını teslim etmeyen
haramzadadır.))
Öner İnal
Bu eser mümkün olursa yakında yine baştan ele alıp
yayınlanacaktır. Bu ara elimize geçen kaynakları direk olarak siteye aktararak
paylaşma arzusu duyuyorum. Yeni gelince kitaba yerleştirilir.
880 li yıllardaydı. Veysel’i konuşuyorduk.imanlı
oluşunu tartışırken bir şiir söz konu u oldu. El yazısı ile Kabaksız dörtlükler yazdığı bir kağıt getirdi.Bunu yayınlayalım:
Ey hoca cenabı Halık-i mutlak
Bu şarabı bize in-am eylemiş
Çok methetmişy Kur’anın da aç ta bak
Mümin olanlara ikram eylemiş
Biz içeriz lakin etmeyiz isyan
Anın için lutfetti bizlere Rahman
Namaz kıldırmaya bize her zaman
Bir piri muganı imam eylemiş
Devri saadette
rezalet eden
Muhammet Ali’ye adavet eden
Evladı resule hiyanet eden
Münkiri münafıka haram eylemiş
Ey hoca değilsin bu sırra değilsin ağah
Anın için edersin şarabtan ikrah
Doğru sözlerini Hazreti Allah
Şu kalbi SULHUYE İLHAM EYLEMİŞ
EY ZAHİT ŞARABA EYLE İHTİRAM
MÜSLAMAN OL TERKET BU KIYLÜ-KALİ
EHLİNE HELALDİR NA EHLE HARAM
BİZ İÇERİZ BİZE YOKTUR VEBALİ
SEVABA GİRMEK İÇİN İÇERİZ ŞARAB
İÇMEZSEK OLURUZ DÜÇARI AZAB
AKLIN ERMEZ SENİN BU BAŞKA HESAP
MEYHANEDE BULDUK BİZ BU KEMALİ.
KANDİL GECELERİ KANDİL OLURUZ
KANDİLİN İÇİNDE FİTİL OLURUZ
HAKKI GÖSTERMEYE DELİL OLURUZ
LAKİN KÖR OLANLAR GÖRMEZ BU HALİ
SEN MÜNKİRSİN SANA HARAMDIR BADE
BEKLE Kİ İÇESİN ÖBÜR DÜNYADA
BAHSETME HAYALİ BUNDAN ZİYADE
ÇÜNKİ BİLMEZ HARAM İLE HELALİ
BU ALEMİ GÖREN SENSİNYOK GÖZÜNDE
PERDE SENİN
HAKSIZA YLOL VEREN SENSİN
YOK MU SUÇUN BUNDA
SENİN
KAİNATI SEN
YŞARATTIN
HER ŞEYİ YOKTAN VAR ETTİN
BENİ ÇIPLAK DIŞARI ATTIN
CÖMERTLİĞİN NERDE SENİN
KİLİSEDE DESPOT KESİŞ
İSA ALLAHIN OĞLU DEMİŞ
MERYEM ANA NEYİN İMİŞ
O İŞİN VAR BİR DE SENİN
NE ACAİP HALLERİN VAR?
TÜRLÜ TÜRLÜ DİLLERİN VAR
NE KARANLIK YOLLARIN VAR
SIRAT KÖPRÜN NERDE SENİN
VEYSEL NİDEN AKLIN ERMEZ
UZUN KISA DİLİN DURMAZ
ELİN ERMEZ GÖZÜN GÖRMEZ
BU ACİP SIR DA SENİN
(Kabaksızın el yazısı ile devam ediyor)
EVLİMİSİN ERGEN MİSİN?
EŞİN YOKTUR BİR DE SENİN
ÇARKI SEMA NUR SEN MİSİN
BU BAŞLKIYAN NURDA SENİN
BİN BİR İSMİN BİR CİSMİN VAR
OĞLUN KIZIN VE HISMIN VAR
HER BİR NEKTE RESMİN VAR
NERDEN BAKSAM ORDA SENİN
ADEMİ SÜRDÜN
BAKMADIN
CENNETTE DE BIRAKMADIN
ŞEYTANI NİÇİN YAKMADIN
CEHENNEMİN VAR DA SENİN

Bu eser Orta Anadolu’nun bağrında yetişen
güldürü adamlarının hikayesini anlatır. Niğde ve
çevresi için konusunda yazılan ilk eserdir. İstenirse çok daha mükemmeli ve
tafsilatlısı hazırlanabilir. Ama, şu anda bu eserin
elimizde olması ya da sitemizde yayınlanacak olması yüz binleri bulan
Niğde’nin Türkiye’nin her tarafında istedikleri şahsın hikayesine
ulaşabilecekleri bir hazine durumundadır. Derlemelerimizi zaman zaman esere ek
olarak bu sütunda yayınlayacağız. Sanıyoruz ki, yüz binlerin hiç bilmedikleri
ve bilemeyecekleri hikayeleri bu derlemede hazır
olarak bulmanın mutluluğunu yaşayacaklardır.
Yakında bu bölüm hazır olan eserden bu
bölüme bilgi girmeye başlayacağız.
BU ESERİN SİTEMİZDE YAYINI SİZCE
GECİKMİŞSE, İLK SAYFADAKİ CEP TELEFONU, İMEİL ADRESİNDEN ULAŞARAK KİTABI TEMİN
ETMENİZ MÜMKÜNDÜR..
XXXX
ÖNER BEY: BU ESERİ OKURKEN ALDIĞIM KEYFİN
BİR BENZERİNİ HATIRLAMIYORUM.
İRFAN ZIRHLI: AKICI, OFURTMADAN, GERÇEKLERİ
ZİKREDEREK, TARİH BÜYÜKLÜĞÜNDEKİ KİŞİLERİ GÖZ ÖNÜNE KOYAN, ANADOLU’NUN FAKİR
BAĞRINDA BİR KISIM İNSANLARIN GÜLDÜRÜ ANLAYIŞININ FİLMİNİ ÇEKEN BU ESERİN
YAZARINI KUTLUYORUM. ALLAH RAZI OLSUN.
İYİ DE GÜLDÜRÜ GİBİ İNCE BİR KONU BU KADAR
OLAĞAN NASIL ANLATILMIŞ? BU BÜYÜK BAŞARI..
İSTANBUL’DAN BİR OKUR: ŞAHISLYARIN ÇOĞUNU
TANIDIĞIM İÇİN FİLİM SEYREDER GİBİ OKUDUM. TARİHİ BİR HİZMET YAPILMIŞ BU
ESERDE. İNŞALLAH İLERDE DAHA GENİŞ KAPSAMLI TESPİTLER YAPILIR.
XXX
ESER GAZETEDE YAYINLANALI, KİTAP OLARAK
PİYASAYA ÇIKALI SENELER GEÇTİ. BİR İSTİSMAR EDENE RASTLAMADIM. GÜLDÜRÜ İNSANOĞLUNUN ŞAH DAMARI KADAR ÖNEMLİ. BUNU BECEREBİLİRSEK,
YALANCI DÜNYANIN ZEHRİNİ HAFİFLETEBİLİRİZ. BİR CAHİLE YAPTIRDIĞIM İŞTEN DOLAYI
EKSİKLERİ İĞNELEYEN BİR GÜLDÜRÜ ŞİİRİ YAZMIŞTIM. O’DA BANA MUKABELE ETTİ. HİÇ
BİR SAKINCA GÖRMEDEN ETRAFTA OKUMUŞTUM. PROF SEZER BU DAYANIKLILIĞA
ŞAŞMIŞTI.
BU YIL BAHSETTİĞİM ŞİİRİN BİR ÖRNEĞİ DİYE
BİRİSİ PİYASAYA YENİ BİR ŞİİR SUNDU. HAKARAT YAĞDIRAN BİR ŞİİRDİ. BAYAĞI
ÜZÜLDÜM. ŞİİRE MUKABELE EDEN KİŞİ YA YAZDIĞI ŞİİRDEN BAZI PASAJLARI ÇIKARIP
BANA ÖYLE TAKDİM ETMİŞTİ, YA DA BU ATIŞMAYI GÜYA BEĞENEN KİŞİ EKLER YAPMIŞTI.
ŞU ANDA GERÇEĞİNİ BİLMİYORUM.
BU OLAYI ÖRNEK GÖSTEREREK ŞUNU HATIRLATMAK
İSTİYORUM. KİTABIN ANLATTIĞI ŞEKİLDEN BAŞKA ANLAMLAR ÇIKARANLAR, OLAYLARI
İSTİSMAR EDENLER OLURSA UNUTULMUŞLUĞUN GİRDABINDA KAYBOLMALARINI DİLERİM.
AYRICA
LEVH-İ MAHFUZ’DA DAVACIYIM.
GERÇEKLERİ KİMSE BOZMASIN.
KİTAP EDEPLE OKUNUR EDEPLE ANLATILIRSA,
İFTİRA DOĞMAYACAĞI GİBİ, EN MÜSTEHÇEN OLAYLARIN BİLE AİLE ATMOSFERİNDE NAKLİ
MÜMKÜNDÜR.
SAĞLIK VE ESENLİK İÇİNDE KALINIZ.
Devam edecek...

HALICI HAKKI
((GARDAŞIM GAYMAKLI KADAYIF DA İNSANIN
BOĞAZINA HAHILIP GALIRMIYMIŞ?!))

ZAMANININ EN EFENDİ İNSANI BOKTAN BİR TARLA
YÜZÜNDEN YAKININ KURŞUNLARINA HEDEF OLDU.. KABAKSIZ
ÖKSÜZ KALMIŞTI..

KABAKSIZIN DÜNÜNÜ EN YETKİLİ ŞEKİLDE
ANLATAN HALASI NURİYE ÜÇER
KABAKSIZ’I İŞLERKEN HEP ZEKA
SEVİYESİNE HAYRAN KALDIM. YAŞADIĞI HAYATIN SON 44 SENESİNDE ADIM ADIM TAKİBİM
SÖZ KONUSUDUR. YÜKSEK ZEKA SAHİBİ OLMASA BU HİKAYE
OLUŞMAZDI. DOĞRULAR, YANLIŞLAR KADERİN OLUŞUMUDUR. AMA ONU TANIYANLARIN İTTİFAK
HALİNDE OLDUĞU TEK GERÇEK, YÜKSEK ZEKA SAHİBİ BİR
KİMSEYDİ.
1986’DAN SONRA ARKASINDA BIRAKTIĞI YAŞAR
GERMİYANOĞLULAR, FERİT DİDİNMEZLER, ALİ DEMİRCİLER, OSMAN ÜÇER’LER NEDEN ADINI
DİLLERİNDEN DÜŞÜREMİYORLAR.?
HAFIZALARDA OLAN YÜZLERCE ANI YÜKSEK
ZEKANIN ÜRÜNÜYDÜ, ANILMASINDA VE YAŞATILMASINDA GÜLDÜRÜ SANATI BAKIMINDAN
ÖNEMLİYDİ DE ONDAN..
ESERİN YAZILMASINDAN SONRA YÜZLERCE ANI
GELDİ. TOPLANDI. AMA, İKİNCİ BASKI GERÇEKLEŞEBİLİR Mİ
ONU BİLDİĞİMİ İDDİA EDEMEM?
XXXXX
CANIM ER, CANIM ATEŞ..
BİR KABAKSIZ FIKRASI:
BİR KIZCAĞIZIN ANNESİ BABASI ÖLMÜŞ.
SIĞINSIN DİYE AĞABEYİ EVİNE GETİRMİŞLER. BURADA YAŞIYOR AMA,
NE DE OLSA YÜKSÜNENLER VAR. SENELERCE BU IZDIRABI ÇEKMİŞ. BİR GÜN KISMETİ
ÇIKMIŞ.
AİLE HAYATININ NİMETLERİNİ CİNSİYETTEN
TUTUNUZDA KENDİ YÖNETMESİNE KADAR HER ŞEY HOŞUNA GİTMİŞ.
GÜNLERDEN KIŞ GÜNÜ. KOCASI İŞE GİTMİŞ. BAĞRINI SOBAYA VERMİŞ.
ISINIYOR VE DİNLENMESİN, HÜR OLMANIN TADINI ÇIKARIYOR.
GERİNEREK SÖYLENMEK İHTİYACINI DUYMUŞ:
-CANIM ER, CANIM ATEŞ!
SI…….. KARDEŞ
KAPISINA DEYİVERMİŞ…
TİTAP YAYINLANDIKTAN SONRA KABAKSIZ İÇİN
ALDIĞIM NOTLARI BULURSAM EN İYİ MUHAFAZA EDİLECEK YER YİNE SİTE. YENİ BİR KİTAP
YAZMAK NASİB OLURSA BURADAN HAZIR DEVREDİVERİRİZ..O.Ü.
-----------
Orhan Keçeci İstanbul’a ayakkabı almaya gitmiştir. O’nun dükkanına misafir olarak gelen biri karşıdaki Talip Ağa’nın
otelinde pencerede gördüğü bir bayanla işaretleşme durumunda kalmış. Bunu Talip
Ağa haber alıyor. Bir hışımla Orhan bey’in dükkanına
giriyor.
Orhan bey: (yahu
yeni İstanbul’dan geldim. Bir çay içip birlikte dinlenelim!)der.
Talip ağa bakar ki ortada henüz yerleşmemiş paketler
bavullar var:
- Sana vuran piyango, kimseye vurmadı. İyi ki ilk gonuşma
İstanbul meselesi oldu. Yoğusam bu dükkanın yerinde
şinci yeller esecekti! Der.
- -------------
Bir dost anlatıyor.
Bağ suluyorlar..
Bol su verildiği için bağın içindeki bir gössü bir yerlerden çıkıp savuşmak
ister.
Bağın evinde de, karığa bırakılan
su karıncaya kadar. birkaç kadın ve bir erkek sohbete
dalıyorlar.
Gössü kardeşin yer
yüzüne çıkmak istediği ne yazıkki bu odacığın içidir. Tam da bir kadının
altından toprak yükselmeye başlar. Kadıncağız bunun ne demek olduğunu
anlayamaz. Ama altında bir şeyler kıpırdıyor.
- Bana bir şeyler oluyooooor! Diye bağırmaya başlar. Yana
devrilir ve bayılır. O’nun devrilmesiyle bir Gössü peydahlanır. Ve de
bolsa su odanın içine dolmaya başlar.
---------

Şekil 1

Şekil 2

Şekil 3

Şekil 4

Şekil 5

Şekil 6

Şekil 7

Şekil 8
OSMAN KABAKSIZ
KİTAP HAKKINDA
NE DEDİLER?
RTÜK ÜYESİ NURİ KAYIŞ,
OSMAN KABAKSIZ VE ARKADAŞLARI KİTABI İÇİN AŞAĞIDAKİ MESAJI ÇEKTİ.
Niğde’mizin
yetiştirdiği değerli gençlerden Nuri Kayış, Avukat Osman ÜÇER tarafından
yazılan OSMAN KABAKSIZ VE ARKADAŞLARI KİTABINI okuduğunu ve çok mutlu olduğunu
belirten aşağıdaki mesajı göndermiştir:
BU KİTAP NİĞDE
KÜLTÜRÜNE ÇOK DEĞERLİ BİR KATKIDA BULUNMUŞTUR:
Hepimizin Osman
Üçer ’e teşekkür
borcumuz var...
“Osman Kabaksız
ve Arkadaşları” kitabını yazarak Niğde kültürüne çok
değerli bir katkıda bulunduğuna inanıyorum.
Kitap, bir halk filozofu
ve mizahçısı olan Osman Kabaksız
’ı değişik boyutlarıyla daha yakından tanımamıza imkan tanıdığı gibi, Lord Osman’dan Dayı ’ya Talip Gökkaya’ dan
Ferit Didinmez ’e , İrfan Zırhlı’ dan Adnan Özcan ’a, Elektrikçi Hacı
Emin ’den İri Erdal’a, Nihat
Özcan ’dan Hendekli İsmail Bey’e,
Mustafa Yağmuroğlu ’ndan Basri Gocul’a ’a, Halıcı Hakkı ’dan Ergün
Süer’e kadar renkli Niğdeli portreleri de çıkarıyor
karşımıza.
BİR BÜYÜK SEVGİ
VE VEFA KİTABI DA DİYEBİLİRİZ:
Bir büyük sevgi
ve vefa kitabı da diyebiliriz buna..
Yazarın, Osman Kabaksız için şu
değerlendirmeleri, 17 yıl önce kaybettiği
arkadaşına derin sevgisini ne güzel anlatıyor:
“ O toplumun
hocasıydı... Yaşasaydı, edebiyat fakültelerinde cübbe giydirilecek adamdı... O
Niğde’den geçmiş bir
kuyruklu yıldızdı... Bir bahar rüzgarı
kadar sakin, dağ pınarları kadar temiz bir gönlü vardı... Bölgemizin İncilli
Çavuş’u, Nasrettin
Hoca ’sıydı... Efsane
adamdı...”
*********
YENİ ANILAR VE
YENİ BELGELERLE DAHA DA ZENGİNLEŞTİRİLMESİ DİLEĞİMDİR:
Bu çalışmanın burada
kalmaması, yeni anılar ve belgelerle
daha da zenginleştirilmesi samimi dileğimdir.
Niğde Üniversitesi’ne de
elbette önemli görevler düşüyor.
ULUSAL KÜLTÜRÜMÜZ ADINA DA
BİR KAZANÇTIR
Gerek Osman
Kabaksız, gerekse kitapta sözü geçen kimi ünlüler için tezler yazılması, edebi ve sosyolojik araştırmalar
yapılması, belgeseller hazırlatılması Niğde kültürü’nün özelliklerinin ortaya çıkarılıp
daha iyi tanınması açısından
önemli olduğu gibi ulusal
kültürümüz adına da kazanç olacaktır. Niğde’de iz bırakan kişiler için bir enstitü kurulması ve
bir müze oluşturulması da tartışılmalıdır.
HER YIL BİR ANMA
GECESİ DÜZENLENMESİ ÖNERİSİNİ DE HEYECANLA KARŞILADIM: (Bu teklif Gazeteciler
derneği Başkanı Ali Osman SAYIN’a aittir)
Kitapta yer alan
“Osman Kabaksız ve arkadaşları
için her yıl bir anma gecesi düzenlenmesi” önerisini de heyecanla
karşıladım. Bu etkinliğin
folklor araştırmaları iye
şiir ve fıkra konularında düzenlenecek
yarışmalarla bir
festivale dönüştürülmesi de düşünülebilir.
Sonuç olarak,
Osman Üçer ’in kitabı,
kültürümüze, değerlerimize sahip çıkmanın gerekliliğini, dünü bilmeyenin yarını
göremeyeceği gerçeğini bir kez daha hatırlattı bize...
NURİ KAYIŞ
Ayrıca, Kitabın
yazarı Avukat Osman ÜÇER’e şu mesajı yollamıştır:
KİTABINIZI BÜYÜK
BİR İLGİYLE, ZAMAN ZAMAN GÖZLERİM YAŞARARAK OKUDUM. ELLERİNİZE SAĞLIK...
Sayın Osman ÜÇER
Yazar-Avukat
N i ğ d e
Sevgili Osman
Ağabey...
Kitabınızı büyük
bir ilgiyle, zaman zaman gözlerim yaşararak okudum..
Ellerinize sağlık...
Bu çalışmayla
gerçekten çok önemli bir boşluğu doldurmuş oldunuz. Kitapla ilgili değerlendirmemi ayrıca yazdım.
En iyi
dileklerimle saygılarımla sunarım. 6. 5. 2003
Nuri KAYIŞ
RTÜK Üyesi
LETAYİFNAME-
OSMAN KABAKSIZ VE ARKADAŞLARI
NİĞDEMİZ İÇİN
ESŞİZ BİR ESER OLMUŞTUR...
İRFAN ZIRHLI
**************
Mihrali Bey
isimli kitabı tanıttıktan sonra sıranın Letayifname- Kabaksız ve Arkadaşları
kitabı’nı tanıtmaya geldiğini kabul ediyorum.
Gerek Mihrali
Bey ve gerekse Kabaksız ve Arkadaşları kitaplarında kendisine yardım edenlere
yer ayıran ÜÇER’in, Osman ÜÇER’in, kültürümüz için bu derecede yoğun çalışması
karşısında Allah nazardan esirgesin demek geliyor içimden. Bir ay içinde üç
kitap yayınlayarak yılların birikimini 2003 yılı başında ortaya döktü ÜÇER.
Bildiğim
kadarıyla bilgi sayarından silinen, eletrik kesilmesinde dört yıl önce
bilgisayarından silinen iki ciltten sonra şu anda bilgisayarında hazır üç cilt
GÖKÇE DEDE serisinde üç kitabı hazırdır. Devlet Acze Düşmez, Çocukla Çocuk ve
Kel Ali isimli romanlar. Bunları yayınlamak için hem belgelerle olgunlaşmasını
beklemekte ve hem de
maliyetlerini biriktirmek için hazırlık peşindedir. Çünkü o
biliyor ki, Niğdemiz’de, bir takım yağ fabrikalarını çalıştırmazsan, bedelsiz
kitap yazılmaz ve satmaz.
İstersen Lokman
Hekim’in ölümsüzlük kitabını tercüme ettim de. Kimseyi ırgalamaz. Okuyanda
bulunmaz tavsiye eden de. Birkaç ilgili, meraklı şöyle bir göz gezdirir, tebrik
eder, hepsi o kadar. Yaşasın renkil ekran. Yaşasın çata pat.
Yazarlar eğer
çoluk çocuğunun nafakasından kesip atmayı göze alırlarsa kitap
yayınlayabilirler. Şiir kitaplardı için de, fikir kitapları için de bu
böyledir. Suyun başında Ankara’da, İstanbul’da isen, Medya seni meşhur etmişse,
geçerli konularda yazarsan kitap satar. Ama, kitabın
sahibine yine bir şey yok.
Mesele böyle
olunca, yukarda ki meselenin izahı bu satırlarla yapılmış bulunmaktadır.
Osman ÜÇER’i
candan kutluyorum. Şehrimizdeki sönük kültür hayatını canlandıran, bilinmeyen
ya da bilenen bir çok nüktedanın maceralarını
gazetelere ve kitaplara taşıyan ÜÇER’e minnet borçluyuz. Niğde Kültürü dendiği
zaman böyle temele inilmesi gerekir.
İstiyor ve Milli
kahramanları su yüzüne çıkarıyor. İstiyor, Nasrettin Hoca gibi, İncilli Çavuş
gibi adamları maceralarıyla, yaşamalarının ince noktalarıyla su yüzüne
çıkarıyor. Dağlarla çevrili bu beldede yaşamış, göz yaşı
dökmüş, ağlamış, geçmiş, uzanmış dinlenmiş, insanları bize ebedileştiriyor.
Birkaç ismi
değiştirmiş...Olmasa iyi olurdu, kimse O’nunla uğraşmazdı..
Ama, o da kendi
bileceği şey. Hukukçu o kadar olsun.
Birkaç eksiği
var ama, o kadar kusur kadı kızında da bulunur. Yahu
insan Kabaksız ’ın mezarının bir resmini kitaba koymaz mı? İsmi geçenlerin
mezarlarının taşları konmaz mı?
Ha mezar taşı
dedik de... Kabaksız ailesine sitem yapıyorum. Buraya birini görevlendirsinler
mezarı artık bir canlandırsınlar. Baktırsınlar. Benim gücüm yetmez oldu artık.
Gelin, inceleyin, nizamlayın ve gidin. Kabaksız ve arkadaşları ebedileştirildi.
“Bunlara dua okuyalım!” diye Derbende giden adamlar pörüşmesin. Güzel ve
bakımlı mezarlar olmalı.
Hatırlarım.
Osman ÜÇER daha bir öğrenci iken Hakkı Hoca için mezar konusunda bir şey yazdı
Niğde’nin Sesi Gazetesine. Birkaç ay geçmedi güzel mezar yapıldı. Lütfen
Derbentteki görevlerimizi unutmayalım. Biz debdebeli mezarlar yapın demiyoruz.
Mezarlar bakımlı olsun diyoruz.
Osman Kabaksız
ve arkadaşları eseriyle ilgilenlerden en önemli kişilerden biri Nuri Kayış bey. Okuduğumuza göre kalemi gerçekten kuvvetli.
Anlatımı hoş. Eğer Ali Osman Sayın kardeşimizin teklifini canlandıracak gençler
olursa, Niğde meşhurlarını, Osman Kabaksız ’ı anma geceleri tertiplenirse, O
zaman Nuri Bey’i çağırmayı sakın unutmayın.
ÜÇER’i defalarca
tebrik ediyorum. Ekmeğini bulurken, kültür hayatımızın en
önemli konularına el atmayı, her türlü değersiz tenkide göğüs gererek sabırla
mücadele vermesi, binlerce sayfayı bunalmadan yazışı çok olumlu bir tutum.
Bu kitabın
yazılmasında emeği geçenlerden başka basımı için alakalarını esirgemeyen Gazeteciler derneği başkanı Ali Osman Sayın’a ve Hamle
Matbaası personeline ve Kabaksız ailesine de tebriklerimi sunarım.
ÜÇER, tanıdığı
meşhurları sürahiden boşalan su sesi gibi tatlı, elinin altındaki belgelerle
ispatlayarak anlatmayı biliyor. En önemsiz gibi görünen olaylardaki espiri,
güldürü unsurlarını usta kalemiyle akıcı bir şekilde anlatmayı biliyor.
Müstehceni
boyamayı, allayıp pullamayı biliyor. Nüktenin inceliklerini Türkçe’nin en iyi
kelimeleriyle, tanınan mahalli kelimelerle anlatmayı beceriyor.
Kitaplarını bol
resimleyerek beğendirmeyi beceriyor. Al beni sanatı’nın inceliklerine vakıf.
Yediden yetmişe kadar herkesin anlayacağı dili anasının ak sütünü hazmeder gibi
hazmetmiş olmalı ki, kitapları okuyan bu meseleye dokunmadan edemiyor. Akıcı
yazıyor. Kitabı elinize aldığınız zaman bırakmak istemiyorsunuz.
Mihrali Kitabını
okuyan bir Karslı vatandaşın anlatımı şöyleydi:
-
İnanın gece sabaha kadar ne çay, ne kahve arzulamadan kitabı yarılamayı
becerdim. Aşk olsun, Allah razı olsun!
Ya Niğde
Meşhurları kitabını okuyan hemşehrilerimiz:
-
Allah Allah! Hiç de önemli olmadığını sandığımız,
bazılarını bildiğimiz olayları nasıl da yerli yerinde sunmuş. Nasıl da
ebedileştirmiş. Dil sade. Anlatım akıcı. Yazarlık bu demek ki! Diyorlar.
ÜÇER!
Gözlerinden öpüyorum. Hizmetin gerçekten çok yoğun ve
değerli. Allah razı olsun. Lütfen, gözlerine iyi bak. Katarak filan lafı
edip sekteye uğratma. Bilgi sayarını iyi koru. Arkadaşlarını, folklor
kaynaklarını ihmal etme. Yazdıklarını yarınki nesiller altın, platin değerinde
saklayacaklar. Hele hele Bor madeni de diyebiliriz. Vaktin olursa Çamardı ’ya,
Melendiz ’e, Ulukışla’ya, Orta Köy’e, Bor’a uzanarak, kameranı ve fotoğraf
makineni çalıştır. Sağ ol var ol.
Sevgili
halkımız. Lütfen folklorik değeri olduğunu sandığınız olayları yazarlarımıza
ulaştırınız. Değerlendiğini görüp kıvanç duyacaksınız. Bu yazılanlar
vatanımızın tapusunu ispat eder. Görmez misin medeniyet düşmanı bir kısım
Peşmerge, Kerkük’te kütüphane, Tapu, vs. yerleri yağmaladı. Bankayı vs.
önemsemeden kültür olaylarına saldırdılar. Vatanımızın tapusunu sağlamlaştıranlara yardımcı
olmayı becermeliyiz.
Varım diyebilmek
için vatanın meselelerine karşılıksız hizmet etmek gerekiyor. Sağ olun var
olun!
Bu yazıyı
sonlandırırken Fikret Dikmen’in şiiri ile nokta koyayım:
Niğde’mizin gözde şairi Fikret Dikmen, Kabaksız ’ı bana
göre güzel anlatmış. Sevenlerinin hoşuna gideceğini sanıyorum:
(((Fikret Dikmen işçi emeklisi. Özel hobisi,
özel merakı şiir yazmak. Radyolarda Türkü konulu sohbetlere katılmak.
Çağrıldığı sanat olaylarına katılmak. Niğde’de de yapılan eğitsel
çalışmalara o konuda yazılmış şiirini okumak.
Fikret Dikmen,
gerçekten güzel şiirler yazıyor. Umarız ki, şiir sanatındaki dev adımlarla
ilerlemesi devam eder. Heceye sıkı sarıldığı zaman, bir kitap bastıracağı
atmosferde dilbilgisini iyi bilen adamlarla iş yaptığı takdirde, Orta
Anadolu’nun değerli şairleri arasında tahtını seçer.
Mesele şiir
yazmak değil, mesele tekamül etmektir. Dikmen’de bu
görünüm ve bu gerçek vardır.)))
OSMAN KABAKSIZ’A
Kendi fakir
amma, gönlü zengindi,
Kalbi sevgi dolu
başı engindi,
Her zaman neşeli
her zaman şendi,
Böyle bir adamdı
Osman Kabaksız!
Ağzı açılmadık
fıkra bilirdi.
Dinleyenler güle
güle ölürdü,
Gökte alem var deseler gelirdi,
Bulunmaz bir Can
’dı Osman Kabaksız.
Kumara meraklı
oynardı oyun,
Kuru palavraya
eğmezdi boyun
Renkli
simasıydı, düğünün, toy ’un,
Sevilen insandı,
Osman Kabaksız!
Dostlar
meclisinde ayrıydı yeri,
Kuvvetliydi
hafızası ezberi,
Azrail’den gelen
ciddi haberi
Hoş bir şaka
sandı Osman Kabaksız!
Herkes bayılırdı
şakalarına,
Bakmıyordu zararına karına,
Elli altısında
içki narına,
Bile bile yandı
Osman Kabaksız!
Hiç gözü olmadı
dünya varında,
Muhabbet doğardı
rüyalarında,
Nuri Kayış
Bey’in anılarında,
Büyük bir
tufandı, Osman Kabaksız!
Çilingir sofrası
muhabbet demi,
Kulun şakacısı,
insanın şeni,
Aratmazdı, Nasrettin’i , Neyzen ’i,
Gayet
nüktedandı, Osman Kabaksız!
Alemciydi iyisini
seçerdi,
Aslan sütü diye
diye içerdi,
En sevdiği dostu
Osman ÜÇER ’di,
Gönülde mihmandı
Osman Kabaksız
Fikret der,
şiirle analım gayrı,
Sohbetin
ehliydi, sözün mimarı,
Hazır
cevaplıydı, filozof vari,
Sanki bir
destandı, Osman Kabaksız!
Fikret Dikmen
NİĞDEMİZ’DEN BİR
KUYRUKLU YILDIZ GEÇTİ:
OSMAN KABAKSIZ
Osman Kabaksız,
annemin Amcası’nın oğlu.. Evimde asılı bulunan
kalpaklı resimdeki yakışıklı şahsın oğludur. Öksüz kalmasıyla, atasından kalan
mirasında etkisiyle akrabağları tarafından el üstünde tutuldu. Gençliği, Niğde,
Mersin ve Ankara’da geçti.
* Babası Kabaksız’ın Hüseyin Bey’de, Osman Ağabey’de yakışıklı insanlardı. Bakınız
babası, ne kadar güzel insanmış. Annem, hep amcasını anlatırdı. Bütün
vasıflarıyla bulunmaz kimse. Gel gör ki, kaderin önüne geçilemiyor. Onsuz
büyümek, Kabaksız’ın da
en önemli üzüntü sebepleri arasındaydı. Sülalede eski adamların resimleri arasında en
önemlisi bu resmin olduğu muhakkak. Kalpağın bu kadar yakıştığı bir ikinci
resim görmedim.
Resim: 1
(Kabaksız’ın babası)
Babası miras meselesi’nden harman ortasında kendi yakın
akrabağsı tarafından kurşunlanmış. (Enişte-kayın) Bir anlık kızgınlık. Yoksa
olay çıkmadan çok iyi münasebetleri vardı aralarında. O günlerde bu cinayet çok
uzun bir zaman konuşuldu. Cinayet üzerine yakılan türkünün önemli bir bölümü
Kabaksız’ın can arkadaşlarından Ali Demirci tarafından bana yazdırılmıştır. Bu
türkünün genişini annem Nuriye ÜÇER kendi sesinden gayet güzel bilirdi. Ama, bir gün gelip de Osman Kabaksız ‘ın hayatını yazacağım
nereden aklıma gelsin?
Resim: 2 (Nuriye
ÜÇER)
Kabaksız, halası
Nuriye ÜÇER’in gözlerinin içine bakarak sohbet ederdi. O’nun kaş eyginliği
geçirmesini hiç istemezdi.
Eğer, işleri ve
uğraşları sebebiyle uzun zaman gelememişse, yanında suçlu bir insan tavrı
içinde durur, gözlerinin içini güldürmeden de hiç ayrılmazdı yanından.
Hala der, bir daha demezdi.
Karşılaştığımızda ilk sorduğu insan
halasıydı.
Kabaksız’ın
babası vurulduğunda yakılan türkünün pek az bir bölümü:
(Tamamını bilen
varsa adresimize ulaştırmasını arz ediyoruz.)
Harman başı dölek dölek
Kanlar akar gölek
gölek
Nasıl kıydın deli Cevdet
Top kaküller yelep yelep!
Mersindeki
akrabağlarla da miras davaları uzun süre devam etmiştir. Lafın yeri gelmişken
söyleyelim. Osman Kabaksız’ın bizim sülaleden sahip olduğu mal, babasından
kalan mal, Göncüler’den kızlarına, yani karısına, Saadet yengeye intikal eden
maldan hiç de aşağı değildi. Gençliğinin en kaynak zamanlarında buharlaştı,
gitti.
Yaşamayı
seviyordu.
Resim nu. 34
Kabaksız öğrenci.
................................
Çocukluğunda,
delikanlılığının başında, Niğde’nin Kayardı Bağları’nda tanıdığı komşu kızı
Saadet Göncü’ye aşık oldu.
NİĞDE BÖLGESİ’NDE HERKESİN
KONUŞTUĞU DESTANİ BİR AŞK YAŞADI. ZENGİN KIZI KAÇIRAN HALKTAN BİR DELİKANLI.