Onurluhamle giriş bölümü
Haberleşme
adreslerini
soruyorsunuz?
1-
Osman Üçer.avukat
kayardı cad(Menemen cad) nu: 31 NİĞDE)
İmeil: osmanucer@onurluhamle.com
2-
msn: osmanucer@windowslive.com
3-
cep: 0
535 210 68 34
4-
0 388 233 20 25



CEMİL
DERELİOĞULU KİMDİR?
NİĞDELİ
BİR BESTEKARDIR. ESERLERİNİ Mİ SORUYORSUNUZ?
DÜNYANIN
EN EFENDİ İNSANLARI ARASINDA SINIFLANDIRIRIZ BİZ. BÜTÜN ESERLERİNİ SAYMAMIZ İMKANSIZ. BAZILARININ İSİMLERİNİ SUNALIM. ARKASINDAN DİĞER
SÖZLERİMİZİ SIRALARIZ.
AKLIMDAN
HİÇ ÇIKMIYORSUN
ATEŞİMSİN
YAKIYORSUN BAKINCA
AYNADA
DÜN GECE BİR RESİM GİBİ
BAKMA
YEŞİLGÖZLERİNLE
BEN
BU CANI KAÇ SENEDİR SENİN İÇİN TAŞIYORUM
BEN
ÇOBANDIM SEN YILDIZIM
HAYALİMDEN
GİTMEYEN ANILARIM VAR
KALBİMDE
ALEV ALEV
MAZİYE
DALINCA GÖZLERİM DALAR
MEVSİMLERDEN
BİR İLKBAHAR
ÖMRÜMÜ
BEN SANA NASIL BAĞLADIM?
PETEKLERİN
BALI SENSİN
SEN
EKTİN YÜREĞİME EN ACI DUYGULARI
SEN
SEVDİM DİYORSUN AŞKI SENDE BULMALIYIM
SEN
ŞİMDİ DÜŞLERDE AŞKI ARAR GİBİSİN
SEVGİ
SENSİZ AŞK SENSİZ
SÜZÜLÜRSÜN
GÖZLERİMDEN HER GECE
YILDIZLARIN
ALTINDA BİR YAZ GECESİ
YILLARDIR
ÖZLER GİBİ
----------------------------------------------------
BU
ŞARKILAR ALFABETİK SIRAYLA SUNDUĞUMUZ BAZI ÖRNEKLERDİR. BESTEKARI
CEMİL DERELİOĞLUDUR.
BAŞKENT
NİĞDE VAKFI’NIN
TÜRK SANAT MÜZİĞİ
KORUSUNU DİNLİYORUZ BU SATIRLARI BİLGİSAYARA YAZARKEN.
NEŞE-İ MUHABBETLİ
NAĞMELER KONSERİ DEMEKTEDİR.
Şef:
Yavuz Ahmet Demirden.
Sunucu: Ülgen ÖZALP
Yerimizin ve
gayretimizin müsaade ettiği nisbette bu konserin
sanatçılarını, Koristleri Yavuz Ahmet Demirden
hakkında bilgiyi ve 2 bölümünde hangi şarkıların sunulduğunu yazacağız., teknolojik seviyemiz elverdiği zaman şarkıları da sunarız
tabii.
BU ŞARKILAR
ARASINDA İKİ ADET ŞARKI BESTEKARIMIZIN ESERİDİR:
1- Yıldızların
altında bir yaz gecesi Ülgen Özalp söylüyor
, güfte: Yasemin Balkan,
Makam: Acemkürdi.
2- Kalbimde alev alev Necmettin Akıncı
dillendiriyor. Güfte:Bekir mutluya ait. Makam: Muhayyer kürdi.
Şimdi BESTEKARIMIZ CEMİL DERELİOĞLU’NUN BİYOGRAFİSİNİ SUNALIM. Ama
hem folklorik olsun ve hem de samimi şekilde anlatalım. İstanbul da hangi fikir
adamlarının dizi dibinde oturduğumuzu (Nihal Atsız-Necip Fazıl Kısakürek- Ergun Göze- Nejat Muallimoğlu- senarist
Yücel Çakmaklı ‘dan değil, dizimiz üstüne çökmeyi
öğrendiğimiz zamanlarda Niğde’nin Kayardı Bağları’ndan bahsedeceğiz.
Hani Niğde
bağları diye türkülerini dinlediğiniz muhitleri anlatacağız.
Cemil Derelioğlu, Niğde Sakarya İlk okulu’nda
öğretmenimiz Nadire Dereli’nin büyük oğlu idi. Kayardı’nın Hacı Osman Çayırı denen muhitten (Aravan köprüsüne bitişik) Çınarlar’a
kadar uzayan muhitte (Kurdunus köprüsüne gidilecek
muhitte) tanınan kimselerin en saygı
kimselerinden Nadire Dereli’nin oğlu. Bu öğretmen
Osman ÜÇER’i beş yıl okuttu ilk
okulda. Aynı okulda Tahsin bey’in,
Süleyman Özdamar’ın (Değerli dernekçimiz, doktorumuz Nadi Özdamar’ın babasının) müdürlük yaptığını iyi hatırlıyoruz.
Hacı Osman Çayırı tarihi Cami’nin bulunduğu muhitin adıdır. Biz buralarda elle
balık tutarken, Çayırlar üzerine fırınlar yapıp, peksimetler pişirirken
öğretmenimiz Nadire Dereli’nin incelemesine tabi
tutulurduk.
Kitapçılardan
Tahsin efendi’nin kontrolunda, toplanan parayla Ahmet ÜÇER tarafından
meçside minare eklendi. Cami tamir edildi. Hemen bütün Kayardı’nın
bayramlarda bu camide bayram namazı kılmak için geldiğini hatırlarız.
O sıralarda
mahallenin bazı gençleri vardı. Adlarını mı istiyorsunuz.?
Bazılarını günümüzdeki adlarıyla, bazılarını o zamanki adları ile sunma
zarureti vardır.
Aylardır
Başkent Niğde Vakfı’nın NİĞDEMİZ dergisinde merakla ve takdirle okuduğunuz H.Naim
Şenol’u gözlerinizin önüne getiriniz. Sihirli folklor yazılarını okuyor
nefesiniz kesilmiyor. İşte onun yanında Cemal ağabeyi, Niyazi Recan’ı,
Muhtar Latif ağabeyi, Öğretmen İrfan
Gürbüz’ü, İğneci Haciemin’in oğlu Tekin’i ve
ağabeylerini, Musaffa’nın ağabeyi Şair Ali’ beyi, Yemen Gazisi Celalettin
Birim’in (annemin dayısı) oğlu Hayrettin
Birim’i (Bakkalbaşıoğlu),Yıllarca Niğde’de ikamet
eden ve Niğdelilerle kaynaşan Zonguldaklı Apti
Ağa’nın oğulları Yaşar ve İhsan’ı, muhitin çocukları Hikmet,.
Fikret, Osman ÜÇER, Orhan Recan, İlhan Gürbüzü, Ormancı’nın oğlu Hulkiyi,
Kitapçıların çocukları Nezihe hanım ve kardeşlerini, Köçeğin Murtaza’nın boy boy çocuklarını,
Öğretmen İbrahim efendi’nin çocuklarını, Nisari
Hoca’nın çocuklarını, damadını vs. düşünün gözlerinizin önüne getirin. İrfan
beyi Niğde öğretmen evinde görürsünüz bu günlerde. Emekli oldu ya sağlığının
iyiliğine rağmen, hastalık hastalığı yapar öyle.
Bu saydığım
yerlerin büyüklerinin isimlerini söyleyeceğiz?
Kitapçı Halil
efendi, kitapçı Kuddusi Efendi, Marangoz Ahmet ÜÇER
Efendi, Celalettin Birim, Zonguldaklı Apti Ağa.,Kunduracı Akif Özkale (Çocukları
Gülseren, Gülderen, Önder Özkale),
Orhan’nın babası Hancı, Mübaşir Mehmet Efendi (Mubaşir Şeref, Mediha, Semiha, doktor Nezihe, doktor Nermin ,Şair ali
beyin ablası Musaffa, Annesi, babası, zaman zaman misafirleri
akrabağları A.Vehbi ECER, H. Naim Şenol aile efradı, edebiyat
öğretmenimiz Nebahat hanım’ı (Naim Ağabeyin ailesi) , Sinanoğulları
aile efradı, Kendirlilerin bağlarının arkalarında Şükrü ve Noter Emin ve
diğerleri, İrfan Gürbüz, İlhan Gürbüz, İğneci Hacıemin
efendi, Cemil beyin karısı olan hacıemin beyin
kızını, Çınarların etrafını süslüyen ağa evleri, onların hepimizin tariflerine giren
binek hayvanları, Öğretmen İbrahim efendi ve oğulları, köçeğin Murtaza
efendi ve aile efradı..
İşte bu saydıklarımız
arasında Cemil Bey. Nadire Hanımın büyük oğlu Cemil Derelioğlu.
Efendi efendi gelir, herkesin hatırını sorar. Etrafı
seyreder. Ben bir taşkınlığını görmedim.
On onbeş sene öncelere gelelim. Ben Nazillideyken (onbir sene kaldım her yıl üç defa Niğde’ye geldim) ve Niğde’ye geri döndüğümde, dostlarımı
aramak için cep telefonlarının mesajını kullanarak dostlarımın Cuma günlerini,
Cuma bayramı olarak kutlardım. Cemil Bey’in hanımı bir okur iki okur ve Cemil
beye çıkışır:
-
Yahu, senin böyle Müslüman arkadaşların
var da senin bu yolda tutumuna neden tanık olmuyoruz diye azarlar. Bir gün
Cemil Beyden benim gibi beynamaza bir telefon geldi. Ve şöyle dedi:
-
- Yahu
sen devamlı Cuma kutlayınca bizim hanım bana çıkışıyor, sen neden bu yolda emek
harcamıyorsun? Namaz kılmıyorsun? diyor. Ben gülmekten yıkıldım. Çünkü, Yenge
nerden bilsin benim gibi bir beynamazın İslam istismarcısı olduğunu?. Her zaman Cuma kutlayınca gerçekten hiç bırakmadan
abdestli namazlı bir adam sanmış beni. İşe bak! Durum ne oldu? Son beş altı bayramdan beri Cemil bey telefonla kandil
kutlar, bayram kutlar bizden tın çıkmaz. Bu da bir hatıra
işte.
-
Nazilli’de şair arkadaşımın şiirini
bestelemiş. Benim haberim bile yok. Bayağı meşhur oldu mesele. O arkadaş
yanında forsumu bir göreydiniz. Rahmetli ölünceye kadar beni yere göğe
bastırmadı.. Cemil Derelioğlu
bestekarın arkadaşı, hemşerisi olduğumdan devamlı taltifledi beni.
-
Şiir yazan kimselerin yeni bir merak
sahası oldu bu besletelenme meselesi. İnanın ben hiç
heveslenmedim. Çünkü kavga şiirinden aşk ve tabiat şiiri yazmaya vakit bulamam
zaten.
-
Bacanağım Alaaddin
Şensoy beyin evinde iken masasının üzerinde çanta çanta mektup görürdüm. Çoğu kimse şiirini gönderiyor ve
bestelenmesini istiyordu.
-
Bacanak, birkaç defa şiir istedi.
Besteleyeceğim diye. Ismarlama yazamamışım demek ki, ölünceye kadar kendisine
şiir veremedim.
-
------------
-
Üstadım Cemil Derelioğlu,
Niğde her geldiğinde bizi ihya eder. Biz Sabri Özdağ’ın
kitabında anlattığı ziyafeti verecekken üstadımız, yedirir içirir bizi. Eh daha
ne diyelim.?
Gönlümüzü hoş eden sohbeti, sihirli müziği, maziye ait hatıraları ile
bizi ihya eden Cemil Ağabeyimizden Allah razı olsun. Gelemediği düğünün
hediyesi Cumhuriyet altınını yerine ulaştıran böyle adam gördünüz mü?
-
1939 yılında doğduğuna göre kardeşi
Osman ÜÇER’den bir yaş büyüktür.,
Şehir evlerine de komşuluk yaptık. Yenice mah. Mezgit önünde biz Nüshet beyin evinde otururken, iki alt sokakta Nadire Hanımın evi vardı..
-
Babasının Konya eşrafından oluşu (Mithat hocanın oğlu seyit Ali bey’dir. (Bizim
sülalemizin dörtte birinin de Konya’da bulunuşu üstadımla müşterek bir yanımız
olsa gerek.
-
İlk okulu
Sakarya’da, orta okulu, Niğde Ortaokulu’nda, Lise’yi Mersin’de, Ankarada deneme lisesinde okudu. Almanya’nın München Hochscule Politische Wissenchten (siyasal
bilgiler fakültesi) ve Ankara İktisadi ve ticari ilimler akademisinde yüksek
tahsil yaparak maliyeci oldu.
-
TC. Emekli sandığının bir kuruluşu
oylan Emek inşaat ve işletme şirketinde çalışma hayatına başladı. 13 yıl burada
çalıştı. 1979 dan sonra özel sektörde görürüz
kendisini. Güneş sigortada teknik müşavirlik yaptı. 80-85
yılları arasında serbest inşaat müteahhitlik hizmetlerinde çalıştı ve emekli
oldu.
-
Niğde ortaokulu’nda 1. sınıfta
mandolini öğrendi. Almanya tahsili esnasında Çekoslovak piyanist Cihictinta Girag dan piyano dersleri
aldı. Merhum kemani bestekar
Salahattin İnal’dan makam ve usul dersleri halen
İstanbul radyosunda görevli kanun sanatçısı Şener Altırnbaşa’dan
kanun dersleri aldı.
o Bestekar olarak karşımıza
1987 yılında çıkar. 19 tanesi TRT reportuarında olmak
üzere toplam 45 adet Türk sanat müziği dalında 2 tanede pop müzik dalında
bestesi vardır. Yazımızın başında alfabetik sunduğumuz eserlerinin bir gün
sitemizde müziğini verebilmeden ölmek istemiyoruz. Bu kıymetli arkadaş bizleri gururlandırıyor.
Sıcak kişiliği ile heyecanlandırıyor. Şereflendiriyor.
o Bu
yazıya müsait bir zamanda devam edersek olumlu şeyler söylemiş oluruz sanırım.
o Dedik
ama, dinlemekte olduğumuz bantta Üstadımız Cemil Derelioğlu’na plaketin verildiğini seyir edince birkaç
satır daha yazma gereği doğdu. Konserin birinci kısmını havi bantın böyle bir sahneyi bulundurması şarkılara daha çok
eğilmemizi sağladı. Cemil bey bütün tevazu ile plaketini
alıp, ağır başlılığıyla yerine gitti.
Sonra ikinci
Bantta hocası bestekar ve ses sanatçısı Alaaddin Bey hakkında beyanları ve okumaları çok takdir
topladı. Seyirci sık sık olayları vesile ederek
kendisini sahneye çağırdı. Velhasıl iki DVD de de
Cemil bey izleyenleri
ihya etti. Niğdeli sanatçı olarak hafızalara iyice yerleşti.
İnşallah uygun
bulursak, bu konuda önemli notları da sunarız. Bir mektubu var elimde . bu günlerde bana ulaşan.
Sağlık ve esenlikle kalınız.
Kadim dost Osman bey diye başlıyor. Bu bölümü meydana getirdiğim de
muhterem zata duyurdum. Beğenmediğin veya ifşa sayacağın husus olursa işaret
et, bazı kısımları kaldırabilirim dedim. Bu güne kadar ikaz gelmediğine göre, uzun mektubun
da önemli sayılan yerlerine dokunmam, çizeceğim Cemil Derelioğlu’nu
daha iyi tanıtmaya yarayacaktır.
En son
görüşmemiz, Niğde lisesi mezunlarının Lise bahçesinde bir araya geldiğinde idi
sanırım.
Mektubunda:
Emekli olan
insan ne yapar, yaşlar yetmişi geçse de, bizler devamlı çalışan insanlarız. Siz
edebiyat alanında hem şair, hem de naşir olarak en yüksek mertebesindesiniz
sanırım.
Ben de musukiden
sonra, şiir yazmaya özendim ama, becermem çok zor.
Şair, Yahya kemal Beyatlı şiir konusunda diyor ki, “Şiir nesirden bambaşka bir
hüviyette ve musukiden başka türlü musukidir. Eğer şiirin tarifi yapılabilseydi bir türü
değil, bin türlü tarifi olurdu.” Der.
Bu bakımdan,
ben de derim ki, “şiir ve beste, şairle ve bestekarlar
Tanrı bir iletişim duygusudur” diye tarif ediyorum.
Bu satırlarını
okudukça bir sohbet değil, kavramların inceliklerini öğreten bir öğretmen gibi
üstadım. . Devam edelim:
Tabiî ki bu
arada siz de gelmiştiniz bir kere. Niğde Vakfına vakit buldukça uğrarım. 2009
un son haftasında eski bakanlarımızdan Boırlu Haydar Özalp’ın gelini Ülgen Özalp de
ona bu konuda destek benden de maddi manevi katkı istediler. Ben de bir nebzede
olsa gereğini yaptım. Tabiî ki, amatör de olsa bir yankı uyandırdık.
Eleştirilecek de olsa maksat bir adım da olsa Niğde’nin sesini duyurmak.
Velhasıl Ankara’da havadisler bu kadar.
Telefonda bahsettiğim TSM korosunun V.C.D sini Niğdemiz
dergisinin bu konuda çıkan yeni sayısını da gönderiyorum.
Sevgili
dostum. Sağlığına dikkat et. En kısa zamanda Niğde’de görüşmek ümidi ile
tanıyan tanımayan herkese selamlar.
Son halimi
görmek istersen 19 haziranda Orhan baba ile çekilmiş
bir resmi de gönderiyorum. Cemil Derelioğlu imza
Bu mekbupta konser için tevazulu bir anlatım var. Bende çok güzel bir sanat gösterisi. Herkese teşekkürler.
Konumuz olan
Cemil Bey’in’de katkıları kişiliğini yansıtıyor.
Herkes
, her şey fani. Dileriz ki bu hazırlanan belgeler,
bizim tanıtım şeklimiz nesillerin eline sağlıklı bir şekilde geçer de, sanatın dejenere olmasına kimse müsaade etmez.
Cemil Bey üstaaaadııııııımmmmm.
Allah razı olsun ve korusun!
Bir yeni ek:
Şu anda sesi Bordum’dan
geliyor. Yakınlarıyla beraber orda. Bana denizden bahsetmemi
değil, Niğdeyi anlat diyor. Ben ona Kayardı
Bağlarının
gündüzünü ve gecesini anlattım dakikalarca..
Mersin’e
kaçabileceğim günmleri bekliyorum.
***********************************************************
1- ESAS RAHATSIZLIK NE?
Hamas’a propaganda serbest, şehit haberine sansür!
AKP ve Tayyip
Erdoğan sayesinde artık bu ülke için toprağa düşenlerden bile haberdar
olmayacağız. Evet Başbakan dün ültimatomu verdi ve
şehit haberlerine karartma talep etti. Görüyorsunuz AKP diktatörlüğü şehit
cenazelerine katılımı ve cenaze namazını kılmak için camilere gitmeyi
yasaklaması yetmiyormuş gibi şimdi şehit haberlerine karartma getiriyor. Neymiş
efendim bu şehit haberleri PKK propagandası imiş!.
Anlamıyorum şehit cenazeleri nasıl PKK propagandası olur? Tersine o haber ve
görüntüler bu toplumun millet olma bilincine katkı yapar çünkü toprak eğer
uğrunda ölen varsa vatan olur... Hadise PKK propagandası falan değil, AKP’nin o
görüntülerden oy olarak olumsuz etkilenmesidir. Evet bu ülkede Hamas’ın propagandası serbest ama Türkiye için ölenlerin
isimlerinin açıklanmasına bile sansür talebi var..
SORU-YORUM...
Sen AKP’nin sözcüsü müsün Paşa?
Olağanüstü hal ilanına gerek yokmuş! Hayır bunu Tayyip Erdoğan ya da diğer siyasi kişilikler
söyleyebilir de Genelkurmay Başkanı Orgeneral Başbuğ iki sebepten ötürü
söyleyemez. 1) Olağanüstü Hal teklifini yapan bir siyasi yani muhalefet
önderidir. Dolayısı ile Orgeneral Başbuğ siyasi bir kişiliğe yani Devlet
Bahçeli’ye karşılık vermek ya da laf yetiştirmek konumu ve pozisyonunda olamaz.
Bizim böyle bir yetkimiz yok der, hükümetin işi der, onların takdiri der ki
gerçek öyle yani olağanüstü hal’i ilan yetkisi hükümette. Durum bu iken
Genelkurmay Başkanı Tayyip Erdoğan’a ve AKP’ye teknik
destek ve hatta omuz veriyor ve Olağanüstü Hal’i ilan etmekten uzak duran
AKP’ye arka çıkıyor.. Ha varsa bir görüşün, onu basın
önünde AKP’ye destek gibi değil, kapalı kapılar ardında söylersin! 2)
Olağanüstü Hal’e gerek yok ise şu şehitler ve şehadetler
niçin Sayın Başbuğ? Senin askerin, “Yetkim yok, teröristle mücadele edemiyorum”
diye feryad edip toprağa düşerken, sen AKP’ye
şirin görünme adına nasıl böyle bir sözü edersin?
BOŞA KÜREK ÇEKİYORLAR...
Hükümet PKK ile müzakereye mi
oturacak?
Çocuktan al haberi derler ya, aynı hesap. Gaze-tecilikte varlık nedeni ve tek güvencesi Tayyip Erdoğan olan kalemler birden PKK ile müzakereyi
seslendirmeye başladı. Evet Tayyip
Erdoğan yarın kazara Hıristiyan olsa, bunda bir hikmet var deyip anında din
değiştirecek durumda ve konumda olanlar, ekranlara çıkıp hükümetin PKK’yı
muhatap almasını dillendiriyor. Hayır bu işleri iyi
bilen biri olarak vereceğimi hüküm şudur. O kalemler, Tayyip
Bey’e rağmen ve hele onun kızacağı hiçbir şeyi yapmazlar, çünkü Erdoğan
velinimet. Dolayısı ile ben o tekliflerin Erdoğan adına kamuoyu oluşturmak için
yapıldığı kanaatindeydim. Evet AKP’li kalemşörler, bu tezi ortaya atarak hem tepkileri ölçüyor
hem de zemin inşa etmeye çalışıyorlar. Tabii bu teklifleri ile aynı zamanda
açılımın balon olmadığını da güya ispata uğraşıyorlar.
13752 defa okundu
YETMİŞ YILLIK NOT
DEFTERİNDEN SÜZÜLENLER:
Düşünmek, pişman
olmamanın ilacı, az yemek şişman olmamanın ilacıdır. (Bilmem uzun uzun izaha gerek var mı?)
Ev (bina)
taştan, iş baştan yapılır. ( Beton arme
ile gök delenler yapılsa da, sağlık, güzellik bakımından binaların taştan
olmasının gereğine inanmışım bir kere. Bir işin salimen sonuca uğraması için de
işe başlarken palanı yapılmalı, ilk girişimler, sonucun ucuz, başarılı olmasını
sağladığı unutulmamalıdır)
Kini kalbinden
silip, tecrübeyi istifleyen,
Kutsalı, maneviyatı olmayanın,
havayi hayatı yaşadığını söyleyebiliriz. (Anlamlı, başarılı yaşama için objektif bilimsel bilgiler,
gayret ne kadar önemli ise, manevi hayatı gözden uzak tutmamak da, sağlam
esaslara bağlı olmak demektir. Aksi halde, yalnız mantık ve beyin yolu ile olsa
olsa zerre mesafe katedebiliriz.)
OSMAN ÜÇER’DEN
VECİZELER
Tökezmemenin anahtarına sahip
demektir. ( Kin, insanı mutlu kılmaz. Dinen yasaktır. Ama, gördüğü kötülükleri anlamlı tespitlere dönüştüren,
salim ve akıllı bir yolun yolcusu olur.
Günün sözü:
İSRAİL
DEVLETİ’Nİ KURANLARA TOPRAKLARINI SEN, BEN, BİZ SATMADIK.
BİZZAT,
ARAPLAR, FİLİSTİNLİLER SATTI. ÖZDEMİR İNCE- HÜRRİYET
--------------------
NAZIM HİKMET’İ ULUSAL
TELEVİZYON ANLATTIKTAN SONRA FİKRİM DEĞİŞTİ:
NAZIM HİKMET’İN
MEZARI TÜRKİYE’YE GETİRİLMELİDİR.
1950 TARİHLİ
CUMHURİYET GAZETESİ’NİN HABERİ DAHİL, ULUSAL
TELEVİZYON’UN NAZIM HİKMET PROĞRAMI DA TÜRK AYDINI’NA TEKRAR YAYINLANIP,
NAZIM’IN MEZARİ’NİN TÜRKİYE’YE GETİRİLMESİNİN RUSYA’YA BİR TOKAT OLDUĞU KABULLENİLMELİDİR.
NAZIM 1950 DE MOSKOVA TOPRAĞINI ÖPMÜŞ MÜDÜR?
NELER SÖYLEMİŞTİR. Cumhuriyet doğru mu yazmıştır?.
Sonra ne olmuştur?
Rusyadaki Rusçu komünizm
ile Nazım bıçak bıçağa gelmiş midir?
Bunları aydınlatırlarsa,
Nazım’ın mezarının Türkiyede beklenmesinde şu yaşımda
nöbet tutacağımı vaat ederdim.
Hadi, bu kadar
kısa yazayım ki işin gerçeği için seyirci, okuyucu, ziyaretçi gerçekleri
arasın. Nazım’ın Türk Milleti’ne borcu var mıdır? Türkiye’nin ona borcu var
mıdır?
Anadolu da köy
mezarlığını Nazım’a kapamak, onun gerçeğini karanlıklar içinde bırakmaktır.
NAZIM’IN, ((BİZ
ŞU KADAR ERMENİYİ ÖLDÜRDÜK, ŞU KADAR KÜRDÜ ÖLDÜRDÜK!)) DİYENLERİ İYİ TANIYALIM.
Bu gibiler piçtir.
Nazımsa,
Rusya’ya karşı mücadele verip, Türkiye’yi daima yüce kavram olarak görmüştür.
Bu gerçekleri ortaya çıkarıp, Nazım’ın mezarı getirilirse, Türkiye’de olumlu
havalar eseceğini sanıyorum..
ALİ MERAKLI YANIKIYOR..
Bütün değerli
yazar arkadaşlarım folklorik, tarihi, fikri eserler yazıyor. Görüşmeler sonucu
bir müessese bastırılması eziyetini üzerine alıyor. Böylelikle mali durumlarını
perişan etmeden eser sahibi oluyorlar.
Benim durumum
öyle mi ya? Hem yazarken becelleş. Hem ailenin kısıtlı gelirini o işe harca.
Hem de kitap çıkınca yok beynelmilel dernek, yok Masonluk, yok hırsız, yok
arsız derken toplumda hiç huzurun kalmasın.
Böyle
yazarlığın sen değil, ben içine…..
************
*******
Üstadın
kitabından
Yemek duası
Önünde sofra kurduk
Yüce Tanrım bu
günde
Karnımızı doyurduk,
Hamdolsun bu öğün
de
Nimetini bollaştır,
Her şeyi ziyade et,
Kudretinle ulaştır
Rızkımıza bereket..
Fakir yetim
kulları,
Düşürürüz elbette,
Esirleri dulları,
Eksik etme nimette…
Her canlıya
rızkını,
Yolculara yolluk
ver,
Her kuluna hakkını,
Yurdumuza bolluk
ver..
Yurduma ver
selamet,
Bizi nura çek
Tanrım,
Hepimize afiyet
Olsun bu yemek
Tanrım!
---------
Kerim Özbekler,
Nazilli’ye kitabını götüren ÜÇER’e böyle poz
verdirtiyor.

DEHŞETLİ
MÜSLÜMAN HACI EFENDİ.
ÇOK MUAZZAM BİR
İNSANDI. MÜSLÜMANLIĞI KİMSEYE VERMEZ, ALLAH DER YATAR, PEYGAMBER DER KALKARDI.
BASTIĞI YERLER
TİTRER EV HALKINI SOĞUK MEMLEKETTE HİÇ ÜŞÜTMEZDİ. HERKESTEN GİZLİ ÇALDIĞI
ELEKTİRİĞİ YILLARCA TEK ZIRNIK ÖDEMEDENKULLANDI.
BU YETER Mİ
YAHU? ADAMDA AİLE SEVGİSİ VAR. DUVARLARININ İÇİNDE KAÇAK ELEKTİRİĞİ DÖŞEDİ.
YILLAR BOYU SICACIK EVDE OTURTTU AİLESİNİ.
HACI EFENDİ
DİYE HERKES YATARIR KALDIRIRDI.
HÖRMETKAR
DAVRANIRDI. KİMSE ÖNÜNDEN GEÇMEZDİ VALLAAAAA!...
ALÇAĞI BİR GÜN
YAKALADILAR. KAÇAK ELEKTİRİKTEN MAHKUM OLDU. HACILIĞI
BİN KATLANDI. NE ADAMLAR VAR BE? HELAL OLSUN.. ÖYLE DE
BENZERİ ÇOKKİ!
---------------
BAŞINI
KAŞIMAYA ELİ DEĞMEDİ KEL’İN, SU ELİN, ÇEŞME ELİN, TEKNE ATÇALI KEL’İN
--------------
ÇEŞMEYİ KEL
YAPTIRDIĞI HALDE, BAŞKALARINDAN TOPLANAN PARAYLA YAPTIRDIĞI İÇİN, KENDİSİNE AİT
SAYMIYOR,
SU DA ELİN…
KEL, ÇEŞMENİN
ÖNÜNE BİR TEKNE YAPTIRMIŞ BU DEYİŞ ORTAYA ÇIKMIŞ. BENZER OLAYLAR İÇİN NE KADAR
KIYMETLİ BİR DEYİŞ. DİLİMİZİ ALIŞTIRSAK,
BİR ÇOK İNSANIN, BİR ÇOK OLAYDAN DERS ALMASINI
KOLAYLAŞTIRMIŞ OLURUZ SANIRIM.
VALİY-İ VİLAYET,
HADEMEİ DEVLET, ATÇALI KEL MEMET!
OSMAN ÜÇER’İN EN
ÇOK SEVDİĞİ EFE HİKAYESİ..
ATÇALI KEL MEMET’İ MUTLAKA OKUYUN..
Bu günlerde Atçalı’yı üçüncü defa okuyorum. Nefis bir
kalemden, harika anlatım. Allah, rahmet eylesin Sertoğlu’na..
Ege’de Milli
Mücadele’nin araştırılmasında, ilk İstiklal Mücadelesi anıtının araştırılmasında fikirlerim
ve kameramla katkıda bulunmuş bir adam olarak, Yörük Ali’leri, Demirçi Mehmet
Efe’leri, Sökeli Cafer Efeleri, i, Çete Ayşeleri, Çakırcalıları,
Gökçen efeleri, Kamalı Zeybekleri’n hayatını
ARAŞTIRANLARI TAKİP EDEN, YA DA EN AZINDAN TAMAMINI DEFALARCA OKUYAN BİRİ
OLARAK biri olarak, neden Atçalı Kel Memet gibi bir çırakın ismi ile
nokta koymaktayım?
Efeler Türk
İstiklal Savaşı’nın kazanılmasını sağlayan, Konya isyanlarını bastırıp
Cumhuriyetin kurulmasında en önemli etkenlikte bulunan, Egedeki milli
mücadeleleri ile bir çoğu mazisindeki kiri temizleyen
kimselerdir. Yonan’a zaman zaman
en meşhur darbeleri indiren kahramanlardır. Zaten efelik çoğunlukla haksızlığa
karşı durmaktır.
Kötülük yapmak
için dağa çıkanlar efe değildir. Çalı kakıcıdır. Eşkiyadır.
Benim ismini saydıklarım heykelleri dikilecek kimselerdir.
Böyle bir
atmosferi tanıyan bir kimse olarak neden meşhur birini adını takmıyorum
da, Atçalı’da
karar kıldım?
Niğde gibi bir
yerde kimsenin yürü demesine gerek olmadan tek başına yolunu çizen, yüzleri
yönlendirmek için başlangıçta çok eziyet çeken, cereyan sırasında kimseden bir
para ve makam ummayan biri olarak yaşadığım hayatın Atçalı’nın
hayatına benzediğini gördüğüm için, bu benzetmeden gurur duyuyorum! demekteyim..
Valiyi vilayet
olmadık isek de zaman zaman fikir adına, tek sözü
geçen kimse olarak yaşadığımız devirler oldu.
Ben kel
değilsem de, dedem Kel Ali idi. O’ndan irsiyeti devam ettirenler vardır. Allah rahmet eylesin
dürüst yolun yolcularına..
Sonumuzun nasıl
noktalanacağını bilmemekle beraber, gidiş o gidiştir.
SEVGİ
BUNALIMLAR
İÇİNDE KİNLE KÜÇÜLMEMELİ,
İSLAMİ
DUYGULARLA ÖNLERE TAM GEÇMELİ
GÖNLÜMÜZ DOLUSU
SEVGİYLE YÜKSELMELİ
TEVAZUYLA YERLERDE,, SEVGİYLE GÖKLERDEYİZ!
Osman
Üçer
***************
A.VEHBİ ECER TANITIMI

Sağ baştaki gözlüklü A. Vehbi ECER’dir
MİLLİ KÜLTÜRDEN MİLLİ
BİRLİĞE

NİĞDE’NİN İKİ BÜYÜK
YAZARINDAN BİRİ
A.VEHBİ ECER’İN
YENİ KİTABINI
SİZLERE TANITACAĞIZ.
İSLAMI VE TÜRKLÜĞÜ
İYİ TANIMAK İSTEYENLERİN MÜRACAAT EDECEĞİ KALEM
AHMET VEHBİ ECER’İ
TANIYINIZ.
1950 LİLİ YILLARDAN
BERİ GAZETELERDE DERGİLERDE YAZAN, TELEVİZYONLARDA KONUŞAN BU BÜYÜK İNSAN, BÜYÜK
YAZARIN TÜM ESERLERİ TÜRK MİLLETİ’NİN FERTLERİ İÇİN GÖZDEN UZAK TUTULMAMASI
GEREKEN NİTELİKTE DEĞERLİ
KIYMETLİ ESERLERDİR.
Kalemimizi ve
mazisini bilenlere söylüyoruz. Menfaat için kimsenin gıyabında ve vicahi olarak
methini yapmayız. Bazen bir açıklama olarak Nihal Atsız, Necip Fazıl Kısakürek, Basri
Gocul gibi fikir adamlarının rahleleri
dibinde aldığımız gıdalardan bahsettik.
O zamanlardan
beri hiçbir makam ve madde peşinde olmadığımızı herkes bilmektedir. Öyle
olsaydı, maaşla Babıali’de Sabah Gazetesindeki iş
teklifini kabul ederdik. Niğde yanılgısı sebebiyle mahrum olduğumuz bu
seviyenin acısını halen hissetmekteyiz.
Niğde’yi
kafasının sokacağı samanlık sayan bazı kişiliksiz yazarları ise çekinmeden
daima teşhir ettik eserlerimizde.
Şu anda da
yalnız yazı dünyası ile yalanlarımızla,
yazdıklarımızı bu milletin evlatlarına verme çabası altındayız.
Fikri
himayesinden yararlandığımız bazı kimseleri de öğretmen veya öğretim üyesi
olmaları sebebiyle ifşa etmedik. Sanırım bunlardan birinin ismini verme zamanı
gelmiştir.
A.
Vehbi ECER, fikri hayata başladığımız günden beri
sorularımıza muhatap olan ve bu sebeple 1950 den öncesinden beri
yararlandığımız bir kimsedir.
Eserlerinin
hepsi ortada. Türk Milleti’nin gerçek İslam’ı ve Türklüğün meselelerini
öğreneceği en yetkili kalemlerden biridir.Makaleleri
ve eserleri türkiyemizin seçilmiş en önemli
meselelerini ibilimsel yoldan teşhir eder ve açıklyar. Bu bakımdan ailelerinizin yastık altı baş eser
kabul edeceği eserler arasında olması gerekir. Sahip olduğu tevazu sizi okurken
ayrı bir sihrin etkisinde bırakacaktır.
Bu günkü
seviyesini tırnak tırnak çabalayarak yakalamıştır A.Vehbi
ECER.
Bunu ispatlamak
için on senelik sitemizin başladığı zamanlarda kendisi için köşe açtık.
Senelerde
yazılarını yayınladık. Şu anda da yazdığı eserlerin özetlerini, tavsiyelerini
ve geniş biyograf isin vereceğiz.
Şimdilik bu
kadar vakit buldukça bu sütuna göz atıp, Niğdemiz’in
medarı iftiharı saydığımız yazarımız hakkında yazdıklarımızı takip ediniz. Bize
göre diğer büyük yazarımız bildiğiniz gibi yazar öğretmen Ali İhsan Beyhan’dır.
İnşallah onun için de benzeri yayın yapıp, okuyucuların belli konularda en
yetkili ağızdan folklor bilgisine sahip olmalarını sağlamak istiyoruz.
Sağlık ve
esenlikle kalınız.
A.Vehbi ECER.Yard.Doç.
Ahmet Vehbi ECER eserlerinden edinmek isteyenler sitemize şimdiden müracaat
edebilirler. Yakında bu konuda yayın yapacağız.
------------------------------
RİSALEİ NUR KAVRAMINA
AİT BİLİMSEL GERÇEKLER:
BU SİTENİN
SAHİBİ TARAFINDAN 1960 YILINDA BÜTÜN KİTAPLARI alınmış ve yurtta okunmuştur. O
zamanki dünyayı ele geçirmeye çalışan bir beynelmilel Komünizm karşısındaki
kalleş tutumları bile bunların milli ve dini bütün olmadığı kanaatini
uyandırmıştır. Bu kanaatimiz İst-Aksaray’da ileri derecede bir Nurcu’ya şöyle iletilmiştir:
((Eğer öbür dünyada (Çünkü bu dünyada akıllanmaları ve ikna
edilmeleri Himalaya Dağına tırmanmaktan zordur)
Nurcular üzerinde bir hakkımız tespit edilirse, ben şahsen hakkı mı helal
etmeyeceğim. Beynelmilel komünizm karşısında suskun, köşelere sinmiş,
üniversitenin kapıları tutulduğunda (biz nurluyuz!) diyerek iceri
kayan ve dinle en ifak alakası olmayan bu sürü de
benim hakkım vardır. İfgtira isze
İlahi ceza düşerse razıyım.
Bu vatanın
ekmeğini yemişler cahilleri kendilerine bende ederek, Muazzam İslam’ın Türkiyenin ve dünyanın kurtarılmasındaki muazzam yapısını
köreltmişlerdir.
Eserde ki iman
telkini ilk zamanlar insanı büyülüyorsa da, toplantılara katılıp tercüme
izahları dinleyen Nurcuların memleketin karşı karşıya olduğu (Masonluk,
Komünizm, hırsızlık, ipsizlik, gayrı milli tutumlar karşısındaki nötr tutumları insanı böyle bir cereyanın okşamadığını
ortaya koymuştur.
Hele hele karanlık kimselerin özel toplantılarda ki yorumları
bir başka alem. Yahu Arapça, Kürtçe, Farsça uzun ve
karmaşık cümleleri anlatmak böyle uzun yıllardaki toplantıların zamanını
alacaksa bir normal tercüme yapın ve halk okusun. Hayır
bu yol doğru yol olur. Karanlık muhitlerde Cumhuriyet ve İslam düşmanlığını
karmaşık cümlelerle izah edecek karalık kimselerin zifiri izahlarına ihtiyaç
görüyorlar.
Bant ticareti,
kitap ticaretine diyecek yok. Ticari kabiliyetlerine diyecek yok.
Velhasıl
meseleyi namuslu bilim adamaları izah etmezlerse öbür dünya odununda
yanacaklardır. Şahsen ben Nurculuğu Bir general takışmasında savundum ise de
buna layık olmadıklarını zamanla anladım. (Nurculara
hücum eden bir generale komünist dediler. Takıştılar.)
İftira ve kötülememiz varsa bunu ispat için yazışmayanları öbür dünya kuralları kahretsin.
Şu anda
okuduğum bir bilimsel eserin belli kısımlarını arz ediyorum: Araştırma sizden..
((…Siyasetçiler oy korkusuyla hoş karşıladı. Anadolu’nun
cahil halkını kapladı. Dili anlaşılmaz bir ihanette idi…))
(( Saidi Nursi’nin
Risalei Nur isimli adlı kitaplarını okuyanlar
kendilerine Nurcu demişlerdir.
Kendilerince Kur’an çağdaş tefsiri okuyarak görülen ve inanılan
Risaleler bu gün Türkiye’nin her yerinde, toplantılar yapılarak okutulmaktadır.
Risaleler
yoluyla Eş’arilik anlayışı da yaygınlaştırılmaktadır.
Yazıcılar, Yeni Asya Gurubu, Meşveret gurubu, Yeni Nesil Gurubu, Med Zehra ,Zehra, Aczimendiler ve Fethullahçılar
gibi guruplara ayrılan Nurculuk Anadolu’da çok yaygın ve etkin durumdadır.
Şimdiye kadar silahlı bir başkaldırıya teşebbüs etmeyen Nurcular, akla,
değişime, modernleşmeye, çağdaşlaşmaya karşıdırlar.
Eşariliğin ve Şafi
mezhebinin temsilciliğini yapmaktadırlar.
Aklı dinin
kaynaklarından biri olarak gören ehli sünnet
bilginlerinden Maturidiye karşıdırlar. Hanefi Maturidi
anlayışını Anadolu halkı üzerinde zayıflatıyorlar.
Bu gerçeği
İslam mezhepleri tarihi uzmanı Prof. Dr Sönmez Kutlu şu hüküm
cümlesiyle ( bakz.
İmam Maturidi ve Maturidilik
Ankara 2003,
54) ortaya koyar
“Osmanlı
döneminde Gazali’nin sufilikle ilgili eserleri,
Cumhuriyet döneminde de
Saidi Nursi (Eşari mezhebindendir) nin eserleri Türkler arasında Hanefi-Maturudi
kimliğinin zayıflamasında etkili olmuştur.”
Tanrımız Kur’anı Kerim’de iyi veya kötüyü yapmamız için bizi zorlamaz.
İyi veya kötüyü anlatır. Ve seçmeyi bizlere bırakır. Kur’anda
ki insan iradesini en iyi anlayan büyük bilgin Ebu Hanife
ve Maturi’dir.
Dini yaşantımızı akıl dışı ve sert uygulamalardan kurtarmanın,
akılcı, kucaklayıcı, hoşgörülü, hürriyetçi, ilimci ortama çekmenin yolu
Hanefiliği, Maturudiliği ve Yeseviliği
Anadolu Türk Kültürüne sokmak ve halka bunların
anlayışlarını ulaştırmaktır.
Böylece
toplumumuz kadercilikten ve tembellikten kurtulabilir.
Halkı
Aydınlatma konusunda İlahiyat Fakülteleri’nin değerli bilim adamlarına, TC. Diyanet
işleri Başkanlığına ve yayın organlarına, eğitimcilerimize gayretler ve
görevler düşmektedir. (Yeni Hayat dergisi, mart 2007,
sayı B: 149, Yesevi dergisi Ocak 2007 sayı:157)
((Ahmet Vehbi
ECER, MİLLİ KÜLTÜRDEN MİLLİ BİRLİĞE))
Türkler Zorla mı Müslüman Oldular?
Yrd. Doç. Dr. Ahmet
Vehbi ECER
Erciyes Üniversitesi Emekli Öğretim Üyesi
Bazı yayın
organlarında atalarımızın İslâm dinini isteyerek değil de zorla
benimsediklerine dair yayın ve propagandalar yapıldığını görüyoruz. Bu anlayışı
bütün olarak kabul etmek mümkün değildir. Her şeyden önce insanlar zorlanarak
inanmazlar, ancak zor karşısında inanmış görünebilirler. Ayrıca Türk atalarımız
Hz. Peygamberin yaşadığı dönemlerde ve daha önceleri Tek Tanrı’ya, âhiret’e, cennet-cehennem’e,
iyilik ve kötülüğe, âhirette sorgu-suale inanıyorlardı. Tengri dedikleri
öncesiz, sonrasız, güçlü, yaratıcı bir ilâhın varlığına inanmakla kalmayıp, iyi
insanların gideceği yer olan cennete uçmak,
cehenneme tamu, kıyamet gününe uluğ gün diyorlar, ahlâkî değerleri
sahipleniyorlar, öldükten sonra yeniden dirileceklerini ifade ediyorlardı (Bu
konular için bk. M. Ergin, Orhun
Abideleri, İst. 1970; A. V. Ecer, “Türklerin Eski
Dini”, Töre Dergisi, Aralık 1982, S.
139, s. 33-35; “Eski Türklerde Vahdaniyet”, Töre Dergisi, Ocak 1983, S. 140, s.
62-63; Bahaeddin Ögel’in
bütün eserleri…).
Bu ve benzeri
özellikleri dolayısıyla Türklerin eski dinleri ile İslâm dininin inanç ilkeleri
arasındaki paralellikler bir çatışmayı gerektirmiyordu. Eski Türklerin
inanışları ilâhî din izlerini taşıyordu. Bakara Suresinin 61. âyetinde Allah’a, âhirete
inanmanın ve iyi işler yapmanın (=amel-i salih’in)
faydalı olacağı hususundaki ilkeler ile atalarımızın inançları arasında çatışma
yoktu. Bu paralellik, atalarımıza da bir peygamberin geldiğine de işarettir (Kur’an-ı Kerîm’deki şu âyetlere bakınız: Yunus/44,
47; Fatır/24; Rum/47; Nahl/36;
Enbiya/7; Mü’min/78).
Bu konuyu 1983
yılında Töre dergisinde (Şubat 1983,
S. 41, s. 62-64) yazdığım “Türklerin Eski İnançlarında İlahî Din İzleri” başlıklı makalemde
yazdığım için, konunun ayrıntılarına girmek istemiyorum. İnanç ilkelerinin
dışında kurban kesmek, dua etmek, vatan ve namus için savaşmanın kutsallığı… gibi geleneklerin varlığı, ayrıca ahlakî değerlerle İslâm
dinindeki benzerlikler bir direnmeye değil, kabullenmeye zorlayan özellikler
olarak değerlendirilmelidir. Daha açık
ifadeyle atalarımız eski inançları ile İslâm
dininin inanç ve ahlâk ilkelerinin örtüşmeleri sebebiyle İslâm dinini benimsemekte zorlanmamışlardır. Âdeta
din değiştirmemiş, dininin adını değiştirmiştir (bk. A. V. Ecer,
“Türklerin Müslüman Olmalarında Eski Dinî İnanışlarının Rolü”, Millî Kültür Dergisi, Nisan 1991, S. 83,
s. 42-44). Böylece kendi tanrı telâkkilerine ters
düşmeyen Kur’an’ın
bildirdiği Allah inancını kolaylıkla benimsemiştir.
Türklerin
Müslüman Araplarla karşılaşmaları pek de dostane şartlar altında olmamıştır.
İki değerli bilim adamımızın birlikte yazdıkları ve birkaç baskı yapan
kitaplarında ifade edildiği üzere Türklerin: “… Müslüman olmalarını görebilmek
için XIII. ve XIV. yüzyılları beklemek gerekmiştir.” (bk. Ü. Günay– H. Güngör, Türklerin
Dinî Tarihi, İst. 2007, s. 239). Ancak ilk temaslar için bazı tarihçilerce
751 yılında Talas savaşı gösterilir.
Türklerin
İslâm dinine girmemek için direndiği iddiasındaki yanlışlık, İslâm dini ile Emevi Araplarının yönetim ve hâkimiyet anlayışlarının
aynılaştırılmasından doğmaktadır. Araplar, Müslüman olduktan sonra da aşırı
ırkçılıklarını ve cahiliye dönemi geleneklerini İslâm dinine aykırı olmasına
rağmen sürdürmüşlerdir.
Cahiliye çağı
Arapları arasında bir nevi kast sistemine benzeyen toplumsal bir sınıflama
vardı. Toplumu üç sınıfa ayırıyorlardı: 1) Hürler: Arap asıllı hür kişilerdi. 2) Esirler: Pazarlardan satın alınan ya da
savaşlarda tutsak edilen kadın ve erkeklerdi. Kadın olanlara cariye, erkek olanlara köle denilirdi. Bunların hiçbir hakları
yoktu. Satılır, alınır, isterse sahibi öldürür; çalıştırılır, mal ve eşya
olarak düşünülür, miras yoluyla başkalarına kalırdı. Köle ve cariye sahibi
acımasızca davranabilir, zevk için dövebilir, elini, kulağını, burnunu
kesebilir, cariyelerin ırzına geçebilirdi. 3) Mevalî: Köle ve cariyelerin azad edilmesinden oluşan ara sınıftı. Hiçbir zaman hürler
hukukuna sahip olamazlardı (bk. N. Çağatay,
Sorularla İslâm Dini ve İslâm Tarihi,
Ankara 1997, s. 94-96). Ayrıca aşırı ırkçı idiler ve
Arap olmayanları küçümserdiler. Gerçekten de Doç. Dr. M. Akoğlu’nun
“… Bilinmektedir ki, cahiliye dönemi
dediğimiz eski Arap toplumu kültüründe kabile esası ve kabilecilik hâkimdi.
Sahabe olarak nitelendirdiğimiz insanların zihinlerinde de küllenmiş bir
şekilde de olsa, o kültürün devam ettiği ve ölmediği görülmektedir”
cümleleriyle ifade ettiği üzere Araplar Türkleri hiçbir zaman hür Müslüman
saymadılar (bk. M. Akoğlu, Cahiliye Dönemi Arap Kültürünün Mezheplerin Doğuşuna Etkisi, E.Ü., Basılmamış Yüksek Lisans Tezi, Kayseri 1995, s. 82).
Arapların Türk
illerine yaptıkları işgal hareketleri sırasında yaptıkları zulümler ve
haksızlıklar saymakla bitmez. Bu konuda bizzat Arap tarihçilerin yazdıkları (Taberî’nin Tarih ül-Umem’i,
İbn ül-Esîr’in
el-Kâmil’inde ve diğer Emevîler dönemi tarihlerinde) eserlerde sabittir. Zalim ünvanıyla tanınan Haccac b. Yusuf es-Sakafî’nin vali
ve komutan olarak atadığı Kuteybe bin Müslim
(669-715) ve Nasr bin Seyyar
(öl. 748) ile ilgili yüksek lisans düzeyindeki tez çalışmalarında (bk. M. Aslan,
Kuteybe bin Müslim, E.Ü. Yüksek Lisans Tezi,
Kayseri 1990; Mehmet Yıldırım, Nasr Bin Seyyar, ERÜ, Basılmamış Yüksek Lisans Tezi,
Kayseri 1990) bazı örnekleri bulabiliriz.
Kuteybe 706 yılında Baykent’i işgal edince emân
dilemeleri ve kelime-i şahadet getirmelerine rağmen, Baykent
halkının savaşabilecek bütün erkeklerini öldürttü; genç erkekleri köle,
kadınları cariye yaptı, ırzlarına geçildi. Talkan
yolu üzerinde
Emeviler işgal ettikleri
bölgelerdeki hiçbir Müslümanı kendi düzeylerinde
kabul etmiyorlar ve onlara mevalî
yani azad edilmiş ama,
hiçbir şekilde hür Arap düzeyinde olmayan köle sayıyorlardı. Türklerin gönülden
değil (=Müslüman olmayan halktan alınan) cizyeden kaçmak için Müslüman
olduklarını, sünnet olup olmadıklarına ve namazlarına dikkatli devam edip
etmediklerine bakarak kelime-i şahadet getirenleri gayr-i Müslim saymak
istemişlerdir. Bir yabancı yazar Arapların mevalî
uygulamasını şöyle anlatır:
“Araplarca… mevali’ye aşağı bir
ırk, bir çeşit köle olarak bakmak adet oldu… Meval’iye
ekseriya abd
(köle) ismi verilmiştir. Nitekim onların köleler gibi, isimleriyle
çağrıldıklarını ve şayet onlarla evlenilmek istenirse, kuracakları aileye
itiraz etme hakkına sahip efendilerine müracaat gerektiğini biliyoruz. Mevalî, orduda hususi bir bölük teşkil ediyordu ve
kendilerine mahsus reisleri vardı… yaya harp
edebiliyorlardı. Kendilerine mahsus camileri vardı ve Araplarınkilere kabul
edilmezlerdi.” (Gerlof Van Vloten,
Emevi Devrinde Arap Hâkimiyeti, Çev: M. S. Hatiboğlu, Ank. 1986, s. 25-26.
İşgalci
Araplar Türkleri Müslüman olmalarına rağmen tahkir derecesinde bir uygulamayla
dışlıyorlar, hattâ uydurdukları bir hadise göre
mevalînin dokunmasıyla namazlarının bozulacağını iddia etmişlerdir (Vloten, s. 26). Müslüman olmalarına rağmen Müslüman
değilmiş gibi vergi almışlardır. “İslâm’a
girme kapısı sünnet olmaktır” diyerek yaşlı kimseleri sünnet olmaya
zorlamışlardır (bk. Julius Wellhausen,
Arap Devleti ve Sukutu, Çev: F. Işıltan, Ankara 1963, s.
217). Savaşlara katılan Müslüman Türk askerlerine (=mevalîye)
ganimetten ve -fethedilen ülkelerden gelen- fey’den
çok az hisse veriyorlar ya da vermiyorlardı. Türklerin Emevî
Arap ordularına direnmeleri, onlarla savaşmaları, onların bu onur kırıcı
tavırlarıydı. Yoksa evrensel, Tek Tanrıya inanmayı, insan hürriyeti ve
şahsiyetine değer veren, ahlâk ilkeleri getiren bir dine karşı gelmeyi
düşünmediler, aksine bu dini kabile dininden çıkarıp dünya dini haline
getirmiştiler. Bu gün de, hâlâ İslam dinini aslına en yakın şekilde
yaşatan, yaşayan ve herkesten çok
sahiplenen millet -Yüce Tanrı’ya
şükürler olsun ki- Türk Milletidir.
Milletimiz ve dinimizle gururluyuz..
|
Kaldırabilecek kadar yük isimli kitabımda işlediğim konu
ile ilgili bir imeil geldi. Buyurun okuyun. Demekki Roma imparatorluğu, Komünizm, Amerika, İsrail
demeden zulüm yapan, yanlış yolda giden mutlaka tepesi üzerine dikilir. Biz
50 yıl evvel böyle düşündük örnekleri görüldü. Siz de bu mesele için kafanızı
yorunuz. Dikkat: Amerika
çöküyor; tik...tak….tik…tak Dünyanın önde gelen finans tarihçilerinden
Harvard'lı Niall Ferguson'un
"Çöküş ve Karmaşa: Kaosun Kenarındaki İmparatorluklar" adlı son
çalışması büyük yankı uyandırıyor. Pazartesi 15.03.2010 - 18:55
|
Yahoo! Türkiye açıldı!
Haber, Ekonomi, Videolar, Oyunlar hepsi Yahoo!
Türkiye'de!
www.yahoo.com.tr
--
Bu grupta kainata farklı bakacaksınız;
insanlara da, olaylara da...
Mesajımız herkese:
"Ey insan düşün!
Nereden geldin? -Nereye gidiyorsun? -
Necisin?"
Cevabını burda bulacaksın...
Bu mesajı şu gruba üye olduğunuz için aldınız: Google
Grupları "Sefkat" grubu.
Bu gruba posta göndermek için , mail atın : sefkat@googlegroups.com
Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: sefkat-unsubscribe@googlegroups.com
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com.tr/group/sefkat
adresinde bu
grubu ziyaret edin
BİZ, BU FİKRİ
HAYATA TAHAMMÜL ETMİŞTİK.
MİLLETLER
LAYIK OLDUKLARI İDARELERLE İDARE EDİLİRLER.
YAZAN: ALİ
MERAKLI
1960-1975 ARASI BİZ
VATANDAŞIN NE GİBİ EĞİLİMLERİNE GÖĞÜS GERDİK. Bunları tüm teferruatı ile
anlatmak on sitelik bir hacmi öngörür. Şu var ki, özetlesek bile vatandaşın ne
gibi dansözlükler yaptığını görmüş oluruz.
Zikri kötü
şeyleri anlatmak için değil, vatandaşın kabul edebildiği bir sürü oynadanlıkları oynayabildiğini, daima bu tiplerle karşı
karşıya olabileceğimizi görmemiz gerekmektedir.
Bir fikirdaşımızın babası caddede bizimle karşılaşırsa,
Anlaşılıyor ki,
çocuklarının zamanın ezikliği içinde kaybolmasından memnun değildir. Biz onları
derneklerde eğitiyoruz. Saçından başından kıyafetinden tutunda bütün
davranışları ile ilgilendiğimizden bizden memnundur. İkametgahımıza
gelip teşekkür etmek ciğerini gösteremiyor. Henüz caddede olsun görüşmemizi
yarar sayıyor. İyi de Ali Meraklı gibi bir ile cadde ortasında kucaklaşıp,
tanışık olmak, samimi olmak gösterisinin de zararlı olduğunu idrak ediyordur.
Karşısındaki öküzün biri ya! Anlamıyor sanıyor. Her iki tarafına bakınıyor.
Sonra beşuş bir
çehre ile kucaklıyor. Her iki tarafına bakınmıştır. Pek sakıncalı bir durum
yoksa konuşmaya başlıyor.
Yahui Allah senden
razı olsun. Çocuklarımızın saçlarını kestiriyorsun. Davranışları ile
ilgileniyorsun. Marşlar söyletiyorsun. Velhasıl adam olmaları için ne lazımsa
yapıyorsun.
Sonra
ayrılıyoruz. İçi rahattır. Emek sahibini taltif etmiştir.,
kendisi ne yapıyor?. Haram veya helal bir servetin üstünde çöreklenmiş, geliri
ile sabahlara kadar kulüplerde vakit geçirmekte, bazen fikir nutukları
atmaktadır. Kafa dumanlı iken kulüplerde ne nutukları atıyorsa ne rahat
oluyordur. Aman Yarabbi. biz bunları sanki idrak
edemiyoruz.
Bir
arkadaşımızı aramak için kulüp kapısında bizi görürse hemen konuşmaya başlıyor:
- Girin yahu içeriye.
Cemiyet denen kavramı tanıyın. Kulüplere gelin yahu ara sıra. Gir gir çekinme hadi gir içeri..
Orada da
münasip havayı basmıştır. İçi rahattır oradaki arkadaşlarına verdiği mesaj:
- Bu adam yani kendisi çok objektif
biridir. Sağla solla alakası yok, bulunmaz bursa kumaşı bir adamdır.
Aradan yıllar
böyle geçmektedir. Bir gün oğlu ile sohbetimize rastlıyor. Ne düşünüyorsa:
-
Bak inan ki Ali bey.. benim oğlum akıl hastalığı geçirdi. Ondan ne köy olur ne
kasaba. Bu kadarcık bir tanıtım ile ne yapmak
istediğini anlatmaya gerek var mı? Oğullarını karşısına alıp bir izahtan yoksun
olduğu için etrafını bu gibi izahlarla boşaltmak istemektedir. Kötehor yalnız para kazansın. Hayatına baksın. Ne işi var
fikirde zikirde.
-
O gençlerde, babalarını tasvip etmiyorlardır Ama iyi de
doğru bir yol bulmanın eziyeti içinde kıvranmaktadırlar. Memleketin Merkez Camiine
başlarını sağ omuz üzerine yıkıp girip çıktıklarında koskoca memlekette şu
kanaat yayılmaktadır:
-
- Yahu babaları
akşamcı ama, çocuklar helal olsun Allah yolunda. Evet,
bu Allah yolunda olan çocukların kültürleri emanet dağıtıldığı için ne
sözün kıymeti vardır, ne okumanın ne de tutulan yolun bir kıymeti. Eh işte kırk
dalda, kırk fikirde böyle yıllarını heba edip giderler. Hiçbir zaman memleketi
kurtaracak, başkalarına örnek olacak bir fikrin adamı olmadan silik gelip silik
gitmektedirler.
-
Eh ne yapalım? Bu kadar işte. Bizde
isim filan zikretmeden birazcık bir açıklama yaparak, öbür dünya karşılaşması
için delil olsun diye bu kadar bir ifşaat yazıverdik işte. Ağzımızda amma sıka
ha..
***************
GÜNCEL KANAAT:
TÜRKÇÜLÜK VE İSLAM
ARKACILIĞI NE GETİRİR?
Ömrümüz Turancı denen bir görüşün tutması
yolunda emek harcamakla geçti. Demir perde hain bir şekilde kapalı iken
başlayan, bu günün Orta Asya Türklüğüne
ihanet eden hain görüşlerine kadar mesele bizim açımızdan canlılığını koruyor.
Neden?
İş masal ve
ideal havasıyla
yürümüyor. Gerçeklere baktığımızda Türkler için Bir devlet lafı,
Turancılık ideali şeker bir laf olsa da gerçekler ancak ve ancak dış politikada
Türklüğü temsil eden bir kuruluş meydana getirilebilirse öpüp başımıza koymamız
yeterli sayılacak. Yoksa bütün Türk devletlerini bir devlet
haline gelmesi çok uzak bir ihtimal. Bırakın bütün Türk devletlerini Azerbeycan ve Türkiye açısından bile meseleye bakıldığı
zaman insan hayretler içinde kalıyor. Yüzde kırk yedinin oyları ile iş başında
olan gericilik Türklüğü can evinden vurmakta hiçbir beis görmüyor. Bu gerçek
ortada iken, biz yine elli sene geriden başlayarak, Yaşaşın
Turancılık lafları ile kendimizi aldatmayı bırakalım. Türk Aydınlarının asil
fikirleri ayrı, Gericilikle ciğerinden vurulmuş acaip
bir halkın Türk düşmanlığını ön safta tutanlara destek vermesini görmeyenler
kör ve sağırdır. Öyle ise bırakın Turancılığı, AB: boku
yiyenler, Tür devletleri arasında bir iktisat dayanışmayı bile Amerikan
köpekliği ile paralel tutmaktadırlar.
Gelelim hemen
şu Kudüs meselesine. Kudüs’ün Yahudi hakimiyetinden
kurtulmasını istemeyenler ne Türk ve ne de insan sayılır. Ama öyle eşek
kafalılarla karşı karşıyayız ki, köpekler gibi Kudüs diye uluyanlar bir tarihi
gerçeği bile ifa edemiyorlar.
Size sorarım. Lavrensle zina halinde bulunan Arap ileri gelenleri Kudüse Hıristiyanları sokup bu ara da Türk’ü arkasından
hançerlemediler mi? Şerefini biraz korumak isteyenler bu günkü Kudüs bok yemesini bir tarafa bırakıp şu soruyu cevaplasınlar. Kudüse Hıristiyanları sokan alçak Arap liderleri bu arada
Türk ordusunu arkadan hançerlemediler mi? Ulan şerefsizler. Kudüs Kudüs derken bu tarihi gerçeği millete bir ifade edin de,
Türk’ün İslam’a yine hizmet etmesine karşı olan varsa onu birlikte suçluyalım. Arap köpekleri bu gerçekleri gizliyor, Azeri’yi
Ermeni kurşunu ile vururken, Kudüs boku yemeği de
istismarın şahı olarak sunmaktadırlar. İşte buyurun yalanımız varsa yaptığımız
küf ürleri
bizim boğazımıza elli misli ile birlikte sokunuz.
Yalan mı? Çevaplamayan alçaktır. Bunun cevaplanmasından sonra Kudüs
konusunda destek yapmayan varsa oda şerefsizdir,.
ÖCALANI
YAKALAYANLAR ÇETE ÜYESİ ADINI ALIYOR. ÖCALAN TARAFTARLARI TÜRKİYE’DE CİRİT
ATIYORLAR.
AÇILIM BU İSE
İHANET BELGESİDİR.
BANA ÖYLE
GELİYOR Kİ, ERDOĞAN VE ARKADAŞLARI İÇİN İSTİKLAL MAHKEMESİ KURULACAK..
İKTİDAR
KARŞITLARININ KANI BOZUK DİYEN VARSA O KİMSE MUTLAKA ÇOCUĞUDUR.
MHP’DE bir kimsenin
de böyle halt yediğini gazeteler yazmıştı…
MHP İDARECİLERİN
KARŞITLARI PKK YA EŞİT DENMİŞTİ. Haber doğru çıkarsa bu lafı eden vatan haini
ve şerefsizdir. Çünkü ben hem bu günkü MHP ye karşıyım ve hem de PKK ya.
Nasıl olur da PKK lı olurum?. Alçak laf eden yoksa
MHP bunu yalanlaması lazım. Nerede o duyarlık?. Türk
Milliyetçiliğini mahvedenler, Türkiye’yi mahvedenlerin yayındadırlar. AB ye
taraftardırlar.
Yuh olsun bu
kılıkta olanlara…
---------------
GÜNÜMÜZDE ORDUYA
KARŞI ÇIKIŞ İYİ DEĞİLDİR. BUNUN HESABINI BU GÜN SORULMALI? KİM SORACAK
GERİCİLER Mİ? YUH OLSUN O VATAN HAİNİ ALÇAKLARA!AB VE ABD UYŞAKLARINA..
ADALETE
HÜRMETSİZLİK AKLIMIZDAN GEÇMEZ. AMA YÜRÜYEN ADALET MEKANİZMASINI ELEŞTİRMEK
HUKUK ÇULUĞUMUZUN İCABIDIR. BASKIN, GÖZ ALTI FURYALARI
İLE TUHAF BİR SEYİR TAKİP EDEN ERGENEKON DENEN OYUN BİRİLERİNİN BAŞINI YEMESİN
SAKIN. ELLİ BEŞ DEFA BASKIN YAPILMAZ….
YAPTIĞINIZ
BASKINLARDAN BİRİNİ SONE ERDİRİN. İKİ GÜN BİRİ HAPİS ALSIN Kİ, YAHU BUNLARIN
TAKİP ETTİĞİ BİR ŞEY VAR DİYELİM. HİÇ NETİCE YOK, SENELERDİR ADAMLAR AMBARA
DOLDURULUYOR.
OLMAZ BÖYLE ŞEY,,,
********
BU İKİ HIRSIZIN İŞ BİRLİĞİNİ
ANCAK ALLAH AÇIK EDER
DÜNYADA HERKES
KENDİ İŞİNDE. KİMSE KİMSENİN TAVUĞUNA KİŞT DEMEDİĞİ İÇİN KİMSE BİR
diğerinin NASIL OLUP DA KENDİSİNDE EDEBİYAT BAŞARISI OLMADIĞI HALDE DERGİ
ÇIKARABİLDİĞİNİ, DİĞERİNİN DE HIRSIZLIKLA ELDE ETTİĞİ ŞİİRLERİ PİYASAYA SÜRÜP,
BAZI YARIŞMALARDA İSMİNİ DUYURDUĞUNUN SIRRINI AÇIKLAYAMIYOR.
Hal bu ya.. Bir arkadaş anlatıyor. Gizli bir oturum yerinde bir kaç
kitabı önüne koymuş, onlardan bir şeyler not ederken gördüm, dedi. Yanına
yaklaşırken beni fark edince bazılarını hızla toparladı. Alamadıkları içinde
bir kağıt gördüm. Rast gele mısralar yazılmıştı
aralıklı. Anladım ki kitaplardan mısralar not ediyor sonra onlara uygun yeni
mısralar üretip şiir haline getiriyordu. Dedi.
Ben de bu
hırsızın peşindeyim ama vaktim de yok, hedefim de yok. Çalabildiği kadar
çalsın. Toplumu şairim diye kandırsın. Sorumlusu ben miyim? Allah iyiliğini
versin. Bir gün idrak eder., Yaptığının yanlış
olduğunu topluma ikrar etmeyince geceleri uyuyamaz.
O zaman bizim
şüphelerimizin doğru olduğu anlaşılır.
Kalas gibi bir
adam. Yazdığı şiirler ise dünyanın en nazik adamlarınca yazılabilecek
şiirler. Gel de sırtından çatlama. Hırsızlık olduğu yüzde doksan dokuz belli.
Diğeri ise
mesleğinde hep çaldı. Normal edebiyat davranışları var. Ama hiç bir zaman sivri
olamadı. Çaldıkları ile dergi filan çıkarıyor. Ondan bundan şundan bundan
derken toplumda kendi kılıklılarına karşı edebiyatçı geçiniyor.
Halbuki azılı hırsız
olduğunu ben iyi biliyorum onun. Bir kuruluş bulur ona kitap bastırır yalvarır yakarır. Sonra
o kitapları o kuruluştan ucuzca alır. Devlete on misline satar. Suç kimin?
Görev başındaki ilgililerin,. O toplumda hırsızlığa
payanda olanların. Yuh olsun böyle
topluma be…
Tarif edilen
iki hırsız elele .Televizyoncu, gazeteciler vs. vs. Onları kabına koymakla meşguller.
**********
ÖMER FETHİ GÜRER
ŞİİRİ
MELENDİZ
Gözümün nuru
yazarımız, Niğde üzerine harika eserler veren Ömer Fethi Gürer,
52 sene öncesine ait araştırdığı gazete
sayfaları arasında Osman ÜÇER şiirleri
bulunca hemen sitemize postalar. Meil gelince bizde
altın bulmuş gibi sevinir ve bundan böyle elimize geçmesine imkan
olmayan eskiden yazılmış, yeni bir şiirimiz bulununca seviniriz. Bu defa da
öyle sandık. Melendiz isimli şir
mi yazmışız diye düşünürken şiirin bu defa yazarımızın kendisine ait olduğunu
görüp çok daha mutlu olduk. Bakınız usta deyişe. Okuyunuz ve okutunuz..
Niğde'den çıktın yola
Çok dolandım ora bura
Tarihin izleri sağda solda
Melendiz dediler daldım ovana
Asmasız Kula, Kitreli, Divarlı
Boz köy Ramat Azatlı, Çınara
Yirmi iki köy dağılmış bir o yana bir bu yana
Çiftlik merkezin adı olmuş sonunda
Bir tepe hemen yanında ne ola ki demişler
Başlamışlar bilim adamları kazmaya
Taa ötelere ermişler Hitit'ten haber vermişler
Ova değil gölmüş buralar onu da bilmişler
Tarih uzanırda sekiz bin yıl öncesi yaşama
Melendiz'li durur mu boz kırın yokluğunda
Şeleğin Gediği, Çardak Gediği ,Bel koru Gediği, Keten
Çimeni
Yol vermişler komşu yerleşimlere
İnsanlar bu yollardan geçmişler ermişler uzak diyarlara
Dağılmışlar aş iş aramak için güzel ülkemin her yanına
Ekmek arslanın ağzında arslanlar
esasında Göllüdağ'da
Bir Nar göl bir Kayırlı'da, Murtandı'da
kale var ki sorma
Hacı Abdullah, Kömürcü, Komşu sana
Mahmutlu, Çardak, Şıhlar, Bağlama unuttum sanma
Gelenek görenek sevgi yaylada her alanda
İnsanın mert, toprağı boz, yokluğun adı olsan da
Arayan bulur sende özelliklerini dört yanında
Bazen kıtlık, bazen yokluk kaderin olmuş Ama
Yaşam zorda olsa bakmışın ki insana yaşam sürmüş boz toprağında
Göç edenlerin çok olmuş amma terk eylememişler seni
Gürer derki görmeli Melendiz'i
hiç olmazsa bir defa
Yaşamın güzelliğine ermek için Melendiz bambaşka
Ömer Fethi GÜRER
*****************************
MİGREN SEBEPLERİ
Açlık
Az uyuma
Çikolota
Çok uyuma
Devamlı gürültü
Doğum kontrol
hapları
Hava kirliliği
Sigara dumanı
Kabuklu yemiş
Kadınlarda hormonal değişiklikler
Kırmızı şarap
gibi yiyecek ve içecekler
Kimyasal
maddeler
Kuvvetli
kokular
Mevsimsel
değişiklikler
Öğün atlama
Parfüm kokusu
Parlak ışık
Titreyen ışık
Uçak
yolculukları
Uyku
düzeyindeki bozukluklar
Yüksek ses
Yükseklik
değişiklikleri
**********
TÜRK DÜNYASI’NIN EN
MEŞHUR OZANI
ARİF OZAN
VE MEMLEKETİMİZİN EN
SEVİLEN SANATÇILARINDAN SAYIN TÜRÜT BERAAT ETTİLER.
ALÇAKLARIN
KIÇLARINI SOĞUK SUYA KOYMALARI İCAP ETMEKTEDİR..
EN ZOR YAZACAĞIM YAZI
ÇİN MESELESİNİ
DÜŞÜNDÜĞÜM ZAMAN KAHROLUYORUM
DOĞU
TÜRKİSTAN’IN YER YÜZÜ YARATILALI GÖRDÜĞÜ
ZULMÜ HİÇ BİR MİLLET GÖRMEMİŞTİR..
BENİM İÇİN
DÜNYANIN EN ZOR MESELESİ
DOĞU TÜRKİSTANA İZAH GETİRMEKTİR.
OSMAN BATUR’u okuyarak büyüdüm. Altay Türkleri’ni
inceleyerek büyüdüm. Kooperatif
sayesinde çok şey öğrendim. Dünyada hiçbir milletin Türkler kadar zulüm
görmediğinin delillerini toplayarak büyüdüm.
Güllale milli oyunun zerafetini görerek içim yandı.
Altay
Türklerinin macerasını öğrenerek ve anlatarak ciğerlerim pare pare oldu.
Dünya şerefsiz
arka çıkmaz. Komşuları sorunlu desteği söz konusu değildir.
İçinden hep
Doğu Türkistan’ı yazmak için fikirler kükrer gelir, Gerçeklere bakınca
bayılmamak için suskunluğa bürünürüm!,. Benim için en
zor makale, Doğu Türkistan ve meselelerini anlatmak için teşebbüs ettiğimde
ortaya çıkan yazıdır..
Kundakta
anasından ayrılan babayiğidin hikayesi, insanlık
dramıdır. Doğu Türkistanlı’yı anlatmak, yürükleri
parçalayan dramları sıralamaktır.
Allah’ım.. Bundan büyük bir acı yoktur. Bunu dindirmek için hangi
gerçeklerle yüz yüze getireceksin ki, teselli bulayım?
Osman Baturlar..
İlk çağ hayatını
yaşayanlar.
Milyonlarca
katliama uğrayan insanlar.
Milli liderler.
Anlatılanlar.. Anlatılanlar. Anlatılmayanlar..
Sen bilirsin
Yarabbi? Hangi çalışmayı istersen onu yapayım da, Doğu Türkistan konusunda
ciğerlerimize ferahlık ver Yarabbi? Sen bilirsin Yarabbi? Bu zulme insan olanın
kalbi dayanmaz, mantığı kabul etmez Allah’ım!
Beyinlerinde
atom denemeleri yapılan insanların karşısında alçak dünyalının suskunluğu…
Doğu
Türkistan benim için dünyanın en zor meselesidir. Bu çözüldüğü zaman dünyanın
sırrı çözülmüş demektir.
Mao ihtilali
patlar. Anası ile arasında on km. yol bulunan bebek alındığı gibi firar başlar.
Yolculuğu, yıllar süren ülkelerdenTa ki delikanlı
oluncaya kadar bir daha anasını göremez.
Doğu
Türkistan ziyaretinde hoca ile namaz kılır. Hocaya korkunç yaklaşma arzusu onun
ezilmesine sebep olur. Kafasındaki külah çıkarılınca canı kurtulur.
On binlerce
Türk kızı, insanlığından uzaklaştırılmak, kötü yola itilmek gayesiyle ana
kucağından teslim alınır.
Alçak
dünyanın kılı bile kıpırdamaz.
Yobaz, AB ve
ABD uşağı muhafazakarların hakimiyetindeki Türkiye’den
teşhis beklemek, mümkün olmayanı hayal etmektir.
Manyak kişilerin
milliyetçileri idare ettiği atmosferde mutlu olmak, yarınlardan davranış
beklemek ne kadar zor Yarabbi?
Çin’i , doğu Türkistan’ı
düşünmek, meselelerine çözüm üretmek sağlığı bozan düşünce sistemi halindedir.
Çıkış yolu yok mu Yarabbi!
Akape secdesi
Kırıkkalede ki, bir cami
cemaati yanlış kıbleye YETMİŞ yıldır namaz kılmış.
Ne şaŞıYoRsunUz laN?
AKP yedi yıldır
yanlış secdeye namaz kılıyor.
HEM TAM
YÜZSEKSEN DERECE YANLIŞI VAR.
Ab ve abd.. 29 harfin içinde ne
açılımlar Yarabbi?
Biz niye hayret
etmiyoruz sizin kadar…
************
Bu da başga bi mesele..
Vay alçaklar vay…
Ekranda gördüm.
PKK’nın dağ ve meclis kadrosunu beyinlerinde taşıyorlar.
Köpekler gibi
davranıyorlar…
İşçilere Moskofun reva görmeyeceği muameleyi reva görüyorlar…
Amaaaaannnn. Nasıl da ağır yazıyor…Korkmuyor musun yaaaaa?
Kardeşim. Türkçe
diye bir şey var. Suç diye bir kavram varrrr. Burada
kim sorusunun cevabı verilmedikçe suç oluşmaz.
Sen illa bu
meseleye eğilmek istiyorsan benim satırları tekrar tekrar
oku ve kendin bul…
Fışşşşııııkkkk.
Ben de suç
işleyecek göz var mı laaan!
------------
GÜNÜMÜZÜN ÜNLÜ ŞAİRLERİNİN ADI VE CEP
TELEFON NUMARALARI
Yazan:
KERİM ÖZBEKLER
GAZETECİ-YAZAR-ŞAİR
------------
HANİFİ KARA GSM.0-505-2200272
BİRDAL CAN TÜFEKÇİ GSM.0-542-5516652
GÜLAY BİRKL GSM.0-536-2608703
AYŞE PASLANMAZ GSM.0-544-6094271
OSMAN ÜÇER GSM.0-535-2106834 osmanucer@onurluhamle.com
---------------
SALİM ATICI GSM.0-535-229 31 43
CEMİLE DÜZGÜN GSM.0-546-6638870
BEKİR ALİM GSM.0-536-5214981
İLKAY COŞKUN GSM.0-546-4984762
SABİHA SERİN GSM.0-505-3890270
CAHİDE ULAŞ GSM.0-532-4067235
ATAKAN ŞENİZ GSM.0-544-2254060
ÜNAL KAR GSM.0-544-5736066
OSMAN BAŞ GSM.0-536-6820252
GÜLNAZ SEDA KAPLAN GSM.0-533-2395890
AHMET SARGIN GSM.0-505-2918293
ÇELEBİ ÖZTÜRK GSM.0-535-8757353
HACI YİĞİT GSM.0-532-4959412
HİKMET ELİTAŞ GSM.0-535-2021214
ADİL ACAR GSM.0-532-4105802
OSMAN BAYMAK GSM.0-536-2128297
EMİNE SEVİNÇ ÖKSÜZOĞLU GSM.0-536-3272330
ÇİĞDEM KÖPRÜLÜOĞLU GSM.0-532-3234481
ABDULLAH ÇAĞRI ELGÜN GSM.0-532-2331413
MÜNEVVER DÜVER GSM.0-537-9590989
HAKKI YURTLU GSM.0-555-4779249
FİLİZ KILINÇ GSM.0-546-4939277
DURAN SAPER GSM.0-536-3920216
NECDET TEZCAN GSM.0-539-4408972
HÜSAMETTİN TAT GSM.0-505-6234134
SALİM GÜLBAHÇE GSM.0-543-9474623
MUSTAFA TAHİR ÖNCEL GSM.0-537-4782539
OSMAN YÜKSEL GSM.0-546-6443511
DAVUT CÖMERT GSM.0-537-8698542
DURALİ DOĞAN GSM.0-533-3468889
MANSUR EKMEKÇİ GSM.0-535-2549329
AYŞEGÜL DİNÇBAŞ GSM.0-533-8656722
GÜRKAN OVALIOĞLU GSM.0-534-2287908
AŞIK YORGUNİ GSM.0-535-7356764
İHSAN IŞIK GSM.0-532-2873332
AŞIK ALİ AMBARCI GSM.0-542-6188051
İBRAHİM KİRAZ GSM.0-505-6758555
HATİCE ALTAŞ GSM.0-532-6945097
AHMET YELER GSM.0-535-7370153
NECATİ OCAKCI GSM.0-546-2178897
AHMET ŞAHİNOĞLU GSM.0-542-5060867
MEMDUH SOLMAZ GSM.0-535-5145202
İLKNUR MERSİN GSM.0-536-2144360
ŞAKİR NUYAN ŞİN GSM.0-536-7178572
DURSUN TOMBUL GSM.0-533-2635622
MUSTAFA GÜR GSM.0-535-8960106
MUSTAFA BERÇİN GSM.0-505-6810670
ÖZNUR KEÇİCİ DEMİREL GSM.0-539-8438989
SALİH ARMAĞAN GSM.0-536-9515314
LEVENT TOPLUDAL GSM.0-505-5494502
DOÇ.DR.TAMİLLA ALİYEVA
GSM.0-542-4067516
RASİM KÖROĞLU GSM.0-542-7253717
DURŞEN MERT GSM.0-535-5583239
İBRAHİM SAĞIR GSM.0-536-3867455
AHMET AYAZ GSM.0-542-7617425
MELAHAT ECEVİT GSM.0-542-5844092
YADİGAR ATİLA GSM.0-536-4117956
FATMA UÇARLAR GSM.0-532-4760686
HASAN HİSARARDINLI GSM.0-542-6566263
DURSUN YEŞİL GSM.0-536-4176884
ABİDİN GÜNEYLİ GSM.0-532-4928999
ŞÜKRÜ AKAT GSM.0-532-2640602
İSMAİL SEZGİN GSM.0-532-4460888
TAHİR SIRAL GSM.0-533-7602880
MUHSİN DURUCAN GSM.0-532-5947039
MUAMMER BAYDERE GSM.0-535-6199388
İSHAK ÖZLÜ GSM.0-539-5196830
ERHAN TIĞLI GSM.0-535-7983791
İSMAİLOĞLU MUSTAFA YILMAZ
GSM.0-536-7289018
HASAN AZKIRAN GSM.0-536-3163762
İSMAİL ALTINIŞIK GSM.0-532-5521331
ZİYA ÖĞÜTÇEN GSM.0-533-6518608
AŞUR EYLEN GSM.0-537-2140444
ÖZEN GÜLAY ATACAN GSM.0-536-8858429
FEYYAZ SAĞLAM GSM.0-542-3217563
SABİT İNCE GSM.0-505-3926707
SERGÜL VURAL GSM.0-505-4920961
MUSTAFA FERİT YILDIZ GSM.0-532-5135472
HÜSEYİN KEMAL TÜRKMEN GSM.0-536-7361942
RABİA SAĞLAM GSM.0-546-2113202
MEHMET CEM YİĞİT GSM.0-535-2713549
AYŞEGÜL AŞKIM KARAGÖZ GSM.0-537-8892111
OSMAN KARAARSLAN GSM.0-533-4712533
MEHMET UYGUN GSM.0-535-3589948
HALİL ARIKAN GSM.0-546-2064289
BEKİR KONÇİ GSM.0-537-5720538
NAZMİ ALPER TANRIVERDİ GSM.0-536-2454564
KAZIM POYRAZ GSM.0-537-2777376
AHMET OTMAN GSM.0-532-4726857
GÜNDÜZ AYDIN GSM.0-542-4278661
ZEKİ YÜCEEL GSM.0-546-4066541
NOT.ŞAİRLERİMİZİN İSİM VE TELEFON NUMARALARI 2 DEFA YAZILMIŞ OLABİLİR, BAZILARI
YAZILMIŞ OLDUĞU SANILARAK YAZILMAYABİLİR. BU DURUMDA LÜTFEN UYARINIZ,
YAZILMASINI İSTEDİĞİNİZ ŞAİRLERİN İSİM VE GSM NUMARALARINI kerimozbekler@gmail.com ADRESİNE
ULAŞTIRINIZ.
--
KERİM ÖZBEKLER
GAZETECİ-YAZAR-ŞAİR
GSM.0-534-4326054
24 SAAT SİZİN İÇİN ÇALIŞIR
HEDEFLERİNİZE ULAŞMANIN EN KOLAY YOLU;
KERİM ÖZBEKLER HABER SİTELERİ;
http://kerim.ozbekler.sitemynet.com/09/
http://kerim.ozbek.sitemynet.com/a/
http://kerimozbekler.azbuz.com
http://yazarkerimozbekler.sitemynet.com/123/
KERİM ÖZBEKLER FOTOĞRAF GALERİLERİ;
http://picasaweb.google.com/kerimozbekler
http://picasaweb.google.com.tr/ozbekler51
KERİM ÖZBEKLER'DEN ŞİİRLER SİTESİ;
www.antoloji.com/kerim_ozbekler
Osman Üçer’in notu:
Yukarda ki
liste Kerim Özbekler tarafından sitemin imeiline
gönderildi.
Bizim ismimiz
de geçtiği için yüksek müsadenizle sitemizin
başlangıcına koyduk.
Teşekkür ederiz.
Kerim Özbekler koyacağı isimleri kesinleştirince isim veya soyadı sırasına göre
alfabetik sıraya konursa okuyucu daha anlamlı ulaşır.
Bu bir tavsiye.
Gelelim tarihi notumuza.
1987 de
Niğde’den Nazilli’ye göçerken yazı hayatı ile, sanatla
uğraşmayacağım yalnız şiir yazacağım demiştim. Maalesef seneler öncesinden
tanıdığım Kerim Özbekler beni orada sanat evinden sanat evine, radyodan radyoya
götürerek bu kuralımı bozdu: Bir de Televizyonlara günlük proğramlar,
yüzlerce banta varan belgeseller örütme
gelmesin mi arkadan.. İşte hayatımız tam o nokta da
iyice kaydı.
O, HAYATINI BU
KONULARA VERDİĞİ İÇİN BİZ DE, KAİDE KOYMA ALIŞKANLIĞINA EREMEDİK. Ben İklim
şartları sebebiyle Niğde’ye döndüm. Bu defa Kerim bu gibi çalışmalara ara
vermiş gibi idi. Ben ona bilgisayarın ve bu yoldan ulaşılan İnternetin tadını
anlattım gide gele.
Bir iki dinledi
yine beni gerilerde bırakan bir atılımla İnternet üstadı oldu. Ama ben,
Nazilli’ye gelişimde beni sanata döndüren Kerim’den tam bir intikam almış
oldum. Şimdi beni böyle bir listeye
koyarak yine bir planı olsa gerek. Yeter kardeşim, iki ay sonra yetmiş bire
gireceğim. Yeter. Birbirimizi süre süre rahata hasret
gideriyoruz. Ben ne
ünlü şairim ne de yazar. (Sitemizdeki şiirler kısmında yayınlanan
üç beş yüz sayfa şiir kitabımı inceleyerek siz bir kanaate varabilirsiniz.)
İşte Niğde’de yetişen, biraz da çevreye dağılan dağılmış bir adamım. Böyle
sözlerle beni şimdi beş yüz sayfalık şiir kitabı çıkarmaya teşvik etme. Zaten
mali sıkıntı çekiyorum mesleği bıraktığım için…
Kerim. Bunu
yapacağım diye çoluk çocuğun nafakasını bir kitaba daha dökersem, o zaman sana
yapacağımı bilirim. Kerim Özbekler şiirimdeki anlattıklarımı daha da
yeğinleştiririm ha…
Benden
söylemesi..
------------
Niğde’den siyasi
hatıralar:
VALLAHİ YETMİŞ BEŞ LİRA
BORCUM VAR…
“ “
İKİ YÜZ YETMİŞ BEŞ LİRA “ “
NİĞDE’NİN
TARİHİNDE KİRLİ VE TEMİZ POLİTİKACILAR GÖREV YAPMIŞTIR. BUNLARIN KİMİ CENNETE
ADAY OLARAK ÖBÜR DÜNYAYA GÖÇMÜş, KİMİ İSE CEHENNEMİN
DİBİNE GİTME HEVESLİSİDİR..
ALLAH İYİ NİYETLİ OLANLARI KORUSUN. KÖTÜ NİYETLİLER İSE İKİ DÜNYADA CEZASINI ÇEKMELİ Kİ NESLİMİZ BUNLAR ARASINDA TERCİHİNİ DOĞRU OLARAK YAPSINLAR…
Her makalede
insan siyasetten bir şey beklemediğini yazmak durumunda kalıyor. Maksat
söylediğimiz zehir zemberek şeylerin bir hedefe, menfaate bağlı olmadığını
ispat etmek içindir. Yoksa bazı şeyleri söylemek, bazı hatıraları anlatmak
yolunu seçerken hiçbir şekilde bir sıkıntı içinde olmamıza gerek yoktur.
1960lı yıllardan 1970 yıllara
kadar siyaset hedefli olmasa bile İslam’a hizmet, milliyetçiliğe hizmet gayeli
çalışmalarımız olmuştur. Bu
hedefe yürürken Şener Saruç, Ünal
Songül, İrfan Bahar, Tabelacı Ahmet, Kitapçı
Baki Akdoğan, Arif Özatamer, Mustafa Dinç, Kemal Özçelik,
Şükrü Teksin, İsmet Sayın, Ali Osman Sayın, İsmail Öztürk
gibi isimler ilk aklıma gelenler. Bu isimler bütün partilerde kendini
göstermiştir. O zamanlar pek siyasi eğilimleri yoktu.Kimi
babamız yaşında, kimi yaştaşımız. Önemli olan bir
kuyuya taş atarken yanımızda olan bezim onun yanında olduğumuz onlarca kişiden
bir kaçının ismi.
Bu isimler
siyasette bir yere ulaşmak için kendini şartlandırmış kişiler değildi. Sırf
dediğimiz gibi İslam’a ve milliyetçiliğe yararlı olunsun diye omuz omuza
verildiği olurdu.
Askerlik
devremde bu isimlerden epey bir değişiklik olmuş. İstanbul Tuzla, Gökçe Ada,
Konya, Nazilli, Emirdağ da jandarma görevi yaparken bazı arkadaşlarımız dini
ağırlıklı siyasete kaymışlar.
Niğde’ye
geliyoruz. Böyle bir eğilim sezilecek diye, fikri sapmaları sezilecek diye
korku içinde, üzüntü içinde olanlar var. Neden? Dava arkadaşlığımıza haddinden
fazla önem verdikleri için kaşımızın çatılmasını istemeyenler var. İçlerinden
biri hem fakir ve hem de çok samimi. Dükkanına
varıyorum. Kafasını kaldırıyor. Boynumca sarılıyor. Siyasetten bahse geçince de
en ufak bir karşı koyma yapmıyor. Ama neden sonra öğrendiğime göre dini
ağırlıklı tarafa kayma niyetinde.
Hoşluğu
sebebiyle birkaç defa yazdım. Bu defa ki yazışım da, artık DVD ye böyle geçsin
diyorum.
-Yahu dedim. Bana
Ankara’dan telefon geldi. Türkeş bey, sonradan
Ankara’da belediye başkanı olacak M. S.
Türkeş’in mersedesi ile Niğde’ye
geliyorlarmış. Adana yolunda kırk kilometrede karşılamamız lazım. Ne diyorsun?.
-…………
Sükut.. Tekrarlanınca cevaba mecbur kalıyor.
-
Vallaha Osman bey, yetmiş beş
lira borcum var. Ben gitmemeyim de sen başka arkadaşlarla git. Bir iki saat
sonra yine yanına varıyorum. Aynı teklif bu defa:
-
- Valla Osman bey 125
lira borcum var. Benim yerime Teksin’i al götür… Çok
sonraları anladım ki biz askerde iken bu insanlar farklı siyasi görüşlere
kaymışlar. Bunu söylemesinin kabalık olacağını sanıyorlar ve para borcunu ileri
sürüyorlar. İyi.. Borç yiğidin kaçması önemli mesele ama,
yetmiş beş lira borç dört beş teklif ardı arkasında gelince iki yüz yetmiş beş
liraya çıktı. Avukatlık zamanım değil ki, al şu parayı düş önüme diyeyim., Ziyaret gerçekleştikten sonra bu borç ve bahane meselesi
epey gülmüştük. Beş teklif beş defa iki üç saat içinde borcun vehameti görünmesi için beş defa artması.
-
Sonra sonra belli oldu..Birisi iyice gömüldü o lafın içine ki, Müslümanlık ve Tüklüğü karıştıracak kadar. Bu yazı kimseyi iğnelemek
olmadığına göre açıklamada yok. Borcu artan dünya iyisi, cenneti mekan olasıca ise siyaset tarihinde en temiz bir insan.
Adını şunun için vermiyoruz. Sülalesi geride kalanları ile bir göğüs
beraberliği yapamadığımız için belki ismin geçmesi hoş karşılanmaz.
-
Ben kendi payıma söylüyorum. Dükkanında
ki kitapları geçim vasıtası bildiği kadar, dinini imanını, davasını Türklüğünü
yayma vasıtası bilen o yüce insan, bu dünyada ve öbür dünyada arkadaş söz
konusu olduğu zaman benden en çok puanı alacak kimsedir.
-
Rahmetli Türkeş i Adana yol ayırdımında
karşıladım. Beni Mehmet Ağamın yanına ön tarafa oturttular. Kızılca gibi birkaç
köyde konuşmalar yaptık. Niğde’ye gelirken ne konuda konuşayım Osman? dedi. Başbuğ..
-
- Vallahi takdir sizin
ama, eğer mümkünse sarı zarf meselesini anlatalım dedim. Merkez kahvesi hop
kalktı hoş oturdu. Bizim Bozkurt eğilimliler artık Niğde’de kendilerini belli
etmeye başlamışlardı.Ne yazık ki ne kadersizlik ki
esrar kaçakçılığı ile milletvekilliği meselesi epey bir köstek oldu. Uzun uzun anlattık bu meseleleri.
-
Bense politik eğilimi 1975 de noktaladım. Ben borcumu
artırarak değil, dava arkadaşlarının Mason kapısına uzaklığına göre karar
veriyordum. Yine dediğim gibi asker devresinden sonra bir de NAZİLLİ DEVRESİ
BAŞLADI. İrtibatım hiç kopmadı ama ne de olsa Nazillideyiz ya..
O UZAKLAŞMAMDAN ÖNCE NİĞDE’DE BİRİSİ BEYNELMİLEL DERNEK KURACAĞI ZAMAN İLK
AKLINA GELEN İSİM BENİM İSMİM OLURDU. KİMSEYE BİR ZORLUK
ÇIKARDIĞIMIZDAN DEĞİL. Fikri gücü kendilerinde bulamazlardı. Biz yokken idarei maslahat milliyetçilerin razısı ile bunlar arzı
endam etmişler ve sonra ben dönünce bir sene sabrettiler. Beynelmilel dernek
aleyhindeki yazılarım çoğalınca yer altı
teşkilatlarının bütün irinliğini üzerime serptiler.
-
Ah o borcu artan arkadaş hayatta olacaktı da meseleleri
birlikte müteala edecekti. Bu dernekler çoğalırken
ilanlarını sömüren gazeteci, milliyetçiliği, dinciliği çoktan terk etmiş yakınlarının
bile mali bakımdan canına okumakta bir beis görmemişti.
-
Hele birisi Türklük lafını es geçip ben Müslüman’ım
deyince hayatımın en üzüntülü günlerini yaşadım. Meseleler bu kadar mı ele yüze
bulaştırılırdı.?
Keşke siyasette
çizdiğimiz zik zaklar borç
yüzünden olsaydı. Ahlakımızı, namusumuzu, haysiyetimizi satarak yönlendiğimizi
görünce insanlığımdan utandım Hele hele aç köpeklerin
ortalığı boş bulup zirveye hırsızlık için tırmanması affedilir bir şey
değildir. Dindar görünümle beyinsiz yöneticiler dizginleri bunlara kaptırmışlar
siyasi haysiyet dolu dava, hırsızın, ipsizin elinde kalmıştı. Bilmem başka şeyleri yazmaya gerek var mı?
Dava adamı
olmak okumak ister. Dava adamı olmak, akıl bütünlüğü ister. Dava adamı olmak
şeref ve haysiyet ister. Muhalif hareket ettiğimiz kimselerin bu konulardaki
fakirliği yürekler acısıdır.
*********
MANEVİYATÇILARIN,
MÜSLÜMAN GEÇİNENLERİN BÖYLE ZAVALLI DURUMA GİRECEKLERİ KIRK SENE ÖNCE HİÇ
AKLIMA GELMEMİŞTİ..
Siyasetten,
maddi dünyadan bir şey istemediğim için bazı şeyleri 70 yaşımda çekinmeden
söylemem gerekir. Mezarın kenarına varırken tevazu göstermek de hata olur.
Elimden geldiği
kadar İslam’a ve Türklüğe hizmet ettim. 65 vilayetin küçük de olsa birinde,
İslam’ın yaşanır hale gelmesi için ölesiye mücadele verdim. Yirmi yaşını
geçince bu sınır Türkiye’nin bir çok bölgesini
kapsadı.
Açık konuşmak
gerekirse, İslama hizmet ederken İslami da tam olarak tanımıyormuşuz.
Müslmümanların İslami gerçeklere
dayalı tavır ile nelere kadir olduğunu da pek kestirememişiz.
Bir gün dahi
olsa fikri yapımızın yolu üzerinde menfaat beklemediğimizi, görev peşinde
olmadığımızı söyleyelim. Bunun aksi davrananların nasıl aşağılaştığını, en acı
bir şekilde mütalaa ettik.
Şimdi
okuduğumuz ve öğrendiğimiz İslam dünyanın en aydın, en milli tavırlar
sergilenecek muazzam bir düşünce ve inanç sistemidir. Kendisini Müslüman sanan
bazı yığınlar ise hallerinin ne derecede süklüm püklüm olduğunu kavrayamıyor.
Dünyanın en ilerici düşünce sisteminin adamları, üretilen dedikoduların eseri,
zavallı tavırlar sergileyen, istismarcı ve bazı alçakların peşi sıra giderken
durumlarını idrak edemeyecek durumdadırlar.
İstiklali
olmayan memleketlerde Cuma namazı kılınmayacağını, bir Müslüman kimsenin
hatırlatmasına gerek kalmadan idrak eder durumda olmalıdır.
Kölelerin ardı
sıra yol tutmak, İslam’da gafletin ta kendisidir.
Emevi
, Abbasi bozması serseriliklerle meşgul olmuşuz. Dinin esasının Kur’an’ın ehil ellerce tefsirinden sonra anlamaya
başladığımızı kabul etmek gerekiyor.
Ama; açık söylemek
gerekirse kitleler halen İslam’ın ruhunu öğrenmedi. Buna rağmen, batıl ve geri
kafalı davranışlara itibar gözde tavırlar oluyor. Hele hele
Amerikan baskısına, Avrupa birliği alçaklığına direnmenin İslam’ı korumak
olduğunu biz bu gün öğrendik ama, bazı kitleler böyle
bir şuurdan mahrum görünüyor. Gözlerinin önünde Müslüman memleketler bombalarla
tarumar ediliyor, binlerce adam öldürülüyor, kadınların ırzlarına geçiliyor,. Nesil mahvediliyor, gönülden yaralanan maneviyatçı adam
göremiyoruz., Bu nasıl alçaklık? Hele bu topraklarda
İslam’ın beş altı yüz yıl hakimiyeti varsa?
Amerikan ve
Avrupa Birliği uşağı kitlelerin oyuncağı haline gelmiş bazı yığınların
yarınlarımız için nasıl bir tehlike teşkil ettiğini görüyor, ciğerimiz
parçalanıyor. Allah’ım! Bizim gafletimiz
de zarar husule gelmiyordu. Bu günkü gaflet tam anlamıyla İslam’ın satılması,
Vatanın parçalanması anlamına geldiğini anlamak için çok zeki olmaya gerek
yoktur.
Bu yığınlar ne
zaman aklına başına devşirecek?
************

Arap şeyhlerinin masasında hayvan heykelleri var.
Tapıyorlar mı? Hayır.
Türk’ün Bozkurt’u milli bir hava verir. Tapıyorlar mı?
Haşa..
Eeee namussuz dinsiz dindar geçinenler.
Şu hayvanın dört yüz kilometre durmadan koşması,
hürriyetine sahip çıkması vs sebeplerle Türkler tarafından benimsenmesinin ne
sakıncası olabilir.?
Bir zaman Türklerde
karga bile
Benimsenmiş. Son buluş
Bozkurt ile
Gururlanmak en ufak
bir sakınca taşımaz.
Kültür denen kavramı
tanımayanlar. Allahsızdırlar. Onların Bozkurt’u tanımaları mümkün olmayabilir.
Biz bir kültür değeri
kabul ediyoruz. Sakıncasını ispat edemeyenler, bu kavramın dinimize, inancımıza
zararını ispat edemeyen ve fakat aleyhte yalan uyduranlar Allahın en şerefsiz mahluklarıdır.
**********
BİR İLAÇ TERÖRÜ
YAZAN: GÜRBÜZ
TURGAY
T emmuz ayında bir hekim tarafından Amasya Yeşilirmak gazetesinde yazılmış bir yazı okudum.Konusu ilaç terörü.Ve yazan bir doktor.Suçlananlar
ise eczacılar.Amasya'da gündeme girmiş olması mutlu etti.Kısaca bu bir
terördür.Gıda terörü ile birlikte bir nesle ipotek koyan bir terör.Ortada bir
terör varsa doğal olarak da terörist de olmalıdır.Bu terörün kurşunu ilaç
ve gıdadır.Kilo yapan ilaç,1 liralık sucuk gibi.Ama teröristi ise bunları imal
edenler,satanlar,tostun içine koyup bizlere yediren büfeci,eti bilerek bize
satan market sahipleri,tohumu satan ziraatçi,eken,satan.Yoğurt,süt,tavuk...İmal
eden,satan,alıp bilmesine rağmen çocuğuna içiren baba.Bütün bunları muhteşem
bir aymazlıkla seyreden üst düzey siyasiler,bürokratlar,sağlık
müdürlükleri,hukukçular.BÜtün bunları gıda için
örnekleri ile çoğaltmak mümkün.Ama ilaç konusuna gelince doğal olarak da
teröristleri vardır.Doktor arkadaşım eczacılar diyerek tek hedef
görmüş,göstermiş.Bu kadar basit değil.Her iki konuda mağduriyet takdir
edersiniz ki ne trafikle ne de klasik terörle olmaktadır.Bu medeni bir
terördür.Bu korunan,kollanan,desteklenen sömürgeci terördür.Çok uluslu
acımasız,en acımasız terördür.Teröristleri ise
doktorlar,eczacılar,üreticileri,pazarlayanlar,tanıtanlar,yazanlar,bilerek göz
yuman siyasilerdir.Hatta en kötü haberlere bolca vakit ayırıp bundan hiç
bahsetmeyen medya ve mensupları.Bütün bunları çoğaltmak mümkün.Ama haksızlık
olmaz mı sadece eczacılar demek.Bilmiyormuyuz bir
lira değerinde , eşantiyon dediğimiz,bana göre manası RÜŞVETLİK
HEDİYE olan malzemelerle reçetere giren gereksiz
antibiyotikler,mağdurları minicik hemodiyalizli çocuklar...İşte terörist varsa
örgüt dediğimiz yapılanmada baş aktör kim olur?Unutmayalım konumuz da ilaç!Eczcılara haksızlık etmiş oluruz.On yaşında çocuğa en
ağır(kimse duymasın en pahalı)ilacı tedavi amaçlı diyebilirmiyiz?Asırlık
terör ve benim teröristim.Biz,siz...Hepimiz!
jin.Dr.Gürbüz Turgay Niğde
--------------------------
BİR HIRSIZLIĞIN HİKAYESİ
Ali Meraklı
Bir dava adamı
olarak hiçbir zaman bir menfaat beklemedim. Halk arasında dolaşırken
arabalarına mazot koyduklarını duydum. Bunu başkanlarına duyurdum., Yanındaki yetiştirdiklerime söyledim. Ortada bir
hırsızlık varsa sona erdirmelerini, yoksa bunu televizyondan halka
duyurmalarını söyledim. Nedense bundan sonra köpekleştiler. Sanki hırsızlığı
yapan ben mişim gibi proboganda
yaptılar.
Aradan bir iki
sene geçti Ağır Ceza’da yargılanıp mahkum oldular. Bu
yetiştirdiğimiz adamlar bu rezalet karısında utançtan yerin dibine geçmeleri
gerektiği halde olmadı.
Kapalı kapılar
ardında belki de benim mani oluş şeklimi bin menfaat talep ettiğim bu
menfaatler temin edilmediğinden böyle tahrikte bulunduğumu söylemişlerdir.
Eh..artık şerefsizlik bu kadar olur. Yahu siyasetten bir şey
ummadığımız halde durum böyle oldu ya yanlarında bulunsaydık kim bilir neler
yapıştırırlardı.
Bunların
maalesef belli bir kısmı rahlemizde tedris olmuştu. Alçaklığın tadı boğaza gidince
kimse bir şeyi önleyemiyor.
1-

Nazillide Aybars ÜÇER’in sünnet düğünü
-------------------
KİTAP YAYINLAMA
MESELESİ
Ali MERAKLI
Niğde
folkloru’nu düzenli bir kitap şeklinde yayınlamak için, bilimsel açıdan tek nizamlayan
ve gazetelerde yayınlayan benim. İşte arşivler, işte gazeteler. Şu var ki elli
defa açıkladığım gibi 1960’dan sonra kitaplaştırmam gerektiği halde, 1960 dan sonra Türk Milleti’ni çökertmek için öyle yoğun komünist
saldırılar, Komşu devletler; Rus ve Amerikan baskısı oldu ki, benim folklor
kitabı yayınlayacak süt liman bir ruh halim olmadı.
Vatanın
parçalanmaması, vatandaşın bölünmemesi için elimden ne gelirse yaptım.
İstikbalimi ve hayatımı düşünmeden korkunç bir mücadele içinde oldum. Bunu
fazla methiye konusu yapamam. Çünkü ölçüyorum, bir Dursun Önkuzu,
Yusuf İmamoğlu veya bir başka şehidin gösterdiği azimliliğin yüzde birini
gösterecek kabiliyette birisi olmadığımı biliyorum.
Hal böyle iken,
folklor konusunu bırakıp, en güzel büyük parti imkanlarını
bırakıp (DP nin kuyruğu AP yi kastediyorum.),
hayatını peynir ekmek gibi yiyenler içinde oldum. 1980 den sonra bu konu tekrar
aklıma geldi. Ha bu gün ha yarın derken önce bilgisayar, sonra da internet
denen konular öyle bir meşgul etti ki, milyarlar harcayarak onları öğrenmek, en
güzel kitabı daktiloda değil, bilgi
sayarda yazmak, fikirleri ahlaksız bir gazete patronuna mecbur kalmadan yaymak ve yürütmek için
internet çalışmaları için ömrümü tırpanlamaya devam ettim.
Velhasıl on
parmağında dokuz marifet bulunan biri olarak keşke iyi bir kaval çalsa idim de
her dalda, sanatın her dalında sekmese imişim..
Şu anda da eski
yazdıklarımı bile toplamak, bantlarımı nizamlamaya koymak, onlarda iki
fikirlerimi yazıya geçirmek, bir ömre sığmaz meşguliyetler. Demek ki, çok yoğun
çalışarak çok geniş Ürün bırakmışım. Bilmem ilerde kıymeti olur mu? Kim ….. ….’in eserlerini, çalışmalarını yayın haline getirir şu anda
onu da bilmiyorum.?
İstesem mahalli
konulu eserlerimi mesela bir Mihrali Bey’i ilgilileri
tahrik ederek devlete, özel idareye bastırırdım. Ama etrafta eser yazdıranların
öyle lağım işleri bana ulaştı ki tiksiniyorum. En iyisi çoluk çocuğun
nafakasından ayırıp müstakil
olarak yazmak ve yayınlamak.
- Eseri dünya
meseleleri için önemli, en dokunulmadık konulara dokunuyor, gidelim de
kendisine rica edelim, eserini basalım! diyeni
beklemek de dünya kanunlarına aykırı. Bu hesapla beş altı eserim oldu. Şu anda
15 eserim var. Ama gel gör ki basılması mesele.
Bir avukata
yakışmayan, Niğde folklorunda mevcut bir deyimle söyleyeyim. “Göt yalayacak olsam!” eserlerim hem basılır ve hem de belki
maddi menfaat de sağlardı. Hocam Naci Bey’in topladığı Niğde küfürlerine
bakacak olursam, böyle bir deyim kullanmamı mesele etmemek lazım. Ben
folklorcuyum. Olur böyle şeyler..
Ama bazı
örneklerin, kişilerin göt yalaması, yaptığı suistimaller delilendikçe insan eser yazmaktan tiksiniyor.
Mesela birisi hem göt yalayıp eserini bastırıyor hem
de ortam değişince bunlar anbarda çürüyeceğine bana
satın, diyor. Üç kuruşayüzlerce kitabı alıyor. Suistikmalin şahını beceriyor. Böylelikle hem bedava
bastırıyor ve hem de süprüntü parasına devir alıp devletten bulduğu kişiler vasıtasıyle paranın kaynağına ulaşıyor. Yani devlete
satıyor. Buyurun böyle eser bastırmak Gökçe Dede yazarına yakışır mı?
Bir konu daha
var.
Bir de, ben
eserlerimde Masonluk gibi toplumu mahveden,
beynelmilel derneklere çatıyorum. Bu ise idarenin kum gibi alçak
kaynadığı zaman eserlerimizi “tu kaka!” haline getirmiyor mu?
Öyle ise, ….. …. eser
bastıracaksa az sayıda ve çoluk çocuğunun ekmeğini vererek başarabilir.
Maşallah
toplumda böyle eserleri peynir ekmek gibi satın alıyor. Ne karlı iş be?
En iyisi eser
bastırmaksa sitesinde yayınlasın yeter. İyi de o zaman da hırsızlar satırına
kadar alıp kendi adlarına yayınlıyor. Kitap olarak olsun, sitelerde olsun..
Olabilir. Allah
var., Adalet var. Hak var hukuk var. Bir gün bu terazi
dengelenecektir inşallah.
Ha aklıma
gelmişken söyleyeyim. Adlarını zikretmek olmaz. Yazdığı eserleri
sitemde sitayişle okuyucuya tavsiye ettiğim birkaç kimse var ki, öyle asil
kimseleri yağcı ve hırsızlarla, bu istimalcilerle karıştırmamanızı istirham
ederim. Onlar izinle belgelerimize uzun zaman eğilip, aldığı yerleri açıklayan
şerefli insanlardır. Biliyorum ki onlar bile büyük eserlerine rağmen sıkıntı
çekmektedir.
***************
ALPTUĞ AYBARS ÜÇER’İN SÜNNET DÜĞÜNÜNDEN BİR BÖLÜM
------------
ORDU’NUN DUASI
Yılmam ölümden yaradan
askerim
Orduma gazi dedi Peygamberim.
Bir dileğim var ölürüm
isterim
Yurduma tek düşman ayak basmasın
Amin desin
hep birden yiğitler
Allahü ekber gökten
şehitler.
Amin amin amin Allahü
ekber
Amin amin amin Allahü ekber
TÜRK ERİYİZ
, SİLSİLEMİZ KAHRAMAN…
MÜSLÜMANIZ. Hak’ka tapan Müslüman.
Putları Allah tanıyanlar,
aman
Mesçidimizin
boynuna çan asmasın..
Amin
desin hep birden yiğitler,
“Allahüekber!”
gökten şehitler.
Amin amin! Allahü Ekber
Millet için etti mi ordum
sefer,
Kükremiş arslan kesilir her nefer,
Döktüğü kandan göğe
vursun zafer,
Toprağa bir damlası boş
akmasın..
Amin!
Desin hep birden yiğitler,
“Allahü
Ekber! Gökten şehitler,
Amin!
Amin! Allahü Ekber, Allahü Ekber!
Ey ulu Peygamberimiz
nerdesin?
Dinle,minaresinde
öten gür sesin!
Gel,bana,
yar ol ki cihan titresin,
Kimse dönüp süngüme yan
bakmasın.
Amin!
Desin hep birden yiğitler,
“Allahü
Ekber!” gökten şehitler,
Amin!
Amin! Allahü Ekber,Allahü Ekber!
Rast
Mehmet Akif ERSOY
**************
TÜRK DÜŞÜNÜR KALMADI
MI?
BİR MİLLET DÜŞÜNEN
BEYİNLERİ İLE YÜKSELİR.
1947 DEN BERİ FİKRİN
İÇİNDEYİM. YAKIN YILLARA KADAR DÜŞÜNEN ADAMLARIMIZ VARDI. FİKİR ADAMLARIMIZ
VARDI. ŞU ANDA İSİMLERİNİ SAYACAK OLSAM BİR ELİN PARMAKLARI KADAR ÖRNEK VERMEK
MÜMKÜN OLMUYOR.
NEDEN NECİP
FAZILLAR GİBİ HAYKIRANLAR YOK.?
NEDEN NİHAL ATSIZLAR
GİBİ HAYKIRANLAR YOK.?
NEDEN BASRİ GOCULLAR GİBİ YOKLUKLAR İÇİNDE
KÜKREYEN KİMSELER YOK?
İNSANLARIN
KARAKTERİ Mİ DEĞİŞTİ? FİKRİNİ SÖYLEYENLER BİR ELİN PARMAKLARI KADAR ŞİMDİ.. İSİMLERİNİ SAYSAK ARKASINDAN ACEBA YARANMA DUYGUSU MU VAR
AKLA GELEBİLİR..
ZAMANIMIZDA
TÜRK’ÜN FİKİR ADAMLARI ÇOK OLSA-
1-
KENDİSİNE GÜLDÜRÜ SANATÇISI DİYENLER KERHANE DİLİ
KULLANAMAZ,
2-
SİYASETTE DEMOKRASİ ADINI VATAN SATMA ADINA YAPIŞTIRANLAR
OLMAZ,
3-
MADENLERİMİZ GAVURLARA SATILMAZ,
4-
ATATÜRK’ÜN KURDUĞU TÜRKİYE’NİN FABRİKALARI SÜNNETSİZLERE
DEVREDİLMEZ,
5-
AB UŞAKLIĞI BU DERECE MİĞDE BULUNDIRMAZ,
6-
ABD KÖPEKLİĞİ GÖZE BATMAZ,
7-
TÜRK DÜNYASI İLE İLGİMİZ ASRA YAKIŞIR ŞEKLE GİRER,
8-
ALLAHSIZLIK KİTAPSIZLIK YAPIP DA
DİNDARLIĞI KİMSEYE BIRAKMAYAN NESLİ, SOYU, AHLAKI BOZUKLAR ORTALIĞI KAPLAMAZ,
9-
TEKNİK OKULLAR ÇOĞALIR,
10-İLME YAPILAN YATIRIMLAR ÇOĞALIR,
11-KADIN HAKLARI GEREĞİNCE KORUNUR,
12-SOSYAL ADALET GEREĞİ YAPILIR,
13-MASON DERNEKLERİ MİLLİYETÇİ VE DİNCİ
DENEN ADAMLARLA ZİNA HALİNDE BULUNMAZ
14-ALLAHSIZLIK KİTAPSIZLIK BU DERECE
OLMAZ.
DÜN SOL DEDİĞİMİZ
ADAMLAR BİLE MİLLİYETÇİLERE GÖRE MİLLİYETÇİ OLDULAR. DİNCİ DENEN ADAMLARDAN
DAHA DİNDAR OLDULAR.
VATAN VE
MİLLETİN DERTLERİNİ O. ÇOCUKLARI DEJENERE ETTİ.
BU KADAR YETER. HAKSIZLIĞIMI GÖRÜP DE BANA BİLDİRMEYEN NÜZÜLE UĞRASIN. ÖVME DUYGUSUNA GEREK YOK…
************
SEN
NASIL DİNAYETSİN YAAAA?
BÖYLE
DİYANET İŞLERİ OLUR MU?
ADNAN
HOCA VERİYORVERİŞTİRİYOR. YARIN BÜRGÜN HAYATIMIZA DOYMADAN BİZLERİ KIYAMETE GÖTÜRÜYOR.DAHA YÜZ YETMİŞİ BİLE YAŞAMADAN-YETMİŞ YAŞINDAYIM-
HZ.İSAYI
İNDİRDİ, MEHDİYİ BİNDİRDİ LAFI GÜZAF…
DİYANET
AĞZINI AÇIP DA DIM DEMİYO YAAAAA?
HERAM
OSSUN VERDİĞİMİZ VERGİLER…
--------------
ADNAN
HOCA ERGENEKON’A (ŞU EVLERİNDEN GECE GÖTÜRÜLENLER.
DAVASI MAVASI BELLİ OLMAYANLAR-) HER GÜN
SÖVÜYOR..
NE
ADALET BAKANLIĞI, NE YARGITAY NE BİLMEM NE DAİRESİ, HİÇ BİR SAVCI AĞZINI AÇIK
TEK KELİME SÖYLEMİYO…
HADİ
MASONLUĞA DOĞUŞTAN KARŞI OLDUĞUMUZ İÇİN ADNAN HOCAYI MÜLAHAZAT HANESİNİ BOŞ
BIRAKARAK SEVELİM.
İYİ
DE GARDAŞIM, ADAM AĞZINI AMERİKA ALEYHİNE HİÇ AÇMIYOR. SANKİ YEMİNLİ. GERİCİ
İKTİDARLAR DİNİ BERBAT ETTİĞİ HALDE ONLARA TEK KELİME SÖYLEMİYOR.
BÖYLE
GAİPTEN HABER VEREREK BİLİM ADAMLIĞI, FİKİR ADAMLIĞI OLUR MU?
EMRİNDEKİLER.
ALLAH’IN VARLIĞI İÇİN BİLİM OLAYLARINI KAFAMA GÖRE ELEŞTİRİYORLAR. BUYUR BURDAN
YAK. ADNAN HOCAYI ÖVEYİM Mİ? YOKSA………..
Yazdıklarım (bu makale)
Adnan Hoca’yı ilgilendirir
ÖĞRENİM
HAYATIMDA EVRİM TEORİSİ NASIL BİR HATIRA BIRAKTI?
BEN BİOLOJİYİ SEVEMEDİM HER NEDENSE?
FİZİK, KİMYA.
MATEMATİK, CEBİR, GEOMETRİ GİBİ DERSLERDEN YERİ GELİNCE YÜKSEK NOT ALDIM VE ÇOK
SEVEREK ÇALIŞTIĞIM OLDU. NEDENSE BİYOLOJİ KONUSUNDA BU EVRİMİ HİÇ GÖRMEDİM.
ALİMERAKLI
BİR GÜN ANADOLU
ŞEHRİNDE LİSEDE OKURKEN YAZAR OLUP ÇIKTIM. FOLKLOR ARAŞTIRDIM. DEVAMLI
YAZILARIM ÇIKIYORDU. BU DURUMU ÖĞRETMENLER ODASINA GELEN GAZETELERDE GELEN
BÜTÜN ÖĞRETMENLERİM GÖRDÜ VE BANA BİR BAŞKA AÇIDAN BAKMAYA, SEVMEYE BAŞLADILAR.
BİR EDEBİYAT ÖĞRETMENİ (Çok zayıf yaradılışlı idi) nedense yazı yazmamdan
rahatsız oldu.
Biyoloji
derslerinde normalin altında bir öğrencisi olduğum bayan öğretmen beni
sevdiğini dersleri anlatırken de belli ediyordu. Niçin olduğunu biliyorum. Gazetede yazan kişi olmakla
seçkin duruma gelmiştim.
Bor’dan gelen
öğrenci ağabeyim (Mehmet Ali) (benden bir sınıf
üsteydi. Ona dedim ki:
-
Evrim teorisine ait bir ödev verdi öğretmen. Ne yapayım?
-
Ben o konuda geçen yıl bir ödev verdim on aldım dedi.
Ödevi aynen kopya ettim. Benim
ödevimi de on vermişti öğretmen.
Çok mutlu
oldum. Benim ödevimin benim bir derlemem-
buluşum olduğunu mu sandı yoksa kopya bile olsa böyle bir konuda böyle
bir ödev verişim mi hoşuna gitti?. Hocanın sevgisi on
katına çıktı. Ödev ne idi?
Topallığın irsi
olduğunu anlatıyordu ödevin konusu.
Öğretmenim beni
sözlüye hiç kaldırmadı. Sanırım iyi bilgiler sergileyeceğimi biliyor, sırf iyi
not almam için ödevi ve ara sıra soruları esas kılmak istiyordu.
Bir soru sorar
gibi ediyor bastırıyordu yüksek numarayı.
Bir gün yazılı
yaptı. Allah şaşırttı. Sıranın gözündeki açık biyoloji kitabından cevap arar
gibi tavrım vardı. Bunun adı kopya idi. Arkama baktım. Öğretmenim istese kopya
muamelesi yapar torunlarıma kadar utanç içinde bırakabilirdi beni. Mahsus
yakalamadı sanıyorum.
Pekti arkadaş?
Bu öğretmen Darvin’in akrabağsı mı idi. ? Hayır
Özbe öz Türk ve dindar bir ailenin kızıydı. Evliydi.
Bilgiliydi. Ama Darvin meselesi öyle pirim yapıyordu ki, herkes gibi o da
dersin anlaşıldığı kanaati ile böyle bonkör davranıyordu sanırım.
Darvini yerle bir ettiğini yüz küsur proğramla
dünyaya ilan eden Adnan Hoca bilgin talebeleri meseleyi ayaklar altına seriyor,
kimse karşı gelemiyor. Demekki Adnan hocayı zamanında
Masonluk vs. yayınları ile takip ettiğime iyi olmuş. Şu var ki ara sıra
Ergenekon’a sövüşü, (Bu hokumatın çıkardığı
tahkikatla ortaya çıkan yeni isim) Amerika’ya dokunmayışı, vs. hele hele yarın öbür gün kıyamet kopacak vaveylası için birkaç imeil çektim. Baktım takmıyor cevap bile önermiyor.
Kendisine bir imeille şöyle dedim:
-
Sen Müslüman bile değilsin!.
-
Bakınız bir hakayede nasıl
göklere çıkarıyorum?. Anlattığım imeil
meselesinde nasıl
yerlere batırıyorum. Elli yıl evvel:
-
- Yarabbi! Bana
doğruları öğret duası bu yerlere bu günlere mi gelecekti?
-
Keşke sıradakiler gibi bilgi nasib et
deseydim…
-
Hangi konu doğru ya????????
-
---------------------
ADNAN HOCA ALLAH’INI SEVERSEN
CİDDİ OL YAHU…
7.9.2009
da Adnan Hoca Kral tv- Tempo tv
ye geldi. Sosyal konulardan bahsedelim dedi. Halbuki
öğrencileri 2 doktor bağırsakları vs. güzel güzel
anlatıyorlardı. Darvinizm’i yerden yere
çarpıyorlardı. Sayın Hoca 4 gazetedeki ilanlarını okuttu. Bir muhataba sorular
sordu. Bu soruların muhatabı ERGENEKON ÖRGÜTÜDÜR DEDİ. İYİ DE ÖYLE SÖVDÜ ÖYLE
SÖVDÜ Kİ DEME GİTSİN. ÇEVİR KAZ YANMASIN: - BENİM SÖYLEDİKMLERİM YARGILANANLARA
DEĞİL. ONLARIN ARKASINDA OLANLAR VARDIR DEDİ.
ETME
YA Adnan Hoca. Bunca ilmi yapına rağmen ne yapıyorsun Allahını
seversen?. Karşındakileri tüm mü aptal sanıyorsun?. Arkasında arkasında diye öyle
bir örgüt çizdin ki eh deme gitsin. Yahu masal diyarını bırak. Adaletsiz olarak
içeri tıkılmış adamlara sözün yok. Onların arkasında korkunç bir örgüt var.
Onlar da Masonlarla çalışıyorlar diyorsun. Yani bütün bildiklerimizi tavada
yağda erittin gittin. Allah rızası için
ciddi ol ya Hoca.
Hem
dünyanın ömrünü kısaltıyorsun hem de Mason örgütünü, Ergenekon dediğin örgütü
bilinmez hale koyuyorsun.Ne zaman çözülecek öbür
dünyada mı?
Amerika
namussuzu, AB şerefsizi hakkında tek kelime etmiyorsun? Bunlar mı finansörün?
SUNUCU
BAYAN Kürt açılımını sordu. Verdiği cevaplar uzaydan gelen laflardı. Ne yapmak istiyon Allahını seversen..?
Sen
birilerinden para alıp topluma etki etmeyi mi arzu ediyorsun.?
Ne anlatıyorsun Allahını seversen? Neyden
bahsediyorsun?. Bütün bilimsel yapını sıfıra
indirmiyor musun? Ne diyeyim? Sana neyi sorayım?
Danıştay
katliamı aydınlanması nı istiyor millet. Ama gel gör
ki senin çizdiğin Ergenekon sahi ise senin dünyayı kaplayacak Türk-İslamın ömrü de yetmeyecek bu Ergenekonu
aydınlatmak için. Allahını peygamberini seversen
ciddi ol ve ne demek istediğini de. Akıl hastanesi etkileri var gibi geliyor
insana. İyi de kitaplarında eserlerinde güzel şeyler var. Bu tenakuz evet bu
tenakuz dünyanın sonu olmasın. ? Dediklerini anlayamayacak kadar geri zekalı isem senden özür diliyorum. Milleti uyutmak için
esrar zerk ediyorsan Allah seni nasıl bilirse öyle yapsın. İşin bu kadar
ciddiyetle dolu…
Lo lo iyi
de bize de mi lo lo?
----------------
GÖNDEREN
TUNCER ERTANA
**************************************
KAHVEDE:
Ulumak mı- Ürmek mi?
Biliyorsunuz
bizim bir kahve var. Oradaki münasebetsizlerle başımız derttedir.
Geçen kahvemizi
yudumlarken biri Ülkücüleri muhatap kılarak Ulumayın,
ulursanız şehirde uluyun! dedi.
Biz de belaya
kalmamak için kapıdan çıkarken:
Vay o. Çocuğu
vay! diye sokurdandık. Gözlerinin içine bakıp,
söyledik..
Kurt ulur,
köpek havlar. Ama bu şerefsiz zırlıyordu.
En değerli
hayvanımız köpeğe onu benzetmek münasebetsizlik olur.
Yetmez mi?
---------------------
ERGENEKON
SORUŞTURMASINI HİÇ BİLMESEM YİNE KARŞIYIM.
YAHU BU ADAMLAR
MEMLEKETİMİZİN MASUM İNSANLARI..
SUÇLARI VARSA
MAHKEME EDİLİR.. İDAMA BİLE MAHKUM
EDİLİRLER.
SUÇLARI OLDUĞUNA
DAİR EN UFAK OBJEKTİF BİR AÇIKLAMA YAPILMAZKEN ADAMLAR GECE GECE
EVLERİNDEN TOPLANIP HAPSE TIKILDILAR., Binlerce gündür
(!) HAPİS YATIYORLAR.
YA ÖBÜR
GÖRÜNÜM. ALLAHSIZ VE KİTAPSIZ VATAN
HAİNLERİ.., BİNLERCE KİŞİNİN KATİLLERİ İLE AÇIK AÇIK SOHBET EDİLİYOR. ONLARIN YOLUNA GİRİLİYOR VE NASIL
SERBEST BIRAKILACAKLARI VE TÜRKİYE NASIL BÖLÜNECEĞİ AB VE ABD GÖLGESİNDE
KONUŞULUYOR. HAL BÖYLE İKEN ERGENEKON’UN
ŞEREFLİ BİR CEPHE, DİĞERİNİN ŞEREFSİZ BİR CEPHE OLDUĞUNA İNANIYORUM.
BENİ AFFEDİN
BUNDAN BAŞKA KISA
ANLATILMAZ. VATAN HAİNİ HIRSIZLARLA BERABER OLUNUYOR, SUÇLARININ NE OLDUĞU
BELLİ OLMAYAN İNSANLARA AMERİKAN İŞKENCESİ UYGULANIYOR.
VARSA BAŞKA
İZAHI OLAN
YAZSIN .. Yazın
OĞLUM YAZIN. EN AĞIR BEYANLARINIZI YAYINLAMAZSAM ŞEREFSİZİM..
AMAN ALLAHIM GERÇEK YOL NEDİR?
Bu günlerde
televizyonda gördüğümüz şehit aileleri ile anarşistlerin ailelerinin barışması
olayı İslam’ın önemsediği bir olaydır.
Sevaptır.
Şu var ki, bu
bile devletin anarşistleri affetmesi için yeterli değildir. Bütün ailelerin
barışması mümkün olmayacağına göre bu
neyi halleder ki?.. Münferit barışmalar İslam’ın
hoşuna gider ama, kanun hakimiyetini belli gayelerle ortadan kaldırmak hiçbir
zaman doğru olmaz.Bütün aileler istisnasız
barışmadıkça bu gibi aflar, bu gibi tedbirler milletin derdinin bitmesini
sağlamaz. Aksine yeni olayların çıkmasını sağlar.
Oturup
düşününüz. Hangi görüş daha doğrudur..
Türk
düşmanlarının sevinmesinden başka bir manzara yoktur karşımızda…
-------------
Eski yazılar:
TÜRK AYDINI, TÜRK
SİYASİLERİ NEREDESİNİZ?
BU GAFLET, YOK
OLUŞUNUZUN İŞARETİ DEĞİL MİDİR?
AŞAĞIDAKİ MAHKEME
KARARI BU KADAR ŞEREFSİZ OLABİLİR..OKUYAN MI YOK. ANLAYAN MI YOK. İLGİLENEN Mİ YOK. BİR MİLLETİN KAN DAMARLARI
BU KADAR MI FELCE UĞRAR?. BU TOPLULUK AVRUPA DENEN
TOPLULUK BİZİ YER YÜZÜNDEN SİLMEKTEN B.AŞKA HANGİ HEDEFİN SAHİBİ
?
ANLADIK TA BU
MİLLETİN AYDINLARI,SİYASETÇİLERİ İHANET HALİNDE Mİ?
HABERİ OKUYUN ŞİMDİ:
AVRUPA İnsan Hakları
Mahkemesi ‘takdir hakları’nı sürekli Türkiye aleyhine kullanmayı
sürdürüyor!
AİHM’nin çarpık bakışı
AVRUPA İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM), Türkiye’ye önyargılı yaklaşımı bir
kez daha belgelendi. Terörizme destek çıkan kararıyla büyük tepki alan AİHM,
suçları yargı tarafından tespit edilen ve ömür boyu hapis cezasına çarptırılan
5 PKK’lı hakkındaki davada Türkiye’yi, ‘adil yargılanma hakkını ihlal ettiği’
gerekçesiyle tazminat ödemeye mahkum etti.
Onlarca kişiyi
katlettiler
KARARLA birlikte Türkiye, oluk oluk kan akıtan
PKK’lılara toplam 78 bin 500 euro tazminat ödeyecek.
1990’lı yıllarda Diyarbakır ve Muş’ta 30 eylem gerçekleştiren ve onlarca
insanımızı katlettiği tespit edilerek müebbet hapis cezasına çarptırılan Sedat
Atsız, Mehmet Emin Türk, Şerafettin Türk ve Mahfuz Sığınç
17’şer bin, Orhan Sakçı ise 10 bin 500 euro alacak.
PKK’ya AİHM desteği
AİHM, ömür boyu hapis cezasına çarptırılan 5 PKK’lı hakkındaki davada
Türkiye’yi
’adil yargılanma hakkını ihlal ettiği’ gerekçesiyle 78 bin 500 euro tazminata mahkum etti
Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesi’nin (AİHM), Türkiye’ye önyargılı yaklaşımı bir kez daha belgelendi.
Terörizme destek çıkan kararıyla büyük tepki alan AİHM, suçları yargı
tarafından tespit edilen ve ömür boyu hapis cezasına çarptırılan 5 PKK’lı
hakkındaki davada Türkiye’yi, ’adil yargılanma hakkını ihlal ettiği’gerekçesiyle tazminat ödemeye mahkum
etti. Kararla birlikte Türkiye, silahlı eylemlere katılan PKK’lılara toplam 78
bin 500 euro tazminat ödeyecek. Diyarbakır ve Muş’ta
1990’lı yıllarda 30 eylem gerçekleştirdikleri ve onlarca insanı katlettikleri
tespit edilen ve 12 yıl süren yargı sürecinin ardından ömür boyu hapis cezasına
çarptırılan ve halen Diyarbakır D Tipi Cezaevi’nde tutulan Sedat Atsız, Mehmet
Emin Türk, Şerefettin Türk, Mahfuz Sığınç ve Orhan Sakçı’nın AİHM’e yaptıkları başvuru Türkiye’ye mahkumiyeti
getirdi. AİHM 2’nci Dairesi’nin kararında, Türkiye’nin Avrupa İnsan
Hakları Sözleşmesi’nin ’Adil Yargılanma Hakkı’nı düzenleyen 6/1’inci Maddesi’ni
ihlal ettiğine karar vererek, Sedat Atsız, Mehmet Emin Türk, Şerefettin Türk ve Mahfuz Sığınç’a
17’şer bin, Orhan Sakçı’ya ise, 10 bin 500 euro manevi tazminat ödenmesine karar verdi.
Ceza üstüne ceza
Öte yandan AİHM, bombalı saldırıda bulunduğu iddiasıyla tutuklanan Çimen Işık
ile PKK davasında ömür boyu hapis cezasına çarptırılan Hadi Elçiçek,
Kulink Sevilgen ve Salih
Tuğrul’un davasında da Türkiye’yi adil yargılanma ilkesini ihlal etmekten mahkum etti. Aralık 2002’de AİHM’e
başvuran Çimen Işık’ın başvurusu karara bağlandı. 1979 doğumlu Işık, PKK üyesi
olduğu ve bombalı saldırılarda bulunduğu iddiasıyla 10 Aralık 1999 tarihinde
İstanbul’da gözaltına alınmıştı.13 Aralık 1999’da İstanbul Devlet Güvenlik
Mahkemesi’nde savcı tarafından dinlenmiş, savcı gözaltının devamına karar
vermişti, ancak bu süre içerisinde Işık, avukat hizmetinden yararlanamamıştı. 4
Aralık 2001’de Işık, PKK üyesi olmaktan suçlu bulunarak 12 yıl 6 ay hapis
cezasına çarptırılmıştı. Güvenlik Mahkemesi, bu cezayı da Işık’ın polise,
savcıya ve yargıca verdiği ifadelerine dayandırmıştı. Ceza, Yargıtay tarafından
da 17 Haziran 2002’de onaylanmıştı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Türkiye’yi
bu davada da adil yargılanma hakkına ilişkin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi AİHS’in 6. Maddesinin 1. (hızlı ve makul sürede yargılama)
ve 3. fıkrasını (gözaltına avukat bulundurulmadığı için) ihlal etmekten bin euro tazminata mahkum etti.
Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesi ’takdir hakları’nı sürekli Türkiye aleyhine kullanmayı
sürdürüyor!
*****
MİLLİYETÇİ GAZETE
OKUMAK GAFLETİ
GAZETEYİ BULMAK,
GELMEDİĞİ GÜNLERİ SEÇMEK, DESTEKLEMEK BİR UĞRAŞI RAHATSIZLIK İŞİDİR. ANCAK
MİLLİYETÇİ YAZARLARI BAZAN OKUMAK VE MEMLEKETİN GERÇEK DERTLERİNİ BİLMEK HUZUR
VERİR. BİR TUTAM BAL İÇİN BİR ÇUVAL DOLUSU TAHTA YERSİNİZ. NE YER GİBİ. ? CANIM BİLMİYOR
MUSUNUZ?
HANNUP
KİMSE GERÇEĞİ SAKLAMAYA
ÇALIŞMASIN. MİLLETİN İŞİ MİLLİYETÇİ GAZETELERİ DESTEKLEME DEĞİL, O ANDA
OLAYSIZ, İTHAMSIZ ŞEKİLDE GAZETE İHTİYACINI GİDERMEKTİR. HAYATIM BOYUNCA
MİLLİYETÇİ GAZETE OKUMAK SORUNLARI İLE
MÜCADELE ETTİM.
OKUMA HASTALIĞI OLMAYAN BİRİ
RAHAT GAZETE ALDIĞI HALDE, BEN GÜNDE ON BEŞ SAAT OKUYAN GAFİL, GAZETECİ TEZGAHLARI ALTINDA MİLLİYETÇİ GAZETEMİ ARADIM…
HERKES MASONLARIN GAZETELERİNDE
RENKLİ HAVADA YÜZERKEN, BİZ MEMLEKETİN YARARINA YAZILAR VARDIR DİYE GAZETECİ
MASALARI ALTINDAN NÜSHASI BİR İKİYİ GEÇMEYEN GAZETE ARAMASI İLE VAKİT GEÇİRDİK.
ÇOĞU ZAMAN BASKISI YETİŞMEZ,
ÇOĞU ZAMAN BASKI HATALARI
İLE DOLU.
TELEVİZYON PROĞRAMLARI GÜNCEL
DEĞİL VE ÇOĞU ZAMAN EKSİK VE YANLIŞ. İYİ DE BU MAHRUMİYET NEDEN?
BOYNUMUZUN HANGİ BORCU SEBEBİYLE
GÜNLÜK HABERLERİ BİLE ERTESİ GÜN VEREN BU GAZETELERE MAHKUMİYETTE
Kİ SIRRI ÇÖZMÜŞ DEĞİLİM. HA…
O MESELE Mİ BASİT CANIM.
BİR KAÇ SİVRİ AKILLI MİLLİYETÇİ
YAZAR RAHAT YAZABİLMEK, SANSÜRE UĞRAMAMAK İÇİN ÖZEL GAZETE ÇIKARIRLAR. ADLARINI
SEÇERLER.
AMA NAFİLE.. GAZETE ÇIKARMAK SERMAYE İŞİDİR. KATİYEN VE ASLA HABER ZENGİNLİĞİ, MAGAZİN ÇEŞİDİ SÖZ KONUSU OLAMAZ.
BAZAN MİLLETİN BİRLİKTE HAREKET
ETMESİ İÇİN GAZETELERİN BU ENDER GAZETELERİN ÇIKTIĞI BÜYÜK ŞEHİRLERDE
YAZARLARI, İDARECELERİ İLE GÖRÜŞMEK İSTERSİNİZ. UKALA BİRİNE RASLADIĞINIZ ZAMAN
BOĞULURSUNUZ İŞTE. (BENİM İŞİM BAŞIMDAN AŞKIN ŞİMDİ SIRASISI MI?) DENDİĞİNİ
BİLE GÖRÜRSÜNÜZ.
DAKİKALARCA ŞEHİRLER ARASI TELEFON
PARASI VERMEYE RAZI OLUP, BİRİLERİNE ULAŞMAK İSTEDİĞİNİZDE SEKRETERLER ARASI İTTİHADA
ÇARPARSINIZ. SİZ FİKRİNİZİ KENDİSİNE ANLATIN, O ÇARE BULUR. CEVAP..
(HANGİ NİĞDE BE KARDEŞİM? , AYNI SORUNLARLA BÜYÜK
ŞEHİRLERDE DE KARŞI KARŞIYAYIZ!) DER. AMA SORUNUN NE
OLDUĞUNU NAMUSUNU SAKLAR GİBİ SAKLAR. MALINIZI MÜLYKÜNÜZÜ SATIP ONLARA SERMAYE
VERMEK İSTERSİNİZ BAZAN VERDİĞİNİZ PARANIN TAHVİLİNİ ALMAYA GİTTİĞİNİZDE (HERKESİN
KİNİ ZAMANINDA GÖNDERDİK !) İDDİASI İLE KARŞILAŞIRSINIZ. VELHASIL BÜTÜN BİR ÖMÜR MİLLİYETÇİ GAZETE
OKUMAK UGRUNA NE HUZURUNUZ NE DE MORALİNİZ KALIR.
- ULAN HIYAR BE. RENKLİ VE BOL SAYFALI GAZETE OKUMAK VARKEN KİM DİYOR SANA MEMLEKETİ KURTAR DİYE. MİLLET KURTULMAK İSTİYOR MU BAKALIM. ANLADIN MI KAFASIZ MAHLUK?
BÖYLE
ÇABALARKEN KENDİ DERDİM BİLLAH GELMEZ YADIMA..
MİLLETİN DERDİ
İLE DERTLENMEK UKALALIĞI HAYATIMIZI KAPLAMIŞ RÜZGARLI,
KARANLIK BULUTLU, HİÇ BİR ZAMAN YAĞMAYAN İKAPALI HAVALAR İLE DOLUDUR. İYİ DE BU
SIKINTIYI ATMAK İÇİN BİRİLERİNE SAYIŞTIRMAN GEREKİR. KENDİNE SAYIŞTIR Kİ,
DİKENLİ GÜLER GİBİ AÇASIN BE AHMAK KAFASIZ…
*************
OSMAN ÜÇER’İN 1975
E KADAR YERLEŞTİRDİĞİ ÜLKÜCÜLÜK FELSEFESİ MAALESEF AMERİKANCILARCA ORTADAN
KALDIRILDI…
KENDİSİ İÇİN MAKAM
TALEP EDENLER, GÖREVLERE KÖPEK GİBİ YAPIŞANLAR ALÇAKTIR.
GÖREV KABZEDİLMEZ.
LAYIĞINA VERİLİR.
ŞİMDİLER DE ÖYLE Mİ
YA?
YORUM SİZİN…
------------------------------
ALİ IŞIKLAR ‘IN
DEVRİNİ KAPAYANLARA SELAM OLSUN.
ALİ IŞIKLAR TÜRK VATAN SEVERLERİNİ HANÇERLEDİ.
ALİ IŞIKLAR
ŞAİRLERİ HANÇERLEDİ.
HEP ZİRVEDE KALDI.
MİLLİYETÇİLİK ADINA NE VARSA YOK ETMEYİ BAŞARDI.
NİĞDE’DE
YAPAMADIKLARINI MAALESEF ANKARA’DA VE VATAN SATHINDA YAPTI
TÜRKEŞ’İN İZLERİNİ SİLMEYİ BAŞARDILAR..
.
ALİ IŞIKLAR
GİBİLERİNİN SÜPÜRÜLME VAKTİ ÇOKTAN GEÇMİŞTİR.
ÜLKÜCÜLÜĞÜ
KURTARMAK İÇİN ALİ IŞIKLARIN DEFTERİNİN DÜRÜLMESİ, YANİ SİYASETTEN KATİ OLARAK
SİLİNMESİ GEREKİR.
ALİ 1970 LERDE
NİĞDENİN BAŞINA SORUN OLMUŞTU. ANARŞİYİ AZDIRMAK İÇİN YAPMADIĞINI KOYMADI. OSMAN
ÜÇER TARAFINDAN KOVULDU AMA ALİ DURUR MU?
BU DEFA
TÜRKİYE’Yİ KARIŞTIRDI. NE Mİ YAPTI?
YEMİN EDİN ONUN EKİBİNE KARŞI MÜCADELE EDECEĞİNİZE. YAPTIKLARINI BİR BİR YAZALIM.
Kanun yakasına YAPIŞSIN….
M.NİHAT MALKOÇ
YAZARIMIZ,
BAŞARILI ŞAİRİMİZ
M.NİHAT
MALKOÇ YENİ BİR TELEVİZYON PROĞRAMINA ÇIKTI.
YAZARIMIZ
OLDUĞU İÇİN DEĞİL, HAKİKATEN BÖYLE BİR YAZARA SAHİP OLMAK BU KADAR ENDER
ŞİİRLER YAZAN BİR EDEBİYATÇI ZOR BULUNUR. KENDİSİNİ HEM TEBRİK EDER VE HEM DE
BÜNYEMİZDE OLMASININ BİZE KIVANÇ VERDİĞİNİ AÇIKLAMAK İSTERİZ.
YENİ
EĞİTSEL ÇALIŞMASINI KENDİ İFADESİ İLE DUYURALIM..
Kıymetli Dostlar;
Bugün(26 Mayıs 2009
Salı) sabah saat 10.30'da değerli yazar Serhan Büyükkeçeci’yle
birlikte Trabzon Tv’ye konuk olacağız.
Ben Trabzon’daki kültür,
sanat etkinliklerini, özellikle Kitaplı Hayaller Vadisi Trabzon ‘1. Çocuk ve
Gençlik Edebiyatı Kültür Sanat Şenliği’ni değerlendireceğim.
Sizleri ekran başında
görmek bizleri mutlu edecektir.
Çalışmalarınızda başarılar
diliyorum
Allah’a emanet olunuz.
Selam, saygı ve
muhabbetlerimle…
M. Nihat MALKOÇ
Trabzon Lisesi(Anadolu)
Türk Dili ve Edebiyatı
Öğretmeni
E-mektup: mnm61mnm@hotmail.com