Onurluhamle giriş bölümü

Haberleşme adreslerini  soruyorsunuz?

1-                 Osman Üçer.avukat kayardı cad(Menemen cad) nu: 31 NİĞDE)

İmeil: osmanucer@onurluhamle.com

osmanucer@ttmail.com

2-                 msn:  osmanucer@windowslive.com

3-                 cep: 0 535 210 68 34

4-                   0 388 233 20 25

 

BİZ, BU FİKRİ HAYATA TAHAMMÜL ETMİŞTİK.

 

MİLLETLER LAYIK OLDUKLARI İDARELERLE İDARE EDİLİRLER.

 

YAZAN: ALİ MERAKLI

 

1960-1975 ARASI BİZ VATANDAŞIN NE GİBİ EĞİLİMLERİNE GÖĞÜS GERDİK. Bunları tüm teferruatı ile anlatmak on sitelik bir hacmi öngörür. Şu var ki, özetlesek bile vatandaşın ne gibi dansözlükler yaptığını görmüş oluruz.

Zikri kötü şeyleri anlatmak için değil, vatandaşın kabul edebildiği bir sürü oynadanlıkları oynayabildiğini, daima bu tiplerle karşı karşıya olabileceğimizi görmemiz gerekmektedir.

Bir fikirdaşımızın babası caddede bizimle karşılaşırsa,

Anlaşılıyor ki, çocuklarının zamanın ezikliği içinde kaybolmasından memnun değildir. Biz onları derneklerde eğitiyoruz. Saçından başından kıyafetinden tutunda bütün davranışları ile ilgilendiğimizden bizden memnundur. İkametgahımıza gelip teşekkür etmek ciğerini gösteremiyor. Henüz caddede olsun görüşmemizi yarar sayıyor. İyi de Ali Meraklı gibi bir ile cadde ortasında kucaklaşıp, tanışık olmak, samimi olmak gösterisinin de zararlı olduğunu idrak ediyordur. Karşısındaki öküzün biri ya! Anlamıyor sanıyor. Her iki tarafına bakınıyor.

Sonra beşuş bir çehre ile kucaklıyor. Her iki tarafına bakınmıştır. Pek sakıncalı bir durum yoksa konuşmaya başlıyor.

Yahui Allah senden razı olsun. Çocuklarımızın saçlarını kestiriyorsun. Davranışları ile ilgileniyorsun. Marşlar söyletiyorsun. Velhasıl adam olmaları için ne lazımsa yapıyorsun.

Sonra ayrılıyoruz. İçi rahattır. Emek sahibini taltif etmiştir., kendisi ne yapıyor?. Haram veya helal bir servetin üstünde çöreklenmiş, geliri ile sabahlara kadar kulüplerde vakit geçirmekte, bazen fikir nutukları atmaktadır. Kafa dumanlı iken kulüplerde ne nutukları atıyorsa ne rahat oluyordur. Aman Yarabbi. biz bunları sanki idrak edemiyoruz.

Bir arkadaşımızı aramak için kulüp kapısında bizi görürse hemen konuşmaya başlıyor:

- Girin yahu içeriye. Cemiyet denen kavramı tanıyın. Kulüplere gelin yahu ara sıra. Gir gir çekinme hadi gir içeri..

Orada da münasip havayı basmıştır. İçi rahattır oradaki arkadaşlarına verdiği mesaj:

-  Bu adam yani kendisi çok objektif biridir. Sağla solla alakası yok, bulunmaz bursa kumaşı bir adamdır.

Aradan yıllar böyle geçmektedir. Bir gün oğlu ile sohbetimize rastlıyor. Ne düşünüyorsa:

-         Bak inan ki Ali bey.. benim oğlum akıl hastalığı geçirdi. Ondan ne köy olur ne kasaba. Bu kadarcık bir tanıtım ile ne yapmak istediğini anlatmaya gerek var mı? Oğullarını karşısına alıp bir izahtan yoksun olduğu için etrafını bu gibi izahlarla boşaltmak istemektedir. Kötehor yalnız para kazansın. Hayatına baksın. Ne işi var fikirde zikirde.

-         O gençlerde, babalarını tasvip etmiyorlardır Ama iyi de doğru bir yol bulmanın eziyeti içinde kıvranmaktadırlar. Memleketin Merkez Camiine başlarını sağ omuz üzerine yıkıp girip çıktıklarında koskoca memlekette şu kanaat yayılmaktadır:

-         - Yahu babaları akşamcı ama, çocuklar helal olsun Allah yolunda.  Evet,  bu Allah yolunda olan çocukların kültürleri emanet dağıtıldığı için ne sözün kıymeti vardır, ne okumanın ne de tutulan yolun bir kıymeti. Eh işte kırk dalda, kırk fikirde böyle yıllarını heba edip giderler. Hiçbir zaman memleketi kurtaracak, başkalarına örnek olacak bir fikrin adamı olmadan silik gelip silik gitmektedirler.

-         Eh ne yapalım? Bu kadar işte. Bizde isim filan zikretmeden birazcık bir açıklama yaparak, öbür dünya karşılaşması için delil olsun diye bu kadar bir ifşaat yazıverdik işte. Ağzımızda amma sıka ha..

***************

GÜNCEL KANAAT:

 

TÜRKÇÜLÜK VE İSLAM ARKACILIĞI NE GETİRİR?

 

Ömrümüz  Turancı denen bir görüşün tutması yolunda emek harcamakla geçti. Demir perde hain bir şekilde kapalı iken başlayan,  bu günün Orta Asya Türklüğüne ihanet eden hain görüşlerine kadar mesele bizim açımızdan canlılığını koruyor. Neden?

İş masal ve ideal havasıyla  yürümüyor. Gerçeklere baktığımızda Türkler için Bir devlet lafı, Turancılık ideali şeker bir laf olsa da gerçekler ancak ve ancak dış politikada Türklüğü temsil eden bir kuruluş meydana getirilebilirse öpüp başımıza koymamız yeterli sayılacak. Yoksa bütün Türk devletlerini bir devlet haline gelmesi çok uzak bir ihtimal. Bırakın bütün Türk devletlerini Azerbeycan ve Türkiye açısından bile meseleye bakıldığı zaman insan hayretler içinde kalıyor. Yüzde kırk yedinin oyları ile iş başında olan gericilik Türklüğü can evinden vurmakta hiçbir beis görmüyor. Bu gerçek ortada iken, biz yine elli sene geriden başlayarak, Yaşaşın Turancılık lafları ile kendimizi aldatmayı bırakalım. Türk Aydınlarının asil fikirleri ayrı, Gericilikle ciğerinden vurulmuş acaip bir halkın Türk düşmanlığını ön safta tutanlara destek vermesini görmeyenler kör ve sağırdır. Öyle ise bırakın Turancılığı, AB: boku yiyenler, Tür devletleri arasında bir iktisat dayanışmayı bile Amerikan köpekliği ile paralel tutmaktadırlar.

Gelelim hemen şu Kudüs meselesine. Kudüs’ün Yahudi hakimiyetinden kurtulmasını istemeyenler ne Türk ve ne de insan sayılır. Ama öyle eşek kafalılarla karşı karşıyayız ki, köpekler gibi Kudüs diye uluyanlar bir tarihi gerçeği bile ifa edemiyorlar.

Size sorarım. Lavrensle zina halinde bulunan Arap ileri gelenleri Kudüse Hıristiyanları sokup bu ara da Türk’ü arkasından hançerlemediler mi? Şerefini biraz korumak isteyenler bu günkü Kudüs bok yemesini bir tarafa bırakıp şu soruyu cevaplasınlar. Kudüse Hıristiyanları sokan alçak Arap liderleri bu arada Türk ordusunu arkadan hançerlemediler mi? Ulan şerefsizler. Kudüs Kudüs derken bu tarihi gerçeği millete bir ifade edin de, Türk’ün İslam’a yine hizmet etmesine karşı olan varsa onu birlikte suçluyalım. Arap köpekleri bu gerçekleri gizliyor, Azeri’yi Ermeni kurşunu ile vururken, Kudüs boku yemeği de istismarın şahı olarak sunmaktadırlar. İşte buyurun yalanımız varsa yaptığımız küf    ürleri bizim boğazımıza elli misli ile birlikte sokunuz.

Yalan mı? Çevaplamayan alçaktır. Bunun cevaplanmasından sonra Kudüs konusunda destek yapmayan varsa oda şerefsizdir,.

 

 

ÖCALANI YAKALAYANLAR ÇETE ÜYESİ ADINI ALIYOR. ÖCALAN TARAFTARLARI TÜRKİYE’DE CİRİT ATIYORLAR.

AÇILIM BU İSE İHANET BELGESİDİR.

BANA ÖYLE GELİYOR Kİ, ERDOĞAN VE ARKADAŞLARI İÇİN İSTİKLAL MAHKEMESİ KURULACAK..

İKTİDAR KARŞITLARININ KANI BOZUK DİYEN VARSA O KİMSE MUTLAKA ÇOCUĞUDUR.

MHP’DE bir kimsenin de böyle halt yediğini gazeteler yazmıştı…

MHP İDARECİLERİN KARŞITLARI PKK YA EŞİT DENMİŞTİ. Haber doğru çıkarsa bu lafı eden vatan haini ve şerefsizdir. Çünkü ben hem bu günkü MHP ye karşıyım ve hem de PKK ya.

Nasıl olur da PKK olurum?. Alçak laf eden yoksa MHP bunu yalanlaması lazım. Nerede o duyarlık?. Türk Milliyetçiliğini mahvedenler, Türkiye’yi mahvedenlerin yayındadırlar. AB ye taraftardırlar.

Yuh olsun bu kılıkta olanlara…

---------------

GÜNÜMÜZDE ORDUYA KARŞI ÇIKIŞ İYİ DEĞİLDİR. BUNUN HESABINI BU GÜN SORULMALI? KİM SORACAK GERİCİLER Mİ? YUH OLSUN O VATAN HAİNİ ALÇAKLARA!AB VE ABD UYŞAKLARINA..

 

ADALETE HÜRMETSİZLİK AKLIMIZDAN GEÇMEZ. AMA YÜRÜYEN ADALET MEKANİZMASINI ELEŞTİRMEK HUKUK ÇULUĞUMUZUN İCABIDIR. BASKIN, GÖZ ALTI FURYALARI İLE TUHAF BİR SEYİR TAKİP EDEN ERGENEKON DENEN OYUN BİRİLERİNİN BAŞINI YEMESİN SAKIN. ELLİ BEŞ DEFA BASKIN YAPILMAZ….

YAPTIĞINIZ BASKINLARDAN BİRİNİ SONE ERDİRİN. İKİ GÜN BİRİ HAPİS ALSIN Kİ, YAHU BUNLARIN TAKİP ETTİĞİ BİR ŞEY VAR DİYELİM. HİÇ NETİCE YOK, SENELERDİR ADAMLAR AMBARA DOLDURULUYOR.

OLMAZ BÖYLE ŞEY,,,

********

BU İKİ HIRSIZIN İŞ BİRLİĞİNİ ANCAK ALLAH AÇIK EDER

 

DÜNYADA HERKES KENDİ İŞİNDE. KİMSE KİMSENİN TAVUĞUNA KİŞT DEMEDİĞİ İÇİN KİMSE BİR diğerinin NASIL OLUP DA KENDİSİNDE EDEBİYAT BAŞARISI OLMADIĞI HALDE DERGİ ÇIKARABİLDİĞİNİ, DİĞERİNİN DE HIRSIZLIKLA ELDE ETTİĞİ ŞİİRLERİ PİYASAYA SÜRÜP, BAZI YARIŞMALARDA İSMİNİ DUYURDUĞUNUN SIRRINI AÇIKLAYAMIYOR.

 

Hal bu ya.. Bir arkadaş anlatıyor. Gizli bir oturum yerinde bir kaç kitabı önüne koymuş, onlardan bir şeyler not ederken gördüm, dedi. Yanına yaklaşırken beni fark edince bazılarını hızla toparladı. Alamadıkları içinde bir kağıt gördüm. Rast gele mısralar yazılmıştı aralıklı. Anladım ki kitaplardan mısralar not ediyor sonra onlara uygun yeni mısralar üretip şiir haline getiriyordu. Dedi.

Ben de bu hırsızın peşindeyim ama vaktim de yok, hedefim de yok. Çalabildiği kadar çalsın. Toplumu şairim diye kandırsın. Sorumlusu ben miyim? Allah iyiliğini versin. Bir gün idrak eder., Yaptığının yanlış olduğunu topluma ikrar etmeyince geceleri uyuyamaz.

O zaman bizim şüphelerimizin doğru olduğu anlaşılır.

Kalas gibi bir adam. Yazdığı şiirler ise dünyanın en nazik adamlarınca yazılabilecek şiirler. Gel de sırtından çatlama. Hırsızlık olduğu yüzde doksan dokuz belli.

Diğeri ise mesleğinde hep çaldı. Normal edebiyat davranışları var. Ama hiç bir zaman sivri olamadı. Çaldıkları ile dergi filan çıkarıyor. Ondan bundan şundan bundan derken toplumda kendi kılıklılarına karşı edebiyatçı geçiniyor.

Halbuki azılı hırsız olduğunu ben iyi biliyorum onun. Bir kuruluş bulur ona kitap bastırır yalvarır  yakarır. Sonra o kitapları o kuruluştan ucuzca alır. Devlete on misline satar. Suç kimin? Görev başındaki ilgililerin,. O toplumda hırsızlığa payanda olanların.  Yuh olsun böyle topluma be…

Tarif edilen iki hırsız elele .Televizyoncu, gazeteciler vs.  vs. Onları kabına koymakla meşguller.

**********

ÖMER FETHİ GÜRER ŞİİRİ

MELENDİZ

 

Gözümün nuru yazarımız, Niğde üzerine harika eserler veren Ömer  Fethi Gürer, 52 sene öncesine ait  araştırdığı gazete sayfaları arasında  Osman ÜÇER şiirleri bulunca hemen sitemize postalar. Meil gelince bizde altın bulmuş gibi sevinir ve bundan böyle elimize geçmesine imkan olmayan eskiden yazılmış, yeni bir şiirimiz bulununca seviniriz. Bu defa da öyle sandık. Melendiz isimli şir mi yazmışız diye düşünürken şiirin bu defa yazarımızın kendisine ait olduğunu görüp çok daha mutlu olduk. Bakınız usta deyişe. Okuyunuz ve okutunuz..

MELENDİZ

Niğde'den çıktın yola
Çok dolandım ora bura
Tarihin izleri sağda solda
Melendiz dediler daldım ovana
Asmasız Kula, Kitreli, Divarlı
Boz köy Ramat Azatlı, Çınara
Yirmi iki köy dağılmış bir o yana bir bu yana
Çiftlik merkezin adı olmuş sonunda
Bir tepe hemen yanında ne ola ki demişler
Başlamışlar bilim adamları kazmaya
Taa ötelere ermişler Hitit'ten haber vermişler
Ova değil gölmüş buralar onu da bilmişler
Tarih uzanırda sekiz bin yıl öncesi yaşama
Melendiz'li durur mu boz kırın yokluğunda
Şeleğin Gediği, Çardak Gediği ,Bel koru Gediği, Keten Çimeni
Yol vermişler komşu yerleşimlere
İnsanlar bu yollardan geçmişler ermişler uzak diyarlara
Dağılmışlar aş iş aramak için güzel ülkemin her yanına
Ekmek arslanın ağzında arslanlar esasında Göllüdağ'da
Bir Nar göl bir Kayırlı'da, Murtandı'da kale var ki sorma
Hacı Abdullah, Kömürcü, Komşu sana
Mahmutlu, Çardak, Şıhlar, Bağlama unuttum sanma
Gelenek görenek sevgi yaylada her alanda
İnsanın mert, toprağı boz, yokluğun adı olsan da
Arayan bulur sende özelliklerini dört yanında
Bazen kıtlık, bazen yokluk kaderin olmuş Ama
Yaşam zorda olsa bakmışın ki insana yaşam sürmüş boz toprağında
Göç edenlerin çok olmuş amma terk eylememişler seni
Gürer derki görmeli Melendiz'i hiç olmazsa bir defa
Yaşamın güzelliğine ermek için Melendiz bambaşka

Ömer Fethi GÜRER


*****************************

MİGREN SEBEPLERİ

 

Açlık

Az uyuma

Çikolota

Çok uyuma

Devamlı gürültü

Doğum kontrol hapları

Hava kirliliği

Sigara dumanı

Kabuklu yemiş

Kadınlarda hormonal değişiklikler

Kırmızı şarap gibi yiyecek ve içecekler

Kimyasal maddeler

Kuvvetli kokular

Mevsimsel değişiklikler

Öğün atlama

Parfüm kokusu

Parlak ışık

Titreyen ışık

Uçak yolculukları

Uyku düzeyindeki bozukluklar

Yüksek ses

Yükseklik değişiklikleri

 

**********

TÜRK DÜNYASI’NIN EN MEŞHUR OZANI

ARİF OZAN

VE MEMLEKETİMİZİN EN SEVİLEN SANATÇILARINDAN SAYIN TÜRÜT BERAAT ETTİLER.

ALÇAKLARIN KIÇLARINI SOĞUK SUYA KOYMALARI İCAP ETMEKTEDİR..

 

Türüt ve Ozan'a 'Plan Yapmayın Plan'dan beraat

 

EN ZOR YAZACAĞIM YAZI

 

ÇİN MESELESİNİ DÜŞÜNDÜĞÜM ZAMAN KAHROLUYORUM

 

DOĞU TÜRKİSTAN’IN  YER YÜZÜ YARATILALI GÖRDÜĞÜ ZULMÜ HİÇ BİR MİLLET  GÖRMEMİŞTİR..

 

BENİM İÇİN DÜNYANIN EN ZOR MESELESİ  DOĞU TÜRKİSTANA İZAH GETİRMEKTİR.

 

OSMAN BATUR’u okuyarak büyüdüm. Altay Türkleri’ni inceleyerek büyüdüm.  Kooperatif sayesinde çok şey öğrendim. Dünyada hiçbir milletin Türkler kadar zulüm görmediğinin delillerini toplayarak büyüdüm.

Güllale milli oyunun zerafetini görerek içim yandı.

Altay Türklerinin macerasını öğrenerek ve anlatarak ciğerlerim pare pare oldu.

Dünya şerefsiz arka çıkmaz. Komşuları sorunlu desteği söz konusu değildir.

İçinden hep Doğu Türkistan’ı yazmak için fikirler kükrer gelir, Gerçeklere bakınca bayılmamak için suskunluğa bürünürüm!,. Benim için en zor makale, Doğu Türkistan ve meselelerini anlatmak için teşebbüs ettiğimde ortaya çıkan yazıdır..

Kundakta anasından ayrılan babayiğidin hikayesi, insanlık dramıdır. Doğu Türkistanlı’yı anlatmak, yürükleri parçalayan dramları sıralamaktır.

Allah’ım.. Bundan büyük bir acı yoktur. Bunu dindirmek için hangi gerçeklerle yüz yüze getireceksin ki, teselli bulayım?

Osman Baturlar..

İlk çağ hayatını yaşayanlar.

Milyonlarca katliama uğrayan insanlar.

Milli liderler.

Anlatılanlar.. Anlatılanlar. Anlatılmayanlar..

Sen bilirsin Yarabbi? Hangi çalışmayı istersen onu yapayım da, Doğu Türkistan konusunda ciğerlerimize ferahlık ver Yarabbi? Sen bilirsin Yarabbi? Bu zulme insan olanın kalbi dayanmaz, mantığı kabul etmez Allah’ım!

Beyinlerinde atom denemeleri yapılan insanların karşısında alçak dünyalının suskunluğu…

Doğu Türkistan benim için dünyanın en zor meselesidir. Bu çözüldüğü zaman dünyanın sırrı çözülmüş demektir.

Mao ihtilali patlar. Anası ile arasında on km. yol bulunan bebek alındığı gibi firar başlar. Yolculuğu, yıllar süren ülkelerdenTa ki delikanlı oluncaya kadar bir daha anasını göremez.

Doğu Türkistan ziyaretinde hoca ile namaz kılır. Hocaya korkunç yaklaşma arzusu onun ezilmesine sebep olur. Kafasındaki külah çıkarılınca canı kurtulur.

On binlerce Türk kızı, insanlığından uzaklaştırılmak, kötü yola itilmek gayesiyle ana kucağından teslim alınır.

Alçak dünyanın kılı bile kıpırdamaz.

Yobaz, AB ve ABD uşağı muhafazakarların hakimiyetindeki Türkiye’den teşhis beklemek, mümkün olmayanı hayal etmektir.

Manyak kişilerin milliyetçileri idare ettiği atmosferde mutlu olmak, yarınlardan davranış beklemek ne kadar zor Yarabbi?

Çin’i , doğu Türkistan’ı düşünmek, meselelerine çözüm üretmek sağlığı bozan düşünce sistemi halindedir. Çıkış yolu yok mu Yarabbi!

 

Akape secdesi

 

Kırıkkalede ki, bir cami cemaati yanlış kıbleye YETMİŞ yıldır namaz kılmış.

Ne şaŞıYoRsunUz laN?

AKP yedi yıldır yanlış secdeye namaz kılıyor.

HEM TAM YÜZSEKSEN DERECE YANLIŞI VAR.

Ab ve abd.. 29 harfin içinde ne açılımlar Yarabbi?

Biz niye hayret etmiyoruz sizin kadar…

************

Bu da başga bi mesele..

 

Vay alçaklar vay…

Ekranda gördüm. PKK’nın dağ ve meclis kadrosunu beyinlerinde taşıyorlar.

Köpekler gibi davranıyorlar…

İşçilere Moskofun reva görmeyeceği muameleyi reva görüyorlar…

Amaaaaannnn. Nasıl da ağır yazıyor…Korkmuyor musun yaaaaa?

Kardeşim. Türkçe diye bir şey var. Suç diye bir kavram varrrr. Burada kim sorusunun cevabı verilmedikçe suç oluşmaz.

Sen illa bu meseleye eğilmek istiyorsan benim satırları tekrar tekrar oku ve kendin bul…

Fışşşşııııkkkk.

Ben de suç işleyecek göz var mı laaan!

------------

 

GÜNÜMÜZÜN ÜNLÜ ŞAİRLERİNİN ADI VE CEP TELEFON NUMARALARI
Yazan:

KERİM ÖZBEKLER
GAZETECİ-YAZAR-ŞAİR
------------
HANİFİ KARA GSM.0-505-2200272

BİRDAL CAN TÜFEKÇİ  GSM.0-542-5516652

GÜLAY BİRKL  GSM.0-536-2608703

AYŞE PASLANMAZ  GSM.0-544-6094271

OSMAN ÜÇER GSM.0-535-2106834  osmanucer@onurluhamle.com

---------------
SALİM ATICI   GSM.0-535-229 31 43

CEMİLE DÜZGÜN  GSM.0-546-6638870

BEKİR ALİM   GSM.0-536-5214981

İLKAY COŞKUN  GSM.0-546-4984762

SABİHA SERİN   GSM.0-505-3890270

CAHİDE ULAŞ   GSM.0-532-4067235

ATAKAN ŞENİZ  GSM.0-544-2254060

ÜNAL KAR  GSM.0-544-5736066

OSMAN BAŞ  GSM.0-536-6820252

GÜLNAZ SEDA KAPLAN  GSM.0-533-2395890

AHMET SARGIN   GSM.0-505-2918293

ÇELEBİ ÖZTÜRK  GSM.0-535-8757353

HACI YİĞİT  GSM.0-532-4959412

HİKMET ELİTAŞ  GSM.0-535-2021214

ADİL ACAR   GSM.0-532-4105802

OSMAN BAYMAK  GSM.0-536-2128297

EMİNE SEVİNÇ ÖKSÜZOĞLU  GSM.0-536-3272330

ÇİĞDEM KÖPRÜLÜOĞLU   GSM.0-532-3234481

ABDULLAH ÇAĞRI ELGÜN   GSM.0-532-2331413

MÜNEVVER DÜVER  GSM.0-537-9590989

HAKKI YURTLU   GSM.0-555-4779249

FİLİZ KILINÇ  GSM.0-546-4939277

DURAN SAPER  GSM.0-536-3920216

NECDET TEZCAN  GSM.0-539-4408972

HÜSAMETTİN TAT  GSM.0-505-6234134

SALİM GÜLBAHÇE  GSM.0-543-9474623

MUSTAFA TAHİR ÖNCEL   GSM.0-537-4782539

OSMAN YÜKSEL  GSM.0-546-6443511

DAVUT CÖMERT  GSM.0-537-8698542

DURALİ DOĞAN  GSM.0-533-3468889

MANSUR EKMEKÇİ   GSM.0-535-2549329

AYŞEGÜL DİNÇBAŞ  GSM.0-533-8656722

GÜRKAN OVALIOĞLU  GSM.0-534-2287908

AŞIK YORGUNİ   GSM.0-535-7356764

İHSAN IŞIK  GSM.0-532-2873332

AŞIK ALİ AMBARCI  GSM.0-542-6188051

İBRAHİM KİRAZ  GSM.0-505-6758555

HATİCE ALTAŞ  GSM.0-532-6945097

AHMET YELER  GSM.0-535-7370153

NECATİ OCAKCI  GSM.0-546-2178897

AHMET ŞAHİNOĞLU  GSM.0-542-5060867

MEMDUH SOLMAZ  GSM.0-535-5145202

İLKNUR MERSİN  GSM.0-536-2144360

ŞAKİR NUYAN ŞİN  GSM.0-536-7178572

DURSUN TOMBUL  GSM.0-533-2635622

MUSTAFA GÜR  GSM.0-535-8960106

MUSTAFA BERÇİN GSM.0-505-6810670

ÖZNUR KEÇİCİ DEMİREL  GSM.0-539-8438989

SALİH ARMAĞAN  GSM.0-536-9515314

LEVENT TOPLUDAL  GSM.0-505-5494502

DOÇ.DR.TAMİLLA ALİYEVA  GSM.0-542-4067516

RASİM KÖROĞLU  GSM.0-542-7253717

DURŞEN MERT  GSM.0-535-5583239

İBRAHİM SAĞIR  GSM.0-536-3867455

AHMET AYAZ  GSM.0-542-7617425

MELAHAT ECEVİT  GSM.0-542-5844092

YADİGAR ATİLA  GSM.0-536-4117956

FATMA UÇARLAR GSM.0-532-4760686

HASAN HİSARARDINLI  GSM.0-542-6566263

DURSUN YEŞİL  GSM.0-536-4176884

ABİDİN GÜNEYLİ  GSM.0-532-4928999

ŞÜKRÜ AKAT  GSM.0-532-2640602

İSMAİL SEZGİN  GSM.0-532-4460888

TAHİR SIRAL  GSM.0-533-7602880

MUHSİN DURUCAN  GSM.0-532-5947039

MUAMMER BAYDERE  GSM.0-535-6199388

İSHAK ÖZLÜ  GSM.0-539-5196830

ERHAN TIĞLI  GSM.0-535-7983791

İSMAİLOĞLU MUSTAFA YILMAZ  GSM.0-536-7289018

HASAN AZKIRAN  GSM.0-536-3163762

İSMAİL ALTINIŞIK  GSM.0-532-5521331

ZİYA ÖĞÜTÇEN  GSM.0-533-6518608

AŞUR EYLEN  GSM.0-537-2140444

ÖZEN GÜLAY ATACAN  GSM.0-536-8858429

FEYYAZ SAĞLAM  GSM.0-542-3217563

SABİT İNCE  GSM.0-505-3926707

SERGÜL VURAL  GSM.0-505-4920961

MUSTAFA FERİT YILDIZ  GSM.0-532-5135472

HÜSEYİN KEMAL TÜRKMEN  GSM.0-536-7361942

RABİA SAĞLAM  GSM.0-546-2113202

MEHMET CEM YİĞİT  GSM.0-535-2713549

AYŞEGÜL AŞKIM KARAGÖZ  GSM.0-537-8892111

OSMAN KARAARSLAN  GSM.0-533-4712533

MEHMET UYGUN  GSM.0-535-3589948

HALİL ARIKAN  GSM.0-546-2064289

BEKİR KONÇİ  GSM.0-537-5720538

NAZMİ ALPER TANRIVERDİ  GSM.0-536-2454564

KAZIM POYRAZ  GSM.0-537-2777376

AHMET OTMAN  GSM.0-532-4726857

GÜNDÜZ AYDIN  GSM.0-542-4278661

ZEKİ YÜCEEL  GSM.0-546-4066541

NOT.ŞAİRLERİMİZİN İSİM VE TELEFON NUMARALARI 2 DEFA YAZILMIŞ OLABİLİR, BAZILARI YAZILMIŞ OLDUĞU SANILARAK YAZILMAYABİLİR. BU DURUMDA LÜTFEN UYARINIZ, YAZILMASINI İSTEDİĞİNİZ ŞAİRLERİN İSİM VE GSM NUMARALARINI kerimozbekler@gmail.com ADRESİNE ULAŞTIRINIZ.



--
KERİM ÖZBEKLER
GAZETECİ-YAZAR-ŞAİR
GSM.0-534-4326054
24 SAAT SİZİN İÇİN ÇALIŞIR

HEDEFLERİNİZE ULAŞMANIN EN KOLAY YOLU;
KERİM ÖZBEKLER HABER SİTELERİ;
http://kerim.ozbekler.sitemynet.com/09/
http://kerim.ozbek.sitemynet.com/a/
http://kerimozbekler.azbuz.com
http://yazarkerimozbekler.sitemynet.com/123/

KERİM ÖZBEKLER FOTOĞRAF GALERİLERİ;
http://picasaweb.google.com/kerimozbekler
http://picasaweb.google.com.tr/ozbekler51

KERİM ÖZBEKLER'DEN ŞİİRLER SİTESİ;
www.antoloji.com/kerim_ozbekler

Osman Üçer’in notu:

Yukarda ki liste Kerim Özbekler tarafından sitemin imeiline gönderildi.

Bizim ismimiz de geçtiği için yüksek müsadenizle sitemizin başlangıcına koyduk.

Teşekkür ederiz. Kerim Özbekler koyacağı isimleri kesinleştirince isim veya soyadı sırasına göre alfabetik sıraya konursa okuyucu daha anlamlı ulaşır.

Bu bir tavsiye. Gelelim tarihi notumuza.

1987 de Niğde’den Nazilli’ye göçerken yazı hayatı ile, sanatla uğraşmayacağım yalnız şiir yazacağım demiştim. Maalesef seneler öncesinden tanıdığım Kerim Özbekler beni orada sanat evinden sanat evine, radyodan radyoya götürerek bu kuralımı bozdu: Bir de Televizyonlara günlük proğramlar, yüzlerce banta varan belgeseller örütme gelmesin mi arkadan.. İşte hayatımız tam o nokta da iyice kaydı.

O, HAYATINI BU KONULARA VERDİĞİ İÇİN BİZ DE, KAİDE KOYMA ALIŞKANLIĞINA EREMEDİK. Ben İklim şartları sebebiyle Niğde’ye döndüm. Bu defa Kerim bu gibi çalışmalara ara vermiş gibi idi. Ben ona bilgisayarın ve bu yoldan ulaşılan İnternetin tadını anlattım gide gele.

Bir iki dinledi yine beni gerilerde bırakan bir atılımla İnternet üstadı oldu. Ama ben, Nazilli’ye gelişimde beni sanata döndüren Kerim’den tam bir intikam almış oldum.  Şimdi beni böyle bir listeye koyarak yine bir planı olsa gerek. Yeter kardeşim, iki ay sonra yetmiş bire gireceğim. Yeter. Birbirimizi süre süre rahata hasret gideriyoruz. Ben ne  ünlü şairim ne de yazar. (Sitemizdeki şiirler kısmında yayınlanan üç beş yüz sayfa şiir kitabımı inceleyerek siz bir kanaate varabilirsiniz.) İşte Niğde’de yetişen, biraz da çevreye dağılan dağılmış bir adamım. Böyle sözlerle beni şimdi beş yüz sayfalık şiir kitabı çıkarmaya teşvik etme. Zaten mali sıkıntı çekiyorum mesleği bıraktığım için…

Kerim. Bunu yapacağım diye çoluk çocuğun nafakasını bir kitaba daha dökersem, o zaman sana yapacağımı bilirim. Kerim Özbekler şiirimdeki anlattıklarımı daha da yeğinleştiririm ha…

Benden söylemesi..

------------

 

Niğde’den siyasi hatıralar:

VALLAHİ YETMİŞ BEŞ LİRA BORCUM  VAR

               İKİ YÜZ YETMİŞ BEŞ LİRA “  

 

NİĞDE’NİN TARİHİNDE KİRLİ VE TEMİZ POLİTİKACILAR GÖREV YAPMIŞTIR. BUNLARIN KİMİ CENNETE ADAY OLARAK ÖBÜR DÜNYAYA GÖÇMÜş, KİMİ İSE CEHENNEMİN DİBİNE GİTME HEVESLİSİDİR..

 

ALLAH İYİ NİYETLİ OLANLARI KORUSUN. KÖTÜ NİYETLİLER İSE İKİ DÜNYADA CEZASINI ÇEKMELİ Kİ NESLİMİZ BUNLAR ARASINDA TERCİHİNİ DOĞRU OLARAK YAPSINLAR…

 

Her makalede insan siyasetten bir şey beklemediğini yazmak durumunda kalıyor. Maksat söylediğimiz zehir zemberek şeylerin bir hedefe, menfaate bağlı olmadığını ispat etmek içindir. Yoksa bazı şeyleri söylemek, bazı hatıraları anlatmak yolunu seçerken hiçbir şekilde bir sıkıntı içinde olmamıza gerek yoktur.

1960lı  yıllardan 1970 yıllara kadar siyaset hedefli olmasa bile İslam’a hizmet, milliyetçiliğe hizmet gayeli çalışmalarımız olmuştur. Bu  hedefe yürürken Şener Saruç, Ünal Songül, İrfan Bahar, Tabelacı Ahmet, Kitapçı  Baki Akdoğan, Arif Özatamer,  Mustafa Dinç, Kemal Özçelik, Şükrü Teksin, İsmet Sayın, Ali Osman Sayın, İsmail Öztürk gibi isimler ilk aklıma gelenler. Bu isimler bütün partilerde kendini göstermiştir. O zamanlar pek siyasi eğilimleri yoktu.Kimi babamız yaşında, kimi yaştaşımız. Önemli olan bir kuyuya taş atarken yanımızda olan bezim onun yanında olduğumuz onlarca kişiden bir kaçının ismi.

Bu isimler siyasette bir yere ulaşmak için kendini şartlandırmış kişiler değildi. Sırf dediğimiz gibi İslam’a ve milliyetçiliğe yararlı olunsun diye omuz omuza verildiği olurdu.

Askerlik devremde bu isimlerden epey bir değişiklik olmuş. İstanbul Tuzla, Gökçe Ada, Konya, Nazilli, Emirdağ da jandarma görevi yaparken bazı arkadaşlarımız dini ağırlıklı siyasete kaymışlar.

Niğde’ye geliyoruz. Böyle bir eğilim sezilecek diye, fikri sapmaları sezilecek diye korku içinde, üzüntü içinde olanlar var. Neden? Dava arkadaşlığımıza haddinden fazla önem verdikleri için kaşımızın çatılmasını istemeyenler var. İçlerinden biri hem fakir ve hem de çok samimi. Dükkanına varıyorum. Kafasını kaldırıyor. Boynumca sarılıyor. Siyasetten bahse geçince de en ufak bir karşı koyma yapmıyor. Ama neden sonra öğrendiğime göre dini ağırlıklı tarafa kayma niyetinde.

Hoşluğu sebebiyle birkaç defa yazdım. Bu defa ki yazışım da, artık DVD ye böyle geçsin diyorum.

-Yahu dedim. Bana Ankara’dan telefon geldi. Türkeş bey, sonradan Ankara’da belediye başkanı olacak M. S.  Türkeş’in mersedesi ile Niğde’ye geliyorlarmış. Adana yolunda kırk kilometrede karşılamamız lazım. Ne diyorsun?.

-…………

Sükut.. Tekrarlanınca cevaba mecbur kalıyor.

-         Vallaha Osman bey, yetmiş beş lira borcum var. Ben gitmemeyim de sen başka arkadaşlarla git. Bir iki saat sonra yine yanına varıyorum. Aynı teklif bu defa:

-         - Valla Osman bey 125 lira borcum var. Benim yerime Teksin’i al götür… Çok sonraları anladım ki biz askerde iken bu insanlar farklı siyasi görüşlere kaymışlar. Bunu söylemesinin kabalık olacağını sanıyorlar ve para borcunu ileri sürüyorlar. İyi.. Borç  yiğidin kaçması önemli mesele ama, yetmiş beş lira borç dört beş teklif ardı arkasında gelince iki yüz yetmiş beş liraya çıktı. Avukatlık zamanım değil ki, al şu parayı düş önüme diyeyim., Ziyaret gerçekleştikten sonra bu borç ve bahane meselesi epey gülmüştük. Beş teklif beş defa iki üç saat içinde borcun vehameti görünmesi için beş defa artması.

-         Sonra sonra belli oldu..Birisi iyice gömüldü o lafın içine ki, Müslümanlık ve Tüklüğü karıştıracak kadar. Bu yazı kimseyi iğnelemek olmadığına göre açıklamada yok. Borcu artan dünya iyisi, cenneti mekan olasıca ise siyaset tarihinde en temiz bir insan. Adını şunun için vermiyoruz. Sülalesi geride kalanları ile bir göğüs beraberliği yapamadığımız için belki ismin geçmesi hoş karşılanmaz.

-         Ben kendi payıma söylüyorum. Dükkanında ki kitapları geçim vasıtası bildiği kadar, dinini imanını, davasını Türklüğünü yayma vasıtası bilen o yüce insan, bu dünyada ve öbür dünyada arkadaş söz konusu olduğu zaman benden en çok puanı alacak kimsedir.

-         Rahmetli Türkeş i Adana yol ayırdımında karşıladım. Beni Mehmet Ağamın yanına ön tarafa oturttular. Kızılca gibi birkaç köyde konuşmalar yaptık. Niğde’ye gelirken ne konuda konuşayım Osman? dedi. Başbuğ..

-         - Vallahi takdir sizin ama, eğer mümkünse sarı zarf meselesini anlatalım dedim. Merkez kahvesi hop kalktı hoş oturdu. Bizim Bozkurt eğilimliler artık Niğde’de kendilerini belli etmeye başlamışlardı.Ne yazık ki ne kadersizlik ki esrar kaçakçılığı ile milletvekilliği meselesi epey bir köstek oldu. Uzun uzun anlattık bu meseleleri.

-         Bense politik eğilimi 1975 de noktaladım. Ben borcumu artırarak değil, dava arkadaşlarının Mason kapısına uzaklığına göre karar veriyordum. Yine dediğim gibi asker devresinden sonra bir de NAZİLLİ DEVRESİ BAŞLADI. İrtibatım hiç kopmadı ama ne de olsa Nazillideyiz ya.. O UZAKLAŞMAMDAN ÖNCE NİĞDE’DE BİRİSİ BEYNELMİLEL DERNEK KURACAĞI ZAMAN İLK AKLINA GELEN İSİM BENİM İSMİM OLURDU. KİMSEYE BİR ZORLUK ÇIKARDIĞIMIZDAN DEĞİL. Fikri gücü kendilerinde bulamazlardı. Biz yokken idarei maslahat milliyetçilerin razısı ile bunlar arzı endam etmişler ve sonra ben dönünce bir sene sabrettiler. Beynelmilel dernek aleyhindeki yazılarım çoğalınca yer altı teşkilatlarının bütün irinliğini üzerime serptiler.

-         Ah o borcu artan arkadaş hayatta olacaktı da meseleleri birlikte müteala edecekti. Bu dernekler çoğalırken ilanlarını sömüren gazeteci, milliyetçiliği, dinciliği çoktan terk etmiş yakınlarının bile mali bakımdan canına okumakta bir beis görmemişti.

-         Hele birisi Türklük lafını es geçip ben Müslüman’ım deyince hayatımın en üzüntülü günlerini yaşadım. Meseleler bu kadar mı ele yüze bulaştırılırdı.?

Keşke siyasette çizdiğimiz zik zaklar borç yüzünden olsaydı. Ahlakımızı, namusumuzu, haysiyetimizi satarak yönlendiğimizi görünce insanlığımdan utandım Hele hele aç köpeklerin ortalığı boş bulup zirveye hırsızlık için tırmanması affedilir bir şey değildir. Dindar görünümle beyinsiz yöneticiler dizginleri bunlara kaptırmışlar siyasi haysiyet dolu dava, hırsızın, ipsizin elinde kalmıştı.  Bilmem başka şeyleri yazmaya gerek var mı?

Dava adamı olmak okumak ister. Dava adamı olmak, akıl bütünlüğü ister. Dava adamı olmak şeref ve haysiyet ister. Muhalif hareket ettiğimiz kimselerin bu konulardaki fakirliği yürekler acısıdır.

*********

MANEVİYATÇILARIN, MÜSLÜMAN GEÇİNENLERİN BÖYLE ZAVALLI DURUMA GİRECEKLERİ KIRK SENE ÖNCE HİÇ AKLIMA GELMEMİŞTİ..

 

Siyasetten, maddi dünyadan bir şey istemediğim için bazı şeyleri 70 yaşımda çekinmeden söylemem gerekir. Mezarın kenarına varırken tevazu göstermek de hata olur.

Elimden geldiği kadar İslam’a ve Türklüğe hizmet ettim. 65 vilayetin küçük de olsa birinde, İslam’ın yaşanır hale gelmesi için ölesiye mücadele verdim. Yirmi yaşını geçince bu sınır Türkiye’nin bir çok bölgesini kapsadı.

Açık konuşmak gerekirse, İslama hizmet ederken İslami da tam olarak  tanımıyormuşuz. Müslmümanların  İslami gerçeklere dayalı tavır ile nelere kadir olduğunu da pek kestirememişiz.

Bir gün dahi olsa fikri yapımızın yolu üzerinde menfaat beklemediğimizi, görev peşinde olmadığımızı söyleyelim. Bunun aksi davrananların nasıl aşağılaştığını, en acı bir şekilde mütalaa ettik.

Şimdi okuduğumuz ve öğrendiğimiz İslam dünyanın en aydın, en milli tavırlar sergilenecek muazzam bir düşünce ve inanç sistemidir. Kendisini Müslüman sanan bazı yığınlar ise hallerinin ne derecede süklüm püklüm olduğunu kavrayamıyor. Dünyanın en ilerici düşünce sisteminin adamları, üretilen dedikoduların eseri, zavallı tavırlar sergileyen, istismarcı ve bazı alçakların peşi sıra giderken durumlarını idrak edemeyecek durumdadırlar.

İstiklali olmayan memleketlerde Cuma namazı kılınmayacağını, bir Müslüman kimsenin hatırlatmasına gerek kalmadan idrak eder durumda olmalıdır.

Kölelerin ardı sıra yol tutmak, İslam’da gafletin ta kendisidir.

Emevi , Abbasi bozması serseriliklerle meşgul olmuşuz. Dinin esasının Kur’an’ın ehil ellerce tefsirinden sonra anlamaya başladığımızı kabul etmek gerekiyor.

Ama; açık söylemek gerekirse kitleler halen İslam’ın ruhunu öğrenmedi. Buna rağmen, batıl ve geri kafalı davranışlara itibar gözde tavırlar oluyor. Hele hele Amerikan baskısına, Avrupa birliği alçaklığına direnmenin İslam’ı korumak olduğunu biz bu gün öğrendik ama, bazı kitleler böyle bir şuurdan mahrum görünüyor. Gözlerinin önünde Müslüman memleketler bombalarla tarumar ediliyor, binlerce adam öldürülüyor, kadınların ırzlarına geçiliyor,. Nesil mahvediliyor, gönülden yaralanan maneviyatçı adam göremiyoruz., Bu nasıl alçaklık? Hele bu topraklarda İslam’ın beş altı yüz yıl hakimiyeti varsa?

Amerikan ve Avrupa Birliği uşağı kitlelerin oyuncağı haline gelmiş bazı yığınların yarınlarımız için nasıl bir tehlike teşkil ettiğini görüyor, ciğerimiz parçalanıyor. Allah’ım!  Bizim gafletimiz de zarar husule gelmiyordu. Bu günkü gaflet tam anlamıyla İslam’ın satılması, Vatanın parçalanması anlamına geldiğini anlamak için çok zeki olmaya gerek yoktur.

Bu yığınlar ne zaman aklına başına devşirecek?

************

Arap şeyhlerinin masasında hayvan heykelleri var. Tapıyorlar mı? Hayır.

Türk’ün Bozkurt’u milli bir hava verir. Tapıyorlar mı?

Haşa..

Eeee namussuz dinsiz dindar geçinenler.

Şu hayvanın dört yüz kilometre durmadan koşması, hürriyetine sahip çıkması vs sebeplerle Türkler tarafından benimsenmesinin ne sakıncası olabilir.?

Bir zaman Türklerde karga bile

Benimsenmiş. Son buluş Bozkurt ile

Gururlanmak en ufak bir sakınca taşımaz.

Kültür denen kavramı tanımayanlar. Allahsızdırlar. Onların Bozkurt’u tanımaları mümkün olmayabilir.

Biz bir kültür değeri kabul ediyoruz. Sakıncasını ispat edemeyenler, bu kavramın dinimize, inancımıza zararını ispat edemeyen ve fakat aleyhte yalan uyduranlar Allahın en şerefsiz mahluklarıdır.

**********

BİR İLAÇ TERÖRÜ

YAZAN: GÜRBÜZ TURGAY




















T emmuz ayında bir  hekim tarafından Amasya Yeşilirmak gazetesinde yazılmış bir yazı okudum.Konusu ilaç terörü.Ve yazan bir doktor.Suçlananlar ise eczacılar.Amasya'da gündeme girmiş olması mutlu etti.Kısaca bu bir terördür.Gıda terörü ile birlikte bir nesle ipotek koyan bir terör.Ortada bir terör varsa doğal olarak da  terörist de olmalıdır.Bu terörün kurşunu ilaç ve gıdadır.Kilo yapan ilaç,1 liralık sucuk gibi.Ama teröristi ise bunları imal edenler,satanlar,tostun içine koyup bizlere yediren büfeci,eti bilerek bize satan market sahipleri,tohumu satan ziraatçi,eken,satan.Yoğurt,süt,tavuk...İmal eden,satan,alıp bilmesine rağmen çocuğuna içiren baba.Bütün bunları muhteşem bir aymazlıkla seyreden üst düzey siyasiler,bürokratlar,sağlık müdürlükleri,hukukçular.BÜtün bunları gıda için örnekleri ile çoğaltmak mümkün.Ama ilaç konusuna gelince doğal olarak da teröristleri vardır.Doktor arkadaşım eczacılar diyerek tek hedef görmüş,göstermiş.Bu kadar basit değil.Her iki konuda mağduriyet takdir edersiniz ki ne trafikle ne de klasik terörle olmaktadır.Bu medeni bir terördür.Bu korunan,kollanan,desteklenen sömürgeci terördür.Çok uluslu acımasız,en acımasız terördür.Teröristleri ise doktorlar,eczacılar,üreticileri,pazarlayanlar,tanıtanlar,yazanlar,bilerek göz yuman siyasilerdir.Hatta en kötü haberlere bolca vakit ayırıp bundan hiç bahsetmeyen medya ve mensupları.Bütün bunları çoğaltmak mümkün.Ama haksızlık olmaz mı sadece eczacılar demek.Bilmiyormuyuz bir lira değerinde , eşantiyon dediğimiz,bana göre manası  RÜŞVETLİK HEDİYE olan malzemelerle reçetere giren gereksiz antibiyotikler,mağdurları minicik hemodiyalizli çocuklar...İşte terörist varsa örgüt dediğimiz yapılanmada baş aktör kim olur?Unutmayalım konumuz da ilaç!Eczcılara haksızlık etmiş oluruz.On yaşında çocuğa en ağır(kimse duymasın en pahalı)ilacı  tedavi amaçlı diyebilirmiyiz?Asırlık terör ve benim teröristim.Biz,siz...Hepimiz!

jin.Dr.Gürbüz Turgay Niğde

--------------------------

BİR HIRSIZLIĞIN HİKAYESİ

Ali Meraklı

Bir dava adamı olarak hiçbir zaman bir menfaat beklemedim. Halk arasında dolaşırken arabalarına mazot koyduklarını duydum. Bunu başkanlarına duyurdum., Yanındaki yetiştirdiklerime söyledim. Ortada bir hırsızlık varsa sona erdirmelerini, yoksa bunu televizyondan halka duyurmalarını söyledim. Nedense bundan sonra köpekleştiler. Sanki hırsızlığı yapan ben mişim gibi proboganda yaptılar.

Aradan bir iki sene geçti Ağır Ceza’da yargılanıp mahkum oldular. Bu yetiştirdiğimiz adamlar bu rezalet karısında utançtan yerin dibine geçmeleri gerektiği halde olmadı.

Kapalı kapılar ardında belki de benim mani oluş şeklimi bin menfaat talep ettiğim bu menfaatler temin edilmediğinden böyle tahrikte bulunduğumu söylemişlerdir.

Eh..artık şerefsizlik bu kadar olur. Yahu siyasetten bir şey ummadığımız halde durum böyle oldu ya yanlarında bulunsaydık kim bilir neler yapıştırırlardı.

Bunların maalesef belli bir kısmı rahlemizde tedris olmuştu. Alçaklığın tadı  boğaza gidince kimse bir şeyi önleyemiyor.

 

5-                    

 

Nazillide Aybars ÜÇER’in sünnet düğünü

-------------------

 

KİTAP YAYINLAMA MESELESİ

Ali MERAKLI

 

Niğde folkloru’nu düzenli bir kitap şeklinde yayınlamak için, bilimsel açıdan  tek nizamlayan ve gazetelerde yayınlayan benim. İşte arşivler, işte gazeteler. Şu var ki elli defa açıkladığım gibi 1960’dan sonra kitaplaştırmam gerektiği halde, 1960 dan sonra Türk Milleti’ni çökertmek için öyle yoğun komünist saldırılar, Komşu devletler; Rus ve Amerikan baskısı oldu ki, benim folklor kitabı yayınlayacak süt liman bir ruh halim olmadı.

Vatanın parçalanmaması, vatandaşın bölünmemesi için elimden ne gelirse yaptım. İstikbalimi ve hayatımı düşünmeden korkunç bir mücadele içinde oldum. Bunu fazla methiye konusu yapamam. Çünkü ölçüyorum, bir Dursun Önkuzu, Yusuf İmamoğlu veya bir başka şehidin gösterdiği azimliliğin yüzde birini gösterecek kabiliyette birisi olmadığımı biliyorum.

Hal böyle iken, folklor konusunu bırakıp, en güzel büyük parti imkanlarını bırakıp (DP nin kuyruğu AP yi kastediyorum.), hayatını peynir ekmek gibi yiyenler içinde oldum. 1980 den sonra bu konu tekrar aklıma geldi. Ha bu gün ha yarın derken önce bilgisayar, sonra da internet denen konular öyle bir meşgul etti ki, milyarlar harcayarak onları öğrenmek, en güzel kitabı daktiloda değil,  bilgi sayarda yazmak, fikirleri ahlaksız bir gazete patronuna mecbur kalmadan yaymak ve  yürütmek için internet çalışmaları için ömrümü tırpanlamaya devam ettim.

Velhasıl on parmağında dokuz marifet bulunan biri olarak keşke iyi bir kaval çalsa idim de her dalda, sanatın her dalında sekmese imişim..

Şu anda da eski yazdıklarımı bile toplamak, bantlarımı nizamlamaya koymak, onlarda iki fikirlerimi yazıya geçirmek, bir ömre sığmaz meşguliyetler. Demek ki, çok yoğun çalışarak çok geniş Ürün bırakmışım. Bilmem ilerde kıymeti olur mu? Kim …..  ….’in eserlerini, çalışmalarını yayın haline getirir şu anda onu da bilmiyorum.?

İstesem mahalli konulu eserlerimi mesela bir Mihrali Bey’i ilgilileri tahrik ederek devlete, özel idareye bastırırdım. Ama etrafta eser yazdıranların öyle lağım işleri bana ulaştı ki tiksiniyorum. En iyisi çoluk çocuğun nafakasından ayırıp müstakil  olarak yazmak ve yayınlamak.

- Eseri dünya meseleleri için önemli, en dokunulmadık konulara dokunuyor, gidelim de kendisine rica edelim, eserini basalım! diyeni beklemek de dünya kanunlarına aykırı. Bu hesapla beş altı eserim oldu. Şu anda 15 eserim var. Ama gel gör ki basılması mesele.

Bir avukata yakışmayan, Niğde folklorunda mevcut bir deyimle söyleyeyim. “Göt yalayacak olsam!” eserlerim hem basılır ve hem de belki maddi menfaat de sağlardı. Hocam Naci  Bey’in topladığı Niğde küfürlerine bakacak olursam, böyle bir deyim kullanmamı mesele etmemek lazım. Ben folklorcuyum. Olur böyle şeyler..

Ama bazı örneklerin, kişilerin göt yalaması, yaptığı suistimaller delilendikçe insan eser yazmaktan tiksiniyor. Mesela birisi hem göt yalayıp eserini bastırıyor hem de ortam değişince bunlar anbarda çürüyeceğine bana satın, diyor. Üç kuruşayüzlerce kitabı alıyor. Suistikmalin şahını beceriyor. Böylelikle hem bedava bastırıyor ve hem de süprüntü parasına devir alıp devletten bulduğu kişiler vasıtasıyle paranın kaynağına ulaşıyor. Yani devlete satıyor. Buyurun böyle eser bastırmak Gökçe Dede yazarına yakışır mı?

Bir konu daha var.

Bir de, ben eserlerimde Masonluk gibi toplumu mahveden,  beynelmilel derneklere çatıyorum. Bu ise idarenin kum gibi alçak kaynadığı zaman eserlerimizi “tu kaka!” haline getirmiyor mu?

Öyle ise, …..  ….  eser bastıracaksa az sayıda ve çoluk çocuğunun ekmeğini vererek başarabilir.

Maşallah toplumda böyle eserleri peynir ekmek gibi satın alıyor. Ne karlı iş be?

En iyisi eser bastırmaksa sitesinde yayınlasın yeter. İyi de o zaman da hırsızlar satırına kadar alıp kendi adlarına yayınlıyor. Kitap olarak olsun, sitelerde olsun..

Olabilir. Allah var., Adalet var. Hak var hukuk var. Bir gün bu terazi dengelenecektir inşallah.

Ha aklıma gelmişken söyleyeyim. Adlarını  zikretmek olmaz. Yazdığı eserleri sitemde sitayişle okuyucuya tavsiye ettiğim birkaç kimse var ki, öyle asil kimseleri yağcı ve hırsızlarla, bu istimalcilerle karıştırmamanızı istirham ederim. Onlar izinle belgelerimize uzun zaman eğilip, aldığı yerleri açıklayan şerefli insanlardır. Biliyorum ki onlar bile büyük eserlerine rağmen sıkıntı çekmektedir.

***************

ALPTUĞ AYBARS ÜÇER’İN SÜNNET DÜĞÜNÜNDEN BİR BÖLÜM

------------

ORDU’NUN DUASI

Yılmam ölümden yaradan askerim
Orduma gazi dedi Peygamberim.

Bir dileğim var ölürüm isterim
Yurduma tek düşman ayak basmasın

Amin desin hep birden yiğitler
Allahü ekber gökten şehitler.

Amin amin amin Allahü ekber
Amin amin amin Allahü ekber

TÜRK ERİYİZ , SİLSİLEMİZ KAHRAMAN…

MÜSLÜMANIZ. Hak’ka tapan  Müslüman.

Putları Allah tanıyanlar, aman

Mesçidimizin boynuna çan asmasın..

 

Amin desin hep birden yiğitler,

Allahüekber!” gökten şehitler.

Amin amin! Allahü Ekber

 

Millet için etti mi ordum sefer,

Kükremiş arslan kesilir her nefer,

Döktüğü kandan göğe vursun zafer,

Toprağa bir damlası boş akmasın..

 

Amin! Desin hep birden yiğitler,

Allahü Ekber! Gökten şehitler,

Amin! Amin! Allahü Ekber, Allahü Ekber!

 

Ey ulu Peygamberimiz nerdesin?

Dinle,minaresinde öten gür sesin!

Gel,bana, yar ol ki cihan titresin,

Kimse dönüp süngüme yan bakmasın.

 

Amin! Desin hep birden yiğitler,

Allahü Ekber!” gökten şehitler,

Amin! Amin! Allahü Ekber,Allahü Ekber!

Rast
Mehmet Akif ERSOY

 

**************

TÜRK DÜŞÜNÜR KALMADI MI?

BİR MİLLET DÜŞÜNEN BEYİNLERİ İLE YÜKSELİR.

 

1947 DEN BERİ FİKRİN İÇİNDEYİM. YAKIN YILLARA KADAR DÜŞÜNEN ADAMLARIMIZ VARDI. FİKİR ADAMLARIMIZ VARDI. ŞU ANDA İSİMLERİNİ SAYACAK OLSAM BİR ELİN PARMAKLARI KADAR ÖRNEK VERMEK MÜMKÜN OLMUYOR.

NEDEN NECİP FAZILLAR GİBİ HAYKIRANLAR YOK.?

NEDEN NİHAL ATSIZLAR GİBİ HAYKIRANLAR YOK.?

NEDEN   BASRİ GOCULLAR GİBİ YOKLUKLAR İÇİNDE KÜKREYEN KİMSELER YOK?

 

İNSANLARIN KARAKTERİ Mİ DEĞİŞTİ? FİKRİNİ SÖYLEYENLER BİR ELİN PARMAKLARI KADAR ŞİMDİ.. İSİMLERİNİ SAYSAK ARKASINDAN ACEBA YARANMA DUYGUSU MU VAR AKLA GELEBİLİR..

 

ZAMANIMIZDA TÜRK’ÜN FİKİR ADAMLARI ÇOK OLSA-

1-     KENDİSİNE GÜLDÜRÜ SANATÇISI DİYENLER KERHANE DİLİ KULLANAMAZ,

2-     SİYASETTE DEMOKRASİ ADINI VATAN SATMA ADINA YAPIŞTIRANLAR OLMAZ,

3-     MADENLERİMİZ GAVURLARA SATILMAZ,

4-     ATATÜRK’ÜN KURDUĞU TÜRKİYE’NİN FABRİKALARI SÜNNETSİZLERE DEVREDİLMEZ,

5-     AB UŞAKLIĞI BU DERECE MİĞDE BULUNDIRMAZ,

6-     ABD KÖPEKLİĞİ GÖZE BATMAZ,

7-     TÜRK DÜNYASI İLE İLGİMİZ ASRA YAKIŞIR ŞEKLE GİRER,

8-     ALLAHSIZLIK  KİTAPSIZLIK YAPIP DA DİNDARLIĞI KİMSEYE BIRAKMAYAN NESLİ, SOYU, AHLAKI BOZUKLAR ORTALIĞI KAPLAMAZ,

9-     TEKNİK OKULLAR ÇOĞALIR,

10-İLME YAPILAN YATIRIMLAR  ÇOĞALIR,

11-KADIN HAKLARI GEREĞİNCE KORUNUR,

12-SOSYAL ADALET GEREĞİ YAPILIR,

13-MASON DERNEKLERİ MİLLİYETÇİ VE DİNCİ DENEN ADAMLARLA ZİNA HALİNDE BULUNMAZ

14-ALLAHSIZLIK KİTAPSIZLIK BU DERECE OLMAZ.

DÜN SOL DEDİĞİMİZ ADAMLAR BİLE MİLLİYETÇİLERE GÖRE MİLLİYETÇİ OLDULAR. DİNCİ DENEN ADAMLARDAN DAHA DİNDAR OLDULAR.

VATAN VE MİLLETİN DERTLERİNİ O. ÇOCUKLARI DEJENERE ETTİ.

BU KADAR YETER. HAKSIZLIĞIMI GÖRÜP DE BANA BİLDİRMEYEN NÜZÜLE UĞRASIN. ÖVME DUYGUSUNA GEREK YOK…

************

SEN NASIL DİNAYETSİN YAAAA?

 

BÖYLE DİYANET İŞLERİ OLUR MU?

ADNAN HOCA VERİYORVERİŞTİRİYOR. YARIN BÜRGÜN HAYATIMIZA DOYMADAN BİZLERİ KIYAMETE GÖTÜRÜYOR.DAHA YÜZ YETMİŞİ BİLE YAŞAMADAN-YETMİŞ YAŞINDAYIM-

HZ.İSAYI İNDİRDİ, MEHDİYİ BİNDİRDİ LAFI GÜZAF…

DİYANET AĞZINI AÇIP DA DIM DEMİYO YAAAAA?

HERAM OSSUN VERDİĞİMİZ VERGİLER…

--------------

ADNAN HOCA ERGENEKON’A (ŞU EVLERİNDEN GECE GÖTÜRÜLENLER. DAVASI MAVASI BELLİ OLMAYANLAR-)  HER GÜN SÖVÜYOR..

NE ADALET BAKANLIĞI, NE YARGITAY NE BİLMEM NE DAİRESİ, HİÇ BİR SAVCI AĞZINI AÇIK TEK KELİME SÖYLEMİYO…

 

HADİ MASONLUĞA DOĞUŞTAN KARŞI OLDUĞUMUZ İÇİN ADNAN HOCAYI MÜLAHAZAT HANESİNİ BOŞ BIRAKARAK SEVELİM.

İYİ DE GARDAŞIM, ADAM AĞZINI AMERİKA ALEYHİNE HİÇ AÇMIYOR. SANKİ YEMİNLİ. GERİCİ İKTİDARLAR DİNİ BERBAT ETTİĞİ HALDE ONLARA TEK KELİME SÖYLEMİYOR.

BÖYLE GAİPTEN HABER VEREREK BİLİM ADAMLIĞI, FİKİR ADAMLIĞI OLUR MU?

EMRİNDEKİLER. ALLAH’IN VARLIĞI İÇİN BİLİM OLAYLARINI KAFAMA GÖRE ELEŞTİRİYORLAR. BUYUR BURDAN YAK.  ADNAN HOCAYI ÖVEYİM Mİ? YOKSA………..

 

Yazdıklarım (bu makale)

Adnan Hoca’yı ilgilendirir


ÖĞRENİM HAYATIMDA EVRİM TEORİSİ NASIL BİR HATIRA BIRAKTI?

 

BEN BİOLOJİYİ  SEVEMEDİM HER NEDENSE?

 

FİZİK, KİMYA. MATEMATİK, CEBİR, GEOMETRİ GİBİ DERSLERDEN YERİ GELİNCE YÜKSEK NOT ALDIM VE ÇOK SEVEREK ÇALIŞTIĞIM OLDU. NEDENSE BİYOLOJİ KONUSUNDA BU EVRİMİ HİÇ GÖRMEDİM.

 

ALİMERAKLI

 

BİR GÜN ANADOLU ŞEHRİNDE LİSEDE OKURKEN YAZAR OLUP ÇIKTIM. FOLKLOR ARAŞTIRDIM. DEVAMLI YAZILARIM ÇIKIYORDU. BU DURUMU ÖĞRETMENLER ODASINA GELEN GAZETELERDE GELEN BÜTÜN ÖĞRETMENLERİM GÖRDÜ VE BANA BİR BAŞKA AÇIDAN BAKMAYA, SEVMEYE BAŞLADILAR. BİR EDEBİYAT ÖĞRETMENİ (Çok zayıf yaradılışlı idi) nedense yazı yazmamdan rahatsız oldu.

Biyoloji derslerinde normalin altında bir öğrencisi olduğum bayan öğretmen beni sevdiğini dersleri anlatırken de belli ediyordu. Niçin olduğunu  biliyorum. Gazetede yazan kişi olmakla seçkin duruma gelmiştim.

Bor’dan gelen öğrenci ağabeyim (Mehmet Ali) (benden bir sınıf üsteydi. Ona dedim ki:

-         Evrim teorisine ait bir ödev verdi öğretmen. Ne yapayım?

-         Ben o konuda geçen yıl bir ödev verdim on aldım dedi.

Ödevi aynen kopya  ettim. Benim ödevimi de on vermişti öğretmen.

Çok mutlu oldum. Benim ödevimin benim bir derlemem-  buluşum olduğunu mu sandı yoksa kopya bile olsa böyle bir konuda böyle bir ödev verişim mi hoşuna gitti?. Hocanın sevgisi on katına çıktı. Ödev ne idi?

Topallığın irsi olduğunu anlatıyordu ödevin konusu.

Öğretmenim beni sözlüye hiç kaldırmadı. Sanırım iyi bilgiler sergileyeceğimi biliyor, sırf iyi not almam için ödevi ve ara sıra soruları esas kılmak istiyordu.

Bir soru sorar gibi ediyor bastırıyordu yüksek numarayı.

Bir gün yazılı yaptı. Allah şaşırttı. Sıranın gözündeki açık biyoloji kitabından cevap arar gibi tavrım vardı. Bunun adı kopya idi. Arkama baktım. Öğretmenim istese kopya muamelesi yapar torunlarıma kadar utanç içinde bırakabilirdi beni. Mahsus yakalamadı sanıyorum.

Pekti arkadaş? Bu öğretmen Darvin’in akrabağsı mı idi. ? Hayır

Özbe öz Türk ve dindar bir ailenin kızıydı. Evliydi. Bilgiliydi. Ama Darvin meselesi öyle pirim yapıyordu ki, herkes gibi o da dersin anlaşıldığı kanaati ile böyle bonkör davranıyordu sanırım.

Darvini yerle bir ettiğini yüz küsur proğramla dünyaya ilan eden Adnan Hoca bilgin talebeleri meseleyi ayaklar altına seriyor, kimse karşı gelemiyor. Demekki Adnan hocayı zamanında Masonluk vs. yayınları ile takip ettiğime iyi olmuş. Şu var ki ara sıra Ergenekon’a sövüşü, (Bu hokumatın çıkardığı tahkikatla ortaya çıkan yeni isim) Amerika’ya dokunmayışı, vs. hele hele yarın öbür gün kıyamet kopacak vaveylası için birkaç imeil çektim. Baktım takmıyor cevap bile önermiyor. Kendisine bir imeille şöyle dedim:

-         Sen Müslüman bile değilsin!.

-         Bakınız bir hakayede nasıl göklere çıkarıyorum?. Anlattığım imeil meselesinde  nasıl yerlere batırıyorum. Elli yıl evvel:

-         - Yarabbi! Bana doğruları öğret duası bu yerlere bu günlere mi gelecekti?

-         Keşke sıradakiler gibi bilgi  nasib et deseydim…

-         Hangi konu doğru ya????????

-         ---------------------

 

ADNAN HOCA ALLAH’INI SEVERSEN CİDDİ OL YAHU…

 

7.9.2009 da Adnan Hoca Kral tv- Tempo tv ye geldi. Sosyal konulardan bahsedelim dedi. Halbuki öğrencileri 2 doktor bağırsakları vs. güzel güzel anlatıyorlardı. Darvinizm’i yerden yere çarpıyorlardı. Sayın Hoca 4 gazetedeki ilanlarını okuttu. Bir muhataba sorular sordu. Bu soruların muhatabı ERGENEKON ÖRGÜTÜDÜR DEDİ. İYİ DE ÖYLE SÖVDÜ ÖYLE SÖVDÜ Kİ DEME GİTSİN. ÇEVİR KAZ YANMASIN: - BENİM SÖYLEDİKMLERİM YARGILANANLARA DEĞİL. ONLARIN ARKASINDA OLANLAR VARDIR DEDİ.

ETME YA Adnan Hoca. Bunca ilmi yapına rağmen ne yapıyorsun Allahını seversen?. Karşındakileri tüm mü aptal sanıyorsun?. Arkasında arkasında diye öyle bir örgüt çizdin ki eh deme gitsin. Yahu masal diyarını bırak. Adaletsiz olarak içeri tıkılmış adamlara sözün yok. Onların arkasında korkunç bir örgüt var. Onlar da Masonlarla çalışıyorlar diyorsun. Yani bütün bildiklerimizi tavada yağda erittin gittin.  Allah rızası için ciddi ol ya Hoca.

Hem dünyanın ömrünü kısaltıyorsun hem de Mason örgütünü, Ergenekon dediğin örgütü bilinmez hale koyuyorsun.Ne zaman çözülecek öbür dünyada mı?

Amerika namussuzu, AB şerefsizi hakkında tek kelime etmiyorsun? Bunlar mı finansörün?

SUNUCU BAYAN Kürt açılımını sordu. Verdiği cevaplar uzaydan gelen laflardı. Ne yapmak istiyon Allahını seversen..?

Sen birilerinden para alıp topluma etki etmeyi mi arzu ediyorsun.? Ne anlatıyorsun Allahını seversen? Neyden bahsediyorsun?. Bütün bilimsel yapını sıfıra indirmiyor musun? Ne diyeyim? Sana neyi sorayım?

Danıştay katliamı aydınlanması istiyor millet. Ama gel gör ki senin çizdiğin Ergenekon sahi ise senin dünyayı kaplayacak Türk-İslamın ömrü de yetmeyecek bu Ergenekonu aydınlatmak için. Allahını peygamberini seversen ciddi ol ve ne demek istediğini de. Akıl hastanesi etkileri var gibi geliyor insana. İyi de kitaplarında eserlerinde güzel şeyler var. Bu tenakuz evet bu tenakuz dünyanın sonu olmasın. ? Dediklerini anlayamayacak kadar geri zekalı isem senden özür diliyorum. Milleti uyutmak için esrar zerk ediyorsan Allah seni nasıl bilirse öyle yapsın. İşin bu kadar ciddiyetle dolu…

Lo lo iyi de bize de mi lo lo?

 

----------------

GÖNDEREN TUNCER ERTANA



























BİZ BU ÜLKEYİ KÜRTÇÜLERLE BİRLİKTE KURTARMADIK

 

 

Etnik Bölücü Kürtçü çevrelerin Türkiye Cumhuriyeti’ni bölmek amacıyla kullandıkları silahlardan birisi de “ortak kurucu millet” statüsü kazanmaktır. Bu ekibe katılan “ikinci cumhuriyetçi” ve ılıman İslâmcı-liberal aydınlar anayasa değişikliği çığırtkanlığı yaparak Türk Devleti’nin kuruluş esaslarını belirleyen ilk üç maddesinin değiştirilmesi yoluyla Bölücü Kürtçü ekibin ekmeklerine yağ sürme sevdası içerisindedirler.

Bu mealde DTP temsilcileri her fırsatta “Bu devlet için beraber şehitler verdik; bu ülkeyi beraber kurtardık. Bu devleti beraber kurduk” demektedirler. Ne Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Atatürk, ne de devletin kurucu felsefesi olan Türk Milliyetçiliği bu vatan için çarpışanları, şehit olanları etnik kimliklerine göre ayırmamıştır. Biz Çanakkale’de şehit olan Rum ve Ermeni askerlerimizi bile kardeşimiz bildik, bu vatanın bağrına evlâdımız olarak verdik. Lozan’da bu ülkede yaşayan bütün Müslümanları alt etnik kimlikleriyle tanımlamayarak Türk dedik, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı dedik.

Bizim ısrarla bu devlete vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkesi Türk olarak görme gayretlerimize rağmen aynı söylemlere devam etmek istiyorsanız, alın size rakamlar. Çanakkale Savaşı Kurtuluş Savaşı’nın kıvılcımı, Kurtuluş Savaşı ise Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran savaş olmuştur. DTP’nin son 2009 Mahallî Seçimlerde İl Genel Meclisi Üyeliği bazında birinci olarak çıktığı on ilin Çanakkale ve Kurtuluş Savaşları’nda verdikleri şehit sayıları:

İller                             Çanakkale Savaşı      Kurtuluş Savaşı

Diyarbakır                   49                                497

Muş                             7                                  105

Ağrı                             0                                  35

Iğdır                             0                                  11

Van                              36                                343

Hakkâri                        0                                  21

Şırnak                          0                                  8

Siirt                             40                                153

Batman                        0                                  8

Mardin                         7                                  182

Toplam                        139                              1363

Bir de rast gele seçtiğimiz on Anadolu şehrinin aynı savaşlarda verdiği şehit sayılarını inceleyelim:

İller                             Çanakkale Savaşı      Kurtuluş Savaşı

Kastamonu                   2425                            5160

Konya                          2488                            4787

Ankara                         1772                            4219

Balıkesir                      2779                            4043

Afyonkarahisar            95                                3273

İstanbul                        1648                            3177

Bolu                             1405                            3206

Kütahya                       1487                            2488

Sinop                           1488                            2438

Antalya                        183                              2132

Toplam                        15,770                         34,923

Görüldüğü gibi yukarıda şehit sayılarını verdiğimiz her il tek başına DTP’nin son 2009 Mahallî Seçimlerde İl Genel Meclisi Üyeliği bazında birinci olarak çıktığı on ilin toplamının verdiği şehit sayısından fazla şehit vermiştir.

DTP’lilere sormak istiyorum. Aşağıda listesini sunduğumuz otuz sekiz isyanı kimler çıkartmıştı ve bu isyanları başlatırken amaçları bu ülkeyi birlikte kurtarmak, bu devleti birlikte kurmak mıydı?

Babanzade Abdurrahman Paşa isyanı (1806- Musul)

Babanzade Ahmet Paşa isyanı (1812 – Musul)

Zaza isyanı (1820)

Yezidi isyanı (1830- Hakkari)

Şerefhan isyanı (1831- Bitlis)

Bedirhan isyanı (1835- Botan)

Garzan isyanı (1839- Diyarbakır)

Ubeydullah İsyanı (1881- Hakkari)

Bedirhan Osman Paşa ve kardeşi Hüseyin Paşa isyanı (1872-Mardin-Cizre)

Bedirhan Emin Ali isyanı (1889- Erzincan)

Bedirhaniler ve Halil Rema isyanı (1912-Mardin)

Şeyh Selim Şehabettin ve Ali isyanı (1912- Bitlis)

Koşgari isyanı (1920- Koşgiri)

Nasturi isyanı (1924- Hakkâri)

Jilyan isyanı (1926- Siirt)

Şeyh Sait isyanı (1925- Bingöl-Muş-Diyarbakır)

Seit Taha ve Seit Abdullah isyanı (1925-Şemdinli)

Reşkotan ve Reman isyanı (1925- Diyarbakır)

Eruhlu Yakup Ağa ve oğulları (1926-Pervani)

Güyan isyanı (1926-Siirt)

Haco isyanı (1926- Nusaybin)

I. Ağrı isyanı (1926)

Koçuşağı isyanı (1926- Silvan)

Hakkâri-Beytüşşebab isyanı (1926)

Mutki isyanı (1927- Bitlis)

II. Ağrı isyanı

Biçar harekâtı (1927- Silvan)

Zilanlı Resul Ağa isyanı (1929- Eruh)

Zeylan isyanı (1930- Van)

Tutaklı Ali Can isyanı (1930- Tutak-Bulanık-Hınıs)

Oramar isyanı (1930- Van)

III. Ağrı harekâtı (1930)

Buban aşireti isyanı (1934- Bitlis)

Abdurrahman isyanı (1935-Siirt)

Abdulkuddüs isyanı (1935-Siirt)

Sason isyanı (1935-Siirt)

Dersim isyanı (1937-Tunceli)

PKK terörü (1984-1999)

Güneş balçıkla sıvanmaz, beyler… Biz ayırımcı değiliz. Ancak siz ayırımcılık yapmak istiyorsanız bizim de bu gerçekleri bu ülkenin insanlarına bildirme hakkımız vardır.

********************************************************************

 

KAHVEDE:

Ulumak mı- Ürmek mi?

Biliyorsunuz bizim bir kahve var. Oradaki münasebetsizlerle başımız derttedir.

Geçen kahvemizi yudumlarken biri Ülkücüleri muhatap kılarak Ulumayın, ulursanız şehirde uluyun! dedi.

Biz de belaya kalmamak için kapıdan çıkarken:

Vay o. Çocuğu vay! diye sokurdandık. Gözlerinin içine bakıp, söyledik..

Kurt ulur, köpek havlar. Ama bu şerefsiz zırlıyordu.

En değerli hayvanımız köpeğe onu benzetmek münasebetsizlik olur.

Yetmez mi?

---------------------

ERGENEKON SORUŞTURMASINI HİÇ BİLMESEM YİNE KARŞIYIM.

 

YAHU BU ADAMLAR MEMLEKETİMİZİN MASUM İNSANLARI..

 

SUÇLARI VARSA MAHKEME EDİLİR.. İDAMA BİLE MAHKUM EDİLİRLER.

SUÇLARI OLDUĞUNA DAİR EN UFAK OBJEKTİF BİR AÇIKLAMA YAPILMAZKEN ADAMLAR GECE GECE EVLERİNDEN TOPLANIP HAPSE TIKILDILAR., Binlerce gündür (!) HAPİS YATIYORLAR.

 

YA ÖBÜR GÖRÜNÜM. ALLAHSIZ VE KİTAPSIZ  VATAN HAİNLERİ.., BİNLERCE KİŞİNİN KATİLLERİ İLE AÇIK AÇIK SOHBET EDİLİYOR. ONLARIN YOLUNA GİRİLİYOR VE NASIL SERBEST BIRAKILACAKLARI VE TÜRKİYE NASIL BÖLÜNECEĞİ AB VE ABD GÖLGESİNDE KONUŞULUYOR.  HAL BÖYLE İKEN ERGENEKON’UN ŞEREFLİ BİR CEPHE, DİĞERİNİN ŞEREFSİZ BİR CEPHE OLDUĞUNA İNANIYORUM.

BENİ AFFEDİN BUNDAN BAŞKA  KISA ANLATILMAZ. VATAN HAİNİ HIRSIZLARLA BERABER OLUNUYOR, SUÇLARININ NE OLDUĞU BELLİ OLMAYAN İNSANLARA AMERİKAN İŞKENCESİ UYGULANIYOR.

VARSA BAŞKA İZAHI OLAN

YAZSIN .. Yazın  OĞLUM YAZIN. EN AĞIR BEYANLARINIZI YAYINLAMAZSAM ŞEREFSİZİM..

 

AMAN  ALLAHIM GERÇEK YOL NEDİR?

 

 

Bu günlerde televizyonda gördüğümüz şehit aileleri ile anarşistlerin ailelerinin barışması olayı İslam’ın önemsediği bir olaydır.

Sevaptır.

Şu var ki, bu bile devletin anarşistleri affetmesi için yeterli değildir. Bütün ailelerin barışması  mümkün olmayacağına göre bu neyi halleder ki?.. Münferit barışmalar İslam’ın hoşuna gider ama, kanun hakimiyetini belli gayelerle ortadan kaldırmak hiçbir zaman doğru olmaz.Bütün aileler istisnasız barışmadıkça bu gibi aflar, bu gibi tedbirler milletin derdinin bitmesini sağlamaz. Aksine yeni olayların çıkmasını sağlar.

Oturup düşününüz. Hangi görüş daha doğrudur..

Türk düşmanlarının sevinmesinden başka bir manzara yoktur karşımızda…

-------------

Eski yazılar:

TÜRK AYDINI, TÜRK SİYASİLERİ NEREDESİNİZ?

BU GAFLET, YOK OLUŞUNUZUN İŞARETİ DEĞİL MİDİR?

 

AŞAĞIDAKİ MAHKEME KARARI BU KADAR ŞEREFSİZ OLABİLİR..OKUYAN MI YOK. ANLAYAN MI YOK. İLGİLENEN Mİ YOK. BİR MİLLETİN KAN DAMARLARI BU KADAR MI FELCE UĞRAR?. BU TOPLULUK AVRUPA DENEN TOPLULUK BİZİ YER YÜZÜNDEN SİLMEKTEN B.AŞKA HANGİ HEDEFİN SAHİBİ ?

ANLADIK TA BU MİLLETİN AYDINLARI,SİYASETÇİLERİ İHANET HALİNDE Mİ? HABERİ OKUYUN ŞİMDİ:

 

AVRUPA İnsan Hakları Mahkemesi ‘takdir hakları’nı sürekli Türkiye  aleyhine kullanmayı sürdürüyor!

 

AİHM’nin çarpık bakışı
AVRUPA İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM), Türkiye’ye önyargılı yaklaşımı bir kez daha belgelendi. Terörizme destek çıkan kararıyla büyük tepki alan AİHM, suçları yargı tarafından tespit edilen ve ömür boyu hapis cezasına çarptırılan 5 PKK’lı hakkındaki davada Türkiye’yi, ‘adil yargılanma hakkını ihlal ettiği’ gerekçesiyle tazminat ödemeye mahkum etti.

 

Onlarca kişiyi katlettiler
KARARLA birlikte Türkiye, oluk oluk kan akıtan PKK’lılara toplam 78 bin 500 euro tazminat ödeyecek. 1990’lı yıllarda Diyarbakır ve Muş’ta 30 eylem gerçekleştiren ve onlarca insanımızı katlettiği tespit edilerek müebbet hapis cezasına çarptırılan Sedat Atsız, Mehmet Emin Türk, Şerafettin Türk ve Mahfuz Sığınç 17’şer bin, Orhan Sakçı ise 10 bin 500 euro alacak.

 

 

 

PKK’ya AİHM desteği
AİHM, ömür boyu hapis cezasına çarptırılan 5 PKK’lı hakkındaki davada Türkiye’yi
’adil yargılanma hakkını ihlal ettiği’ gerekçesiyle 78 bin 500 euro tazminata mahkum etti

 

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM), Türkiye’ye önyargılı yaklaşımı bir kez daha belgelendi. Terörizme destek çıkan kararıyla büyük tepki alan AİHM, suçları yargı tarafından tespit edilen ve ömür boyu hapis cezasına çarptırılan 5 PKK’lı hakkındaki davada Türkiye’yi, ’adil yargılanma hakkını ihlal ettiği’gerekçesiyle tazminat ödemeye mahkum etti. Kararla birlikte Türkiye, silahlı eylemlere katılan PKK’lılara toplam 78 bin 500 euro tazminat ödeyecek. Diyarbakır ve Muş’ta 1990’lı yıllarda 30 eylem gerçekleştirdikleri ve onlarca insanı katlettikleri tespit edilen ve 12 yıl süren yargı sürecinin ardından ömür boyu hapis cezasına çarptırılan ve halen Diyarbakır D Tipi Cezaevi’nde tutulan Sedat Atsız, Mehmet Emin Türk, Şerefettin Türk, Mahfuz Sığınç ve Orhan Sakçı’nın AİHM’e yaptıkları başvuru Türkiye’ye mahkumiyeti getirdi. AİHM 2’nci Dairesi’nin  kararında, Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ’Adil Yargılanma Hakkı’nı düzenleyen 6/1’inci Maddesi’ni ihlal ettiğine karar vererek, Sedat Atsız, Mehmet Emin Türk, Şerefettin Türk ve Mahfuz Sığınç’a 17’şer bin, Orhan Sakçı’ya ise, 10 bin 500 euro manevi tazminat ödenmesine karar verdi.

 


Ceza üstüne ceza

Öte yandan AİHM, bombalı saldırıda bulunduğu iddiasıyla tutuklanan Çimen Işık ile PKK davasında ömür boyu hapis cezasına çarptırılan Hadi Elçiçek, Kulink Sevilgen ve Salih Tuğrul’un davasında da Türkiye’yi adil yargılanma ilkesini ihlal etmekten mahkum etti. Aralık 2002’de AİHM’e başvuran Çimen Işık’ın başvurusu karara bağlandı. 1979 doğumlu Işık, PKK üyesi olduğu ve bombalı saldırılarda bulunduğu iddiasıyla 10 Aralık 1999 tarihinde İstanbul’da gözaltına alınmıştı.13 Aralık 1999’da İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde savcı tarafından dinlenmiş, savcı gözaltının devamına karar vermişti, ancak bu süre içerisinde Işık, avukat hizmetinden yararlanamamıştı. 4 Aralık 2001’de Işık, PKK üyesi olmaktan suçlu bulunarak 12 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılmıştı. Güvenlik Mahkemesi, bu cezayı da Işık’ın polise, savcıya ve yargıca verdiği ifadelerine dayandırmıştı. Ceza, Yargıtay tarafından da 17 Haziran 2002’de onaylanmıştı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Türkiye’yi bu davada da adil yargılanma hakkına ilişkin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi AİHS’in 6. Maddesinin 1. (hızlı ve makul sürede yargılama) ve 3. fıkrasını (gözaltına avukat bulundurulmadığı için) ihlal etmekten bin euro tazminata mahkum etti.

 

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ’takdir hakları’nı sürekli Türkiye  aleyhine kullanmayı sürdürüyor!

*****

MİLLİYETÇİ  GAZETE

OKUMAK  GAFLETİ

 

GAZETEYİ BULMAK, GELMEDİĞİ GÜNLERİ SEÇMEK, DESTEKLEMEK BİR UĞRAŞI RAHATSIZLIK İŞİDİR. ANCAK MİLLİYETÇİ YAZARLARI BAZAN OKUMAK VE MEMLEKETİN GERÇEK DERTLERİNİ BİLMEK HUZUR VERİR. BİR TUTAM BAL İÇİN BİR ÇUVAL DOLUSU TAHTA YERSİNİZ. NE YER GİBİ. ? CANIM  BİLMİYOR MUSUNUZ?

HANNUP

 

KİMSE GERÇEĞİ SAKLAMAYA ÇALIŞMASIN. MİLLETİN İŞİ MİLLİYETÇİ GAZETELERİ DESTEKLEME DEĞİL, O ANDA OLAYSIZ, İTHAMSIZ ŞEKİLDE GAZETE İHTİYACINI GİDERMEKTİR. HAYATIM BOYUNCA MİLLİYETÇİ GAZETE OKUMAK SORUNLARI  İLE  MÜCADELE  ETTİM.

OKUMA HASTALIĞI OLMAYAN BİRİ RAHAT GAZETE ALDIĞI HALDE, BEN GÜNDE ON BEŞ SAAT OKUYAN GAFİL, GAZETECİ TEZGAHLARI ALTINDA MİLLİYETÇİ GAZETEMİ ARADIM…

HERKES MASONLARIN GAZETELERİNDE RENKLİ HAVADA YÜZERKEN, BİZ MEMLEKETİN YARARINA YAZILAR VARDIR DİYE GAZETECİ MASALARI ALTINDAN NÜSHASI BİR İKİYİ GEÇMEYEN GAZETE ARAMASI İLE VAKİT GEÇİRDİK.

ÇOĞU ZAMAN BASKISI YETİŞMEZ, ÇOĞU ZAMAN BASKI HATALARI  İLE  DOLU.

TELEVİZYON PROĞRAMLARI GÜNCEL DEĞİL VE ÇOĞU ZAMAN EKSİK VE YANLIŞ. İYİ DE BU MAHRUMİYET NEDEN?

BOYNUMUZUN HANGİ BORCU SEBEBİYLE GÜNLÜK HABERLERİ BİLE ERTESİ GÜN VEREN BU GAZETELERE MAHKUMİYETTE Kİ SIRRI ÇÖZMÜŞ DEĞİLİM. HA…

O MESELE Mİ BASİT CANIM.

BİR KAÇ SİVRİ AKILLI MİLLİYETÇİ YAZAR RAHAT YAZABİLMEK, SANSÜRE UĞRAMAMAK İÇİN ÖZEL GAZETE ÇIKARIRLAR. ADLARINI SEÇERLER.

AMA NAFİLE.. GAZETE ÇIKARMAK SERMAYE İŞİDİR. KATİYEN VE ASLA HABER ZENGİNLİĞİ, MAGAZİN ÇEŞİDİ SÖZ KONUSU OLAMAZ.

BAZAN MİLLETİN BİRLİKTE HAREKET ETMESİ İÇİN GAZETELERİN BU ENDER GAZETELERİN ÇIKTIĞI BÜYÜK ŞEHİRLERDE YAZARLARI, İDARECELERİ İLE GÖRÜŞMEK İSTERSİNİZ. UKALA BİRİNE RASLADIĞINIZ ZAMAN BOĞULURSUNUZ İŞTE. (BENİM İŞİM BAŞIMDAN AŞKIN ŞİMDİ SIRASISI MI?) DENDİĞİNİ BİLE GÖRÜRSÜNÜZ.

DAKİKALARCA ŞEHİRLER ARASI TELEFON PARASI VERMEYE RAZI OLUP, BİRİLERİNE ULAŞMAK İSTEDİĞİNİZDE SEKRETERLER ARASI  İTTİHADA ÇARPARSINIZ. SİZ FİKRİNİZİ KENDİSİNE ANLATIN, O ÇARE  BULUR. CEVAP.. (HANGİ NİĞDE BE KARDEŞİM? , AYNI SORUNLARLA BÜYÜK ŞEHİRLERDE DE KARŞI KARŞIYAYIZ!) DER. AMA SORUNUN NE OLDUĞUNU NAMUSUNU SAKLAR GİBİ SAKLAR. MALINIZI MÜLYKÜNÜZÜ SATIP ONLARA SERMAYE VERMEK İSTERSİNİZ BAZAN VERDİĞİNİZ PARANIN TAHVİLİNİ ALMAYA GİTTİĞİNİZDE (HERKESİN KİNİ ZAMANINDA GÖNDERDİK !) İDDİASI İLE KARŞILAŞIRSINIZ.  VELHASIL BÜTÜN BİR ÖMÜR MİLLİYETÇİ GAZETE OKUMAK UGRUNA NE HUZURUNUZ NE DE MORALİNİZ KALIR.

- ULAN HIYAR BE. RENKLİ VE BOL SAYFALI GAZETE OKUMAK VARKEN KİM DİYOR SANA MEMLEKETİ KURTAR DİYE. MİLLET KURTULMAK İSTİYOR MU BAKALIM. ANLADIN MI KAFASIZ MAHLUK?

BÖYLE ÇABALARKEN KENDİ DERDİM BİLLAH GELMEZ YADIMA..

MİLLETİN DERDİ İLE DERTLENMEK UKALALIĞI HAYATIMIZI KAPLAMIŞ RÜZGARLI, KARANLIK BULUTLU, HİÇ BİR ZAMAN YAĞMAYAN İKAPALI HAVALAR İLE DOLUDUR. İYİ DE BU SIKINTIYI ATMAK İÇİN BİRİLERİNE SAYIŞTIRMAN GEREKİR. KENDİNE SAYIŞTIR Kİ, DİKENLİ GÜLER GİBİ AÇASIN BE AHMAK KAFASIZ…

*************

OSMAN ÜÇER’İN 1975 E KADAR YERLEŞTİRDİĞİ ÜLKÜCÜLÜK FELSEFESİ MAALESEF AMERİKANCILARCA ORTADAN KALDIRILDI…

KENDİSİ İÇİN MAKAM TALEP EDENLER, GÖREVLERE KÖPEK GİBİ YAPIŞANLAR ALÇAKTIR.

GÖREV KABZEDİLMEZ. LAYIĞINA VERİLİR.

ŞİMDİLER DE ÖYLE Mİ YA?

YORUM SİZİN…

------------------------------

ALİ IŞIKLAR ‘IN DEVRİNİ KAPAYANLARA SELAM OLSUN.

 

ALİ IŞIKLAR TÜRK VATAN SEVERLERİNİ HANÇERLEDİ.

 

ALİ IŞIKLAR ŞAİRLERİ HANÇERLEDİ.

 

HEP ZİRVEDE KALDI. MİLLİYETÇİLİK ADINA NE VARSA YOK ETMEYİ BAŞARDI.

 

NİĞDE’DE YAPAMADIKLARINI MAALESEF ANKARA’DA VE VATAN SATHINDA YAPTI

 

TÜRKEŞ’İN İZLERİNİ SİLMEYİ BAŞARDILAR..

.

ALİ IŞIKLAR GİBİLERİNİN SÜPÜRÜLME VAKTİ ÇOKTAN GEÇMİŞTİR.

ÜLKÜCÜLÜĞÜ KURTARMAK İÇİN ALİ IŞIKLARIN DEFTERİNİN DÜRÜLMESİ, YANİ SİYASETTEN KATİ OLARAK SİLİNMESİ GEREKİR.

ALİ 1970 LERDE NİĞDENİN BAŞINA SORUN OLMUŞTU. ANARŞİYİ AZDIRMAK İÇİN YAPMADIĞINI KOYMADI. OSMAN ÜÇER TARAFINDAN KOVULDU AMA ALİ  DURUR MU?

BU DEFA TÜRKİYE’Yİ KARIŞTIRDI. NE Mİ YAPTI?

YEMİN EDİN ONUN EKİBİNE  KARŞI MÜCADELE EDECEĞİNİZE. YAPTIKLARINI BİR BİR YAZALIM.

Kanun yakasına YAPIŞSIN….

 

M.NİHAT MALKOÇ

YAZARIMIZ, BAŞARILI ŞAİRİMİZ

M.NİHAT MALKOÇ YENİ BİR TELEVİZYON PROĞRAMINA ÇIKTI.

YAZARIMIZ OLDUĞU İÇİN DEĞİL, HAKİKATEN BÖYLE BİR YAZARA SAHİP OLMAK BU KADAR ENDER ŞİİRLER YAZAN BİR EDEBİYATÇI ZOR BULUNUR. KENDİSİNİ HEM TEBRİK EDER VE HEM DE BÜNYEMİZDE OLMASININ BİZE KIVANÇ VERDİĞİNİ AÇIKLAMAK İSTERİZ.

YENİ EĞİTSEL ÇALIŞMASINI KENDİ İFADESİ İLE DUYURALIM..

www.onurluhamle.com

 

Kıymetli Dostlar;

 

Bugün(26 Mayıs 2009 Salı) sabah saat 10.30'da değerli yazar Serhan Büyükkeçeci’yle birlikte Trabzon Tv’ye konuk olacağız.

Ben Trabzon’daki kültür, sanat etkinliklerini, özellikle Kitaplı Hayaller Vadisi Trabzon ‘1. Çocuk ve Gençlik Edebiyatı Kültür Sanat Şenliği’ni değerlendireceğim.

Sizleri ekran başında görmek bizleri mutlu edecektir.

 

Çalışmalarınızda başarılar diliyorum

Allah’a emanet olunuz.

Selam, saygı ve muhabbetlerimle…

 

M. Nihat MALKOÇ

Trabzon Lisesi(Anadolu)

Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni

 

E-mektup: mnm61mnm@hotmail.com