ŞU ANDA 315 SAHİFEDİR.







 

 

HAKİKİ BİR MİLLİ KAHRAMANIN

GERÇEKLERLE DOLU HAYAT HİKAYESİ

 

 

 

..............O....................

 

MİHRALİ BEY

 

 

 

              “TOP OLMAZSA

 

 

ARAP GELMEZ İMANA”

 

 

 

 

 

OSMAN ÜÇER

 

 

 

Elimizde buhunan resimlerin bir kısmını numaralıyarak bu bölümde ZAMANI GELİNCE yayınlanacaktır.. Önce metin kısmını günümüze göre bir yenileyelim. Bismillah!

 

 

 

Bu derlememi, taklit hastalığına kapılmış bir kısım Türk Aydını’na  kendimizi tanımaları, düşmanlarımızı bilmeleri için çanı gönülden armağan ediyorum.

Osman ÜÇER

Basıldığı yer:

 

 

Bilgisayar:

 

 

Teknik kontrol ve Tashih:

 

Yayına hazırlama:

 

 

 

 

 

Öğrenme ADRESİ:

OSMAN ÜÇER. KAYARDI CAD. (MENEMEN CAD.31 NİĞDE)

NİĞDE

0 535 210 68 34 CEP,

0 388 233 20 25 YzH-EV

www.olumluyol.com

www.onurluhamle.com

osmanucer@ttmail.com

osmanucer@onurluhamle.com

 

 

Posta çeki: 1410792

Niğde ve çevresinde

Mihrali Bey Türküsü

 

GÜRCİSTANDAN PROF VALEH HACILAR’A TEŞEKKÜRLER

GEÇEN YIL GÖNDERMİŞ BULUNDUĞU ESER

YAZININ SONUNDA…

 

 

NİÇİN YAZDIM?

 

 

 

ŞU ANDAN İTİBAREN NE YAPMAM LAZIM?

SİTELERİM KURULALI, MİHRALİ BEY KİTABIM TÜRKİYE’YE DAĞILALI TELEFONLAR SUSMUYOR. BİR KAÇ BİLİM ADAMI, BİR KAÇ YAZAR,. YÜZLERCE KARAPAPAK TÜRK’Ü TELEFON ETTİ, İMEİLLER YAZDI. VE BENİM NİĞDE’DE BÖYLE BİR ROMANI NEDEN YAZDIĞIMI SORDULAR.. Bu SORULARIN cevapları aslında bu satırlarda var. Şu var ki son durum gerçekleşince yeniden kısa da olsa cevaplamam lazım.

Yüzlerce kitap yolladım. Binlerce kopye bu siteden alındı. Siteler çöktü. Yeniden ayağa kaldırıldı.

Kafkas kahramanı, Kars Erzurum savunmalarının aslanı Mihrali Yemen’e geçerken ordusuyla bir hafta Niğdede misafir kalmıştır.

Hakkında bu bölgede yazılan türküler bir asırdan fazladır düğün dernek ve kırlarda,  mahzenlerde bağlarda bahçelerde söylenip yankılanmaktadır.

Her Niğdeli Mihrali’yi Orta Asya derinliklerinden gelen diğer kahramanlar gibi sevmektedir. Şu varki O’nun anıldığı yerde göz yaşları sel olur gider.,

Neler yaptığını yine bu romanda anlatıyorum. Ancak ben doğmadan bir takım devrim yobazları Abdülhamid’i kötüleyebilmek için  bir takım palavralar uydurmuşlar. Mihralinin gerçek kimliğini bilemedikleri içinde yalanlara sapmışlardır.

Buna rağmen son durumu birkaç satırla açıklama zarureti belirmiştir.

Ben böyle bir iddia ile yola çıkmadım. Abdülhamit ve Mihrali bey gerçeği bilinsin istedim. Çünhkü çok ağırıma gidiyordu feci yalanlar.

Ama kitabım sekiz on sene önce yayınlanınca ve Hamle Gazetesi’nde tefrika olunca  her taraftan mektup yağma oldu.

Bu konuyu dünyada kitap  haline  getiren  ilk kişi, sizsisiniz!. Dediler.

Ama binlerce Karapapak telefon edince, elimdeki nüshalar bitince anladım ki bu gecikmeye bir anlam vermek imkansız., Gerçek Türk,. Milli kahraman bu güne kadar neden kitaplaştırılmamış?

Her neyse sonra Gürcistan ve diğer yerlerden bilim adamlarından da eserleri kitap haline gelmese de belgeler yağmaya başladı.

Ben ilk yazdığım şekli bozmadan ve fakat senaryo oluşturmak üzere şu andan itibaren yeniden yola koyuluyorum. Eğer şanlı Karapapaklar benden önce harekete geçip filmi çevirtmezlerse unutmasınlar bu işi de Niğde’den bir Oğuz Türkü Osman ÜÇER becermiş olacaktır.

Filmi bilmem ama senaryo yıl sonunu bulur sanırım. Hem de en orijinal şekliyle. Halka yazdırararak.

Temenni ediyorum, Sivas merkezli bir hareket doğar, Kars’la irtibata geçer, ilgili şehirlerde ve Kafkaslarda araştırmalar yapılır. Resimler tespit edilir. Aslına uygun bir film çevirme işini Şanlı Karapapaklar gerçekleştirir. Konuştuğu ve tanıştığım bu insanlar buna muktedirdir. Niye gecikiyoruz?

Bilgisayarımda mevcut on senedir sakladığım şekli bu gün bu yazının sonuna koyacağım., halktan ve bilim adamlarından kim isterse istediği yeri bana bildirecek ve senaryoya istediği sahneleri dahil etmiş olacaklardır.

Anlayamadığım bir hal olursa Sivas’ın şanlı yazarı Doğan Kaya beyi hakem tutacağım. Çünkü Türkiye’de Mihrali Bey’i en iyi bilen en güzel anlatan odur.

Onu kıskanıp kendisinin bildiğini söyleyenler varsa da cümle bile kuramadıkları için Mihrali’yi bilmek başka, romanını yazmak başka demekle yetineceğim.

Türk Tarihi’nde bir tane Mihrali Bey vardır. O’da ömrünü Yemen’de mühürlemiş Mihrali Bey’dir.

Niğde yolu’ndan Yemen’e gitmiştir. Niğde’ye enişte olmak niyeti maalesef gazi olamadığı, şehit düştüğü  için mümkün olmamıştır.

Niğde’dede binlerce Mihrali Hayranı vardır. Kars gibi,  Sivas gibi. Diğer Türk ülkelerinde olduğu gibi.

Mihrali romanının senaryosunu halkın yazmasını istiyorum. Doğan bey inşallah günü gelince en muazzam bir şekilde Mihrali Bey romanını yazacaktır. Niyeti var veya yok bilemem.

Ama bu iş ona yakışır., Büyüklere saygı ile Türk tarihine saygıyı sakın karıştırmayalım.

Mihrali’nin oğlu bile olsa onu yazmak akrabağlıkla alakalı bir şey değildir. O ruhen duymak yetmez.  Yazmak için alt yapısı müsait olmak gerekir.

Bu bakımdan ismini zikretmediğim ve Atatürk konusunda başkalarının yaptığı gib bir takım istismarları piyasaya sürenler de hadlerini bilmeli artık.

Sivas’ta Mihrali bey konağına, açılışa davet için yoğun bir davet kampanyası yürütüldü. Bana en az on kişi bu konuda ulaştı.

Sonra sanırım bir takım nefis olayları karıştı ki buna nail olamadık.

En iyisi mi böyle bir haramanı, dediki dedimkilere katmadan halka yazdırıp işi bitirmek en doğrusu olacaktır.

Abdülhamit Mihrali Bey aşığı idi. Onu öldürtme hevesi olmamıştır.  Mihrali bey yer yüzünde binlerce olan Karapapak Türkleri’nden biridir.

Devlete baş kaldırdığı için imhası yoluna gitme diye bir konu tamaman kuyruklu yalandır.

Türk tarihinin en büyük kahramanlarındandır. Günümüze yakın yaşadığı için de bileğini bükecek bir kahraman henüz  ortaya çıkmadığını sanıyorum.

Yörük Ali, Aydın camiinin minare deliğinden makanalı tüfeği ile halkı tarayan Rum’u tek atışla nasıl susturmuş ve Yörük Ali Macerelarını yazmaya başlamışsa, Kör oğlu Zalim Bolu bey’inin haddini nasıl bildirmişse, hafızamızda kazınmış diğer onlarca milli kanhraman ne ise onların en irisi Mihrali bey’dir.

Herkes görevini yaptığı için herkes görevinde zirvedir.

Ama, çizgi film, roman, tarihimizi şarlandıran bir tespit gerekirse inanın yakınh tarihte Mihrali kendi benzerlerinin en önünde bulunmaktadır.

Yüz küsur yıl kimler, niye sustular, neden yazmadılar anlamak mümkün değil…

Onu bilmeden söz sahibi olmak imkansızdır. Gelin aşağıdaki satırları inceleyerek ve hissederek okuyalım. Ve en sonuna koyacağım senaryo çizelgesine tekliflerinizi yazınız..

Yakında sona koyacağım taslak senaryoyu göreceksiniz.

Mihrali’yi halka malettirip, halkla beraber ayağa kaldırmak ne güzel olacaktır…

 

xxxxxxxxxx

Yüz yıldır, Orta Anadolu’da inleyen türkü:

 

Mihr Ali Bey 'de Hamidiye Alayı,

Araplar çıkardı türlü belâyı

Nedir beyim bu işlerin kolayı

Top olmazsa Arap gelmez imana

 

Mihr Ali Bey'im indimola Yemen'e,

Çadırını kurdum ola Yemen'e,

Kendim ettim,  kendim buldum kime ne?

Top olmazsa Arap gelmez imana!

 

Kum tipisi çıktı da görünmez otlar,

Pelli perişan oldu,  küheylan atlar,

Yoruldu askerler, atılmaz toplar,

Top olmazsa Arap gelmez imana!

 

Oturur masamda yazı yazarım,

Çekerim kılıcımı ordu bozarım,

Küçük hanım sende kaldı nazarım

Acep beyim indimola Yemen'e?

 

Mihrali Bey'i sormayın yaslıdır yaslı,

Askeri sorarsanız hepsi de Karslı,

Babayiğit erlerin hepsi de fesli,

Ne diyelim beyler böyle zamana?

 

 

MİHRALİ BEY’İN BİRİNCİ BASKISI HAKKINDA NE DEDİLER?

 

MİHRALİ BEY KİTABI TÜRKİYE’DE BİR  HADİSEDİR

 

İRFAN ZIRHLI

*************

Kültür hayatı çok sönük olan Niğde’de bu toprakları ölesiye sevenlerden olduğumu sanıyorum. Elimden geldiği kadar kültür olaylarını takip eder, iştirak etmek isterim.

Böyle bir atmosferde usta bir yazarımızın Mihrali Bey isimli Milli Kahraman’ın gerçek çehresiyle ortaya çıkmasını sağlaması bence Niğde’de yılın kültür olayıdır. Neden?

Nedenlerini aşağıdaki cümlelerimin yazılış sırasına göre saymaya çalışacağım.

 

Biliyorsunuz, Mihrali Bey Türküsü Niğde’nin en dokunaklı, en etkili, en güzel türküleri arasındadır. Bir saz sanatçısının ustalığını ispat için, milli güne en yaraşanını terennüm etmek için, dinleyenlerini mestetmek için bu türküyü söylediğine bir çoklarımız tanıkız.

Osmanlı İmparatorluğu’nun en önemli bitiş sebepleri arasında sayılan YEMEN OLAYI bu topraklarda da türkülendirilmiş, yüz yıla yakın bir zamandır bitip tükenmeden, bıkıp usanmadan, tazeliğinden ve anlamından bir şey kaybetmeden devam edip gitmektedir.

Hikayesi malum. Kafkas kahramanı, Kars ve Erzurum Savunmalarının etkili gazisi, Sivas’ın şanlı Bey’i Mihrali, gururlu ve fedakar bir Milli Kahramandır. Bir kaymakam ve Vali’nin oyununa gelmesi, Abdülhamid’e duyduğu saygı da eklenince kaçınılmaz olmuştur. Bağdat’ta filan isyan bastıran böyle bir mücahit, Yemen’in şartlarını bilip ya gitmemesi ya da şartları oluşturup gitmesi gerekirdi.

 

9

Kader oluşacak ya! Ordusu ve kendisi perişan olmuştur. Peki, bu olayın Niğde ile olan ilgisi nedir? Ordusuyla Niğde Çayırlığında bir hafta kamp kurmuş, Niğde Beyleri, halkıyla kaynaşmış, tertiplenen at yarışlarında, güreşlerde, sohbetlerde halk tarafından benimsenmiştir. Kelimenin tam anlamıyla halk kendisine ve ordusuna aşık olmuştur. Yine, bu yıl derlenen bir bilgiye göre de, Beylerden birinin kızıyla nişanlanmış da. (Kaynak Oktay Birdal) Eğer Yemen’den sağ dönebilseydi, Niğde’de iki köy kurup Karapapak neslinden insanları yerleştirme gayesi de varmış.

 

 

Mesele bu kadar güzel. Bu kadar anlamlı. Peki, bu Milli Kahraman için söylenenlerin hepsi bu kadar mı? O’nu onbeş senedir araştıran, İstanbul’da bulduğu bilginin peşinden Kars’a kadar giden Yazarımız Osman ÜÇER gerisini söylesin. Hatta kendi ifadesine göre, Mihrali Bey’in Sivas’taki durumunu henüz gereği de araştırmamış olması sebebiyle üzgün. Mihrali Türküsü’nün Niğde’deki hikayesindeki bir takım yanlış durumlar hayatı boyunca onu rahatsız etmiştir. Bunu da eserinde ince ince anlatmaktadır. Gerçek Mihrali’yi ortaya çıkarmanın, en azından Niğde’de gerçek taraflarıyla bilinmesinin huzuru içindeyiz. Gürcistandaki bir broşür hariç, Mihrali Hakkında yazılmış bir kitaba rastlanmamıştır. Yani yazarımızın eseri Dünyada ilk Mihrali Bey kitabıdır. Şimdi ÜÇER’den dinleyelim:

 

 

Tarihte Kürşad, Alper Tunga, Afşın bey, Battal Gazi ne ise Mihrali O’dur. Hem de hatıraları yeni olduğu için bu gün Anadolu’ya sıkıştırılmış halkımızın hikayesinin en güzel anlatımıdır. Ruslar’ın Akdeniz’e inme projelerini bozan kahramanlardan ilkleri arasındadır. Şeyh Şamil, Hacı Murat isimleri arasında olması gerekir. Şeyh Şamil, tarihin acı kaderi icabı en sonunda yenilgiye uğramış,  halbuki Mihrali Rus’a karşı devamlı zafer kazanmıştır.

...................................

Mihrali'nin yaptığı işi ertesi gün herkes duyar.  Tiflis Valisi'nin emri üzerine köyü ararlar.  O'nun Keçeli'ye gittiğini öğrenirler.  Keçeli'de Ahmet Ağa'nın evini  kuşatırlar.  Mihrali, içerde atına biner, mahmuz vurmasıyla birlikte şaha kaldırır.  İkinci mahmuzla “yel gibi” ahırdan çıkar.  Kapı önündeki iki  askeri  tepeleyip,  kendini  atın   karnına   saklayıp   süratle  oradan uzaklaşır.  (Mihrali, atıcılıkta olduğu kadar binicilikte de ustadır.  At, son sürat koşarken karnından dolaştığı, atın sırtında ayakta durduğu yahut amuda kalktığı, bu haldeyken de istediği hedefi vurduğu söylenir.)