Bu bahsin yarısı bu sitede, yarısı ise www.olumlu yol.com sitesinde
Cep: 0 535 210 68 34
osmanucer@ttnet.net.tr
Vergi:904 003 48 19
Posta çeki: 1410792
************************
OSMAN ÜÇER KİMDİR?
Şu anda NİĞDE’NİN EN ESKİ KÜLTÜR SİTESİNİN YANİ ONURLU
HAMLE İSİMLİ SİTE’NİN
YÖNETMENİ VE SAHİBİDİR.
İmeil: (osmanucer@onurluhamle.com)
osmanucer@ttnet.net.tr
26.3.940 Niğde doğumludur.(26.2.9)
15.06.1958 DE GAZETE VE DERGİLERE YAZMAYA BAŞLAMIŞ, yazarlığı 16.6.2010 tarihinden itibaren 53. YIL
İÇİNDE BULUNMAKTADIR.
1947 yılında Kel Ali’nin karısı Büyük annesi Hanife ÜÇER,
sayesinde hikaye, mani, şiir
telkinleriyle yazarlığa merak sarmıştır.
Bizim millet, illa da yazarın siyasi eğilimini merak
eder. 1946 DP lisi.. 1962 ülkücüsüdür. Şu anda ise
MHP nin Türk Milliyetçiliğini katlettiğini
ispatlıyor.
Nam için değil de, gerçeği ifade için söylüyoruz. Türkeş
ile Erzurum’a kadar koşturmuş, 67 vilayetin biri olan Niğde’ye ülkücülüğü 1962
yılında getirmiştir. Beynelmilel dernekler ülkücülüğü dejenere etmek isteyince
sekiz senedir karşılarında mücadele vermektedir. Fikren kim olduğu sanırım
aydınlandı. Hayatında bir resmi görev veya siyasi olarak muhtarlık bile
istediğine tanık olan yoktur.
DAKTİLO
SONRASI BİLGİSAYAR, GAZETE VE DERGİ SONRASINDA RADYO, TELEVİZYON proğramcılığı, 2000 yıllarından itibaren internet İMKANLARININ YAZI HAYATINA RENK KATTIĞINI, ANLAMLANDIRDIĞINI
SÖYLER.
“BAZI
GAZETE PATRONLARININ YALAKA, SÖMÜRÜCÜ, OYNATAN OLMASINA KARŞIN, İYİ BİR YAZARIN
İNTERNETİN HÜR ORTAMINDA GÖRÜŞLERİNİ KORKUSUZCA YAYMASI, FİKİR ADINA KIVANÇ
DUYULACAK BİR ORTAM YARATMAKTADIR!” DEMEKTEDİR.
Ama,
malesef halen interneti bilen bir proğramçıya
rnastlamamıştır. İnternette uğraşıları hep, zehir kusan
adiliklerle boğuşmakta geçirmiştir.
Her
zaman kanun ve nizama karşı ölçülü olmuştur.
Bu
başıboşluk demek değildir. Yazar kendisini her zaman savcı önüne oturmuş bir
kimse olarak görmeli, kişiliklere saldırmamalıdır. Şu var ki, siyaseti seçen ve
bilhassa o hayatta rüzgarlı işler başından geçenlerin yazarların malzemeleri
olduğunu unutmamamız gerekir. Buna razı olmayan siyasetten çekilir.
Kişilere
saldırmaması derken, (ailesi fertleri ile cinsi ilişki kuran, eski bazı
komünist, AB ve ABD ci prof bile olmuş sapıkların
yakası elinizden düşmemelidir) der.
BİLGİSAYAR-İNTERNET
ORTAMI YAZARIN ESER SAYISINI VE KALİTESİNİ YEĞİNLEŞTİRMEKTEDİR.
Bir
çok kimsenin cep telefonu kullanımında bile kör topal hareket etmesinin,
toplumumuz
açısından
iyi bir görünüm olmadığı kanaati yaygındır.
Ölünceye
kadar doğal teknik ilerlemeyi, günlük hayatta lazım olanı ile birlikte takip
etmek, Müslüman’ın huyuna uygun olanıdır.
Özel
odası, elektronik eşyalarla örülmüş, radyo ve televizyonlardaki fikriyatı ve hayatı
özetleyen bilimum proğramların
bantlara ve DVD ye alınması teşkilatı kuruludur. Bu sayede Türkiye ve dünya
fikriyatının her an ansiklopedik elektronik kütüphanesi Osman ÜÇER arşivinde
hazır olduğunu ispatlar.
--------------------------
İlk,
Orta, Lise’ yi Niğde’de okudu. Lise bir öğrencisiyken, gazetelerde yazıları
çıkmaya başladı. sonra İstanbul Üniversitesi Hukuk
Fakültesi’ni bitirdi. Askerliğini İstanbul Tuzla Piyade Yedeksubay
okulunda, Gökçe Ada (İmroz) jandarma
taburunda, Konya Kaza
jandarma komutanlığı ve kaymakam vekilliği kursunda, Nazilli İlçe
Jandarma komutan vekilliğinde ve Afyon Emirdağ’ Astsubay Okulu Ceza
hukuku öğretmenliği görevini yaparak bitirdi.
Nazilli
Jandarma Komutan vekilliği hayatımın en renkli devirlerindendir demektedir.
Hakimlik
için bir hafta Ankara’da heyet muayenesine gitme meselesi canını sıktı. 1970
yılında bir masa birkaç sandalye temin ederek avukatlığa başladı. 25.10.1968 de
Nazilli’de evlenmiş, geçimini temin ile karşı karşıya gelmişti. Öyleyse, bir masa bir telefon ile avukatlığa başlaması
akla yatkındı.
40
senedir avukatlık yapmaktadır. Bu sürenin on bir senesini bilfiil Nazilli’de
geçirdi. 40 senedir Nazilli’yle ve Ege şehir ve köyleriyle iç içedir.
Kız
Sanat Ensitüsü mezunu Mürvet ÜÇER
hanım efendi ile evlendi. Alpagut Kürşad , Alper Kağan, Afşın Kutluk
ve Ayça Kevser ÜÇER isimli evlatların babasıdır. Kürşad ekmeğini avukat olarak
Nazillide, Alper Serbest ticaret adayı olarak Ankara’da, Afşın
Makine mühendisi olarak Antalya’da, Ayça ise belediye avukatı olarak Niğde’de
aramaktadır.
Bu
ara Ege folkloru ‘nu tanıdı. Batı’da kaldığı sürece, mahalli gazetelerde yazdı.
Yöre televizyonlarında belgeseller hazırladı. Yörük Ali Efe yazarı Sabahattin
Burhan’
Mesleki çalışmalar yanında folklor derlemelerinde Kars’tan Muğla’ya kadar, Hakkari’den Edirne’ye kadar bir çok vilayet için gerekli
belgeleri topladı.
TÜRKİYE EDEBİYATÇILAR VE KÜLTÜR ADAMLARI
ANSİKLOPEDİSİNDEKİ OSMAN ÜÇER:
ADI GEÇEN 10 CİLTLİK ANSİKLOPEDİNİN 9. CİLDİNİN 3721.
SAYFASINDA OSMAN ÜÇER ŞÖYLE ANLATILIYOR:
Şair ve yazar. 1940 Niğde doğumlu. İlk
okul, orta okul ve lise öğrenimini Niğde’de tamamladı.
İstanbul Üniversitesi Hukuk fakültesini bitirdi. Avukat olarak bir süre Nazilli’de bir süre de
Niğde’de çalıştı.
Yerel gazetelerde yazılar yazdı. Yöre televizyonlarına (Orta Anadolu’da ve İç
Anadolu’da) belgesel proğramlar hazırladı.
Ege’de Milli Mücadeleyi araştıran, romancı yazar Sebattin Burhan’
Mesleki çalışmalarının yanında folklor derlemeleri yaptı.
Yazıları daha çok Niğde’de çıkan Hamle gazetesinde yayınlandı.
((Avukat Osman ÜÇER, Türk Milleti’nin büyüklüğüne,
bayrağının ve devleti’nin kutsallığına, toprağının, vatanının bölünmezliğine
inanmanın sıkıntılarını çeken
uyanık aydınlarımızdan biri.
Büyük küçük dememiş,
halkının folklor zenginliklerini , Türk
Halkı’nın kalıcı olmasını istediği geleneklerini her yerde , her yayın organında yılmadan yazmış,
konferanslar, milli günler düzenlemiş,
bazı özel radyo ve televizyonlarda proğramlar
ve konuşmalar yoluyla güzelim
fikirlerini ve heyecanını yaymağa
çalışmıştır. (Yard. Doç. A. Vehbi ECER)
Eserleri:
Gökçe Dede’nin Ülkesi (1997) Hamlemizin Anahtarı 2000,
Fikirler Zaman Tuneli’nde (tiyatro 2000), Eşsiz
Kahraman Mihrali Bey-Top olmazsa Arap gelmez İman’a,
Hakkında: A. Vehbi ECER/Gökçe Dede’nin Ülkesi önsözü (1997)
*****************
Hazırlanmasında, Niğde Folkloru ve sair konulardaki bütün
arşivini Ayşegül ATAY’ın emrine veren Osman ÜÇER,
için adı geçen eserde ( Yüksek Lisans Tezi Niğde Lisesi (1949- 2000 ) adlı 350 sayfalık eserde;
Sayfa X, sayfa 272, hayatının veeserlerinin
anlatılışı, 336-340 .sayfalarda fotoğraflar
yayınlanmıştır.
*****************
Bu tanıtım sebebiyle hazırlanmış eserleri yazısı:
Eserleri:
1- “Hamlemiz’in Anahtarı” isimli bir güldeste olan ilk kitabını
Nazilli’de yazdı.
OSMAN ÜÇER GÜLDESTE
TARZINDA YAZILMIŞ İLK ESERİYDİ.
Gençlik heyecanı
şiirleri, dernek faaliyetleri, zamanın ideolojik faaliyetlerinin felsefemiz
bakımından yorumlarını bu eserde usta bir kalemden, heyecan yüklü bir ruhla
resimlendiği görülür.
Hece vezniyle
yazılmış folklorik ve dava ile ilgili şiirleri bu kitabın zengin münderecatı
arasındadır.
2- Arkasından Gökçe Dede’nin ilk cildi geldi.. Aşağıda
Gökçe Dede için gerekenler söylenecektir. Üç cilt daha basıma hazırdır. On ciltte tamamlanacaktır.
3- Nazilli’de,
son olarak, Fikirler Zaman Tuneli’nde isimli tiyatro
eseri tamamladı.
İÇ VE DIŞ DÜŞMANLARIN YARATTIĞI SAĞ SOL
KAVGASINDA BARIŞI GETİREN ESER
TİYATRO TARZINDA YAZILMIŞ BU ESER
SAMİMİYETİN, BİLGİNİN VE SEVGİNİN DESTANININ ANLATIR
Fikirler Zaman Tuneli’nde isimli eser, 1980
öncesi’nin kıyasıya mücadelesinde Sağın ve solun akıllı bazı mensuplarının
sergilediği fikirleri ihtiva etmektedir. Eserin sonunda mutlu evlilikler, fikir
birlikleri göz yaşlarınızla sizin rahatlamanızı
sağlayacak niteliktedir.
4- Niğde’ye döndükten sonra, kırk yıldır notlarını hazırladığı, yazdığı ((Osman
Kabaksız ve Arkadaşları’nın)) belgelerini tamamladı..
Bu eser Niğde’de
nükte konusunun temellerini inceler. Bu konuda bölgenin ilk
derlemesidir. Sanırız ki bu eserin üzerine yeni çalışmalar bina edilirse,
bölgenin güldürü konusunda hazinesi bir araya getirilmiş olacaktır. Tanıdık bir
sürü sima, İç Anadolu’nun kıvrak zeka ürünlerini
sergilemektedir.
5- ÜÇER’in, Türkiye gezilerinin ürünlerinden olan,
EŞSİZ MİLLİ KAHRAMAN MİHRALİ BEY- TOP OLMAZSA ARAP GELMEZ İMANA adlı eseri
Niğde’de yazılmış ve piyasaya sürülmüştür. Bu eserin yazılmasında Erzurum ve
Kars’ta bir süre kaldı. Sivas’taki araştırmalar maalesef henüz yapılamamıştır.
Abdülhamit’in YELESİZ ASLANIM DEDİĞİ, ESSİZ MİLLİ KAHRAMANIN Niğde’de geçen
zamandaki anılar esere dahil edildi. Yemen felaketinin
yorumları eseri zenginleştirdi.
---------------
BAŞKALARINA KÖLE
OLMAYAN BİR MİLLETİN UNSURLARI:
AHLAK
AİDİYET DUYGUSU
BİLGİ SEVİYESİ
ÇALIŞMA İSTEĞİ
DİL
DİN-ALLAH
İNANCI
DOĞALLIK
DÜNYA GÖRÜŞÜ
ETNİK ZENGİNLİK
HAMLE
KABİLİYETİ
HUKUK
İKTİSAT
İNKİLAPÇILIK
İYİLİK HEVESİ
KİMLİK ŞUURU
KÜLTÜR
MAZİYİ
KABULLENME
MİLLİ ŞUUR
ÖRF ADET
ÖZGÜRLÜK
DUYGUSU
SANAT
SOY
UYUM-AHENK
ÜLKÜ-GAYE
YARDIMLAŞMA
Yukarda saydığım
unsurlar bir milletin kaya gibi sağlam olmasını sağlayan etmenlerdir. Bu
etmenlerin yer aldığı bir şiiri sunacak olursam, kavramla, ezberleme, anlama
daha kolay olacağı kanaatindeyim. Milleti tarif için kullanıla gelmekte olan
unsurlar yeterli değildir.
Bir milletin
teşekkülünde, soy ne kadar önemli ise çeşitli soyların bir araya gelmesinin de
çok önemli bir kaynaştırıcı unsuru vardır. Zaten dünyanın hiçbir yerinde tek
soyun toplandığı bir yer düşlemek mümkün değildir. Zira,
Kur’an (Biz sizleri kavim kavim
yarattık. Birbirlerini tanısınlar ve sevsinler diye!)
demektedir.
Kültürü bu
gerçeği kavramış milletlerin, soy farkını bir ayırımcılık unsuru olarak değil,
inanç, kaynaşma zevki olarak kavrayacakları aşikardır.
Yani Kültür unsuru hemen hemen en önemli etmendir.
Şartları bulursa
tarihi besler,
Dinç, sağlam bir
millet çok etken ister,
Tanrı kuralları,
tespitler göster!
Şahlanan bir millet
yaşar devamlı!
Dil huzur demektir,
birliği sağlar,
Söz aynı olursa
yaklaşır dağlar,
Anlaşmayanların
anası ağlar,
Konuşan bir millet,
aşar devamlı!
Soylarda aynılık,
genişlik sağlar,
Etnik ayrılıklar,
fertleri bağlar,
İstismar olursa
anamız ağlar
Kaynaşan bir
millet, coşar devamlı!
Din insanlık demek,
ilahi huzur,
Tüm ayrılıkları,
kökünden kazır,
Birlik duyguları, evvelden hazır
İnanan bir millet,
koşar devamlı!
İdealsizlikte kalıyoruz ham
Duygu birleşince oluruz tamam,
Ülkü gaye lazım ne
güzel ortam,
İstekli bir millet, taşar devamlı!
Etnik
zenginlikler, dinin gereği,
Bilgi seviyesi,
ulus dileği,
Özgürlük duygusu,
halkın isteği,
Şahlanan bir millet, aşar devamlı!
Dayanışma sevginin,
en seçkin hası,
Aitlik duygusu,
birlik esası,
Ahlak yapıların
asılı yapısı
Şerefli bir millet,
koşar devamlı!
Bilgi seviyesi,
hamle getirir,
Bire on veren tahıl
ektirir,
Lazımların tümü,
tam biriktirir,
Çalışan bir millet,
yaşar devamlı!
Hamleler yaptırır,
doğal görüşler,
Dokuyu perçinler,
sıkça örüşler,
Asla yanaşamaz, tüm
sömürüşler,
Şuurlu bir millet, taşar devamlı!
Kültür unsurları
hazmedildikçe,
Maziyi bilerek,
ilerledikçe,
Milli şuur ekip,
tam beslendikçe
Sanatçı bir millet,
yaşar devamlı!
Öğrenim kutsaldır, okullaşılmalı,
Cehalet
felaket, set aşılmalı,,
Öğrenim rehberdir,
hep coşulmalı,
Okuyan bir
millet, coşar devamlı!
Ümitsizler hep,
kökten solmalı,
Kişiler uyumlu,
ahenk olmalı,
Gönüllere
sevgi, neşe dolmalı,
Yardımcı bir millet, aşar devamlı!
Gerilikten
kaçmak, tam ilkemizdir,
İnkılap, özgürlük,
hedefimizdir,
Hukuka hürmet de
şerefimizdir,
İleri bir millet, koşar devamlı!
Açlık ve sefalet,
dünyanın yası,
Sermaye temin de,
geçimin hası,
İktisada uymak,
ekmek davası,
Çalışan bir millet,
yaşar devamlı!
************
Kahvemizde bir kaç kişi
var:
Kaldıracak
kadar yük kitabına konamamıştır.)
NE GERİCİSİ
BE, BUNLAR HAİNDİR HAİN…
Yazan: OSMAN ÜÇER
Kumar usulü aşı,
cahillerin tam başı,
Attırmam da
attırmam, diyor bakışı şaşı..
Apo’yla alçalış,
gerçeklerden kaçılım..
Kumar gibi açılım,
değerlerde saçılım,
Bu ne kahpe bir
gidiş, her taraf bir rezalet,
Amerika, Avrupa, bu
yola bir senet
Dinin, imanın
nerde, Allahsızlık yolun mu?
Sapasağlam
değerler, kıran senin kolun mu?
Ordu, adalet
hedefte, saldırdıkça salyası,
Görüyor bütün
millet, akıyor; kiri, pası,
Namussuzlar en
önde, ahlaksızlık alası,
Hepsi biliniyor,
namussuzluk manası..
Yoksa sen uşak
mısın? Düşmanın dili sen de,
Öyle alçaklık var ki, biliniyor hemende..
Kalmamış mensubun
da, zerre gerekli erlik,.
Bu toplum
görmemişti, böylesine köpeklik!
Avrupa, Amerika,
ufkumuzu kararttı,
O’nun dolar, yürosu, benizleri sararttı.
Prof’u, yazarı da,
elbirliği içinde
İhanet sırıtıyor,
her birinde, piçinde…
Satılık
televizyonlar, Bremen mızıkası
Öyle rezil
olmuşlar, kokuyor sası sası
Ar, haya kayıp olmuş, tümü genelci sanki,
Hiç asalet
görmüyorum, bunlar öyle inan ki..
Atatürk’üm,
devletim, taşlama hedeflerinde,
Çılgın bir ihanet var,
çalınan teflerinde,
Ne Müslüman, ne de
Türk, uşaktırlar biricik,
İnsan alçalmaz böyle,
bunlar soydan kahpecik…
Tarihin derininden,
Atilla, Fatih söyler:
“Bunlar sizden
değil ki, düşmandan türemişler!
İhanet haykırırlar,
topluca birer birer,
Yedikleri zehirdir,
zıkkım dolu miğdeler..”
Satmanın en
rezilini, bunlar pazarlarlar,
Yığınlar gaflet
dolu, Irak’ı hazırlarlar..
İnsanlığı kokuşmuş,
gübre varlığı kalmış,
Beyinleri satılık,
hareketler alçalmış,..
Bu kaderse eğer,
kahrolur bütün millet,
Bunları yetiştiren,
bir istismarcı illet..
Türklük ve Müslümanlık,
değerimiz, yolumuz
Bunlar asılsalar
da, kırılmaz ki kolumuz..
Allah nasib edecek, hainlere felaket,
Gençler hep
çalışınca, düzelecek memleket..
Satılık
dindarlıklar, Cehennemde pişecek,
Dinsiz ve imansızlar,
yakamızdan düşecek…
*******
KALDIRABİLECEK
KADAR YÜK KİTABI İÇİN JİN.Dr. Gürüz Turgay’ın yazısı
SEVGİLİ AĞABEYCİĞİM,
NE BÜYÜK EMEK.
DİLİNE SAĞLIK,GÖZÜNE
SAĞLIK.
KİTABINIZIN ADI DA ÜLKÜCÜNÜN YÜKÜNÜ
İFADE EDER VE
O YÜKE GÖRE DİLEK DE BÖYLE
OLMALIDIR.
HER SAYFASI BİR ÜLKÜCÜNÜN İÇİNİ
OKURCASINA
İFADELERLE DOLU.
ALLAH RAZI OLSUN.
DOYA DOYA
OKUYORUM.
HEM DE YORULA YORULA!!!
BENİM ÇOCUKLUĞUMDA KİRACIMIZ OLAN,
AĞZINDAN BİZZAT DUYDUĞUM
YUNAN CEPHESİNDEKİ MİLİS ALBAYI,ÖMER FETHİ BEYİN KİTABINDA DA ADI GEÇEN
İBRAHİM AKINCI,KURAN-I
KERİMİN ŞİİRLE TEFSİRİNİ YAPMIŞTI.YILLAR SONRA KIZINA ULAŞTIĞIMDA O KİTABININ
KAYIP OLDUĞUNU ÖĞRENDİM. DAHA SONRA BAŞKA BİR EMEKLİ ALBAYIN DA ÖYLE BİR
ÇALIŞMASINI TESPİT ETTİM.SİZE BİLAHERE GÖNDERECEĞİM.
İLGİLERİNİZE...
AĞABEYİM,
ALLAH ÖMÜR VERSİN.
MEHMET AKİF ERSOY:"ÖMRÜM VARSA EĞER,ALLAH MUSTAFA KEMAL'İN ÖMRÜNE İLAVE ETSİN
" DER.
--
jin.dr.gürbüz turgay
------------------------------
EGE’NİN KURTULUŞ
DESTANI
YÖRÜK ALİ EFE
İSİMLİ 3 CİLTLİK ESERİN ( 1729 SAYFA) YAZARI SABAHATTİN BURHAN
KİTABININ BAŞINDA
ŞÖYLE SESLENİYOR:
MUHTEREM ÜSTADIM
YÖRÜK ALİ EFE ADLI
ESERİMİN OLAYLARININ GEÇTİĞİ YERLERİ FİLME ALMA GAYRETLERİNİZİN
DEVAMINIARZ VE
İSTİRHAM EDERİM.
ESERİN
8.SAYFAESINDA:
“BU ESER ONBİNLERCE
VATAN VE MİLLET TUTKUNU TARAFINDAN OKUNACAK, ÇOK MEŞHUR OLACAKTIR. Filmi
çevrilecektir. Neden biz iylk bilenler arasında
olmayalım>? Ben olayların geçtiği yerleri kameraya aldım. Yazarını ve o
yerlerde konuşturarak.. Mutluyum, bir çok şeyi bu eser
sayesinde öğrendiğime.. Osman ÜÇER
28.4.1993
5.2.1992
KURTULUŞ SAVASINDA
GÖKÇEN EFE DESTANI
(510 SAYFA)
İSİMLİ ESERİN
GİRİŞİNDEKİ SESLENİŞ:
KURTKULUŞ
SAVAŞINIZIN İLTK VE TEK ABİDESİ ÇAY YÜZÜ ABİDESİNİ KİMSENİN BİLMEDİĞİ ZAMANDA
YANIMDAN HİÇ AYRILMAYARAK MADDİ VE MANEVİ EMEKLERİYLE ŞEHİTLYİĞİN TATINMASINDA
BÜYÜK EMEĞİ GEÇEN (TELEVİZYONLARA ÇEKİM YAPAN) ÜSTADIMA KALBİ HÜRMETLERİMLE.
SABAHATTİN BURHAN 27.AĞUSTOS 2009 NAZİLLİ
********
BAŞA ÖRTÜ
MESELESİNİN YILLARDIR GÖRÜNÜMÜ
OSMAN ÜÇER
AB ve ABD uşağı
kimselerin, baş örtü meselesinde nasıl kalleş, nasıl riyakar,
nasıl oy için davrandıkları milletin gözünün içine girmiş bulunmaktadır. Ama
milletin bu meseleyi de diğer meselelerde olduğu gibi erkekçe tanıması,
değerlendirmesi yüzde otuzlara varan bir oranda maalesef yerini bulmamaktadır.
Bu şunu gösteriyor ki gerçek İslamiyet konusunda Türk Aydını devamlı sınıfta
kalmaktadır.
Ömrünün esaslı
bir bölümünü İslamiyet’in tutunması ve onuru için kendini ortaya atan bir kimse
olarak bu konuyu değerlendirmem gerekmektedir. Baş örtüsü
İslam isteğidir. En azından örtünme böyle sayılabilir.. Bunu tespit ettikten sonra
şunu da ilave etmek lazım. Örtü hiç bir zaman en önlerde gelen bir emir
değildir. Örten olursa, kurallarına göre örten olursa olumlu yolda olur. Ama, hiç bir zaman
örtmeyenlerin İslam’ı önemsememeleri gibi bir mütalaa da doğru olamaz. Zira, bir dedikodu, anasına babasına bakmama, başkalarının
mali durumlarıyla ilgilenmeme, vatanına milletine gereken sevgiyi besleme, bunu
ispat etmeme gibi konular söz konusu olursa, baş örtüsü en sonlarda gelir.
Buna rağmen
örtü meselesinde ısrar eden kimselerin tavırları hiç bir zaman küçümsenemez.
İster ailesini
mutlu etmek için olsun, ister törelere bağlı kalmak istediği için olsun, ister reklam gayeli olsun başımı örteceğim diyen kimseye çeşitli saiklerle karşı durmak kelimenin tam anlamı ile
şerefsizleşmek demektir. Bir insanın istediği gibi hareket etmesi,. İnsanlığını ilgilendirir. Anayasal hakkıdır. Bunun şurada
serbest,burada yasak olmasını düşünmek, işi doılanbaçlı yola sürmektir. İlerici geçinen tayfalardan
önemli bir kısmı inançsızlıklarını gizlemek için baş örtü
meselesini çehrelerine örtü yapmışlardır. Hatta bazıları örten kimselere
hakaret ederek, namussuzluğun danıskasını
yapmışlardır.
Bir hemşirenin
hastanede ben türban örteceğim demesi nasıl anlamsız ve çirkin ise, (Siteril ve tek tip giysi olması gerekir) bazı
meslekleri ilgilendiren nizamlara girmek de yine doğaldır. Bu bakımdan ince bir
meseledir. Ama insanların farz olan ilim almasını önleyici tedbirler getirmek
tam anlamıyla alçaklıktır. Bunun açıklanacak tarafı kaldı mı? Üniversitede samimi olarak
örtünmek isteyen bir kimseye mani olmanın, inkılaplarla
filan alakası olmadığı bellidir. Zira, serbest
bırakılsa çok düşük oranda bir kimse türbanı örter. Diğerleri devletin,
diyanetin tavsiyesine göre olağan hareket eder. Bir kişinin istediği anda
örtmesine mani olmakla, dini emirleri ayaklar altına almanın bir farkı yoktur.
Maneviyatçı geçinip örtüyü
istismar eden, çocuklarına trilyoner hayatı yaşatan kimselerin siyasi ahlakları
bozuktur. İstismar peşindedirler..Amerikancılık,
Avrupa köleliğini önemsemeyenin günahı dağlar kadardır.
Gözümüzün önüne
gelen manzaralara baktığımız zaman başörtü konusunda bu gibilerin
sergiledikleri manzara hiçbir zaman olağan olmamıştır. Fedakarlığa
dayalı bir mücadele yapılmamıştır. Bu çirkin tutum, binlere üniversiteli kızın
hayatının mahvolması meselesini doğurmuştur. CHP nin
bile örtü konusunda çizgiye geldiği bir zamanda, eğer siyasi istismarcılar
olağan davransaydı vallahi de billahi de bu mesele hallolalı seneler olmuştu.. Ama bir kısım alçak meseleyi çözmek için değil,
sıkıştıkça istismar etmek için kahpece davranmıştır.
Bilmem
anlatabildik mi?
Kapalı kapılar
ardındaki Masonluğun millet bütünlüğünü bölmek için tezgahladığı
bu oyunu Büyük milletimizin zeki ve karalı tutumları önleyebilir. Kendisini
Türk Aydını diyenlerin her sınıf halkla konuşarak meselenin çok masum olduğunu
izah etmeleri gerekir.
Bir takım resmi
dairelerin bu konuda eskiden sergilediği alçak tutumun zamanımızda yumuşamış
olması memnuniyet vericidir. Şu varkmi birkaç
işgüzarın eskiyi hatırlatan tutumları meseleye çirkinlik getirmiktedir.
Hele hele özel hayatlarında başörtüsü takmanın olağgan tavır olduğunu astına, üsbtüne,
etrafına izahtan korkan, gerekli anlatımları yapmayanın insan bile olmayacağı
tezi getirilebilir.
Bu konuda son izaphımız isbbe efemdim baş
örtüsü olsa neyse.. Bir de türban sarınıyorlar. Bu
siyasi bir örtüdür gibi almçakça izahlar kusturucu niteliktedirn. Ne yapacağız lan?
İster delikli örtü, ister müşamba örtü, ister yalnız
tepeyi örten örtü, isterse yüz açık kalmak şartı ile tamamen başı saran örtü
örtebiliriz. Sen ne karışıylorsun salak?
Karşı oluşunu bu gibi mantıksız izahlara bürüyünce gizlendiğini mi sanıyorsun?
Benim nazarımda
baş örtünün, türbanın hiçbir farkı yoktur. Tamamen
tercih ile alakalıdır.
S
OSMAN
ÜÇER KİTABI
ÖMER
FETHİ GÜRER
Osman
Üçer, Niğde 50 yıla eren kültür yaşamı içinde en renkli isimlerdendir.
Yazardır, şairdir, folklorucudur, dernekçidir,
mücadelecidir, avukattır, düşündüğünü söylemekten çekinmez, Sevdiğini önemser,
Yanlışa ise anında çizgisini çeker, Onun dostları onu çok sever ama onunla
sohbette değerlendirmede sözlerini ölçer, tartar, çünkü hassasdır. Ülkücüdür, ama seçimlerde sol partiye oy
verdiğini yazacak kadar doğru bildiğinin yanında olur. Esasen Niğde’de İrfan
Bahar, İsmail Özmel ile yazın yaşamında halen üreten
birkaç isimden biridir. Onunla sohbet
ederken çok farklı detaylara ermek olasıdır. Karşısındaki dinler düşüncesini
söyler. Aklı yatan konuda kim demiş, bakmadan doğru bulduğunu onaylar.
İşte
şair, yazar, Avukat Osman Üçer yeni şiir kitabı çıktı. 380 yazılı eser içinde
Osman Üçer yazdıkları yanında onun için yazılan şiirlerde var. Kitap güzel bir baskı. Osman Üçer ilgi ile izleyenlerin
beklediği bir kitap olarak kütüphanelerde yerini aldı. Bize de imzalayıp
göndermiş. Sağolsun. Niğde Folklorunun önemli ismi
Osman Üçer bu kitabında olmasada “Bu Hayat Güzeldi”
şiiri benim beğenerek okuduğum şiirlerindendi.
BU
HAYAT GÜZELDİ
Guru
Yaprak Toplanıyor Gırlarda,
Un
Elenir, Kepek Olur Galburda,
Yufka,
Şepe Yapmak İçin Tandırda,
Keven,
Saman Yahılır Mı Abaru ?!
Üzümleri
Şıra Yapıp Gaynatır,
Bekmezini Kupleriyle Sahlatır
Yufka
Direk, Sevinç İle Oynatır,
Bu Gışı Da, Atladırıh Abaru!
Gayısının
Gurusunu Hoşaf Yap,
Pestilini
Ceviz İle Hemen Gap,
Sini Sini Dut Kurusu Sanki Hap,
Dohtur,
İlâç Neye Gerek Abaru ?!
Koyden
Gelir, Yedi Gadın Ekmeğe,
Bişirici,
Tandır Başı Çekmeğe,
Bazlamayı
Soğan, Peynir Yemeğe,
Kimler
Hasret? Düşünsene Abaru?
Guşaneler, Tirkileri Sırala,
Topah Topah Hamurları Hazırla,
Güccük Kupler, Kulde Bişşin
Tandırla,
Guru,Bahla, Fıkırdıyor Abaru !...
Ekmek
Yanar, Lâfa Dutma, Dahlaşma,
Bişirgecin
Sahasına Yahlaşma,
Buhayrı’nın
Dumanında Ahlaşma,
Kuller Çoker, Gızarırsın Abaru !...
Badanayla
Pırıl Pırıl Ederiz,
Goçmenlerin
Evleri Var Tertemiz,
Ahenlidir Bu
Sevgiyle Beldemiz,
Garışmıştır, “Arey” İle “Abaru”!...
Gayabaşı, Sitreslerin Silinir,
Yağlı
Goyun Yoğurduyla Bilinir,
Daskesti’den Kayardı’ya İnilir,
Dolaştıhça Ömür
Uzar, Abaru!...
Yağlı
Yağsız, Pek Nefistir Çörekler,
Tepsi
Tepsi Gabarıyor Börekler,
Tasla
Ayran, Lezzetlidir Yemekler,
Barmağını Yalıyon Mu Abaru?!...
Yeşil
Örtü Zevk Veriyor Sağlara,
Bahar
Geldi, Goçülüyor Bağlara,
Derbent
Bile; Daşınmıyor Dağlara,
Haz’
Tarhanayla,
Nâne, Darçın Gıdaydı,
Sinilerde
Dörtlü Zeytin Olaydı,
Çekirdeği
Annen Eğer Sayaydı,
“Obur
Muşun”; Bak Hele Sen Abaru !...
Mantı,
Havu Gıral Yemek Yedin mi?
Rızık
Gutsal; “ Elhamdülillâh Dedin mi?”
Ufak Dokme; Sofrayı Tam Serdin mi?
Gıtlık
Gelir, “Bu Nasıl İş ?” Abaru ?!
Yaz
Bütün Gun Çalışıp da Durdular,
Bağlar
İssiz Gapıları Vurdular,
Turşuları
Kupler Dolu Gurdular,
Tandır
Başı; Datlanıyor Abaru !...
Şehre
Gocüp; Terkedilince Her
Bağı,
Balkonların
Pestil, Sucuk Otağı,
Et
Tahtası, Guru Etin Yatağı,
Manzaraya
Bahıvir Bi; Abaru !...
İnek,
Dana Etlik İçin Kesilir,
Gış
Boyunca; Gasaba mı Gidilir?
Paran
Var Mı, Odun, Kömür Kim Bilir?
Fuharalar; “Dıdılıyor!” Abaru!...
Elma
Yanak, İnce Belli Orada,
Gel Guzelim, Saçın Tara Sıra da,
Uzun
Örme Şahlanıyor Moda da,
Dünya
Gozel; İnsan Mutlu Abaru !...
Osman
Üçer 1963 İstanbul
2008 İTİBARİYLE
yazımları
1-
Hamlemizin Anahtarı, (Nazilli’de basıldı) Güldeste tipinde bir eser.
2- Gökçe Dede. (dört cilt hazır)
biri basıldı. Üç cildi hazır. On cilt olarakz tahayyül ediliyor.
3- Fikirler Zaman Tuneli’nde, Nazilli’de yazıldı. Üç
perdelik komedi. 1980 öncesi fikir ayrılıklarını birleştiren eser.
4- Mihrali
Bey, (Kafkasların yiğit delikanlısı Mihrali Bey’in destanı. Rus
Emperyalizmi’ne karşı savaşan, tarihimizin en büyük mücahitlerinden biri. Bazı
mektuplar, bu eserin konusunda dünya da ilk yayınlandığını (1999)
söylemektedir.
5- Osman Kabaksız ve Arkadaşları.Niğde’de yazıldı ve basıldı. Letayifname
tarzında yazılan bir eser.
6- Deniz Yıldızı. Onurlu hamle
sitesinde yayınlandı. Basılmadı
7- Niğde folkloru, 1959 - 1975 arası üç gazetede 115 er tefrika olarak, 3 4
defa yayınlandı. Olgunlaştırılacak
görüşlere göre yeniden kaleme alınması gerekir.
8- Onurlu Hamle ciltleri.
2001,2002 de kurulan sitede günümüzün milliyet ve maneviyat kavgalarının
verildiği yazılar.. Amerika’dan, Türkistan’a,
Gürcistan’dan Avusturya’ya kadar uzanan ilgi alanı olan, bir meşhur kavga
sitesinin görünümlerini ihtiva eder. Her onurlu Hamle cildi bünye olarak on
kitaba bedel yazı ihtiva etmektedir.
9- Olumlu Yol sitesi ciltleri
10- Alçaklar Nasıl Yükselir? Son yedi
senenin içinde yapılan mücadelenin şiirleştirilmiş şekli. Onurlu Hamle
sitesinde yayınlanacaktır.
11- SANIK..
(1990 LI YILLARDA YAZILIP OSMAN ÜÇER ARŞİVİNDE KAYBOLAN TİYATRO ESERİ BULUNDU..
Tashihlerden sonra SİTELERİMİZDE de
yayınlanacaktır.
12- OSMAN ÜÇER’İN TÜM ŞİİRLERİ
(basılmayı bekliyor)(dört yüz sayfa)
13- MASYONİSYA. Sitelerimizde
Çeşitli konularda Masyonisya’yı
inceleyen makaleler yayınlanmıştır. Arşiv incelenerek bu makaleler bir araya
getirilmiştir. (Hak vaki olduğunda, bizim makaleler, romanlar noktalandığında,
bir araya gelmemiş Masyonisya yazıları içinde bir gayret gösteren
olursa Allah Razı olsun)
Renkli resimlerle
Printir baskısında.
-----------------------
Sayın OSMAN ÜÇER,
SİZİN MASYONİSYA YAZILARINIZIN ŞU ANLAMA GELDİĞİNİ
SANIYORUM:
MASONİZM-MASON ÜLKESİ
NE DERSİNİZ?
DOĞRU TAHMİN ETMİŞ MİYİM?
ORHAN ALKANAT
-------------------

Sitenin Anadolu
gazetesinde
Haber oluşu
-------------------
Soralım?
Siyasi ve fikri
hayatı nedir?
1975 e kadar
ideolojisini tatbik edeceği parti ve dernek çalışmaları yaptı. Başkalarından Tek
ayrılan tarafı, bir görev kabul etmeden, partide aday olmadan bildiklerini ve
okuduklarını gençlere ve halka anlatışıdır.
Görev kabul
etmemekteki en belirgin hatıralarını Rahmetli
Sayın :Av. Osman ÜCER
NİĞDE
Değerli
Üstadım.
Kalemle
başlayan düşünüm ve yazın hayatı ile insanlık ve onur mücadelesinde 50. yılınıza ulaşmanızdan
dolayı sizi ve sahsınızda www. Onurlu
Hamle. Com da
ve www.olumluyol.com ‘da çalışan yazar, çizer, ve şairlerinizi kutlar
şahsınızda bu değerli kalemlere teşekkür ederim.
(Aşık KORHANİ) Kamber ORHAN
Antalya
Şair, yazar
arkadaşımıza teşekkür. Kısa zamanda aramızda
görmek istiyoruz.
Sayın :Av. Osman ÜCER
NİĞDE
Değerli Üstadım.
Kalemle başlayan düşünüm ve yazın hayatı ile insanlık ve onur mücadelesinde 50. yılınıza ulaşmanızdan
dolayı sizi ve sahsınızda Onurlu Hamle. Com da çalışan yazar, çizer, ve şairlerinizi
kutlar şahsınızda bu değerli kalemlere teşekkür ederim.
Türk toplumunun aydınla ve Ulus devlet olma
yolunda verdiği mücadelede emek
ve eserleriniz ile bu mücadeleye
katkılarınızdan dolayı silere sonsuz şükranlarımı arzederim.
Günümüzde Global emperyalizmin kol gezdiği
dünyamızda; Hangi düşünden ve görüşten olursa olsun dava ve düşün adamlarının kalemlerini ülke çıkarları lehine değil de kendi
çıkarları doğrultusunda kullanmaları, Türk toplumunun içine düştüğü
imliksizleştirilme sorunundan başka bir şey değildir.
Bu gün ülkemizde yaratılan suni gündemler, siyasal gerilimler , Ekonomik çalkantılarda ABD nin
Büyük Ortadoğu (BOP) projesi kapsamında yürütülen kimliksizleştirilme ve
parçalama planlarının parçalarından
başka bir şey değildir.
Gerek ABD, gerekse AB ve AKPM bu planın öncüleri ve
Türk toplumunun imha edilmesinde Lokomotif görevini üslenenlerin başında
gelmektedir. Ne yazık ki ülkemizdeki kalemini satmış bir çok aydın yazar
çizerlerle boyalı basının yaldızlı köşelerinde boy gösteren bilim adamı ve siyasilerde Ülkenin bölünme
parçalanma sürecine yasal yönden destek vermektedirler.
Bu ahval ve şerait için de hiçbir çıkar ve
hiçbir etnik ayrımcılık gözetmeksizin, kendinizi Türk toplumunun Ulus devlet olma ve aydınlanma mücadelesine verdiğinizden dolayı
kutlar kaleminiz ve azminiz güçlü, yüreğinizin sevecen kalması dileğiyle 50. yılınızı kutlar saygılar
sunarım.
(Aşık Korhani)
Kanber ORHAN
---------------------
HAYATI BOYUNCA BİR İDEOLOJİYE KAPI KÖPEKLİĞİ YAPAN o:üçer
((BÖYLE BOŞA ÇIKACAKMIŞ, O GÜZELİM DAVA ÇOĞUNLUKLA GAFİLLERİN ELİNDE KALACAK, KEŞKE YALNIZ FOLKLORİK MESELELERİN ÜZERİNE GİTSEYDİM!)) DİYOR.
HADİ ONDAN BİR FOLKLORİK HİKAYE DİNLEYELİM:
BEN YERİM,
SEN YERSİN,
O ‘DA YER!...
Yazan: Osman ÜÇER
Tıkınmayan yok,
Filan yiyor, feşmekan yiyor,
O’da ben de
yerim diyor!
Ben yiyorum,
sen yiyorsun, o yiyor!
Seçilenler,
görev alan
Halktan ortak
buluyor,
Ben yiyorum,
sen yiyorsun, o yiyor!
Sağcı, solcu
tıkınarak yiyorlar,
Oh ne güzel
yemeler,
Rahatladık
diyorlar!...
Eşini dostunu yalağına alarak,
Ben yiyorum,
sen yiyorsun o yiyor!
Aşırmasyon maharetli iş
oldu,
Hırsızlığa
meyyal olduk hepimiz,
İhbar yapan bir
şerefsiz kişi ki,
Susturarak,
sırt dönerek suçlarız,
Bu tekerlek
böyle döner korkarım,
Ben yiyorum,
sen yiyorsun, o yiyor!
Dinde şekle,
sıkı sıkı sarıldık,
Dürüstleri yuhlamayla presledik,
Günah olur
diyenleri tersledik,
Haramlarla
gövdeleri besledik,
Ben yiyorum,
sen yiyorsun, o yiyor!
Kılıklara
giydirdik, külah ile fesi,
Seyredenin
kesiliyor nefesi,
Allah ile
aldatarak herkesi,
Ben yiyorum,
sen yiyorsun, o yiyor!
Şekil ile
Hak’tan ne bekleriz?
Ahlak, kanun,
nizam deleriz!
Utanmaz,
arlanmaz kimseleriz!
Ben yiyorum,
sen yiyorsun, o yiyor!
Sen dalgana
bak,
Parti, marti vız gelir tırıs gider,
Çalmak, bölüşmek
için
Sebep mi yok
aslanım,
Ortaklığa razı
ol bir, sen hele,
Az çok deme, at
cebine bakayım,
Ben çalarım,
sen çalarsın, o çalar!
Düşünüp kaşınma
sakın,
Etrafa gülücük
dağıt,
Yılış, eğil,
takla at..
Maharetli
desinler!
Öyle istifle
ki,
Senin olsun besinler!
Sırdaş bul;
ortak bul, çalış,
Çözeni bağla,
kes sesini,
Ben çalarım,
sen çalarsın, o çalar!
Hem özeli soy,
hem devleti,
Helal olsun
desinler,
Kesenin ağzını
aç,
Herkesler
yesin, içsin!…
Ekenler, biçsin
de yesin
Ben çalarım,
sen çalarsın, o çalar!
İbadet eder
görün, sakalını sıvazla,
Deveyi hamuduyla ye
Sakın yetinme
azla..
Sezen olursa
eğer, ikaz et,
“Konuşma lan, konuşma fazla!”
İhtarınla
korkutarak,
Yoluna devam et..
Yap
yapabildiğin kadar
Belini incitme
sakın!
Bu kervan böyle
gider,
Ben çalarım,
sen çalarsın, o çalar!
Çenede kıl
bırak ki,
Filozof
sansınlar seni!
Öyle bir soy
ki, çıplak bırak ebeni!
Herkesin ağzı
açık,
Bilmesinler
nedeni
Hırsızın
sağcısı solcusu olmaz,
Sakın fikire dalma
Alırsan, küçük
alma,
Ben çalarım,
sen çalarsın, o çalar!
18. Asırdan
beri,
İngilizdir nedeni,
Binlerce hoca
soktu, kandırmıştı dedeni,
Hırsızlık esas
oldu, mücadele fasarya..
Ahlaksızlık yol
oldu,
Gerisi hep
angarya!
Ne durursun be
yavrum?
Ayağa kalk
Sakarya!
İşte manzara böyle,
sakın korkup kaçma sen,
İffetsizliğe
pirim verme,
Atıl parçala…
Hapset,
çalıştır, ve hemen as..
Tutma yas..
Toplum için,
Cennet için..
Düzene koy
insanı…
Düzelt tümden
laçkalaşmış yasanı!
BEN ÇALMAYIM,
SEN ÇALMA, O ÇALMASIN!
Her sahada
kokuşma
Düzeni
bozanların eseri
Atıl artık
ortaya
Geldi mücadele eri,
Öyle haykır ki,
inlet!
Göğü ve yeri!
İFTİRALARA
ALDIRMA, SİPER ET BAĞRINI,
Ben kurtarırım,
Sen kurtarırsın, o kurtarır!
Bak o zaman,
Ben çalmam, sen
çalmazsın o çalmaz,
Şerefsiz ile
hırsız piyasalarda kalmaz!
Tetik ol, adil
ol, uyuklama sakın!
Kurtuluş ışığı
var, ümitsiz olma sakın!
Gün doğacak
bunu bil,
Kim bilir belki
bu gün, belki daha da yakın!
Allah Allah nidasıyla
Düzene sok
Oba’nı,
Eğer kötü yolda
ise,
Çiğne, yok
et babanı..
Karın kardaş deme,
Hak yolunda
buluştur,
Kötülük nerde
ise sımsıkıca soruştur!
Haykır, atıl,
parçala, öylece kurtulursun!
Bu toplum ile
sen de huzur bulursun!
Gün doğacak
bunu bil,
Kim bilir belki
bu gün,
Belki daha da
yakın!
Rehavet
hissetme sakın!
Kurtuluş pek de
yakın
Kimbilir belki bu gün, belki daha da yakın!
Hazreti Ömer
adaletini uygulasan ne olur?
Hele bir
denesene
Düzelecek bu
yurdum her gelen yeni sene!
Hele bir sına,
deneyiver evladım
Gün doğacak
bunu bil,
Kim bilir belki
bu gün,
Belki daha da
yakın!
BU KERE BİZİM YÖRENİN ABARU TÜRKÜSÜ
ABOROF OLDU
ÖMER FETHI GÜRER
TVLERDE
KLİP, BEN DE "www.kenthaber.com" niğde sayfasında bu konuda yazdım. Zamanınız olursa bakın.
Çünkü bir türkümüzü dahi sahiplenemiyoruz. iyi pazarlar,
o Arada hemşerimiz yazar şair ve internet sayesinde çzizimlerini
ilgi ile izlediğim Başarıları ile Niğdemizide tanıtan
Üzeyi Lokman Çaycı Dink
Mahallesi şiiri ile hamaları ne güzel kılmış, bir işe
sanatçı eli değerse böyle oluyor. Akkaya barajı kuşlar
ile ilgili Bekir Necati Altın çok güzel bir yazı yazdı. "www.nigdehaberci.com" sayfalarında yazıya yer verdi.
Ayrıca
Onurlu Hamle ile Niğde için internet ortamında uğraş veren şair, yazar,
araştırmacı avukat Osman Üçer sanatta 47 yılını kutluyor. "www.onurluhamle.com" niğde sayfasındada niğde ile ilgili
haberler var. keza yeşil bor sitesinde bor haberleri, yer alırken adına site
yapan birden çok hemşerimiz var. Niğde ve Bor ilçesi yazın "gooogle" da arayın hepsi de önünüze geliyor. Bu
siteleri destekleyip mesaj atın, atın ki dayanışma içinde olalım. Niğde ile
ilgili dolu dolu bilgilerin adı. folklorun
duayeni Osman Üçer'i de kutluyorum.
Sağlıcakla mutlu olun, mutlu kalın
Bir FOKLORİK hikaye
İYİ KIZ HAS KIZ,
HUYU PEK ÇITIZ
1947 YILINDA
Süslü Nesibe isimli teyzemden (annemin teyzesinden) öğrenmiş ve notlarım
arasına yazmıştım.
Konuşan: Osman ÜÇER
Bir evde hem
dul bir teyze ve hem de evlenme çağı gelmiş bir yeğen yaşarmış. Bir gün yeğen
Meral’e dünürcüler geleceği haber alınmış. Meralin annesi, kardeşi dul Remide’ye:
-
Aman kardeşim, dünürcüler gelince kızımı iyi bir öv ki,
pek beğensinler! dedi. Remide, verilen görevi iyi
yapacağını Merale söyledi. Hiç merak etme sen kahve pişirirken ben içirde onlara gerekli şeyleri söylerim! dedi.
o Dünürcüler
söylenen günde çıkageldiler. Misafir odasında baş sedire oturtuldular.
Remide, hemen
yanlarına ilişti. “Gülümsemelerle süslediği” sohbetini sürdürüyordu.. Ancak anlatımlarından bazılarını yüksek sesle söylüyor
bazılarını ise mimik ve jestleri ile küçümsediği belli olan şekilde söylüyordu.
Meral her ne kadar teyzesi övmeler için garanti vermişse de, yine içi rahat
etmediği gibi ocağa cezveyi sürmüş olmasına rağmen hemen kapalı kapıya kulağını
dayıyor, konuşulanları anlamaya çalışıyordu. Remide’de
yeğeninin kapıyı dinleyeceğini tahmin ettiği için bazı cümleleri yüksek sesle
ve fakat bazılarını ise yalnız dünürcülerin duyacağı bir sesle, mimik ve
jestlerle süsleyerek söylüyor, anlatıyordu:
-
“Yüksek sesle” Bakın yeğenim diye söylemiyorum! Çok iyi bir
kız. Kolay kolay bulunmaz bir kızcağız.
İyi kız, has kız,
(yavaşça)
huyu pek çıtız!
-
(Yüksek) Sandık dolu sepet dolu
(Yavaşça) Arkasına
giyecek hırkası yok!
-
(Yüksek) Gezme bilmez, tezme bilmez!
(Yavaş) Çarşaf
başından inmez
- (Yüksek) Lafı yoook, sözü yooook..
(Yavaş) Pabuç gibi
dili var..
-
(Yüksek)Yemez, içmez..
(Yavaş) Kıyma
dürümü elinden düşmez..
-
(Yüksek)
-
(Yüksek) Saçı çoook, başı çoook..
(Yavaş) İçinde
kavurması çoook!
----------------------
Bu bölümde Osman
Üçer’in kimliği
anlatılıyor.
Bir dava adamı olduğu
için düşmanı DOĞAL OLARAK pek çoktur.
Kötü olmasa düşmanı
olmazdı.
Düşmanlarının dediği
kadar kötü olmadığını ispat için dostlarının Osman ÜÇER’in
hakkında yazdıkları bazı yazı ve şiirleri de kalkan olarak sunma durumundayız..
Bir öğünme olarak algılanmamasını,
Karınca kaderince
dağarcığına yerleşmiş dost seslenmelerinin
Bu açıdan
değerlendirilmesini istirham ederiz.
---------------------------------
SAYGIDEĞER DOSTLARIM,
"ONURLUHAMLE SİTESİ "SAHİBİ AV. OSMAN ÜÇER'
E TEŞEKKÜR EDİNİZ
BİLAÜCRET Allah Vatan Millet için yıllardır bir
şeyler yapmağa karınca kaderince millete hizmet hakka hizmet felsefesi ile
çalışıyor, didiniyor. Nesli tükenenlerden olan bu Osman Üçer günahı ve sevabı
ile karınca misali: " bu ayaklarla bu hızla- süratle Mekke’ye gidemem ama
bu yolda ölürüm" gibi çalışanlardan. Büyüklerimizin kıymetini bilelim
inanın bir küçük teşekkür onları memnun eder, küçüklerimi gözlerinden,
büyüklerimin ellerinden öperim. Dostlar sağ olsun...
VATAN SEVGİSİ İMANDANDIR!
Selam hak ve hakikate talip olanlara...
Gerçekleri açan değil, gerçekleri örtene Kur' an KAFİR der, bu hususu da bilgilerinize sunarım... Ali İhsan
Okçu
23.5.8 tarihinde imeille
gönderilen şiir:
AŞIK KORHANİ’NİN OSMAN
ÜÇER’E HEDİYESİDİR:
DÜNYA DA ÜÇ TÜRLÜ DOST VARDIR.
1-BİRİNCİSİ; EKMEK GİBİ, SU GİBİ, HAVA GİBİ SEN ONU HERZAMAN ARARSIN.
2-İKİNCİSİ İLAÇ GİBİDİR SEN ONU İHTİYAÇ DUYDUĞUNDA ARARSIN.
3- BİR DOST VARDIRKİ MİKROP GİBİDİR VÜRÜS GİBİDİR O GELİR SENİ
BULUR.
GÜZEL
DOST
Beni Benden sorma Bende değilim.
Anlat bana sen nasılsın güzel dost
Vücutta, beden de, tende değilim
Anlat bana sen nasılsın güzel dost ?
Derbent boğazından girer içeri.
Hukukun üstadı, Folklorun eri.
Niğde için yanan Osman Üçer’i .
Anlat bana sen
nasılsın güzel dost ?
Bunca cefa, çile niçin kullarda.
Özledim sılayı gözüm yollarda.
Pirim Osman ÜÇER hangi hallarda.
Anlat bana sen nasılsın güzel dost ?.
Güzel Olmuş Mihrali’nin
destanı.
Dedem Korkut gibi
gönül yasta mı.
Pirim Osman Üçer, yoksa hasta mı.
Anlat bana sen nasılsın
güzel dost ?.
Duçarı da deli gönül duçarı.
Ateşten gömlektir, sevdanın narı.
Pir Osman Üçer’in bitmeyen zarı.
Anlat bana sen
nasılsın güzel dost ?.
Dünya böyle gelmiş, hep böyle gider.
Sardı şu gönlümü gam ile keder.
Korhani kendiyle
hasbıhal eder.
Söyle bana sen nasılsın
güzel dost ?
Aşık Korhani
ŞİİRE
NOT: Niğde’de vatan millet sevgisiyle dolu, Valiliğin bel kemiği, derneklerin
can simidi, folklarik çalışmaların en büyük
destekleyicisi, uzaklarda da olsa kendisini yakın hissettiren bu babayiğidin
şiirine muhatap olmak az seviye değildir. İnşallah Korhani
yanılmıyordur. İyi olmaya çalışacağım..
BİR ALPEREN PORTRESİ
…Alperen dost Osman Üçer’e muhabbetle…
Hamiyet denilince arşa değer gölgesi
Niğde’de yaşasa da her yurt onun bölgesi
Hakikat burçlarında yankılanıyor sesi
Türk-İslam mefkûresi uğruna serden geçer
Doğar Niğde ufkundan Alperen Osman Üçer
Desiselere gelmez dünden görür yarını
İmanlı nesil için harcar bütün varını
Niğde türkülerinde dağıtır efkârını
Sevgi, hoşgörü eker; dostluk kardeşlik biçer
Niğde hafızasından silinmez Osman Üçer
Mücadele gerekse zalime duvar olur
Zümrüdü Anka gibi küllerinden var olur
Mankurda çetin ceviz, sadıklara yâr olur
Muhabbet oluğundan aşk kevserini içer
Dede Korkut misali öncüdür Osman Üçer
Dikenleri ayıklar, bahçelerde gül derer
Hakikatin pençesi yalanı yere serer
Durulur kasırgalar, tufan sükûna erer
Çileye talip olur, ülkü yolunu seçer
İpeklere sarılı çeliktir Osman Üçer
Yalanın saltanatı bir gün elbette biter
Baykuşların dalında nazenin bülbül öter
Geçer Bor’un pazarı merkep Niğde’ye gider
Dağılır karanlıklar ufuktan güneş açar
Huzura kanatlanır sessizce Osman Üçer
Hakk’ın nurlu yolunda harcarken nefesini
İletir dört bir yana hakikatin sesini
Alnında kırışıklar öper seccadesini
Bütün faniler gibi gün gelir o da göçer
Hoş bir seda bırakır Niğde’de Osman Üçer
M. Nihat MALKOÇ
-------------------------------------------------------
KADER
NE KADAR BİLSEN BİLE,
HATIRLATILSA DERİN
KADER KENDİ OLUŞUR
OL DAİMA SAKİN VE SERİN
KADER KALLEŞ OLUŞUN
ÇARE YOK DÜZELTMENİN
AH VAH DEMEMELİSİN,
OL DAİMA SAKİN VE SERİN…
NASİHAT DİNLEMEYEN
KADERE LAF EDEMEZ
GELENE HİÇ GİT DENMEZ
OL DAİMA SAKİN VE SERİN…
SON PİŞMANLIK ÇARE YOK
KALBE SAPLANMIŞ BİR OK
DERİN DERİN ÜZÜLME
OL DAİMA SAKİN VE SERİN…
YARATIKLA TAM YAŞIT
KADER EBEDİ TAŞIT
BOŞA HİÇ ÇIRPINMA Kİ,
OL DAİMA SAKİN VE SERİN…
ALİ MERAKLI
XXXXXXXXXXXXX
25 EKİM 2007 tarihli NİĞDE ANADOLU
GAZETESİNDE YER ALAN
ÖMER FETHİ GÜRER’İN KÖŞE YAZISI
OSMAN ÜÇER’E
TEŞEKKÜR
ÖMER FETHİ GÜRER
Niğdeli olupta Osman Üçer’i tanımayan yok gibidir. Avukat mesleği
olmasına karşı yazar, araştırmacı, folklorcu, şair, derlemeci, siyasetçi ve
gazeteci yönleri ile Osman Üçer canlı bir kütüphane gibidir.
Niğde Kitabı ile
ilgili arşiv çalışmaları sırasında Kayardı bağ evinde
Kütüphanesini bize açtığında gördük ki yalnız Niğde için değil Türkiye içinde
açıkçası bilgi hazinesinin adresidir.
Osman Üçer; 1940
yılında Şubat ayında doğmuş. O yılların kış soğukları içinde ailesine sıcak bir
mutluluk yaşatarak dünyaya gözlerini açmış. Babası Ahmet Üçer annesi Hayriye
hanımdır. İlköğrenimi liseye kadar Niğde’de yaptıktan sonra Hukuk Fakültesini
İstanbul’da 1966 yılında tamamlıyor. Daha çocuk denecek yaşta gazeteciliğe ilgi
duyuyor ve yazıları Niğde gazetelerinde yer bulmaya başlıyor.
Niğde gazeteleri
farklı kütüphanelerde arşivlerini incelerken Niğde kütüphanelerinde de bu
gazeteleri bulamadım. Osman Üçer 1954 sonrası bende var deyince hemen incelemek
için izin istedim. İçtenlikle olur verdi.
Kayardı bağına
sabah gün ilk ışınları ile gittim. Hemen gazetelere bakmak istiyordum ama önce
bağ gezeceğiz dedi. Allah vergisi meyve boldu ve dostlarına dağıtıyordu. Bize
de ısrarla ikram edince kıramadık nefis şekerparelerden yedik. O sırada bahçede
‘bostan’ yerleri ve ağaçların arasından gazete arşivine erdik.
Bahçede bize yer
hazırlamıştı. Biz gazetelere bakacağız diye heyecan duyarken Üçer’de arşivinin
yararlanılmasından mutluluk duyuyordu. Hemen yardımcı oldu. Gazeteleri tek tek incelemeye başladım. Gazeteleri incelerken bir yerde
Osman Üçer gazeteciliğe başladığı sürecin ilk on yılını da gözlüyordum.
Niğde’nin Sesi
gazetesinde 14.06.1958 yılından itibaren folklor ve araştırmaları ile günümüze
eren yolculuğa ilk çalışmalarını heyecanla okudum.
Osman Üçer atak ve
üretken kimliği ile kısa sürede olduğu topluluklarda öne çıktığını da o süreçte
daha iyi görme olanağım oldu. Niğde Gençlik Derneği Başkanlığı döneminde Lisede
edebiyat ile etkinlikler, folklor geceler düzenlemesi genç yaşta bu anlamda
önemli çabalarını oluşturmuştu. Daha o yıllarda Niğde için bir ön açıcı
oluyordu.
Öğrencilik
yıllarında derneksel faaliyetlerde Başarlı olması ile kısa sürede tanınan Osman
Üçer ; İsmail Özmel, İrfan
Bahar, Asım Tanış gibi genç yazanları içinde folklorik yazılara daha çok
yöneldiği de görülüyor. O arada ülke genelinde farklı yayınlarda yazıları da
çıkmaya ve ulusal anlamda yaptıkları ilgi bulmaya da başlıyor. Üniversitede
öğrenci olduğu süreçte ise siyasi yazılara yöneliyor.
İstanbul sonrası
Niğde dönüşünde Osman Üçer siyasete ağırlık veriyor ve Niğde’de ülkücü
harekette sözü geçen ve dinlenen bir konuma eriyor. Ancak vurdulu, kırdılı, kavgalı ,ortamlar yerine Türklük ile ilgili araştırma
inceleme çaba ve çalışmaları benimsiyor, ne var ki siyasetin hızlı aktığı o
yıllarda yaşanan ayrışmalardan nasibini alıyor ve bir kanadın sözcüsü gibi
görülmeye başlanıyor.
Ancak onun için
mahallesi arkadaşları, komşuları farklı görüşlerde de olsa onlara karşı
dostluğunu hep koruyor.
Sanatsal
duygusallığı her dönemde onun yanında oluyor. Ne var ki üretkenliği bir süre
yalnız siyaset üzerine yoğunlaşmaya başlaması Niğde folkloru olarak daha çok
yapacaklarını belki de frenliyor. Daha sonrasında Nazilli süreci yaşayıp tekrar
döndüğü Niğde’de ise bu kere tüm ağırlığını folklor ve anılardan oluşan yaşama
veriyor.
Önemli hizmetleri
olan değerlerin gün ışığına çıkarılmasına çabalıyor. Kitapları şiirleri
yayınlanıyor. Niğde gazetelerinde yazıları çıkıyor Bu süreçten sonra
teknolojide gelişmelere ayak uydurup İnternet ile olumlu yol ve onurlu hamle
adı ile iki site ile Türkiye dışına da açılıyor.Kendi
kulvarında iddialı yazılarla yazmaya devam ediyor.
Özdeyişler,
Fikirler Zaman Tünelinde Üçkapılıoğlu kel Ali Niğde
Folkloru, Osman Üçer ile söyleşiler, Gökçe dede Ülkesi, Kabaksız anıları ile
binlerce yazıya imza atan Osman Üçer Niğde için folklorik sohbette ilk durak
konumunda olmayı başaracak eserlere imza atıyor.
Her insan gibi
duygusallığı, her insan gibi kırgınlıkları olsa da Niğde için Osman Üçer çok
önemli bir birikimin adresi olmaya devam ediyor. Böylesi değerleri farklı
yerlerde daha yoğun sahiplenildiğini gören bilen bizler için Osman Üçer gibi
emek verenler Niğde ile ilgili çalışmalarda kaynak kişi olarak görülmesi
gerekir.
Siyasetin tüm
kıvrımlarında olan biteni görecek kadar deneyimlerini beyninde derleyen ve
süreç içinde insanı yanlışını yüzüne söylemeden ‘bu toplum düzen tutmaz’
noktasına eren Üçer, Niğde folklorunun gelişimi ve ileri taşınmasında varlığı
bir şanstır.
Günümüzde Başta MHP
lideri Bahçeli olmak üzere bir dönem siyaset yaptığı insanları da sert bir
şekilde eleştirir iken farklı siyasi çizgide de olsa olumlu çaba ve çalışmaları
alkışlayarak destek vermeyi benimsiyor. Ülkesini ve Niğde yi seven ve folklora
sahip çıkan herkesin yanında oluyor.
Osman Üçer ile sohbette kimi zaman süreç hızla akıyor. Çok bilgi, çok deneyim ve çok Niğde sevgisi olan biri ile söyleşmek konuşmak ondan yararlı bilgiler edinmekte ayrı bir keyif veriyor. Kitaplarını bulup okuyun ama bulamazsanız internette sitesine girin tad alacağınız keyifli kitaplarından bölümler ve yazıları sizi bekliyor.
SAZIN FOLKLORUN
USTALARI BULUŞTU
ALİ ERCAN,ZİYA ÖZDAĞ,SABRİ ÖZDAĞ ÇALDI SÖYLEDİ.
OSMAN ÜÇER, DR YUNUS NADİ ÖZDAMAR,ÖMER FETHİ GÜRER NİĞDE’NİN FOLKLURUNU KONUŞTU.
Haber. Foto: Murat Arslan
Niğde’nin sazda
sözde folklorda ünlüleri buluştu. Niğde folkloru tarihi özelliği güzelliği
konuşuldu. Anılar tazelendi. Yaz tatili için Niğde’de
bulunan Ali Ercan dostları ile bir mecliste buluştu ve Ünlü sanatçı
sazın tellerine dokunup Niğde yöresi ile onunla ünlenen türkülerini
okudu. Ziya Özdağ ve Sabri Özdağ
bestelerinden örnekler sundu. Sanatçıların birbirinden güzel duygulu kiminde
bozlak kiminde oyun havası ile katkı verdikleri gün Öğretmen Sabri Özdağ Bağında yaşandı.
Ali Ercan, Ziya
Özdağ, Sabri Özdağ yanı
sıra yazar, şair, folklor
araştırmacısı Avukat Osman ÜÇER ve Niğdemiz
dergisi’nde yöremize özgü yazıları ile
bölgemize duyarlı Dr Yunus Nadi Özdamar, Niğde yerel
basınında köşe yazarlığı yanında araştırmacı gazeteciliği ile bilinen Endüstri Mühendisi Ömer Fethi Gürer ve Ünal
Aslan bağda konuk olanlardı.
Niğde
folklorunun gelişmesi ve sorunları üzerine söyleşen konuklar Ali Ercan sesi ve sazı ile duygulu anlar yaşadılar.
Dost meclisinde
çalıp söyleyen sanatçı
ustalığından güzel örnekler sundu. Ziya Özdağ
ise Niğdeli güzel ses ve güzel saz ustası olarak
ustaların ustası Ali Ercan yanında sazını konuşturdu. Sabri Özdağ hem
Niğde tavayı elleri ile hazırlayıp konukları için pişirdi. Hem de kendi
bestesi ile sazın tellerine vurarak misafirlerine güzel bir gün geçirmesine vesile oldu. Araştırmacı yazar Niğde Folklorunun önemli değerlerinden Av. Osman Üçer anlatıları, dünde yaşanan anıları ile sohbetlere yön verdi. Dr Yunus Nadi Özdamar Niğde anılarının yanında Niğde Folkloru’nun mutlaka daha iyi
tanıtılmasına konusuna vurgu yaptı.
Bor Şehri
Kitabını yazan ve
halen basılmakta olan Niğde kitabı ile Niğde’yi araştıran Ömer
Fethi Gürer
notlar aldı. Düşüncelerini
paylaştı. Niğde sazı sözü ile daha çok tanınması bilinmesi için elbirliği ile
çaba harcanmasının önemine değindi.
Niğde yemekleri yanında karpuz ve ardından da dut ziyafeti ile dostlar
güzel bir günde Niğde
bağlarında Niğde anılarını doyasıya yaşadılar.
---------------
ERLİK
ANLAMLIDIR…
AVUKAT ARKADAŞIMIN BU SESLENİŞİNİ DE SAYGIYLA
KARIŞLIYORUM..
Kükremiştir deli akar,
Çağlıyor ki köpük saçar,
Belli yıkar, durmaz akar..
Ulaşmalı bir denize..
Önüne bir set mi kondu,
Bir kem söz mü, diyen oldu?
Yürek yıkan acı boldu..
Geldi de hep, seni buldu?
Bu gayretler, övgü değer,
Az bulunur, böyle bir er,
Harcanma ki Osman ağbi,
Keskin sirke küpe zarar…
İyilik var, kötülük de,
Mücadele hiç sönmeyen,
Sorumluluk, var sadece
Yetebilmek,
bitmeyecek…
Bakma her an sağa sola,
Herkes çetin, bir savaşta,
Kahramanca, yolu aş da,
Takdir Allah’a kalmış..
Kollar kısa, gerçeği yaz,
Servetin yok, ömrün pek az,
Yaprak bile kıpırdamaz..
Eğer Allah istemezse!..
Sen de ona teslim ol ki,
Hikmetinden emin ol ki,
Sade bir kul, değer
ol ki..
Rabbin onay versin işe..
Mustafa KOÇ
SİTEMİZİN YAZARLARINDAN
Yedi devden biri yeni bir mektup yazdı:
Muhterem Büyüğüm Osman Üçer Ağabey;
Kapadokya’ya giderken Niğde’ye, sizin
yanınıza uğramakla ne iyi etmişim. Çünkü sanal dostluğumuz gerçek dostluğa
dönüştü.
Beni güler yüzle karşıladınız. Her türlü
güzelliği gösterdiniz, doyasıya yaşattınız. Niğde’den özel arabanızla ta
Nevşehir’e kadar götürdünüz.
Bahçenizin leziz meyvelerinden ikram
ettiniz. Sohbetinizden fazlasıyla faydalandım. Mücadeleci, dürüst, özü sözü
doğru bir insan olduğunuza bizzat şahit oldum. Fakat zaman kısa olduğu için bu
saydıklarımın hiçbirine doyamadım.
Artık Niğde’de bir dostum, bir büyüğüm,
bir abim var. Bunun için kendimi bahtiyar
hissediyorum. Allah sizlerden razı olsun.
Size ekte Kapadokya’da kazandığım
“Kapadokya” konulu şiir yarışması Türkiye ikinciliğiyle ilgili bir haber metni
gönderiyorum. Bu haberde kullanabileceğiniz fotoğrafları da ekte gönderiyorum.
Sitenizde duyurursanız memnun olurum.
Çalışmalarınızda başarılar dilerim.
Allah’a emanet olunuz.
Selâm, saygı ve muhabbetlerimle…
M.Nihat MALKOÇ
------------------
Çok Kıymetli Büyüğüm Osman Üçer Bey;
Aramızdaki mesafeler uzak olsa da
gönüllerimiz birbirine bakıyor. Onurlu Hamlemizi heyecanla takip ve takdir
ediyorum. Bu arada 50. sanat ve yazarlık şeref yılınızı da kutluyorum. Bizler
sizlerin açtığı nurlu yolda yürüyeceğiz.
Sizin gibi dostlarımız, ağabeylerimiz,
fikir öncülerimiz olduğu için şanslıyız. Allah sizleri başımızdan eksik
etmesin.
Görüşmeyeli bir kısım yazı ve şiirler
birikti bende. Onlardan bir kısmını gönderiyorum size. Değerlendirirseniz
sevinirim. Bu arada köşemdeki fotoğrafı ekte gönderdiğimle değiştirirseniz
memnun olurum.
Çalışmalarınızda başarılar dilerim.
Allah’a emanet olunuz.
Selâm, saygı ve muhabbetlerimle…
M.Nihat MALKOÇ
Trabzon Lisesi (Anadolu)
Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni
E-mektup: mnm61mnm@hotmail.com

Osman ÜÇER
kitaplığında bulunan
Niğde’nin Sesi gazetesi 1958
yılı cildi.
İlk yazı başmakale.
HAZİRAN BAŞLIĞINI
TAŞIYOR.
TARİH: 14.06. 1958
Osman Üçer ELLİNCİ SANAT YILINI YAŞIYOR..
YAZARIMIZ ÖMER FETHİ GÜRER’İN EMRİNE
ESKİ NİĞDE GAZETELERİ KOLLEKSİYONUNU SUNAN OSMAN ÜÇER BU VESİLE İLE
İNCELENDİĞİNDE YAZI HAYATININ 14.06.1958 DE BAŞLADIĞINI GÖRDÜ. BU DURUMA GÖRE
ELLİNCİ SANAT YILINA BAŞLAYALI 1 AY DA
GEÇMİŞ BULUNMAKTADIR. MAZİNİN YAZILARININ tasnifi ÇOK BÜYÜK EMEK İSTEDİĞİ
GÖRÖLÜYOR.
ALLAH VATAN VE MİLLET YOLUNDA HİZMETİ
YEĞİNLEŞTİRSİN..
52. YIL NEDİR?
OSMAN ÜÇER’İN BİLİNEN,
BASINDA YAYINLANAN İLK MAKALESİ
NİĞDE’NİN SESİ 1960
DAHA ÖNCEDE BASINDA YAZISI ÇIKTI AMA ELİMİZDE BELGESİ
YOK.
BU OLAYI ONUN SANAT YILININ BAŞLINGICI KABUL ETTİK.
ALLAH NİCE ELLİ YILLARA ULAŞTIRSIN.
BU SÜTUNDA BU SENE BU KONUDA YAZILAN YAZILARI SUNACAĞIZ…
-------------------------.
SİTELERİMİZİN KURUCUSU
OSMAN ÜÇER KİMDİR?
“Varım, varız!”
diyebilmek için daima, yıllar boyu Hamle kelimesine sarılmış bir yazarımızdır.
YAŞ İLERİLİĞİ
TEKNOLOJİYİ KAVRAMASINI, KULLANMASINI ÖNLEMEMİŞTİR.
TELEVİZYON YAYINI YAPABİLEN,
İNTERNET SİTELERİ YÖNETEBİLEN
BİR YAZARIMIZDIR…
HAYATI BOYUNCA FİKRE HİZMET EDERKEN TEK KURUŞ YARAR
SAĞLAMAMIŞTIR.
AKSİNE ÇOLUK ÇOCUĞUNUN NAFAKASINI BU YOLLARDA HARCAMAYI adet haline
getirmiştir.
YETİŞTİRDİĞİ BİNLERCE GENÇTEN ÇOĞUNUN, BU GÜN KARANLIK
YOLLARDA OLUŞUNU
TAKDİRİ İLAHİ SAYMIŞ, AVRUPA VE AMERİKAN ETKİSİNİN
MİLLETİMİZİN RUHUNU YIKICI TAVIR TAŞIDIĞINI SÖYLEMEKTEDİR..
((BEYNELMİLEL KOMÜNİZME KARŞI YÜRÜTTÜĞÜM MÜCADELE, YOBAZLIĞA
KARŞI YÜRÜTTÜĞÜMDEN KOLAYDI!)) DİYOR.
MİLLİ MARŞLARLA SÜSLENİN ÜLKÜ OCAKLARINDA
CHP’Lİ, AP’Lİ AİLELERİN ÇOCUKLARINI VATAN VE MİLLETİN
DAYANAĞI OLARAK YETİŞTİRMİŞTİR. 980’DEN SONRAKİ YIKIMA AD VERMEKTE
ZORLANMAKTADIR…
GÜNÜMÜZDE KENDİSİNE SAĞCI DİYENLERİN İÇİNDE BULUNDUĞU GAFLET
VE DELALETİ ŞİİRE, KMAKALEYE DÖKMEKTE MAHİR BAŞARILARI DİKKAT ÇEKMEKTEDİR.
EGE’DE SANAT OLAYLARINA KATILIŞI ÜÇER’E YENİ UFUKLAR
AÇMIŞTIR.
ŞİİRİ ŞAİRİNDEN GÜZEL OKUMAK GİBİ BİR İDDİASI DA
BULUNMAKTADIR.
KÜLTÜR ÇALIŞMASI YÜRÜTTÜĞÜ YERLERDE ŞİİRİ EN İYİ OKUMAYI
ÖĞRETMEKTE, ON ONBEŞ ŞAİR YETİŞTİRMİŞTİR.
350 SAYFALIK ŞİİR KİTABI DAVA İÇİN YAZILMIŞ ÖLÇÜLÜ, DURAKLI,
KAFİYELİ ŞİİRLERLE DOLUDUR.
ŞİİR OKURKEN, SES SONUNDAKİ SİHİR DİKKAT ÇEKMEKTEDİR.
1997 DE RANT ÇEVRELERİNİN NAMUSSUZLUĞUNA KARŞI YENİDEN BAŞLATTIĞI
MÜCADELE OSMAN ÜÇER’İ MADDETEN VE MANEN ÇOK YORMUŞ VE FAKAT YIKILMAMIŞTIR.
BİR TAKIM MANEVİYATÇI KÖPEKLER BİLE RANT ÇEVRELERİNE TESLİM
OLMUŞ, ONLARLA BİRLİKTE OSMAN ÜÇER’E SALDIRMAYI, ENGELLEYEMEYİ DÜSTUR
EDİNMİŞLERDİR…
HIRSIZLARA, ARSIZLARA KARŞI YÜRÜTTÜĞÜ MÜCADELENİN İBADET
OLDUĞUNA İNANMAKTADIR.
XXXXXXXX
50. YIL İÇİN ÖĞRETMEN YAZAR MEHMET
KILINÇ’IN İSTANBUL’DAN MESAJI:
Yazı hayatınızın daha doğrusu kaleminizle
başladığınız Büyük Türkiye mücadelenizin 50. yılı kutlu olsun Osman
Ağabey.
Gerek şiirleriniz gerekse mahallî
gazetelerdeki yazılarınızla hiç bir menfaat beklemeden, yalansız, riyasız bir
mücadele geçmişiniz var.
Her Türk Aydını’nın örnek alacağı bir
mücadele insanısınız.
Sizi beğenenler de beğenmeyenler de
siyasî ve ideolojik taraftarlarınız da rakipleriniz de bunu teslim
edeceklerdir.
Sizin heyecanınıza, mücadele azminize gıpta
ediyorum.
Allah kaleminize güç versin ve size daha
nice yıllar kaleminizle bu millete hizmet etmeyi nasip etsin.
Tanrı Türk'ü Korusun!
Mailturka.Net - Türkiye'nin en gelişmiş email
hizmeti. 1 GB alan, güçlü spam koruma.
__________ NOD32 1.1706 (20060814) Bilgi __________
MEHMET BEY KARDEŞİM..
O KÖTÜ GÜNLERİN TESELLİ KAYNAĞI SİZİN
NİĞDE MERKEZ VE İLÇELERDEKİ AYIKTIRMA ÇALIŞMALARINIZ İDİ.
NİĞDE’DE ÖRNEK BİR MÜCADELE İLE UĞRAŞIRKEN
ÇAMARDI’DAN EVLENEREK ENİŞTEMİZ OLDUNUZ.
KALBİMİZDEKİ YERİNİZ DAHA ÇOK MİLLİ
ÜLKÜ YOLUNDAKİ TAVİZSİZ
İZAHLARINIZLA HAKLI OLARAK KAZANDIĞINIZ SEVİYELİ YERİNİZDİ.
BÖYLE BİR KİMSENİN KUTLAMA
GÜNÜNDEKİ İFADELERİ BENİM İÇİN DEĞER TAŞIR. ALLAH RIZASI İÇİN VESİLE OLURSA BU
CEPHEDE KUSURLARIMI BİLİYORSANIZ O’NU DA ZİKREDİNİZ.
ÖBÜR DÜNYAYA GİDERKEN EN AZ EKSİKLE
GİTMEK İSTİYORUM.
TEŞEKKÜRLERİMİ ARZ EDERİM.
OSMAN ÜÇER
XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX
Osman ÜÇER VE
50
ALİ İHSAN OKÇU
TEK BAŞINA MÜCAHİT mi? TEK BAŞINA ORDU mu?
Bu Osman ÜÇER. Kesinlikle
EVET!
Osman ÜÇER’ in Mücahit olduğu mukaddesleri ne ?.
TÜRK MİLLİYETÇİSİ mi? EVET! VATANPERVER mi? EVET!
Kutsal Dinimiz İSLAM’ a “Asr-ı
Saadet” deki gibimi bakmak istiyor? EVET!
BAYRAĞINA AŞIK mı? EVET!
9 köyden kovulacak kadar sözü özü pek doğrumu Osman ÜÇER’ in EVET!
Emperyalistlere, Dönmelere, gizli açık Vatanı satan
hainlere karşı mı Osman ÜÇER? EVET!
Sevmeyeni sevenden çok mu? EVET!
Zikri ( söyledikleri, yazdıkları...) neyse FİKRİ O değil
mi? Bu fikir/ fikri
mukaddeslerimize ters mi HAYIR!
Yazdıklarında çizdiklerinde verdiği mesajlar Batıl mı
HAYIR!
“Güçlü HAKLIDIR mı diyor, yoksa; HAKLI
GÜÇLÜDÜR- GÜÇLÜ OLMALIDIR mı diyor? Evet!
Böyle söylüyor bu şekilde yazıyor Osman ÜÇER.
BİLDİĞİ DOĞRUDAN ŞAŞMIYOR ama; Daha sıhhatli güzel, olumlu,
akıl çerçevesinde
mantıklı bir hususu düşünüyor ve çok kısa bir zamanda mukayeseyi,
özümsemeyi yaparak devamlı kendini yeniliyor/ rafine ediyor Osman ÜÇER.
Takıntıları var mı ? (bana göre) maalesef var. Ne mi bunlar? Bana
göre dedim ya, biz aramızda tartışıyor ve hallediyoruz, halledemediklerimizde
oluyor, ben olaylara teknik, O ( Osman ÜÇER) sosyolojik bakıyor.
Kim ne derse desin bir HİZMET VERİYOR Osman ÜÇER. Verdiği
hizmetin karşılığını HALK BİLMESE HALUK Bilir.
NİCE NİCE 48 senelere dostum.
Bu yazımı biraz geç gönderiyorum, yükü ağır olanın yolu uzun çekiyor. Öyle bir
zamanda yaşıyoruz ki, Atın izi itin izine karışmış diyorlar, inan dostum ben at
izi de göremiyorum...Bir sürü it çakal izleri var...
Diyorlar ki “Siz yaşlı kurtlar çakallara ...” cevap veriyorum “... maskara
olmayız çünkü biz ÇAKALLARI çok çok İYİ TANIYORUZ!...”
Belimiz bükülse, gözlerimizin feri kalmasa ve hatta hiç
hareket edemez gibide olsak ÇAKALLARA ve MÜNAFIKLARA (*) ARKAMIZI DÖNMEYECEĞİZ!... Selam HAKKA TABİ OLANLARA!
Ali İhsan OKÇU
(*) Sevdiklerim ve
beni sevenlerin
içinde münafık ve çakal yoktur. Ölçüm mü ne? Bırakın bu sırda bende kalsın…
---------------------------------
Sayın OKÇU,
Bu yazdıklarını
ben yazsam 12 sayfa yazmam gerekirdi. Bilim adamı olmak kolay değil demekki. Kısa ve özlü. Aslında hak etmediklerim de var.
Takdir senin.
Gözlerinden
öperim. OÜ
Not: Bir daha ilim
kitabı yazınca biraz daha bizim anlayacağımız şekilde yaz olur mu?
----------------------------------------------
------------------------
XXXXXXXXXXXXXXXXX
ALMANYA’DAN DR.
LEVENT SEÇER’İN
OSMAN ÜÇER’E
MEKTUBU
Sayın Osman ÜÇER,
Degerli ağabeyim.. Bugün saatlerce tüm sitenizi okudum ve kendime simdi kiziyorum…
Neden sizi daha evvel tanimadim diye,,…
sizin öyle sicak büyük derin bir yüreğiniz var ki ,
bunu sitenizin her kelimesini okudukça
(yasaminizi) daha iyi anladim,
Yine de gec kalmış sayılmam sanirim
Sayin Ücer….Özellikle düsüncelerinizle duygularinizla fikirlerinizle ayni noktada buluşmanin sevincini de bugün bir kez daha yasadim.
Söylemlerinize düsüncelerinize yürekten katiliyorum,
Bizler gibi düsünenler olduğu sürece merak etmeyin. Türkiye"nin
içte ve uluslararasi alanda cağdaşlaşmanin
icinde olmasi bir gün
mutlaka gerceklesecsktir,
siz her yazinizda
söylemlerinizde doğrulari gercekleri
anlattiniz
Sayin Ücer,
biz sizin gibi değerleri ilim insanlarinin her zaman
feyzinden düsüncelerinden birseyler
almaliyiz,..
Sizler ne yazik ki az yasayan değerlersiniz,tüm
dualarim sizin daha cok yaşamaniz icindir…
Buradaki tüm Nazillili ve Nigdeli dostlarla sürekli sizi andik,
Ben de calişmalarimi
derleyebildiğim kadar yolladim,
Umarim elinize gecer,
ileride fikirsel yazilarimi da yollayacağim,
sizin icin
her seyi yapmaya hazirim,
size upuzun başarilarla salikla dolu bir
gelecek diliyorum, bu vesileyle tum sevdiklerinize de
ayni dileklerimi sunmak isterim sevgi selam ve saygilarimla.
Bu yil
yapilacak NOBEL 2007-torenlerine
onur konugu olarak davet edildim UNESCO tarafindan,
Çok mutlu oldum..
Ayrica Finlandiya (Helsinki) Kammermusikki sanat akademisinin ve Macaristan Pecshe sanat ve kültür vakfinin verecegi uluslararsi sanat
ödülünü alacağim. Avusturya wien
2007 müzik festivali ile Almanya Mitte -XVI Europa
festivalinde Türkiye"yi temsil edeceğim,
Ayrica Isvicre
uluslararsi Lucerne
festivalinde piyano calarak konser verecegim,
Son anda gelen sevincli haberleri sizinle paylasmak
istedim,tekrar saygilarimla.
Dr.Levent Secer-Deutschland
OSMAN ÜÇER’İN
ESERLERİ HAKKINDA
YAZAN. AVUKAT AHMET
KARACA
Hakimlikten emekli bir kimseyim. Belli bir sürede
avukatlık yaparak yaşanan hayatı değerlendirmek istiyorum. Hayatım boyunca yazan çizen bir adam olarak,
güzel yazı, güzel fikir kitabı, güzel roman buldum mu kaçırmam.
Yazılarım
gazetelerde yayınlanır. Hayati konulara dokunduğum ve meseleleri objektif izah
ettiğim kabul olunur.
Bölgemizde
meslektaşım Osman ÜÇER’in meraklı ve devamlı
okuyucusuyum. Binlerce makalesi yayınlanan, romanları olan, fikri eserler
yazan, güldürü kitapları kaleme alan bir kişi olarak Osman ÜÇER’in
bu eserlerde imzasını görünce mutlaka
okuma duygusu uyanır içimde.
Bu okuma isteği
yakın arkadaşım olduğundan değil, (gerçekten inandığımı söylüyorum) üslup
sahibi bir yazar olduğu için belirir.
Yazılarını,
kitaplarını o kadar akıcı kaleme alıyor ki, sanki yanınızda sohbet eder gibi
hissediyorsunuz kendinizi..
Akıcı mı akıcı..
Bunu nasıl
başarıyorsun dediğimde cevabı mantıki idi:
-
(( Yazmaya başladım mı hiçbir zaman etkili söz edeyim, ya da
süslü yazayım! Endişesine kapılmam.
Böyle bir ön fikrim yoktur.
-
Çoğu
zaman özne, yüklem ve tümlecimi darmadağın sıralarım.
-
Ama
yazıyı tashih için okturken bu hususlar kabak gibi
belirdiğinden tashih kendiliğinden yapılmış olur.
-
Ufak
bir iki dokunuşla tabiilik daha da beliriverir.
-
Her
zaman yapamam ama, üçüncü defa okursam suç olan
kısımları fark ederim ve düzeltirim.
-
Acele
yazı yazmamak, çalakalem bamım evine, gazeteye yazı göndermemek için kendi kendime tenbihliyim ama, önemli olayların havasında çok defa bu
imkanı bulamam.. İnşallah gafil avlanıp savcı önüne öturmaya
mecbur olmam. (!)
İşte
başarının sırrı. İşte
sanatkar oluşun anahtarı.. İçtenlik, içtenlik.. Yapmacıklıktan
kaçmak…
Benzeri kimselerin
eserlerini okuduğum da da bir lise öğrencisi
başarısını bile görmediklerim vardır.
Kendimi zorlayarak okuyorum. Bir şeyler yazarken kasılanlar, büzülenler ezilenler
içinde, yanında Osman ÜÇER’in akıcı üslubu çok ilgi
çekici.
Bu akıcılığı bir çok kimsenin tasdik ettiğini, bahsettiğini de duydum. Bu
özelliği okuyucu tarafından fark edilmektedir. Bu bir övünç meselesidir. Memleketimizin bir genci, bir yazarı, bir
şairi olarak Osman ÜÇER’in bu özelliğini tescil etmek
boynumuzun borcu olduğunu düşündüm. Eserin konusuna gireyim ki, sizler
akıcılıkla bir an önce birlikte olun.
Saygılar,
esenlikler..
AVUKAT YAZAR AHMET
KARACA
-
(!) Ek
yapalım: Sohbetlerimizde Osman ÜÇER: (Bazı yazılarda mesela internette bir çok cümlede suç var gibi görünür ama kazın ayağı öyle
değil. Siyasetin içinde bulunan adama eleştiri hakkımız biraz serttir. Basın
hürriyeti bunu suç saymaz. Onun kişiliğiyle alakamız yok, önemli olan siyasi
davranışlarıdır. Onu da eleştirmek bir yazarın hakkıdır. Hele hele benim
gibi bir yazar yalnız Allah ve vatan için yazı kaleme alıyorsa suç da olsa
artık benim için önemli değildir. Marangoz Ahmet dememiş miydi? ERKEK KOYUN
ETTİ TİLLEDE YAKIŞIR.) demektedir.
-
---------------------------------
ASKERDEN SESLENİŞ VAR:
İMROZ (GÖKÇE ADA) -ÇANAKKALE HATIRASI..
AZİZ KOMUTANIM OSMAN ÜÇER’E
Komutanım’ı ben anlatıyorum:
İnsanların en güzeli komutanım
Güngör Baykan’dır adım,
Seni çok severek geliyorum adım adım
Seni unutamam Aziz Komutanım!
Bana her şeyi öğreten komutan,
İstiyorum dünya durdukça kalsa
İsteği insanlar mutlu kalsa
Komutanım başımda taç kalsa…
Çok değerli komutanıma
Saygıyla ellerinden öperim..
Sadık Askerin Güngör BAYKAN
---------------------------------
BİR TEKLİF:
"Hayattayken onurumuz için
verdiğimiz mücadele sonsuzlukta yankılanacak tek
anımızdır."
Sizce de siteniz için güzel bir slogan olmaz mı ?
Ahmet ÜÇER
Çamardı
---------
OSMAN ÜÇER’İN KAFKAS-KARS-ERZURUM-YEMEN
KONULARINDA VARLIK GÖSTEREN BİR MİLLİ KAHRAMANI ANLATTIĞI ESERİ..
MİHRALİ BEY
BU ESER MİHRALİ BEY
İÇİN DÜNYADA YAZILAN İLK ESERDİR. 1990 LI YILRDAN SONRA ARDI ARDINA ESERLER
YAZILMAYA BAŞLANMIŞTIR.
Eserin münderecatı
söz konusu olursa sahasında dünyada yazılmış tek eserdir. Çizgi filmlerden
televizyon filmlerine, sinema filmlerine kadar üzerinde yapılması gereken tek
eserdir. İşte o zaman Pkospil, Tom
Miskler yanında milli Kahramanların eserinin kıymeti anlaşılacaktır.
Nazilli ÜÇER’in askerlik yaptığı, evliliğini kurduğu,
dünya cenneti bir ilçemizdir. Burada kaldığı süre içinde gazete sütunlarının
açılması, mahalli televizyonların, radyoların proğram
istemesi üzerine ÜÇER’in, çok sayıda belgesele imza
attığı yerdir. (Nazilli kültür seviyesi çok yüksek,
memleket sevgisi, öz değerler aşkı yeğin bulunmaz bir beldedir. ((Orada gördüğüm hüsnü kabul ile bütün Ege’yi dolaştım. Çok
araştırma yaptım. (Romancı Sabahattin Burhan, yazar
Ali Bakırcı, Araştırmacı ve sanat elçisi Kerim Özbekler sayesi’nde sanatla
uğraşmanın büyük hazzını duydum. Sanat sergilerinde yaşadığımın tadına, hazzına
vardım. Yeniden dünyaya gelsem, böyle bir kültür ortamında bulunmak isterim) diyor ÜÇER.
Kültür hayatının hareketli olmasına rağmen, Nazilli’nin sıcağına dayanamadı. Yaylada yetişen bir insanın sıcak bölgede hayatını idame ettirmesi
gerçekten zor. Yazıhanesini oğluna ve gelinine bırakarak Niğde
Bölgesi’ne geri döndü. Şu var ki, gelişen haberleşme imkanları
sayesinde her gün Nazilli ile olan bağını kuvvetlendirmektedir. Belgesel
arşivinin en kıymetli örnekleri Nazilli ve Ege’ye aittir. Niğde’den çok
Nazilli’de gönüldaşım ve fikirdaşım
vardır diyerek, gerçeklere parmak basmayı becermektedir.
İletişimin
baş döndürücü hızla gelişmesi sebebiyle günlük haberleşme anında sağlanmakta, kurulan
ağ sayesinde yüzlerce arkadaşının bulunduğu egeyle muntazaman h9aberleşme
sağlanmaktadır.
Niğde ÜÇER’in hayatında büyük yer tutar. 1987 ye kadar ÜÇER’in yumruğu Niğde’deki suistimallere
indiği zaman ses getirirdi. Nazilli7den dönüşte ahlaksızlığın organize olduğu,
kutsal değerlerin anlamını yitirdiği muhitleri gördü. Nasihat etti. Bunu basın
yoluyla ayazdı. Ama ne yazıkki hırsız tayfası
arkalarına dernekleri ve bir kısım gfazeteciyi de
aldığı için ÜÇER’in meseleleri dile getirmesine
rağmen ağırlığını koyduğu alan olmaktan çıkmış bulunamaktadır.
Çünkü Halkın önemli
bir kısmı hırsız politikacıyala enseye tokat, …. parmak yaşamaktadır.
Küçük menfaate;
oyunu, kendini satan adamların türediği toplumda artık ihtiyarlamış bulunan ÜÇER’in etkinliği ancak siteleri okuma durumunda olanlar
bakımından devam etmektedir. Çünkü hırsız atmosferin önemli bir kısmında ağ
kurmuştur.
Çoğu kimsede bu
havadan şikayetçi bile değildir.
Kıyamet alameti
değil mi?
Özbeöz Oğuz Türk’ü
olanların (ben Türk değilim, Müslüman’ım dediği, milliyetçi kuruluşlara hakim olanların hırsızlığın baş yöneticisi olduğu atmosferde
ÜÇER’e söylenecek söz var mı?
((Son nefesime kadar
hak bildiğim davadan çekilmeyeceğim, kötülüğe karşı mücadele edeceğim!))
demektedir..
Ama kadro mücadelesi
maalesef mevcut değildir.
Burada nefes aldı
yetişti. Ama şu yaşında dost sayısı Nazilli’de daha çoktur. ÜÇER Ege’ye batı denmektedir. Bu şu anlamı
taşır. Türkiye için kültür ve tekniğin anlamı Batı kelimesiyle belirirse, ÜÇER’in Niğdesi için de Nazilli
ve Çevresi ÜÇER için Batı’dır.
Bilgisayar,
Televizyon konularını Ege’de öğrendi. Kültür adamlarıyla kaynaştı. Günlük veya
haftalık ulaşım teknik olarak yorucu olmasa gövdesi ve kafası ile Ege’de
yaşamaya devam edeceğini söyler. Ama, sıcak sorununu
çözme imkanına sahip olamamıştır. Niğde ve Çevresindeki Soğuk, serin hava ÜÇER’in
damak lezzetiyle parelel seyretmekte ve Niğde’yi uzun
ömrün mekanı olarak görmektedir.
Ege’de kültüre
verilen emek takdir edilir. Niğde’de maalesef
bu imkan yoktur. Sömürücülerin kapı arkalarındaki
dolaplarıyla bir insanın mücadele etmesi çok zordur. Okuyan ve düşünenlerin,
gazetecilerin Niğde de bu sorunu çözeceklerini, bu gün için çözeceğini
sanmıyorum demektedir. Madde tutkunu ve yalakalar köşe
başlarında etkin durumdadır. Ben bu atmosferi değişitirmek
gayesiyle on iki
yıldır savaşım yürüttüm
ama bana beş yüz milyar liraya mal olmuştur demektedir.
Gerçek fikirleri
arayan, iyi fikirleri savunan varsa
hodri meydan…diyor.
Üçer, evli ve dört
çocuk babası, üç torun dedesidir.
Nihal Atsız ve Necip Fazıl, Basri Gocul,
Akif Tütenk minderi yanında bulunmuştur. Nihal Atsız
Niğde Gençlik derneği başkanı olduğu için, kalemi kıvrak olduğu için ÜÇER’le
ilgilenmiş, Süleymaniye Kütüphanesinde defalarca anlatımlarda bulunmuştur.
Dergisi olan Ötüken’de yıllar boyu makale yazmasını
istemiştir. O’da yazmıştır.
N.Fazıl’ın
konferanslarının hastası olan ÜÇER, bazen onun teybini taşıyanlara yardım
etmekten zevk almıştır. Basri Gocul’un ise Niğde’de müze müdürlüğü vs.görevlerde bulunduğu için ÜÇER ile Niğde Vilayet
Gazetesi’nde, Niğde’nin sesi gazetesi’nde sütun arkadaşlığı yapmıştır.
Binlerce saat Türk
ideolojisini, edebiyatı ve şiiri onunla sohbet etmiştir.
Niğde vilayet
basımevine ait bir çok hatırası vardır üçer’in.
Niğde ve
çevresindeki tarihi eserlerin ayağa kalkmasında büyük payı olan tarih
öğretmeni, araştırmacı ve bilim adamı Akif Tütenk’in
telkinleri ile yolunu çizmeye çalışmıştır. Bu öğretmen o zamanlar lise
öğrencisi ÜÇER’in makalelerini okuyup, (Türkiye’ye
ışık olacaksın, çalış!) demekle genç beyninde rüzgarların
esmesine sebep olmuştur. Bir zamanlar belki parmağı ile işaret ettiğinde
yüzlerce kişinin yürümesini sağlamışsa da, Masonizm’in
çürütmesi sebebiyle şu anda birlikte yürüyeceğim öyle pek çok kimse
göremiyorum, demektedir.)
Yetiştirdiklerimin
çoğu ise beynelmilel dernek merdivenlerinde bekleşmektedir! demektedir.
Çeşitli eserlerinde
bu dev kişilerle beraberliğinin anlamını hikaye
etmektedir.
En önemli eserim dediği Gökçe Dede serisini şöyle anlatıyor:
((Gökçe Dede serisi için, “hayatımın eseridir!” diyorum .
On ciltte bitireceğini sanmaktayım. Eserin yazılışına başlama nedeni, Müslüman Türkler’le; Hıristiyanlar’ın
dünyada en iyi geçindikleri yerin Niğde bölgesi olduğunu ispat etmekti.
Yazdıkça mesele başka raylara kaydı. Şu anda Türk-İslam değerleri’nin en geniş
derlemesi havasını almış bulunmaktadır.
Şu görüldü ki, ben
esere değil, eser bana hükmetmeye başladı. Ortaya dev bir proje çıktı. Türk ve
İslam’ın binlerce değerinin sergilenmesi gibi bir ömrün yetmeyeceği iddiasıyla güreşmek
durumunda kaldım. Müslüman Hıristiyan yakınlığının destanı sayılacak bir
eserdir. Günümüzde, Türkiye Cumhuriyeti’nin köküne kibrit suyu dökmek
isteyenlerin utanarak okuyacağı bir eserdir. Türk’ün, Müslüman’ın geniş ve asil
hoşgörüsü akıcı bir lisanla aksettirilmiştir. Tarih, folklor, macera ve fikir
konuları bu eserin on cildinde toparlanıp, kaynaştırılma iddiası vardır.
Yalnız tarih değil.
Folklor derlemeleri “tek başına” kuru olur. Konulu macera içinde tarih ve
folklor değerleri sunuluyor. Böylelikle, halk bilgisi kendiliğinden ve sıkmadan
beyinlere yerleştirilmektedir.
Tabii, hepsinin üstünde, toplumumuzun öz fikirleri çatı olunca ortaya şimdiye
kadar örneği görülmeyen bir eser çıkmaktadır. (İddia
ediyorum. En derin, en geniş, en yetkili ağızdan Türk Folkloru (bölge
folkloru) bu eserde mevcut olacaktır. Mukayeseler ve örnekler O’
nu, Türk Dünyası ‘na sürükleyecek, Türk Folkloru
seyredilecektir. Böyle olunca bu eser yedi yaşından yetmiş yaşına kadar herkese
hitap edecektir.
Bir ansiklopedi
havasını bile verecek genişlikte kaleme alınmaktadır. Eser tamamlandığı zaman,
Türk İslam Dünyası için ortak değerler albümü havasına girmesi ihtimali de
vardır.) demektedir.
On ciltlik eserin bir cildi yayınlanmış, Devlet Acze Düşmez, Çocukla çocuk
gibi, Kel Ali gibi ciltleri de hazırdır.
ÜÇER’in, siyasetin “parti çatısında yapılanını!” terk
edeli yirmi dokuz sene oldu. “Hiç alışamadım, içime sindiremedim. Ama, ideolojik konuların en mükemmeli, toplumumuza yakışan
en güzel elbiseleri dikebilmek için 60 senedir okumaktayım. 49 senedir
yazmaktayım. Bir siyasi takıntım olmadığı için de en sivri fikirleri bile
atmosferime alabilmekteyim. Milletimizin varlığına düşman çalışmaları açığa
çıkarmak için kalemimin dik tutulmasında hiçbir zaman sakınca görmedim!”
Demektedir.
Siyasetle bilfiil
uğraşsaymışım ve ülkücülüğün böyle dejenere olduğunu
görseydim işte o zaman kahrolurdum. Diyor.
Yüzlerce belgesel ürettiği için iyi bir kamereman, bilgisayara 1990 yılından beri hakim ve İnternete yazı girmek, kurmak, ve geri alabilme
bilgilerine sahiptir.
Onurlu Hamle isimli veb
sitesi, Amerika, Fransa gibi ülkelerdeki, dünyanın her yerindeki bazı Türkler tarafından takip
edilmektedir. Zengin münderecatıyla, binlerce sayfasıyla, milli kültür için
yararlı bir sitedir. Bu siteye yazıları hazırlamak, resimlerle bezemek, yayına
girmek ve yayından çıkma işlemlerini tek başına yapmayı beceren 67 yaşındaki
ÜÇER, bölgede bu işlemleri güzelce yapabilen birkaç kişiden biridir. Site
etrafında toplanan bir çok Ozan’ın sanatla
bağlantısında bilirkişi görevini görmektedir.
Nazilli Sanat elçisi Kerim Özbekler ve
arkadaşlarını da bilgisayar ve İnternet hastası yapan ÜÇER, günümüzde mesafe ve
zamanın iletişim harikaları sayesinde mümkün olduğunu görmenin mutluluğu
içindedir.
Sanat olayları elçisi Kerim Özbekler ve Şair, güfte yazarı Mehmet AKÇA, Mehmet
Ertem (Erdemoğlu) ile birlikte her yeni gün şiirler
sergilemektedir.
Mukayeseli okuması, mukayeseli ve seviyeli arşiv temini bakımından göze batan
çalışmalar yapan ÜÇER parti faaliyetlerine 1974’den beri
girmemektedir.
((Vatandaş dayanışmasının sağlanması zor değildir.
Atatürk’ümü iyice okuyacaklar. Ayrılıklar, okunmadığı için beliriyor.
Yazdıklarımı insaf sahibi herkesle tartışmaktan derin haz duyarım. Son nefesimi
bile verirken, yazdıklarımdan dolayı beni sorguya çekenler olursa onların
minnettarı olacağım.) demektedir.
Din ve maneviyat
istismarcılarının ABD, AB uşaklığını göremeyecek kadar kör yaratılmaları insan hafsalasının alacağı şey değildir.))
derken de çekince duymamaktadır.
Hayali Cihan Değer. Kültürsüz insanların görev aldığı yerlerde kültür hayatı
teşvik ve yürütme işi hep önlenir. Halbuki, insanların
birbirini kıskanmadığı, hizmetlerin Allah için yapıldığı yerlerde güzellikler
birbirini kovalar.
Yazarımız 1970 den beri münazara ekiplerine yol göstermiş, birlikte çalışmış ve
yirmiden fazla münazarada çalıştırdığı ekip kazanmıştır. (( örnek: )) ((sanat sanat içindir)) ekibini çalıştırmışsa O, ertesi yıl
((sanat cemiyet içindir)) tezini savunanları çalıştırmış bu defa o ekip
kazanmıştır. Bu tip bir rekor onu mutlu etmektedir.
Ayrıca Niğde ve
Nazilli’de 1970 den beri şiir konusunda günlerce süren aydınlatmayla onlarca
şairin şiirleriyle sanat dalında ilerlemesine sebep olmuştur. Bunlardan pek
çoğu verilen emeğe teşekkür anlamında şiirler yazmışlardır.
Bazıları da kendim
yetiştim demektedir.
Bu gayret sonucu da
gerçekten sanatı çok ilerleten ve Türkiye’de meşhurluk yolunu yakalayan
kimseler yetişmiştir.
Şu anda Niğde’nin en
eski kültür sitesi olan Onurluhamle ve bir yıllık olumluyol siteleriyle dünyanın her tarafına seslenmekte, imeil, telefon, vs ile çok geniş bir arkadaş gurubu edinmiş
sayılmaktadır.
Sitelerde çıkan
yazılarının onda birini tespit edebildiği ve ciltlettirdiği halde, bu değerler
kit aba dönüştürülerse eser sayısı birden elliyi
geçeceği olağan bir sonuçtur.
******************************
HAKKINDA ÇIKAN YAZILARDAN BİRİNİN TAM METNİ:
GÖKÇE DEDE ‘NİN ÜLKESİ ROMANI’NIN BİRİNCİ CİLDİNE DOÇENT A.VEHBİ ECER TARAFINDAN
YAZILMIŞ TANITIM:
GÖKÇE DEDE’NİN ÜLKESİ, Avukat Osman ÜÇER’in son
kitabının adıdır. Avukat Osman ÜÇER, Türk milleti’nin
büyüklüğüne, bayrağının ve devleti’nin kutsallığına, toprağının, vatanının
bölünmezliğine inanmanın sıkıntılarını çeken uyanık aydınlarımızdan biri. Büyük
küçük dememiş, halkının folklor zenginliklerini, Türk halkının kalıcı olmasını
istediği geleneklerini her yerde, her yayın organında yılmadan yazmış,
konferanslar, milli günler düzenlemiş, bazı özel radyo ve televizyonlarda proğramlar ve konuşmalar yoluyla güzelim fikirlerini ve
heyecanını yaymağa çalışmıştır.
İstanbul Hukuk fakültesi’ni 1966 yılında bitirdikten sonra, 1970 yılında Niğde
ve Nazilli’de avukatlık yapan Osman ÜÇER, önüne gelen her davayı almama gibi
mesleki onura, kimsenin yaklaşamadığı bir dönemde Yumurtalık’ta haksız
kurşunlanarak öldürülen bir hakimin yakınlarının
müdahil avukatlığını alacak kadar meslekî dayanışma ve cesarete sahip, yürekli
bir avukat. Bu yürekliliği, cesareti -kuşkusuz- Allah’a, adalete
, milletine, Türk Milli değerlerine, bağlılığından kaynaklanmaktadır.
Gökçe Dede’nin Ülkesi, O’nun yazdıklarından çok azının bir araya getirildiği
550 sayfalık bir kitap. Türk Milleti’ne ve O’nun tarihine hayran olan Osman
ÜÇER; “Bilge Kağan’dan Mustafa Kemal Atatürk’e, zaman içinden bu ulusa hizmet
etmiş kişilerin söylediklerini öğrenelim, özetini anayasa sayalım!” diyor.
Çünkü O’na göre “ Çağdaş olmaya giden yolun ilk adımı bu gerçeği kabul etmekle
başlar.!” Zira, “Mazimizi
önemsemez, araştırmazsak, çağımızda hamle yapmak mümkün olmaz.”
Gökçe Dede’nin Ülkesi, daha önce örneğine pek rastlamadığımız folklor
ağırlıklı, farklı planlaması olan bir eser. Yazarı’nın önsözde ki ifadesine
göre O bu eserinde “ Türk Dünyası’na asgari müşterekleri sergilemektedir. Bu
bakımdan eserdeki fikri, içtimai,, folklorik, tarihi
konular labaratuar sergilemesi ile verilmiştir. ..” Anadolu’nun örf ve adetleri, düğün - dernekleri Niğde
merkezli olarak bu eserde yer almaktadır.
Bütün bu çalışmalardan ve anlatılanlardan yazara göre amaç, “ Ülkü Birliği’ni”
sağlayabilmek, aynı kültür değerleriyle yaşayan Anadolu halkının ebediyen barış
içinde olmalarıdır. Yazar eserinin adına da açıklık getirmekte ve şöyle
demektedir:
Bu esere neden Gökçe Dede’nin Ülkesi denmiştir? Anadolu Türk’ün yurdudur. Gökçe
Dede sayesinde yurt tutma imkanı oluşmuştur. Bölgeyi
ve çevresindeki illeri konu için labaratuar kabul
ediyorum.”
Böyle bir eserden dolayı Avukat Osman ÜÇER’i tebrik
ederken, ilgili duyanlara tavsiye ederim. (Adres vs.) (Hakimiyet
Gazetesi sayı: 14190, Divit Sanat sayfası - Kayseri)
-------------
BİLMECE BİLDİRMECE
İYİCE SİNDİRMECE
O’NUN DENSİZ TUTUMU
KÖKÜNE İNDİRMECE…
ALİ MERAKLI
Fenerimi
yakarım
Ben keyfime
bakarım
Hangi işe
sarılsam
Bulunmaz bir
sakarım
KÜFÜRLERİ
DÜZERİM
MENFAATİ
SÜZERİM
KAFAM BOZUK
OLURSA
GÖZLERİMİ
BÜZERİM
Hainlerle
birliğim
Yandaşlarla
dirliğim
İhanetler
örerken
Fazlaca
kibirliyim!
İstismarda bir
tane
Okunur tane tane
O bir nutuk
atarsa
Kapanır on bin
hane…
Atlara binemem
ben
Binince inemem
ben
Tepe takla
düşünce
Köşeye sinemem
ben…
Avrupa Amerika
İşlerim hep
antika
Siyaset
ürünümdür
Yabancı
sertifika!
Başörtümü
bağlarım
Gerekirse
ağlarım
Meydanlarda
haykırıp
Menfaati
sağlarım…
Aman yavaş dur
kuzum
Konuşunca
tuzsuzum
Bağırmam
başlayınca
Çekilmez bir
soysuzum!
Kalmadı hiçbir
tadım
İstismar benim
adım
Tahammül yoksa
eğer,
Kaçınız adım adım…
Kendimi de
överim
Kızarsam ben
söverim
Saram gelip
çatınca
Kafamı ben
döverim…
Bulunmaz bir
kumaşım
Yığılı benim
aşım
Haramları
yedikçe
Ağrıyor her gün
başım
Tanıdım hey tanıdım
İzlerim adım adım
Bu kadar
hainliği
Bilip de
susamadım!
ÜÇER
ÜSTAD DİYOR MU Kİ?
SARI SABRİ
GELMEZ OLDU “ABARUH !”…
HATIRIMI
SORMAZ OLDU “ ABARUH !”…
BU YAŞIMDA
KURSAM FUTBOL TAKIMI
EKİBİME (ALAM-ALMAM) BİLLAH “ABARUH! “..
YAZAN:
Sabri Özdağ
---------------------------------------------
NAZİLLİ’DE YAYINLANAN SİTE’DE HABER
(<kerim.ozbek.sitemmynet.com>)
OSMAN
ÜÇER GELDİ VE GİTTİ
NAZİLLİ-Avukat ve yazar Osman ÜÇER, 3 günlük bir gezi için Niğde'den Nazilli'ye
geldi gitti, Nazilli'de Etem Oruç, Şükrü Öksüz, Ali
Bakırcı, Ali Özden, Mustafa Gebenç, Haydar Özveren,
Kerim Özbekler, Mukaddes Yüksel, Binali Kılıç, Alaattin Köstekli, Ferudun Özkaya gibi şair ve yazarlarla temaslarda bulunan Osman ÜÇER’e bir çuval dolusu gazete-kitap-dergi armağan edildi. Osman
Üçer'de Niğde'den getirdiği bir koli elmayı Kerim Özbekler'e
teslim etti. Kerim Özbekler ise mis kokulu Niğde elmalarını gazeteci ve
yazarlara ikram etti.
-------------------
Hocam,
Site’deki yazıları okuyup beni gururlandırdınız. Başarı öncelikle sizindir, Ben bir muhabir olarak çalışıyorum. Gazetemize şahsımıza gösterdiğiniz ilgiden dolayı TEŞEKKÜR EDERİM.
SAYGILAR-hayırlı çalışmalar. FADİME ÖZALP SULTANHİSAR
OSMAN ÜÇER’İN HAKKINDA BASINDA ÇIKAN SAYISIZ TANITIM YAZISINDAN AYRI OLARAK ESERLERDE GÖZÜMÜZE ÇARPANLAR:

Gerçek çehresiyle olmasa da İsmail Özmel
bu eserde sathi olarak tanıtmaya çalışmıştır.
Özmel’in Niğde Şairleri konusunda çalışması dikkate değer.

Bu eser Osman ÜÇER’in Niğdeye göçmesinden iki yıl sonra basılmış,
ÜÇER’in o
zamanki, bir kısım eserine yer verilmiştir.
-------------------------------------------------------------------------------------------


Son basımı on cilt olan bu eserin Ü harfini havi
Cildinin en başında binlerce yazar ve fikir adamı
arasında kişiliği anlatılmaktadır.

Ve son olarak ((Hürsöz
Gazetesi 2004 Şairler Antolojisi)) devamlı yayınlanmaktadır. . ÜÇER’e ait üç tam sayfalık bir bölüm ayrılmıştır.
2004 den beri yer alan ÜÇER 2007 sayısında da
sayfalarca bir hacimle yer almaktadır.
--------------------------------------------------------------------
GÖKÇE DEDE KİTABI ÜZERİNE…
Sevgili meslektaşım Osman ÜÇER,
Gökçe Dede’nin Ülkesi isimli kitabınızı aldım.
Hem şahsım adına hem ülkem adına size binlerce
teşekkür.
Ne mutlu bu ülke birliği ve beraberliği için
çalışanlara.
Saygı size, selam size.
Başarılarınızın devamı dileğiyle. İmza
Avukat Yüce Alpbaz
Nazilli
-----------
Sevgili Osmancığım,
Bana büyük ve unutulmaz bir hediye verdin.
Minnetim ve dostluğum sonsuzdur.
İlişikte ki küçük hediyemi bunların bir anası olarak
lütfen kabul buyurun.
Daha nice yıllarda gelişen dostluğumuzun devamı
dileğiyle sevgiler ve saygılar!
İmza
Avukat Yüce Alpbaz
Nazilli
--------------------------------------------------------------------------
TÜRKÇÜ’YDÜ…
BOMBA GİBİ BİR ŞİİR BİRİNİ TESÇİLLEDİ…
SATILIK OLANLAR BİLİNSİN DİYE YAZDIM
--------------------------------------------
DAVA ADAMI PİSLİK HALİNE GELDİ…..
OSMAN ÜÇER
Para ebedi değil, iman
kişiye özel,
Bir dünya öğretmiştim,
şanlı, şöhretli, güzel,
Hepsini de terk ettin,
kişisel ve de tüzel,
Son nefeste yalnızsın,
yoldaşın olmayacak!
Biriken milyarların kaç
kişiye kalacak?
Hancıl
hancıl yeseler tık nefes doyuracak.
Dua için yükselir, iki üç
avuç ancak,
Mezarına girerken, kazancın
olmayacak!
Yükseltecek diyordun,
tökezletti kurnazlık,
Seçilmek değildi de, ……….oldu kazlık,
Paraya rehber oldu, ticani
bir yobazlık,
Yıktın fikri kaleyi, esamen olmayacak!
Ayıktırdım,
el öptün, nasihate tutundun,
Genç parti, bağımsızlık, hepisinden kurtuldun,
Kurtardın beni diye,
saygılarını sundun,
Tutunacak dalın yok,
seçilmen olmayacak!
Paralar gelsin diye
kayırmıştın sen onu,
Hey şerefsiz, namussuz,
bilirim ambargonu,
Dürüst yaşamak güzel,
yoktur başka bir konu,
Geberince arkanda onurun
olmayacak!…
Haramın biliniyor, sakın
dürüstüm deme,
Cetvellerde göründü, sahte,
yalan ödeme,
Mazlumların malını,
hazmettin bir gödene,
Bağırsakta delil var,
kurtuluş olmayacak!
Osman ÜÇER
Demiştim… Sanat kapitalden önemli diye..
Bir gün şamar gibi inecekti bu yüzüne…
Dünya hayatı göz açıp kapayacak kadar kısa. Ne
gökdelenler, ne trilyonlar ebedi değil.
Sanat ebedi. Okuyan biliyor seni..
Öğünmeyim ama, yukardaki şiin bir sanat eseri…
Seni ebediyen yaşatacak!
Davayı önemseseydin ebediliğin olumlu olurdu.
Parayı önemsedin, yukarda ki kişiliğin edebi oldu.
Tercih!
Kimin kime ne diyeceği var?
xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx
66 YAŞINDA BİR MÜCAHİT
OSMAN ÜÇER
Yazan: Tuncer
Erdağ
************************
Niğde Bölgesi’nin en ünlü edebiyetçısı, eser yazanı, mütefekkir ve iyi insan Ali
İhsan Beyhan’ın deyimiyle Ozan, araştırmacı yazar, şair Osman ÜÇER’in bu günlerdeki yoğun çalışmasını görüp ondan
bahsetmemek haramzadalık olur. 6 adet kitabı bulunan
(Hamlemizin Anahtarı, Gökçe Dede, Fikirler Zaman Tuneli’nde,
Osman Kabaksız ve Arkadaşları, Mihrali
Bey) bu zat, 7 yaşından beri okumakta şampiyon.
Kitaplardan tanıdığı dünyada kimseden
menfaat talep etmek yok. Aç kalmak kuyruğu dik tutmak..
Kaderde ne varsa kaşıkta onun çıkması. Amentünün anlamı, yorumuyla şekillenmiş
bir dünya.
Gençliği, arkadaşlarına Türk tarihini,
Kara Cehennem İbrahim’i, Hacı Murat’ı, Şeyh Şamil’i, Battal Gazi’yi, Hz.Ali’nin cenklerini, Ahmediye
ve Muhammediyeden dinlediği konuları, Bilimum Türk Güreşçilerini, Yörük Ali’yli,
Kürşad’ı, Atilla’yı, Alpaslan’ı, Afşın Bey’i, Zaloğlu Rüstem’i, Dede Korkut’u, Osman Batur’u ve benzeri
yüzlerce konuyu anlatmakla geçti. Bir ara bu konuşkanlık ve tarihi olayları
nakledişi sebebiyle adı PADİŞAH’a çıktı.
Yaşadığı devirde bütün eğitsel
faaliyetlerin içinde ve yürütücüsü olduğu için istese siyasetin en ileri
basamaklarına yerleşirdi. İnatla reddetti. Siyasiler yetiştirdi. Ama, Masonik Düzen bunların çanına
ot tıkadı. Akademik mevkide olanlar bile marşları ve ilkeleri unuttular.
Paranın geldiği kaynağa selam duruyorlar demektedir.
İstese D.P. nin
mirasına konar, Devre devre milletcilliği
peşine düşerdi. Siyaseti bir ara ideoloji için tuttu. Allah’ın her günü cereyan
eden olaylarda Hz. Adem’in neslinin şeytana uyuşu,
bedava geçinmek hevesi, korkak oluşu sebebiyle siyasetten hep tiksindi.
Yetiştirdiği bir takım kimselerin bile halkın gözüne baka baka
rüşvet almasından, yaptırdığı tayinlerden para sızdırmasından tiksinerek
siyaseti kendisine Himalaya kadar uzak tuttu.
Siyasilerden elini öpenlerin bile giydiği
irin elbisesini üzülerek seyretmektedir.
Niğde’de 59 senelik okuma ve folklor
araştırma hayatı, 46-47 senelik yazarlık hayatı,
Nazilli ve çevresinde 37-38 senelik araştırma ve 12 sene yerleşmesi sebebiyle,
Türkiye’yi adım adım gezmesi ve geniş sosyal
araştırmaları sebebiyle gücü elverse yazmak için tuttuğu notlar ve belgeler yüz
elli kitaba yeter miktardadır.
Hemen hemen bir çok illerde dava arkadaşları vardır. Adres defteri, cep,
imeil,mektup
sair haberleşme çeşitleri kendi çalışmasını aşacak büyüklüktedir. 1990
yıllından sonra bilgisayar, kitapların bu tekniğe göre basma tekniği,
bilgisayarda yazılan romanların sanat gücü, şiirlerin sanat gücü, sonra
internet… ÜÇER’i hayata bağlayan ve kendi deyimi ile
İslam’ı şeklen yaşamayı engelleyen uğraşlardır.
Ege’de ve Niğde bölgesinde şiir konusunda
birlikte çalıştığı arkadaşının sayısı hayli kabarıktır. Onlara hece vezni,
ölçüler (4+4,4+4+3, 6+5,7+7 gibi ölçüler, kafiye ve
dize çeşitleri, anlam bütünlüğü, fiil kafiye yasağı isim ve sıfat kafiyeler
konusundaki uğraşları gerçekten başarılı şairler yetişmesini sağlamıştır.
Bunlardan bencil olanları ile başının
belaya girmesini bir anlatışı var ki.
Mücahitimiz 35 yıl evvel Allah’a şöyle yalvarmış:
((Yarabbi! Bana
yalnız doğruları öğret. Bunların mücadelesini ver.))
Bu yanlış bir istekmiş diyor. Gençliğimi yaşamadım. Yaşayamadım.
Her şeye burnumu soktum, sürtüldükçe
bilendim! diyor.
Gökçe Dede, Devlet Acze Düşmez
örneklerinde görüldüğü gibi edebi anlatımı oldukça yeğin. Araştırma gücü insan
tahammülünü aşan cinsten..
Tiyatro, folklorik araştırma sahalarında
verdiği ürünler dikkat çekici.
Mihrali Bey romanı, Dünyada, Türk Dünyası’nda
ilk örnek. Tuttuğu, Türkiye’ye tanıtıldığı takdirde Yörük Ali, Köroğlu
örneklerini kat bekat aşacak ünde.
Bir çok müzik aletleri kullandı. Gökçe DEDE
SERİSİNİ YAZMASI Kur’an dilini, Osmanlıca uğraşının
izlerini, müzik alışkanlığını sildi.
Gökçe Dede eserinin on cilt olacağını
söylüyordu. Nazilli’de Niğde’ye duyduğu özlemle bu serinin üç cildini yazdı.
Dördüncü cildi bilgisayar da telef oldu.-zamanında Elektirik
kesilmeleri-
Niğde’ye gelince aşuk
ile Maşuk’un birleşmeleri, Dermason’a rağmen roman
yazamaz oldu. Belge toplama on misline çıktı ama,
İnternet uğraşı hayal dünyasını köreltti.
Bölgesel bazı televizyonlarda proğramlara çıktı.b İki yüz elli
kadar belgeseli kütüphanesini süslüyor.
En önemli eserim, beşinci çocuğum dediği
Gökçe dede serisiyle gurur duyuyor. Ancak, günümüze kadar dayanması beklenen bu
seri ilerlemiyor. Topladığım belgelerle keşke neslimden biri yazsa diye
serzenişte bulunuyor. Biriktirdiğim belgeleri iki lise müzenu
üç sene bilgisayara geçse çok şey kazanılır ama bunu karşılayacak masrafı nasıl
bulayım diyor.
Bu bakımdan ((inşallah bir yakınım benim
siteyi devam ettirir de ben gece gündüz hayal dünyama dönerim)) diyor. Çünkü
hayalindeki Gökçe Dede serisi dünya çapında ve yine örneği bulunmayan bir eser.
Folklor ürünleri roman içinde sunuluyor. Bilim, dava, heyecan, edebiyat roman
içinde anlam taşıyor.
Dört çocuğu var. Alpagud
Kürşad ÜÇER isimli olanı Nazilli’de avukat. Alper Kağan isimli olanı
Ankara’da bir profun kalemi. Afşın
Kutluk isimli olanı İsparta’da makine mühendisi,. Ayça Kevser isimli olanı ise yanında stajiyer
avukat.
Nazilli Efelerinden Mehmet Demirci Mehmet
Efe’nin kızanı Çanakkale Gazisi Hüseyin Gün’ün torunu Mürvet hanımla evliliği
bu ürünleri verdi.
Ege’deki kültürel durum ÜÇER’i coşturdu. Oradaki ilginin insanı göklerde
yüzdürdüğünü söyler. Ancak, yayla çocuğu sıcak iklimde beyninin kaynadığını
söyleyerek yine yaylasına döndü. Elli atmış sene ömrünün kaldığını söylüyorsa
da beli bükülerek yürüdüğünü de görüyoruz. Allah ömür versin.
O’nun yaştaşları
değil, otuz yaş küçüklerinin bile bir cep telefonunu açıp kapayamadığı gözler
önündeyken, iki buçuk milyarlık öğretmen ücretiyle ulaştığı, internet dünyasına
girip çıkmayı, fotoğrafları raptetmeyi, taramayı, bilgisayar ve internet
inceliklerini vakıf ve günlük 15 saat mesai ile rekor kıran ÜÇER’i
tanıtmak gerekmez mi?
Eski hayranlarından birinin sözü şöyle:
Sen Necip Fazıl’ın üç inanmış adam salımdan tutsu
yeter! diyor ve eğriliğini gördüğün herkesi aforoz
ediyorsun. Bunda büyük hikmet var. Ama, ideallerinin
oluşmasında eski ordu sahibi değilsin! diyor. Cevabı:
Dedin ya üç inanmış adam! Dünyaya bedel..
Kayardı Bağları’nda bazen satmaya
kalktığı bağına milyarları gömer. Bisiklet ve motora binmekten başka alım gücü
olmadığını ispatlar. Hançerli’ye diktiği kalede roman
yazacakken şimdi on günde bir vararak eski hayallerini ertelemiş görünür.
Binlerce kitap, on binlerce belge bulunan
yattığı yere girince ruhunuz kararır. Kendi tabiriyle: Burada it yatmaz ama ben
yatarım ve dünyanın en güzel konutudur! der.
Dün Mason, Komünist’e karşı mücadele
verirdi. Şimdi şöyle diyor: Bütün çalışmaları, gericiliği tahrik eden
beynelmilel derneklerdir. Amerikan emperyalizmine ve AB ye karşı olmayan
Müslüman düşünemiyorum. Ortalıkta bocalayanlar, Mason üretmesi gerici
bozuntularıdır! diyor.
Onların ihaneti Maocu ve Rusçuları on
katladı! diyor.
İmam hatip mezunlarına vurulan baltaların
Mason işi olduğuna inanıyor. Hıristiyan Kolejlerinin ürünleri Devrim
yobazlarını yetiştirdiği halde, Müslüman Türk’ün
Bir din menşeli okuldan mahrum ediliş
soytarılığını hazmedemiyor.
Baş örtüzü
denen hürriyetin en doğal olanına bile Mason çevrelerin uydurduğu kılıflarla
getirilen yasaklar, kendisine milliyetçi ve maneviyatçı diyen çevrelerin yüz
karasıdır. Çünkü istekleri samimi olsa baltalayıcılar üfürükle ve tükürükle
boğulur.
Sosyal olaylar, barış içinde olmalı. Ama, hep benden taviz aptallık numunesidir diyor.
Düne kadar Allah’ına kadar kızıl
olanların bu gün mason çevrelerin önlerine attığı yalı yalamaları büyük bir
acıyla seyrediyorum! diyor.
Okumuyoruz Mukayeseli okumadığımız için de
elli sene önce nasıl geldikse öyle kütük kalıyoruz diyor. Hele hele devrim yobazları mukayeseye hiç yanaşmıyor. Yukarda
dediğimiz gibi masonların güttüğü gericilik Türk tarihi’nin en acıklı
günlerinin yaşanmasına sebep oluyor.
Kendisine milliyetçi muhafazakar
diyenlerin dil, kültür, sanat olaylarına yabancı kaldıklarını söylüyor.
Dini yaşayış iddiasında olanların ortaya
koydukları reklamlar Levh-i
Mahfuz’da yüzlerini kızartacak diyor.
Avukatlıkta, doktorlukta, mühendislikte
sosyalizasyon gereğini, gelirlerin havuzda birikmesi zaruretini pek bilimsel
anlatıyor. Ama, kendimden başka mücahitini
de yetiştiremedim diyor.
Avukatın bozuk Masonik
düzenin paletleri arasında ezilmesini aydın kıyımı olarak vasıflandırıyor.
Doktorların, hastanelerin reklam yapmasının cinayet
olduğunu söylüyor.
Pek kıvrak, pek etkili şiirleri var. Bir
takım olanları suç ihtiva ettiği için mahlas isimle yayınlanıyor.
Ama inkar
edilmez yanı, gerçekten sosyal yıkımları pek güzel anlatıyor. ((Dirhemini yiyen
it geberir!)) diyor.
Makaleleri ağu
gibi. İlaç olarak kullanmaya yarar.
Sıhhat verir. Yararlıdır. Tanımalı ve
biriktirmeli. Nesilden nesle aktarılmalı.
İnsanı Hz.Ademden
beri sergilediği özellikleri anlatması bakımından romanları, makaleleri,
şiirleri bir bütünlük arz ediyor.
Sevgisi çok saf. 1953-1959 yıllarında öğretmeni olan Ali İhsan
bey’e adeta vurgun. O’nun sohbet, onun kibar ve etkili izahlarını ezberler gibi
takip eder.
Mücahit olmayan yazarları Masonik düzenin yağcıları olarak görür. Benim yanımda
çoğunun haysiyeti yoktur der.
Bu ÜÇER nasıl bir adamsa bir memleket
kendisine karşı gelse doğrularını değiştirmez. Ben mukayeseli okurum ve elli
senenin usarelerini emerim, bu sahada güreşe, bilek güreşine çıkan babayiğiti görmedim! der.
Müthiş bir tevazu sahibidir. Kötüyü
örneklerden benliğinde olanlardan örnekler verir. Ama,
iş yarışmaya geldi mi, kükrer ve yıkar.
Bir çok yerde ev yaptırmıştır gençliğinde. Okuma
yazma merakına parelel yürüyen bu yapı meselesinde de
iddialı.
Adres defterindeki yüzde doksan çoğunluğa,
imeil, siteden gönderilen cep mesajıyla hitap eder.
Bu bakımdan memleket çapındaki uğraşlarının ürünleri her zaman alınır.
Bir malımı satsam, bir takım ihtiyaçları
sebebiyle desteğime muhtaç olanlar olmasa bu defa Beş sene kadar Giresun’a
yerleşmek isterim diyor. Türkiye’inin bütün iyi
niyetli insanları Karadeniz’deki hamleye dikkat etmeleri gerekir. Topal Osman
meselesini bilmeyen Yakın tarihi bilmez diyor.
Fokloru sevmeyen milliyetçi olamaz. Milli duygu
sahibi olamaz diye konuşur.
Yüz kişilim muhitte doksan kişi
kendisiyle konuşmasa, hattı harekatında tek bir
değişiklik yapmadığı gibi, üzüntü de duymaz. Çünkü bilenle bilmeyenin değerini
herkes ayıramaz hükmündedir.
((Bilgisayar başından ayrıldığımda kusar
gibi oluyorum ama, esrar içmek diye bir şey varsa bu
yorgunluğun verdiği hazzı vereceğini sanmıyorum,)) der.
Valla akıllı mı, akılsız mı, dava
adamımı, değil mi ben pek bilemiyorum. Bildiğim bir şey varsa sıradan biri değil.Nevişahsına münhasır bir
acayip adam bu ÜÇER.
Allah hayırlı ömür versin. Yolu Hak’sa
muvaffak olsun.
DAVA ADAMLARI
YÜREKLİ OLMALIDIR
ALİ MERAKLI
MAALESEF İNSANOĞLU
HZ. ADEM’DEN BU YANA GETİRDİĞİ EKSİKLİKLERİ YOK EDEMEMİŞTİR. İYİLİKLERİ ZERRE ALAN KAPLAR. KÖTÜLÜKLERİ
YAYGINDIR. BU BAKIMDAN DİN GEREĞİ, TÖRE GEREĞİ, MİLLİ DUYGULAR GEREĞİ, MANEVİ
DEĞERLER GEREĞİNİ YERİNE GETİRMEK İÇİN MÜCADELE VEREN İNSANLARIN HELE HELE BİR DE ÇALIŞMALARINDAN BİR YARAR UMMUYORSA DEVE CİĞERİ GİBİ CİĞERİ OLMASI
GEREKİR.
Bir insan
tanırım, hayatı boyunca katiyen ve asla bir menfaat beklemediği halde, hep
fikriyatla uğraşmıştır. Genç yaşta fikri hayatın içindeyken Allahı’na:
-Yarabbi! Bana hep
doğruları öğret demiştir.
Bu dilek onun
başını hep ağrıtmıştır. Doğruları öğrenip de yazılarında ve fikriyatında, onun
gereği hareket edince, başı ağrımaktan hiç kurtulamamıştır.
Böylelikle
idealist konuları seçme durumunda kalmıştır. İdealizmi seçince insanoğlunun
gününü gün etme politikası çoğunluğa hakim olduğu için
bizimkinin başı hep ağrımıştır.
Bir İmamın
keçisi çalınsa Türk olmayan bab_ı Ali (İmam Keçi çaldı
) diye yazdığı gibi, bizimki de bir kızla konuşsa, düşmanları tarafından
şişirile şişirile balon edilmiştir. Yalnız benzetecekt bir şeyler olsun yeter. Bazen hiç benzemeyen
konularda söz konusu edilmiştir. Mesela elini eline deymediği bir masum onun işçisi
ise, tamam onun metresi olmuş olsaydı ne konuşulacaksa onlar konuşulmuştur.
Ticari hayatı
da, mesleğinde elinden geldiği kadarıyla dürüst olmaya çalışmasına rağmen,
dedikodu denen meret, ona da kir bulaştırmayı bilmiştir. Allah’ın bildiği odur
ki; bu haksız dedikodular onun günahlarından arınmaya sebep olduğunda şüphe
yoktur.
Siyasi
çalışmalarında bile en ufak bir karşılık ummadığı için başta başarı olmuş gibi
görünse de, kitlerin kaypaklığı sebebiyle, etkisi
olduğu söylenemez. Çünkü insanlar, yarınlarını örerken günlük değerlere göre
hareket ederler. Karanlık günlerde canını dişine takanları geçici olarak
beğenir ve överler, hatta yağ çekerlerse de, gün gelip de tatlı su balığı
havası estiğinde çoğu birden kişiliksiz sergiler yapanların ardına takılır,
köpekliği severler.
Bu bakımdan
dava adamları yaşadıkları sürede rahat yüzü görmeyeceklerini önceden
hesaplamalıdırlar. İftiralar yağdıkça gülümsemeleri gerekir. Bunu yapamayanlar
dava lafı etmemeleri gerekir.
ALT KADEME MASON KÖPEKLERİNİN
KUDURMASI ÜZERİNE
YAZAN: OSMAN ÜÇER
Adımı silersin köpek,
Sanımı silersin köpek,
Maddi varlığıma zarar verir
Haddini aşarsın köpek…
Devir senin devrin,
Kara paranla
Hayatımı sonlandıracak düzenler kurabilirsin!
Kudurabilirsin!
Şerefsizliğin, namussuzluğun, ittifakıyla
Bölgesel etkinliğinle
KANUNSUZ DAVRANIŞLARA TEVESSÜL EDEBİLİRSİN!
Alçakların elbirliğiyle
Bunlara yeltenebilirsin!
Dünya hayatı göz açıp kapayıncaya kadar kısadır…
Gerçekler aleminde ki
Varlıkların
Doğruların,
Güzelliklerin
Dostu….
Ruhumu kabzedemezsin ya?
O’na zararın dokunamaz ya!?
Doğruları söylememi,
Vurgunları açıklamamı,
Dolapları çevirenleri ifşamı önlemek için
Bütün kötülükleri kullanabilirsin ama
Dürüstlük idesinin dünyevi ve uhrevi köşküne ulaşamazsın!
Dünyadaki bütün Mason köpekleri şahlansa
Ruhumun kılına dokunamazsınız ya?
Bunu başka şekliyle dünya içinde söyleyebilseydim!
Yok…
Maalesef yok!
Yok o kadar gücüm yok!
Osman ÜÇER
Bölgede soygun var…
UTANMAZ BUNLAR!
OSMAN ÜÇER
Para nerde olsa hemen duyarlar
Don gömlek demezler, yine soyarlar,
Dünyayı yeseler belki doyarlar
Süphanallah gibi, sıralı bunlar...
İşleri kıyaktır ne gam ne keder,
Dinleri sahte la zangoç ya peder,
Yanlışı göstersen, iftira eder,
Yüzleri sırıtır karalı bunlar...
Günahları vardır elli altmış ton,
Sövüp dövüşseler tek emirle son,
Kulakları çeken azılı Mason,
Adli huzurdalar, yaralı bunlar!...
Dengeleri bozuk saralarını,
Cerahat sızdıran yaralarını,
Levh-i Mahfuz paklar, günahlarını,
Bilmeyenler mi var, buralı bunlar!
Uyuz köpekleri, nasıl tok ettin?
İşleri cahilce, pislik, bok ettin..
Kırk yıllık davayı nasıl yok ettin?
Hesap veremezler, arsızlar bunlar!
Güvenilmez, kaçar, uyamaz akte,
Öyle kıvırır ki, bulunmaz kahpe,
Dini yok, donu yok her şeyi sahte,
Menfaat tutkunu, usanmaz bunlar!
Bukalemun gibi rengarenk demen,
Yarar davasında, bölünür semen,
Kanlısı olsa da, anlaşır hemen,
Kırk kılığa girer, tanınmaz bunlar!
Dürüstler dünyada, maalesef tektir,
Bilge’ye saldıran, uyuz köpektir,
Nasihat olmazsa, hiciv kötektir,
Ölmedikçe azar, anlamaz bunlar!
Güzel insanları tuzakla gerip,
Ilıman davaya, yıkarak serip,
Dünyalık yaptılar el ele verip,
Her iki alemde, yüzsüzler bunlar!
Çabalar boşuna, gizlemek olmaz,
İyilik bakidir, gerçek kaybolmaz,
Haram hortumuyla, keseniz dolmaz,
Gözlerine toprak, doymazlar bunlar!
Yüzü yırtılmış da, ne gam ne keder,
Hırsız mısın deme iftira eder,
Koskoca davayı ediyor heder,
Kadroyu kurmuşlar, ayrılmaz bunlar!
Bölge davasını, bilerek gerdi,
Yobaz Maocu’yla elele
verdi,
Bilge kişileri birlikte yerdi,
Davayı yok etti, arlanmaz bunlar!
Muhafazakarız, dürüstüz derler!
Haramı bulunca hemence yerler,
Alçaklık kaybolsa icat ederler,
Usta düzenbazlar, utanmaz bunlar!
Baş iri, beyin yok, ne diyem sana,
Nasıl yaratık ki, doğurmaz ana,
Lider kim? Sen kimsin? Ötürek dana,
S…..lar her
şeye, aldırmaz bunlar!
Rezalet serginiz, apaçık, saçık,
Levh-i Mahfuz anı, gerçekler açık,
Saklamak mümkün mü? Bilinen kaçık,
Normal olamazlar, düzelmez bunlar!
Lağım saçıyorlar, o’na buna da,
Çamur, taş atarsan, sıçrar sana da,
Gizlice bakarlar her bir yana da
Gerçeği örterler, uslanmaz bunlar!
Dokuz takla atarlar, herkes inansın,
Şekle tutkunlar ki, gözler boyansın,
İsterse memleket, tamamen yansın,
Çalar çarparlar da, saklanmaz bunlar!
Hilekardır inan, yemin de billah,
Koskoca davayı, çökertti yallah,
Islah olmazlarsa, kahretsin Allah,
Nasıl düzelecek, inanmaz bunlar!
İlahi af için, her şeyi sayın,
Kurtuluş istersen, alın yıkayın,
Nerede delik varsa, ona tıkayın,
Acaba dönerler mi? utanmaz bunlar!
Osman Üçer
Yayınlandığı Yer: Onurlu Hamle Sitesi
**************
ÇETE’NİN HİKAYESİ
OSMAN ÜÇER
Memleket kan ağlarken bu üçlü
Kan emer, harman sürer..
Gerdan kırar…
“Mersin Kürdistan limanı” ilan edilirken
Bunlar duygusuz,
Bu üçlü parsa peşinde…
Yığın hesabı yapar
Fikrin, zikrin, ırzına geçer
Köpeklikte usuller anlatan
Ansiklopedik bilgiler üretir..
Fransız
Gülek’teyken
Herkes çarpışırken, onlar;
Ayşe ve Fatma’nın köyde ırzına geçme planları yapar.
Asker kaçakları gibi konulardan uzak, serapa…
Bilinen sicilleri..
Biri Milliyetçiliği soydu
Biri SAHTE şeriat dedi. Masonların ki tatlı geldi.
Biri de solcu kardeşlerini
Don gömlek koydu…
Üçü memleketi kabına sığdırdı…
Menfaati ağdırdı.
Her değerin gözünü oydu.
Dilinden paça yaptı
Bu bir fırsattı..
Kaptı ha kaptı..
Üçlü haydut çetesi
Vurdu, kırdı, sindirdi…
Her biri bir köşede
Hasret dindirdi.Vatan anayı emdi emdi
Susturdu, kusturdu.
İcatları
Mazlumun, milli değerlerin ağzına gemdi.
Emdi, emdi..
Semirdi…
Söylediklerine göre
Üçü de demirdiler.
Muratlarına erdiler..
Bozuk düzeni fırsat bildiler.
Karada ölüm yoktu onlara!
Öküzler Obası’nda
Dalgalarına taş atan yoktu
Bu sömürüye susan aydının işi boktu
İçlerinde delikanlı çoktu.
Neredeydiler?
Düşman çizmesi bilmez
Davasız, anasız, babasız
Vefasız, arsız…
Alçak takımı
Yobaz ile kucak kucağa zina
Dikti mi bina?
Pankalara dolar, mark yığdı mı?
Memleket ne demek?
Söyle Memet?
Ne demek memleket?
Hüsüyün, onların soygununa küsüyün?
Solcuydu, sağcıydı
Evciydi, bağcıydı..
Dün günü dağcıydı.
Yığınları puskun
Yarar için suskun
Sus aslanım sus!
Pus aslanım pus!
Sin yerlere kadar…
Köpekler yesin leşini…
Tarihler yazmalı eşini..
Heleşemini…
Şamatan soygununu gizler
Gören gözler
Sizlerle, bizler!
Osman ÜÇER
-------------------
UMUT ATINA BİNMEK İSTİYORUM
Osman
ÜÇER
Umut atına binip
Şahlandırmak istiyorum!
Şimşekleri kamçı yaparak
Rüzgardan dizginler
Ellerimde….
Dağ tepelerini eğer olarak kullanıp
Başımı bulutların arasında gezdirsem!
Gök gürlemelerinden sesimle,
Boşluğa ünlesem!
Atmosferi soluyup
Güneşi elimle tutsam.
Evren kadar meydanım olsa!
Bütün yıldızlar kaydıraklarım,
Sonsuzluk bahçem olsa!
Kuyruklu yıldızlar çemberlerim,
Işıltılar renkli bilyelerim olsa!
Ayağım köşemdeyken başım evreni delse!
Sonsuzluğa kadar çabalasam…
Yayınlandığı yer: a) Milli Hamle
Gazetesi-
b)Türk Edebiyatı’ndan Esintiler isimli Antoloji.
xxxxxxxxxxxxxxxxx
A N A
OSMAN
ÜÇER
Hayatımın ölçüsü, sensin inan ki ana,
Yıllarca kış gecesi sobayı yaktın bana,
Dersimizi çalıştık, ısındı oda ama,
Eziyetten yılmadın, daim dayandın ana!.
Nane ile ıhlamur, faydalı ilaçlardı,
Üzüntünün kaynağı, dünyada ki açlardı,
Fakire uzattığın parça ekmeğin vardı,
Merhametin abide, sen bir destansın ana!
Yükselen avuçların maneviyat ağıdır,
Vatana duaların birliğin kaynağıdır,
Türklük ve İslamiyet isteğinin bağıdır,
Tarih mi tahsil ettin, bir tanem canım ana?!
Geçmişe saygılısın yakarışın atiye,
Babaannem gibi hep; inlersin Allah! diye,
Bir defa gülümsemen, günüm için hediye,
Ne olur çatma kaşını, sana kurbanım ana!
Kimsenin kötülüğün istediğin görmedim,
Nefsini yükselttiğin bir ânını bilmedim,
Kırk üç yıldır seyredip, acep melek mi dedim?
Bu rüyadan uyanmak, beni kahreder ana!
Ümide kırıklarla her zaman sanki sırdaş,
Misafiri hoş tutup, dertlilerle arkadaş,
Geçmişe gülümseyip, gelecek yavaş yavaş,
Birlikte yaşayalım, acele etme ana!.
Sensiz her şey anlamsız, başka yoktur ki yâdım,
Üç gün ayrılsam eğer, şefkatine susadım,
Tesbihinin dânesi huzurlu
birer adım,
Acele etme sakın, aman ağır ol ana!
Sanki çeken mi var ki, bu ne acele kayış?
Üç kaşık yemek ile, bir takatli yaşayış,
Yüz yaş olmalı desem, bunu eziyet sayış,
Esrarlı tutumunla, bizi kahretme ana!
Mutfağında lezzet var, daim pişir aşını,
Sandığını açma hiç, hatırlama yaşını,
Okurken yorulursan, koy dizime başını,
Elin, dilin şifalı; hayatı taddır ana!
Asaletli başını tâ uzaklara kaldır,
Öyle anlat ki bize, hülyalara da daldır,
Mazi, âti kaynaşsın; emzirdiğin helaldır,
Birliklerin hamlesi, senin eserin ana!
O uzun gecelerde örttün yorganımızı,
Bir fincan pekmez ile ısıttın kanımızı,
Gün görmüş davranışın, süsler her ânımızı,
Öpülesi ellerin çekme başımdan ana!
Çamaşırı bitirip, soframıza gelerek,
Peyniri ile sızgıtı ince ince bölerek,
Rızkı veren Allah’tır, dua edin diyerek,
Yavruları büyüttün, torunları da ana!
Seccaden yuvamızda maneviyat kapısı,
Aileye yön verir, hükümlerin yapısı,
Mutluluk şerbetidir, çekme sakın bu tası,
Uzun uzun yaşa ki, sana doyalım ana!
Hatıralar hartası, babamın fotoğrafı,
Ezbere biliyorsun, eski kitaplı rafı,
Bir bakışta sezersin, karışık ile safı,
Taddır bütün zamanı, arı balısın ana!
Küçümseme, yerinme sözlüğünde yok senin,
Yılların ızdırabı, nakışıdır
çehrenin,
Bilirim; derinlerde öksüzlüğün elemin,
O acıyı gösterme; bize yakında ana!
Tadı bin yıldır sanki, seninle geçen
ânın,
Saat, seccade, tesbih, rahle ile Kur’anın,
Evlat, vatan ve millet, örgüsüdür duânın,
Namaz bitiminde bizi sıvazla ana!
Sırdaşım, komşum ana, ver elini elime,
Seni tarif edemez, dillerde ki kelime,
Bizi mutlu istersen, sakın ölürüm deme,
Yerin kalbim içinde; çıkayım deme ana!
Toplanalım bayram da ÜÇER ile, on ile,
Damatlarla gelinler, akrabağlarla bile,
Köşende otur konuş, huzuru getir dile,
Yüz torunla yaşa sen, şemsiyemiz ol ana!
Seccadende halkalar, evlatlar torunlara,
İstensin mutluluklar, bilcümle insanlara,
Zikirini yeniden bizler ile tekrara,
Devam et yaşayalım, hayır duanla ana!
22.6.1982
Niğde 2594 / 15
Yayınlandığı yer. Niğde, Nazilli, Aydın,
Kuşadası Mahalli televizyonlarda, Nazilli Anadolu, Karacasu gazetelerinde,
Niğde
Hamle Gazetesinde
--------------
HAKKI SAVUNMAK
OSMAN ÜÇER
Kim demiş kolay diye, daim
hakkı savunmak,
Haksızlar, şerefsizler
ortalığı kaplamış,
Şirrete, çirkeflere,
mümkün mü karşı olmak?
“ Bananeci
godoşlar!” ortalığı kaplamış!..
Kimi iddiasında daim dinci
görünür,
Haksıza karşı durmaz, mazarete bürünür,
Kötülük kahrolsun der,
böylesine sürünür,
Yobaz sahte dindarlar,
ortalığı kaplamış!...
Menzile varamazsın, atmış
arşın atlasan,
Bu problem çözülmez,
hendese hesaplasan,
Sonunda sırıtacak; boşmuş kaygun ve tasan,
Kokuşmuş ve mücrimler;
ortalığı kaplamış!...
Son ümidin, ilahi adelettir senin,
Mücadele ederken; yırtılır
yakan yenin,
Ahın
arşı kaplasa, destanlaşsa elemin,
Adalet bilmeyenler,
ortalığı kaplamış!...
Hakkı savunmak kutsal,
savun görevim hadi,
Haksıza karşı dur ki,
boyun göreyim hadi,
Güreşirim diyorsan, soyun
göreyim hadi,
Hep kaçak güreşenler
ortalığı kaplamış!...
Sırıtan çehrelerde,
dişlere bir bak hele,
Kapılar arkasında, işlere
bir bak hele,
Cetleri haram yemiş,
fişlere bir bak hele,
Haram da müttefikler,
ortalığı kaplamış!
Hey hemşehrim,
dur hele, bu sözlere bakma sen,
Atıl! Mücadele et! Bütün
haksızları yen,
Doğru yoldan dönülmez,
sanki yorulmuşum ben,
Demek ki yorulanlar
ortalığı kaplamış!
Geçiçi
mutluluklar, senin secden olmasın,
Dünyevi kurallarla, her an
beynin dolmasın,
Doğuran anan pişman, sakın
saçın yolmasın,
Haram sütten emenler,
ortalığı kaplamış!
“ÜÇER gibi
başlayıp;” ulaşma pişmanlığa,
Hazırla ki kendini,
dostluğa düşmanlığa,
“Hakkı savunmak” güzel,
dayan perişanlığa,
Rahatını sevenler, o r t a
l ı ğ ı kaplamış!..
1.6.1981 OSMAN
ÜÇER 2594 /19
Yayınlandığı yer: Bir
çok mahalli gazetede ve yerel televizyonda
----------------------
OSMAN ÜÇER’DEN BİR ŞİİR
Dürüst olmak var iken, ümit verip
aldatmam,
Çakmak, çıra varsa da, sebepsiz hiç
yandırmam,
Benim sözüm doğrudur, kimseleri
kandırmam,
Dansöz gibi kıvırıp, yoluma çıkma sakın!
Öz doğru, sözü doğru, tam dürüst Türk
Tipi’yim,
Heybedeki ip değil, demiryolu gibiyim,
Makam şöhret gerekmez, mütevazi biriyim,
Sana yakın olamam, mırışıp
durma sakın!
***************************************************************
Osman ÜÇER için yazılmış şiirlerden bazıları:
Allah’ım vermesin size bir acı
Mutluluktur gönüllerin ilacı,
Doğruluktur insanların baş tacı,
Vefalı dostsunuz Osman ÜÇER Bey..
Mevlam nasib etsin
size cenneti,
Hem farzı bilirsin hem de sünneti,
Gönülden seversin güzel devleti,
Yürekli dostsunuz Osman ÜÇER bey.
Bilirim gariplerin yoldaşısın,
Bütün dertlilerin arkadaşısın,
İstememki senin başın ağrısın,
Hatırlı dostsunuz Osman ÜÇER bey..
Dilinden düşürmezsin bu vatanı,
Duayla anarsın ecdat atanı,
Damarında dolaşır Türklük kanı,
Azimli dostsunuz Osman ÜÇER bey.
Türklük dâvasını
özünden güder,
Hep atalarının izinden gider,
Mevlamız vermesin dert ile keder,
Gerçek bir dostsunuz, Osman ÜÇER Bey.
Televizyonda proğramları
var,
Kitaplarıyla hep bilgiler saçar,
Kabına sığmaz, araştırma yapar,
Hakiki dostsunuz Osman ÜÇER bey.
Hak yardım etsin elimden tutana,
Sizin gibi insan lâzım vatana,
Hak rahmet eylesin aziz Ata’na,
Hayırlı dostsunuz Osman ÜÇER bey.
Seninle övünsün, Yüce Milletim,
Boşa gitmesin emek gayretin,
Aşık Sefai’yem
size minnetim
Cüretkar dostsunuz Osman ÜÇER Bey...
Bor’lu Aşık Sefai 10.9.2000
Bor - Niğde
Elimde şiirler, çaldım kapını,
Hep sizden öğrendim, öz kuralını,
Hasta duygulara şifa hapını,
Aldım elinizden, Osman Ağabey!
Sizin sayenizde yazmayı sevdim,
Fikirler yoğurup düzmeyi sevdim,
Kafiye kurmayı heceyi sevdim,
Hürmetkarım ben de, Osman Ağabey!
Bakışın heybetli kaşlarınsa gür,
Beslediğin duygu, her zaman özgür,
Sizde hiç yok ki, anlamsız gurur,
Tevazu üstadı, Osman Ağabey!
Üzerine lağım saçılsa güler,
Ahengi kuruyor, gösterir hüner,
Olumlu eleştiri, dalında tüner,
Hatipler önderi, Osman Ağabey!..
Düşmanın pek çok, öyleyse sevin,
Meyvalı ağaçlık, her yerin, evin,
Gölgesi uzundur, azimli devin,
Çilelere katlan, Osman Ağabey!
Atatürk sevgisi, kuralın, yasan
Sahtesiz, riyasız, birliğin tasan,
Etnik gurupları, bağrına basan,
Daim seni gördüm, Osman Ağabey!..
Gül destelerinden almışım hazzı,
Makalen romanda bulmuşum feyzi,
Siyasetten uzak çizmişim düzü,
İzindeyim ben de, Osman Ağabey!
Hediye getirdim, karşılık verdin,
Takdire şayansın mutluluk serdin,
Küçüğe küçüksün, büyüğe erdin,
Halkla birlikteyiz, Osman Ağabey!
Allah’ım vermesin, size bir acı,
Giydirsin başına, mutluluk tacı,
İsteyene yardım, verir ilacı,,
Olgun bir yolun var, Osman ağabey!
Şanlı adınıza, yaraşır destan,
Vatan özgüsüyle içi tutuşan,
Folklorun, Kültürün Türklüğüme şan,
Karşılıksız seven, Osman Ağabey!
Huzurlu yuvana düşmesin
gölge,
Tüm halkın sesisin, ayırman bölge,
Öyle bir setsin ki, yıkamaz dalga,
Gönüller fatihi, Osman Ağabey!
Özünle kutluyum, her şey
sayende,
Salim der mutluyum, senin sayende,
Yarın umutluyum, O’da sayende
Bilmem anlatmaya dilim yeter mi?
Osman ağam, böyük
adam vesselam.
Dermansız kalemim Kolum yeter mi?
Osman ağam böyük
adam vesselam...
Affına sığınıp, başlasam hele,
Bülbül dikeninden gücenmez bile,
Zahiri neşeli, batını çile,
Osman Ağa’m böyük
adam vesselam!
Memleketi nire,
vatanı nire,
İz bırakıp isim yazmış, çok yere,
Mevlam esirgesin, düşmesin dara,
Osman Ağa’m böyük
adam vesselam!
İşinin esası, beşeri marif,
Alimdir keza bir o kadar arif,
Nefsi olan melek gibi bu herif,
Osman Ağa’m böyük
adam vesselam!
Evliya makamı, veli katına,
Kerameti vurur, alın çatına,
Önce Allah, sonra biz hürmetine,
Osman Ağa’m böyük
adam vesselam.
Edebe riayet, haddimiz haşa,
Takdir olur mu baş yarmayan taşa,
İzine türabım, hem koşa koşa,
Osman Ağa’m böyük
adam vesselam.
İkrariyem gayrı, naçar sözümü,
Davanda görmüşüm, alın yazımı,
Mesnetsiz sualin kesin çözümü,
Osman Ağa’m büyük adam vesselam!..
1.12.2001
AYHAN ÇAKMAK
Xxxxxxxx
Vallahi gözümde çokça büyüktün,
Mürşid’i Kamil’im belledim seni,
Gönül sarayımda tahta layıktın,
Tuttum ayağından, salladım seni!..
Okudukça sen, işte diyordum,
“Böyle adamlarla” kurtulur yurdum
Velakin, malesef,
gerçeği gördüm,
Zırhından çıkarıp, çulladım seni!
Geçim derdi sende, koymamış takat,
Anladım paraya doymadın fakat,
Ne şair olursun, ne de avukat
Hakk’ın divanına yolladım seni!
İlmin varsa amel etmen gerekir,
Bu gidişat seni yolda bırakır,
Ben de hiç biri yok, buna da şükür,
Cahil cüretiyle solladım seni!
Dost acı söylerse, ibretmiş meğer,
Alınmak yerine, övgüye değer,
Hakkını helal et, bildiysen eğer,
Tuza batırıp da, balladım seni!..
10.01.2002-01-10
Ayhan Çakmak
OSMAN BEY
Türkü sever, Türkü yazar,
Her insanla etmez Pazar.
Yalancıya fena kızar,
Avukat Osman ÜÇER Bey!
Haksıza olmaz himası,
Güçlü mantığı