Bu bahsin yarısı bu sitede, yarısı ise www.olumlu yol.com sitesinde

O S M A N    Ü Ç E R

AV U K A T-Y A Z A R

Cep: 0 535 210 68 34

EV VE Yzh. Tel ve bel.geç: 233 20 25

EV, YAZIHANE:   Kayardı. A.ÜÇER çeşmesi yanı  nu:31  Niğde

Tel:  0 388  232 99 52

www.onurluhamle.com

www.olumluyol.com

osmanucer@ttnet.net.tr

Vergi:904 003 48 19

Posta çeki: 1410792

************************


OSMAN ÜÇER KİMDİR?

 

Şu anda NİĞDE’NİN EN ESKİ KÜLTÜR SİTESİNİN YANİ ONURLU HAMLE İSİMLİ SİTE’NİN  YÖNETMENİ VE SAHİBİDİR.

 

İmeil: (osmanucer@onurluhamle.com)

osmanucer@ttnet.net.tr

26.3.940 Niğde doğumludur.(26.2.9)
15.06.1958 DE GAZETE VE DERGİLERE YAZMAYA BAŞLAMIŞ,  yazarlığı 52. YIL İÇİNDE  BULUNMAKTADIR.

1947 yılında Kel Ali’nin karısı Büyük annesi Hanife ÜÇER, sayesinde hikaye, mani, şiir  telkinleriyle yazarlığa merak sarmıştır.

Bizim millet illa da yazarın siyasi eğilimini merak eder. 1946 DP lisi.. 1962 ülkücüsüdür. Şu anda ise MHP nin Türk Milliyetçliğini katlettiğini ispatlıyor.

Nam için değil de, gerçeği ifade için söylüyoruz. Türkeş ile Erzurum’a kadar koşturmuş, 67 vilayetin biri olan Niğde’ye ülkücülüğü getirmiştir. Beynelmilel dernekler ülkücülüğü dejenere etmek isteyince sekiz senedir karşılarında mücadele vermektedir. Fikren kim olduğu sanırım aydınlandı. Hayatında bir resmi görev veya siyasi olarak muhtarlık bile istediğine tanık olan yoktur.

DAKTİLO SONRASI BİLGİSAYAR, GAZETE VE DERGİ SONRASINDA RADYO, TELEVİZYON internet İMKANLARININ YAZI HAYATINA RENK KATTIĞINI, ANLAMLANDIRDIĞINI SÖYLER.

“BAZI GAZETE PATRONLARININ YALAKA, SÖMÜRÜCÜ, OYNATAN OLMASINA KARŞIN, İYİ BİR YAZARIN İNTERNETİN HÜR ORTAMINDA GÖRÜŞLERİNİ KORKUSUZCA YAYMASI, FİKİR ADINA KIVANÇ DUYULACAK BİR ORTAM YARATMAKTADIR!” DEMEKTEDİR.

Bu başıboşluk demek değildir. Yazar kendisini her zaman savcı önüne oturmuş bir kimse olarak görmeli, kişiliklere saldırmamalıdır. Şu var ki, siyaseti seçen ve bilhassa o hayatta rüzgarlı işler başından geçenlerin yazarların malzemeleri olduğunu unutmamamız gerekir. Buna razı olmayan siyasetten çekilir.

Kişilere saldırmaması derken, (ailesi fertleri ile cinsi ilişki kuran, eski bazı komünist, AB ve ABD ci sapıkların yakası elinizden düşmemelidir) der.

BİLGİSAYAR-İNTERNET ORTAMI YAZARIN ESER SAYISINI VE KALİTESİNİ YEĞİNLEŞTİRMEKTEDİR.

Bir çok kimsenin cep telefonu kullanımında bile kör topal hareket etmesinin, toplumumuz

açısından iyi bir görünüm olmadığı kanaati yaygındır. Ölünceye kadar doğal teknik ilerlemeyi, günlük hayatta lazım olanı ile birlikte takip etmek, Müslüman’ın huyuna uygun olanıdır.

--------------------------

 

 İlk, Orta, Lise’ yi Niğde’de okudu. Lise bir öğrencisiyken, gazetelerde yazıları çıkmaya başladı. sonra İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Askerliğini İstanbul Tuzla Piyade Yedeksubay okulunda, Gökçe Ada (İmroz)  jandarma taburunda, Konya  Kaza jandarma komutanlığı ve kaymakam vekilliği kursunda, Nazilli  İlçe  Jandarma komutan vekilliğinde ve Afyon Emirdağ’ Astsubay Okulu Ceza hukuku öğretmenliği görevini yaparak bitirdi.

Nazilli Jandarma Komutan vekilliği hayatımın en renkli devirlerindendir demektedir.

Hakimlik için bir hafta Ankara’da heyet muayenesine gitme meselesi canını sıktı. 1970 yılında bir masa birkaç sandalye temin ederek avukatlığa başladı. 25.10.1968 de Nazilli’de evlenmiş, geçimini temin ile karşı karşıya gelmişti. Öyleyse,  bir masa bir telefon ile avukatlığa başlaması akla yatkındı.

40 senedir avukatlık yapmaktadır. Bu sürenin on bir senesini bilfiil Nazilli’de geçirdi. 40 senedir Nazilli’yle ve Ege şehir ve köyleriyle iç içedir.

Bu ara Ege folkloru ‘nu tanıdı. Batı’da kaldığı sürece, mahalli gazetelerde yazdı. Yöre televizyonlarında belgeseller hazırladı. Yörük Ali Efe yazarı Sabahattin Burhan’la Aydın ve çevresini adım adım gezip, İstiklal Savaşı’na nefes aldıran kahramanların hayatlarını öğrendi. Belgeseller hazırladı.
Mesleki çalışmalar yanında folklor derlemelerinde Kars’tan Muğla’ya kadar, Hakkari’den Edirne’ye kadar bir çok vilayet için gerekli belgeleri topladı.

 

Eserleri:

1-  “Hamlemiz’in Anahtarı” isimli bir güldeste olan ilk kitabını Nazilli’de yazdı.

 

OSMAN ÜÇER GÜLDESTE TARZINDA YAZILMIŞ İLK ESERİYDİ.

 

Gençlik heyecanı şiirleri, dernek faaliyetleri, zamanın ideolojik faaliyetlerinin felsefemiz bakımından yorumlarını bu eserde usta bir kalemden, heyecan yüklü bir ruhla resimlendiği görülür.

Hece vezniyle yazılmış folklorik ve dava ile ilgili şiirleri bu kitabın zengin münderecatı arasındadır.
2- Arkasından Gökçe Dede’nin ilk cildi geldi.. Aşağıda Gökçe Dede için gerekenler söylenecektir. Üç cilt daha basıma hazırdır.  On ciltte tamamlanacaktır.

3-  Nazilli’de, son olarak, Fikirler Zaman Tuneli’nde isimli tiyatro eseri tamamladı.

 

İÇ VE DIŞ DÜŞMANLARIN YARATTIĞI SAĞ SOL KAVGASINDA BARIŞI GETİREN ESER

TİYATRO TARZINDA YAZILMIŞ BU ESER SAMİMİYETİN, BİLGİNİN VE SEVGİNİN DESTANININ ANLATIR


Fikirler Zaman Tuneli’nde isimli eser, 1980 öncesi’nin kıyasıya mücadelesinde Sağın ve solun akıllı bazı mensuplarının sergilediği fikirleri ihtiva etmektedir. Eserin sonunda mutlu evlilikler, fikir birlikleri göz yaşlarınızla sizin rahatlamanızı sağlayacak niteliktedir.
4- Niğde’ye döndükten sonra, kırk yıldır notlarını hazırladığı, yazdığı ((Osman Kabaksız ve Arkadaşları’nın)) belgelerini tamamladı..

Bu eser Niğde’de nükte konusunun temellerini inceler.  Bu konuda bölgenin ilk derlemesidir.  Sanırız ki bu eserin üzerine yeni çalışmalar bina edilirse, bölgenin güldürü konusunda hazinesi bir araya getirilmiş olacaktır. Tanıdık bir sürü sima, İç Anadolu’nun kıvrak zeka ürünlerini sergilemektedir.
5- ÜÇER’in, Türkiye gezilerinin ürünlerinden olan, EŞSİZ MİLLİ KAHRAMAN MİHRALİ BEY- TOP OLMAZSA ARAP GELMEZ İMANA adlı eseri Niğde’de yazılmış ve piyasaya sürülmüştür. Bu eserin yazılmasında Erzurum ve Kars’ta bir süre kaldı. Sivas’taki araştırmalar maalesef henüz yapılamamıştır. Abdülhamit’in YELESİZ ASLANIM DEDİĞİ, ESSİZ MİLLİ KAHRAMANIN Niğde’de geçen zamandaki anılar esere dahil edildi. Yemen felaketinin yorumları eseri zenginleştirdi.

 

 

2008 İTİBARİYLE

yazımları

 

1-     Hamlemizin Anahtarı, (Nazilli’de basıldı) Güldeste tipinde bir eser.

2-  Gökçe Dede. (dört cilt hazır) biri basıldı. Üç cildi hazır. On cilt olarakz tahayyül ediliyor.

3-  Fikirler Zaman Tuneli’nde, Nazilli’de yazıldı. Üç perdelik komedi. 1980 öncesi fikir ayrılıklarını birleştiren eser.

4-  Mihrali Bey, (Kafkasların yiğit delikanlısı Mihrali Bey’in destanı. Rus Emperyalizmi’ne karşı savaşan, tarihimizin en büyük mücahitlerinden biri. Bazı mektuplar, bu eserin konusunda dünya da ilk yayınlandığını (1999) söylemektedir.

5-  Osman Kabaksız ve Arkadaşları.Niğde’de yazıldı ve basıldı.  Letayifname tarzında yazılan bir eser.

6-  Deniz Yıldızı. Onurlu hamle sitesinde yayınlandı. Basılmadı

7-  Niğde folkloru, 1959 - 1975 arası üç gazetede 115 er tefrika olarak, 3 4 defa yayınlandı.  Olgunlaştırılacak görüşlere göre yeniden kaleme alınması gerekir.

8-  Onurlu Hamle ciltleri. 2001,2002 de kurulan sitede günümüzün milliyet ve maneviyat kavgalarının verildiği yazılar.. Amerika’dan, Türkistan’a, Gürcistan’dan Avusturya’ya kadar uzanan ilgi alanı olan, bir meşhur kavga sitesinin görünümlerini ihtiva eder. Her onurlu Hamle cildi bünye olarak on kitaba bedel yazı ihtiva etmektedir.

9- Olumlu Yol sitesi ciltleri

10- Alçaklar Nasıl Yükselir? Son yedi senenin içinde yapılan mücadelenin şiirleştirilmiş şekli. Onurlu Hamle sitesinde yayınlanacaktır.

11- SANIK.. (1990 LI YILLARDA YAZILIP OSMAN ÜÇER ARŞİVİNDE KAYBOLAN TİYATRO ESERİ BULUNDU..

Tashihlerden sonra SİTELERİMİZDE de yayınlanacaktır.

12- OSMAN ÜÇER’İN TÜM ŞİİRLERİ (basılmayı bekliyor)(dört yüz sayfa)

13- MASYONİSYA. Sitelerimizde

Çeşitli konularda Masyonisya’yı inceleyen makaleler yayınlanmıştır. Arşiv incelenerek bu makaleler bir araya getirilmiştir. (Hak vaki olduğunda, bizim makaleler, romanlar noktalandığında, bir araya gelmemiş  Masyonisya yazıları içinde bir gayret gösteren olursa Allah Razı olsun)

Renkli resimlerle

Printir baskısında.

-----------------------

Sayın  OSMAN ÜÇER,

SİZİN MASYONİSYA YAZILARINIZIN ŞU ANLAMA GELDİĞİNİ SANIYORUM:

MASONİZM-MASON ÜLKESİ

 NE DERSİNİZ?

DOĞRU TAHMİN ETMİŞ MİYİM?

ORHAN  ALKANAT

-------------------

 

Sitenin Anadolu gazetesinde

Haber oluşu

-------------------

Sayın :Av. Osman ÜCER

NİĞDE

 

Değerli Üstadım.

Kalemle başlayan düşünüm ve yazın hayatı  ile insanlık ve onur  mücadelesinde 50. yılınıza ulaşmanızdan dolayı  sizi ve sahsınızda www. Onurlu Hamle. Com  da ve www.olumluyol.com ‘da  çalışan yazar, çizer, ve şairlerinizi kutlar şahsınızda bu değerli kalemlere teşekkür ederim.

(Aşık  KORHANİ)  Kamber ORHAN   Antalya

 

Şair, yazar arkadaşımıza teşekkür.  Kısa zamanda aramızda görmek istiyoruz.

 

Sayın :Av. Osman ÜCER

NİĞDE

 

Değerli Üstadım.

Kalemle başlayan düşünüm ve yazın hayatı  ile insanlık ve onur  mücadelesinde 50. yılınıza ulaşmanızdan dolayı  sizi ve sahsınızda  Onurlu Hamle. Com  da çalışan yazar, çizer, ve şairlerinizi kutlar şahsınızda bu değerli kalemlere teşekkür ederim.

Türk toplumunun aydınla ve Ulus devlet  olma  yolunda  verdiği mücadelede emek ve eserleriniz ile bu mücadeleye  katkılarınızdan dolayı silere sonsuz şükranlarımı arzederim.

Günümüzde Global emperyalizmin kol gezdiği dünyamızda; Hangi düşünden ve görüşten olursa olsun dava ve düşün adamlarının  kalemlerini  ülke çıkarları lehine değil de kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaları, Türk toplumunun içine düştüğü imliksizleştirilme sorunundan başka bir şey değildir.

Bu gün ülkemizde yaratılan suni gündemler, siyasal gerilimler , Ekonomik çalkantılarda ABD nin Büyük Ortadoğu (BOP) projesi kapsamında yürütülen kimliksizleştirilme ve parçalama planlarının  parçalarından başka bir şey değildir.

Gerek ABD, gerekse AB ve AKPM bu planın öncüleri ve Türk toplumunun imha edilmesinde Lokomotif görevini üslenenlerin başında gelmektedir. Ne yazık ki ülkemizdeki  kalemini satmış bir çok aydın yazar çizerlerle boyalı basının yaldızlı köşelerinde boy gösteren  bilim adamı ve siyasilerde Ülkenin bölünme parçalanma sürecine yasal yönden destek vermektedirler.

Bu ahval ve şerait için de hiçbir çıkar  ve  hiçbir etnik ayrımcılık gözetmeksizin, kendinizi   Türk toplumunun Ulus devlet olma  ve aydınlanma mücadelesine verdiğinizden  dolayı  kutlar kaleminiz ve azminiz güçlü, yüreğinizin sevecen kalması  dileğiyle 50. yılınızı kutlar saygılar sunarım.

 

(Aşık Korhani)

Kanber ORHAN

---------------------

HAYATI BOYUNCA BİR İDEOLOJİYE KAPI KÖPEKLİĞİ YAPAN o:üçer

((BÖYLE BOŞA ÇIKACAKMIŞ,  O GÜZELİM DAVA ÇOĞUNLUKLA GAFİLLERİN ELİNDE KALACAK, KEŞKE YALNIZ FOLKLORİK MESELELERİN ÜZERİNE GİTSEYDİM!)) DİYOR.

HADİ ONDAN BİR FOLKLORİK HİKAYE DİNLEYELİM:

 

 

BEN YERİM,

SEN YERSİN,

O ‘DA YER!...

 

Yazan: Osman ÜÇER

 

Tıkınmayan  yok,

Filan yiyor, feşmekan yiyor,

O’da ben de yerim diyor!

Ben yiyorum, sen yiyorsun, o yiyor!

Seçilenler, görev alan

Halktan ortak buluyor,

Ben yiyorum, sen yiyorsun, o yiyor!

 

Sağcı, solcu tıkınarak yiyorlar,

Oh ne güzel yemeler,

Rahatladık diyorlar!...

Eşini dostunu yalağına alarak,

Ben yiyorum, sen yiyorsun o yiyor!

 

Aşırmasyon maharetli iş oldu,

Hırsızlığa meyyal olduk hepimiz,

İhbar yapan bir şerefsiz kişi ki,

Susturarak, sırt dönerek suçlarız,

Bu tekerlek böyle döner korkarım,

Ben yiyorum, sen yiyorsun, o yiyor!

 

Dinde şekle, sıkı sıkı sarıldık,

Dürüstleri yuhlamayla presledik,

Günah olur diyenleri tersledik,

Haramlarla gövdeleri besledik,

Ben yiyorum, sen yiyorsun, o yiyor!

 

Kılıklara giydirdik, külah ile fesi,

Seyredenin kesiliyor nefesi,

Allah ile aldatarak herkesi,

Ben yiyorum, sen yiyorsun, o yiyor!

 

Şekil ile Hak’tan ne bekleriz?

Ahlak, kanun, nizam deleriz!

Utanmaz, arlanmaz kimseleriz!

Ben yiyorum, sen yiyorsun, o yiyor!

 

Sen dalgana bak,

Parti, marti vız gelir tırıs gider,

Çalmak, bölüşmek için

Sebep mi yok aslanım,

Ortaklığa razı ol bir, sen hele,

Az çok deme, at cebine bakayım,

Ben çalarım, sen çalarsın, o çalar!

 

Düşünüp kaşınma sakın,

Etrafa gülücük dağıt,

Yılış, eğil, takla at..

Maharetli desinler!

Öyle istifle ki,

Senin olsun besinler!

Sırdaş bul; ortak bul, çalış,

Çözeni bağla, kes sesini,

Ben çalarım, sen çalarsın, o çalar!

 

Hem özeli soy, hem devleti,

Helal olsun desinler,

Kesenin ağzını aç,

Herkesler yesin, içsin!…

Ekenler, biçsin de yesin

Ben çalarım, sen çalarsın, o çalar!

 

İbadet eder görün, sakalını sıvazla,

Deveyi hamuduyla ye

Sakın yetinme azla..

Sezen olursa eğer, ikaz et,

“Konuşma lan, konuşma fazla!”

İhtarınla korkutarak,

Yoluna devam et..

Yap yapabildiğin kadar

Belini incitme sakın!

Bu kervan böyle gider,

Ben çalarım, sen çalarsın, o çalar!

 

Çenede kıl bırak ki,

Filozof sansınlar seni!

Öyle bir soy ki, çıplak bırak ebeni!

Herkesin ağzı açık,

Bilmesinler nedeni

Hırsızın sağcısı solcusu olmaz,

Sakın fikire dalma

Alırsan, küçük alma,

Ben çalarım, sen çalarsın, o çalar!

 

18. Asırdan beri,

İngilizdir nedeni,

Binlerce hoca soktu, kandırmıştı dedeni,

Hırsızlık esas oldu, mücadele fasarya..

Ahlaksızlık yol oldu,

Gerisi hep angarya!

Ne durursun be yavrum?

Ayağa kalk Sakarya!

 

İşte manzara böyle, sakın korkup kaçma sen,

İffetsizliğe pirim verme,

Atıl parçala…

Hapset, çalıştır, ve hemen as..

Tutma yas..

Toplum için, Cennet için..

Düzene koy insanı…

Düzelt tümden laçkalaşmış yasanı!

BEN ÇALMAYIM, SEN ÇALMA, O ÇALMASIN!

 

Her sahada kokuşma

Düzeni bozanların eseri

Atıl artık ortaya

Geldi mücadele  eri,

Öyle haykır ki, inlet!

Göğü ve yeri!

İFTİRALARA ALDIRMA, SİPER ET BAĞRINI,

Ben kurtarırım, Sen kurtarırsın, o kurtarır!

 

Bak o zaman,

Ben çalmam, sen çalmazsın o çalmaz,

Şerefsiz ile hırsız piyasalarda kalmaz!

Tetik ol, adil ol, uyuklama sakın!

Kurtuluş ışığı var, ümitsiz olma sakın!

Gün doğacak bunu bil,

Kim bilir belki bu gün, belki daha da yakın!

 

Allah Allah nidasıyla

Düzene sok Oba’nı,

Eğer kötü yolda ise,

Çiğne, yok et  babanı..

Karın kardaş deme,

Hak yolunda buluştur,

Kötülük nerde ise sımsıkıca soruştur!

Haykır, atıl, parçala, öylece kurtulursun!

Bu toplum ile sen de huzur bulursun!

Gün doğacak bunu bil,

Kim bilir belki bu gün,

Belki daha da yakın!

 

Rehavet hissetme sakın!

Kurtuluş pek de yakın

Kimbilir belki bu gün, belki daha da yakın!

 

Hazreti Ömer adaletini uygulasan ne olur?

Hele bir denesene

Düzelecek bu yurdum her gelen yeni sene!

Hele bir sına, deneyiver evladım

Gün doğacak bunu bil,

Kim bilir belki bu gün,

Belki daha da yakın!

 

Bir FOKLORİK hikaye

 

İYİ KIZ HAS KIZ, HUYU PEK ÇITIZ

 

1947 YILINDA Süslü Nesibe isimli teyzemden (annemin teyzesinden) öğrenmiş ve notlarım arasına yazmıştım.

 

Konuşan: Osman ÜÇER

 

Bir evde hem dul bir teyze ve hem de evlenme çağı gelmiş bir yeğen yaşarmış. Bir gün yeğen Meral’e dünürcüler geleceği haber alınmış. Meralin annesi, kardeşi dul Remide’ye:

-       Aman kardeşim, dünürcüler gelince kızımı iyi bir öv ki, pek beğensinler! dedi. Remide, verilen görevi iyi yapacağını Merale söyledi. Hiç merak etme sen kahve pişirirken ben içirde onlara gerekli şeyleri söylerim! dedi.

o   Dünürcüler söylenen günde çıkageldiler. Misafir odasında baş sedire oturtuldular.

Remide, hemen yanlarına ilişti. “Gülümsemelerle süslediği” sohbetini sürdürüyordu.. Ancak anlatımlarından bazılarını yüksek sesle söylüyor bazılarını ise mimik ve jestleri ile küçümsediği belli olan şekilde söylüyordu. Meral her ne kadar teyzesi övmeler için garanti vermişse de, yine içi rahat etmediği gibi ocağa cezveyi sürmüş olmasına rağmen hemen kapalı kapıya kulağını dayıyor, konuşulanları anlamaya çalışıyordu. Remide’de yeğeninin kapıyı dinleyeceğini tahmin ettiği için bazı cümleleri yüksek sesle ve fakat bazılarını ise yalnız dünürcülerin duyacağı bir sesle, mimik ve jestlerle süsleyerek söylüyor, anlatıyordu:

-       “Yüksek sesle” Bakın yeğenim diye söylemiyorum! Çok iyi bir kız. Kolay kolay bulunmaz bir kızcağız.

İyi kız, has kız,

(yavaşça)

huyu pek çıtız!

- (Yüksek) Sandık dolu sepet dolu

(Yavaşça) Arkasına giyecek hırkası yok!

- (Yüksek) Gezme bilmez, tezme bilmez!

(Yavaş) Çarşaf başından inmez

- (Yüksek) Lafı yoook, sözü yooook..

(Yavaş) Pabuç gibi dili var..

-       (Yüksek)Yemez, içmez..

(Yavaş) Kıyma dürümü elinden  düşmez..

- (Yüksek)

-       (Yüksek) Saçı çoook, başı çoook..

(Yavaş) İçinde kavurması çoook!

 

 

----------------------

Bu bölümde Osman Üçer’in kimliği  anlatılıyor.

Bir dava adamı olduğu için düşmanı DOĞAL OLARAK pek çoktur.

Kötü olmasa düşmanı olmazdı.

Düşmanlarının dediği kadar kötü olmadığını ispat için dostlarının Osman ÜÇER’in hakkında yazdıkları bazı yazı ve şiirleri de kalkan olarak sunma durumundayız..

Bir öğünme olarak algılanmamasını,

Karınca kaderince dağarcığına yerleşmiş dost seslenmelerinin

Bu açıdan değerlendirilmesini istirham ederiz.

---------------------------------

 

SAYGIDEĞER DOSTLARIM,

"ONURLUHAMLE SİTESİ "SAHİBİ AV. OSMAN ÜÇER' E TEŞEKKÜR EDİNİZ

BİLAÜCRET  Allah Vatan Millet için yıllardır bir şeyler yapmağa karınca kaderince millete hizmet hakka hizmet felsefesi ile çalışıyor, didiniyor. Nesli tükenenlerden olan bu Osman Üçer günahı ve sevabı ile karınca misali: " bu ayaklarla bu hızla- süratle Mekke’ye gidemem ama bu yolda ölürüm" gibi çalışanlardan. Büyüklerimizin kıymetini bilelim inanın bir küçük teşekkür onları memnun eder, küçüklerimi gözlerinden, büyüklerimin ellerinden öperim. Dostlar sağ olsun...

VATAN SEVGİSİ İMANDANDIR!

Selam hak ve hakikate talip olanlara...

Gerçekleri açan değil, gerçekleri örtene Kur' an KAFİR der, bu hususu da bilgilerinize sunarım... Ali İhsan Okçu

 

 

23.5.8 tarihinde imeille gönderilen şiir:

 

AŞIK KORHANİ’NİN OSMAN ÜÇER’E HEDİYESİDİR:

 

 

 

 

DÜNYA DA ÜÇ TÜRLÜ DOST VARDIR.

 

 

1-BİRİNCİSİ; EKMEK GİBİ, SU GİBİ,  HAVA GİBİ  SEN ONU HERZAMAN ARARSIN.

 

2-İKİNCİSİ İLAÇ GİBİDİR SEN ONU İHTİYAÇ    DUYDUĞUNDA ARARSIN.

 

3- BİR DOST VARDIRKİ MİKROP GİBİDİR VÜRÜS GİBİDİR  O GELİR SENİ BULUR.

 

 

 

 

GÜZEL DOST

 

Beni Benden sorma Bende değilim.

Anlat bana sen nasılsın güzel dost

Vücutta, beden de, tende değilim

Anlat bana sen nasılsın güzel dost ?

 

Derbent boğazından girer içeri.

Hukukun üstadı, Folklorun eri.

Niğde için yanan Osman Üçer’i .

Anlat bana  sen nasılsın  güzel dost ?

 

Bunca cefa, çile niçin kullarda.

Özledim sılayı gözüm yollarda.

Pirim  Osman ÜÇER hangi hallarda.

Anlat bana sen nasılsın güzel dost ?.

 

Güzel Olmuş Mihrali’nin destanı.

Dedem Korkut  gibi gönül yasta mı.

Pirim Osman Üçer, yoksa hasta mı.

Anlat  bana sen nasılsın güzel dost ?.

 

Duçarı da deli gönül duçarı.

Ateşten gömlektir, sevdanın narı.

Pir Osman Üçer’in bitmeyen zarı.

Anlat  bana sen nasılsın güzel dost ?.

 

Dünya böyle gelmiş, hep böyle gider.

Sardı şu  gönlümü gam ile keder.

Korhani kendiyle hasbıhal eder.

Söyle bana sen nasılsın  güzel dost ?

 

Aşık Korhani

 

ŞİİRE NOT: Niğde’de vatan millet sevgisiyle dolu, Valiliğin bel kemiği, derneklerin can simidi, folklarik çalışmaların en büyük destekleyicisi, uzaklarda da olsa kendisini yakın hissettiren bu babayiğidin şiirine muhatap olmak az seviye değildir. İnşallah Korhani yanılmıyordur. İyi olmaya çalışacağım..

 

BİR ALPEREN PORTRESİ

Alperen dost Osman Üçer’e muhabbetle

 

Hamiyet denilince arşa değer gölgesi

Niğde’de yaşasa da her yurt onun bölgesi

Hakikat burçlarında yankılanıyor sesi

 

Türk-İslam mefkûresi uğruna serden geçer

Doğar Niğde ufkundan Alperen Osman Üçer

 

Desiselere gelmez dünden görür yarını

İmanlı nesil için harcar bütün varını

Niğde türkülerinde dağıtır efkârını

 

Sevgi, hoşgörü eker; dostluk kardeşlik biçer

Niğde hafızasından silinmez Osman Üçer

 

Mücadele gerekse zalime duvar olur

Zümrüdü Anka gibi küllerinden var olur

Mankurda çetin ceviz, sadıklara yâr olur

 

Muhabbet oluğundan aşk kevserini içer

Dede Korkut misali öncüdür Osman Üçer

 

Dikenleri ayıklar, bahçelerde gül derer

Hakikatin pençesi yalanı yere serer

Durulur kasırgalar, tufan sükûna erer

 

Çileye talip olur, ülkü yolunu seçer

İpeklere sarılı çeliktir Osman Üçer

 

Yalanın saltanatı bir gün elbette biter

Baykuşların dalında nazenin bülbül öter

Geçer Bor’un pazarı merkep Niğde’ye gider

 

Dağılır karanlıklar ufuktan güneş açar

Huzura kanatlanır sessizce Osman Üçer

 

Hakk’ın nurlu yolunda harcarken nefesini

İletir dört bir yana hakikatin sesini

Alnında kırışıklar öper seccadesini

 

Bütün faniler gibi gün gelir o da göçer

Hoş bir seda bırakır Niğde’de Osman Üçer

 

M. Nihat MALKOÇ

-------------------------------------------------------

KADER

 

NE KADAR BİLSEN BİLE,

HATIRLATILSA DERİN

KADER KENDİ OLUŞUR

OL DAİMA SAKİN VE SERİN

 

KADER  KALLEŞ OLUŞUN

ÇARE YOK DÜZELTMENİN

AH VAH DEMEMELİSİN,

OL DAİMA SAKİN VE SERİN…

 

NASİHAT DİNLEMEYEN

KADERE LAF EDEMEZ

GELENE HİÇ GİT DENMEZ

OL DAİMA SAKİN VE SERİN…

 

SON PİŞMANLIK ÇARE YOK

KALBE SAPLANMIŞ BİR OK

DERİN DERİN ÜZÜLME

OL DAİMA SAKİN VE SERİN…

 

YARATIKLA TAM YAŞIT

KADER EBEDİ TAŞIT

BOŞA HİÇ ÇIRPINMA Kİ,

OL DAİMA SAKİN VE SERİN…

 

ALİ MERAKLI

XXXXXXXXXXXXX

25 EKİM 2007 tarihli NİĞDE ANADOLU GAZETESİNDE YER ALAN  ÖMER FETHİ GÜRER’İN KÖŞE YAZISI

OSMAN ÜÇER’E TEŞEKKÜR

ÖMER FETHİ GÜRER

Niğdeli olupta Osman Üçer’i tanımayan yok gibidir. Avukat mesleği olmasına karşı yazar, araştırmacı, folklorcu, şair, derlemeci, siyasetçi ve gazeteci yönleri ile Osman Üçer canlı bir kütüphane gibidir.

Niğde Kitabı ile ilgili arşiv çalışmaları sırasında Kayardı bağ evinde Kütüphanesini bize açtığında gördük ki yalnız Niğde için değil Türkiye içinde açıkçası bilgi hazinesinin adresidir.

Osman Üçer; 1940 yılında Şubat ayında doğmuş. O yılların kış soğukları içinde ailesine sıcak bir mutluluk yaşatarak dünyaya gözlerini açmış. Babası Ahmet Üçer annesi Hayriye hanımdır. İlköğrenimi liseye kadar Niğde’de yaptıktan sonra Hukuk Fakültesini İstanbul’da 1966 yılında tamamlıyor. Daha çocuk denecek yaşta gazeteciliğe ilgi duyuyor ve yazıları Niğde gazetelerinde yer bulmaya başlıyor.

Niğde gazeteleri farklı kütüphanelerde arşivlerini incelerken Niğde kütüphanelerinde de bu gazeteleri bulamadım. Osman Üçer 1954 sonrası bende var deyince hemen incelemek için izin istedim. İçtenlikle olur verdi.

Kayardı bağına sabah gün ilk ışınları ile gittim. Hemen gazetelere bakmak istiyordum ama önce bağ gezeceğiz dedi. Allah vergisi meyve boldu ve dostlarına dağıtıyordu. Bize de ısrarla ikram edince kıramadık nefis şekerparelerden yedik. O sırada bahçede ‘bostan’ yerleri ve ağaçların arasından gazete arşivine erdik.

Bahçede bize yer hazırlamıştı. Biz gazetelere bakacağız diye heyecan duyarken Üçer’de arşivinin yararlanılmasından mutluluk duyuyordu. Hemen yardımcı oldu. Gazeteleri tek tek incelemeye başladım. Gazeteleri incelerken bir yerde Osman Üçer gazeteciliğe başladığı sürecin ilk on yılını da gözlüyordum.

Niğde’nin Sesi gazetesinde 14.06.1958 yılından itibaren folklor ve araştırmaları ile günümüze eren yolculuğa ilk çalışmalarını heyecanla okudum.

Osman Üçer atak ve üretken kimliği ile kısa sürede olduğu topluluklarda öne çıktığını da o süreçte daha iyi görme olanağım oldu. Niğde Gençlik Derneği Başkanlığı döneminde Lisede edebiyat ile etkinlikler, folklor geceler düzenlemesi genç yaşta bu anlamda önemli çabalarını oluşturmuştu. Daha o yıllarda Niğde için bir ön açıcı oluyordu.

Öğrencilik yıllarında derneksel faaliyetlerde Başarlı olması ile kısa sürede tanınan Osman Üçer ; İsmail Özmel, İrfan Bahar, Asım Tanış gibi genç yazanları içinde folklorik yazılara daha çok yöneldiği de görülüyor. O arada ülke genelinde farklı yayınlarda yazıları da çıkmaya ve ulusal anlamda yaptıkları ilgi bulmaya da başlıyor. Üniversitede öğrenci olduğu süreçte ise siyasi yazılara yöneliyor.

İstanbul sonrası Niğde dönüşünde Osman Üçer siyasete ağırlık veriyor ve Niğde’de ülkücü harekette sözü geçen ve dinlenen bir konuma eriyor. Ancak vurdulu, kırdılı, kavgalı ,ortamlar yerine Türklük ile ilgili araştırma inceleme çaba ve çalışmaları benimsiyor, ne var ki siyasetin hızlı aktığı o yıllarda yaşanan ayrışmalardan nasibini alıyor ve bir kanadın sözcüsü gibi görülmeye başlanıyor.

Ancak onun için mahallesi arkadaşları, komşuları farklı görüşlerde de olsa onlara karşı dostluğunu hep koruyor.

Sanatsal duygusallığı her dönemde onun yanında oluyor. Ne var ki üretkenliği bir süre yalnız siyaset üzerine yoğunlaşmaya başlaması Niğde folkloru olarak daha çok yapacaklarını belki de frenliyor. Daha sonrasında Nazilli süreci yaşayıp tekrar döndüğü Niğde’de ise bu kere tüm ağırlığını folklor ve anılardan oluşan yaşama veriyor.

Önemli hizmetleri olan değerlerin gün ışığına çıkarılmasına çabalıyor. Kitapları şiirleri yayınlanıyor. Niğde gazetelerinde yazıları çıkıyor Bu süreçten sonra teknolojide gelişmelere ayak uydurup İnternet ile olumlu yol ve onurlu hamle adı ile iki site ile Türkiye dışına da açılıyor.Kendi kulvarında iddialı yazılarla yazmaya devam ediyor.

Özdeyişler, Fikirler Zaman Tünelinde Üçkapılıoğlu kel Ali Niğde Folkloru, Osman Üçer ile söyleşiler, Gökçe dede Ülkesi, Kabaksız anıları ile binlerce yazıya imza atan Osman Üçer Niğde için folklorik sohbette ilk durak konumunda olmayı başaracak eserlere imza atıyor.

Her insan gibi duygusallığı, her insan gibi kırgınlıkları olsa da Niğde için Osman Üçer çok önemli bir birikimin adresi olmaya devam ediyor. Böylesi değerleri farklı yerlerde daha yoğun sahiplenildiğini gören bilen bizler için Osman Üçer gibi emek verenler Niğde ile ilgili çalışmalarda kaynak kişi olarak görülmesi gerekir.

Siyasetin tüm kıvrımlarında olan biteni görecek kadar deneyimlerini beyninde derleyen ve süreç içinde insanı yanlışını yüzüne söylemeden ‘bu toplum düzen tutmaz’ noktasına eren Üçer, Niğde folklorunun gelişimi ve ileri taşınmasında varlığı bir şanstır.

Günümüzde Başta MHP lideri Bahçeli olmak üzere bir dönem siyaset yaptığı insanları da sert bir şekilde eleştirir iken farklı siyasi çizgide de olsa olumlu çaba ve çalışmaları alkışlayarak destek vermeyi benimsiyor. Ülkesini ve Niğde yi seven ve folklora sahip çıkan herkesin yanında oluyor.

Osman Üçer ile sohbette kimi zaman süreç hızla akıyor. Çok bilgi, çok deneyim ve çok Niğde sevgisi olan biri ile söyleşmek konuşmak ondan yararlı bilgiler edinmekte ayrı bir keyif veriyor. Kitaplarını bulup okuyun ama bulamazsanız internette sitesine girin tad alacağınız keyifli kitaplarından bölümler ve yazıları sizi bekliyor.

 

 

ERLİK  ANLAMLIDIR

 

AVUKAT ARKADAŞIMIN BU SESLENİŞİNİ DE SAYGIYLA KARIŞLIYORUM..

 

 

Kükremiştir deli akar,

Çağlıyor ki köpük saçar,

Belli yıkar, durmaz akar..

Ulaşmalı bir denize..

 

Önüne bir set mi kondu,

Bir kem söz mü, diyen  oldu?

Yürek yıkan acı boldu..

Geldi de hep, seni  buldu?

 

Bu gayretler, övgü değer,

Az bulunur, böyle bir er,

Harcanma ki Osman ağbi,

Keskin sirke küpe zarar…

 

İyilik var, kötülük de,

Mücadele hiç sönmeyen,

Sorumluluk, var sadece

Yetebilmek,  bitmeyecek…

 

Bakma her an sağa sola,

Herkes çetin, bir  savaşta,

Kahramanca, yolu aş da,

Takdir Allah’a kalmış..

 

Kollar  kısa, gerçeği  yaz,

Servetin yok, ömrün pek az,

Yaprak bile kıpırdamaz..

Eğer Allah istemezse!..

 

Sen de ona teslim ol ki,

Hikmetinden emin ol ki,

Sade bir  kul,  değer  ol ki..

Rabbin onay versin işe..

 

 

Mustafa KOÇ

 

SİTEMİZİN YAZARLARINDAN

Yedi devden biri yeni bir mektup yazdı:

 

Muhterem Büyüğüm Osman Üçer Ağabey;

 

Kapadokya’ya giderken Niğde’ye, sizin yanınıza uğramakla ne iyi etmişim. Çünkü sanal dostluğumuz gerçek dostluğa dönüştü.

Beni güler yüzle karşıladınız. Her türlü güzelliği gösterdiniz, doyasıya yaşattınız. Niğde’den özel arabanızla ta Nevşehir’e kadar götürdünüz.

Bahçenizin leziz meyvelerinden ikram ettiniz. Sohbetinizden fazlasıyla faydalandım. Mücadeleci, dürüst, özü sözü doğru bir insan olduğunuza bizzat şahit oldum. Fakat zaman kısa olduğu için bu saydıklarımın hiçbirine doyamadım.

Artık Niğde’de bir dostum, bir büyüğüm, bir abim var. Bunun için kendimi bahtiyar hissediyorum. Allah sizlerden razı olsun.

Size ekte Kapadokya’da kazandığım “Kapadokya” konulu şiir yarışması Türkiye ikinciliğiyle ilgili bir haber metni gönderiyorum. Bu haberde kullanabileceğiniz fotoğrafları da ekte gönderiyorum. Sitenizde duyurursanız memnun olurum.

 

Çalışmalarınızda başarılar dilerim.

Allah’a emanet olunuz.

Selâm, saygı ve muhabbetlerimle…

 

 

M.Nihat MALKOÇ

------------------

 

Çok Kıymetli Büyüğüm Osman Üçer Bey;

 

Aramızdaki mesafeler uzak olsa da gönüllerimiz birbirine bakıyor. Onurlu Hamlemizi heyecanla takip ve takdir ediyorum. Bu arada 50. sanat ve yazarlık şeref yılınızı da kutluyorum. Bizler sizlerin açtığı nurlu yolda yürüyeceğiz.

Sizin gibi dostlarımız, ağabeylerimiz, fikir öncülerimiz olduğu için şanslıyız. Allah sizleri başımızdan eksik etmesin.

Görüşmeyeli bir kısım yazı ve şiirler birikti bende. Onlardan bir kısmını gönderiyorum size. Değerlendirirseniz sevinirim. Bu arada köşemdeki fotoğrafı ekte gönderdiğimle değiştirirseniz memnun olurum.

Çalışmalarınızda başarılar dilerim.

Allah’a emanet olunuz.

Selâm, saygı ve muhabbetlerimle…

 

M.Nihat MALKOÇ

 

Trabzon Lisesi (Anadolu)

 

Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni

 

E-mektup: mnm61mnm@hotmail.com

 

 

 

Osman ÜÇER kitaplığında bulunan

Niğde’nin Sesi  gazetesi 1958 yılı cildi.

İlk yazı başmakale.

HAZİRAN BAŞLIĞINI TAŞIYOR.

TARİH: 14.06. 1958

 

Osman Üçer ELLİNCİ SANAT YILINI YAŞIYOR..

YAZARIMIZ ÖMER FETHİ GÜRER’İN EMRİNE ESKİ NİĞDE GAZETELERİ KOLLEKSİYONUNU SUNAN OSMAN ÜÇER BU VESİLE İLE İNCELENDİĞİNDE YAZI HAYATININ 14.06.1958 DE BAŞLADIĞINI GÖRDÜ. BU DURUMA GÖRE

ELLİNCİ SANAT YILINA BAŞLAYALI 1 AY DA GEÇMİŞ BULUNMAKTADIR. MAZİNİN YAZILARININ tasnifi ÇOK BÜYÜK EMEK İSTEDİĞİ GÖRÖLÜYOR.

ALLAH VATAN VE MİLLET YOLUNDA HİZMETİ YEĞİNLEŞTİRSİN..

52. YIL NEDİR?

OSMAN ÜÇER’İN BİLİNEN,  BASINDA YAYINLANAN İLK MAKALESİ

NİĞDE’NİN SESİ 1960

DAHA ÖNCEDE BASINDA YAZISI ÇIKTI AMA ELİMİZDE BELGESİ YOK.

BU OLAYI ONUN SANAT YILININ BAŞLINGICI KABUL ETTİK.

ALLAH NİCE ELLİ YILLARA ULAŞTIRSIN.

BU SÜTUNDA BU SENE BU KONUDA YAZILAN YAZILARI SUNACAĞIZ…

-------------------------.

SİTELERİMİZİN KURUCUSU

 

OSMAN ÜÇER KİMDİR?

 

“Varım, varız!” diyebilmek için daima, yıllar boyu Hamle kelimesine sarılmış bir yazarımızdır.

YAŞ İLERİLİĞİ TEKNOLOJİYİ KAVRAMASINI, KULLANMASINI ÖNLEMEMİŞTİR.

TELEVİZYON YAYINI YAPABİLEN, İNTERNET SİTELERİ YÖNETEBİLEN

BİR YAZARIMIZDIR…

 

HAYATI BOYUNCA FİKRE HİZMET EDERKEN TEK KURUŞ YARAR SAĞLAMAMIŞTIR.

AKSİNE ÇOLUK ÇOCUĞUNUN NAFAKASINI BU YOLLARDA HARCAMAYI  adet haline getirmiştir.

YETİŞTİRDİĞİ BİNLERCE GENÇTEN ÇOĞUNUN, BU GÜN KARANLIK YOLLARDA OLUŞUNU

TAKDİRİ İLAHİ SAYMIŞ, AVRUPA VE AMERİKAN ETKİSİNİN MİLLETİMİZİN RUHUNU YIKICI TAVIR TAŞIDIĞINI SÖYLEMEKTEDİR..

((BEYNELMİLEL KOMÜNİZME KARŞI YÜRÜTTÜĞÜM MÜCADELE, YOBAZLIĞA KARŞI YÜRÜTTÜĞÜMDEN KOLAYDI!)) DİYOR.

MİLLİ MARŞLARLA SÜSLENİN ÜLKÜ OCAKLARINDA

CHP’Lİ, AP’Lİ AİLELERİN ÇOCUKLARINI VATAN VE MİLLETİN DAYANAĞI OLARAK YETİŞTİRMİŞTİR. 980’DEN SONRAKİ YIKIMA AD VERMEKTE ZORLANMAKTADIR…

GÜNÜMÜZDE KENDİSİNE SAĞCI DİYENLERİN İÇİNDE BULUNDUĞU GAFLET VE DELALETİ ŞİİRE, KMAKALEYE DÖKMEKTE MAHİR BAŞARILARI DİKKAT ÇEKMEKTEDİR.

EGE’DE SANAT OLAYLARINA KATILIŞI ÜÇER’E YENİ UFUKLAR AÇMIŞTIR.

ŞİİRİ ŞAİRİNDEN GÜZEL OKUMAK GİBİ BİR İDDİASI DA BULUNMAKTADIR.

KÜLTÜR ÇALIŞMASI YÜRÜTTÜĞÜ YERLERDE ŞİİRİ EN İYİ OKUMAYI ÖĞRETMEKTE, ON ONBEŞ ŞAİR YETİŞTİRMİŞTİR.

350 SAYFALIK ŞİİR KİTABI DAVA İÇİN YAZILMIŞ ÖLÇÜLÜ, DURAKLI, KAFİYELİ  ŞİİRLERLE  DOLUDUR.

ŞİİR OKURKEN, SES SONUNDAKİ SİHİR DİKKAT ÇEKMEKTEDİR.

1997 DE RANT ÇEVRELERİNİN NAMUSSUZLUĞUNA KARŞI YENİDEN BAŞLATTIĞI MÜCADELE OSMAN ÜÇER’İ MADDETEN VE MANEN ÇOK YORMUŞ VE FAKAT YIKILMAMIŞTIR.

BİR TAKIM MANEVİYATÇI KÖPEKLER BİLE RANT ÇEVRELERİNE TESLİM OLMUŞ, ONLARLA BİRLİKTE OSMAN ÜÇER’E SALDIRMAYI, ENGELLEYEMEYİ DÜSTUR EDİNMİŞLERDİR…

HIRSIZLARA, ARSIZLARA KARŞI YÜRÜTTÜĞÜ MÜCADELENİN İBADET OLDUĞUNA İNANMAKTADIR.

 

XXXXXXXX

50. YIL İÇİN ÖĞRETMEN YAZAR MEHMET KILINÇ’IN İSTANBUL’DAN MESAJI:

 

Yazı hayatınızın daha doğrusu kaleminizle başladığınız Büyük Türkiye  mücadelenizin 50. yılı kutlu olsun Osman Ağabey.

Gerek şiirleriniz gerekse mahallî gazetelerdeki yazılarınızla hiç bir menfaat beklemeden, yalansız, riyasız bir mücadele geçmişiniz var.

Her Türk Aydını’nın örnek alacağı bir mücadele insanısınız.

Sizi beğenenler de beğenmeyenler de  siyasî ve ideolojik taraftarlarınız da rakipleriniz de bunu teslim edeceklerdir.

Sizin heyecanınıza, mücadele azminize gıpta ediyorum.

Allah kaleminize güç versin ve size daha nice yıllar kaleminizle  bu millete hizmet etmeyi nasip etsin.
Tanrı Türk'ü Korusun!


Mailturka.Net - Türkiye'nin en gelişmiş email hizmeti. 1 GB alan, güçlü spam koruma.

__________ NOD32 1.1706 (20060814) Bilgi __________


MEHMET BEY KARDEŞİM..

O KÖTÜ GÜNLERİN TESELLİ KAYNAĞI SİZİN NİĞDE MERKEZ VE İLÇELERDEKİ AYIKTIRMA ÇALIŞMALARINIZ İDİ.

NİĞDE’DE ÖRNEK BİR MÜCADELE İLE   UĞRAŞIRKEN ÇAMARDI’DAN EVLENEREK ENİŞTEMİZ OLDUNUZ.

KALBİMİZDEKİ YERİNİZ DAHA ÇOK MİLLİ ÜLKÜ YOLUNDAKİ TAVİZSİZ   İZAHLARINIZLA HAKLI OLARAK KAZANDIĞINIZ SEVİYELİ YERİNİZDİ.

BÖYLE BİR KİMSENİN KUTLAMA GÜNÜNDEKİ İFADELERİ BENİM İÇİN DEĞER TAŞIR. ALLAH RIZASI İÇİN VESİLE OLURSA BU CEPHEDE KUSURLARIMI BİLİYORSANIZ O’NU DA ZİKREDİNİZ.

ÖBÜR DÜNYAYA GİDERKEN EN AZ EKSİKLE GİTMEK İSTİYORUM.

TEŞEKKÜRLERİMİ ARZ EDERİM.

OSMAN ÜÇER

 

XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX

 

Osman ÜÇER VE 50

 

ALİ İHSAN OKÇU

 

TEK BAŞINA MÜCAHİT mi? TEK BAŞINA ORDU mu?

Bu Osman ÜÇER. Kesinlikle EVET!

Osman ÜÇER’ in Mücahit olduğu mukaddesleri ne ?.

TÜRK MİLLİYETÇİSİ mi? EVET! VATANPERVER mi? EVET!

Kutsal Dinimiz İSLAM’ a “Asr-ı Saadet” deki gibimi bakmak istiyor? EVET!

BAYRAĞINA AŞIK mı? EVET!

9 köyden kovulacak kadar sözü özü pek doğrumu Osman ÜÇER’ in  EVET!

Emperyalistlere, Dönmelere, gizli açık Vatanı satan hainlere karşı mı Osman ÜÇER? EVET!

Sevmeyeni sevenden çok mu? EVET!

Zikri ( söyledikleri, yazdıkları...) neyse FİKRİ O değil mi? Bu fikir/ fikri  mukaddeslerimize ters mi HAYIR!

Yazdıklarında çizdiklerinde verdiği mesajlar Batıl mı HAYIR!

“Güçlü HAKLIDIR mı diyor, yoksa; HAKLI GÜÇLÜDÜR- GÜÇLÜ OLMALIDIR mı diyor? Evet!

Böyle söylüyor bu şekilde yazıyor Osman ÜÇER.

BİLDİĞİ DOĞRUDAN ŞAŞMIYOR ama; Daha sıhhatli güzel, olumlu, akıl çerçevesinde  mantıklı bir hususu düşünüyor ve çok kısa bir zamanda mukayeseyi, özümsemeyi yaparak devamlı kendini yeniliyor/ rafine ediyor Osman ÜÇER.

Takıntıları var mı ?  (bana göre) maalesef var. Ne mi bunlar? Bana göre dedim ya, biz aramızda tartışıyor ve hallediyoruz, halledemediklerimizde oluyor, ben olaylara teknik, O ( Osman ÜÇER) sosyolojik bakıyor.

Kim ne derse desin bir HİZMET VERİYOR Osman ÜÇER. Verdiği hizmetin karşılığını HALK BİLMESE HALUK Bilir.

NİCE NİCE  48 senelere dostum. Bu yazımı biraz geç gönderiyorum, yükü ağır olanın yolu uzun çekiyor. Öyle bir zamanda yaşıyoruz ki, Atın izi itin izine karışmış diyorlar, inan dostum ben at izi de göremiyorum...Bir sürü it çakal izleri var... Diyorlar ki “Siz yaşlı kurtlar çakallara ...” cevap veriyorum “... maskara olmayız çünkü biz ÇAKALLARI  çok çok İYİ TANIYORUZ!...

Belimiz bükülse, gözlerimizin feri kalmasa ve hatta hiç hareket edemez gibide olsak ÇAKALLARA ve MÜNAFIKLARA (*) ARKAMIZI DÖNMEYECEĞİZ!... Selam HAKKA TABİ OLANLARA!

 

 

 

Ali İhsan OKÇU

 

 

 

(*) Sevdiklerim ve beni  sevenlerin içinde münafık ve çakal yoktur. Ölçüm mü ne? Bırakın bu sırda bende kalsın…

---------------------------------

 

Sayın   OKÇU,

Bu yazdıklarını ben yazsam 12 sayfa yazmam gerekirdi. Bilim adamı olmak kolay değil demekki. Kısa ve özlü. Aslında hak etmediklerim de var. Takdir senin.

Gözlerinden öperim. OÜ

Not: Bir daha ilim kitabı yazınca biraz daha bizim anlayacağımız şekilde yaz olur mu?

----------------------------------------------

------------------------

 

 

 

XXXXXXXXXXXXXXXXX

ALMANYA’DAN DR. LEVENT SEÇER’İN

OSMAN ÜÇER’E

MEKTUBU

 

Sayın Osman ÜÇER,

 

Degerli ağabeyim.. Bugün saatlerce tüm sitenizi okudum   ve kendime simdi kiziyorum… Neden sizi daha evvel tanimadim diye,,…

sizin öyle sicak büyük derin bir yüreğiniz var ki , bunu sitenizin her kelimesini okudukça  (yasaminizi) daha iyi anladim,

Yine de gec kalmış sayılmam sanirim

Sayin Ücer….Özellikle düsüncelerinizle duygularinizla fikirlerinizle ayni noktada buluşmanin sevincini de bugün bir kez daha yasadim.

Söylemlerinize düsüncelerinize yürekten katiliyorum,

Bizler gibi düsünenler olduğu sürece merak etmeyin. Türkiye"nin içte ve uluslararasi alanda cağdaşlaşmanin icinde olmasi bir gün mutlaka gerceklesecsktir,

siz her yazinizda söylemlerinizde doğrulari gercekleri anlattiniz

Sayin Ücer, biz sizin gibi değerleri ilim insanlarinin her zaman feyzinden düsüncelerinden birseyler almaliyiz,..

Sizler ne yazik ki az yasayan değerlersiniz,tüm dualarim sizin daha cok yaşamaniz icindir

Buradaki tüm Nazillili ve Nigdeli dostlarla sürekli sizi andik,

Ben de calişmalarimi derleyebildiğim kadar yolladim,

Umarim elinize gecer,

ileride fikirsel yazilarimi da yollayacağim,

sizin icin her seyi yapmaya hazirim,

size upuzun başarilarla salikla dolu bir gelecek diliyorum, bu vesileyle tum sevdiklerinize de ayni dileklerimi sunmak isterim sevgi selam ve saygilarimla.

Bu yil yapilacak NOBEL 2007-torenlerine onur konugu olarak davet edildim UNESCO tarafindan,

Çok mutlu oldum..

Ayrica Finlandiya (Helsinki) Kammermusikki sanat akademisinin ve Macaristan Pecshe sanat ve kültür vakfinin verecegi uluslararsi sanat ödülünü alacağim. Avusturya wien 2007 müzik festivali ile Almanya Mitte -XVI Europa festivalinde Türkiye"yi temsil edeceğim,

Ayrica Isvicre uluslararsi Lucerne festivalinde piyano calarak konser verecegim,

Son anda gelen sevincli haberleri sizinle paylasmak istedim,tekrar saygilarimla.

Dr.Levent Secer-Deutschland

 

 

OSMAN ÜÇER’İN ESERLERİ HAKKINDA

YAZAN. AVUKAT AHMET KARACA

Hakimlikten emekli bir kimseyim. Belli bir sürede avukatlık yaparak yaşanan hayatı değerlendirmek istiyorum.  Hayatım boyunca yazan çizen bir adam olarak, güzel yazı, güzel fikir kitabı, güzel roman buldum mu kaçırmam.

Yazılarım gazetelerde yayınlanır. Hayati konulara dokunduğum ve meseleleri objektif izah ettiğim kabul olunur.

Bölgemizde meslektaşım Osman ÜÇER’in meraklı ve devamlı okuyucusuyum. Binlerce makalesi yayınlanan, romanları olan, fikri eserler yazan, güldürü kitapları kaleme alan bir kişi olarak  Osman ÜÇER’in bu eserlerde imzasını görünce  mutlaka okuma duygusu uyanır içimde.

Bu okuma isteği yakın arkadaşım olduğundan değil, (gerçekten inandığımı söylüyorum) üslup sahibi bir yazar olduğu için belirir.

Yazılarını, kitaplarını o kadar akıcı kaleme alıyor ki, sanki yanınızda sohbet eder gibi hissediyorsunuz kendinizi..

Akıcı mı akıcı..

Bunu nasıl başarıyorsun dediğimde cevabı mantıki idi:

-         (( Yazmaya başladım mı hiçbir zaman etkili söz edeyim, ya da süslü yazayım! Endişesine kapılmam.  Böyle bir ön fikrim yoktur.

-         Çoğu zaman özne, yüklem ve tümlecimi darmadağın sıralarım.

-         Ama yazıyı tashih için okturken bu hususlar kabak gibi belirdiğinden tashih kendiliğinden yapılmış olur.

-         Ufak bir iki dokunuşla tabiilik daha da beliriverir.

-         Her zaman yapamam ama, üçüncü defa okursam suç olan kısımları fark ederim ve düzeltirim.

-         Acele yazı yazmamak, çalakalem bamım evine,  gazeteye yazı göndermemek için kendi kendime tenbihliyim ama, önemli olayların havasında çok defa bu imkanı bulamam.. İnşallah gafil avlanıp savcı önüne öturmaya mecbur olmam. (!)

İşte başarının sırrı. İşte sanatkar oluşun anahtarı.. İçtenlik, içtenlik..  Yapmacıklıktan kaçmak…

Benzeri kimselerin eserlerini okuduğum da da bir lise öğrencisi başarısını bile görmediklerim vardır.  Kendimi zorlayarak okuyorum. Bir şeyler yazarken  kasılanlar, büzülenler ezilenler içinde, yanında Osman ÜÇER’in akıcı üslubu çok ilgi çekici.

Bu akıcılığı bir çok kimsenin tasdik ettiğini, bahsettiğini de duydum. Bu özelliği okuyucu tarafından fark edilmektedir. Bu bir övünç meselesidir.  Memleketimizin bir genci, bir yazarı, bir şairi olarak Osman ÜÇER’in bu özelliğini tescil etmek boynumuzun borcu olduğunu düşündüm. Eserin konusuna gireyim ki, sizler akıcılıkla bir an önce birlikte olun.

Saygılar, esenlikler..

 

AVUKAT YAZAR AHMET KARACA

 

-         (!) Ek yapalım: Sohbetlerimizde Osman ÜÇER: (Bazı yazılarda mesela internette bir çok cümlede suç var gibi görünür ama kazın ayağı öyle değil. Siyasetin içinde bulunan adama eleştiri hakkımız biraz serttir. Basın hürriyeti bunu suç saymaz. Onun kişiliğiyle alakamız yok, önemli olan siyasi davranışlarıdır. Onu da eleştirmek bir yazarın hakkıdır.  Hele hele benim gibi bir yazar yalnız Allah ve vatan için yazı kaleme alıyorsa suç da olsa artık benim için önemli değildir. Marangoz Ahmet dememiş miydi? ERKEK KOYUN ETTİ TİLLEDE YAKIŞIR.) demektedir.

-         ---------------------------------

 

 

ASKERDEN SESLENİŞ VAR:

İMROZ (GÖKÇE ADA) -ÇANAKKALE HATIRASI..

 

AZİZ KOMUTANIM OSMAN ÜÇER’E

 

 

Komutanım’ı ben anlatıyorum:

 

İnsanların en güzeli komutanım

Güngör Baykan’dır adım,

Seni çok severek geliyorum adım adım

Seni unutamam Aziz Komutanım!

 

Bana her şeyi öğreten komutan,

İstiyorum dünya durdukça kalsa

İsteği insanlar mutlu kalsa

Komutanım başımda taç kalsa…

 

Çok değerli komutanıma

Saygıyla ellerinden öperim..

Sadık Askerin Güngör BAYKAN

 

---------------------------------

BİR TEKLİF:


"Hayattayken onurumuz için verdiğimiz mücadele sonsuzlukta yankılanacak tek
anımızdır."

Sizce de siteniz için güzel bir slogan olmaz mı ?

Ahmet ÜÇER

Çamardı
---------

 

 

OSMAN ÜÇER’İN KAFKAS-KARS-ERZURUM-YEMEN KONULARINDA VARLIK GÖSTEREN BİR MİLLİ KAHRAMANI ANLATTIĞI ESERİ..

MİHRALİ BEY

BU ESER MİHRALİ BEY İÇİN DÜNYADA YAZILAN İLK ESERDİR. 1990 LI YILRDAN SONRA ARDI ARDINA ESERLER YAZILMAYA BAŞLANMIŞTIR.

Eserin münderecatı söz konusu olursa sahasında dünyada yazılmış tek eserdir. Çizgi filmlerden televizyon filmlerine, sinema filmlerine kadar üzerinde yapılması gereken tek eserdir. İşte o zaman Pkospil, Tom Miskler yanında milli Kahramanların eserinin kıymeti anlaşılacaktır.
                        Nazilli ÜÇER’in askerlik yaptığı, evliliğini kurduğu, dünya cenneti bir ilçemizdir. Burada kaldığı süre içinde gazete sütunlarının açılması, mahalli televizyonların, radyoların proğram istemesi üzerine ÜÇER’in, çok sayıda belgesele imza attığı yerdir. (Nazilli kültür seviyesi çok yüksek, memleket sevgisi, öz değerler aşkı yeğin bulunmaz bir beldedir. ((Orada gördüğüm hüsnü kabul ile bütün Ege’yi dolaştım. Çok araştırma yaptım. (Romancı Sabahattin Burhan, yazar Ali Bakırcı, Araştırmacı ve sanat elçisi Kerim Özbekler sayesi’nde sanatla uğraşmanın büyük hazzını duydum. Sanat sergilerinde yaşadığımın tadına, hazzına vardım. Yeniden dünyaya gelsem, böyle bir kültür ortamında bulunmak isterim) diyor ÜÇER.
Kültür hayatının hareketli olmasına rağmen, Nazilli’nin sıcağına dayanamadı. Yaylada yetişen bir insanın sıcak bölgede hayatını idame ettirmesi gerçekten zor. Yazıhanesini oğluna ve gelinine bırakarak Niğde Bölgesi’ne geri döndü. Şu var ki, gelişen haberleşme imkanları sayesinde her gün Nazilli ile olan bağını kuvvetlendirmektedir. Belgesel arşivinin en kıymetli örnekleri Nazilli ve Ege’ye aittir. Niğde’den çok Nazilli’de gönüldaşım ve fikirdaşım vardır diyerek, gerçeklere parmak basmayı becermektedir.
           İletişimin baş döndürücü hızla gelişmesi sebebiyle günlük  haberleşme anında sağlanmakta, kurulan ağ sayesinde yüzlerce arkadaşının bulunduğu egeyle muntazaman h9aberleşme sağlanmaktadır.

Niğde ÜÇER’in hayatında büyük yer tutar. 1987 ye kadar ÜÇER’in yumruğu Niğde’deki suistimallere indiği zaman ses getirirdi. Nazilli7den dönüşte ahlaksızlığın organize olduğu, kutsal değerlerin anlamını yitirdiği muhitleri gördü. Nasihat etti. Bunu basın yoluyla ayazdı. Ama ne yazıkki  hırsız tayfası arkalarına dernekleri ve bir kısım gfazeteciyi de aldığı için ÜÇER’in meseleleri dile getirmesine rağmen ağırlığını koyduğu alan olmaktan çıkmış bulunamaktadır.

Çünkü Halkın önemli bir kısmı hırsız politikacıyala enseye tokat, …. parmak yaşamaktadır.

Küçük menfaate; oyunu, kendini satan adamların türediği toplumda artık ihtiyarlamış bulunan ÜÇER’in etkinliği ancak siteleri okuma durumunda olanlar bakımından devam etmektedir. Çünkü hırsız atmosferin önemli bir kısmında ağ kurmuştur.

Çoğu kimsede bu havadan şikayetçi bile değildir.

Kıyamet alameti değil mi?

Özbeöz Oğuz Türk’ü olanların (ben Türk değilim, Müslüman’ım dediği, milliyetçi kuruluşlara hakim olanların hırsızlığın baş yöneticisi olduğu atmosferde ÜÇER’e söylenecek söz var mı?

((Son nefesime kadar hak bildiğim davadan çekilmeyeceğim, kötülüğe karşı mücadele edeceğim!)) demektedir..

Ama kadro mücadelesi maalesef mevcut değildir.

Burada nefes aldı yetişti. Ama şu yaşında dost sayısı Nazilli’de daha çoktur.  ÜÇER Ege’ye batı denmektedir. Bu şu anlamı taşır. Türkiye için kültür ve tekniğin anlamı Batı kelimesiyle belirirse, ÜÇER’in Niğdesi için de Nazilli ve Çevresi ÜÇER için Batı’dır.

Bilgisayar, Televizyon konularını Ege’de öğrendi. Kültür adamlarıyla kaynaştı. Günlük veya haftalık ulaşım teknik olarak yorucu olmasa gövdesi ve kafası ile Ege’de yaşamaya devam edeceğini söyler. Ama, sıcak sorununu çözme imkanına sahip olamamıştır. Niğde ve Çevresindeki  Soğuk, serin hava ÜÇER’in damak lezzetiyle parelel seyretmekte ve Niğde’yi uzun ömrün mekanı olarak görmektedir.

Ege’de kültüre verilen emek takdir edilir. Niğde’de maalesef bu imkan yoktur. Sömürücülerin kapı arkalarındaki dolaplarıyla bir insanın mücadele etmesi çok zordur. Okuyan ve düşünenlerin, gazetecilerin Niğde de bu sorunu çözeceklerini, bu gün için çözeceğini sanmıyorum demektedir. Madde tutkunu ve yalakalar köşe başlarında etkin durumdadır. Ben bu atmosferi değişitirmek gayesiyle on iki  yıldır  savaşım yürüttüm ama bana beş yüz milyar liraya mal olmuştur demektedir.

Gerçek fikirleri arayan, iyi fikirleri savunan varsa

hodri meydan…diyor.

Üçer, evli ve dört çocuk babası, üç torun dedesidir.
                        Nihal Atsız ve Necip Fazıl, Basri Gocul, Akif Tütenk minderi yanında bulunmuştur. Nihal Atsız Niğde Gençlik derneği başkanı olduğu için, kalemi kıvrak olduğu için  ÜÇER’le ilgilenmiş, Süleymaniye Kütüphanesinde defalarca anlatımlarda bulunmuştur. Dergisi olan Ötüken’de yıllar boyu makale yazmasını istemiştir. O’da yazmıştır.

N.Fazıl’ın konferanslarının hastası olan ÜÇER, bazen onun teybini taşıyanlara yardım etmekten zevk almıştır. Basri Gocul’un  ise Niğde’de müze müdürlüğü vs.görevlerde bulunduğu için ÜÇER ile Niğde Vilayet Gazetesi’nde, Niğde’nin sesi gazetesi’nde sütun arkadaşlığı yapmıştır.

Binlerce saat Türk ideolojisini, edebiyatı ve şiiri onunla sohbet etmiştir.

Niğde vilayet basımevine ait bir çok hatırası vardır üçer’in.

Niğde ve çevresindeki tarihi eserlerin ayağa kalkmasında büyük payı olan tarih öğretmeni, araştırmacı ve bilim adamı Akif Tütenk’in telkinleri ile yolunu çizmeye çalışmıştır. Bu öğretmen o zamanlar lise öğrencisi ÜÇER’in makalelerini okuyup, (Türkiye’ye ışık olacaksın, çalış!) demekle genç beyninde rüzgarların esmesine sebep olmuştur. Bir zamanlar belki parmağı ile işaret ettiğinde yüzlerce kişinin yürümesini sağlamışsa da, Masonizm’in çürütmesi sebebiyle şu anda birlikte yürüyeceğim öyle pek çok kimse göremiyorum, demektedir.)

Yetiştirdiklerimin çoğu ise beynelmilel dernek merdivenlerinde bekleşmektedir! demektedir.

Çeşitli eserlerinde bu dev kişilerle beraberliğinin anlamını hikaye etmektedir.
                        En önemli eserim dediği Gökçe Dede serisini şöyle anlatıyor:
                        ((Gökçe Dede serisi için, “hayatımın eseridir!” diyorum . On ciltte bitireceğini sanmaktayım. Eserin yazılışına başlama nedeni, Müslüman Türkler’le; Hıristiyanlar’ın dünyada en iyi geçindikleri yerin Niğde bölgesi olduğunu ispat etmekti. Yazdıkça mesele başka raylara kaydı. Şu anda Türk-İslam değerleri’nin en geniş derlemesi havasını almış bulunmaktadır.

Şu görüldü ki, ben esere değil, eser bana hükmetmeye başladı. Ortaya dev bir proje çıktı. Türk ve İslam’ın binlerce değerinin sergilenmesi gibi bir ömrün yetmeyeceği iddiasıyla güreşmek durumunda kaldım. Müslüman Hıristiyan yakınlığının destanı sayılacak bir eserdir. Günümüzde, Türkiye Cumhuriyeti’nin köküne kibrit suyu dökmek isteyenlerin utanarak okuyacağı bir eserdir. Türk’ün, Müslüman’ın geniş ve asil hoşgörüsü akıcı bir lisanla aksettirilmiştir. Tarih, folklor, macera ve fikir konuları bu eserin on cildinde toparlanıp, kaynaştırılma iddiası vardır.

Yalnız tarih değil. Folklor derlemeleri “tek başına” kuru olur. Konulu macera içinde tarih ve folklor değerleri sunuluyor. Böylelikle, halk bilgisi kendiliğinden ve sıkmadan beyinlere yerleştirilmektedir.
                        Tabii, hepsinin üstünde, toplumumuzun öz fikirleri çatı olunca ortaya şimdiye kadar örneği görülmeyen bir eser çıkmaktadır. (İddia ediyorum. En derin, en geniş, en yetkili ağızdan Türk Folkloru (bölge folkloru)   bu eserde mevcut olacaktır. Mukayeseler ve örnekler O’ nu, Türk Dünyası ‘na sürükleyecek, Türk Folkloru seyredilecektir. Böyle olunca bu eser yedi yaşından yetmiş yaşına kadar herkese hitap edecektir.

Bir ansiklopedi havasını bile verecek genişlikte kaleme alınmaktadır. Eser tamamlandığı zaman, Türk İslam Dünyası için ortak değerler albümü havasına girmesi ihtimali de vardır.) demektedir.
                        On ciltlik eserin bir cildi yayınlanmış, Devlet Acze Düşmez, Çocukla çocuk gibi, Kel Ali gibi ciltleri de hazırdır.
                        ÜÇER’in, siyasetin “parti çatısında yapılanını!” terk edeli yirmi dokuz sene oldu. “Hiç alışamadım, içime sindiremedim. Ama, ideolojik konuların en mükemmeli, toplumumuza yakışan en güzel elbiseleri dikebilmek için 60 senedir okumaktayım. 49 senedir yazmaktayım. Bir siyasi takıntım olmadığı için de en sivri fikirleri bile atmosferime alabilmekteyim. Milletimizin varlığına düşman çalışmaları açığa çıkarmak için kalemimin dik tutulmasında hiçbir zaman sakınca görmedim!” Demektedir.

Siyasetle bilfiil uğraşsaymışım ve ülkücülüğün böyle dejenere olduğunu görseydim işte o zaman kahrolurdum. Diyor.

Yüzlerce belgesel ürettiği için iyi bir kamereman, bilgisayara 1990 yılından beri hakim ve İnternete yazı girmek, kurmak, ve geri alabilme bilgilerine sahiptir.

Onurlu Hamle isimli veb sitesi, Amerika, Fransa gibi ülkelerdeki, dünyanın her yerindeki  bazı Türkler tarafından takip edilmektedir. Zengin münderecatıyla, binlerce sayfasıyla, milli kültür için yararlı bir sitedir. Bu siteye yazıları hazırlamak, resimlerle bezemek, yayına girmek ve yayından çıkma işlemlerini tek başına yapmayı beceren 67 yaşındaki ÜÇER, bölgede bu işlemleri güzelce yapabilen birkaç kişiden biridir. Site etrafında toplanan bir çok Ozan’ın sanatla bağlantısında bilirkişi görevini görmektedir.

Nazilli Sanat elçisi Kerim Özbekler ve arkadaşlarını da bilgisayar ve İnternet hastası yapan ÜÇER, günümüzde mesafe ve zamanın iletişim harikaları sayesinde mümkün olduğunu görmenin mutluluğu içindedir.
Sanat olayları elçisi Kerim Özbekler ve Şair, güfte yazarı Mehmet AKÇA, Mehmet Ertem (Erdemoğlu) ile birlikte her yeni gün şiirler sergilemektedir.
Mukayeseli okuması, mukayeseli ve seviyeli arşiv temini bakımından göze batan çalışmalar yapan ÜÇER parti faaliyetlerine 1974’den beri girmemektedir.  
((Vatandaş dayanışmasının sağlanması zor değildir. Atatürk’ümü iyice okuyacaklar. Ayrılıklar, okunmadığı için beliriyor. Yazdıklarımı insaf sahibi herkesle tartışmaktan derin haz duyarım. Son nefesimi bile verirken, yazdıklarımdan dolayı beni sorguya çekenler olursa onların minnettarı olacağım.) demektedir.

Din ve maneviyat istismarcılarının ABD, AB uşaklığını göremeyecek kadar kör yaratılmaları insan hafsalasının alacağı şey değildir.)) derken de çekince duymamaktadır.
Hayali Cihan Değer. Kültürsüz insanların görev aldığı yerlerde kültür hayatı teşvik ve yürütme işi hep önlenir. Halbuki, insanların birbirini kıskanmadığı, hizmetlerin Allah için yapıldığı yerlerde güzellikler birbirini kovalar.
Yazarımız 1970 den beri münazara ekiplerine yol göstermiş, birlikte çalışmış ve yirmiden fazla münazarada çalıştırdığı ekip kazanmıştır. (( örnek: )) ((sanat sanat içindir)) ekibini çalıştırmışsa O,  ertesi yıl ((sanat cemiyet içindir)) tezini savunanları çalıştırmış bu defa o ekip kazanmıştır. Bu tip bir rekor onu mutlu etmektedir.

Ayrıca Niğde ve Nazilli’de 1970 den beri şiir konusunda günlerce süren aydınlatmayla onlarca şairin şiirleriyle sanat dalında ilerlemesine sebep olmuştur. Bunlardan pek çoğu verilen emeğe teşekkür anlamında şiirler yazmışlardır.

Bazıları da kendim yetiştim demektedir.

Bu gayret sonucu da gerçekten sanatı çok ilerleten ve Türkiye’de meşhurluk yolunu yakalayan kimseler yetişmiştir.

Şu anda Niğde’nin en eski kültür sitesi olan Onurluhamle ve bir yıllık olumluyol siteleriyle dünyanın her tarafına seslenmekte, imeil, telefon, vs ile çok geniş bir arkadaş gurubu edinmiş sayılmaktadır.

Sitelerde çıkan yazılarının onda birini tespit edebildiği ve ciltlettirdiği halde, bu değerler kit aba dönüştürülerse eser sayısı birden elliyi geçeceği olağan bir sonuçtur.
******************************

 

HAKKINDA ÇIKAN YAZILARDAN BİRİNİN TAM METNİ:


GÖKÇE DEDE ‘NİN ÜLKESİ ROMANI’NIN BİRİNCİ CİLDİNE DOÇENT A.VEHBİ ECER TARAFINDAN YAZILMIŞ TANITIM:

GÖKÇE DEDE’NİN ÜLKESİ, Avukat Osman ÜÇER’in son kitabının adıdır. Avukat Osman ÜÇER, Türk milleti’nin büyüklüğüne, bayrağının ve devleti’nin kutsallığına, toprağının, vatanının bölünmezliğine inanmanın sıkıntılarını çeken uyanık aydınlarımızdan biri. Büyük küçük dememiş, halkının folklor zenginliklerini, Türk halkının kalıcı olmasını istediği geleneklerini her yerde, her yayın organında yılmadan yazmış, konferanslar, milli günler düzenlemiş, bazı özel radyo ve televizyonlarda proğramlar ve konuşmalar yoluyla güzelim fikirlerini ve heyecanını yaymağa çalışmıştır.
İstanbul Hukuk fakültesi’ni 1966 yılında bitirdikten sonra, 1970 yılında Niğde ve Nazilli’de avukatlık yapan Osman ÜÇER, önüne gelen her davayı almama gibi mesleki onura, kimsenin yaklaşamadığı bir dönemde Yumurtalık’ta haksız kurşunlanarak öldürülen bir hakimin yakınlarının müdahil avukatlığını alacak kadar meslekî dayanışma ve cesarete sahip, yürekli bir avukat. Bu yürekliliği, cesareti -kuşkusuz- Allah’a, adalete , milletine, Türk Milli değerlerine, bağlılığından kaynaklanmaktadır.
Gökçe Dede’nin Ülkesi, O’nun yazdıklarından çok azının bir araya getirildiği 550 sayfalık bir kitap. Türk Milleti’ne ve O’nun tarihine hayran olan Osman ÜÇER; “Bilge Kağan’dan Mustafa Kemal Atatürk’e, zaman içinden bu ulusa hizmet etmiş kişilerin söylediklerini öğrenelim, özetini anayasa sayalım!” diyor. Çünkü O’na göre “ Çağdaş olmaya giden yolun ilk adımı bu gerçeği kabul etmekle başlar.!Zira, “Mazimizi önemsemez, araştırmazsak, çağımızda hamle yapmak mümkün olmaz.”
Gökçe Dede’nin Ülkesi, daha önce örneğine pek rastlamadığımız folklor ağırlıklı, farklı planlaması olan bir eser. Yazarı’nın önsözde ki ifadesine göre O bu eserinde “ Türk Dünyası’na asgari müşterekleri sergilemektedir. Bu bakımdan eserdeki fikri, içtimai,, folklorik, tarihi konular labaratuar sergilemesi ile verilmiştir. ..” Anadolu’nun örf ve adetleri, düğün - dernekleri Niğde merkezli olarak bu eserde yer almaktadır.
Bütün bu çalışmalardan ve anlatılanlardan yazara göre amaç, “ Ülkü Birliği’ni” sağlayabilmek, aynı kültür değerleriyle yaşayan Anadolu halkının ebediyen barış içinde olmalarıdır. Yazar eserinin adına da açıklık getirmekte ve şöyle demektedir:
Bu esere neden Gökçe Dede’nin Ülkesi denmiştir? Anadolu Türk’ün yurdudur. Gökçe Dede sayesinde yurt tutma imkanı oluşmuştur. Bölgeyi ve çevresindeki illeri konu için labaratuar kabul ediyorum.”
Böyle bir eserden dolayı Avukat Osman ÜÇER’i tebrik ederken, ilgili duyanlara tavsiye ederim. (Adres vs.) (Hakimiyet Gazetesi sayı: 14190, Divit Sanat sayfası - Kayseri)

-------------

 

 

BİLMECE BİLDİRMECE

İYİCE SİNDİRMECE

O’NUN DENSİZ TUTUMU

KÖKÜNE İNDİRMECE…

 

ALİ MERAKLI

 

Fenerimi yakarım

Ben keyfime bakarım

Hangi işe sarılsam

Bulunmaz bir sakarım

 

KÜFÜRLERİ DÜZERİM

MENFAATİ SÜZERİM

KAFAM BOZUK OLURSA

GÖZLERİMİ BÜZERİM

 

Hainlerle birliğim

Yandaşlarla dirliğim

İhanetler örerken

Fazlaca kibirliyim!

 

İstismarda bir tane

Okunur tane tane

O bir nutuk atarsa

Kapanır on bin hane…

 

Atlara binemem ben

Binince inemem ben

Tepe takla düşünce

Köşeye sinemem ben…

 

Avrupa Amerika

İşlerim hep antika

Siyaset ürünümdür

Yabancı sertifika!

 

Başörtümü bağlarım

Gerekirse ağlarım

Meydanlarda haykırıp

Menfaati sağlarım…

 

Aman yavaş dur kuzum

Konuşunca tuzsuzum

Bağırmam başlayınca

Çekilmez bir soysuzum!

 

Kalmadı hiçbir tadım

İstismar benim adım

Tahammül yoksa eğer,

Kaçınız adım adım

 

Kendimi de överim

Kızarsam ben söverim

Saram gelip çatınca

Kafamı ben döverim…

 

Bulunmaz bir kumaşım

Yığılı benim aşım

Haramları yedikçe

Ağrıyor her gün başım

 

Tanıdım hey tanıdım

İzlerim adım adım

Bu kadar hainliği

Bilip de susamadım!

 

 

ÜÇER ÜSTAD DİYOR MU Kİ?

 

SARI SABRİ GELMEZ OLDU “ABARUH !”…

HATIRIMI SORMAZ OLDU “ ABARUH !”…

BU YAŞIMDA KURSAM FUTBOL TAKIMI

EKİBİME (ALAM-ALMAM) BİLLAH “ABARUH! “..

 

YAZAN: Sabri Özdağ

---------------------------------------------

 

NAZİLLİ’DE YAYINLANAN SİTE’DE HABER

(<kerim.ozbek.sitemmynet.com>)

OSMAN ÜÇER GELDİ VE GİTTİ
NAZİLLİ-Avukat ve yazar Osman ÜÇER, 3 günlük bir gezi için Niğde'den Nazilli'ye geldi gitti, Nazilli'de Etem Oruç, Şükrü Öksüz, Ali Bakırcı, Ali Özden, Mustafa Gebenç, Haydar Özveren, Kerim Özbekler, Mukaddes Yüksel, Binali Kılıç, Alaattin Köstekli, Ferudun Özkaya gibi şair ve yazarlarla temaslarda bulunan Osman ÜÇER’e bir çuval dolusu gazete-kitap-dergi armağan edildi.
Osman Üçer'de Niğde'den getirdiği bir koli elmayı Kerim Özbekler'e teslim etti. Kerim Özbekler ise mis kokulu Niğde elmalarını gazeteci ve yazarlara ikram etti.
-------------------
Hocam,

Site’deki yazıları okuyup beni gururlandırdınız. Başarı öncelikle sizindir, Ben bir muhabir olarak çalışıyorum. Gazetemize şahsımıza gösterdiğiniz ilgiden dolayı TEŞEKKÜR EDERİM.

SAYGILAR-hayırlı çalışmalar.                                                           FADİME ÖZALP   SULTANHİSAR

OSMAN ÜÇER’İN HAKKINDA BASINDA ÇIKAN SAYISIZ TANITIM YAZISINDAN AYRI OLARAK ESERLERDE GÖZÜMÜZE ÇARPANLAR:

 

Gerçek çehresiyle olmasa da İsmail Özmel bu eserde sathi olarak tanıtmaya çalışmıştır.

Özmel’in Niğde Şairleri konusunda çalışması dikkate değer.

Bu eser Osman ÜÇER’in Niğdeye göçmesinden iki yıl sonra basılmış,

ÜÇER’in o zamanki, bir kısım eserine yer verilmiştir.

-------------------------------------------------------------------------------------------

Son basımı on cilt olan bu eserin Ü harfini havi

Cildinin en başında binlerce yazar ve fikir adamı arasında kişiliği anlatılmaktadır.

 

Ve son olarak ((Hürsöz Gazetesi 2004  Şairler Antolojisi)) devamlı yayınlanmaktadır. . ÜÇER’e ait üç tam sayfalık bir bölüm ayrılmıştır.

2004 den beri yer alan ÜÇER 2007 sayısında da sayfalarca bir hacimle yer almaktadır.

 

--------------------------------------------------------------------

GÖKÇE DEDE KİTABI ÜZERİNE…

 

Sevgili meslektaşım Osman ÜÇER,

Gökçe Dede’nin  Ülkesi isimli kitabınızı aldım.

Hem şahsım adına hem ülkem adına size binlerce teşekkür.

Ne mutlu bu ülke birliği ve beraberliği için çalışanlara.

Saygı size, selam size.

Başarılarınızın devamı dileğiyle. İmza

Avukat Yüce Alpbaz

Nazilli

-----------

 

Sevgili Osmancığım,

Bana büyük ve unutulmaz bir hediye verdin.

Minnetim ve dostluğum sonsuzdur.

İlişikte ki küçük hediyemi bunların bir anası olarak lütfen kabul buyurun.

Daha nice yıllarda gelişen dostluğumuzun devamı  dileğiyle sevgiler ve saygılar!

İmza

Avukat Yüce Alpbaz

Nazilli

--------------------------------------------------------------------------

TÜRKÇÜ’YDÜ…

BOMBA GİBİ BİR ŞİİR  BİRİNİ TESÇİLLEDİ…

SATILIK OLANLAR BİLİNSİN DİYE YAZDIM

--------------------------------------------

 

DAVA ADAMI PİSLİK HALİNE GELDİ…..

 

OSMAN ÜÇER

 

Para ebedi değil, iman kişiye özel,

Bir dünya öğretmiştim, şanlı, şöhretli, güzel,

Hepsini de terk ettin, kişisel ve de tüzel,

Son nefeste yalnızsın, yoldaşın olmayacak!

 

Biriken milyarların kaç kişiye kalacak?

Hancıl hancıl yeseler tık nefes doyuracak.

Dua için yükselir, iki üç avuç ancak,

Mezarına girerken, kazancın olmayacak!

 

Yükseltecek diyordun, tökezletti kurnazlık,

Seçilmek değildi de,  ……….oldu kazlık,

Paraya rehber oldu, ticani bir yobazlık,

Yıktın fikri kaleyi, esamen olmayacak!

 

Ayıktırdım, el öptün, nasihate tutundun,

Genç parti, bağımsızlık, hepisinden kurtuldun,

Kurtardın beni diye, saygılarını sundun,

Tutunacak dalın yok, seçilmen olmayacak!

 

Paralar gelsin diye kayırmıştın sen onu,

Hey şerefsiz, namussuz, bilirim ambargonu,

Dürüst yaşamak güzel, yoktur başka bir konu,

Geberince arkanda onurun olmayacak!…

 

Haramın biliniyor, sakın dürüstüm deme,

Cetvellerde göründü, sahte, yalan ödeme,

Mazlumların malını, hazmettin bir gödene,

Bağırsakta delil var, kurtuluş olmayacak!

 

Osman ÜÇER

 

Demiştim… Sanat kapitalden önemli diye.. Bir gün şamar gibi inecekti bu yüzüne…

Dünya hayatı göz açıp kapayacak kadar kısa. Ne gökdelenler, ne trilyonlar ebedi değil.

Sanat ebedi. Okuyan biliyor seni..

Öğünmeyim ama, yukardaki şiin bir sanat eseri…

Seni ebediyen yaşatacak!

Davayı önemseseydin ebediliğin olumlu olurdu.

Parayı önemsedin, yukarda ki kişiliğin edebi oldu.

Tercih!

Kimin kime ne diyeceği var?

 

xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

 

 

 

 

66 YAŞINDA BİR MÜCAHİT

OSMAN ÜÇER

Yazan: Tuncer  Erdağ

************************

Niğde Bölgesi’nin en ünlü edebiyetçısı, eser yazanı, mütefekkir ve iyi insan Ali İhsan Beyhan’ın deyimiyle Ozan, araştırmacı yazar, şair Osman ÜÇER’in bu günlerdeki yoğun çalışmasını görüp ondan bahsetmemek haramzadalık olur. 6 adet kitabı bulunan (Hamlemizin Anahtarı, Gökçe Dede, Fikirler Zaman Tuneli’nde, Osman Kabaksız ve Arkadaşları,   Mihrali Bey) bu zat, 7 yaşından beri okumakta şampiyon.

Kitaplardan tanıdığı dünyada kimseden menfaat talep etmek yok. Aç kalmak kuyruğu dik tutmak.. Kaderde ne varsa kaşıkta onun çıkması. Amentünün anlamı, yorumuyla şekillenmiş bir dünya.

Gençliği, arkadaşlarına Türk tarihini, Kara Cehennem İbrahim’i, Hacı Murat’ı, Şeyh Şamil’i, Battal Gazi’yi,  Hz.Ali’nin cenklerini, Ahmediye ve Muhammediyeden dinlediği konuları, Bilimum Türk Güreşçilerini, Yörük Ali’yli, Kürşad’ı, Atilla’yı, Alpaslan’ı, Afşın Bey’i, Zaloğlu Rüstem’i, Dede Korkut’u, Osman Batur’u ve benzeri yüzlerce konuyu anlatmakla geçti. Bir ara bu konuşkanlık ve tarihi olayları nakledişi sebebiyle adı PADİŞAH’a çıktı.

Yaşadığı devirde bütün eğitsel faaliyetlerin içinde ve yürütücüsü olduğu için istese siyasetin en ileri basamaklarına yerleşirdi. İnatla reddetti. Siyasiler yetiştirdi. Ama, Masonik Düzen bunların çanına ot tıkadı. Akademik mevkide olanlar bile marşları ve ilkeleri unuttular. Paranın geldiği kaynağa selam duruyorlar demektedir.

İstese D.P. nin mirasına konar, Devre devre milletcilliği peşine düşerdi. Siyaseti bir ara ideoloji için tuttu. Allah’ın her günü cereyan eden olaylarda Hz. Adem’in neslinin şeytana uyuşu, bedava geçinmek hevesi, korkak oluşu sebebiyle siyasetten hep tiksindi. Yetiştirdiği bir takım kimselerin bile halkın gözüne baka baka rüşvet almasından, yaptırdığı tayinlerden para sızdırmasından tiksinerek siyaseti kendisine Himalaya kadar uzak tuttu.

Siyasilerden elini öpenlerin bile giydiği irin elbisesini üzülerek seyretmektedir.

Niğde’de 59 senelik okuma ve folklor araştırma hayatı, 46-47 senelik yazarlık hayatı, Nazilli ve çevresinde 37-38 senelik araştırma ve 12 sene yerleşmesi sebebiyle, Türkiye’yi adım adım gezmesi ve geniş sosyal araştırmaları sebebiyle gücü elverse yazmak için tuttuğu notlar ve belgeler yüz elli kitaba yeter miktardadır.

Hemen hemen bir çok illerde dava arkadaşları vardır. Adres defteri, cep, imeil,mektup sair haberleşme çeşitleri kendi  çalışmasını aşacak büyüklüktedir. 1990 yıllından sonra bilgisayar, kitapların bu tekniğe göre basma tekniği, bilgisayarda yazılan romanların sanat gücü, şiirlerin sanat gücü, sonra internet… ÜÇER’i hayata bağlayan ve kendi deyimi ile İslam’ı şeklen yaşamayı engelleyen uğraşlardır.

Ege’de ve Niğde bölgesinde şiir konusunda birlikte çalıştığı arkadaşının sayısı hayli kabarıktır. Onlara hece vezni, ölçüler (4+4,4+4+3, 6+5,7+7 gibi ölçüler, kafiye ve dize çeşitleri, anlam bütünlüğü, fiil kafiye yasağı isim ve sıfat kafiyeler konusundaki uğraşları gerçekten başarılı şairler yetişmesini sağlamıştır.

Bunlardan bencil olanları ile başının belaya girmesini bir anlatışı var ki.

Mücahitimiz 35 yıl evvel Allah’a şöyle yalvarmış:

((Yarabbi! Bana yalnız doğruları öğret. Bunların mücadelesini ver.)) Bu yanlış bir istekmiş diyor. Gençliğimi yaşamadım. Yaşayamadım.

Her şeye burnumu soktum, sürtüldükçe bilendim! diyor.

Gökçe Dede, Devlet Acze Düşmez örneklerinde görüldüğü gibi edebi anlatımı oldukça yeğin. Araştırma gücü insan tahammülünü aşan cinsten..

Tiyatro, folklorik araştırma sahalarında verdiği ürünler dikkat çekici.

Mihrali Bey romanı, Dünyada, Türk Dünyası’nda ilk örnek. Tuttuğu, Türkiye’ye tanıtıldığı takdirde Yörük Ali, Köroğlu örneklerini kat bekat aşacak ünde.

Bir çok müzik aletleri kullandı. Gökçe DEDE SERİSİNİ YAZMASI Kur’an dilini, Osmanlıca uğraşının izlerini, müzik alışkanlığını sildi.

Gökçe Dede eserinin on cilt olacağını söylüyordu. Nazilli’de Niğde’ye duyduğu özlemle bu serinin üç cildini yazdı. Dördüncü cildi bilgisayar da telef oldu.-zamanında Elektirik kesilmeleri-

Niğde’ye gelince aşuk ile Maşuk’un birleşmeleri, Dermason’a rağmen roman yazamaz oldu. Belge toplama on misline çıktı ama, İnternet uğraşı hayal dünyasını köreltti.

Bölgesel bazı televizyonlarda proğramlara çıktı.b İki yüz elli kadar belgeseli kütüphanesini süslüyor.

En önemli eserim, beşinci çocuğum dediği Gökçe dede serisiyle gurur duyuyor. Ancak, günümüze kadar dayanması beklenen bu seri ilerlemiyor. Topladığım belgelerle keşke neslimden biri yazsa diye serzenişte bulunuyor. Biriktirdiğim belgeleri iki lise müzenu üç sene bilgisayara geçse çok şey kazanılır ama bunu karşılayacak masrafı nasıl bulayım diyor.

Bu bakımdan ((inşallah bir yakınım benim siteyi devam ettirir de ben gece gündüz hayal dünyama dönerim)) diyor. Çünkü hayalindeki Gökçe Dede serisi dünya çapında ve yine örneği bulunmayan bir eser. Folklor ürünleri roman içinde sunuluyor. Bilim, dava, heyecan, edebiyat roman içinde anlam taşıyor.

Dört çocuğu var. Alpagud Kürşad ÜÇER isimli olanı Nazilli’de avukat.  Alper Kağan isimli olanı Ankara’da bir profun kalemi. Afşın Kutluk isimli olanı İsparta’da makine mühendisi,. Ayça Kevser isimli olanı ise yanında stajiyer avukat.

Nazilli Efelerinden Mehmet Demirci Mehmet Efe’nin kızanı Çanakkale Gazisi Hüseyin Gün’ün torunu Mürvet hanımla evliliği bu ürünleri verdi.

Ege’deki kültürel durum ÜÇER’i coşturdu. Oradaki ilginin insanı göklerde yüzdürdüğünü söyler. Ancak, yayla çocuğu sıcak iklimde beyninin kaynadığını söyleyerek yine yaylasına döndü. Elli atmış sene ömrünün kaldığını söylüyorsa da beli bükülerek yürüdüğünü de görüyoruz. Allah ömür versin.

O’nun yaştaşları değil, otuz yaş küçüklerinin bile bir cep telefonunu açıp kapayamadığı gözler önündeyken, iki buçuk milyarlık öğretmen ücretiyle ulaştığı, internet dünyasına girip çıkmayı, fotoğrafları raptetmeyi, taramayı, bilgisayar  ve internet inceliklerini vakıf ve günlük 15 saat mesai ile rekor kıran ÜÇER’i tanıtmak gerekmez mi?

Eski hayranlarından birinin sözü şöyle: Sen Necip Fazıl’ın üç inanmış adam salımdan tutsu yeter! diyor ve eğriliğini gördüğün herkesi aforoz ediyorsun. Bunda büyük hikmet var. Ama, ideallerinin oluşmasında eski ordu sahibi değilsin! diyor. Cevabı:

Dedin ya üç inanmış adam! Dünyaya bedel..

Kayardı Bağları’nda bazen satmaya kalktığı bağına milyarları gömer. Bisiklet ve motora binmekten başka alım gücü olmadığını ispatlar. Hançerli’ye diktiği kalede roman yazacakken şimdi on günde bir vararak eski hayallerini ertelemiş görünür.

Binlerce kitap, on binlerce belge bulunan yattığı yere girince ruhunuz kararır. Kendi tabiriyle: Burada it yatmaz ama ben yatarım ve dünyanın en güzel konutudur! der.

Dün Mason, Komünist’e karşı mücadele verirdi. Şimdi şöyle diyor: Bütün çalışmaları, gericiliği tahrik eden beynelmilel derneklerdir. Amerikan emperyalizmine ve AB ye karşı olmayan Müslüman düşünemiyorum. Ortalıkta bocalayanlar, Mason üretmesi gerici bozuntularıdır! diyor.

Onların ihaneti Maocu ve Rusçuları on katladı! diyor.

İmam hatip mezunlarına vurulan baltaların Mason işi olduğuna inanıyor. Hıristiyan Kolejlerinin ürünleri Devrim yobazlarını yetiştirdiği halde, Müslüman Türk’ün

Bir din menşeli okuldan mahrum ediliş soytarılığını hazmedemiyor.

Baş örtüzü denen hürriyetin en doğal olanına bile Mason çevrelerin uydurduğu kılıflarla getirilen yasaklar, kendisine milliyetçi ve maneviyatçı diyen çevrelerin yüz karasıdır. Çünkü istekleri samimi olsa baltalayıcılar üfürükle ve tükürükle boğulur.

Sosyal olaylar, barış içinde olmalı. Ama, hep benden taviz aptallık numunesidir diyor.

Düne kadar Allah’ına kadar kızıl olanların bu gün mason çevrelerin önlerine attığı yalı yalamaları büyük bir acıyla seyrediyorum! diyor.

Okumuyoruz Mukayeseli okumadığımız için de elli sene önce nasıl geldikse öyle kütük kalıyoruz diyor. Hele hele devrim yobazları mukayeseye hiç yanaşmıyor. Yukarda dediğimiz gibi masonların güttüğü gericilik Türk tarihi’nin en acıklı günlerinin yaşanmasına sebep oluyor.

Kendisine milliyetçi muhafazakar diyenlerin dil, kültür, sanat olaylarına yabancı kaldıklarını söylüyor.

Dini yaşayış iddiasında olanların ortaya koydukları reklamlar Levh-i Mahfuz’da yüzlerini kızartacak diyor.

Avukatlıkta, doktorlukta, mühendislikte sosyalizasyon gereğini, gelirlerin havuzda birikmesi zaruretini pek bilimsel anlatıyor. Ama, kendimden başka mücahitini de yetiştiremedim diyor.

Avukatın bozuk Masonik düzenin paletleri arasında ezilmesini aydın kıyımı olarak vasıflandırıyor. Doktorların, hastanelerin reklam yapmasının cinayet olduğunu söylüyor.

Pek kıvrak, pek etkili şiirleri var. Bir takım olanları suç ihtiva ettiği için mahlas isimle yayınlanıyor.

Ama inkar edilmez yanı, gerçekten sosyal yıkımları pek güzel anlatıyor. ((Dirhemini yiyen it geberir!)) diyor.

Makaleleri ağu gibi. İlaç olarak kullanmaya yarar.

Sıhhat verir. Yararlıdır. Tanımalı ve biriktirmeli. Nesilden nesle aktarılmalı.

İnsanı Hz.Ademden beri sergilediği özellikleri anlatması bakımından romanları, makaleleri, şiirleri bir bütünlük arz ediyor.

Sevgisi çok saf. 1953-1959 yıllarında öğretmeni olan Ali İhsan bey’e adeta vurgun. O’nun sohbet, onun kibar ve etkili izahlarını ezberler gibi takip eder.

Mücahit olmayan yazarları Masonik düzenin yağcıları olarak görür. Benim yanımda çoğunun haysiyeti yoktur der.

Bu ÜÇER nasıl bir adamsa bir memleket kendisine karşı gelse doğrularını değiştirmez. Ben mukayeseli okurum ve elli senenin usarelerini emerim, bu sahada güreşe, bilek güreşine çıkan babayiğiti görmedim! der.

Müthiş bir tevazu sahibidir. Kötüyü örneklerden benliğinde olanlardan örnekler verir. Ama, iş yarışmaya geldi mi, kükrer ve yıkar.

Bir çok yerde ev yaptırmıştır gençliğinde. Okuma yazma merakına parelel yürüyen bu yapı meselesinde de iddialı.

Adres defterindeki yüzde doksan çoğunluğa, imeil, siteden gönderilen cep mesajıyla hitap eder. Bu bakımdan memleket çapındaki uğraşlarının ürünleri her zaman alınır.

Bir malımı satsam, bir takım ihtiyaçları sebebiyle desteğime muhtaç olanlar olmasa bu defa Beş sene kadar Giresun’a yerleşmek isterim diyor. Türkiye’inin bütün iyi niyetli insanları Karadeniz’deki hamleye dikkat etmeleri gerekir. Topal Osman meselesini bilmeyen Yakın tarihi bilmez diyor.

Fokloru sevmeyen milliyetçi olamaz. Milli duygu sahibi olamaz diye konuşur.

Yüz kişilim muhitte doksan kişi kendisiyle konuşmasa, hattı harekatında tek bir değişiklik yapmadığı gibi, üzüntü de duymaz. Çünkü bilenle bilmeyenin değerini herkes ayıramaz hükmündedir.

((Bilgisayar başından ayrıldığımda kusar gibi oluyorum ama, esrar içmek diye bir şey varsa bu yorgunluğun verdiği hazzı vereceğini sanmıyorum,)) der.

Valla akıllı mı, akılsız mı, dava adamımı, değil mi ben pek bilemiyorum. Bildiğim bir şey varsa sıradan biri değil.Nevişahsına münhasır bir acayip adam bu ÜÇER.

Allah hayırlı ömür versin. Yolu Hak’sa muvaffak olsun.

DAVA ADAMLARI

YÜREKLİ OLMALIDIR

 

ALİ MERAKLI

 

MAALESEF İNSANOĞLU HZ. ADEM’DEN BU YANA GETİRDİĞİ  EKSİKLİKLERİ YOK EDEMEMİŞTİR.  İYİLİKLERİ ZERRE ALAN KAPLAR. KÖTÜLÜKLERİ YAYGINDIR. BU BAKIMDAN DİN GEREĞİ, TÖRE GEREĞİ, MİLLİ DUYGULAR GEREĞİ, MANEVİ DEĞERLER GEREĞİNİ YERİNE GETİRMEK İÇİN MÜCADELE VEREN İNSANLARIN HELE HELE BİR DE ÇALIŞMALARINDAN BİR YARAR UMMUYORSA  DEVE CİĞERİ GİBİ CİĞERİ OLMASI GEREKİR.

Bir insan tanırım, hayatı boyunca katiyen ve asla bir menfaat beklemediği halde, hep fikriyatla uğraşmıştır. Genç yaşta fikri hayatın içindeyken Allahı’na:

-Yarabbi! Bana hep doğruları öğret demiştir.

Bu dilek onun başını hep ağrıtmıştır. Doğruları öğrenip de yazılarında ve fikriyatında, onun gereği hareket edince, başı ağrımaktan hiç kurtulamamıştır.

Böylelikle idealist konuları seçme durumunda kalmıştır. İdealizmi seçince insanoğlunun gününü gün etme politikası çoğunluğa hakim olduğu için bizimkinin başı hep ağrımıştır.

Bir İmamın keçisi çalınsa Türk olmayan bab_ı Ali (İmam Keçi çaldı ) diye yazdığı gibi, bizimki de bir kızla konuşsa, düşmanları tarafından şişirile şişirile balon edilmiştir. Yalnız benzetecekt bir şeyler olsun yeter. Bazen hiç benzemeyen konularda söz konusu edilmiştir. Mesela elini eline deymediği bir masum onun işçisi ise, tamam onun metresi olmuş olsaydı ne konuşulacaksa onlar konuşulmuştur.

Ticari hayatı da, mesleğinde elinden geldiği kadarıyla dürüst olmaya çalışmasına rağmen, dedikodu denen meret, ona da kir bulaştırmayı bilmiştir. Allah’ın bildiği odur ki; bu haksız dedikodular onun günahlarından arınmaya sebep olduğunda şüphe yoktur.

Siyasi çalışmalarında bile en ufak bir karşılık ummadığı için başta başarı olmuş gibi görünse de, kitlerin kaypaklığı sebebiyle, etkisi olduğu söylenemez. Çünkü insanlar, yarınlarını örerken günlük değerlere göre hareket ederler. Karanlık günlerde canını dişine takanları geçici olarak beğenir ve överler, hatta yağ çekerlerse de, gün gelip de tatlı su balığı havası estiğinde çoğu birden kişiliksiz sergiler yapanların ardına takılır, köpekliği severler.

Bu bakımdan dava adamları yaşadıkları sürede rahat yüzü görmeyeceklerini önceden hesaplamalıdırlar. İftiralar yağdıkça gülümsemeleri gerekir. Bunu yapamayanlar dava lafı etmemeleri gerekir.

 

 

 

 

ALT  KADEME MASON KÖPEKLERİNİN KUDURMASI ÜZERİNE

 

YAZAN: OSMAN ÜÇER

 

Adımı silersin köpek,

Sanımı silersin köpek,

Maddi varlığıma zarar verir

Haddini aşarsın köpek…

 

Devir senin devrin,

Kara paranla

Hayatımı sonlandıracak düzenler kurabilirsin!

Kudurabilirsin!

Şerefsizliğin, namussuzluğun, ittifakıyla

Bölgesel etkinliğinle

KANUNSUZ DAVRANIŞLARA TEVESSÜL EDEBİLİRSİN!

 

Alçakların elbirliğiyle

Bunlara yeltenebilirsin!

Dünya hayatı göz açıp kapayıncaya kadar kısadır…

 

Gerçekler aleminde ki

Varlıkların

Doğruların,

Güzelliklerin

Dostu….

Ruhumu kabzedemezsin ya?

O’na zararın dokunamaz ya!?

 

Doğruları söylememi,

Vurgunları açıklamamı,

Dolapları çevirenleri ifşamı önlemek için

Bütün kötülükleri kullanabilirsin ama

Dürüstlük idesinin dünyevi ve uhrevi köşküne ulaşamazsın!

 

Dünyadaki bütün Mason köpekleri şahlansa

Ruhumun kılına dokunamazsınız ya?

Bunu başka şekliyle dünya içinde  söyleyebilseydim!

Yok…

Maalesef yok!

Yok o kadar gücüm yok!

 

Osman ÜÇER

 

Bölgede soygun var…

UTANMAZ BUNLAR!

 

OSMAN ÜÇER

 

Para nerde olsa hemen duyarlar

Don gömlek demezler, yine soyarlar,

Dünyayı yeseler belki doyarlar

Süphanallah gibi, sıralı bunlar...

 

İşleri kıyaktır ne gam ne keder,

Dinleri sahte la zangoç ya peder,

Yanlışı göstersen, iftira eder,

Yüzleri sırıtır karalı bunlar...

 

Günahları vardır elli altmış ton,

Sövüp dövüşseler tek emirle son,

Kulakları çeken azılı Mason,

Adli huzurdalar, yaralı bunlar!...

 

Dengeleri bozuk saralarını,

Cerahat sızdıran yaralarını,

Levh-i Mahfuz paklar, günahlarını,

Bilmeyenler mi var, buralı bunlar!

 

Uyuz köpekleri, nasıl tok ettin?

İşleri cahilce, pislik, bok ettin..

Kırk yıllık davayı nasıl yok ettin?

Hesap veremezler, arsızlar bunlar!

 

Güvenilmez, kaçar, uyamaz akte,

Öyle kıvırır ki, bulunmaz kahpe,

Dini yok, donu yok her şeyi sahte,

Menfaat tutkunu, usanmaz bunlar!

 

Bukalemun gibi rengarenk demen,

Yarar davasında, bölünür semen,

Kanlısı olsa da, anlaşır hemen,

Kırk kılığa girer, tanınmaz bunlar!

 

Dürüstler dünyada, maalesef tektir,

Bilge’ye saldıran, uyuz köpektir,

Nasihat olmazsa, hiciv kötektir,

Ölmedikçe azar, anlamaz bunlar!

 

Güzel insanları tuzakla gerip,

Ilıman davaya, yıkarak serip,

Dünyalık yaptılar el ele verip,

Her iki alemde, yüzsüzler bunlar!

 

Çabalar boşuna, gizlemek olmaz,

İyilik bakidir, gerçek kaybolmaz,

Haram hortumuyla, keseniz dolmaz,

Gözlerine toprak, doymazlar bunlar!

 

Yüzü yırtılmış da, ne gam ne keder,

Hırsız mısın deme iftira eder,

Koskoca davayı ediyor heder,

Kadroyu kurmuşlar, ayrılmaz bunlar!

 

Bölge davasını, bilerek gerdi,

Yobaz Maocu’yla elele verdi,

Bilge kişileri birlikte yerdi,

Davayı yok etti, arlanmaz bunlar!

 

Muhafazakarız, dürüstüz derler!

Haramı bulunca hemence yerler,

Alçaklık kaybolsa icat ederler,

Usta düzenbazlar, utanmaz bunlar!

 

Baş iri, beyin yok, ne diyem sana,

Nasıl yaratık ki, doğurmaz ana,

Lider kim? Sen kimsin? Ötürek dana,

S…..lar her şeye, aldırmaz bunlar!

 

Rezalet serginiz, apaçık, saçık,

Levh-i Mahfuz anı, gerçekler açık,

Saklamak mümkün mü? Bilinen kaçık,

Normal olamazlar, düzelmez bunlar!

 

Lağım saçıyorlar, o’na buna da,

Çamur, taş atarsan, sıçrar sana da,

Gizlice bakarlar her bir yana da

Gerçeği örterler, uslanmaz bunlar!

 

Dokuz takla atarlar,  herkes inansın,

Şekle tutkunlar ki, gözler boyansın,

İsterse memleket, tamamen yansın,

Çalar çarparlar da, saklanmaz bunlar!

 

Hilekardır inan, yemin de billah,

Koskoca davayı, çökertti yallah,

Islah olmazlarsa, kahretsin Allah,

Nasıl düzelecek, inanmaz bunlar!

 

İlahi af için, her şeyi sayın,

Kurtuluş istersen, alın yıkayın,

Nerede delik varsa, ona tıkayın,

Acaba dönerler mi? utanmaz bunlar!

 

Osman Üçer

 

Yayınlandığı Yer: Onurlu Hamle Sitesi

**************

 

ÇETE’NİN HİKAYESİ

 

OSMAN ÜÇER

 

Memleket kan ağlarken bu üçlü

Kan emer, harman sürer..

Gerdan kırar…

“Mersin Kürdistan limanı” ilan edilirken

Bunlar duygusuz,

Bu üçlü parsa peşinde…

 

Yığın hesabı yapar

Fikrin, zikrin, ırzına geçer

Köpeklikte usuller anlatan

Ansiklopedik bilgiler üretir..

 

Fransız

Gülek’teyken

Herkes çarpışırken, onlar;

Ayşe ve Fatma’nın köyde ırzına geçme planları yapar.

Asker kaçakları gibi konulardan uzak, serapa…

 

Bilinen sicilleri..

Biri Milliyetçiliği soydu

Biri SAHTE şeriat dedi. Masonların ki tatlı geldi.

Biri de solcu kardeşlerini

Don gömlek koydu…

Üçü memleketi kabına sığdırdı…

Menfaati ağdırdı.

Her değerin gözünü oydu.

 

Dilinden paça yaptı

Bu bir fırsattı..

Kaptı ha kaptı..

Üçlü haydut çetesi

Vurdu, kırdı, sindirdi…

Her biri bir köşede

Hasret dindirdi.Vatan anayı emdi emdi

Susturdu, kusturdu.

 

İcatları

Mazlumun, milli değerlerin ağzına gemdi.

Emdi, emdi..

Semirdi…

Söylediklerine göre

Üçü de demirdiler.

Muratlarına erdiler..

Bozuk düzeni fırsat bildiler.

 

Karada ölüm yoktu onlara!

Öküzler Obası’nda

Dalgalarına taş atan yoktu

Bu sömürüye susan aydının işi boktu

İçlerinde delikanlı çoktu.

Neredeydiler?

 

Düşman çizmesi bilmez

Davasız, anasız, babasız

Vefasız, arsız…

 

Alçak takımı

Yobaz ile kucak kucağa zina

Dikti mi bina?

Pankalara dolar, mark yığdı mı?

Memleket ne demek?

Söyle Memet?

Ne demek memleket?

Hüsüyün, onların soygununa küsüyün?

 

Solcuydu, sağcıydı

Evciydi, bağcıydı..

Dün günü dağcıydı.

Yığınları puskun

Yarar için suskun

Sus aslanım sus!

Pus aslanım pus!

 

Sin yerlere kadar…

Köpekler yesin leşini…

Tarihler  yazmalı eşini..

Heleşemini

 

Şamatan soygununu gizler

Gören gözler

Sizlerle, bizler!

 

Osman ÜÇER

-------------------

 

UMUT ATINA BİNMEK İSTİYORUM

Osman ÜÇER

Umut atına binip

Şahlandırmak istiyorum!

Şimşekleri kamçı yaparak

Rüzgardan dizginler

Ellerimde….

 

Dağ tepelerini eğer olarak kullanıp

Başımı bulutların arasında gezdirsem!

Gök gürlemelerinden sesimle,

Boşluğa ünlesem!

Atmosferi soluyup

Güneşi elimle tutsam.

Evren kadar meydanım olsa!

Bütün yıldızlar kaydıraklarım,

Sonsuzluk bahçem olsa!

Kuyruklu yıldızlar çemberlerim,

Işıltılar renkli bilyelerim olsa!

 

Ayağım köşemdeyken başım evreni delse!

Sonsuzluğa kadar çabalasam…

 

Yayınlandığı yer: a) Milli Hamle Gazetesi-

b)Türk Edebiyatı’ndan Esintiler isimli Antoloji.

xxxxxxxxxxxxxxxxx

A N A

OSMAN ÜÇER

Hayatımın ölçüsü, sensin inan ki ana,

Yıllarca kış gecesi sobayı yaktın bana,

Dersimizi çalıştık, ısındı oda ama,

Eziyetten yılmadın, daim dayandın ana!.

 

Nane ile ıhlamur, faydalı ilaçlardı,

Üzüntünün kaynağı, dünyada ki açlardı,

Fakire uzattığın parça ekmeğin vardı,

Merhametin abide, sen bir destansın ana!

 

Yükselen avuçların maneviyat ağıdır,

Vatana duaların birliğin kaynağıdır,

Türklük ve İslamiyet isteğinin bağıdır,

Tarih mi tahsil ettin, bir tanem canım ana?!

 

Geçmişe saygılısın yakarışın atiye,

Babaannem gibi hep; inlersin Allah! diye,

Bir defa gülümsemen, günüm için hediye,

Ne olur çatma kaşını, sana kurbanım ana!

 

Kimsenin kötülüğün istediğin görmedim,

Nefsini yükselttiğin bir ânını bilmedim,

Kırk üç yıldır seyredip, acep melek mi dedim?

Bu rüyadan uyanmak, beni kahreder ana!

 

Ümide kırıklarla her zaman sanki sırdaş,

Misafiri hoş tutup, dertlilerle arkadaş,

Geçmişe gülümseyip, gelecek yavaş yavaş,

Birlikte yaşayalım, acele etme ana!.

 

Sensiz her şey anlamsız, başka yoktur ki yâdım,

Üç gün ayrılsam eğer, şefkatine susadım,

Tesbihinin dânesi huzurlu birer adım,

Acele etme sakın, aman ağır ol ana!

 

Sanki çeken mi var ki, bu ne acele kayış?

Üç kaşık yemek ile, bir takatli yaşayış,

Yüz yaş olmalı desem, bunu eziyet sayış,

Esrarlı tutumunla, bizi kahretme ana!

 

Mutfağında lezzet var, daim pişir aşını,

Sandığını açma hiç, hatırlama yaşını,

Okurken yorulursan, koy dizime başını,

Elin, dilin şifalı; hayatı taddır ana!

 

Asaletli başını uzaklara kaldır,

Öyle anlat ki bize, hülyalara da daldır,

Mazi, âti kaynaşsın; emzirdiğin helaldır,

Birliklerin hamlesi, senin eserin ana!

 

O uzun gecelerde örttün yorganımızı,

Bir fincan pekmez ile ısıttın kanımızı,

Gün görmüş davranışın, süsler her ânımızı,

Öpülesi ellerin çekme başımdan ana!

 

Çamaşırı bitirip, soframıza gelerek,

Peyniri ile sızgıtı ince ince bölerek,

Rızkı veren Allah’tır, dua edin diyerek,

Yavruları büyüttün, torunları da ana!

 

Seccaden yuvamızda maneviyat kapısı,

Aileye yön verir, hükümlerin yapısı,

Mutluluk şerbetidir, çekme sakın bu tası,

Uzun uzun yaşa ki, sana doyalım ana!

 

Hatıralar hartası, babamın fotoğrafı,

Ezbere biliyorsun, eski kitaplı rafı,

Bir bakışta sezersin, karışık ile safı,

Taddır  bütün zamanı, arı balısın ana!

 

Küçümseme, yerinme sözlüğünde yok senin,

Yılların ızdırabı, nakışıdır çehrenin,

Bilirim; derinlerde öksüzlüğün elemin,

O acıyı gösterme; bize yakında ana!

 

Tadı bin yıldır sanki, seninle geçen ânın,

Saat, seccade, tesbih, rahle ile Kur’anın,

Evlat, vatan ve millet, örgüsüdür duânın,

Namaz bitiminde bizi sıvazla ana!

 

Sırdaşım, komşum ana, ver elini elime,

Seni tarif edemez, dillerde ki kelime,

Bizi mutlu istersen, sakın ölürüm deme,

Yerin kalbim içinde; çıkayım deme ana!

 

Toplanalım bayram da ÜÇER ile, on ile,

Damatlarla gelinler, akrabağlarla bile,

Köşende otur konuş, huzuru getir dile,

Yüz torunla yaşa sen, şemsiyemiz ol ana!

 

Seccadende halkalar, evlatlar torunlara,

İstensin mutluluklar, bilcümle insanlara,

Zikirini yeniden bizler ile tekrara,

Devam et yaşayalım, hayır duanla ana!

 

22.6.1982

Niğde  2594 / 15

Yayınlandığı yer. Niğde, Nazilli, Aydın, Kuşadası Mahalli televizyonlarda, Nazilli Anadolu, Karacasu gazetelerinde, Niğde

Hamle Gazetesinde

--------------

 

HAKKI SAVUNMAK

 

OSMAN ÜÇER

 

Kim demiş kolay diye, daim hakkı savunmak,

Haksızlar, şerefsizler ortalığı kaplamış,

Şirrete, çirkeflere, mümkün mü karşı olmak?

Bananeci godoşlar!” ortalığı kaplamış!..

 

Kimi iddiasında daim dinci görünür,

Haksıza karşı durmaz, mazarete bürünür,

Kötülük kahrolsun der, böylesine sürünür,

Yobaz sahte dindarlar, ortalığı kaplamış!...

 

Menzile varamazsın, atmış arşın atlasan,

Bu problem çözülmez, hendese hesaplasan,

Sonunda sırıtacak; boşmuş kaygun ve tasan,

Kokuşmuş ve mücrimler; ortalığı kaplamış!...

 

Son ümidin, ilahi adelettir senin,

Mücadele ederken; yırtılır yakan yenin,

Ahın arşı kaplasa, destanlaşsa elemin,

Adalet bilmeyenler, ortalığı kaplamış!...

 

Hakkı savunmak kutsal, savun görevim hadi,

Haksıza karşı dur ki, boyun göreyim hadi,

Güreşirim diyorsan, soyun göreyim hadi,

Hep kaçak güreşenler ortalığı kaplamış!...

 

 

Sırıtan çehrelerde, dişlere bir bak hele,

Kapılar arkasında, işlere bir bak hele,

Cetleri haram yemiş, fişlere bir bak hele,

Haram da müttefikler, ortalığı kaplamış!

 

Hey hemşehrim, dur hele, bu sözlere bakma sen,

Atıl! Mücadele et! Bütün haksızları yen,

Doğru yoldan dönülmez, sanki yorulmuşum ben,

Demek ki yorulanlar ortalığı kaplamış!

 

 

Geçiçi mutluluklar, senin secden olmasın,

Dünyevi kurallarla, her an beynin dolmasın,

Doğuran anan pişman, sakın saçın yolmasın,

Haram sütten emenler, ortalığı kaplamış!

 

“ÜÇER gibi başlayıp;”  ulaşma pişmanlığa,

Hazırla ki kendini, dostluğa düşmanlığa,

“Hakkı savunmak” güzel, dayan perişanlığa,

Rahatını sevenler, o r t a l ı ğ ı  kaplamış!..

 

1.6.1981  OSMAN ÜÇER  2594 /19

Yayınlandığı yer: Bir çok mahalli gazetede ve yerel televizyonda

----------------------

OSMAN ÜÇER’DEN BİR ŞİİR

 

Dürüst olmak var iken, ümit verip aldatmam,

Çakmak, çıra varsa da, sebepsiz hiç yandırmam,

Benim sözüm doğrudur, kimseleri kandırmam,

Dansöz gibi kıvırıp, yoluma çıkma sakın!

 

Öz doğru, sözü doğru, tam dürüst Türk Tipi’yim,

Heybedeki ip değil, demiryolu gibiyim,

Makam şöhret gerekmez, mütevazi biriyim,

Sana yakın olamam, mırışıp durma sakın!

 

***************************************************************

Osman ÜÇER için yazılmış şiirlerden bazıları:

 

OSMAN ÜÇER  BEY’E

 

Allah’ım vermesin size bir acı

Mutluluktur gönüllerin ilacı,

Doğruluktur insanların baş tacı,

Vefalı dostsunuz Osman ÜÇER Bey..

 

Mevlam nasib etsin size cenneti,

Hem farzı bilirsin hem de sünneti,

Gönülden seversin güzel devleti,

Yürekli dostsunuz Osman ÜÇER bey.

 

Bilirim gariplerin yoldaşısın,

Bütün dertlilerin arkadaşısın,

İstememki senin başın ağrısın,

Hatırlı dostsunuz Osman ÜÇER bey..

 

Dilinden düşürmezsin bu vatanı,

Duayla anarsın ecdat atanı,

Damarında dolaşır Türklük kanı,

Azimli dostsunuz Osman ÜÇER bey.

 

Türklük dâvasını özünden güder,

Hep atalarının izinden gider,

Mevlamız vermesin dert ile keder,

Gerçek bir dostsunuz, Osman ÜÇER Bey.

 

Televizyonda proğramları var,

Kitaplarıyla hep bilgiler saçar,

Kabına sığmaz, araştırma yapar,

Hakiki dostsunuz Osman ÜÇER bey.

 

Hak yardım etsin elimden tutana,

Sizin gibi insan lâzım vatana,

Hak rahmet eylesin aziz Ata’na,

Hayırlı dostsunuz Osman ÜÇER bey.

 

Seninle övünsün, Yüce Milletim,

Boşa gitmesin emek gayretin,

Aşık Sefai’yem size minnetim

Cüretkar dostsunuz Osman ÜÇER Bey...

 

Bor’lu Aşık Sefai 10.9.2000

Bor - Niğde

 
 
MİNNETARIM SİZE OSMAN AĞABEY

 

Elimde şiirler, çaldım kapını,

Hep sizden öğrendim, öz kuralını,

Hasta duygulara şifa hapını,

Aldım elinizden, Osman Ağabey!

 

Sizin sayenizde yazmayı sevdim,

Fikirler yoğurup düzmeyi sevdim,

Kafiye kurmayı heceyi sevdim,

Hürmetkarım  ben de, Osman Ağabey!

 

Bakışın heybetli kaşlarınsa gür,

Beslediğin duygu, her zaman özgür,

Sizde hiç yok ki, anlamsız gurur,

Tevazu üstadı, Osman Ağabey!

 

Üzerine lağım saçılsa güler,

Ahengi  kuruyor, gösterir hüner,

Olumlu eleştiri, dalında tüner,

Hatipler önderi,  Osman Ağabey!..

 

Düşmanın pek çok, öyleyse sevin,

Meyvalı ağaçlık, her yerin, evin,

Gölgesi uzundur, azimli devin,

Çilelere katlan, Osman Ağabey!

 

Atatürk sevgisi, kuralın, yasan

Sahtesiz, riyasız,  birliğin tasan,

Etnik gurupları, bağrına basan,

Daim seni gördüm, Osman Ağabey!..

 

Gül destelerinden almışım hazzı,

Makalen romanda bulmuşum feyzi,

Siyasetten uzak çizmişim düzü,

İzindeyim ben de, Osman Ağabey!

 

Hediye getirdim, karşılık  verdin,

Takdire şayansın mutluluk serdin,

Küçüğe küçüksün, büyüğe erdin,

Halkla birlikteyiz, Osman Ağabey!

 

Allah’ım vermesin, size bir acı,

Giydirsin başına, mutluluk tacı,

İsteyene yardım, verir ilacı,,

Olgun bir yolun var,  Osman ağabey!

 

Şanlı adınıza,  yaraşır destan,

Vatan özgüsüyle içi tutuşan,

Folklorun, Kültürün Türklüğüme şan,

Karşılıksız seven, Osman Ağabey!

 

Huzurlu  yuvana  düşmesin gölge,

Tüm halkın sesisin, ayırman bölge,

Öyle bir setsin ki, yıkamaz dalga,

Gönüller fatihi, Osman Ağabey!

 

Özünle kutluyum,  her şey  sayende,

Salim der mutluyum, senin sayende,

Yarın umutluyum, O’da  sayende

Yaşayan okulsun, Osman Ağabey!
 
Salim Atıcı (Gerçeklerin İzinde 54.sayfa)

 

 
OSMAN AĞAM

 

Bilmem anlatmaya dilim yeter mi?

Osman ağam, böyük adam vesselam.

Dermansız kalemim Kolum yeter mi?

Osman ağam böyük adam vesselam...

 

Affına sığınıp, başlasam hele,

Bülbül dikeninden gücenmez bile,

Zahiri neşeli, batını çile,

Osman  Ağa’m böyük adam vesselam!

 

Memleketi nire, vatanı nire,

İz bırakıp isim yazmış, çok yere,

Mevlam esirgesin, düşmesin dara,

Osman Ağa’m böyük adam vesselam!

 

İşinin esası, beşeri marif,

Alimdir keza bir o kadar arif,

Nefsi olan melek gibi bu herif,

Osman Ağa’m böyük adam vesselam!

 

Evliya makamı, veli katına,

Kerameti vurur, alın çatına,

Önce Allah, sonra biz hürmetine,

Osman Ağa’m böyük adam vesselam.

 

Edebe riayet, haddimiz haşa,

Takdir olur mu baş yarmayan taşa,

İzine türabım, hem koşa koşa,

Osman Ağa’m böyük adam vesselam.

 

İkrariyem gayrı, naçar sözümü,

Davanda görmüşüm,  alın yazımı,

Mesnetsiz sualin kesin çözümü,

Osman Ağa’m büyük adam vesselam!..

1.12.2001

 

AYHAN ÇAKMAK

Xxxxxxxx

 

KALENDER İTİRAFI

 

Vallahi gözümde çokça büyüktün,

Mürşid’i Kamil’im  belledim seni,

Gönül sarayımda tahta layıktın,

Tuttum ayağından, salladım seni!..

 

Okudukça sen, işte diyordum,

“Böyle adamlarla” kurtulur yurdum

Velakin, malesef, gerçeği gördüm,

Zırhından çıkarıp, çulladım seni!

 

Geçim derdi sende, koymamış takat,

Anladım paraya doymadın fakat,

Ne şair olursun, ne de avukat

Hakk’ın divanına yolladım seni!

 

İlmin varsa amel etmen gerekir,

Bu gidişat seni yolda bırakır,

Ben de hiç biri yok, buna da şükür,

Cahil cüretiyle solladım seni!

 

Dost acı söylerse, ibretmiş meğer,

Alınmak yerine, övgüye değer,

Hakkını helal et, bildiysen eğer,

Tuza batırıp da, balladım seni!..

10.01.2002-01-10

 

Ayhan Çakmak

 

OSMAN BEY

 

Türkü sever, Türkü yazar,

Her insanla etmez Pazar.

Yalancıya fena kızar,

Avukat Osman ÜÇER Bey!

 

Haksıza olmaz himası,

Güçlü mantığı diması,

Niğde’nin renkli siması,

Avukat Osman ÜÇER Bey!

 

Çalmaz ama, sever sazı,

Efkarlanır bazı bazı,

Her yönüyle  mütevazı,

Avukat Osman ÜÇER Bey!

 

Tehditlere boyun eymez,

Haksızlığı asla sevmez,

Bile bile haram yemez,

Avukat Osman ÜÇER Bey!

 

Fikret, rastladım birine,

Erebilsem sihirine,

Değer verdi şiirime,

Avukat Osman ÜÇER Bey!

 

Fikret Dikmen

 

---------------------------------------------------------

 

--------------

 

OSMAN ÜÇER BEY

 

Anlatayım size Osman ÜÇER Bey’i,

Her konuda uzman sözünün eri,

Avukatlık mesleği, roman yazarı,

Sevgili üstadım Osman ÜÇER Bey..

 

Bilmiyordum seni geldim tanıştım,

Şiir konusunda akıl danıştım.

Sayesinde Ozan oldum eriştim,

Sevgili üstadım Osman ÜÇER Bey.

 

İnsanlar gelerek soru soruyor,

Çeşitli konuda fikir alıyor,

Okuyor her şeye akıl eriyor,

Sevgili Üstadım Osman ÜÇER Bey.

 

Kime de sorduysam onu tanıyor,

Belde sakinleri seni seviyor,

İnsanlar yolunla gurur duyuyor,

Sevgili üstadım Osman ÜÇER Bey!

 

Sanata aşrı ilgi duyuyor,

Yazım hatasını hemen buluyor,

İnsanı kırmadan tenkit ediyor,

Sevgili üstadım Osman ÜÇER Bey!

 

Dünyada eşiti çok az bulunur,

Her konuda senden yardım alınır,

Sevilen insana her gün gelinir,

Sevgili üstadım Osman ÜÇER Bey!

 

Seni anlatmaya yetmez sayfalar,

Bütün insanlar böyle olsalar,

Yanına girip de akıl alsalar,

Sevgili üstadım Osman ÜÇER Bey!

 

Sayende eriştim doğru yoluma,

Tuttun elimden girdin koluma,

Ozanlık mührünü verdin elime,

Sevgili üstadım Osman ÜÇER Bey,

 

Senin ile Mehmet gitsin yolunda,

Bizden bahsetsinler tarih önünde,

Adımız anılsın bu gün yarında,

Sevgili üstadım Osman ÜÇER Bey…

 

Ozan Erdemoğlu- Öğretmen Mehmet Ertem

 

***********************

Bir emekli subay:

 

Hukukçu, şair ve yazardır Osman ÜÇER Bey, yine çok yönlü ve mütefekkir Niğde Devlet Hastanesi Baş hekimi Sayın Mehmet Ali Alan tanıttı.  Benim için her iki zat ta, müstesna insanlardır. Böyle değerlere sahip çıkmayan ve onları bir yerlerde görmeyen Niğdeliler haksızdır. Onlar tevazu sahibi, onurludurlar. . Çağrılmadan gitmezler. Hadlerini bilirler. Onlar halkın fahri milletvekilidirler.

Onlar halkı çok iyi bilirler. Halk ise; onları bazı değerler söz konusu olunca anar. Onların etkilerini, birikimlerini bir yetki vererek örneğin; parlamentoya göndererek değerlendiremezler... Böyle şeylere sistemde yatkın değildir. O’nun içindir ki, yönetim kadrolarında vasıflı, deneyimli, birikimli insanlar yer almazlar ve seçilemezler.

Bu arıza bütün Türkiyemiz’de böyledir.

Bendeniz, üzüntülerimi kamu oyuyla paylaşmak için Sayın Osman ÜÇER Bey’e  atfen aşağıdaki şiiri yazdım. Niğdeliler’e armağan olsun:

 

Sayın Osman ÜÇER’in düşündürdükleri:

 

Bir Niğde aşığı, bu Osman ÜÇER,

O’nun yolları hep, Niğde’den geçer,

Bilimsel çalışır, üretir eser,

O’nu tanıyanlar, kendinden geçer!.

 

Halkın insanıdır, yatkın dertlere,

Bağrını set eder, kötülüklere,

Hamlesi bilinir, yaygın her yere,

İyileri bilir,  ustaca seçer.

 

Kalleşlik yapamaz, doğrudur dendi,

Söylemi millilik, çok merttir kendi,

Sevecenlik tarzı, özü efendi.

Güzel söz ustası!  Konuşsun yeter!

 

Seviyesizlikte, üzülür kusar,

Cehalet hakimse, orada susar,

İnsanları sever, bağrına basar,

Kötüden kaçarak, iyiye göçer!

 

Dergiler, kitaplar, insan hislenir,

Yazılardan şiirlerden beslenir,

O gönüllere birebir seslenir...

Bir seçkin kişilik, bu bizim ÜÇER!

 

 

İşte böyledir ÜÇER’in meali,

O değerlenmeli, duy ey ahali,

Hamleler yapmalı, Veli’yle  Ali,

Atılım esastır, Işısın her yer!

Daima asil olmuş, olmamış tali.

 

Sonuçta sen uzun yaşa ey ÜÇER,

Selçuklu Yurdu, sana daim yeter,

İnşallah kader sana yardım eder,

Böyle gelmiş bu dünya böyle gider..

 

O’dur karşılıksız Niğde’yi seven,

O’dur Osman Kabaksız’ı neşreden,

O’dur Halıcı Hakkı’dan  söz eden,

O’dur taksici Cici’yi yadeden.

 

Geçmişte Niğde’nin, Başbuğu olmuş,

Çok okumuş, yazmış, atlar koşturmuş,

Bu uzun uğraşla, sanki  yorulmuş...

Niğde’nin folkloru, bu gayretli ER..

 

Daha çok ÜÇER’imiz var Niğde’de,

En büyük sorunumuz az ilgide,

Herkes kalmak istiyor gölgede,

Yine atılım yapıyor ÜÇER…

 

Çözülür kolayca, sorun ilgide

Liderler çıkmalı, herkes gölgede,

Aslında; her şeyimiz var bölgede!

ÜÇER’ler yetişir, güzel Niğde’de.

 

Galibiyet takım oyunundadır,

Çınar insanlar görev almalıdır,

Soruna ilgi yok, bunalımdadır,

Herkes bunu; böyle anlamalıdır.

 

Yazılanlar metih değil gerçektir,

O insanlara güzel bir örnektir,

Gerçek olan halkla bütünleşmektir.

Amaç; böyle insanları bilmektir!.

 

Celal ALTIN

 

Niğdeli Emekli Subay

 

 

MERHABA

sitenizi ziyaret ettim. elinize sağlık başarılarınızın devamını diliyorum.

Ben Aydın Sultanhisardan Fadime Özalp

ALLAHA EMANET OLUN

--------------------

Çamardı ilçesi’nden Ahmet Üçer’in mesajı:

 

Sayın Osman ağabey ilginden dolayı tekrar teşekkür ederim inşallah yakında
ziyaretinize geleceğim.Tüm dünya Türk'lerine hitap eden bir site de siz
değerli büyüklerimiz varken bize söz düşmez.Tekrar tekrar teşekkür
ederim.Allah'a emanet olun...

__________________________Muhterem mefkure arkadaşım Osman Üçer bey,

Antoloji için göndermiş olduğunuz disketi aldım. Bir problem yok. Önümüzdeki günlerde antoloji çıkınca kargo ile adresinize gönderilecektir. Antolojide 3 sayfa ile temsil edileceksiniz.

Onurlu Hamle kültür sitesiyle milletimize çok güzel hizmetlerde bulunuyorsunuz. Başarılarınızın devamını diler, saygılarımı sunarım. (Şükrü Öksüz)AYDIN

 

 

 

Niğde konulu yazarlığında ordinaryüs diye isimlendirdiğim Ali İhsan Beyhan Öğretmenim

NİĞDE BAHÇELİ KASABASINDAN EDEBİYATÇI VE FOLKLORCU ALİ İHSAN BEYHAN ÖMRÜNÜ  MANEVİ DEĞERLER-FOLKLOR VE TÜRK KÜLTÜRÜ İÇİN HARCAYAN DEĞERLİ BİLİM ADAMLARIMIZDANDIR. BİNLERCE ÖĞRENCİ YETİŞTİRMİŞ, ELEŞTİRİLERİ NESİLLERE IŞIK TUTMUŞTUR. HOCAMIZIN İKİ ÖĞRENCİSİ ÜZERİNE ELEŞTİRİSİNİ YAYINLIYORUZ.

 

Halen Muğla Marmaris, SÖĞÜT Köyü Saranda’da bulunan hocamız, ilerlemiş yaşına rağmen İnternet, bilgisayar gibi teknolojinin harikaları arasında edebi çalışmalarını yürütmektedir. Söğütten yazdığı mektubun bir kısmını alıyoruz

(( Osmancığım, Vefakar, kadirbilir, sevgili öğrencim;

Sana iki yazıyı maille gönderiyorum…..

Niğde’de yayınlanan gazetelerden birine yolla ya da elinle sun.

Şayet uygun görülür basılırsa bana o müshalardan birer adet aşağıdaki adresime postalanmasını sağla.

Konuşun bakalım, her sayıdan bana abone yapmış gibi gazete gönderdikleri takdirde ben de onlara arada bir yazılarımdan gönderirim.

Şimdi Bütün Dünya Dergisi’nin istemiş olduğu iki yazıyı hazırlıyorum. Biri Hey Dağlar (Demirkazık), diğeri Kalbimle Söyleşi.

Tauna adlı kitabımı Bahçeli belediye başkanı Fatih Kaya Bey Belediye Kültür Yayını olarak bastırmaya söz vermişti. Bu hangi ayda gerçekleşebilecekse ben o zaman Niğde’ye gelebilirim. Kendisiyle ya yüz yüze ya da telefonla konuşursan memnun olurum.

……………………………

Benim Başkent Niğde Vakfı tarafından bastırılan “Yöremiz Çevremizden Deyimler ve Atasözlerimiz” kitabım hakkında basıldığı yıl Kemalist Öykü dergisinde iyi yönden 3-5 eleştiri çıkmıştı.

……………………………

Halil Atılgan’ın Geçmişten Günümüze Niğde Türküleriyle ilgili düşüncelerimi ayrıca yazmayı istiyorum.

Burada hava yağmurlu. İklim değişiminden olacak, biraz rahatsızlandık., ama atlattık sayılır.

Gözlerinizden öperim. Sağlığını, tüm işlerinde başarılar dilerim.

 

Ali İhsan Beyhan

Emekli Türkçe –Edebiyat öğretmeni

Söğüt Köyü saranda Marmaris

Tel: 0 252 496 54 08

0 532 408 44 39

abeyhan@ttnet.net.tr

 

----------------------------

 

 

Muhterem Öğretmenim,

İmeilinizi aldım. Sağlık içinde bulunduğunuza sevindim. Verdiğiniz görevleri şu andan itibaren santim santim takip edeceğim. Sonuç aldıklarım olursa imeille bildireceğim. Eserleriniz Niğde Folklorunda baş köşede yer almaktadır. Siz gibi, Ömer Fethi Gürer gibi dev yazarların Niğde Edebiyatçıları için yazılmış eserlerde gösterilmemiş olması, büyük bir gafın ta kendisidir. İnşallah hizmetleriniz altun harflerle yazılacaktır. Niğde Folklor ve Kültür Derneği üyeleri geçenlerde Niğde’yi ziyaretiniz esnasında konuşmalarınızın halen etkisi altındalar. Sağ olun var olun.

En derin saygılarımı sunar, ellerinizden öperim kıymetli hocam!    Osman ÜÇER www.onurluhamle.com

 

 

 

OKUDUĞUM KİTAPLAR

 

ALİ İHSAN BEYHAN

 

 

Niğde'de yetişmiş yazarlarımızdan Osman Üçer "güzel bir kapak düzeniyle 1994'te Nazilli Karacasu Basımevi'nde kendi olanaklarıyla bastırdığı Hamlemizin Anahtarı" adlı yapıtını okudum. O. Üçer  folklor derlemelerini1959 - 1970 yılları arasında yerel gazetelerde yayınlayarak bugünlere kitap sevgisiyle geldiğini, durumunu geliştirdiğini söylüyor. Siyasal olayları, yakından tanıdığı kişileri  görüşü doğrultusunda kendi anlayışına göre irdeliyor. Bunları kalbe, kafaya, kültüre seslenen bir iletişim biçimiyle kaleme alıyor. Düşüncelerini farklı yazı türleriyle dile getiren Üçer, yaşam biçimini, duygularının akışı içinde, kesintisiz inanç ve dirençle sürdürüyor.

Yazar yapıtında özellikle Niğde kültürünü ele almış. Onları yerel dile özen göstererek ölçülü, kafiyeli deyişlerle işlemiş, bilinçli çaba ile özgün yeteneğinin ürünlerini sergilemiştir.

Kültürel açıdan varsıl olan Niğde'de tanık olduğu bireylerin serüvenlerini kısaca anlatıp kültürel yaşama pencere açarak güzel örnekler vermiştir. Bunları deneme, öykü, fıkra, çoğu anı biçiminde yazarak Hamlemizin Anahtarı adlı yapıtında toplamıştır. Ayrıca otobiyografisine yeni halkalar ekleyerek yaşadığı dönemleri anlatmıştır.  Niğde'den uzakta Nazilli'de yaşarken belleğinden çıkmayan doğduğu kenti hiç unutmamış, onunla özdeşleşmiştir.

Kırk yıllık yaşamında düz, düzenli yazı biçimleriyle yılgıya yenik düşmeden kalemini cesaretle kullanmıştır.

İnançları doğrultusunda  yazarlık yaşamında tökezlemeden bugünlere değin gelmiştir. Yapıtında Niğde'nin ekinsel (kültür) durumunun yanı sıra siyasal olayları, yakından tanıdığı kişileri kendi görüşü doğrultusunda irdelemiştir.

Geçmişle bağ kurduğunda yöresel dilin inceliklerini göz ardı etmemiştir. O, yaz-kış oturduğu Kayardı Bağları'nı   akıcı,  çekici şu dörtlükle dile getirmiştir:

 

 

 

Gayardı'sız deli gönül paslanır

Gurdunus'um yalçın dağa yaslanır.

Özleminden iki gozüm ıslanır...

Noğürsem ki, sel oluyor abaru!..

 

Yerel ağızla yörenin köy-kentlerine ustaca değinmiş:

 

Giledere, Alay, Bozköy, Edikli,

Kemerhisar, Emen birbirine ekli.

Düz ovaya bakar Badah, Bahçeli.

Noğürsem de gidip gorsem abaru...

 

Yüce Allah sular ile beslemiş,

Bahçeli'de Koşk,Toros'ta Ecemiş,

Keçi buyduran'a çıkmak büyük iş...

Noğursem ki uçsam mı ki abaru...

 

Hamlemizin Anahtarı'nda siyasal durumları belirten deyişlere de yer vermiştir Üçer:

 

Önceleri bu millet bütündü, duyguları birdi,

Son zamanda alçaklar halkımı yedi bitirdi.

Vurguncuyla mafia, siyaset içiçe girdi,

Soyum soyum soydular devleti, soydular gardaş...

 

En büyük gururumdur Türklüğümle öğünmek

İstemez başka ad, kafidir, "Ben Türküm" demek.

Ne şereftir "Türküm, Türküm!" diyerek ölmek.

Nice şehitler verdik ama, esir olmadık  gardaş...

 

Düşünce özgürlüğüne katlanamayan insanlara karşın yazar, ozan Üçer yapıtında  yörenin ekinsel varsıllığına göndermeler yapmaktadır. Bu konuda çalışmalarına evrensel boyut kazandırmak için uğraş vermektedir. Kaleminin gücüyle coşkusunu sakıncasız anlatabilmektedir.

Yöresindeki güzellikleri, çekici yönleri dışarıya yansıtamamış kişilerin ekinsel yaşama katkılarını değerlendirmeye özen göstermektedir.

İlk yapıtında o,  yazacaklarının hepsini vermeye çalışınca içerik yönünden dağınık, izlek bakımından  karıştırmış olsa da son yapıtlarında kurgularını dikkatle planladığı görülmektedir.

Üçer üzerinde durduğu konuları benimsemekte, günlerini dolu dolu geçirerek, araştırmalara daha çok yer verip yoğun, dolgun  bir aşamada başarılar kazanacağına inanmaktadır. 40-45 yıldır sürekli yazarak, suyu kesilmeyen ırmaklar örneği verimini kültür denizine  akıtmaktadır.

Onun  kültür birikimine ulaşmak için yazdıklarını okumak, kendisiyle yakından konuşmak gerekir. Hoşgörülü, sevecen, dostluğu sıcak, içten, vefalı, kendine özgü (nevi şahsına münhasır) bir kişiliğe sahiptır.

Onun yazdığı deyişlerden esinlenerek onunla ilgili izlenimlerimi bir dörtlüğe sıkıştırıp yazımı noktalamak istiyorum:

 

Hiç durmadan çalışır, eli bilgi sayarda,

Aklı fikri ekinde, ne kazanç, ne karda,

İyilik, sevgi, vefa nerde, o sürekli orda,

Işınlanıp karşıma çıkıverse abaru!..

 

Ali İhsan BEYHAN

 

 

 

 

----------------------

 

VİCDANIN SAĞLAMSA, MUTLUSUN GARDAŞ,

İYİLER DAHA ÇOK, İNAN ARKADAŞ!...

YAZAN: ALİ MERAKLI

 

Sorguya çekelim, tüm kesimleri,

Çizelim, boyayıp, gör resimleri,

Deseni, nakışı, tümden simleri,

Bilmemiz gereken, örnektir bunlar!...

 

Allahsız, kitapsız çalışmaz yatar,

Sebebini sorunca, mazeret katar,

Fırsatını bulsa, vatanı satar,

Bu bozuk düzenin, köpeği bunlar!...

 

İşe de gelmez, yolunu bulsa,

Maaşı alırken mesai olsa,

Yirmi dokuz günde haram yayılsa,

Sapıklar yığını, şerefsiz bunlar!...

 

Şu işi yap desen mazeret arar,

Savsaklamalarla doğurur zarar,

Millet arkasız ya, vermiyor karar,

Çoğu atılmalı, alçaktır bunlar!...

 

Memurun iyisi, arada erir,

Olumsuz kevzenler, emirler verir,

Çalışma, karışma, sussana! denir,

Tüm evreni bile, yıkıcı bunlar!...

 

Şeytan  evlatları olumsuz kafa,

Hiçbir fikirleri girmiyor safa,

Sakın ha yarışma, doymazlar lafa,

Demagog yığını, ahlaksız bunlar!...

 

Üstünden atarsa vur ensesine,

Bilirkişiyle de, bölüşür yine,

Keserle yontar da, hep kendisine,

Talaşı millete vermezler bunlar!...

 

Allah der, kitap der sakın inanma,

Seccade tespihi, gör ama kanma,

Yaptığı düzendir, samimi sanma,

İçindeki puta, tapıyor bunlar!...

 

Bir kısmı ateist, yarın yok sanır,

Allah’ı reddeder, maddeyi tanır,

Tıksırarak hep yer, daim aldanır,

Cehennem odunu gafiller bunlar!...

 

Yol bu değil, yanlış, duruma bakar,

Hancıl hancıl yerken bir gün ki bıkar,

Kendin de, çocuk da mutlaka çıkar,

Tarikat huğcusu olurlar bunlar!...

 

Nefisler insanı köpekleştirir,

Daima alırken, bir gün de verir,

Haramın kalesi, kar gibi erir,

Dürüst insanlara ders olur bunlar!...

 

Medyadır, başkandır, değil emekçi,

Alimdir, zalimdir, hem siyasetçi,

Koalisyon kurar, harama bekçi,

Sarmaş dolaş zina, akrabağ bunlar!...

 

Tüccar, fabrikatör, bakkal, toptancı,

Altıncı demirci, halleri acı,

Oduncu, kömürcü, belki de camcı

Hali perişanlar, gezinir bunlar!...

 

Sayayım sizlere, haramcıları,

Prof’u, baytarı, eczacıları,

Kafadan kuyruğa olmuşsa yarı,

Teşhirlik değerde bilin ki bunlar!...

 

Dünya, öbür dünya dengeleri kor,

Çifçidir, hamaldır, vicdanına yor,

Terazi tutana hakları bir sor,

Sorgusuz, sualsiz ölür mü bunlar?...

 

Avukat, mühendis, doktor sırada,

Çeşidi pek çok da, kaçar arada,

Zindelik iddiası olur yarada,

Her meslekte varsa, teşhirlik bunlar!…

 

Dönek gericidir ve takonyacı,

Halleri görünür, pek büyük acı,

Vatanı satan var, Amerikancı,

Bir balgam tükürsen, utanmaz bunlar!...

 

Haklar fışkıracak gizlilik kalmaz,

Hırsız köpeklerden milletçi olmaz,

Bil ki çoğu geçti, kalan pek de az,

Yarın hesap günü, Mahşerlik bunlar!...

 

Ayrı gayrı yoktur, sizli ve bizli,

Nefisler sanıktır, kayıtlı, izli,

Şiiri yazanın defteri gizli,

Hesaba bakarken, ayrılmaz bunlar!...

 

Sela da, ölü de, rol alanlarda,

İlerde, geride, hep kalanlar da,

Sakın ha inanma, bu yalanlarda,

Hileler gizlerler, dolancı bunlar!...

 

Çıplak ve örtülü, hani hocası?

Teşhirler yapıyor, kimin bacısı,

Reklamcı kesildi, günün hacısı,

Kimi kandırırlar, kurnaz mı bunlar?

 

Ali Meraklı

 

ALİ MERAKLI NASIL BİR ADAMDIR?

 

Toplumda gördüğümüz insanlardan sıra dışı birini tanıtacağız sizlere. Bu site’nin şiirler bölümünde eserlerine rastlarsınız. O’nu tanımakla,  bu gibi insanların sayısının daha çok olmasını  isteyeceğinizi sanırız.

Bir esnaf evladı olarak dünyaya geldi.

Muhafazakar bir ailenin çocuğu olarak çocukluğunda ve gençliğinde, toplumun meselelerine bu açıdan baktı.  Çocukken şiirler yazmaya başladı. Arkadaşları arasında dikkat çekti. İster istemez haksıza karşı, saldırgana karşı durma alışkanlığını elde etti. Bu sebeple bir çete sahibi, çete lideri bile oldu. Çetesi’nin adı ( Çatana çat!) çetesiydi. Kimse ile kötü olmak istemez ama, keseri kendisine yontan açıkgözler, haksızlar,  saldırganlarla mücadeleyi karakterinin unsuru olarak kabul etti için kendini bildi bileli rahat etmedi.

Zayıfı koruma, zalimi ezme meselelerini kendisine düstur etti. Bu arada okuduğu kitaplarda iyilik, vatanperverlik gibi, karşılıksız hizmet gibi konularda  ihtisas sahibi oldu. Türk destanlarını okurken Kürşad Destanı’nın anlamı karşısında çarpıldı ve satır satır hayatına uygulama kararı aldı. Bu ne demekti?  Menfaat karşılığı bir kamu hizmeti görmemeyi alışkanlık haline getirmeliydi.

Devlet işinde, siyasette görev almamalıydı. Siyasete ve milli meselelere katkısını daima karşılıksız, bir yarar ummadan  yapmalıydı.

Ailesine karşı fedakarlık olağan bir tutumdu. Akrabayı koruma ve kollama  zaten dinin emriydi. Bunu yetirince yapabilirse, işlerinin kutsiyete bürüneceğine imanı tamdı. Haram lokma yutmamanın bir şans olduğuna inanıyordu. Ama, toplumda öyle meseleler cereyan ediyordu ki, haramsız yaşama, haramı önlemenin çok zor olduğunu gördü. Hele hele tuttuğu meslekte ya da  para meselelerinde faizden uzak kalma meselesinin Kaf Dağı’ndan uzak olduğunu gördü.

Önceleri hürriyet rejimi denen, liberal rejim değilse bile Atatürk’ün karma Ekonomi sistemine inandı.    Bu yolda sayısız kitap okudu. Liberalizme, kapitalizme ve Komünizme karşı görüşlerini kuvvetlendirdi.

Gel gör ki,  seksen ihtilalinden sonra liberalizmin memleketi bir ağ gibi sarması karşısında, çok şeyin anlatılan gibi olmadığını gördü. İnsanoğlu’nun Hz. Adem’den bu yana karakterinin hiç değişmediğini gördü. Bu yolda sayfalarca yazı karaladı. Öyle ise insanoğlu için en ideal iktisadi sistem, toplum düzeni ne olmalıydı?

Kur’an iktisat kitabı olmadığına göre, genel kurullar koyardı. Öyleyse İslami düzen gibi bir terimin anlamı olamazdı. Liberalizm zaten batı uydurmasıydı. Komünizm insan karakterine aykırıydı. Bütün bunları birleştirecek, her çiçekten bir bal alarak bir görüş, bir ideoloji bulmak ve bunun  yaratıcılığını yapması lazımdı.

İnsanoğlu’nun kendi bünyesinde olan değişmez bir dürüstlüğe sahip olmadığını gördü. Rüzgara göre, doğru oluş, eğri oluş, kaypak oluş, dürüst oluş arasında koşturan ve fakat ekseriya kendi yararını düşünen kalabalıkların, toplumdaki aksaklıklardan şikayet etme hakkı olmadığını düşündü.

Bir hadis (toplumu aşağı görmeyin, küçümsemeyin!) anlamındaydı. İyi de, kendisi dürüst olmayanın etrafa tenkit yağdırmasının haklı olamayacağı gerçeğini ne yapmalıydı?

Velhasıl, Ali Meraklı orijinal bir adam. Menfaatten başka bir şey düşünmeyen toplumda adam gibi hareket etmesi mümkün değil. Millet heybedeki ip gibiyken, Ali Meraklı gibilerin burnu daima sürtülmeye muhtaç. Büyük fedakarlıklarla gerçekleştirdiği iyi niyetli gençlerin bir kısmının bu gün Masonizmle, kişiliksizlikle kucak kucağa olması, idealist geçinenlerden çoğunun hava civa adamlar olduğu gerçeğini görmek bizim bu adamı rahatsız etmekte, bu sebeple asit kalitesinde şiirler yazmaktadır.

Menfaat çoğu insanların birinci Tanrısı olduğunu gördükçe üzülmekte. Hele hele partiye tapanların çoğunlukta olmasını şiirlerde ve yazılarda en iyi şekilde terennüm edebilmek için yoğun çaba harcamaktadır.

Ali Meraklı, öbür dünyaya inanmanın şekli ibadetlerden çok dürüst olmakla mümkün olabileceğini kabullendiği için, suistimallerin üzerine yürümesinin kendisine ne kadar pahalıya mal olduğunu düşünmeden kötülerin üzerine gider. Bu bakımdan devamlı surette  seviyesiz ve ahlaksızların hedef tahtasıdır. Kimsesinin olmadığına inanır.

Seven insan bulunsun gibi bir kaygısı olmadığı için dostundan düşmanının, daha doğrusu seveninden çok sevmeyenin çok olduğuna inanır.

Allah’a dayanmanın en büyük zenginlik olduğuna imanı tamdır.

--------------------------------------------------------------------------

 

ŞÜKRÜ ÖKSÜZ’ÜN MESAJI

Muhterem mefkure arkadaşım Osman Üçer bey,

Antoloji için göndermiş olduğunuz disketi aldım. Bir problem yok. Önümüzdeki günlerde antoloji çıkınca kargo ile adresinize gönderilecektir. Antolojide 3 sayfa ile temsil edileceksiniz. Onurlu Hamle kültür sitesiyle milletimize çok güzel hizmetlerde bulunuyorsunuz. Başarılarınızın devamını diler, saygılarımı sunarım. (Şükrü Öksüz)

 

 

Site için Adana’dan mesaj:

Saygıdeğer Sayın Üstadım,

Site her açıldığında rüyalar alemine sürükleniyorum. Çırpınırdı Karadeniz beni mest ediyor. Nasıl isabetli müzikler yerleştirmişin her bölüme. Tebriklerimi sunarım. Saygılarımı sunarım.

ALİ İHSAN OKÇU

YAZAR-MÜHENDİS

-----------------------

Nurettin Gökçek.İstanbul. - nurettingokcek@hotmail.com . Ne isteğiniz varsa bildiriniz.

Cevabım: Dualarınızı bekliyorum. Ona cevap:

Tüm dualarımız sizle zaten siz demekle yanlış da anlayabilirsiniz bizde
diyorum çünkü aynı düşüncedeyiz
---------------------------

Çok övgü yapan biri:

 

Demek fikir beyan edenlere tahammülünüz bu kadar. Hemen ilk yanıtta ağzını
bozan bir avukat.. Demek ki okulda böyle öğrettiler size..

Üstelik ben küfür
bile etmemişken yapıyorsunuz bunu (tekrar okuyun yazdığımı ve bulursanız
kişiliğinize yönelik bir küfür gösterin bana. Ha bakin psikolog tavsiyesinde
bulundum ama bu bir hakaret değil, benim gözlemim bu).

Mason değilim,
Kürtçü de değilim.. Ben yurtseverim ve yurt severliğin yurtdaşları
birleştirici, barışa götüren, ayrımcı olmayan bir yol olduğunu düşünüyorum.

Kendim hakkında bir bilgi verme gereğini görmedim çünkü konumuz bu değil,
konu sitenizde yazdıklarınız ve yaptığınız ucuz hamaset. "Neresi battı?"
gibi banal bir soruyla beni taciz ettiğinizi sanıyorsanız aldanıyorsunuz;
hiç umurumda değil.  Ama yanıt bekliyorsanız bir meselle onu da vereyim:
Deveye sormuşlar neden boynun eğri diye, o da yanıtlamış nerem doğru ki?
Sitenizin iceriği de aynen böyle. Siz inandığınız ideoloji doğrultusunda
propoganda amaçlı bir seyler doldurmuşsunuz oraya hepsi bu kadar.. Ne
akademik ne estetik hiç bir şey yok.. Ulumuşsunuz ergenekon.net'de o kadar,
başka bir şey de beklenmezdi zaten..

Hadi simdi oturup bol küfürlü bir yanıt daha yazın. Ya da önce düşünün. Eğer
düşünmeyi biliyorsanız tabii; öyle ya siz ve sizin gibiler genellikle
sabloncudur, basma kalıpçıdır.. Düşünmeyi bilmezsiniz, yeni bir şey
söylemezsiniz, önderleriniz ne demişse kopyalar idare edersiniz. Bunların
dışında tehdit etmeye, fitne sokmaya, küfür etmeye, adam dövmeye ve
öldürmeye de bayılırsınız.. Yakın tarihimiz bunun örnekleriyle dolu..
Sormayın bana, siz çooook iyi bilirsiniz ne demek istediğimi..

Haydi bakalım avukat bey buradan yakın..

Ha bu arada dikkat ettiyseniz ben size hala siz demeyi sürdürüyorum. Siz bu
"incelikleri" farkında olmayabilirsiniz tabii, bu da sizin "kalınlığınızı"
gösterir değil mi?

Doğrucu Davut

>From: Av. Osman ÜÇER <gokce@ergenekon.net>
>To: "yagrut Nakrimed" <nakrimed@hotmail.com>
>Subject: Re: Hamaset..

----

AÇILIŞ VE TAKİP KOLAY OLSUN DİYE

DEVAMI WWW.OLUMLUYOL.COM ADLI İKİNCİ SİTEMİZDE AYNI BÖLÜMDE