ŞİİR HAYATIN DESTANSI
TARAFIDIR
KALDIRABİLECEK
KADAR
YÜK
ŞİİRLER
OSMAN ÜÇER
SÖZBAŞI
Elinizdeki bu kitap, Osman ÜÇER’in ikinci
şiir kitabıdır. Hamlemizin Anahtarı isimli güldeste şeklindeki kitaptan sonra
yazılan şiirlerin ve birinci kitaptaki şiirlerle harman edilmesiyle bu kitap
ortaya, meydana gelmiştir.
Allah’ın işi işte. Bizim kaderimizde sosyal meselelerde kavga yapan şiirleri
yazmak var. Halbuki öğrenim müsait, yaşama müsait aşk –meşk şiirleri yazıp da
toplumda şair geçinsek tadına doyum olmaz.
Bunu
idrak ettiğim halde, maalesef hayatımın hiçbir devresinde ılıman işlerle
meşgul olamadım.
İslam’daki en büyük dualardan olan:
-
Yarabbi!
Kaldırabileceğim kadar yük yükle! Yakarışı bu kitaba ad oldu. Madem ki, toplum
için kavga söz konusu, bu benim kaldırabileceğim eziyetin üstüne geçmemelidir.
Mesela çok şükür hiçbir zaman hapse girmedim. Fikri yazılarımdan, kavga yazı ve
şiirlerimden dolayı mahkemeye verilmedim. Bu, bu duanın şuurlu bir şekilde
yapılmasından olsa gerek. Kavga sebebiyle hapse girsem, mahkemelerden yakamı
kurtaramayacak derecede sıkıntılı olaylarla uğraşsaydım daha bir keskin mi
olurdum, yoksa “siner kalır mıydım?” bilmiyorum. Bildiğim şu.. Hayatım boyunca
fikirden, siyasetten hiçbir yarar ummadım. Elimden geldiği kadar kitaplara
dayalı mücadele ettim.
-
Yalnız
kaldım. Mukayeseli okuduğum için “fikirlerimden, hareketlerimden” hep emin
oldum. Hiçbir zaman kaypak davranmadım. Sağdan soldan bu sebeple dostlarım,
gerçek dostlarım çok oldu. Ama sömürücü, vatan düşmanı insanların koro şeklinde
sözlerine, birlikte cephe teşkil ettikleri kavgalara girdim. Yakam yırtıldı
diyebilirim. Moralim bozulmadı. Çünkü Allah kaldırabileceğim yükten fazlasını
yüklemedi.
Milliyetçi – muhafazakâr geçinip, ihanet,
şerefsizlik içinde olanlara karşı yaptığım tartışma ve mücadeleler “hep” takdir
edildi sanıyorum.
Bazen bunaldığım oldu. Şikayet ettiğim
oldu. “Gençliğimi yaşamadım!” dediğim oldu. İyi de; Dursun Önkuzu gibi
pencereden mi atıldım? Yusuf İmamoğlu gibi bir hafta bir simitle mi dolaştım.?
İftiralarla hapse mi girdim.?
Yok canım benim mücadele olsa olsa salon
sosyalistlerinin, ılıman ıhlamurcu dincilerin, rüzgara göre yelken açanların kavgasından pek farklı
olmadı. Binlerce şeyden mahrum oldum ama, “burnum çok sürtüldü!” diyemem.
Mücadelem zaten “milliyetçi geçinenlerle”,
“dini istismar edenlerle” oldu.
Diğerleri kolay rakipler. Masonlar,
Beynelmilel dernek uşakları kolay rakipler. Ama, İstismarcılar, İslamı ve milli
değerleri yüzlerine perde edip, şerefsizliğin şahını yapanlara karşı mücadelede
eğer, toplum öküz gibi susuyorsa mücadele çok zordur. Bunlar azılı. Bunlara
karşı zafer kazanmak zor.
Halk gerçekten cahil. İslamın Kur’ana göre
yorumlanması meselesini kavrayamadı. Emevi İslamı, Yahudi bozması hükümlerin
yaşaması ve yobazlık arasında koşturanların sayısı oldukça geniş.
Böyle olunca aydınların işi haddinden
fazla eziyetli olacağa benzer. Kendisine aydın diyenlerin pek çoğu kaçmakla
meşgul. Milliyetçi ve muhafazakar camia tam bir kıskaca alındı. Mason güdümlü
şahsiyetsiz kişiler ileri hatlarda mevzilenmiş durumda.
Bu mevzileri ele geçirme mücadelesine
girmek isteyen de pek görülmüyor. Allah kendisi bilir.
Milliyetçiliğin kanını sömüren, makam ve
para peşinde olmayı karakter unsuru haline getirenler burnumuzun dibinde cirit
atıyor da kendisine milliyetçi bilenlerin kılı dahi kıpırdamıyor…
Milliyetçi- Muhafazakâr söylemlerle yola
çıkıp, Allah’ı-peygamber’i ticaret metâı haline getirenlerle uğraşmak işlerin
en zoru.
Hele hele, hiçbir makam ve para istediği
olmadan sırf mânevî değerler için savaş yapmak, başlı başına bir mesele… Birkaç
kuruşluk parmak yalasak, belki biraz teselli olur muyduk ki..?
Allah yüzümüzün iki dünyada ak olmasını
nâsîb etsin!.
Osman ÜÇER şiirleri yanında Ali Meraklı
tarafından yazılmış şiirler, Osman ÜÇER’e yazılmış şiirler de görülüyor.
Bunların övgü anlamı dışında olanlarının da yayınlanması objektif olmanın
gereğidir.
Gelvelâkin, ruh hastası ve sırf hakaret
etmek kastı ile yazılmış şiirlerde olmasına rağmen şimdilik bunların
yayınlanmasını bir süre erteliyoruz.
Yayınladığımız zaman gerçeği açıklamak
durumunda kalacağız. O zamanda meslek kuralları ihlal edilmesi mümkündür.
Sizleri kavga şiirlerimle baş başa
bırakırken, Hece ile yazılmış olanlarında aruz katılığı ummadığımı,
heveslenmediğimi, bazı hece kurallarının göz ardı edildiğini böylelikle hissi
yoğunluk üzerinde teksif olunduğunu belirteyim.
Ucuz hayat yaşamaya talip olmadığımdan
dolayı mutlu olduğumu beyanla yetiniyorum!.
Maddi kaybım milyarlar, milyarlar! Manevî
kaybımın olmadığı için Tanrı’ya şükürcüyüm!
Manevi kaybım yşok mu? Katar katar.
Koskoca bir ömrün adandığı dava üç serserinin elinde kalır da manevi kaybım yok
denir mi?
Bu tip bir hayat kimlerden sirayet etti
iyi biliyorum ama, onların adıyla kendime şuracıkta yarar ummayım…
En iyisi şu anda susmak. Her şeyi söyledim
demektense şunlar söylenmeli idi diyerek, gırtlağa toplananlarla yenilerini
yazmak. Çıkar yol bu sanırım!..
BİR ALPEREN PORTRESİ
…Alperen
dost Osman Üçer’e muhabbetle…
Hamiyet
denilince arşa değer gölgesi
Niğde’de
yaşasa da her yurt onun bölgesi
Hakikat
burçlarında yankılanıyor sesi
Türk-İslam
mefkûresi uğruna serden geçer
Doğar
Niğde ufkundan Alperen Osman Üçer
Desiselere
gelmez dünden görür yarını
İmanlı
nesil için harcar bütün varını
Niğde
türkülerinde dağıtır efkârını
Sevgi,
hoşgörü eker; dostluk kardeşlik biçer
Niğde
hafızasından silinmez Osman Üçer
Mücadele
gerekse zalime duvar olur
Zümrüdü
Anka gibi küllerinden var olur
Mankurda
çetin ceviz, sadıklara yâr olur
Muhabbet
oluğundan aşk kevserini içer
Dede
Korkut misali öncüdür Osman Üçer
Dikenleri
ayıklar, bahçelerde gül derer
Hakikatin
pençesi yalanı yere serer
Durulur
kasırgalar, tufan sükûna erer
Çileye
talip olur, ülkü yolunu seçer
İpeklere
sarılı çeliktir Osman Üçer
Yalanın
saltanatı bir gün elbette biter
Baykuşların
dalında nazenin bülbül öter
Geçer
Bor’un pazarı merkep Niğde’ye gider
Dağılır
karanlıklar ufuktan güneş açar
Huzura
kanatlanır sessizce Osman Üçer
Hakk’ın
nurlu yolunda harcarken nefesini
İletir
dört bir yana hakikatin sesini
Alnında
kırışıklar öper seccadesini
Bütün
faniler gibi gün gelir o da göçer
Hoş
bir seda bırakır Niğde’de Osman Üçer
M.
Nihat MALKOÇ
07 Eylül 2007 / TRABZON
XXXXXX
YILLAR İLERLEDİKÇE TOZ DUMANA KARIŞTI..
ÖZEDOĞRU GİDERİM!
-SOYGUNCU TAKIMINA-
(BİR DÜZÜNE MAYIN TARLASI)
OSMAN ÜÇER
EĞER İNANMIŞ İSEM, HEP DOĞRULARI YAZDIM,
BELKİ TIRNAKLARIMLA KENDİME MEZAR KAZDIM,
DESTEKÇİ İSTESEYDİM, PERDELERİ YIRTMAZDIM,
BU DÜNYADA SINAV VAR, ÖZEDOĞRU GİDERİM!...
KATKILARLA BÜYÜYOR, YAHUDİ TEREKESİ,
BEYNELMİLEL DERNEKMİŞ, HIRSIZLIK ŞEBEKESİ,
ALÇAKLIKLAR KUSUYOR, MASONLARIN TEKKESİ,
DOĞRULUĞA DESTEK VAR, ÖZEDOĞRU GİDERİM!..
ADI MİLLİYETÇİDİR, İLLİYETSİZ İNSANIN,
MENFAAT DENİLİNCE OYNUYOR HER BİR YANIN,
NASIL ÇALARSIN BÖYLE, BOZUK MU SENİN KANIN,
UFUKLARA AKIN VAR, ÖZEDOĞRU GİDERİM!
UYUZ UYUZ GEZERKEN, PIRTISI DA BİTLENDİ,
BEYİN DURDU, CEP ŞİŞTİ, NEREYE ÜMİTLENDİ?
SOLCU, SOSYAL ADÂLET, ROTARİ DE KİTLENDİ,
HARAMLARA AKIN VAR, ÖZEDOĞRU GİDERİM!..
UZAĞI GÖRMEK İÇİN, GÖZLÜĞÜNÜZÜ TAKIN,
SATILIKLAR ORTADA, DİLİNE BAKMA SAKIN,
VER ELİNE PARAYI, OLACAK SANA YAKIN,
TEŞHİSLERE İLGİ VAR, ÖZEDOĞRU GİDERİM!..
ELEŞTİRİ GEREKİR, ONLARA DA, SANA DA,
SÖZLERİM ORTAYADIR, HİSSE VARDIR BANA DA,
DİNDAR DEĞİL, TAM MÜNKİR, SALINIYOR ORTADA,
KUTSALLIĞA DÖNÜŞ VAR, ÖZEDOĞRU GİDERİM…
MAKAM PARA HEVESİ KAHPELER ÇOCUĞUNUN,
MİLLİYET DÜŞMANLIĞI,
TAM SECDESİDİR BUNUN,
SÖMÜRÜYE KÖPEKLİK, HEP ŞİARIDIR ONUN,
TEMİZLİĞE DÖNÜŞ VAR, ÖZEDOĞRU GİDERİM!..
BENLİĞİNİ YİTİRMİŞ,
ERKEKLER VE DİŞİLER,
ZENGİNE VE ZALİME, TAPIYOR BU KİŞİLER,
SECDEYE EĞİLSE DE, KÜFÜRE ERİŞİRLER,
GERÇEKLERE AKIN VAR, ÖZEDOĞRU GİDERİM!...
YIĞINLAR DÖNEKLEŞMİŞ, DOĞRUYA HİÇ DESTEK YOK,
GÜNLÜK NAFAKALARA, ÇEŞİTLİ HİLELER SOK,
HARAMLA ŞİŞMİŞ MİĞDE, TÜM ŞAHISLARIMIZ TOK,
GEÇİMLERE ÇARE VAR, ÖZEDOĞRU GİDERİM!
SIĞIR GÖNLERİ KAPLI,
BAKSANA DERİSİNE,
SALLANACAK BİR KUYRUK TAKILMIŞ GERİSİNE,
İLKELİ GAZETECİ, SATILIK KÖPEK Mİ NE?
CADDELERDE HAYVAN VAR, ÖZEDOĞRU GİDERİM!
MESLEĞİ NANKÖRLÜKTÜR, DANSÖZLÜĞÜ BECERİR,
GERÇEKLERİ GÖRÜNCE, GÖZÜ PATLAR BELERİR,
O SERVETLER BİR GÜN, KAR OLUR DA TÜM ERİR,
İSTİKRARDA HUZUR VAR, ÖZEDOĞRU GİDERİM!..
BEYNİ TAM DONMUŞ ARTIK, MEKÂNI ANTARTİKA,
MÜZİĞİNİ YİTİRMİŞ, TAMTAMI DA AFRİKA,
SECDESİ AB, KÂBESİ AMERİKA,
SAZIMIZA DÖNÜŞ VAR, ÖZEDOĞRU GİDERİM!
OSMAN ÜÇER
ÇALIN ULAN ŞEREFSİZ…
OSMAN ÜÇER
ÇALIN ULAN ŞEREFSİZ, DURMA, HEPSİNİ ÇALIN,
HELAL HARAM DEMEYİN, BULDUĞUNUZU ALIN,
DÜZELMEZSİNİZ SİZLER,
KAHPELİKLERLE KALIN,
ÇOMAK SOKMAK GÖREVİM REZİL OLACAKSINIZ…
HAKSIZLIĞA SUSANLAR, KOKUŞUP DA SULANDI,
SUSTURMAK İÇİN BENİ, AFOROZ UYGULANDI,
EN KATI KALPLER BİLE, BU İŞE DUYGULANDI,
PERDE YIRTMAK GÖREVİM,
TANIK OLACAKSINIZ!
HARAMI YERSİN ÜÇ GÜN, GEÇİCİ TATMİN ANCA,
BU DÜNYA BİR FÂNİDİR, GÖZ AÇIP KAPAYINCA,
FAYDASI NEDİR SÖYLE SANA YARAMAYINCA,
HATIRLATMAK GÖREVİM, KAHHAR OLACAKSINIZ!
CEHENNEM ÂZÂBIDIR,
HARAM YEMEK DENİLEN,
KAN VE PİSLİK OLARAK, KUSULACAK YENİLEN,
PİS, KİRLİ DÜNYANIZDA, ALÇAK NEFİS SEVİLEN,
HEP İKAZDI GÖREVİM, PİŞMAN OLACAKSINIZ!..
KOKUTMUŞTUN BURAYI.. ISLÂH OLASIN EMİ…
ALİ MERAKLI
Çok şükür tayin çıktı, oğlun da gelmez oldu,
Sicilini yazarken, yüzüm sapsarı oldu…
Adliye serinledi, dedikodu tükendi,
Yerine gelecektir, sevilen bir efendi…
Adâlet leke olmaz,
kahrolur gider sapan,
Büyük gaflettedir ki, hileli işler yapan..
Feriştah olsa bile, korusa herkes onu,
İlâhi işlem olur, perişan olur sonu…
Bazen hemen, bazen sonra, taklası seyredilir,
Ders alan çoğalır da, doğruya meyledilir…
Kürsüleri kutsaldır, adâlet ilâhi kapı,
Bin asırdır yıkılmaz, bu
çok düzenli yapı…
Nefsine aldanarak, gödeni dolduranlar,
Dünya ve âhireti sapsarı solduranlar…
Bir gram haram bile, miğde bağırsak deler,
Devamı bir facia, görünür, neler neler?
İnsanoğlu az ye ki, şu alnın kirlenmesin,
Hileli işlerinle, isimler dillenmesin!
Din hükümü ve ahlâk, yıkılmaz sağlam settir,
Evrenin en önemli, olayı adâlettir…
Âdil bir hüküm veren, Allah’ın aziz kulu,
On bin yıl yürüse, şaşırmaz onun yolu…
Doğruyu aramakla, geçti bu
….. ömrüm!
İki dünyada lâzım, tertemiz bir görünüm,
Velhasıl iyi ki de, meçhule
gidiyorsun,
Korusun onları da, Allah dediriyorsun!
Sen de bir yapraktın, yaşanan bu ömürde…
Yanacaksın diyorum, odun ya da kömürde…
Bizler ders almalıyız, yanlışsız bir hayatta,
Yanlışlık olmamalı, tazede ve bayatta…
Güle güle, gidiver, ıslah olasın emi,
Helâlından ye gayrı, yalağındaki yemi!..
ALİ MERAKLI
MÜSLÜMAN YÜZDE ONMUŞ…
OSMAN ÜÇER
Vatanda kenelerle, mücadele etmeli,
Etkin bir savaşımda, tâkâtımız yetmeli,
Yüz yetmiş yıllık kavga, tam anlamda
bitmeli,
Yüzde doksan Müslüman, demeyin bâri yâhu!
Kıskaca alınmışız, düşürmüşler ağına,
Gönüllü giriyorlar, zinâlı yatağına,
İlaç etki etmiyor, gömün zeytinyağına,
Yüzde yetmiş Müslüman, yemeyin bâri yâhu!…
Bu kahpelik gittikçe feci şekilde azdı,
Yüzde beş bile olsa, rezâlet yaşanmazdı,
Cüzdanlar haramlara böylece boşalmazdı,
Yüzde doksan Müslüman, kapmayın bâri
yâhu!...
Büyük bir millettir diye, yıllarca
övülmüşüz,
Tertemiz bir soy iken, ısrarla sövülmüşüz,
Alçaklık batağında, gırtlağa gömülmüşüz,
Yüzde doksan Müslüman, sapmayın bâri yâhu!
Gövdesi lâçkalaşmış, “işini bilir!” diyor,
Siyâsetçi en önde bu boku zâten yiyor,
İdareci teşvikçi, rüşvet önlenmez diyor,
Yüzde doksan Müslüman, durdurun bâri yâhu!
Gözlerin kör mü oldu, etrafa bakınsana,
Şikâyetçi olup da, herkese yakınsana,
Titreyip de kendine bir tavır takınsana,
Yüzde doksan Müslüman, buldurun bâri yâhu!
Ahlâklı yaşayışı, bulmak bir sonsuz
sevinç,
Yetmiyorsa aç kalsın, akıllansın bunca
piç,
Hem ibadet, hem rüşvet, yan yana olur mu
hiç?
Yüzde doksan Müslüman, ayırın bâri yâhu!
SİYASET LAĞIMI
OSMAN ÜÇER
Secde çıkar menfaate taparsa,
Yönü para, kayırmaya saparsa,
Leş kargası particilik yaparsa,
Kutsal dava, işgal olmuş denmez mi?
Yalan, hile her seçime katarsa,
Allah-vatan, lâf-ı güzaf sayarsa,
Nimetlerle, tıkınmayla doyarsa,
İdealler, zelil olmuş denmez mi?
Eş dost yığar, açıklığı yok eder,
Kemik saçar, aç köpekler tok eder,
Bilgisizce, bütün işi b. k eder,
Büyük dava güme gitmiş denmez mi?
Utanmazlık, arsızlığı haklayan,
Hileleri, alçaklığı, aklayan,
Evrakları, defterleri saklayan,
Tam bir çete, çöreklenmiş denmez mi?
Kusuyorum, Ozan bulun yerime,
Lanet gelmez kutsallığın yerine,
Dikkat edin, inmeyeyim derine,
Düzelirsen, “affederim!”, denmez mi?
DOĞRULUKLA MÜMKÜNDÜR
OSMAN ÜÇER
Davranışlar önemli, isabetli demlidir
Öne geçen tüm atlar, besilidir, yemlidir
Peneslere aldanma saf altın önemlidir
Haşırtıya gitme hiç, düşünmekle mümkündür
Suni gidişler kötü, eski lâflar çok bayat
Nefsim öne geçme ki, basitliği yık, soy at
Allah’ım muzaffer et, değerlensin bu hayat
Ben varım diyebilmek gerçeklerle
mümkündür..
Arada ahenk varsa, mutlu olunan yârdır
Dürüst davranışlarla ömrünü sağlam sardır
Dünyevi öğünmeler, yelden evvel bir kârdır
Eritme emekleri doğrulukla mümkündür...

SÜPER KAPİTALİST,
ALLAHSIZ DEMEKTİR…
OSMAN ÜÇER
Kapitalist olamaz Allah, peygamber dostu,
Haramın ortasına serer o kirli postu.
Yakarışı gösteriş, ameli irin kokar,
Menfaati olmazsa, bir çöpü göze sokar..
Vergi Sistemi belli, yüzde kırkı devletin,
Haramlı trilyonlar, inan hepsi milletin..
Bir ömür biriktirsen, öbür dünyaya
sabret..
Sistem hırsız sistemi, helâlle olmaz
servet..
Öksüz bırakır hain, tarihi bir devleti,
Bir çırpıda vuruyor, koskoca bir serveti…
Müslümanlığa uzak, insanlığı da bilmez,
Ömrü boyunca bir tek, göz yaşı bile
silmez..
Bir tiyatro sahnesi, değişir daim ışık,
Hacı yatmaz örneği, gülümsüyor yılışık!
Riya ve sahtekârlık, sırıtan yalanlardan,
Yüzüne bakma sakın, tiksinirsin insandan…
Davranışa aldırma, hep çapanoğlu dibi..
Dinin bütün emrini, çiğnedi alçak gibi..
Öbür dünya tarlası, bak çoğuna azına,
Bu hükümler benimdir, razıyım cezasına…
Trilyon yıllık ömrü değişir bir anlığa,
Davranışı götürür, çok feci perişanlığa,
Suç işleyeni bekler, korkunç bir
yalnızlık,
Son gülen iyi güler, bu nasıl akılsızlık?
Şerefsiz sürü gibi, rastlarsın her adımda,
Namuslu kapitalist, görmedim
hayatımda, …
İşte fotoğrafları, kasalmalara bakın,
Kir bulaşmasın dersen, ona yaklaşma sakın!
Karşıtı rezilliktir, hemi kel, hem
de açtır..
Din olsa Marksizim’de, bunlara bir
ilaçtır…
Tortular yığın yığın, bulamadık süzeni,
İktisatçı koymadı, dört dörtlük bir
düzeni,
Allahsız kapitalist, bozuk düzenin adı,
Gözlerimiz görüyor, kalmadı dünya tadı…
Her süper kapitalist, Allahsız bir
âbide,
Yıkılıp yok olacak, göreceksin ânide..
Dünyadan ders almayan, burnu dikine
gider,
Yer içer ama hepsi, olmaz …… keder!
BAZI SİYASETÇİLER
OSMAN ÜÇER
Köpeğimin adını, takma siyasetçiye,
Ben doğruyu söylerim, zeval olmaz elçiye,
Bu şarkı uzar gider, danış bir kasetçiye,
Politika bir lâğım, bulaşan iflâh olmaz!
Partili, delege, adını koyuyorlar,
İttifaklar kurup da, milleti soyuyorlar,
Doğruyu söyleyenin, gözünü oyuyorlar,
En sağdan sola kadar, dürüst siyaset
olmaz!
Kayırma, suistimal, başkanlı riyaseti,
Yığınlar destekliyor, Allah’sız siyaseti,
Bana nutuk çekme hiç, dinlemem
hamâseti,
Masonla, milliyetçi, zinâsı bâki olmaz!
Adaletli oluşum, hangi kılıç kuracak,
Halkın kendi bozuk ki, yarayı kim saracak?
Rüşvet veren olmazsa, toplumda kim alacak?
Pazarlık ve satışla, düzende şeref olmaz!
Sağlıklı diyemezsin, geberik bir hortlağa,
Kız oğlan kız diyorlar, elli defa patlağa,
Rahatını sevenler, pislik çıktı gırtlağa,
Silkinip dirilmeli, bu gidişle hiç olmaz!

BİZİMKİLER… BİZİMKİLER…
OSMAN ÜÇER
Hırsız dendi, çaldı dendi,
Haram yendi, her gün dendi,
Konuşuldu sustu kendi,
Bizimkiler, bizimkiler!
Moralleri bombok idi,
Karınları çok tok idi,
Utançları hiç yok idi,
Bizimkiler, bizimkiler!
İç ettiler diyenin de,
Çıplak iken giyenin de,
Tıka basa yiyenin de,
Bizimkiler, bizimkiler!
Nasihate iftira et,
Sırlarını tümden hıfzet,
Yarar dağıt buket buket
Bizimkiler, bizimkiler!
Pusar bunlar hindi gibi,
Kapalıda kumru gibi
Üzüntüler durdu gibi,
Bizimkiler, bizimkiler!
Allah bilir bunlar kimler,
İnsan olan, sözü dinler,
Hırsız kimse bir gün inler,
Bizimkiler, bizimkiler!
İstismarcı bunlar hepten,
Halkı soydu, tam kemikten,
Hançerleyen ve inleten,
Bizimkiler, bizimkiler!
Utanmak mı, o da nedir?
Sendikacı bir ekedir,
Ayarlar hep tek tekedir,
Bizimkiler, bizimkiler!
Allah deyip, haram yerler,
Nasihate tokuz derler,
İftirayı hep ederler,
Bizimkiler, bizimkiler!
Yardakçılar sürü sürü,
Hasımlara durma yürü,
İftiranın bin bir türü,
Bizimkiler, bizimkiler!
Bakın yiyor, yediriyor,
Helal olsun dediriyor,
Kutsalları kemiriyor,
Bizimkiler, bizimkiler!
OSMAN ÜÇER
---------------------------------------------------------------
BU NASIL YOL?...
OSMAN ÜÇER
Kara para, neye dair,
İçki, fuhuş tüm vesair,
Adı ....
, kendi kâfir,
Kurban olam, bu nasıl yol?!
Haram helâl hemen biçer,
Mason solcu, yoldaş seçer,
Ver parayı, dinden geçer,
Tüküreyim, bu nasıl yol?!
Kendin seçtin var mı bozan,
Kader deme, sensin yazan,
Gövde lâçka, kafa kazan,
Ötüreyim, bu nasıl yol?!
İlgilenmez açla, tokla,
Para dersen, atar takla,
Vurgun, soygun varla yokla,
Uğraşıyor, bu nasıl yol?!
Tercihini yapmış dünden,
Utanmıyor, bu halinden,
Ne sorarsın ona dinden,
Kusacağım, bu nasıl yol?!
Kötülüğü bir an sinmez,
Nefsi azgın, huzur bilmez,
Allah vatan ilgilenmez,
Bilemedim, bu nasıl yol?!
Beyni sulu, adı salak,
Kucaklasa kollar çolak,
Nutuk atar hep dangalak,
Anlamadım, bu nasıl yol?!
Tüm işleri hile dolu,
Seçemiyor
doğru yolu,
Hain kaplı sağı solu,
Kahrediyor, bu nasıl yol?!
Adam sanma, kelli felli,
Ciddiyetsiz, hava yelli,
Secdesi mi; işte belli,
Haram yiyor, bu nasıl yol?!
Hop!... deyince koşar gelir,
Ver eline, coşar gelir,
Tüm fakirken, taşar gelir,
........... ben, bu nasıl yol?!
OSMAN ÜÇER

GERÇEKLERİ GÖRELİM!
OSMAN ÜÇER
Hayırsız bir ömrü, Hac’cınla noktalama,
Fakir, öksüz desteği, sorarlar yarın sana,
Teraziyi tam kavra, şartlarını unutma,
Kur’an’ın da mantık var, anlamaya çalıştım!
Namaz, oruç gerekli, kutsalı beslemektir,
Millî duygular şarttır, imanıma tam denktir,
Vatan sevgisi güzel, olmayanlar eşektir,
Telkinlerin Kur’an’da, izlemeye
çalıştım!...
Güzeli soranlara: İşte budur hep derim,
Aydınlığı tanırım, bilirim, bildiririm,
Mümin’den hiç kimseye zarar gelmez bilirim,
Sayılanlar Kur’an’da, öğrenmeye çalıştım!...
İnkılâp, İslâm demek, ezan güzel hediye,
Uranüs’e duyurmak kim dedi, şarttır diye,
Böylesi sağlık bozar, bağırırsın ne diye,
Doğruluklar Kur’an’da savunmaya çalıştım!...
Fikirler çarpışmalı, hem genel hem de özel,
Gerçekleri bulalım, kişisel ya da tüzel,
Hoparlörde terör var, insan sesi çok güzel,
İlkelerim Kur’an’da, kavramaya çalıştım!...
Allah’ım sana şükür, kaybetmedim yolumu,
Öğrendim ince ince sağımı ve solumu,
Çalıştırdım yıllarca, kafamı ve kolumu,
Dedin diye Kur’an’ da, düşünmeye çalıştım!...
Nefsimin köpekliği, çok döndürdü başımı,
Elemeğe çalıştım, helal olan aşımı,
Zaman zaman hep seçtim,
dürüstçe yoldaşımı,
Buyurdun da Kur’an’da,
gayretlice çalıştım!...
Sınavı kaybedenler pek çoğumuş duydum ki,
Bu dünya bir imtihan inanarak uydum ki,
Sıcaklarda terledim, soğuklarda buydum ki,
Emrettin’de Kur’an’da, tefekküre çalıştım!...
Bakıyorum ardıma, yolum bir arpa boyu,
İniş, çıkış gayretler, renksiz ya da pek koyu,
Yaşayıp doldurayım, amellerle depoyu,
Örnekleri Kur’an’da korumaya çalıştım!...
OSMAN ÜÇER
SALAKLARIN SATILMASI
OSMAN ÜÇER
AB değil ki millete yar,
Söylediğin söz sana ar,
Beyaz sakallı baban var,
Nasıl satıldın be salak?
Her gün sözün fır fır döner,
Neşe gider. Ümit söner,
Kayserili vatanperver,
Nerden çıktın be salak?
Dolu iken pilsiz kaldın,
Milli iken milsiz kaldın,
Bizim iken ilsiz kaldın,
Nerden geldin, a be salak?
Kötülerle doluşursun,
Avrat gibi konuşursun,
Kahpelerle buluşursun,
Şerefsizsin a be salak?
KIT’ALAR
ŞEREFSİZCE YAŞAYIP, ALÇAKÇA ÇALIM
SATTI.
OSMAN ÜÇER
DÜNYALIĞI YIĞARKEN RIZKINA ZEHİR KATTI,
MİLLİYETÇİ GEÇİNİP, MADDEYE TAKLA ATTI,
HELALLERDEN LAF EDİP, HARAMI HARMAN YAPTI,
DÜRÜSTLERLE DOLAŞIP, ALÇAKÇA ÇALIM SATTI,
YAKIN ÖKSÜZLERİNİ SÖMÜRDÜ…
DİLİNDE GÖSTERMELİK, DÜRÜSTLÜK DİLİYORDU,
SAKİN VE ÇAKTIRMADAN, ÖKSÜZ HAKKI YİYORDU,
HİÇ UTANMADAN BİR DE, “KORUYORUM” DİYORDU,
ŞEREFSİZLİK KAYBOLSA İCADI BİLİYORDU,
SİYASET SERSERİSİ
KIRK KAPIYI DENEDİ, POLİTİK BİR MANYAKTI,
YEREL, MECLİS DER İKEN, AKLINI SEÇİME
TAKTI,
PARALAR BULMAK İÇİN, MAZLUMLARI HEP YAKTI,
PÖRSÜMÜŞ PİS YÜZÜNDE, BURUN DAHA DA
SARKTI!...
PİŞMAN OLDU AMA…
BÖYLELİKLE HER ZAMAN MADDEYE TAPAR OLDU,
HIRSIZI DESTEKLEDİ, ZALİME ÇELİK KOLDU.
ALÇAKLIĞA AŞERDİ, SONU SANKİ NE OLDU?
GERÇEKLERİ GÖRÜNCE SAÇI SAKALI YOLDU!
OSMAN ÜÇER’DEN
Yeni beyitler
SÖVMEK ÖZGÜRLÜK OLAMAZ!
Susuyor Türk Aydını, nerde sözün gürlüğü?
Sövmelerin adı mı ifade özgürlüğü?
AF’LAR SUÇLARIN SEBEBİDİR!
Suçlu ceza çekmeli, af suçların kaynağı,
Merhamet cinayetin, yegane dayanağı…
İBRAHİM TATLISES’e iftira etmişlerdir..
PKK desteğini, MİT bulup çıkarmalı,
Öyle bir şey yok ise, sevgiyi artırmalı!!
HERKES ADALETE DİKKAT ETMELİ…
İki yüzü kararır, gözleri şaşı olur,
Adâleti saptıran, Allah’tan ceza bulur!
DÂVA DA KENDİNİ ÖNE ÇIKARAN MÜ…
Dâva da kendini hep, öven, öne çıkaran,
Kanserle boğuşacak, tümden beynini saran..

OSMAN ÜÇER’DEN
BEYİTLERLE MESELELER!
KORKMAYAN TAŞ OLSUN!
Yeni beyitler:
Söze girişi bile, namussuzca bir tuzak…
İstismar düstur olmuş, dürüstlüğe çok
uzak!
ÖYLE DOST EKSİK OLSUN!
Uzak dur kazanırsın, olmayasın hiç yakın!
Alçaklardan bir alçak, bulaşma ona sakın!
URANYUM DOST…
Uzaklarda olsa da, her zaman sana yakın,
Gözünü kapayarak, rehber et, korkma
sakın..
YIĞINLARI AYIKTIRALIM!...
Sahte dinci, istismar, sanki onlarda
denge!
Sanatı bıraktılar, puşta ve pezevenge!
İDEAL PERDE VE SAHNELER!
Aktirist ve aktörler, birliğin demetinde,
Tiyatro ve sinema, ulusun hizmetinde!
BAZI DRAM VE GÜLDÜRÜLER!
Milleti parçalayan tüm sakatatçılar
mı?
Düşmana hizmet eden, sapık sanatçılar mı?
KİM AYIRIRSA ŞEREFSİZDİR!
Etnik bütün guruplar, kaynaşmış ve
daimdir,
Atatürk ilkeleri, asırlara hakimdir!...
SAPITMA! HADDİNİ BİL!...”Mahalli …”
Gerçeği görmek için, kır belini, eğil,
Sendeki Cüce akıl, liderlik mümkün değil!
GERÇEK YÜZÜ BU…
Ciğersiz bir ortamda, yapıyor hep arsızlık!
Çalan, çaldıran salak, hüviyeti hırsızlık!
İSLAM DÜNYASI’NI MAHVETTİNİZ
Aldattılar sizleri, attılar büyük kazık,
Bu nasıl Müslümanlık, hepimize çok yazık!
ŞU DÜZENE BAK!
Haritaya bakarız, ölen Hıristiyan yok!
Müslüman dünyasında, her şey bok üstüne bok!
------------------------------
BU NASIL MÜSLÜMANLIK?
Türklüğe hücum eden, şerefsiz ve arsızlar,
AB ve ABD’ye suskun bu suratsızlar!
DEJENERASYONA BAHÇELİ SEBEP
Türkiye kuşatıldı, sebebi kim, kimler!
Ada’ya yerleştirdi, o ve etrafındakiler!
Tanrıma yakarış…
HİKMETİNDEN SUAL OLUNMAZ AMA…
Soğuğun hikmeti var, mikroplar ölsün
diye,
Bir gece soğuk yeter, altı aylık kış niye?
KÖPEĞİMİ SEVİYORUM . Öznesiz beyit…
Bir zamanlar insanlar bağlıydı birbirine,
Nankörleşenler var ki, değişmem hiç
birine!
YAŞAMAK İSTERİM
Bu sınav yerindeki seksen de neyin nesi?
Bin bir katrilyon sene, gerçek hayat
süresi…
KİTAP
OKUYAN, GERÇEK HAYATA
UYAMAZ…
Toplumda tarlaları, çıkarcılar ekerler,
Kitap arkadaş ama, gerçeklere rest çeker…
ŞEREFSİZLİK DİZ
BOYU
Söylemek üzer beni, ama gerçek ne denir?
Şerefsizlik diz boyu, yenir yutulur değil…
İSTİSMAR ALÇAKLIKTIR…
Kutsal değerleri, asla istismar etmem,
Edenleri harcarım, doğrudan öte gitmem!
TÜRKİYE CUMHURİYETİ’Nİ ARAYACAKLAR!
Kürd’ü bizden ayıran alçağın ta kendisi,
Alçaklığı seçerler, kefere efendisi!...
İÇKİ KÖTÜDÜR DE…
İçenler niye içer? Acizliğe örtüdür!
Din Yasaklamıştır ki, içki, gerçek
kötüdür!...
İSTEYEN ÖRTER İSTEYEN AÇAR!
Barışı bozmak için sanki bir dürten mi
var?
Örtünenden sana ne? Kafana örten mi var?
İSTER DİN EMRİ OLSUN, İSTER FOLKLORİK
DEĞER…
Terket yasakçılığı, bunu kafana tam sok,
Örtü din emri dense, Okul, meclis farkı
yok…
TOPLUMLA PAYLAŞ!
Paranı YALNIZ YEME, “BANA NE?” Sakın deme,
Tutumluluk iyi de, egoizme yönelme..
TEMİZ VE UCUZ GİYİN…
Güzel ve ucuz giyim, bulursan al da getir,
Bak, iyi bir kıyâfet, iyi bir tavsiyedir!
PARAYA TAPANLAR MİLLETE İHANET EDER…
İhanet ihanettir, sağcı solcusu olmaz,
Bir de (köpek satlıktır) levhası da hiç
konmaz…
ÇÜNKÜ, YAĞCILIKLA MEŞGULLER
AB, ABD nedir, anlamlı cevabı
yok,
Adı İslami toplum hiç birinin fikri yok..
KARIŞIK KARAKTER
AB’yi bile bilmez şu bizim şamatacı,
Gerici ve yobazken, hem Mason, hem de
hacı!..
İSLAMI YAŞAMAK HAKKIMIZDIR…
Allah’ım sen bilirsin, ezanları susturma,
Haramları yedirme, helalları kusturma…
GÜRÜLTÜ ENFİLASYONDAN SONRA GELİR!
Uranüs plütona, duyurmak gereksizdir,
İnsan sesiyle ezan, çok güzel
emsalsizdir!...
BARİ, GAVUR SÖMÜRMESİN!...
Yabancıya devreden, Allahsızlığı
bulur,
Milliyetsiz kapital, Türk’e Cehennem olur,
ÜSTADIM N. FAZIL’DAN BERİ…
Bir kişiye on para, on kişi bir pul ara,
Böyle bir düzen olmaz, yakışır soysuzlara…
KIZLARIMIZI OKUTALIM…
Yobazlıktan kaçalım, aydınlığa hep sokul,
Hava ve su gibi, kıza erkeğe okul,
MÜSLÜMAN GERİCİ OLMAMALI…
Sâlim aklı olanın, imanı olur
sağlam,
İnanç pek güzel ama, yobazlık kötü
bağlam….
İLİM ÇİNDE İSE ARAMAK GEREKMEZ Mİ?
İnternet’i bulandan Allah’ım razı olsun,
Gökten buğday yağarsa, ambarı tümden
dolsun!...
ŞÜKÜR Kİ, İNTERNET DÜNYAYA DUYURUYOR…
Trilyonluk matbaa, satlığı ilân eder,
Üç yüz elli tirajla, kendini reklâm eder…
SUİSTİMALCİ- ŞEREFSİZLER BUNU
BİLMELİ…
Ot gibi yaşasana, dava senin neyine?...
Dava, dava dedim de, geçti tam altmış
sene!
MÜSLÜMAN BUNLARDAN OLAMAZ…
İslâm gerçek yaşansa, AB, ABD nedir?
Hamle bizim hakkımız, Gâvurlar sonra
gelir!...
BUNLAR NE ZAMAN VAZ GEÇECEK?
Dini istismar eden, tiksindiğim varlıktır,
Allah’ı
âlet etmek; tam bir canavarlıktır!...
OSMAN ÜÇER
------------------------------------------------------------
AŞIK KORHANİ’NİN OSMAN ÜÇER’E
HEDİYESİDİR:
DÜNYA DA ÜÇ TÜRLÜ DOST VARDIR.
1-BİRİNCİSİ; EKMEK
GİBİ, SU GİBİ, HAVA GİBİ SEN ONU HERZAMAN ARARSIN.
2-İKİNCİSİ İLAÇ
GİBİDİR SEN ONU İHTİYAÇ DUYDUĞUNDA
ARARSIN.
3- BİR DOST VARDIRKİ
MİKROP GİBİDİR VÜRÜS GİBİDİR O GELİR
SENİ BULUR.
GÜZEL DOST
Beni Benden sorma Bende
değilim.
Anlat bana sen nasılsın
güzel dost
Vücutta, beden de, tende
değilim
Anlat bana sen nasılsın
güzel dost ?
Derbent boğazından girer
içeri.
Hukukun üstadı, Folklorun
eri.
Niğde için yanan Osman
Üçer’i .
Anlat bana sen nasılsın
güzel dost ?
Bunca cefa, çile niçin
kullarda.
Özledim sılayı gözüm
yollarda.
Pirim Osman ÜÇER hangi hallarda.
Anlat bana sen nasılsın
güzel dost ?.
Güzel Olmuş Mihrali’nin
destanı.
Dedem Korkut gibi gönül yasta mı.
Pirim Osman Üçer, yoksa
hasta mı.
Anlat bana sen nasılsın güzel dost ?.
Duçarı da deli gönül
duçarı.
Ateşten gömlektir,
sevdanın narı.
Pir Osman Üçer’in
bitmeyen zarı.
Anlat bana sen nasılsın güzel dost ?.
Dünya böyle gelmiş, hep
böyle gider.
Sardı şu gönlümü gam ile keder.
Korhani kendiyle hasbıhal
eder.
Söyle bana sen
nasılsın güzel dost ?
Aşık Korhani
ŞİİRE NOT: Niğde’de vatan millet
sevgisiyle dolu, Valiliğin bel kemiği, derneklerin can simidi, folklarik
çalışmaların en büyük destekleyicisi, uzaklarda da olsa kendisini yakın
hissettiren bu babayiğidin şiirine muhatap olmak az seviye değildir. İnşallah
Korhani yanılmıyordur. İyi olmaya çalışacağım..
SURELER’İN ŞİİRE ALINMASI…
İlk defa sınadığım bir şiir konusu...
Ayetin Türkçesini şiirleştirmek.
Geçenlerde sabah yüzümü yıkadım. Yatakta
uzanıyorum. Elimi tereğe attım. Surelerin Türkçesine ve tefsiri diye bir
kitapçık elime geçti. Okumaya başladım. Namaz suresi’nin birini, şairin biri şu
hale getirmiş:
SÜPHANEKE’NİN MANZUM TERCÜMESİ
Eksik sıfatlardan âri Allah’ım,
Seni tesbih eder, överim daim,
Adın mubarektir, senin o koca,
Varlığın her şeyden üstündür Yüce,
Senden başka ilâh yoktur tapacak,
Ben sana ibâdet ederim ancak.
Kamil Miras
Kafamda bir yıldız çaktı. “Ben niçin
namaz surelerini şimdiye kadar şiirleştirmedim?” dedim. Aslına, elde ettiğim
Türkçesine iyi sarılırsam, hiçbir eksik bırakmazsam günah olmazdı. Hem de iyi
işlerle uğraşma oranımı artırırdım. Bu sebeple üç saat meşgul olarak yukarda ki
şiiri meydana getirdim.
Sonra uzun uzun eskiyi düşündüm. Kur’an’ı
bilinmez ülkesi olarak tasavvur eden, ona yalnız kutsiyet izafe eden ve fakat
hiçbir zaman gerçekten ne diyor, nasıl diyor onu düşünmeyen o’na bu bakımdan
yaklaşamayan bir nesli düşündüm.
Din adamlığının cahilin cahili adamların
elinde olduğu devirler…
Dinin istismara başlandığı devirler…
Bırak çocukluğumu, gençliğimi, yetişkin,
yirmi senelik avukat olduğum halde, karşılaştığım manzaraları hatırladım.
On sene hukuki hizmet verdiğim bir
tarikatın - bir cereyanın - bu konuda işlediği cinayetleri aklıma getirdim.
Satıcılar sabah işe çıkmadan en az yarım
saat, en çok bir saat derse otururlardı. Osman ÜÇER’de bazen yanlarına oturur,
dinlerdi.
“Kur’an’ın Türkçesi’nin, Tefsirinin
yanlışlığı, böyle davranmanın ihanet olduğu, günah olduğu, hatta şirk olduğu”
izah edilirdi. İnanmazdım ama dinlerdim. Elin memleketlerinde bir garip cıngar
çıkarmamak için sabrederdim.
Kur’an’ı korkulan, yalnız ve yalnız saygı
duyulan bir mefhum olarak takdim edenler, İngilizler’in İslam’ın içine soktuğu
hain hocalar mıydı yoksa?
Her neyse, şimdilik bu şiirimi
yayınlıyorum. İnceleyiniz. Diyanetin (A. Hamdi Akseki) yanı 1974 baskısı
esere göre bir tek unuttuğum hüküm var mıdır inceleyiniz.
Aslına sadık kaldım. Şiirimizin akıcı
olması için de azami hassasiyeti gösterdim.
Tepkiler yüzde ellinin üzerinde iyi olursa
bu yola devam edeceğim. Aksi halde meseleyi yeniden gözden geçireceğim.
Böylelikle 66 yı 67 ye bağlarken bir
hayırlı işe giriştiğimi sanıyorum.
Hırsızı, ipsizi, namussuzu şiir konusu
yazarken güzellikleri nerede ise unutacağım. Aman! Tarikat yoluna gittiğim
senelerdeki bir görüşü anayım:
((Sen kendini düzelt. Sen hayırlı uğraş.
Kötülüklerin devam edip etmeyeceği Allah’ın bileceği iştir. Senin en kötü
düşmanın kendi nefsindir. Zikir et, imana çalış. Sana düşen görev budur.))
Bu felsefeyi benimseyemediğim için
tarikattan ayrıldım.
Ama yine de birkaç günlüğüne olsun,
“uğursuzları, hırsızları, namussuzları, kutsalları alet edenleri, şiir konusu
yapmadan Kur’an’ın en lazım olan surelerini şiirimize, kendi dağarcığımdaki
albüme kazandırayım”, dedim. Bu kararı uygulayabilir miyim bilmem?
Bu çabamın kutsalı istismar olarak
yorumlanmaması için Allah’ıma dua ediyorum.

FATİHA SURESİ
Övmek ve övülmek, alemlerin Rabbi’ne,
Rahman ve Rahim O’dur, Ahiret
sahibi’ne,
Hesap günü maliki, yetkisi Allah’ım’ın,
Bil ki, yalnız o lâyık, tapmaya, ibadete!
Kulluk, yakarış, istek, ibâdet yalnız
O’na,
Yardım için dilekler, yönümüz yalnız O’na,
Doğru yol talepleri, hidâyet istek O’na,
Bol bol nimetler ve de bahtiyarlık
yoluna…
Azmayan, dönmeyenler, gazaba uğramazlar,
Yolu doğru olanlar, kötüye hiç sapmazlar,
Gönüller güzel ister, yanlışları
yapmazlar,
Duâ kabulü ister, batıllara sapmazlar..
ŞİİRLEŞTİREN: OSMAN ÜÇER
KEVSER SURESİ
BİZ SANA KUTSAL, GÜZEL M. KEVSERİ VERDİK
ALLAH’A KURBAN KES, KIL NAMAZINI
SANA KİN TUTANI YERLERE SERDİK,
SONU KESİK O’NUN YAP NİYAZINI!...
ŞİİRLEŞTİREN: OSMAN ÜÇER

VİCDANIN SAĞLAMSA, MUTLUSUN GARDAŞ,
İYİLER DAHA ÇOK, İNAN ARKADAŞ!...
OSMAN ÜÇER
Sorguya çekelim, tüm kesimleri,
Çizelim, boyayıp, gör resimleri,
Deseni, nakışı, tümden simleri,
Bilmemiz gereken, örnektir bunlar!...
Allahsız, kitapsız çalışmaz yatar,
Sebebini sorunca, mazeret katar,
Fırsatını bulsa, vatanı satar,
Bu bozuk düzenin, köpeği bunlar!...
İşe de gelmez, yolunu bulsa,
Maaşı alırken mesai olsa,
Yirmi dokuz günde haram yayılsa,
Sapıklar yığını, şerefsiz bunlar!...
Şu işi yap desen mazeret arar,
Savsaklamalarla doğurur zarar,
Millet arkasız ya, vermiyor karar,
Çoğu atılmalı, alçaktır bunlar!...
Memurun iyisi, arada erir,
Olumsuz kevzenler, emirler verir,
“Çalışma, karışma, sussana!” denir,
Tüm evreni bile, yıkıcı bunlar!...
Şeytan
evlâtları olumsuz kafa,
Hiçbir fikirleri girmiyor safa,
Sakın ha yarışma, doymazlar lâfa,
Demagog yığını, ahlâksız bunlar!...
Üstünden atarsa vur ensesine,
Bilirkişiyle de, bölüşür yine,
Keserle yontar da, hep kendisine,
Talaşı millete vermezler bunlar!...
Allah der, kitap der sakın inanma,
Seccade tespihi, gör ama kanma,
Yaptığı düzendir, samimi sanma,
İçindeki puta, tapıyor bunlar!...
Bir kısmı ateist, yarın yok sanır,
Allah’ı reddeder, maddeyi tanır,
Tıksırarak hep yer, daim aldanır,
Cehennem odunu gafiller bunlar!...
Yol bu değil, yanlış, duruma bakar,
Hancıl hançıl yerken bir gün ki bıkar,
Kendin de, çocuk da mutlaka çıkar,
“Tarikat huğcusu!” olurlar bunlar!...
Nefisler insanı köpekleştirir,
Daima alırken, bir gün de verir,
Haramın kalesi, kar gibi erir,
Dürüst insanlara ders olur bunlar!...
Medyadır, başkandır, değil emekçi,
Âlimdir, zalimdir, hem siyasetçi,
Koalisyon kurar, harama bekçi,
Sarmaş dolaş zina, akrabağ bunlar!...
Tüccar, fabrikatör, bakkal, toptancı,
Altıncı, demirci, halleri acı,
Oduncu, kömürcü, belki de camcı
Hâli perişanlar, gezinir bunlar!...
Sayayım sizlere, haramcıları,
Prof’u, baytarı, eczacıları,
Kafadan kuyruğa olmuşsa yarı,
Teşhirlik değerde bilin ki bunlar!...
Dünya, öbür dünya dengeleri kor,
Çifçidir, hamaldır, vicdanına yor,
Terazi tutana hakları bir sor,
Sorgusuz, sualsiz ölür mü bunlar?...
Avukat, mühendis, doktor sırada,
Çeşidi pek çok da, kaçar arada,
Zindelik iddiası olur yarada,
Her meslekte varsa, teşhirlik bunlar!…
Dönek gericidir ve takonyacı,
Halleri görünür, pek büyük acı,
Vatanı satan var, Amerikancı,
Bir balgam tükürsen, utanmaz bunlar!...
Haklar fışkıracak gizlilik kalmaz,
Hırsız köpeklerden milletçi olmaz,
Bil ki çoğu geçti, kalan pek de az,
Yarın hesap günü, Mahşerlik bunlar!...
Ayrı gayrı yoktur, sizli ve bizli,
Nefisler sanıktır, kayıtlı, izli,
Şiiri yazanın defteri gizli,
Hesaba bakarken, ayrılmaz bunlar!...
Selâda, ölüde, rol alanlarda,
İlerde, geride, hep kalanlar da,
Sakın ha inanma, bu yalanlarda,
Hileler gizlerler, dolancı bunlar!...
Çıplak ve örtülü, hani hocası?
Teşhirler yapıyor, kimin bacısı,
Reklamcı kesildi, günün hacısı,
Kimi kandırırlar, kurnaz mı bunlar?
Güvenilmez kaçar, uyamaz akte,
Öyle kıvırır ki bulunmaz kahpe,
Dini yok, donu yok, her şeyi sahte,
Menfaat tutkunu usanmaz bunlar..
Uyuz köpekleri nasıl tok ettin?
İşleri cahilce pislik bok ettin
Kırk yıllık dâvayı nasıl yok ettin?
Hesap veremezler, arsızlar bunlar!
Bukalemun gibi rengârenk demen,
Yarar dâvasında bölünür semen,
Geçimsiz olsa da anlaşır hemen
Kırk kılığa girer, tanınmaz bunlar…
Dürüstler dünyada, maalesef tektir
Bilgeye saldıran, uyuz köpektir
Nasihat olmazsa hiciv kötektir
Ölmedikçe azar, anlaşmaz bunlar…
Güzel insanları tuzakla gerip
Ilıman dâvayı yıkarak serip
Dünyalık yaptılar el ele verip
Her iki âlemde yüzsüzler bunlar…
Çabalar boşuna, gizlemek olmaz
İyilik bâkidir, gerçek kaybolmaz
Haram hortumuyla keseniz dolmaz
Gözlerine toprak, doymazlar bunlar…
Yüzü yırtılmış da ne gam ne keder
Hırsız mısın deme iftira eder
Koskaca dâvayı ediyor heder
Kadroyu kurmuşlar ayrılmaz bunlar…
Bölge havasını bilerek gerdi
Yobaz Mao’cuyla el ele verdi
Bilge kişileri birlikte yerdi
Dâvayı yok etti arlanmaz bunlar…
Muhafazakârız dürüstüz derler
Haramını bulunca hemence yerler
Alçaklık kaybolsa icat ederler
Usta düzenbazlar utanmaz bunlar…
Baş iri beyin
yok, ne diyem sana?
Nasıl yaratık ki doğurmaz ana
Lider kim? Sen kimsin, ötürek dana
Sıçtılar her şeye tanınmaz bunlar…
Rezalet serginiz apaçık saçık
Levh-i Mahfuz ânı gerçekler açık
Saklamak mümkün mü? Bilinen kaçık
Normal olamazlar düzelmez bunlar…
Lâğım saçıyorlar ona buna da
Çamur taş atarsan sıçrar sana da
Gizlice bakarlar her bir yana da
Gerçeği örterler uslanmaz bunlar…
Dokuz takla atarlar, herkes inansın
Şekle tutkunlar ki gözler boyansın
İsterse memleket tamamen yansın
Çalarlar çarparlar da saklanmaz bunlar…
Hilekârdır inan, yemin de billah
Koskoca dâvayı çökertti yallah
Islah olmazlarsa kahretsin Allah
Nasıl düzelecek inanmaz bunlar…
İlâhi af için her şeyi sayın
Kurtuluş istersen alın yıkayın
Nerede delik varsa ona tıkayın
Acaba dönerler mi? Utanmaz bunlar.
OSMAN ÜÇER
BABA
OSMAN ÜÇER
Gel de bir bak, görüver, kocaman oldum
baba,
Jandarmalar gösterir, ne biçim oldum
baba,
Acı ithamlarını, yıktım ve yoldum baba,
“Sen adam olman!” dedin, kaymakam oldum
baba..
-
Oğlum!
Elini öpecekken, ihzarlanmaz bir baba,
Beynin büyümemiş ki, şişip kalmış o kafa,
İkram sofrası ister, sense koymuşun rafa,
İnsanlık sana uzak, Kaf Dağı’nın ardında!
-
Baba!
Nefis kudurmuş köpek, nasıl azmış
bak yine,
Suçum bir tâne iken, çıkıyor elli bine,
Aman baba anladım, tıraşım düştü öne,
Biricik evlâdınım benzet beni kendine!
-
Oğlum!
Aklım başıma geldi, demek buymuş nedeni,
Eden bulur demişler, incitmişim dedeni,
Geliştiren akıldır, boyu, bosu, bedeni,
Canım ciğer evlâdım, seviyorum ben seni!
MEYDAN KALMAZ KÖPEĞE
OSMAN ÜÇER
Söyleyen Koğulsa da, tam dokuz köy öteye,
Doğruyu izleyenler dayanmalı köteğe,
Öz doğru, sözü doğru olmak ta var
ortada,
Herkes ilke edinse , meydan kalmaz köpeğe…

Üstadım
OSMAN ÜÇER’E…
OZAN ERDEMOĞLU
Ziyaret eylerim Osman ÜÇER’i,
Hizmet alanıdır kültür işleri,
Azimli, kararlı, sözünün eri,
Ömrün uzun olsun daim Üstadım…
Elinde kalemi durmadan yazar,
Her şeyden anlar ve hatâyı sezer,
Allah esirgesin, deymesin nazar
Yolun açık olsun dâim üstâdım…
A.B. ve de Kıbrıs için yastasın,
Edebiyata
tam tutkun, hastasın,
Müsait danışman, iyi ustasın,
Başın dimdik olsun dâim üstâdım…
Bilgisayar her an O’nun önünde,
Bir şeyler yazıyor, her gördüğümde,
Kitaplar gazete, masa üstünde,
Yokuşun düz olsun dâim üstâdım…
Erdemoğlu der ki, benim rehberim,
Seni anam babam kadar severim,
Ardından her zaman dua ederim,
Dünyan Cennet olsun, dâim üstâdım!
Ozan Erdemoğlu
OSMAN
ÜÇER KİMDİR?
YAZAN: KERİM ÖZBEKLER
Hukuk’u bitirmiştir.
Hukuk ta gözü yok…
Dünyalık için gözü tok…
On parmağına on marifet takmak
Dünyaya sanat penceresinden bakmak
En gözde tavrıdır…
Saz tıngırdatır
Davudi türküler, şarkılar ünler..
Asker ocağı’ nın , mevlidi makamlar otağıdır..
Yedi yaşından beri şiir yazar…
Azar azar..
Topluma kızar…
Erzurum’dan Bursa’ya kadar
Gazetelerde, dergilerde yazdı..
Dürüstlükten ayrılanlara hep kızdı..
On binin üstünde
Yazdı da yazdı, kızdı da kızdı…
990 da bilgisayar, 2004 de İnternet
öğrendi..
6000 sayfayla uzaylı oldu…
Dâva dâva dedi de
Dâvalık oldu…
Atsız, Fazıl ile yola çıkardı
Türkiye’nin geleceğine bakar bakardı…
Kaytaran gördü mü yıkar, yakardı…
Sekiz on eseri, 4-5 kitabı oldu..
Yazı, fotoğraf, film, belgesel ile
dolaplar doldu…
Edirne’yi geçmedi ama
Türkiye’yi doksan defa dolandı..
İnsanımızı tanıdı, kandı… Yandı…
Teknolojik bir adamdır
Binalar kurar, siteler yönetir,
Doğrudan sapmaz…
Kafa göz dümdüz olur da
Yine diretir…
Tüm insanları sever, beynelmileli ile
Kan dâvalıdır..
Film adamdır Osman ÜÇER…
Yerli film…
Folklorla doğdu, ideolojiyle gelişti..
Kapılar bekledi…
Pay yemedi, istemedi…
Efe elbisesi giysisi
Kamera eylentisi…
Özbekler’le, Burhan’larla
Ege’yi adım adım…
Kafkaslardan Mihrali Bey’i
Ne zaman tanıdı?
Radyoya, televizyona çıkamadı
Diyemem, çıktı, çıktı…
Radyosu ve televizyonu olmadı..
Kültüre hizmet edecek adam bulmadı…
Böyyüklük Allah’a mahsustur diye böyyük
yazar olamadı..
Bab-ı Âli’yi reddetti..
Gazetesi olamadı…
Özenir, hayıflanır,
Nâfile..
Sesi internetle evrende…
Buna rağmen, böyyük adamdır ÜÇER,
Küçük işler bilmez, uğraşmaz..
Muhtar adayı olmaz, memleketi idâreye
kalkar…
Yüzleri yetiştirir, yalnız yaşar..
Yolu uzun, benzini yoktur…
ÜÇER’i tanımayan yoktur…
Varım diyebilmek için
67 de çırpınır durur…
Velhasıl acayip adam
Ali Meraklı
Onurlu Hamle’dir ÜÇER…
Deniz içinde balık
Susuzluk
Çeker!…
KERİM ÖZBEKLER
------------------------------------
GÖZLERİMİ KAMAŞTIRAN IŞIKSIN…
ALİ MERAKLI
Gözüne bakarken büyülenirim,
Ellerim uzanır sonsuzluklara,
Kırsan da gönlümü sürüklenirim,
Aşkın deryâsında sonsuzluklara!
…………..0……………
Atmosferinde, ışıl ışıl bakışlarında
Uzun uzun soluklanırım!
Lâkin Zaman Tuneli nedir?
En büyük, en acı görünümünde!
…………..0…………….
Alıp başımı gidem yanından,
Ayrılık acısı içime düşsün,
Ya yok olayım,
O zaman mutsuzluğu tat,
Gönlünü özgürlüklere at,
Lakin, ya da var olayım,
Uzun yıllar seni seyredeyim!...
………….0………….
Şöyle saçlarını yüzüne dağıt,
Bakışlar karşılaşmasın!
Ufuklara gülümse
Gönlüm eziyetlerden
Korunsun…..
………….0…………
Seni sevmek
Sana yakın olmak,
Azarını işitmek,
Mutluluklar kaynağı…
…………0……………
Güzelliğin kül eder,
Gönlümün derinliklerini
Ümitlerimi!...
…………0……………
“Aşk derdiyle hoşem,
El çek ilacımdan tabip!
Kılma derman kim,
Helâkim zehri dermanındadır!”
…………..0…………
Aşkın yeter bana,
Işığın aydınlatır yolumu
Ellerimi boşluğa itsen de
“Allah’a ısmarladık!” demesen de
Demeden gitsen de!
Bir kokun bir alemdir bana!
Bir defa gülümse de
İstersen git, bir o yana bir bu yana!
Uzaya!
……………0………..
Sayende sonsuzluğu tanıdım,
Mekânlardan, zamanlardan sıyrılmış,
Ne kadar geçti zaman
Sanki bin yılmış!
…………….0…………
İçiyorum kana kana
Bu aşkı, bu sonsuzluğu
Işık deryasında kör,
Gönül aleminde seni görüyorum!
Ali Meraklı
SALONDA SOSYALİSTTİ, ŞİMDİKİ
ROTARYENİM!
ALİ MERAKLI
Salonda sosyalistti, dehşet doluydu günü,
Azılı solcu iken oldu Rotari Gülü,
Sermaye düşmanıydı, şimdi zengin bülbülü,
Unuttu Nazım’ı da, tümden
sildi, bu dünü!
Vahşi kapitalizmi, mekân tuttu köftehor,
Herkes su bekliyorken, çeşmesi akar hor
hor…
O ne haşmetli yapı, o ne muazzam fikir,
Geceler sabaha dek, Marks’ı ederdi zikir,
İşçim Marabam derdi, kucaklardı gülerek,
Şimdi dâva ediyor, yanlışlığı bilerek!
Makineler kırardı, yananlara bakardı,
Hainlik nerde ise, öncelikle akardı!
Yürüyüşler tertipler, Stalin’i taşırdı,
En küçük bir yarayı yırtar gibi kaşırdı..
Helâl birikimlere, en ufak mülkiyete,
Benzin döküp yakardı, düşmandı milliyete!
Kardeş katilliğine, çağırmaktı ilkesi.!
Sent Simon dostu idi, Rus ile Çin
ülkesi!...
Aptal gibi salınan, benzerler şu
kazlara!
Din ne demekmiş sanki, bak hele yobazlara!
Sakın yemesinler ki, bu gibi herzeleri!
Allah, kitap safsata, sustur gevezeleri.
Din afyondu, uyutur, müsaade etme sakın,
Tapılacak varlıktır, Stalin’e bir bakın…
Güneşe akın var ki, Orak Çekiç’li bir el,
Lenin’le tekerlenin, Mao’yla secde güzel,
Sosyalist merdiveni, komünist tahtı idi,
Gerçeği görmez gözü, bu sanki bahtı idi…
Akdeniz, Hint denizi, kızıl donanmalarla,
Dünya sarılmalıdır, etkin dolanmalarla.
Moskova yönetmeli, iktidar daim onda,
Rus inmeli denize, ne varmış sanki bunda…
Kızıl kadırgalar da, dolaşmalıydı onda,
KIZIL BAYRAK ASILIR, ENİNDE VE SONUNDA!
Milyonlarca insanı, kızıllık ezip geçti,,
Açık gözler bu yolu, ideal diye seçti…
Milyonlarca Türk öldü, kabul edemeyince,
Kızıl bir el doğradı, hemin de ince ince..
İnsanlık özrünü, kimler ikrar edecek,
Doğruluk, güzelliği, dünyaya getirecek!
İdeal sistemleri yok mu ilân edecek,
Sömürü kalksın diye kaç asır bekleyecek?!
Paylar küçük olmalı, bir hamlecik de
yerim,
Türk’üm deme sakın ha, ırkçı, şövenist
derim…
İnanmış nesilleri, el altında bulayım,
Eşitliktir tuzağım, zirvede ben olayım…
Tarihmiş, töre imiş, masalları istemem,
Sürekli devrim güzel, başka bir fikir
demem..
Şimdiki milyarderin, dününde bunlar vardı,
Onaycı olamazsak, dünya bizlere dardı..
Bir varmış bir yoğimiş, fotoğrafı tam
buydu,
Hazımsızlık çekene, ishal için bir suydu.
Yazan: Ali Meraklı
TÜRKÜLER,
ÇAĞLAR BOYU TÜRKÜLER!
OSMAN ÜÇER
*************
Türküler. hep türküler, türkü türkü
türküler,
Bu millet için bitmez, çağlar boyu türküler,
Acı’nın, sevinçlerin hikâyesi türküler,
Vatanın tapusudur, ülkü saçan türküler!..
Ozanların haykıran, anlamlı her sözünü,
Halkımın bilgisini, gerçek gören gözünü,
Adım adım anlatır öykülerin özünü,
Beni,
hassas ben yapan, çığırılan türküler!
Mahalî, millî anıt, mâzideki ezgiler,
Onlarla ağlıyoruz, dâim onlarla güler,
Devleşir türkülerde, çınlayan tüm öyküler,
Türklüğün simgesidir, asil müzik türküler!
Türküler, hep türküler, türkü türkü
türküler,
Yediden tâ yetmişe, hitap eden türküler,
Serhat boylarındaki, tanığımız türküler,
Özgürlüğün kanıtı ve anıtı türküler!
HALKIM UYAN
OSMAN ÜÇER
Dilimiz mi tutuldu, cevabını ver,
Ey Budun bir söyle sana ne oldu?
Gökte gök basmasar, telinmedi yer,
Bu gün sayrı mısın, benzin mi soldu?
Gaflet ve delâlet saplanan bir şiş,
Dejenere oldu, bozuldu millet,
Beyin, fikir nerde düpedüz illet,
Bir tefekkür mü var, bu nasıl iş?
Pis politikalar gidiyor güce,
Dindar güdülüyor bir koyun gibi,
Allah’ın dini ki, yüceden yüce,
Gafletli kafalar bir öküz gibi...
Amerika sürer, piyasamıza,
Sayısız haini ve de cepçiyi,
Musallat ederler tüm yasamıza,
Masonlara satlık siyasetçiyi...
Sanki çolaklaşır, kırar kolunu,
Çorağa bağlarlar, daim dolanır,
Mankafa gibi görmez yolunu,
Zor geçimle halkın beyni bulanır.
Milli dâva nedir bilemez oldu
Salak salak yürür mecnundur sanki,
Yalpa yapa yapa, saçını yoldu,
Gerçeği söylerim, böyle inan ki!
Kimliğin yitiren soysuz demektir,
Titre, kendine gel, uyan ne olur?
Hazır umma, çalış, kutsal emektir,
Gaflet uykusu ki, pahalı olur.
AB’ye giderken sanki bir akın,
Sonu hüsrandır ki, son ver bu aşka.
Hazıra konarım demeki sakın,
Çalışmanın zevki başkadır başka.
OSMAN ÜÇER

SARI SABRİ
OSMAN ÜÇER
Sarı telden medet uman,
“Sarı bıyık” değil misin?
Yeşil gözü dâim gülen
Sarı beniz değil misin?
İnsanları kucak kucak,
Barındırır kaynar ocak,
Dostluğu var sımsıcak,
Sarı Sabri değil misin?
Allah vatan diye diye,
Çalışması tam hediye,
Pissst! demez bir kediye
Sarı yuva değil misin?
Halledersin yuvarlayıp,
Hem allayıp, hem pullayıp
Sesliyorsun, bir sallayıp,
Sarı Ozan değil misin?
Sarı tele aşıkım ben,
Tıngırdarsın O’nu da sen,
Kötüleri daima yen
Sarı Kılıç değil misin?
Sarı gocuk giyer misin?
Köşelere siner misin?
Meydanlarda bir er misin?
Sarı Bilge değil misin?
Sarı belki ayrılıktır,
Ondan öte sayrılıktır,
Çalışmayan gayrılıktır,
Sarı Yiğit değil misin?
Hareket ver, Niğdemiz’e,
O’na buna hepimize,
Herkesi gör, gel ki bize,
Sarı Hamle, değil misin?
Vatan budur, fikir budur,
İman budur, zikir budur,
Olmazları, mutlak oldur,
Bu yol sarı değil midir?
Gülümsersin sarı sarı,
Fikrin olgun, sözün arı,
Ne oğlandır, ne de garı
Dâva sevgin değil midir?
Etrafında yüzlercesi,
Sararıyor, günlercesi,
Niğde garip, inlercesi,
Canlanalım, değil midir?
Heybetlisin, sevimlice,
Daha çok yol nice nice,
Kaşınma ki, gayretlice,
Yola çıkar değil misin?
Ziyafetler, son, bitir de,
Koş hele bir, tam getir de,
Pilânları hep görelim,
Lider Sabri değil misin?
Gençler sana dayanak,
Çalışmayan çok avanak,
Fesat katan, silik salak,
Yenen Sabri değil misin?
Üçer çömezi desinler,
Her herzeyi yesinler,
Bire bin; eklesinler,
Dayanası değil misin?
Senin ÖZ’ ün Hak’ ka karşı,
Hareketlen izle arşı,
Dilinden hep milli marşı,
Söylemeli değil midir?
Usta Fikret, çalar sazı,
Lâfı söyler direk bazı,
Ayırıyor, ördek kazı,
Dayanışma değil midir?
Alay verir, Şair Salim,
Dindar kişi, diyor hâlim,
Sanat için yapar tâlim,
Yetişmeli, değil midir?
Sanat coşar sevgi bağlı,
Yetişince Erdemoğlu,
Zafer olur, sanki Tuğlu,
Kavuşmalı değil midir?
Ahmed’in usta sazcı,
Çoğa talip, değil azcı,
Çeşitlerden o birazcı,
Dinleyelim değil midir?
Ziya söyler, ben ustayım,
Folkloruma, tam hastayım,
TRT’de havastayım,
Türkü söyler değil midir?
Pınar der ki, spikerim,
Sanat sever, Allahkerim,
Hadi bacı, hadi derim,
Birlik güzel, değil midir?
Kültür ile Niğde coşar,
Ünversite, hepten koşar,
Bunca gayret, bilgi taşar,
Bilimsellik, değil midir?
Bir hayli de, kösteğin var,
Nakipoğlu, isteğin var,
Tacemen’den desteğin var,
Kükre, çoğal, değil midir?
Dostlarınla duruşursun,
Gazetede buluşursun,
NTV’de konuşursun,
Bunlar gayret, değil midir?
Ağırlama, bitir gayrı,
Ne sağlamı ne de sayrı,
Söz etmenin yoktur hayrı,
Yürümek var, değil midir?
Hedef güzel insanlar tok,
Particilik katiyen yok,
Folklor fırlar, inleyen ok,
Atılası değil midir?
Fikirler hep kalıptadır,
Siyasetler sandıktadır,
Akan sular oluktadır,
Folklor birlik değil midir?
Sözüm tamam iyiliğe,
Geçit yoktur kötülüğe,
Zafer gebe, efeliğe,
Sarı Efe değil midir?
Soğan yensin ekmek ile,
Taraf devlet bile bile,
Hiç girmesin işe hile,
İnsanlık bu, değil midir?
ÜÇER söyler, fikrim açık,
Bozguncular, deli, kaçık,
İnsaf varsa, birazıcık,
Hamle gerek değil midir?
OSMAN ÜÇER
BİR EFSANEYDİ O SERDENGEÇTİ
OSMAN ÜÇER
Değerler korudu, sanki korugan,
Dava adamıydı, bilmedi yorgan,
Boğazına yakın, yağlı bir urgan,
Öylece yaşadı, O Serdengeçti…
Tevâzu huyuydu, konu lâtife,
Getirmedi, leke, şana şerefe,
Dâvası ciddiydi, almaz hafife,
Hatip bir Türkçüydü, O Serdengeçti…
İslâm’ı yaşadı, yokuştu yolu,
Yıldırmadı hapis, eziyet O’nu,
Vatandı, milletti, değişmez konu,
Kükreyen komutan, O Serdengeçti…
Özünü yaşadı, döneğe nisbet,
Hürriyet isterken, kesildi kısmet,
Kat kat sarılı der, karısı İsmet,
İsmet’lerden çekti, O Serdengeçti…
Cevapları yığdı, denmedi yanıt,
Delil deryası var, olmadı kanıt,
Veda şiiriyle dikti bir anıt,
Ender bir filozof, O Serdengeçti…
Samimi sarıldı, imana dine,
Edebiyat O’nun hayran fendine,
Titredi döndü de daim kendine,
Gidişte ağlattı, O Serdengeçti…
Yüklendi sırtına hep de ağrını,
Millet dertleriyle, çekti kahrını,
Bir evlat isteği, yaktı bağrını,
Milyon evlat sevdi, O Serdengeçti…
Serdengeçti geçmez, göz yaşın gizle,
Çalıştı, şahlandı, binbir feyizle,
İşte yaşıyor ki, her zaman bizle,
Tam bir efsanedir, O Serdengeçti…
Osman ÜÇER

DAVA= VARLIK
O,
OSMAN AĞABEYDİ
BİR ACAYİP MESELDİR
EKMEK DAVASI
OSMAN ÜÇER
Alçaltır insanı ekmek dâvası,
Yüceltir insanı ekmek dâvası,
Ölçüdür Adem’e ekmek dâvası,
Karmaşa kavramdır ekmek dâvası...
Başın kelleşince, istemez tarak,
Yokuşu çıkarsın ıhılayarak,
Her köşe başında, bir çeşit yaprak,
Yedirir insana ekmek dâvası..
Kapını açınca Adem’ler tür tür,
İnsanlar tanımak boklar kürütür,
Okul okul diye dirsek çürütür,
Bir acayip mesel, ekmek dâvası...
Çalışıp çabala, bir ömür bitmez,
Bir lokma bir hırka neyine yetmez,
Öyle bir dünya ki, beş para etmez,
İnsanı bezdiriyor, ekmek dâvası...
OSMAN ÜÇER
BU DÜNYAM YAŞAMAYA HEVESLENİR SENİNLE…
7+7 Hece vezni
ALİ MERAKLI
Parçalanan kalbimi sımsıcaklığınla sar,
Gözlerinde gönlümün yerleşik sarayı var,
İnleyen feryadımı, duymuyor musun ey yâr?
Bu gönlüm canlanmaya heveslenir seninle…
Duygular söz dinlese ırağında olurdum,
Yüreğime taş basıp hasretinle kalırdım,
Adını hafızama, ümit ile alırdım,
Bu dünyam yaşamaya heveslenir seninle…
Mutluluğum bu aşkla, bir ve beraber ancak,
Isıt avuçlarımı dünyan gibi sımsıcak,
Kutsal bil bu aşkımı, sonsuzluğa kalacak,
Bu sevgim yaşamaya, niyetlidir seninle!...
Gönlüm sana uzanır, binlerce yıldır tanır,
Çizdiğin resimlerle yüreğim kanatlanır,
Duygular yoğunluğu sanatlarla katlanır,
Bu aşkım yaşamaya ant içmiştir seninle!..

EFEM KALDIR BAŞINI !...
OSMAN ÜÇER
Efem! Kaldır başını cücelere bak hele,
Arslan kükrercesine, yücelere bak hele!
Millet önder bekliyor, nicelere bak hele!
Efe, seymen ve kazak; elele şahlanın siz!
Efem aranıyorsun; çık hele şu meydana,
Yeter bu sessiz seyir, kükre; yakışsın
sana,
Mahmurluğu sil gayrı; hizmet et bu vatana,
Efe, seymen ve kazak; acele şahlanın siz!
Efem! sustu, doğruldu, Batı görsün bir
daha,
Sessizlik barış için, korkudan değil aslâ,
Kükreyiver adını, dünya duysun bir nâra,
Efe, seymen ve kazak; hemence şahlanın
siz!
Efem! Kürt, Çerkez ve Zaza, Türkmen, Laz
ve Abaza,
Bu milletin adıdır, işlendi bin yıl saza,
Dertleri halledelim; kalmasın başka yaza,
Efe, seymen ve kazak; durmayın şahlanın
siz!
Onlara düşmanlık eden hepten yanıldılar,
Tarihte Müslümanlar, Türk diye anıldılar,
Avrupa, Afrika’da evliya sayıldılar,
Efe, seymen ve kaza; bir daha şahlanın
siz!
Kişilerin değeri; vatanını sevmekle,
Dalgalanan bayrağım, tarihi bir emekle,
“Bu milletim yücedir!” korurum hep
demekle,
Efe, seymen ve kazak; konuşun; şahlanın
siz!
OSMAN ÜÇER
KARIŞTIRANLAR
OSMAN ÜÇER
Sosyal adâletle,
Sosyalistliği...
İnkılapçılıkla devrimciliği
Aşkla, fuhşu
Karıştıranlara yuh olsun!
Kâr ile faizi,
Emek ile köleliği
Gazetecilikle şantajı
Karıştıranlara yuh olsun!
Görev ile,
Kötüye kullanmayı,
Adâlet ile kayırmacılığı
Bilmek ile zan’ı
Karıştıranlara yuh olsun!
Fedakârlık ile aptallığı
Bilgi ile kulaktan dolmayı,
İstek ile kıskançlığı
Karıştıranlara yuh olsun
HAMLEMİZİN ANAHTARI
OSMAN ÜÇER
Her iki dünyada ak ,
Olacaksak,
Çoluk çocuk neş’e,
Dolacaksak,
Hamle anahtarı,
Bilinsin gayrı!
Tavırlar, kararlar,
Hayırlı ola,
Beyinler emreder,
Kuvvetli kola,
Hesapsız, kitapsız
Çıkılmaz yola,
Hamle anahtarı
Görülsün gayrı!
İlimi, sanatı
Adlanmalıdır!
Başarılar her gün
Katlanmalıdır!
Bu koskoca millet
Şahlanmalıdır!
Hamle anahtarı
Çevrilsin gayrı!..
ANA
OSMAN ÜÇER
Hayatımın ölçüsü; sensin inan ki ana
Yıllarca kış gecesi sobayı yaktın bana,
Dersimizi çalıştık, ısındı oda ama,
Eziyetten yılmadın, daim dayandın ana....
Nâne ile ıhlamur, faydalı ilâçlardı,
Üzüntünün kaynağı, dünyadaki açlardı,
Fakire uzattığın parça ekmeğin vardı,
Merhametin âbide, sen bir destansın
ana1...
Yükselen avuçlarım mâneviyat ağıdır,
Vatana duâlarım birliğin kaynağıdır,
Türklük ve İslâmiyet isteğinin bağıdır,
Tarih mi tahsil ettin bir tanem canım
ana!?.
Geçmişe saygılısın yakarışın âtiye,
Babaannnem gibi hep; inlersin Allah diye,
Bir defa gülümsemen günüm için hediye,
N’olur çatma kaşına sana kurbanım ana!...
Kimsenin kötülüğün istediğin görmedim,
Nefsini yükselttiğin bir ânını bilmedim,
Kırk üç yıldır seyredip, acep melek mi
dedim?
Bu rüyâdan uyanmak beni kahreder ana!...
Ümidi kırıklarla her zaman sanki sırdaş,
Misafiri hoş tutup, dertlilerle arkadaş,
Geçmişe gülümseyip, gelecek yavaş yavaş,
Birlikte yaşayalım, acele etme ana!...
Sensiz her şey anlamsız, başka yoktur ki
yâdım,
Üç gün ayrılsam eğer, şefkatine susadım,
Tesbihinin tanesi huzurlu birer adım,
Acele etme sakın, aman ağır ol ana!...
Sanki çeken mi var ki, bu ne acele kayış?
Üç kaşık yemek ile bir tâkatli yaşayış,
Yüz yaş olmalı desem bunu eziyet sayış,
Esrarlı tutumunla bizi kahretme ana!
Mutfağında lezzet var, daim pişir aşını,
Sandığını açma hiç, hatırlama yaşını,
Okurken yorulursan, koy dizime başını,
Elin, dilin şifalı; hayatı tatdır ana!
Asaletli başını tâ uzaklara kaldır,
Öyle anlat ki bize, hülyâlara daldır,
Mâzi, âti kaynaşsın; emzirdiğin helâldir,
Birliklerin hamlesi; senin eserin ana!...
O uzun gecelerde örttün yorganımızı,
Bir fincan pekmezine ısıttın kanımızı,
Gün görmüş davranışın süsler her ânımızı,
Öpülesi elleri çekme başımdan ana!..
Çamaşırı bitirip soframıza gelerek,
Peynir ile sızgıtı ince ince bölerek,
“Rızkı veren Allah’tır duâ edin!” diyerek,
Yavruları büyüttün, torunları da ana!...
Seccaden yuvamızda mâneviyat kapısı,
Aileye yön verir hükümlerin yapısı,
Mutluluk şerbetidir, çekme sakın bu tası,
Uzun uzun yaşa ki sana doyalım ana!...
Hatıralar hartası, babamın fotoğrafı,
Ezbere biliyorsun eski kitaplı rafı,
Bir bakışta sezersin karışık ile safı,
Tattır bütün zamanı arı balısın ana!..
Küçümseme, yerinme sözlüğünde yok senin,
Yılların ızdırabı, nakışıdır çehrenin,
Bilirim; derinlerde öksüzlüğün elemin,
O acıyı tattırma bize yakında ana!..
Tadı bin yıldır sanki seninle geçen ânın,
Saat, seccâde, tesbih, rahle, ile
Kur’an’ın,
Evlat, vatan ve millet örgüsüdür duânın,
Namazın bitiminde bizi sıvazla ana!...
Sırdaşım, komşum ana, ver elini elime,
Seni tarif edemez dillerde ki kelime,
Bizi mutlu istersen sakın ölürüm deme,
Yerin kalbim içinde; çıkayım deme ana!
Toplanalım bayram ÜÇER ile, on ile,
Damatlarla gelinler, akrabağlarla bile,
Köşende otur konuş, huzuru getir dile,
Yüz torunla yaşa sen, şemsiyemiz ol ana!..
Seccadende halkalar, evlatlar torunlara
İstensin mutluluklar, bilcümle insanlara
Zikirini yeniden bizler ile tekrara,
Devam et yaşayalım hayır duanla ana!..
Osman Üçer 22.6.1982 Niğde
2594 / 15
HAKKI SAVUNMAK
OSMAN ÜÇER
Kim demiş kolay diye, daim hakkı savunmak,
Haksızlar, şerefsizler ortalığı kaplamış,
Şirrette, çirkeflere, mümkün mü karşı
olmak?
“Bananeci godoşlar” ortalığı kaplamış!..
Şirretin hücumları nefes aldırmaz sana,
Fesadını salmıştır. Etrafa dört bir yana,
Cesedini çiğnerler, gözü alışık kana,
Kanlara bakıp gülen ortalığı kaplamış!...
Kimi iddiasında daim dinci görünür,
Haksıza karşı durmaz, mazarete bürünür,
Kötüler kahrolsun der, böylesine sürünür,
Yobaz sahte dindarlar ortalığı
kaplamış!...
Menzile varamazsın, altmış arşın atlasan,
Bu problem çözülmez, hendese hesaplasan
Sonunda sırıtacak; boşmuş kaygun ve tasan,
Kokuşmuş ve mücrimler; ortalığı
kaplamış!...
Son ümidin, ilâhi adâlettedir senin,
Mücadele ederken; yırtılır yakan yenin,
Âhın arşı kaplasa, destanlaşsa elemin,
Adalet bilmeyenler ortalığı kaplamış!...
Hakkı savunmak kutsal, savun göreyim hadi,
Haksıza karşı dur ki, boyun göreyim hadi,
Güreşirim diyorsan, soyun göreyim hadi,
Hep kaçak güreşenler ortalığı kaplamış!...
Sırıtan çehrelerde dişlere bir bak hele,
Kapılar arkasında işlere bir bak hele,
Cedleri haram yemiş, fişlere de bak hele,
Haramda müttefikler ortalığı kaplamış!...
Hey hemşerim, dur hele, bu sözlere bakma
sen,
Atıl! Mücadele et! Bütün haksızlıkları
yen,
Doğru yoldan dönülmez, sanki yorulmuşum
ben,
Demekki yorulanlar, ortalığı kaplamış!...
Geçici mutluluklar, senin secden olmasın,
Dünyevi kurallarla her an beynin dolmasın,
Doğuran anan pişman, sakın saçın yolmasın,
Haram sütten emenler ortalığı kaplamış!...
“ÜÇER gibi
başlayıp;” ulaşma pişmanlığa,
Hazırla ki kendini dostluğa düşmanlığa,
“Hakkı savunmak” güzel, dayan perişanlığa,
Rahatını sevenler ortalığı kaplamış!...
OSMAN ÜÇER
1.6.81 2594 / 19
AMAN HA GARDAŞ
OSMAN ÜÇER
Bu millet bütündü, duygular birdi,
Alçaklar halkımı hepten kemirdi,
Mafia – siyaset içiçe girdi,
Soydular devleti, vurdular gardaş !
Rezillik diz boyu, doldurur deniz,
Arasan, tarasan kalmadı temiz,
En küçük mefaat oldu kıblemiz,
“Hani din iman söz eden gardaş !?..”
Mason ile birlikte eritmedik mi?
Sap yeyipte saman üretmedik mi?
Milli duyguları, çürütmedik mi?
Bütün suçlar bizim değil mi gardaş?
.........baba, biz demedik mi?
Haram ne bulduysak; hep yemedik mi?
Vatanı seveni hiç denedik mi?
Hangimizde yüz var , söyleyin gardaş?
“Şo iki parti de” bedavacıdır
......... ve “......” zengin tacıdır,
Taklit sunuları tümden acıdır,
Nerede eşitlik, demokrat gardaş?
Mânevî duygular neden ki soldu,
Haşırtı, hışırtı nasıl bir yoldu?
.......... görüşler milli mi oldu?
Dertsiz başına dert, açma be gardaş !
Allahtan daima güzeli dile,
Seç namusluları, bitsin bu çile,
Mason’u, yönsüzü, gül olsa bile
Koklama sakın ha, ölürsün gardaş
Osman Üçer
2594 / 21
ORTA DİREK NERDE?
OSMAN ÜÇER
Gardaşım hele bir dinlesen beni,
Yolu, ve yordamı, gonuşalım mı?
Obayı, dertleri, daim şöleni
Hedefi bir kılıp, barışalım mı?
Esnaf düşünüyor, zenginlerse tok
Milletim bütündür, ayırım olmaz,
Rekabet şartları, bu düzende yok,
İnsafa kalırsa, keseler dolmaz!...
Yirmi milyon maaş, değil mi soygun?
Hazine tamtakır, bütçe yamalı,
Vekiller soyarsa, kim kaldı doygun?
Çiftçi, esnaf bitik, hesap sormalı!...
Yirmi asır bitti, biz ne haldeyiz?
İlim irfanımız, geride kaldı!
Soylu bizler iken, garip beldeyiz,
Akıllı yüz koydu, bir tane aldı...
Sermaye şişinir, insafı yok ki,
Hürriyet nerede, birlik nerede?
Yüz yetmiş ezik, otuzu tok ki,
Orta direk nerde, millet nerede?
MİLLETİM UYANMALI
OSMAN ÜÇER
Ocaklar söndürürler, bilmezler alın teri,
Sömürü ve kokuşma hep bunların eseri,
Bağışlara aldanma, hep menfaat seferi,
Emek ve kişilikle, milletim uyanmalı !...
Salonlar reklam dolu, çepeçevre sarmışlar,
Oh ne güzel ortam ki; sinmişler
“inanmışlar”
Biz hedefi ararken zirveye tırmanmışlar,
Tepeler fetih için milletim uyanmalı !...
Sanki çığlık çığlığa bocalar kimsesizler,
Dudaklarda kilitler, dolanır mühürsüzler,
Korkutmuşlar milleti: “Onlar adam temizler
!”
Kükreyip koşmak için milletim uyanmalı
!...
Her meslekten bir kişi, kafaları
çatmışlar,
Ataları Kovboy’a; şükür edip tapmışlar,
Sömürü, zulüm ile utanmayı atmışlar,
Silip süpürmek için milletim uyanmalı !...
BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN !...
OSMAN ÜÇER
İyilik bâkidir, varlığa yarar,
Üç günlük ömürde, insan ne arar?
İnanan kazançlı, münkirlik zarar,
Kutsal bayramınız, mübarek olsun !...
Uzanır varlıklar, dünden yarına
Hesapcı bakıyor, daim kârına,
Ama zarardaysa, inler nârına,
Yine bayramınız mübarek olsun !...
Ekelim, biçelim diyenlerdeniz,
Günahı, sevabı giyenlerdeniz,
Helalı, haramı yiyenlerdeniz,
Ama bayramınız, mübarek olsun !...
Güneş doğar batar, dostu anarız,
Sevgi karşılıklı, birlikte varız,
Hepimiz sizlere selâm sunarız,
Mutlu bayramımız, mübarek olsun !...
SAĞLIKLI OLSUN !...
OSMAN ÜÇER
Bayramlar görelim bir dize dize,
Saadet getirsin her hepimize,
Selam sevgileri yollarız size,
Mübarek bayramlar sağlıklı olsun