
ŞİİR HAYATIN DESTANSI TARAFIDIR
KALDIRABİLECEK
KADAR
YÜK
ŞİİRLER
OSMAN ÜÇER
SÖZBAŞI





Elinizdeki bu kitap, Osman ÜÇER’in ikinci şiir kitabıdır. Basılı altıncı yedinci eseridir. Basılı olmayıp, bilgisayarda hazır onbeş eseri bulunmaktadır.
Bu eserde Osman ÜÇER’in kendi şiirleri, takdir ettiği ve imzasını her zaman altına atabileceği şiirler de mevcuttur.
Ayrıca kitabın belli kısımlarına nesir de ilave edilerek, duyguların tamamınına yakının kayda geçmesi de istenmiştir. Bazı arkadaşları en seçkin şiirleri kitaba al demişse de, sanat gösterisi hevesi ile değil, hayatının belli zamanlarında şiir adına neler yazmışsa bunların yüzde altmışını ihtiva etmesi bakımımdan her hangi bir sıra gözetmeden şiirlerin bu şekli ile yayınlanmasını münasip görmüştür. Böylelikle şiir hevesi olan birinin hayatının belli bölümlerinde neler hissedebileceği genellikle sergilenmiş olmaktadır.
. Hamlemizin Anahtarı isimli güldeste şeklindeki kitaptan sonra yazılan şiirlerin ve birinci kitaptaki şiirlerle harman edilmesi söz konusudur. Çok takdir ettiğim bir ağabeyime ikinci şiir kitabımı hazırlıyorum, dediğim de, eski bazı şiirleri ayıracak mısın? dedi. Hayır cevabını verdim. O’da ( Ama etki sahası bakımıdan yararlı olmaz mı?) sözüne şu cevabı verdim.
Benim iddiam, 1947 de başlayan yetişmede doğal başarının sınırları bellidir. Ne yaşadı isem o görünmeli. Böylelikle bir gün bazı kimselere örnek olma imkanı doğar! dedim
Cüsse ve ismen baş köşeye oturma hevesim hiç olmadı..
Allah’ın işi işte. Bizim kaderimizde sosyal meselelerde kavga yapan şiirleri yazmak var. Halbuki öğrenim müsait, yaşama müsait aşk –meşk şiirleri yazıp da toplumda şair geçinsek tadına doyum olmaz manzara sergilenirdi. .
Arada sırada bir de vatan millet şiirleri yazdın mı baş köşedesin..
Bunu idrak ettiğim halde, maalesef hayatımın hiçbir devresinde ılıman işlerle meşgul olamadım.
İslam’daki en büyük dualardan olan:
- Yarabbi! Kaldırabileceğim kadar yük yükle! Yakarışı bu kitaba ad oldu. Madem ki, toplum için kavga söz konusu, bu benim kaldırabileceğim eziyetin üstüne geçmemelidir. Mesela çok şükür hiç bir zaman hapse girmedim.
Fikri yazılarımdan, kavga yazı ve şiirlerimden dolayı mahkemeye verilmedim. Bu, bu duanın şuurlu bir şekilde yapılmasından olsa gerek. Kavga sebebiyle hapse girsem, mahkemelerden yakamı kurtaramayacak derecede sıkıntılı olaylarla uğraşsaydım daha bir keskin mi olurdum, yoksa “siner kalır mıydım?” bilmiyorum. ?
Baro’da bu gibi sohbetler olurken yakın zamanda hapse gireceklerin, AB: ve ABD taraftarlarının ihbarı ve düşmanlığıyla hapsedileceklerin başında O. Üçer anılır ve gülüşülürdü. Cevabım şu olurdu:
- Son birkaç senedir ilaca bağımlı yaşayış başladığına göre (damar sertliği) sanırım ilk kodese tıkıldığımda ölürüm. Aman ne güzel, gerçek hayata adım atmış olurum! derdim.
Bildiğim şu.. Hayatım boyunca fikirden, siyasetten hiçbir yarar ummadım. Elimden geldiği kadar kitaplara dayalı mücadele ettim.
- Yalnız kaldım. Mukayeseli okuduğum için “fikirlerimden, hareketlerimden” hep emin oldum.
Hiçbir zaman kaypak davranmadım. Sağdan soldan bu sebeple dostlarım, gerçek dostlarım çok oldu. Ama sömürücü, vatan düşmanı insanların koro şeklinde sözlerine, birlikte cephe teşkil ettikleri kavgalara girdim. Zevahirden görünen, doğru cephede yer alan ama, cebini doldurmak için olmadık namussuzlukları yapanlarla uğraştım.
Yetiştirdiğim adamların bile bunlarla suistimal yaptıklarına tanık oldum. Bu da göstermektedirki, bir kimse bir davanın kutsal havası içinde bile yetişse, eğer memleket Amerikan ve Avrupa namussuzluğu yayıntısı içinde ise, milliyetçisi de, dindarı da davasının etkisiyle, kirlerden uzeak kalamıyor.
(Ben Ülkücülüğü, insanlığı, vatan sevgisini, dürüstlüğü senden öğrendim!) diyen, Üniversite havası bile solumuş kişilerin, zaman gelince, silik ve menfaatçi tavırlarını görmek insanın yüreğini yaralamaktadır.
Yakam yırtıldı diyebilirim. Moralim bozulmadı.
Etrafımda yüzlerce kişinin köpek gibi dolandığı zamanlardan sonra, gerçek ahlak mücadelesi başlayınca, tek bir kişi bile kalmadığını gördüğüm zamanlarda, bunalıma girmedim. Çünkü hedefim belli, yolları 1947 den beri çizmiş bulunmaktaydım. Çünkü Allah kaldırabileceğim yükten fazlasını yüklemedi.
Milliyetçi – muhafazakâr geçinip, ihanet, şerefsizlik içinde olanlara karşı yaptığım tartışma ve mücadeleler “hep” takdir edildi sanıyorum.
Bazen bunaldığım oldu. Şikayet ettiğim oldu. “Gençliğimi yaşamadım!” dediğim oldu.
İyi de; Dursun Önkuzu gibi pencereden mi atıldım? Yusuf İmamoğlu gibi bir hafta bir simitle mi dolaştım.? İftiralarla hapse mi girdim.?
Yok canım benim mücadele olsa olsa salon sosyalistlerinin, ılıman ıhlamurcu dincilerin, rüzgara göre yelken açanların kavgasından pek farklı olmadı. Binlerce şeyden mahrum oldum ama, “burnum çok sürtüldü!” diyemem.
Mücadelem zaten “milliyetçi geçinenlerle”, “dini istismar edenlerle” oldu.
Diğerleri -deviriciler-kolay rakipler. Meason köpekleri ne kadar da azgın olsa onların verdiği acı, Allah’ın yolunda gitmenin hazzına sebep olduğu için pek yaralamadı.
Milliyetçi geçinenler, dini istismar edenler... Bunlar azılı haydutlar. Bunlarla mücadele insanın ciğerini delmektedir. Yüzlerindeki perdeyi indirmek için halkın çok kültürlü ve iyi niyetli davranması gerekiyor. O yardımdan uzak kalınca işler zorlaşıyor.. Bunlara karşı zafer kazanmak zor. İşte bu tıkanıklık belki daha çok olgunlaşmayı sağladı ama, uzun yılları zehire boğdu.
Halk gerçekten cahil. İslam’ın Kur’an’a göre yorumlanması meselesini kavrayamadı. Emevi İslamı, Yahudi bozması hükümlerin yaşaması ve yobazlık arasında koşturanların sayısı oldukça geniş. Böyle olunca aydınların işi haddinden fazla eziyetli olacağa benzer.
Kendisine aydın diyenlerin pek çoğu kaçmakla meşgul. Milliyetçi ve muhafazakar camia tam bir kıskaca alındı. Mason güdümlü şahsiyetsiz kişiler ileri hatlarda mevzilenmiş durumda.
Bu mevzileri ele geçirme mücadelesine girmek isteyen de pek görülmüyor. Allah kendisi bilir.
Milliyetçiliğin kanını sömüren, makam ve para peşinde olmayı karakter unsuru haline getirenler burnumuzun dibinde cirit atıyor da kendisine milliyetçi bilenlerin kılı dahi kıpırdamıyor… Neden? Yukarda söylediğim gibi, Kabuklu Avrupa’nın kültürü, Alçak Amerika eğilimi ciğerlerimizi çürütmüş durumda. Herkes belli etmeden rahatının peşinde koşturduğunu gizlemeye çalışıyor. Ülkücülük için ölümü göze alanlar, bu gün burunları kanar diye geberik bir korku içindeler..
Milliyetçi- Muhafazakâr söylemlerle yola çıkıp, Allah’ı-Peygamber’i ticaret metâı haline getirenlerle uğraşmak işlerin en zoru.
Hele hele, hiç bir makam ve para istediği olmadan sırf mânevî değerler için savaş yapmak, başlı başına bir mesele…
Allah yüzümüzün iki dünyada ak olmasını nâsîb etsin!.
Osman ÜÇER şiirleri yanında Ali Meraklı tarafından yazılmış şiirler, Osman ÜÇER’e yazılmış şiirler de görülüyor. Bunların övgü anlamı dışında olanlarının da yayınlanması objektif olmanın gereğidir. Gelvelâkin, bize karşı ya da bizim tarafımızdan yazılmış, bunalım görüntüsü veren ve sırf hakaret etmek kastıyla yazılmış şiirlerde olmasına rağmen şimdilik bunların yayınlanmasını bir süre erteliyoruz.
Yayınladığımız zaman gerçeği açıklamak durumunda kalacağız. O zamanda meslek kuralları ihlal edilmesi mümkündür.
Sizleri kavga şiirlerimle baş başa bırakırken,
Ucuz hayat yaşamaya talip olmadığımdan dolayı mutlu olduğumu beyanla yetiniyorum!.
Maddi kaybım milyarlar, milyarlar! Manevî kaybımın olmadığı için Tanrı’ya şükürcüyüm!
Bu tip bir hayat kimlerden sirayet etti iyi biliyorum ama, onların adıyla kendime şuracıkta yarar ummayım…
Onlar beni yanına mumla çağırmadılar. Biz sokulup yanlarına gittik. Bu sebeple o kavgacı devlerin yüzünden burnumuz biraz sürtüldü.
Bize sokulan ve yıllar içinde:
- Hayatımda milliyetçiliği, dürüstlüğü tanıdım isem, mücadeleyi, insanlığı öğrendi isem sebebi ve tek dayanağım Osman ÜÇER’dir diyenlerin, göreve geldiklerinde Amerikan emperyalizmi’nin sonucu dejenerasyonda eridiklerini gördüm. (Ne kadar moralim bozulmuş ki 2. defa dile getiriyorum.)
Birisi soruyor?
- Aman Osman Ağabey, sen filan sola nasıl oy verirsin?
Bu soruyla cevap hazırdı ama, cevabı kendileri bulsun dedim ve çoğu zaman sukutu tercih ettim. Amerika, Avrupa emperyalizminin içinde eriyen milliyetçiler gözün önünde iken, bana mazide övgü yığanların yaşayışlarında bir eksiklik olabileceğini düşünmeden, beni sorguya kalkmaları gösteriyor ki, ya ben eski övgülere layık değildim veya onlar o yetişmenin sonunda gaflet, delalet içinde idiler.
Zaman en iyi hakemdir. Yeter! Osman, sus da okuyucu şiirlere dalsın bakalım.
********************
İKİ
ŞİİR DAHA BULUNDU…
(YAYINLANAN KİTAPTA maalesef YOKTUR)
Yazarımız Ömer
Fethi Gürer İstanbul’dan yazıyor:
Değerli Üstad,
Öncelikle sağlıklı
olmanızı diler, selamlarımı sunarım. Niğde adına yazma uğraşını devam ediyorum.
Arşivlerde gezerken genç Osman Üçer yazdıklarını okumayı da sürdürüyorum. 1958 yılında (Türk şiirinde yeni örnekler)
bölümünde rastladığım gençlik yıllarınıza ait iki şiirinizi aşağıda yazdım.
Sizin yazdıklarınz ARASINDA var mı bilmiyorum? ama yeni örneklere örnek olsun. Saygı ile
O. ÜÇER’in notu:
Üstadıma teşekkürler. Gerçekten bu iki şiir şu anda elimde yoktu. Avrupa’da
yerleşmiş bir arkadaş onlarca gazete cildimi Avrupa’ya götürdü. Sonra geri
verirken hata ile bir iki cil kayıp oldu. Bu ciltler içinde olsa gerek. Ben de
heyecanlandım doğrusu. Milli Hamle ciltleri olsa sanırım ki şiirlerimin dörtte
biri daha ortaya çıkar.
HAYAL
Hayal tatlı şeydir
hayallemeli
Tatlı hayalleri
herkes bilmeli
Her an sıkıntılarla
geçmemeli
Geçmişi geleceği
hayalle!
Hayalle ulaşırsın
geleceğe
Hayal döner belki
bir gün gerçeğe
Sonra; başlarsın
doğruymuş demeye
Geçmişi, geleceği
hayalle!
A.Osman Üçer. 3
Ağustos 1958
DERT ORTAKLARI
Yapraklar; üzgün
hışırtılı, dertleşiyorlar
Doğrusu
çekiniyorum, kuşgulanıyorum
Yoksa beni mi
çekiştiriyorlar?
Hâlbuki teselliye
muhtacım:
Esen hafif rüzgâr
biraz samimi..
Bir şeyler
fısıldıyor! Acımış olacak
Yalnızlığımı sezmiş
Yanık bağrı
kapamasam rüzgâr
Kucaklayacak..
A.Osman Üçer 1958
DEĞERLİ
ARKADAŞIMIZ ÖMER BEY YLENİ BİR İKİ ŞİİR DAHA BULDU KOLLEKSİYONLARDAN.
TEŞEKKÜRLERİMİZİ ARZ EDER, YENİ BÖLÜM OLARAK YAYINLIYORUZ:
ÜSTAD
Kitabı inceledim.
Güzel bir çalışma olmuş. Baskısı, dizgisi düzeni, yazılanı anlatılanı ile ilgi
ile okudum.
Şimdi kitapta
olmayan bende olan şiirleri de size gönderiyorum. İkinci baskıda yer bulur.
selamlar
Ömer Fethi Gürer
İKİ KUŞ
İki kuş
Uçmak İstediler
Seke seke (havalandılar)
kanatlandılar
Kanat açmış
uçuyorlardı
Neşeli idiler
ötüyorlardı
Belki
yavruydular
Uçuyorlardı
İlk uçuş öyle
hoştu
Dinlenmeden
uçup süzülmekteydiler
Sonsuza mı
gideceklerdi
Bu uçmayla!
Gittiler,
gittiler
Uçtular
6 Eylül 1958
Osman Üçer
SUÇ KİMİN
Hadiseler çok
acı önemli ve ince
Yorulmak
şarttır, yürüye yürüye her gece
Gece ıssız,
ıssız yollarda eller cepte
Üzgündüm; Bu
anda bir şey gördüm ilerde
Kimsesiz bu
şosede gördüklerim neydi
Konuşmalar,
hareketler birazda esrarengizdi!
Yavaş yürüyen
ayaklarım biraz daha açıldı
Zaten
patlayacaktım! Hadiseler lazımdı.
Bir çocuğun
etrafında birkaç adam durmuştu
İçlerinden biri
çocuğa şöyle sordu
--Derdin ne?
Kimsin, kimin nesisin oğlum?
Yaklaşarak
birine hadiseyi sordum
Yolun
kenarında, çukurda görmüşlerdi çocuğu
Israrla
soruyorlar söylemiyor doğruyu
Kısa bir
pantolon, yırtık gömlek giymişti
Anlıyorduk;
açlık yorgunluk canına etmişti
Saçları dağınık
şişti göz kapakları
Çatlamıştı, toz
toprak içindeydi ayakları
Sorguya
çekilmeye nihayet dayanamadı
Ağlamak
istiyordu! Hıçkırıklara daldı
Dövülüp dışarı
atıldığını anlatıyordu
--Babam sevmez
Haylazsın der; Döğer diyordu
Bin bir türlü
eziyet yıldırmıştı yavruyu
Düşüncesiz
ailesi o’nu aramıyordu
Bir çocuğun
kimsesi kalmayınca seven
Başvurur her
kötülüğe, daha küçükken hemen
O’nun büyükleri
bunu idrak edemeyince
İşlenen
günahlar kime aittir sizce?
Doğruyu
anlamayacak bu kimsesiz
Her çareye
başvurur, atılır düşüncesiz
Böylece
insanlıktan uzaklaşacak
Kim bilir
yarının en kötü insanı olmayacak
-
Elinden tutup götürürlerken onu
Tekrar yola
koyulurken dedim: hayat nelerle dolu
9 Eylül
1958-Manzum Hikâye. Osman Üçer
GÖRÜNÜŞE
ALDANMA
(yukardaki iki
şiir Vilayet Gazetesinden alınmış. Kitapta maalesef yoktur. Aşağıdaki şiir
Niğde’nin Sesi Gazetesinde yeniden yayınlanmış olmalı ki, kitaba dahil olmuştu.
Bir Bayram
sabahı idi, çıkıyorduk camiden
Dedim; eve
giderim… Mezara gideyim önden
Dünyadakiler
duruyor ölmüşlere gideyim
Onları ziyaret
şarttır, birkaç dilek dileyim
Her zaman
olmuyor da bir bayramdan bayrama
Ecdadını
ziyaret şarttır gereklidir sana!
Böylece düşünüp
birkaç adım atarken
Dedim; zekât
şarttır; cebinde paran varken
Birkaç kuruş
elimde, Bir fakir önünde durdum
Üst baş
görünmüyor, altındaydı kaputun
Kaputtan
dışarıdaki ayakları çıplaktı
Tuhaf uzatmıştı
hatta biraz çarpıktı
Nedense
duygulanmıştım birkaç saniye içinde
Gairip; şu an
tuhaf hisler vardı içimde
Fazla acımıştım
fakire; utanmasam eğer
Oturup yanına
bir şey sormaya değer
Ellerini
görmüştüm, fazlaca çolaktı
O’nun bu hali içimi
fena yaktı
Yürüyor
düşünüyordum yazık değimli buna
Yedimi sıcak
yemek elbise varmı sırtında
Yavaş yavaş
yürürken mezara yaklaşmıştım
Birisi fena
çarptı fazlaca şaşırmıştım
Bana çarpan,
beni hayretler içinde bıraktı
Şaşkınca
Bakınırken O Bir Çok Adım Attı
Şaşkınlığın
derecesi olurmuydu bu kadar
Benim tuhaf
halime bakıyordu yolcular
Hayretimi
yenmeye çalışırken fazlaca uzatmadan
Sordum; Camide
ki fakir değimli şu adam?
Sanki bu o
değilmiş, el kol ayak düzelmiş
Kötürümlük
kaybolmuş; hem de fazla dincelmiş
Bazıları
gülerek; birçoğu da kızarak dediler
-O çok
zengindir fakat cami önünde bekler
Hatta şimdi
nereye gidiyor biliyor musun?
İster o kese
birazda mezarda dolsun
Arkadaş! Dikkat
et bak her zaman ona
İsterse bu
haldedir, isterse oturur yola
Bu gün bir şeyler
öğrenmiş düşünüyordum da
Dünya bu her
görünüşe aldanma
16 Ağustos
1958-Manzum Hikaye-Osman Üçer
üstadıma çok çok
teşekkür ederim. Zahmet oluyor ama, kaybolan Gazete cildini yeniden elde etmem
mümkün olmadığına göre, bu gibi rastlamalar olursa arkadaş hizmeti olarak
bilgisayara geçmesi için emeğinize şimdiden teşekkür ederim.
*************************
YILLAR İLERLEDİKÇE TOZ DUMANA KARIŞTI..
ÖZEDOĞRU GİDERİM!
-SOYGUNCU TAKIMINA-
(BİR DÜZÜNE MAYIN TARLASI)
OSMAN ÜÇER
EĞER İNANMIŞ İSEM, HEP DOĞRULARI YAZDIM,
BELKİ TIRNAKLARIMLA KENDİME MEZAR KAZDIM,
DESTEKÇİ İSTESEYDİM, PERDELERİ YIRTMAZDIM,
BU DÜNYADA SINAV VAR, ÖZEDOĞRU GİDERİM!...
KATKILARLA BÜYÜYOR, YAHUDİ TEREKESİ,
BEYNELMİLEL DERNEKMİŞ, HIRSIZLIK ŞEBEKESİ,
ALÇAKLIKLAR KUSUYOR, MASONLARIN TEKKESİ,
DOĞRULUĞA DESTEK VAR, ÖZEDOĞRU GİDERİM!..
ADI MİLLİYETÇİDİR, İLLİYETSİZ İNSANIN,
MENFAAT DENİLİNCE OYNUYOR HER BİR YANIN,
NASIL ÇALARSIN BÖYLE, BOZUK MU SENİN KANIN,
UFUKLARA AKIN VAR, ÖZEDOĞRU GİDERİM!
UYUZ UYUZ GEZERKEN, PIRTISI DA BİTLENDİ,
BEYİN DURDU, CEP ŞİŞTİ, NEREYE ÜMİTLENDİ?
SOLCU, SOSYAL ADÂLET, ROTARİ DE KİTLENDİ,
HARAMLARA AKIN VAR, ÖZEDOĞRU GİDERİM!..
UZAĞI GÖRMEK İÇİN, GÖZLÜĞÜNÜZÜ TAKIN,
SATILIKLAR ORTADA, DİLİNE BAKMA SAKIN,
VER ELİNE PARAYI, OLACAK SANA YAKIN,
TEŞHİSLERE İLGİ VAR, ÖZEDOĞRU GİDERİM!..
ELEŞTİRİ GEREKİR, ONLARA DA, SANA DA,
SÖZLERİM ORTAYADIR, HİSSE VARDIR BANA DA,
DİNDAR DEĞİL, TAM MÜNKİR, SALINIYOR ORTADA,
KUTSALLIĞA DÖNÜŞ VAR, ÖZEDOĞRU GİDERİM…
MAKAM PARA HEVESİ KAHPELER ÇOCUĞUNUN,
MİLLİYET DÜŞMANLIĞI, TAM SECDESİDİR BUNUN,
SÖMÜRÜYE KÖPEKLİK, HEP ŞİARIDIR ONUN,
TEMİZLİĞE DÖNÜŞ VAR, ÖZEDOĞRU GİDERİM!..
BENLİĞİNİ YİTİRMİŞ, ERKEKLER VE DİŞİLER,
ZENGİNE VE ZALİME, TAPIYOR BU KİŞİLER,
SECDEYE EĞİLSE DE, KÜFÜRE ERİŞİRLER,
GERÇEKLERE AKIN VAR, ÖZEDOĞRU GİDERİM!...
YIĞINLAR DÖNEKLEŞMİŞ, DOĞRUYA HİÇ DESTEK YOK,
GÜNLÜK NAFAKALARA, ÇEŞİTLİ HİLELER SOK,
HARAMLA ŞİŞMİŞ MİĞDE, TÜM ŞAHISLARIMIZ TOK,
GEÇİMLERE ÇARE VAR, ÖZEDOĞRU GİDERİM!
SIĞIR GÖNLERİ KAPLI, BAKSANA DERİSİNE,
SALLANACAK BİR KUYRUK TAKILMIŞ GERİSİNE,
İLKELİ GAZETECİ, SATILIK KÖPEK Mİ NE?
CADDELERDE HAYVAN VAR, ÖZEDOĞRU GİDERİM!
MESLEĞİ NANKÖRLÜKTÜR, DANSÖZLÜĞÜ BECERİR,
GERÇEKLERİ GÖRÜNCE, GÖZÜ PATLAR BELERİR,
O SERVETLER BİR GÜN, KAR OLUR DA TÜM ERİR,
İSTİKRARDA HUZUR VAR, ÖZEDOĞRU GİDERİM!..
BEYNİ TAM DONMUŞ ARTIK, MEKÂNI ANTARTİKA,
MÜZİĞİNİ YİTİRMİŞ, TAMTAMI DA AFRİKA,
BELLİ SECDESİ AB, KÂBESİ AMERİKA,
SAZIMIZA DÖNÜŞ VAR, ÖZEDOĞRU GİDERİM!
OSMAN ÜÇER
ÇALIN ULAN ŞEREFSİZ…
OSMAN ÜÇER
ÇALIN ULAN ŞEREFSİZ, DURMA, HEPSİNİ ÇALIN,
HELAL HARAM DEMEYİN, BULDUĞUNUZU ALIN,
DÜZELMEZSİNİZ SİZLER, KAHPELİKLERLE KALIN,
ÇOMAK SOKMAK GÖREVİM REZİL OLACAKSINIZ…
HAKSIZLIĞA SUSANLAR, KOKUŞUP DA SULANDI,
SUSTURMAK İÇİN BENİ, AFOROZ UYGULANDI,
EN KATI KALPLER BİLE, BU İŞE DUYGULANDI,
PERDE YIRTMAK GÖREVİM, TANIK OLACAKSINIZ!
HARAMI YERSİN ÜÇ GÜN, GEÇİCİ TATMİN ANCA,
BU DÜNYA BİR FÂNİDİR, GÖZ AÇIP KAPAYINCA,
FAYDASI NEDİR SÖYLE SANA YARAMAYINCA,
HATIRLATMAK GÖREVİM, KAHHAR OLACAKSINIZ!
CEHENNEM ÂZÂBIDIR, HARAM YEMEK DENİLEN,
KAN VE PİSLİK OLARAK, KUSULACAK YENİLEN,
PİS, KİRLİ DÜNYANIZDA, ALÇAK NEFİS SEVİLEN,
HEP İKAZDI GÖREVİM, PİŞMAN OLACAKSINIZ!..
KOKUTMUŞTUN BURAYI.. ISLÂH OLASIN EMİ…
OSMAN ÜÇER
Çok şükür tayin çıktı, oğlun da gelmez oldu,
Sicilini yazarken, yüzüm sapsarı oldu…
Adliye serinledi, dedikodu tükendi,
Yerine gelecektir, sevilen bir efendi…
Adâlet leke almaz, kahrolur gider sapan,
Büyük gaflettedir ki, hileli işler yapan..
Feriştah olsa bile, korusa herkes onu,
İlâhi işlem olur, perişan olur sonu…
Bazen hemen, bazen sonra, taklası seyredilir,
Ders alan çoğalır da, doğruya meyledilir…
Kürsüleri kutsaldır, adâlet ilâhi kapı,
Bin asırdır yıkılmaz, bu çok düzenli yapı…
Nefsine aldanarak, gödeni dolduranlar,
Dünya ve âhireti sapsarı solduranlar…
Bir gram haram bile, miğde bağırsak deler,
Devamı bir facia, görünür, neler neler?
İnsanoğlu az ye ki, şu alnın kirlenmesin,
Hileli işlerinle, isimler dillenmesin!
Din hükümü ve ahlâk, yıkılmaz sağlam settir,
Evrenin en önemli, olayı adâlettir…
Âdil bir hüküm veren, Allah’ın aziz kulu,
On bin yıl yürüse, şaşırmaz onun yolu…
Doğruyu aramakla, geçti bu ….. ömrüm!
İki dünyada lâzım, tertemiz bir görünüm,
Velhasıl iyi ki de, meçhule gidiyorsun,
Korusun onları da, Allah dediriyorsun!
Sen de bir yapraktın, yaşanan bu ömürde…
Yanacaksın diyorum, odun ya da kömürde…
Bizler ders almalıyız, yanlışsız bir hayatta,
Yanlışlık olmamalı, tazede ve bayatta…
Güle güle, gidiver, ıslah olasın emi,
Helâlından ye gayrı, yalağındaki yemi!..
ALİ MERAKL

Abdullah kızı
Ahmet karısı
Nuriye ÜÇER
TÜRKLER
TÜM DÜNYADA AYNI TÜRKLER
HEP BENZEŞİR, DOĞU TÜRKLER,
BATI TÜRKLER, MUTLU TÜRKLER,
YAŞAYACAK, BÜTÜN TÜRKLER….
HER BÖLGEDE BİZ İLKLERİZ
TARİHLE BİZ, KADERLE BİZ,
YAŞADIKÇA GENELDEYİZ,,
TANINIRIZ BÜTÜN TÜRKLER….
HEPTEN KUTSAL DEV YARIŞLAR
DOSTLUK DOLU YAŞAYIŞLAR
MEDENİYET BİZLE BAŞLAR
İLERDEDİR BÜTÜN TÜRKLER..
KUVVETLİDİR ELİ KOLU,
İNSANLIĞIN EMİN YOLU
BARIŞÇIYIZ DOSTLUK DOLU,
BİLİNİYOR, BÜTÜN TÜRKLER…
İŞİ YOKTUR GAREZ KİNDE,
DÜRÜSTLÜK VAR KADERİNDE
KÖTÜLERİN HEDEFİNDE,
EZİLENLER BÜTÜN TÜRKLER…
HEM ELİNDE HEM BELİNDE
SAĞLAMLIK VAR EMELİNDE
ASIRLARIN TEMELİNDE
DOĞRU YAŞAR, BÜTÜN TÜRKLER…
OSMAN ÜÇER
ULUSUMUN ESERİ
MİNARELER YÜKSELİR, KANAT GERER MELEKLER,
YURDUM ÖYLE CENNETKİ, HAZ VERİYOR MABETLER,
KEMİKLER NURLANARAK, UYUYOR ŞANLI ATA,
ULUSUMUN ESERİ, ŞAN KATTIKÇA SANATA…
ALİ OSMAN ÜÇER
(NİĞDE GENÇLİK DERNEĞİ BAŞKANI OSMAN ÜÇER’İN 15.KASIM.1964 DE ÇIKARDIĞI
SELÇUK DERGİSİ’DEN

Kel Ali oğlu
Marangoz Ahmet ÜÇER
MÜSLÜMAN YÜZDE ONMUŞ…
OSMAN ÜÇER
Vatanda kenelerle, mücadele etmeli,
Etkin bir savaşımda, tâkâtımız yetmeli,
Yüz yetmiş yıllık kavga, tam anlamda bitmeli,
Yüzde doksan Müslüman, demeyin bâri yâhu!
Kıskaca alınmışız, düşürmüşler ağına,
Gönüllü giriyorlar, zinâlı yatağına,
İlaç etki etmiyor, gömün zeytinyağına,
Yüzde yetmiş Müslüman, yemeyin bâri yâhu!…
Bu kahpelik gittikçe feci şekilde azdı,
Yüzde beş bile olsa, rezâlet yaşanmazdı,
Cüzdanlar haramlara böylece boşalmazdı,
Yüzde doksan Müslüman, kapmayın bâri yâhu!...
Büyük bir millettir diye, yıllarca övülmüşüz,
Tertemiz bir soy iken, ısrarla sövülmüşüz,
Alçaklık batağında, gırtlağa gömülmüşüz,
Yüzde doksan Müslüman, sapmayın bâri yâhu!
Gövdesi lâçkalaşmış, “işini bilir!” diyor,
Siyâsetçi en önde bu boku zâten yiyor,
İdareci teşvikçi, rüşvet önlenmez diyor,
Yüzde doksan Müslüman, durdurun bâri yâhu!
Gözlerin kör mü oldu, etrafa bakınsana,
Şikâyetçi olup da, herkese yakınsana,
Titreyip de kendine bir tavır takınsana,
Yüzde doksan Müslüman, buldurun bâri yâhu!
Ahlâklı yaşayışı, bulmak bir sonsuz sevinç,
Yetmiyorsa aç kalsın, akıllansın bunca piç,
Hem ibadet, hem rüşvet, yan yana olur mu hiç?
Yüzde doksan Müslüman, ayırın bâri yâhu!

Kel ali oğlu
Araba imalathanesi sahibi
Mustafa ÜÇER
Mürid’in resimleri
YAZAN: TAKİPÇİ OZAN
Bu Mürid çalışmadı, belediye işine,
Dikkatini topluyor, beyaz keskin dişine,
Şaştım ben bu adamın pervasız gidişine,
Yıllarca meraklandım, nedir bu işin sırrı!?
Sanatçıydı, olağan, kendisini kasardı,
Eskiden resimleri Zeki Müren asardı,
Vatandaş paraları acımadan basardı,
Yıllarca kuşkulandım, nedir bu işin sırrı!?
Yollarda, otobüste dev bir adam gülüyor,
Kapı arkalarında herkes bir şey bölüyor,
Vatandaşım pislikten bu gün yarın ölüyor,
Yıllarca araklandım, nedir bu işin sırrı!?
Koskoca bir vücutta kafa heybetli durur,
Eğer biraz gülmezse bu oluştan korkulur,
Yok ki hiç aslanımda, kibir ya da pis gurur,
Yıllarca hep saklandım, nedir bu işin sırrı!?
Ekibiyle müridim, kucaklanır sayılır,
Mezarlıkta âyetler, hoparlörle yayılır,
Şehrimizin dertleri, yığılıp da kayılır,
Yıllarca hep arlandım nedir bu işin sırrı!?
Hizmetlerin aksarken, ağalığı nidersin?
Neren güreşçi senin, bir çelmede gidersin,
Kimler tatlı sanıyor, en acı bir bibersin,
Yıllarca taraklandın, nedir bu işin sırrı?
Armut gibi duruyor, oyları kim kapacak?
LİDERİMİZ beni genel başkan yapacak,
Vatandaşımın yolu, AHLAKSIZA sapacak,
Yıllarca tasalandın, nedir bu işin sırrı?
Fotoğrafta görünen, sıralanmış dişin ne?
Artislik yapma sakın, acayip gidişin ne?
Cambaz mısın iplerde sırıklarla işin ne?
Yıllarca taklaladın, nedir bu işin sırrı?
Her boyayı boyadın, fıstıkî yeşil kaldı,
Nâmın burada iken, Kayseri’ye kim saldı?
Sanki yolu var mı da, bir koyup da beş aldı,
Yıllarca savsaklandın, nedir bu işin sırrı!?
DOKUZ KÖY ÖTE VE KÖPEK
ALİ OSMAN ÜÇER
SÖYLEYEN KOĞULSA DA, TAM DOKUZ KÖY ÖTEYE
DOĞRUYU İZLEYENLER, DAYANMALI KÖTEĞE,
ÖZ DOĞRU, SÖZÜ DOĞRU OLMAK TA VAR ORTADA,
HERKES İLKE EDİNSE MEYDAN KALMAZ KÖPEĞE…
15,KASIM 1964 DE NİĞDE GENÇLİK DERNEĞİ BAŞKANI
ALİ OSMAN ÜÇER’İN YAYINLADIĞI
SELÇUK DERGİSİ’NDEN
SİYASET LAĞIMI
OSMAN ÜÇER
Her an çıkar, menfaate taparsa,
Yönü para, kayırmaya saparsa,
Leş kargası particilik yaparsa,
Kutsal dava, işgal olmuş denmez mi?
Yalan, hile her seçime katarsa,
Allah-vatan, lâf-ı güzaf sayarsa,
Nimetlerle, tıkınmayla doyarsa,
İdealler, zelil olmuş denmez mi?
Eş dost yığar, açıklığı yok eder,
Kemik saçar, aç köpekler tok eder,
Bilgisizce, bütün işi b. k eder,
Büyük dava güme gitmiş denmez mi?
Utanmazlık, arsızlığı haklayan,
Hileleri, alçaklığı, aklayan,
Evrakları, defterleri saklayan,
Tam bir çete, çöreklenmiş denmez mi?
Kusuyorum, Ozan bulun yerime,
Lanet gelmez kutsallığın erine,
Dikkat edin, inmeyeyim derine,
Düzelirsen, “affederim!”, denmez mi?
DOĞRULUKLA MÜMKÜNDÜR
OSMAN ÜÇER
Davranışlar önemli, isabetli demlidir
Öne geçen tüm atlar, besilidir, yemlidir
Peneslere aldanma saf altın önemlidir
Haşırtıya gitme hiç, düşünmekle mümkündür
Suni gidişler kötü, eski lâflar çok bayat
Nefsim öne geçme ki, basitliği yık, soy at
Allah’ım muzaffer et, değerlensin bu hayat
Ben varım diyebilmek gerçeklerle mümkündür..
Arada ahenk varsa, mutlu olunan yârdır
Dürüst davranışlarla ömrünü sağlam sardır
Dünyevi öğünmeler, yelden evvel bir kârdır
Eritme emekleri doğrulukla mümkündür...

SÜPER KAPİTALİST,
ALLAHSIZ DEMEKTİR…
OSMAN ÜÇER
Kapitalist olamaz Allah, peygamber dostu,
Haramın ortasına serer o kirli postu.
Yakarışı gösteriş, ameli irin kokar,
Menfaati olmazsa, bir çöpü göze sokar..
Vergi Sistemi belli, yüzde kırkı devletin,
Haramlı trilyonlar, inan hepsi milletin..
Bir ömür biriktirsen, öbür dünyaya sabret..
Sistem hırsız sistemi, helâlle olmaz servet..
Öksüz bırakır hain, tarihi bir devleti,
Bir çırpıda vuruyor, koskoca bir serveti…
Müslümanlığa uzak, insanlığı da bilmez,
Ömrü boyunca bir tek, göz yaşı bile silmez..
Bir tiyatro sahnesi, değişir daim ışık,
Hacı yatmaz örneği, gülümsüyor yılışık!
Riya ve sahtekârlık, sırıtan yalanlardan,
Yüzüne bakma sakın, tiksinirsin insandan…
Davranışa aldırma, hep çapanoğlu dibi..
Dinin bütün emrini, çiğnedi alçak gibi..
Öbür dünya tarlası, bak çoğuna azına,
Bu hükümler benimdir, razıyım cezasına…
Trilyon yıllık ömrü değişir bir anlığa,
Davranışı götürür, çok feci perişanlığa,
Suç işleyeni bekler, korkunç bir yalnızlık,
Son gülen iyi güler, bu nasıl akılsızlık?
Şerefsiz sürü gibi, rastlarsın her adımda,
Namuslu kapitalist, görmedim hayatımda, …
İşte fotoğrafları, kasalmalara bakın,
Kir bulaşmasın dersen, ona yaklaşma sakın!
Karşıtı rezilliktir, hemi kel, hem de açtır..
Din olsa Marksizim’de, bunlara bir ilaçtır…
Tortular yığın yığın, bulamadık süzeni,
İktisatçı koymadı, dört dörtlük bir düzeni,
Allahsız kapitalist, bozuk düzenin adı,
Gözlerimiz görüyor, kalmadı dünya tadı…
Her süper kapitalist, Allahsız bir âbide,
Yıkılıp yok olacak, göreceksin ânide..
Dünyadan ders almayan, burnu dikine gider,
Yer içer ama hepsi, olmaz kafaya keder!
BAZI SİYASETÇİLER
OSMAN ÜÇER
Köpeğimin adını, takma siyasetçiye,
Ben doğruyu söylerim, zeval olmaz elçiye,
Bu şarkı uzar gider, danış bir kasetçiye,
Politika bir lâğım, bulaşan iflâh olmaz!
Partili, delege, adını koyuyorlar,
İttifaklar kurup da, milleti soyuyorlar,
Doğruyu söyleyenin, gözünü oyuyorlar,
En sağdan sola kadar, dürüst siyaset olmaz!
Kayırma, suistimal, başkanlı riyaseti,
Yığınlar destekliyor, Allah’sız siyaseti,
Bana nutuk çekme hiç, dinlemem hamâseti,
Masonla, milliyetçi, zinâsı bâki olmaz!
Adaletli oluşum, hangi kılıç kuracak,
Halkın kendi bozuk ki, yarayı kim saracak?
Rüşvet veren olmazsa, toplumda kim alacak?
Pazarlık ve satışla, düzende şeref olmaz!
Sağlıklı diyemezsin, geberik bir hortlağa,
Kız oğlan kız diyorlar, elli defa patlağa,
Rahatını sevenler, pislik çıktı gırtlağa,
Silkinip dirilmeli, bu gidişle hiç olmaz!

BİZİMKİLER… BİZİMKİLER…
OSMAN ÜÇER
Hırsız dendi, çaldı dendi,
Haram yendi, her gün dendi,
Konuşuldu sustu kendi,
Bizimkiler, bizimkiler!
Moralleri bombok idi,
Karınları çok tok idi,
Utançları hiç yok idi,
Bizimkiler, bizimkiler!
İç ettiler diyenin de,
Çıplak iken giyenin de,
Tıka basa yiyenin de,
Bizimkiler, bizimkiler!
Nasihate iftira et,
Sırlarını tümden hıfzet,
Yarar dağıt buket buket
Bizimkiler, bizimkiler!
Pusar bunlar hindi gibi,
Kapalıda kumru gibi
Üzüntüler durdu gibi,
Bizimkiler, bizimkiler!
Allah bilir bunlar kimler,
İnsan olan, sözü dinler,
Hırsız kimse bir gün inler,
Bizimkiler, bizimkiler!
İstismarcı bunlar hepten,
Halkı soydu, tam kemikten,
Hançerleyen ve inleten,
Bizimkiler, bizimkiler!
Utanmak mı, o da nedir?
Sendikacı bir ekedir,
Ayarlar hep tek tekedir,
Bizimkiler, bizimkiler!
Allah deyip, haram yerler,
Nasihate tokuz derler,
İftirayı hep ederler,
Bizimkiler, bizimkiler!
Yardakçılar sürü sürü,
Hasımlara durma yürü,
İftiranın bin bir türü,
Bizimkiler, bizimkiler!
Bakın yiyor, yediriyor,
Helal olsun dediriyor,
Kutsalları kemiriyor,
Bizimkiler, bizimkiler!
OSMAN ÜÇER
---------------------------------------------------------------
BU NASIL YOL?...
OSMAN ÜÇER
Kara para, neye dair,
İçki, fuhuş tüm vesair,
Adı iman, kendi kâfir,
Kurban olam, bu nasıl yol?!
Haram helâl hemen biçer,
Mason solcu, yoldaş seçer,
Ver parayı, dinden geçer,
Tüküreyim, bu nasıl yol?!
Kendin seçtin var mı bozan,
Kader deme, sensin yazan,
Gövde lâçka, kafa kazan,
Ötüreyim, bu nasıl yol?!
İlgilenmez açla, tokla,
Para dersen, atar takla,
Vurgun, soygun varla yokla,
Uğraşıyor, bu nasıl yol?!
Tercihini yapmış dünden,
Utanmıyor, bu halinden,
Ne sorarsın ona dinden,
Kusacağım, bu nasıl yol?!
Kötülüğü bir an sinmez,
Nefsi azgın, huzur bilmez,
Allah vatan ilgilenmez,
Bilemedim, bu nasıl yol?!
Beyni sulu, adı salak,
Kucaklasa kollar çolak,
Nutuk atar hep dangalak,
Anlamadım, bu nasıl yol?!
Tüm işleri hile dolu,
Seçemiyor doğru yolu,
Hain kaplı sağı solu,
Kahrediyor, bu nasıl yol?!
Adam sanma, kelli felli,
Ciddiyetsiz, hava yelli,
Secdesi mi; işte belli,
Haram yiyor, bu nasıl yol?!
Hop!... deyince koşar gelir,
Ver eline, coşar gelir,
Tüm fakirken, taşar gelir,
Şaşırdım ben, bu nasıl yol?!
OSMAN ÜÇER
GERÇEKLERİ GÖRELİM!
OSMAN ÜÇER
Hayırsız uzun ömrü, Hac’cınla noktalama,
Fakir, öksüz desteği, sorarlar yarın sana,
Teraziyi tam kavra, şartlarını unutma,
Kur’an’ın da mantık var, anlamaya çalıştım!
Namaz, oruç gerekli, kutsalı beslemektir,
Millî duygular şarttır, imanıma tam denktir,
Vatan sevgisi güzel, olmayanlar eşektir,
Telkinlerin Kur’an’da, izlemeye çalıştım!...
Güzeli soranlara: İşte budur hep derim,
Aydınlığı tanırım, bilirim, bildiririm,
Mümin’den hiç kimseye zarar gelmez bilirim,
Sayılanlar Kur’an’da, öğrenmeye çalıştım!...
İnkılâp, İslâm demek, ezan güzel hediye,
Uranüs’e duyurmak kim dedi, şarttır diye,
Böylesi sağlık bozar, bağırırsın ne diye,
Doğruluklar Kur’an’da savunmaya çalıştım!...
Fikirler çarpışmalı, hem genel hem de özel,
Gerçekleri bulalım, kişisel ya da tüzel,
Hoparlörde terör var, insan sesi çok güzel,
İlkelerim Kur’an’da, kavramaya çalıştım!...
Allah’ım sana şükür, kaybetmedim yolumu,
Öğrendim ince ince sağımı ve solumu,
Çalıştırdım yıllarca, kafamı ve kolumu,
Dedin diye Kur’an’ da, düşünmeye çalıştım!...
Nefsimin köpekliği, çok döndürdü başımı,
Elemeğe çalıştım, helal olan aşımı,
Zaman zaman hep seçtim, dürüstçe yoldaşımı,
Buyurdun da Kur’an’da, gayretlice çalıştım!...
Sınavı kaybedenler pek çoğumuş duydum ki,
Bu dünya bir imtihan inanarak uydum ki,
Sıcaklarda terledim, soğuklarda buydum ki,
Emrettin’de Kur’an’da, tefekküre çalıştım!...
Bakıyorum ardıma, yolum bir arpa boyu,
İniş, çıkış gayretler, renksiz ya da pek koyu,
Yaşayıp doldurayım, amellerle depoyu,
Örnekleri Kur’an’da korumaya çalıştım!...
OSMAN ÜÇER

www.onurluhamle.com sitesi yazarı, Niğde üzerine eserler veren
ÖMER Fethi Gürer derlemelerle meşgul
SALAKLARIN SATILMASI
OSMAN ÜÇER
AB değil ki millete yar,
Söylediğin söz sana ar,
Beyaz sakallı baban var,
Nasıl satıldın be salak?
Her gün sözün fır fır döner,
Neşe gider. Ümit söner,
Kayserili vatanperver,
Nerden çıktın be salak?
Dolu iken pilsiz kaldın,
Milli iken milsiz kaldın,
Bizim iken ilsiz kaldın,
Nerden geldin, a be salak?
Kötülerle doluşursun,
Avrat gibi konuşursun,
Kahpelerle buluşursun,
Şerefsizsin a be salak?
KIT’ALAR
ŞEREFSİZCE YAŞAYIP, ALÇAKÇA ÇALIM SATTI.
OSMAN ÜÇER
DÜNYALIĞI YIĞARKEN RIZKINA ZEHİR KATTI,
MİLLİYETÇİ GEÇİNİP, MADDEYE TAKLA ATTI,
HELALLERDEN LAF EDİP, HARAMI HARMAN YAPTI,
DÜRÜSTLERLE DOLAŞIP, ALÇAKÇA ÇALIM SATTI,
YAKIN ÖKSÜZLERİNİ SÖMÜRDÜ…
DİLİNDE GÖSTERMELİK, DÜRÜSTLÜK DİLİYORDU,
SAKİN VE ÇAKTIRMADAN, ÖKSÜZ HAKKI YİYORDU,
HİÇ UTANMADAN BİR DE, “KORUYORUM” DİYORDU,
ŞEREFSİZLİK KAYBOLSA İCADI BİLİYORDU,
SİYASET SERSERİSİ
KIRK KAPIYI DENEDİ, POLİTİK BİR MANYAKTI,
YEREL, MECLİS DER İKEN, AKLINI SEÇİME TAKTI,
PARALAR BULMAK İÇİN, MAZLUMLARI HEP YAKTI,
PÖRSÜMÜŞ PİS YÜZÜNDE, BURUN DAHA DA SARKTI!...
PİŞMAN OLDU AMA…
BÖYLELİKLE HER ZAMAN MADDEYE TAPAR OLDU,
HIRSIZI DESTEKLEDİ, ZALİME ÇELİK KOLDU.
ALÇAKLIĞA AŞERDİ, SONU SANKİ NE OLDU?
GERÇEKLERİ GÖRÜNCE SAÇI SAKALI YOLDU!
OSMAN ÜÇER’DEN
Yeni beyitler
SÖVMEK ÖZGÜRLÜK OLAMAZ!
Susuyor Türk Aydını, nerde sözün gürlüğü?
Sövmelerin adı mı ifade özgürlüğü?
AF’LAR SUÇLARIN SEBEBİDİR!
Suçlu ceza çekmeli, af suçların kaynağı,
Merhamet cinayetin, yegane dayanağı…
İBRAHİM TATLISES’e iftira etmişlerdir..
PKK desteğini, MİT bulup çıkarmalı,
Öyle bir şey yok ise, sevgiyi artırmalı!!
HERKES ADALETE DİKKAT ETMELİ…
İki yüzü kararır, gözleri şaşı olur,
Adâleti saptıran, Allah’tan ceza bulur!
DÂVA DA KENDİNİ ÖNE ÇIKARAN
Dâva da kendini hep, öven, öne çıkaran,
Kanserle boğuşacak, tümden beynini saran..

OSMAN ÜÇER’DEN BEYİTLERLE MESELELER!
KORKMAYAN TAŞ OLSUN!
Yeni beyitler:
Söze girişi bile, namussuzca bir tuzak…
İstismar düstur olmuş, dürüstlüğe çok uzak!
ÖYLE DOST EKSİK OLSUN!
Uzak dur kazanırsın, olmayasın hiç yakın!
Alçaklardan bir alçak, bulaşma ona sakın!
URANYUM DOST…
Uzaklarda olsa da, her zaman sana yakın,
Gözünü kapayarak, rehber et, korkma sakın..
YIĞINLARI AYIKTIRALIM!...
Sahte dinci, istismar, sanki onlarda denge!
Sanatı bıraktılar, puşta ve pezevenge!
İDEAL PERDE VE SAHNELER!
Aktirist ve aktörler, birliğin demetinde,
Tiyatro ve sinema, ulusun hizmetinde!
BAZI DRAM VE GÜLDÜRÜLER!
Milleti parçalayan tüm sakatatçılar mı?
Düşmana hizmet eden, sapık sanatçılar mı?
KİM AYIRIRSA ŞEREFSİZDİR!
Etnik bütün guruplar, kaynaşmış ve daimdir,
Atatürk ilkeleri, asırlara hakimdir!...
SAPITMA! HADDİNİ BİL!...”Mahalli …”
Gerçeği görmek için, kır belini, eğil,
Sendeki Cüce akıl, liderlik mümkün değil!
GERÇEK YÜZÜ BU…
Ciğersiz bir ortamda, yapıyor hep arsızlık!
Çalan, çaldıran salak, hüviyeti hırsızlık!
İSLAM DÜNYASI’NI MAHVETTİNİZ
Aldattılar sizleri, attılar büyük kazık,
Bu nasıl Müslümanlık, hepimize çok yazık!
ŞU DÜZENE BAK!
Haritaya bakarız, ölen Hıristiyan yok!
Müslüman dünyasında, her şey bok üstüne bok!
------------------------------
BU NASIL MÜSLÜMANLIK?
Türklüğe hücum eden, şerefsiz ve arsızlar,
AB ve ABD’ye suskun bu suratsızlar!
DEJENERASYONA SEBEP
Türkiye kuşatıldı, sebebi kim, kimler!
Ada’ya yerleştirdi, o ve etrafındakiler!
Tanrım’a yakarış…
HİKMETİNDEN SUAL OLUNMAZ AMA…
Soğuğun hikmeti var, mikroplar ölsün diye,
Bir gece soğuk yeter, altı aylık kış niye?
KÖPEĞİMİ SEVİYORUM . Öznesiz beyit…
Bir zamanlar insanlar bağlıydı birbirine,
Nankörleşenler var ki, değişmem hiç birine!
YAŞAMAK İSTERİM
Bu sınav yerindeki seksen de neyin nesi?
Bin bir katrilyon sene, gerçek hayat süresi…
KİTAP OKUYAN…
Toplumda tarlaları, çıkarcılar ekerler,
Kitap arkadaş ama, gerçeklere rest çeker…
ŞEREFSİZLİK DİZ BOYU
Söylemek üzer beni, ama gerçek ne denir?
Şerefsizlik diz boyu, yenir yutulur değil…
İSTİSMAR ALÇAKLIKTIR…
Kutsal değerleri, asla istismar etmem,
Edenleri harcarım, doğrudan öte gitmem!
TÜRKİYE CUMHURİYETİ’Nİ ARAYACAKLAR!
Kürd’ü bizden ayıran alçağın ta kendisi,
Alçaklığı seçerler, kefere efendisi!...
İÇKİ KÖTÜDÜR DE…
İçenler niye içer? Acizliğe örtüdür!
Din Yasaklamıştır ki, içki, gerçek kötüdür!...
İSTEYEN ÖRTER İSTEYEN AÇAR!
Barışı bozmak için sanki bir dürten mi var?
Örtünenden sana ne? Kafana örten mi var?
İSTER DİN EMRİ OLSUN, İSTER FOLKLORİK DEĞER…
Terket yasakçılığı, bunu kafana tam sok,
Örtü din emri dense, Okul, meclis farkı yok…
TOPLUMLA PAYLAŞ!
Paranı YALNIZ YEME, “BANA NE?” Sakın deme,
Tutumluluk iyi de, egoizme yönelme..
TEMİZ VE UCUZ GİYİN…
Güzel ve ucuz giyim, bulursan al da getir,
Bak, iyi bir kıyâfet, iyi bir tavsiyedir!
PARAYA TAPANLAR MİLLETE İHANET EDER…
İhanet ihanettir, sağcı solcusu olmaz,
Bir de (köpek satlıktır) levhası da hiç konmaz…
ÇÜNKÜ, YAĞCILIKLA MEŞGULLER
AB, ABD nedir, anlamlı cevabı yok,
Adı İslami toplum, hiç birinin fikri yok..
KARIŞIK KARAKTER
AB’yi bile bilmez şu bizim şamatacı,
Gerici ve yobazken, hem Mason, hem de hacı!..
İSLAMI YAŞAMAK HAKKIMIZDIR…
Allah’ım sen bilirsin, ezanları susturma,
Haramları yedirme, helalları kusturma…
GÜRÜLTÜ ENFİLASYONDAN SONRA GELİR!
Uranüs plütona, duyurmak gereksizdir,
İnsan sesiyle ezan, çok güzel emsalsizdir!...
BARİ, GAVUR SÖMÜRMESİN!...
Yabancıya devreden, Allahsızlığı bulur,
Milliyetsiz kapital, Türk’e Cehennem olur,
ÜSTADIM N. FAZIL’DAN BERİ…
Bir kişiye on para, on kişi bir pul ara,
Böyle bir düzen olmaz, yakışır soysuzlara…
KIZLARIMIZI OKUTALIM…
Yobazlıktan kaçalım, aydınlığa hep sokul,
Hava ve su gibi, kıza erkeğe okul,
MÜSLÜMAN GERİCİ OLMAMALI…
Sâlim aklı olanın, imanı olur sağlam,
İnanç pek güzel ama, yobazlık kötü bağlam….
İLİM ÇİN’DE İSE ARAMAK GEREKMEZ Mİ?
İnternet’i bulandan Allah’ım razı olsun,
Gökten buğday yağarsa, ambarı tümden dolsun!...
ŞÜKÜR Kİ, İNTERNET DÜNYAYA DUYURUYOR…
Trilyonluk matbaa, satlığı ilân eder,
Üç yüz elli tirajla, kendini reklâm eder…
SUİSTİMALCİ- ŞEREFSİZLER BUNU BİLMELİ…
Ot gibi yaşasana, dava senin neyine?...
Dava, dava dedim de, geçti tam altmış sene!
MÜSLÜMAN BUNLARDAN OLAMAZ…
İslâm gerçek yaşansa, AB, ABD nedir?
Hamle bizim hakkımız, Gâvurlar sonra gelir!...
BUNLAR NE ZAMAN VAZ GEÇECEK?
Dini istismar eden, tiksindiğim varlıktır,
Allah’ı âlet etmek; tam bir canavarlıktır!...
OSMAN ÜÇER
------------------------------------------------------------
SURELER’İN ŞİİRE ALINMASI…
İlk defa sınadığım bir şiir konusu... Ayetin Türkçesini şiirleştirmek.
Geçenlerde sabah yüzümü yıkadım. Yatakta uzanıyorum. Elimi tereğe attım. Surelerin Türkçesine ve tefsiri diye bir kitapçık elime geçti. Okumaya başladım. Namaz suresi’nin birini, şairin biri şu hale getirmiş:
SÜPHANEKE’NİN MANZUM TERCÜMESİ
Eksik sıfatlardan âri Allah’ım,
Seni tesbih eder, överim daim,
Adın mubarektir, senin o koca,
Varlığın her şeyden üstündür Yüce,
Senden başka ilâh yoktur tapacak,
Ben sana ibâdet ederim ancak.
Kamil Miras
Kafamda bir yıldız çaktı. Yıllardır Türkçe ibadet etmenin fikrini taşıyorum.. “Ben niçin namaz surelerini şimdiye kadar şiirleştirmedim?” dedim. Aslına, elde ettiğim Türkçesine iyi sarılırsam, hiçbir eksik bırakmazsam günah olmazdı. Hem de iyi işlerle uğraşma oranımı artırırdım. Bu sebeple üç saat meşgul olarak yukarda ki şiiri meydana getirdim.
Sonra uzun uzun eskiyi düşündüm. Kur’an’ı bilinmez ülkesi olarak tasavvur eden, ona yalnız kutsiyet izafe eden ve fakat hiçbir zaman gerçekten ne diyor, nasıl diyor onu düşünmeyen o’na bu bakımdan yaklaşamayan bir nesli düşündüm.
Din adamlığının cahilin cahili adamların elinde olduğu devirler…
Dinin istismara başlandığı devirler…
Bırak çocukluğumu, gençliğimi, yetişkin, yirmi senelik avukat olduğum halde, karşılaştığım manzaraları hatırladım.
On sene hukuki hizmet verdiğim bir tarikatın - bir cereyanın - bu konuda işlediği cinayetleri aklıma getirdim.
Satıcılar sabah işe çıkmadan en az yarım saat, en çok bir saat derse otururlardı. Osman ÜÇER’de bazen yanlarına oturur, dinlerdi.
“Kur’an’ın Türkçesi’nin, Tefsirinin yanlışlığı, böyle davranmanın ihanet olduğu, günah olduğu, hatta şirk olduğu” izah edilirdi. İnanmazdım ama dinlerdim. Elin memleketlerinde bir garip cıngar çıkarmamak için sabrederdim.
Kur’an’ı korkulan, yalnız ve yalnız saygı duyulan bir mefhum olarak takdim edenler, İngilizler’in İslam’ın içine soktuğu hain hocalar mıydı yoksa?
Her neyse, şimdilik bu şiirimi yayınlıyorum. İnceleyiniz. Diyanetin (A. Hamdi Akseki) yanı 1974 baskısı esere göre bir tek unuttuğum hüküm var mıdır inceleyiniz.
Aslına sadık kaldım. Şiirimizin akıcı olması için de azami hassasiyeti gösterdim.
Tepkiler yüzde ellinin üzerinde iyi olursa bu yola devam edeceğim. Aksi halde meseleyi yeniden gözden geçireceğim.
Böylelikle 66 yı 67 ye bağlarken bir hayırlı işe giriştiğimi sanıyorum.
Hırsızı, ipsizi, namussuzu şiir konusu yazarken güzellikleri nerede ise unutacağım. Aman! Tarikat yoluna gittiğim senelerdeki bir görüşü anayım:
((Sen kendini düzelt. Sen hayırlı uğraş. Kötülüklerin devam edip etmeyeceği Allah’ın bileceği iştir. Senin en kötü düşmanın kendi nefsindir. Zikir et, imana çalış. Sana düşen görev budur.))
Bu felsefeyi benimseyemediğim için tarikattan ayrıldım.
Ama yine de birkaç günlüğüne olsun, “uğursuzları, hırsızları, namussuzları, kutsalları alet edenleri, şiir konusu yapmadan Kur’an’ın en lazım olan surelerini şiirimize, kendi dağarcığımdaki albüme kazandırayım”, dedim. Bu kararı uygulayabilir miyim bilmem?
Bu çabamın kutsalı istismar olarak yorumlanmaması için Allah’ıma dua ediyorum.

FATİHA SURESİ
Övmek ve övülmek, alemlerin Rabbi’ne,
Rahman ve Rahim O’dur, Ahiret sahibi’ne,
Hesap günü maliki, yetkisi Allah’ımın,
Bil ki, yalnız o lâyık, tapmaya, ibadete!
Kulluk, yakarış, istek, ibâdet yalnız O’na,
Yardım için dilekler, yönümüz yalnız O’na,
Doğru yol talepleri, hidâyet istek O’na,
Bol bol nimetler ve de bahtiyarlık yoluna…
Azmayan, dönmeyenler, gazaba uğramazlar,
Yolu doğru olanlar, kötüye hiç sapmazlar,
Gönüller güzel ister, yanlışları yapmazlar,
Duâ kabulü güzel, batıllara sapmazlar..
ŞİİRLEŞTİREN: OSMAN ÜÇER
KEVSER SURESİ
BİZ SANA KUTSAL, GÜZEL M. KEVSERİ VERDİK
ALLAH’A KURBAN KES, KIL NAMAZINI
SANA KİN TUTANI YERLERE SERDİK,
SONU KESİK O’NUN … YAP NİYAZINI!...
ŞİİRLEŞTİREN: OSMAN ÜÇER
BİR AÇIKLAMA:
Kişisel ibadet için söz etmek, layıklığa aykırıdır. Arkasında dinin dünya işlerine alet edilmesi gibi bir durum doğabilir. Ama, konumuz Türkçe ibadet olduğu için yazacağım. Yıllar boyu var ki, (Dini bilgiler ve Namaz Hocası kitaplarını) esas alarak, surelerin, duaların Türkçelerini video banta, DVD ye geçirerek Türkçe ibadet peşindeyim. Allah kabul ediyor mu bilmem.? Mümkün oldukça Arapça, Farsça’dan uzak kalarak ana dilimle ibadetimi vaktim oldukça (!) yapmaya çalışıyorum. Benim iki tane şiirleştirdiğıim parçayı bu ibadette kullanabuileceğim hakkında fetva veren dost bilginler olursa rahatlayacağım. Çünkü, bir satırını bile uydurmadan Türkçesi üzerinde durdum.
Bir takım Din istismarcıları şöyle söylerler:
- Adamlar iki rekat namaz kılmazlar.. Bir boy Namazın Türkçe olması için proboganda yaparlar.. Söylediklerinin haklı tarafları var ama, namazın Türkçe kılınması için alimler metinler hazırlarlarsa, kim bilir Türkçe namaz kılma hevesi ile yüzbinler yola koyulmazlar mı?
Osman ÜÇER gibi bir hikaye adam bu yola giriyor da, neden başkaları girmesin?

VİCDANIN SAĞLAMSA, MUTLUSUN GARDAŞ,
İYİLER DAHA ÇOK, İNAN ARKADAŞ!...
OSMAN ÜÇER
Sorguya çekelim, tüm kesimleri,
Çizelim, boyayıp, gör resimleri,
Deseni, nakışı, tümden simleri,
Bilmemiz gereken, örnektir bunlar!...
Allahsız, kitapsız çalışmaz yatar,
Sebebini sorunca, mazeret katar,
Fırsatını bulsa, vatanı satar,
Bu bozuk düzenin, köpeği bunlar!...
İşe de gelmez, yolunu bulsa,
Maaşı alırken mesai olsa,
Yirmi dokuz günde haram yayılsa,
Sapıklar yığını, şerefsiz bunlar!...
Şu işi yap desen mazeret arar,
Savsaklamalarla doğurur zarar,
Millet arkasız ya, vermiyor karar,
Çoğu atılmalı, alçaktır bunlar!...
Memurun iyisi, arada erir,
Olumsuz kevzenler, emirler verir,
“Çalışma, karışma, sussana!” denir,
Tüm evreni bile, yıkıcı bunlar!...
Şeytan evlâtları olumsuz kafa,
Hiçbir fikirleri girmiyor safa,
Sakın ha yarışma, doymazlar lâfa,
Demagog yığını, ahlâksız bunlar!...
Üstünden atarsa vur ensesine,
Bilirkişiyle de, bölüşür yine,
Keserle yontar da, hep kendisine,
Talaşı millete vermezler bunlar!...
Allah der, kitap der sakın inanma,
Seccade tespihi, gör ama kanma,
Yaptığı düzendir, samimi sanma,
İçindeki puta, tapıyor bunlar!...
Bir kısmı ateist, yarın yok sanır,
Allah’ı reddeder, maddeyi tanır,
Tıksırarak hep yer, daim aldanır,
Cehennem odunu gafiller bunlar!...
Yol bu değil, yanlış, duruma bakar,
Hancıl hançıl yerken bir gün ki bıkar,
Bu yoldan elbette mutlaka çıkar,
“Tarikat huğcusu!” olurlar bunlar!...
Nefisler insanı köpekleştirir,
Daima alırken, bir gün de verir,
Haramın kalesi, kar gibi erir,
Dürüst insanlara ders olur bunlar!...
Medyadır, başkandır, değil emekçi,
Âlimdir, zalimdir, hem siyasetçi,
Koalisyon kurar, harama bekçi,
Sarmaş dolaş zina, akrabağ bunlar!...
Tüccar, fabrikatör, bakkal, toptancı,
Altıncı, demirci, halleri acı,
Oduncu, kömürcü, belki de camcı
Hâli perişanlar, gezinir bunlar!...
Sayayım sizlere, haramcıları,
Prof’u, baytarı, eczacıları,
Kafadan kuyruğa olmuşsa yarı,
Teşhirlik değerde bilin ki bunlar!...
Dünya, öbür dünya dengeleri kor,
Çifçidir, hamaldır, vicdanına yor,
Terazi tutana hakları bir sor,
Sorgusuz, sualsiz ölür mü bunlar?...
Avukat, mühendis, doktor sırada,
Çeşidi pek çok da, kaçar arada,
Zindelik iddiası olur yarada,
Her meslekte varsa, teşhirlik bunlar!…
Dönek gericidir ve takonyacı,
Halleri görünür, pek büyük acı,
Vatanı satan var, Amerikancı,
Bir balgam tükürsen, utanmaz bunlar!...
Haklar fışkıracak gizlilik kalmaz,
Hırsız köpeklerden milletçi olmaz,
Bil ki çoğu geçti, kalan pek de az,
Yarın hesap günü, Mahşerlik bunlar!...
Ayrı gayrı yoktur, sizli ve bizli,
Nefisler sanıktır, kayıtlı, izli,
Şiiri yazanın defteri gizli,
Hesaba bakarken, ayrılmaz bunlar!...
Selâda, ölüde, rol alanlarda,
İlerde, geride, hep kalanlar da,
Sakın ha inanma, bu yalanlarda,
Hileler gizlerler, dolancı bunlar!...
Çıplak ve örtülü, hani hocası?
Teşhirler yapıyor, kimin bacısı,
Reklamcı kesildi, günün hacısı,
Kimi kandırırlar, kurnaz mı bunlar?
Güvenilmez kaçar, uyamaz akte,
Öyle kıvırır ki bulunmaz kahpe,
Dini yok, donu yok, her şeyi sahte,
Menfaat tutkunu usanmaz bunlar..
Uyuz köpekleri nasıl tok ettin?
İşleri cahilce pislik bok ettin
Kırk yıllık dâvayı nasıl yok ettin?
Hesap veremezler, arsızlar bunlar!
Bukalemun gibi rengârenk demen,
Yarar dâvasında bölünür semen,
Geçimsiz olsa da anlaşır hemen
Kırk kılığa girer, tanınmaz bunlar…
Dürüstler dünyada, maalesef tektir
Bilgeye saldıran, uyuz köpektir
Nasihat olmazsa hiciv kötektir
Ölmedikçe azar, anlaşmaz bunlar…
Güzel insanları tuzakla gerip
Ilıman dâvayı yıkarak serip
Dünyalık yaptılar el ele verip
Her iki âlemde yüzsüzler bunlar…
Çabalar boşuna, gizlemek olmaz
İyilik bâkidir, gerçek kaybolmaz
Haram hortumuyla keseniz dolmaz
Gözlerine toprak, doymazlar bunlar…
Yüzü yırtılmış da ne gam ne keder
Hırsız mısın deme iftira eder
Koskaca dâvayı ediyor heder
Kadroyu kurmuşlar ayrılmaz bunlar…
Bölge havasını bilerek gerdi
Yobaz Mao’cuyla el ele verdi
Bilge kişileri birlikte yerdi
Dâvayı yok etti arlanmaz bunlar…
Muhafazakârız dürüstüz derler
Haramını bulunca hemence yerler
Alçaklık kaybolsa icat ederler
Usta düzenbazlar utanmaz bunlar…
Baş iri beyin yok, ne diyem sana?
Nasıl yaratık ki doğurmaz ana
Lider kim? Sen kimsin, ötürek dana
Sıçtılar her şeye tanınmaz bunlar…
Rezalet serginiz apaçık saçık
Levh-i Mahfuz ânı gerçekler açık
Saklamak mümkün mü? Bilinen kaçık
Normal olamazlar düzelmez bunlar…
Lâğım saçıyorlar ona buna da
Çamur taş atarsan sıçrar sana da
Gizlice bakarlar her bir yana da
Gerçeği örterler uslanmaz bunlar…
Dokuz takla atarlar, herkes inansın
Şekle tutkunlar ki gözler boyansın
İsterse memleket tamamen yansın
Çalarlar çarparlar da saklanmaz bunlar…
Hilekârdır inan, yemin de billah
Koskoca dâvayı çökertti yallah
Islah olmazlarsa kahretsin Allah
Nasıl düzelecek inanmaz bunlar…
İlâhi af için her şeyi sayın
Kurtuluş istersen alın yıkayın
Nerede delik varsa ona tıkayın
Acaba dönerler mi? Utanmaz bunlar.
OSMAN ÜÇER
GÜZEL DOST
Beni Benden sorma Bende değilim.
Anlat bana sen nasılsın güzel dost
Vücutta, beden de, tende değilim
Anlat bana sen nasılsın güzel dost ?
Derbent boğazından girer içeri.
Hukukun üstadı, Folklorun eri.
Niğde için yanan Osman Üçer’i .
Anlat bana sen nasılsın güzel dost ?
Bunca cefa, çile niçin kullarda.
Özledim sılayı gözüm yollarda.
Pirim Osman ÜÇER hangi hallarda.
Anlat bana sen nasılsın güzel dost ?.
Güzel Olmuş Mihrali’nin destanı.
Dedem Korkut gibi gönül yasta mı.
Pirim Osman Üçer, yoksa hasta mı.
Anlat bana sen nasılsın güzel dost ?.
Duçarı da deli gönül duçarı.
Ateşten gömlektir, sevdanın narı.
Pir Osman Üçer’in bitmeyen zarı.
Anlat bana sen nasılsın güzel dost ?.
Dünya böyle gelmiş, hep böyle gider.
Sardı şu gönlümü gam ile keder.
Korhani kendiyle hasbıhal eder.
Söyle bana sen nasılsın güzel dost ?
Aşık Korhani
BABA
OSMAN ÜÇER
Gel de bir bak, görüver, kocaman oldum baba,
Jandarmalar gösterir, ne biçim oldum baba,
Acı ithamlarını, yıktım ve yoldum baba,
“Sen adam olman!” dedin, kaymakam oldum baba..
- Oğlum!
Elini öpecekken, ihzarlanmaz bir baba,
Beynin büyümemiş ki, şişip kalmış o kafa,
İkram sofrası ister, sense koymuşun rafa,
İnsanlık sana uzak, Kaf Dağı’nın ardında!
- Baba!
Nefis kudurmuş köpek, nasıl azmış bak yine,
Suçum bir tâne iken, çıkıyor elli bine,
Aman baba anladım, tıraşım düştü öne,
Biricik evlâdınım benzet beni kendine!
- Oğlum!
Aklım başıma geldi, demek buymuş nedeni,
Eden bulur demişler, incitmişim dedeni,
Geliştiren akıldır, boyu, bosu, bedeni,
Canım ciğer evlâdım, seviyorum ben seni!

Üstadım OSMAN ÜÇER’E…
OZAN ERDEMOĞLU

Ziyaret eylerim Osman ÜÇER’i,
Hizmet alanıdır kültür işleri,
Azimli, kararlı, sözünün eri,
Ömrün uzun olsun daim Üstadım…
Elinde kalemi durmadan yazar,
Her şeyden anlar ve hatâyı sezer,
Allah esirgesin, deymesin nazar
Yolun açık olsun dâim üstâdım…
A.B. ve de Kıbrıs için yastasın,
Edebiyata tam tutkun, hastasın,
Müsait danışman, iyi ustasın,
Başın dimdik olsun dâim üstâdım…
Bilgisayar her an O’nun önünde,
Bir şeyler yazıyor, her gördüğümde,
Kitaplar gazete, masa üstünde,
Yokuşun düz olsun dâim üstâdım…
Erdemoğlu der ki, benim rehberim,
Seni anam babam kadar severim,
Ardından her zaman dua ederim,
Dünyan Cennet olsun, dâim üstâdım!
Ozan Erdemoğlu
OSMAN ÜÇER KİMDİR?
YAZAN: KERİM ÖZBEKLER

Hukuk’u bitirmiştir.
Hukuk ta gözü yok…
Dünyalık için gözü tok…
On parmağına on marifet takmak
Dünyaya sanat penceresinden bakmak
En gözde tavrıdır…
Saz tıngırdatır
Davudi türküler, şarkılar ünler..
Asker ocağı’ nın , mevlidi makamlar otağıdır..
Yedi yaşından beri şiir yazar…
Azar azar..
Topluma kızar…
Erzurum’dan Bursa’ya kadar
Gazetelerde, dergilerde yazdı..
Dürüstlükten ayrılanlara hep kızdı..
On binin üstünde
Yazdı da yazdı, kızdı da kızdı…
990 da bilgisayar, 2002 de İnternet öğrendi..
6000 sayfayla uzaylı oldu…
Dâva dâva dedi de
Dâvalık oldu…
Atsız, Fazıl ile yola çıkardı
Türkiye’nin geleceğine bakar bakardı…
Kaytaran gördü mü yıkar, yakardı…
Sekiz on eseri, 8-10 kitabı oldu..
Yazı, fotoğraf, film, belgesel ile dolaplar doldu…
Edirne’yi geçmedi ama
Türkiye’yi doksan defa dolandı..
İnsanımızı tanıdı, kandı… Yandı…
Teknolojik bir adamdır
Binalar kurar, siteler yönetir,
Doğrudan sapmaz…
Kafa göz dümdüz olur da
Yine diretir…
Tüm insanları sever, beynelmileli ile
Kan dâvalıdır..
Film adamdır Osman ÜÇER…
Yerli film…
Folklorla doğdu, ideolojiyle gelişti..
Kapılar bekledi…
Pay yemedi, istemedi…
Efe elbisesi giysisi
Kamera eylentisi…
Özbekler’le, Burhan’larla
Ege’yi adım adım…
Kafkaslardan Mihrali Bey’i
Ne zaman tanıdı?
Radyoya, televizyona çıkamadı
Diyemem, çıktı, çıktı…
Radyosu ve televizyonu olmadı..
Kültüre hizmet edecek adam bulmadı…
Böyyüklük Allah’a mahsustur diye böyyük yazar olamadı..
Bab-ı Âli’yi reddetti..
Gazetesi olamadı…
Özenir, hayıflanır,
Nâfile..
Sesi internetle evrende…
Buna rağmen, böyyük adamdır ÜÇER,
Küçük işler bilmez, uğraşmaz..
Muhtar adayı olmaz, memleketi idâreye kalkar…
Yüzleri yetiştirir, yalnız yaşar..
Yolu uzun, benzini yoktur…
ÜÇER’i tanımayan yoktur…
Varım diyebilmek için
67 de çırpınır durur…
Velhasıl acayip adam
Ali Meraklı
Onurlu Hamle’dir ÜÇER…
Deniz içinde balık
Susuzluk Çeker!…
KERİM ÖZBEKLER
------------------------------------
GÖZLERİMİ KAMAŞTIRAN IŞIKSIN…
ALİ MERAKLI
Gözüne bakarken büyülenirim,
Ellerim uzanır sonsuzluklara,
Kırsan da gönlümü sürüklenirim,
Aşkın deryâsında sonsuzluklara!
…………..0……………
Atmosferinde, ışıl ışıl bakışlarında
Uzun uzun soluklanırım!
Lâkin Zaman Tuneli nedir?
En büyük, en acı görünümünde!
…………..0…………….
Alıp başımı gidem yanından,
Ayrılık acısı içime düşsün,
Ya yok olayım,
O zaman mutsuzluğu tat,
Gönlünü özgürlüklere at,
Lakin, ya da var olayım,
Uzun yıllar seni seyredeyim!...
………….0………….
Şöyle saçlarını yüzüne dağıt,
Bakışlar karşılaşmasın!
Ufuklara gülümse
Gönlüm eziyetlerden
Korunsun…..
………….0…………
Seni sevmek
Sana yakın olmak,
Azarını işitmek,
Mutluluklar kaynağı…
…………0……………
Güzelliğin kül eder,
Gönlümün derinliklerini
Ümitlerimi!...
…………0……………
“Aşk derdiyle hoşem,
El çek ilacımdan tabip!
Kılma derman kim,
Helâkim zehri dermanındadır!”
…………..0…………
Aşkın yeter bana,
Işığın aydınlatır yolumu
Ellerimi boşluğa itsen de
“Allah’a ısmarladık!” demesen de
Demeden gitsen de!
Bir kokun bir alemdir bana!
Bir defa gülümse de
İstersen git, bir o yana bir bu yana!
Uzaya!
……………0………..
Sayende sonsuzluğu tanıdım,
Mekânlardan, zamanlardan sıyrılmış,
Ne kadar geçti zaman
Sanki bin yılmış!
…………….0…………
İçiyorum kana kana
Bu aşkı, bu sonsuzluğu
Işık deryasında kör,
Gönül aleminde seni görüyorum!
Ali Meraklı
SALONDA SOSYALİSTTİ, ŞİMDİKİ ROTARYENİM!
ALİ MERAKLI
Salonda sosyalistti, dehşet doluydu günü,
Azılı solcu iken oldu Rotari Gülü,
Sermaye düşmanıydı, şimdi zengin bülbülü,
Unuttu Nazım’ı da, tümden sildi, bu dünü!
Vahşi kapitalizmi, mekân tuttu köftehor,
Herkes su bekliyorken, çeşmesi akar hor hor…
O ne haşmetli yapı, o ne muazzam fikir,
Geceler sabaha dek, Marks’ı ederdi zikir,
İşçim Marabam derdi, kucaklardı gülerek,
Şimdi dâva ediyor, yanlışlığı bilerek!
Makineler kırardı, yananlara bakardı,
Hainlik nerde ise, öncelikle akardı!
Yürüyüşler tertipler, Stalin’i taşırdı,
En küçük bir yarayı yırtar gibi kaşırdı..
Helâl birikimlere, en ufak mülkiyete,
Benzin döküp yakardı, düşmandı milliyete!
Kardeş katilliğine, çağırmaktı ilkesi.!
Sent Simon dostu idi, Rus ile Çin ülkesi!...
Aptal gibi salınan, benzerler şu kazlara!
Din ne demekmiş sanki, bak hele yobazlara!
Sakın yemesinler ki, bu gibi herzeleri!
Allah, kitap safsata, sustur gevezeleri.
Din afyondu, uyutur, müsaade etme sakın,
Tapılacak varlıktır, Stalin’e bir bakın…
Güneşe akın var ki, Orak Çekiç’li bir el,
Lenin’le tekerlenin, Mao’yla secde güzel,
Sosyalist merdiveni, komünist tahtı idi,
Gerçeği görmez gözü, bu sanki bahtı idi…
Akdeniz, Hint denizi, kızıl donanmalarla,
Dünya sarılmalıdır, etkin dolanmalarla.
Moskova yönetmeli, iktidar daim onda,
Rus inmeli denize, ne varmış sanki bunda…
Kızıl kadırgalar da, dolaşmalıydı onda,
KIZIL BAYRAK ASILIR, ENİNDE VE SONUNDA!
Milyonlarca insanı, kızıllık ezip geçti,,
Açık gözler bu yolu, ideal diye seçti…
Milyonlarca Türk öldü, kabul edemeyince,
Kızıl bir el doğradı, hemin de ince ince..
İnsanlık özrünü, kimler ikrar edecek,
Doğruluk, güzelliği, dünyaya getirecek!
İdeal sistemleri yok mu ilân edecek,
Sömürü kalksın diye kaç asır bekleyecek?!
Paylar küçük olmalı, bir hamlecik de yerim,
Türk’üm deme sakın ha, ırkçı, şövenist derim…
İnanmış nesilleri, el altında bulayım,
Eşitliktir tuzağım, zirvede ben olayım…
Tarihmiş, töre imiş, masalları istemem,
Sürekli devrim güzel, başka bir fikir demem..
Şimdiki milyarderin, dününde bunlar vardı,
Onaycı olamazsak, dünya bizlere dardı..
Bir varmış bir yoğimiş, fotoğrafı tam buydu,
Hazımsızlık çekene, ishal için bir suydu.
1.1.1990
Yazan: Ali Meraklı
TÜRKÜLER,
ÇAĞLAR BOYU TÜRKÜLER!

Bırakınız türküleri, şarkıları bile en iyi o çalardı.
OSMAN ÜÇER
*************
Türküler. hep türküler, türkü türkü türküler,
Bu millet için bitmez, çağlar boyu türküler,
Acı’nın, sevinçlerin hikâyesi türküler,
Vatanın tapusudur, ülkü saçan türküler!..
Ozanların haykıran, anlamlı her sözünü,
Halkımın bilgisini, gerçek gören gözünü,
Adım adım anlatır öykülerin özünü,
Beni, hassas ben yapan, çığırılan türküler!
Mahalî, millî anıt, mâzideki ezgiler,
Onlarla ağlıyoruz, dâim onlarla güler,
Devleşir türkülerde, çınlayan tüm öyküler,
Türklüğün simgesidir, asil müzik türküler!
Türküler, hep türküler, türkü türkü türküler,
Yediden tâ yetmişe, hitap eden türküler,
Serhat boylarındaki, tanığımız türküler,
Özgürlüğün kanıtı ve anıtı türküler!
HALKIM UYAN
OSMAN ÜÇER
Dilimiz mi tutuldu, cevabını ver,
Ey Budun bir söyle sana ne oldu?
Gökte gök basmasar, telinmedi yer,
Bu gün sayrı mısın, benzin mi soldu?
Gaflet ve delâlet saplanan bir şiş,
Dejenere oldu, bozuldu millet,
Beyin, fikir nerde düpedüz illet,
Bir tefekkür mü var, bu nasıl iş?
Pis politikalar gidiyor güce,
Dindar güdülüyor bir koyun gibi,
Allah’ın dini ki, yüceden yüce,
Gafletli kafalar bir öküz gibi...
Amerika sürer, piyasamıza,
Sayısız haini ve de cepçiyi,
Musallat ederler tüm yasamıza,
Masonlara satlık siyasetçiyi...
Sanki çolaklaşır, kırar kolunu,
Çorağa bağlarlar, daim dolanır,
Mankafa gibi görmez yolunu,
Zor geçimle halkın beyni bulanır.
Milli dâva nedir bilemez oldu
Salak salak yürür mecnundur sanki,
Yalpa yapa yapa, saçını yoldu,
Gerçeği söylerim, böyle inan ki!
Kimliğin yitiren soysuz demektir,
Titre, kendine gel, uyan ne olur?
Hazır umma, çalış, kutsal emektir,
Gaflet uykusu ki, pahalı olur.
AB’ye giderken sanki bir akın,
Sonu hüsrandır ki, son ver bu aşka.
Hazıra konarım demeki sakın,
Çalışmanın zevki başkadır başka.
OSMAN ÜÇER

Koyunlu’da halka hitap ediyor
SARI SABRİ
OSMAN ÜÇER
Sarı telden medet uman,
“Sarı bıyık” değil misin?
Yeşil gözü dâim gülen
Sarı beniz değil misin?
İnsanları kucak kucak,
Barındırır kaynar ocak,
Dostluğu var sımsıcak,
Sarı Sabri değil misin?
Allah vatan diye diye,
Çalışması tam hediye,
Pissst! demez bir kediye
Sarı yuva değil misin?
Halledersin yuvarlayıp,
Hem allayıp, hem pullayıp
Sesliyorsun, bir sallayıp,
Sarı Ozan değil misin?
Sarı tele aşıkım ben,
Tıngırdarsın O’nu da sen,
Kötüleri daima yen
Sarı Kılıç değil misin?
Sarı gocuk giyer misin?
Köşelere siner misin?
Meydanlarda bir er misin?
Sarı Bilge değil misin?
Sarı belki ayrılıktır,
Ondan öte sayrılıktır,
Çalışmayan gayrılıktır,
Sarı Yiğit değil misin?
Hareket ver, Niğdemiz’e,
O’na buna hepimize,
Herkesi gör, gel ki bize,
Sarı Hamle, değil misin?
Vatan budur, fikir budur,
İman budur, zikir budur,
Olmazları, mutlak oldur,
Bu yol sarı değil midir?
Gülümsersin sarı sarı,
Fikrin olgun, sözün arı,
Ne oğlandır, ne de garı
Dâva sevgin değil midir?
Etrafında yüzlercesi,
Sararıyor, günlercesi,
Niğde garip, inlercesi,
Canlanalım, değil midir?
Heybetlisin, sevimlice,
Daha çok yol nice nice,
Kaşınma ki, gayretlice,
Yola çıkar değil misin?
Ziyafetler, son, bitir de,
Koş hele bir, tam getir de,
Pilânları hep görelim,
Lider Sabri değil misin?
Gençler sana dayanak,
Çalışmayan çok avanak,
Fesat katan, silik salak,
Yenen Sabri değil misin?
Üçer çömezi desinler,
Her herzeyi yesinler,
Bire bin; eklesinler,
Dayanası değil misin?
Senin ÖZ’ ün Hak’ ka karşı,
Hareketlen izle arşı,
Dilinden hep milli marşı,
Söylemeli değil midir?
Ozan Fikret, çalar sazı,
Lâfı söyler direk bazı,
Ayırıyor, ördek kazı,
Dayanışma değil midir?
Alay verir, Şair Salim,
Dindar kişi, diyor hâlim,
Sanat için yapar tâlim,
Yetişmeli, değil midir?
Sanat coşar sevgi bağlı,
Yetişince Erdemoğlu,
Zafer olur, sanki Tuğlu,
Kavuşmalı değil midir?
Ahmed’in usta sazcı,
Çoğa talip, değil azcı,
Çeşitlerden o birazcı,
Dinleyelim değil midir?
Ziya söyler, ben ustayım,
Folkloruma, tam hastayım,
TRT’de havastayım,
Türkü söyler değil midir?
Pınar der ki, spikerim,
Sanat sever, Allahkerim,
Hadi bacı, hadi derim,
Birlik güzel, değil midir?
Kültür ile Niğde coşar,
Ünversite, hepten koşar,
Bunca gayret, bilgi taşar,
Bilimsellik, değil midir?
Bir hayli de, kösteğin var,
Nakipoğlu, isteğin var,
Tacemen’den desteğin var,
Kükre, çoğal, değil midir?
Dostlarınla duruşursun,
Gazetede buluşursun,
NTV’de konuşursun,
Bunlar gayret, değil midir?
Ağırlama, bitir gayrı,
Ne sağlamı ne de sayrı,
Söz etmenin yoktur hayrı,
Yürümek var, değil midir?
Hedef güzel insanlar tok,
Particilik katiyen yok,
Folklor fırlar, inleyen ok,
Atılası değil midir?
Fikirler hep kalıptadır,
Siyasetler sandıktadır,
Akan sular oluktadır,
Folklor birlik değil midir?
Sözüm tamam iyiliğe,
Geçit yoktur kötülüğe,
Zafer gebe, efeliğe,
Sarı Efe değil midir?
Soğan yensin ekmek ile,
Taraf devlet bile bile,
Hiç girmesin işe hile,
İnsanlık bu, değil midir?
Tükürmesen yere dedi,
Saldırıya ellemedi,
Efendiliği belledi,
Kişilik bu değil midir?
ÜÇER söyler, fikrim açık,
Bozguncular, deli, kaçık,
İnsaf varsa, birazıcık,
Hamle gerek değil midir?
OSMAN ÜÇER

Niğde Alaaddin Camii
BİR EFSANEYDİ O SERDENGEÇTİ
OSMAN ÜÇER
Değerler korudu, sanki korugan,
Dava adamıydı, bilmedi yorgan,
Boğazına yakın, yağlı bir urgan,
Öylece yaşadı, O Serdengeçti…
Tevâzu huyuydu, konu lâtife,
Getirmedi, leke, şana şerefe,
Dâvası ciddiydi, almaz hafife,
Hatip bir Türkçüydü, O Serdengeçti…
İslâm’ı yaşadı, yokuştu yolu,
Yıldırmadı hapis, eziyet O’nu,
Vatandı, milletti, değişmez konu,
Kükreyen komutan, O Serdengeçti…
Özünü yaşadı, döneğe nisbet,
Hürriyet isterken, kesildi kısmet,
Kat kat sarılı der, karısı İsmet,
İsmet’lerden çekti, O Serdengeçti…
Cevapları yığdı, denmedi yanıt,
Delil deryası var, olmadı kanıt,
Veda şiiriyle dikti bir anıt,
Ender bir filozof, O Serdengeçti…
Samimi sarıldı, imana dine,
Edebiyat O’nun hayran fendine,
Titredi döndü de daim kendine,
Gidişte ağlattı, O Serdengeçti…
Yüklendi sırtına hep de ağrını,
Millet dertleriyle, çekti kahrını,
Bir evlat isteği, yaktı bağrını,
Milyon evlat sevdi, O Serdengeçti…
Serdengeçti geçmez, göz yaşın gizle,
Çalıştı, şahlandı, binbir feyizle,
İşte yaşıyor ki, her zaman bizle,
Tam bir efsanedir, O Serdengeçti…
Osman ÜÇER

DAVA= VARLIK
O, SERDENGEÇTİ AĞABEYDİ
BİR ACAYİP MESELDİR
EKMEK DAVASI
OSMAN ÜÇER
Alçaltır insanı ekmek dâvası,
Yüceltir insanı ekmek dâvası,
Ölçüdür Adem’e ekmek dâvası,
Karmaşa kavramdır ekmek dâvası...
Başın kelleşince, istemez tarak,
Yokuşu çıkarsın ıhılayarak,
Her köşe başında, bir çeşit yaprak,
Yedirir insana ekmek dâvası..
Kapını açınca Adem’ler tür tür,
İnsanlar tanımak boklar kürütür,
Okul okul diye dirsek çürütür,
Bir acayip mesel, ekmek dâvası...
Çalışıp çabala, bir ömür bitmez,
Bir lokma bir hırka neyine yetmez,
Öyle bir dünya ki, beş para etmez,
İnsanı bezdiriyor, ekmek dâvası...
OSMAN ÜÇER
BU DÜNYAM YAŞAMAYA HEVESLENİR SENİNLE…
ALİ MERAKLI
Parçalanan kalbimi sımsıcaklığınla sar,
Gözlerinde gönlümün yerleşik sarayı var,
İnleyen feryadımı, duymuyor musun ey yâr?
Bu gönlüm canlanmaya heveslenir seninle…
Duygular söz dinlese ırağında olurdum,
Yüreğime taş basıp hasretinle kalırdım,
Adını hafızama, ümit ile alırdım,
Bu dünyam yaşamaya heveslenir seninle…
Mutluluğum bu aşkla, bir ve beraber ancak,
Isıt avuçlarımı dünyan gibi sımsıcak,
Kutsal bil bu aşkımı, sonsuzluğa kalacak,
Bu sevgim yaşamaya, niyetlidir seninle!...
Gönlüm sana uzanır, binlerce yıldır tanır,
Çizdiğin atmosferle yüreğim kanatlanır,
Duygular yoğunluğu sanatlarla katlanır,
Bu aşkım yaşamaya ant içmiştir seninle!..


EFEM KALDIR BAŞINI !...
OSMAN ÜÇER
Efem! Kaldır başını cücelere bak hele,
Arslan kükrercesine, yücelere bak hele!
Millet önder bekliyor, nicelere bak hele!
Efe, seymen ve kazak; elele şahlanın siz!
Efem aranıyorsun; çık hele şu meydana,
Yeter bu sessiz seyir, kükre; yakışsın sana,
Mahmurluğu sil gayrı; hizmet et bu vatana,
Efe, seymen ve kazak; acele şahlanın siz!
Efem! sustu, doğruldu, Batı görsün bir daha,
Sessizlik barış için, korkudan değil aslâ,
Kükreyiver adını, dünya duysun bir nâra,
Efe, seymen ve kazak; hemence şahlanın siz!
Efem! Kürt, Çerkez ve Zaza, Türkmen, Laz ve Abaza,
Bu milletin adıdır, işlendi bin yıl saza,
Dertleri halledelim; kalmasın başka yaza,
Efe, seymen ve kazak; durmayın şahlanın siz!
Onlara düşmanlık eden hepten yanıldılar,
Tarihte Müslümanlar, Türk diye anıldılar,
Avrupa, Afrika’da evliya sayıldılar,
Efe, seymen ve kaza; bir daha şahlanın siz!
Kişilerin değeri; vatanını sevmekle,
Dalgalanan bayrağım, tarihi bir emekle,
“Bu milletim yücedir!” korurum hep demekle,
Efe, seymen ve kazak; konuşun; şahlanın siz!
OSMAN ÜÇER
KARIŞTIRANLAR
OSMAN ÜÇER
Sosyal adâletle,
Sosyalistliği...
İnkılapçılıkla devrimciliği
Aşkla, fuhşu
Karıştıranlara yuh olsun!
Kâr ile faizi,
Emek ile köleliği
Gazetecilikle şantajı
Karıştıranlara yuh olsun!
Görev ile,
Kötüye kullanmayı,
Adâlet ile kayırmacılığı
Bilmek ile zan’ı
Karıştıranlara yuh olsun!
Fedakârlık ile aptallığı
Bilgi ile kulaktan dolmayı,
İstek ile kıskançlığı
Karıştıranlara yuh olsun

Niğde Kayardı, Yukarıkayabaşı ve Hançerli Köyü mekanlarımızın elektronik aletlerini, televizyonlarını sitemizin, aile efradımızın beğeneceği şekilde süratle ve bilimsel bir çalışma ile yerine getiren, TV tamircisi ve ustası Yakup Çinici.
Sitemizin DVD sinin ve on küsur elektronik aletinin bağımlı bir şekilde çalışmasını gerçekleştiren Orta Anadolu da en mahir ustası namını alan bu güzel sanatçı Niğde Paşa kapı caddesindeki mütevazi ocağında çalışır.
HAMLEMİZİN ANAHTARI
OSMAN ÜÇER
Her iki dünyada ak ,
Olacaksak,
Çoluk çocuk neş’e,
Dolacaksak,
Hamle anahtarı,
Bilinsin gayrı!
Tavırlar, kararlar,
Hayırlı ola,
Beyinler emreder,
Kuvvetli kola,
Hesapsız, kitapsız
Çıkılmaz yola,
Hamle anahtarı
Görülsün gayrı!
İlimi, sanatı
Adlanmalıdır!
Başarılar her gün
Katlanmalıdır!
Bu koskoca millet
Şahlanmalıdır!
Hamle anahtarı
Çevrilsin gayrı!..
ANA

OSMAN ÜÇER
Hayatımın ölçüsü; sensin inan ki ana
Yıllarca kış gecesi sobayı yaktın bana,
Dersimizi çalıştık, ısındı oda ama,
Eziyetten yılmadın, daim dayandın ana....
Nâne ile ıhlamur, faydalı ilâçlardı,
Üzüntünün kaynağı, dünyadaki açlardı,
Fakire uzattığın parça ekmeğin vardı,
Merhametin âbide, sen bir destansın ana1...
Yükselen avuçlarım mâneviyat ağıdır,
Vatana duâlarım birliğin kaynağıdır,
Türklük ve İslâmiyet isteğinin bağıdır,
Tarih mi tahsil ettin bir tanem canım ana!?.
Geçmişe saygılısın yakarışın âtiye,
Babaannnem gibi hep; inlersin Allah diye,
Bir defa gülümsemen günüm için hediye,
N’olur çatma kaşına sana kurbanım ana!...
Kimsenin kötülüğün istediğin görmedim,
Nefsini yükselttiğin bir ânını bilmedim,
Kırk üç yıldır seyredip, acep melek mi dedim?
Bu rüyâdan uyanmak beni kahreder ana!...
Ümidi kırıklarla her zaman sanki sırdaş,
Misafiri hoş tutup, dertlilerle arkadaş,
Geçmişe gülümseyip, gelecek yavaş yavaş,
Birlikte yaşayalım, acele etme ana!...
Sensiz her şey anlamsız, başka yoktur ki yâdım,
Üç gün ayrılsam eğer, şefkatine susadım,
Tesbihinin tanesi huzurlu birer adım,
Acele etme sakın, aman ağır ol ana!...
Sanki çeken mi var ki, bu ne acele kayış?
Üç kaşık yemek ile bir tâkatli yaşayış,
Yüz yaş olmalı desem bunu eziyet sayış,
Esrarlı tutumunla bizi kahretme ana!
Mutfağında lezzet var, daim pişir aşını,
Sandığını açma hiç, hatırlama yaşını,
Okurken yorulursan, koy dizime başını,
Elin, dilin şifalı; hayatı tatdır ana!
Asaletli başını tâ uzaklara kaldır,
Öyle anlat ki bize, hülyâlara daldır,
Mâzi, âti kaynaşsın; emzirdiğin helâldir,
Birliklerin hamlesi; senin eserin ana!...
O uzun gecelerde örttün yorganımızı,
Bir fincan pekmezine ısıttın kanımızı,
Gün görmüş davranışın süsler her ânımızı,
Öpülesi elleri çekme başımdan ana!..
Çamaşırı bitirip soframıza gelerek,
Peynir ile sızgıtı ince ince bölerek,
“Rızkı veren Allah’tır duâ edin!” diyerek,
Yavruları büyüttün, torunları da ana!...
Seccaden yuvamızda mâneviyat kapısı,
Aileye yön verir hükümlerin yapısı,
Mutluluk şerbetidir, çekme sakın bu tası,
Uzun uzun yaşa ki sana doyalım ana!...
Hatıralar hartası, babamın fotoğrafı,
Ezbere biliyorsun eski kitaplı rafı,
Bir bakışta sezersin karışık ile safı,
Tattır bütün zamanı arı balısın ana!..
Küçümseme, yerinme sözlüğünde yok senin,
Yılların ızdırabı, nakışıdır çehrenin,
Bilirim; derinlerde öksüzlüğün elemin,
O acıyı tattırma bize yakında ana!..
Tadı bin yıldır sanki seninle geçen ânın,
Saat, seccâde, tesbih, rahle, ile Kur’an’ın,
Evlat, vatan ve millet örgüsüdür duânın,
Namazın bitiminde bizi sıvazla ana!...
Sırdaşım, komşum ana, ver elini elime,
Seni tarif edemez dillerde ki kelime,
Bizi mutlu istersen sakın ölürüm deme,
Yerin kalbim içinde; çıkayım deme ana!
Toplanalım bayram ÜÇER ile, on ile,
Damatlarla gelinler, akrabağlarla bile,
Köşende otur konuş, huzuru getir dile,
Yüz torunla yaşa sen, şemsiyemiz ol ana!..
Seccadende halkalar, evlatlar torunlara
İstensin mutluluklar, bilcümle insanlara
Zikirini yeniden bizler ile tekrara,
Devam et yaşayalım hayır duanla ana!..
Osman Üçer 22.6.1982 Niğde 2594 / 15

HAKKI SAVUNMAK
OSMAN ÜÇER
Kim demiş kolay diye, daim hakkı savunmak,
Haksızlar, şerefsizler ortalığı kaplamış,
Şirrette, çirkeflere, mümkün mü karşı olmak?
“Bananeci godoşlar” ortalığı kaplamış!..
Şirretin hücumları nefes aldırmaz sana,
Fesadını salmıştır. Etrafa dört bir yana,
Cesedini çiğnerler, gözü alışık kana,
Kanlara bakıp gülen ortalığı kaplamış!...
Kimi iddiasında daim dinci görünür,
Haksıza karşı durmaz, mazarete bürünür,
Kötüler kahrolsun der, böylesine sürünür,
Yobaz sahte dindarlar ortalığı kaplamış!...
Menzile varamazsın, altmış arşın atlasan,
Bu problem çözülmez, hendese hesaplasan
Sonunda sırıtacak; boşmuş kaygun ve tasan,
Kokuşmuş ve mücrimler; ortalığı kaplamış!...
Son ümidin, ilâhi adâlettedir senin,
Mücadele ederken; yırtılır yakan yenin,
Âhın arşı kaplasa, destanlaşsa elemin,
Adalet bilmeyenler ortalığı kaplamış!...
Hakkı savunmak kutsal, savun göreyim hadi,
Haksıza karşı dur ki, boyun göreyim hadi,
Güreşirim diyorsan, soyun göreyim hadi,
Hep kaçak güreşenler ortalığı kaplamış!...
Sırıtan çehrelerde dişlere bir bak hele,
Kapılar arkasında işlere bir bak hele,
Cedleri haram yemiş, fişlere de bak hele,
Haramda müttefikler ortalığı kaplamış!...
Hey hemşerim, dur hele, bu sözlere bakma sen,
Atıl! Mücadele et! Bütün haksızlıkları yen,
Doğru yoldan dönülmez, sanki yorulmuşum ben,
Demekki yorulanlar, ortalığı kaplamış!...
Geçici mutluluklar, senin secden olmasın,
Dünyevi kurallarla her an beynin dolmasın,
Doğuran anan pişman, sakın saçın yolmasın,
Haram sütten emenler ortalığı kaplamış!...
“ÜÇER gibi başlayıp;” ulaşma pişmanlığa,
Hazırla ki kendini dostluğa düşmanlığa,
“Hakkı savunmak” güzel, dayan perişanlığa,
Rahatını sevenler ortalığı kaplamış!...
OSMAN ÜÇER 1.6.81 2594 / 19
AMAN HA GARDAŞ
OSMAN ÜÇER
Bu millet bütündü, duygular birdi,
Alçaklar halkımı hepten kemirdi,
Mafia – siyaset içiçe girdi,
Soydular devleti, vurdular gardaş !
Rezillik diz boyu, doldurur deniz,
Arasan, tarasan kalmadı temiz,
En küçük mefaat oldu kıblemiz,
“Hani din iman söz eden gardaş !?..”
Mason ile birlikte eritmedik mi?
Sap yeyipte saman üretmedik mi?
Milli duyguları, çürütmedik mi?
Bütün suçlar bizim değil mi gardaş?
.........baba, biz demedik mi?
Haram ne bulduysak; hep yemedik mi?
Vatanı seveni hiç denedik mi?
Hangimizde yüz var , söyleyin gardaş?
“Şo iki parti de” bedavacıdır
......... ve “......” zengin tacıdır,
Taklit sunuları tümden acıdır,
Nerede eşitlik, demokrat gardaş?
Mânevî duygular neden ki soldu,
Haşırtı, hışırtı nasıl bir yoldu?
.......... görüşler milli mi oldu?
Dertsiz başına dert, açma be gardaş !
Allahtan daima güzeli dile,
Seç namusluları, bitsin bu çile,
Mason’u, yönsüzü, gül olsa bile
Koklama sakın ha, ölürsün gardaş
Osman Üçer 2594 / 21
ORTA DİREK NERDE?
OSMAN ÜÇER
Gardaşım hele bir dinlesen beni,
Yolu, ve yordamı, gonuşalım mı?
Obayı, dertleri, daim şöleni
Hedefi bir kılıp, barışalım mı?
Esnaf düşünüyor, zenginlerse tok
Milletim bütündür, ayırım olmaz,
Rekabet şartları, bu düzende yok,
İnsafa kalırsa, keseler dolmaz!...
Yirmi milyon maaş, değil mi soygun?
Hazine tamtakır, bütçe yamalı,
Vekiller soyarsa, kim kaldı doygun?
Çiftçi, esnaf bitik, hesap sormalı!...
Yirmi asır bitti, biz ne haldeyiz?
İlim irfanımız, geride kaldı!
Soylu bizler iken, garip beldeyiz,
Akıllı yüz koydu, bir tane aldı...
Sermaye şişinir, insafı yok ki,
Hürriyet nerede, birlik nerede?
Yüz yetmiş ezik, otuzu tok ki,
Orta direk nerde, millet nerede?
MİLLETİM UYANMALI
OSMAN ÜÇER
Ocaklar söndürürler, bilmezler alın teri,
Sömürü ve kokuşma hep bunların eseri,
Bağışlara aldanma, hep menfaat seferi,
Emek ve kişilikle, milletim uyanmalı !...
Salonlar reklam dolu, çepeçevre sarmışlar,
Oh ne güzel ortam ki; sinmişler “inanmışlar”
Biz hedefi ararken zirveye tırmanmışlar,
Tepeler fetih için milletim uyanmalı !...
Sanki çığlık çığlığa bocalar kimsesizler,
Dudaklarda kilitler, dolanır mühürsüzler,
Korkutmuşlar milleti: “Onlar adam temizler !”
Kükreyip koşmak için milletim uyanmalı !...
Her meslekten bir kişi, kafaları çatmışlar,
Ataları Kovboy’a; şükür edip tapmışlar,
Sömürü, zulüm ile utanmayı atmışlar,
Silip süpürmek için milletim uyanmalı !...
BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN !...
OSMAN ÜÇER
İyilik bâkidir, varlığa yarar,
Üç günlük ömürde, insan ne arar?
İnanan kazançlı, münkirlik zarar,
Kutsal bayramınız, mübarek olsun !...
Uzanır varlıklar, dünden yarına
Hesapcı bakıyor, daim kârına,
Ama zarardaysa, inler nârına,
Yine bayramınız mübarek olsun !...
Ekelim, biçelim diyenlerdeniz,
Günahı, sevabı giyenlerdeniz,
Helalı, haramı yiyenlerdeniz,
Ama bayramınız, mübarek olsun !...
Güneş doğar batar, dostu anarız,
Sevgi karşılıklı, birlikte varız,
Hepimiz sizlere selâm sunarız,
Mutlu bayramımız, mübarek olsun !...
SAĞLIKLI OLSUN !...
OSMAN ÜÇER
Bayramlar görelim bir dize dize,
Saadet getirsin her hepimize,
Selam sevgileri yollarız size,
Mübarek bayramlar sağlıklı olsun
Hep hatırdasınız, anarız sizi,
Sizde unutmayın, arada bizi,
Tanrı daim etsin bu sevgimizi
Mübarek bayramlar, mutluluk dolsun.
Osman Üçer 1980- 2594 / 25
ÜSTÜ KALSIN !
OSMAN ÜÇER
Ey kazık atan tâcir; “teşekkür ederim” bil,
Aldattığın kadar da kazançlıyım, kalsın, sil!
“Hak zâyi olmaz durur”, hesaplarım saklı mı!
İstemem ki dünyada üç beş kuruş hakkımı !
Terazin, metren, ölçün; sana ağdıkça ağsın,
Sakla gözümden aman, şimdilik sen de kalsın !
Aldat beni sinsice, gülümseyerek, mutlu !
Canbazlığa tebrikler, işlerin olsun kutlu !
Alacaklım gelince, yırtılır yakam yenim,
Gerçek öyle değil ya, bir tesellim var benim,
Mahşer mahkeme olsun, konkordato isterim,
Yazıcı meleklere: “Hesabı çıkar” derim...
Ben aşağı, yukarı mutlaka kazançlıyım,
Bilerek, bilmeyerek; çıkarsa alacaklım,
“Sabret Kardeşim hele, hemen ödeyeceğim”
“Doğru, borcuna sadık, âdemim diyeceğim !”
Hesaplar ayan beyan, ortada konulunca,
Haklıya, haksızlara, listeler sunulunca,
Kazançlar hanesinden, ödemeler yapılır,
İnanırım geriye, bol bol haklarım kalır !...
Seslenirim meleğe, “neticeyi isteyip”
O zaman ben mutluca, sonsuza gülümseyip:
“Biliyordum bu sonu! Fazlaya alacaksın!”
“Aman rica ederim, önemsiz üstü kalsın!”
Osman Üçer 1976 2594 / 26
BU İŞ BÖYLE GİDERSE...
OSMAN ÜÇER
Belini doğrulturken, dostluklardan sapılır,
Türk’e kalkmasın diye, hep çelmeler atılır
Günümüzün harpleri parayla da yapılır,
Para biz de şinanay, bu iş böyle giderse!...
Sok içine ikilik, ayırmaz dolu kofu,
Yara aç, merhem verme, arşa çıksın ki of’u,
Dert mi yok, sar başına; Rum, Yahudi, Moskof’u
Dizginli sayıyorlar, bu iş böyle giderse!...
Türko Batılı değil, aman kimse kanmasın,
O’nun malı “tu kaka!” , sakın kimse almasın
Barajlar, fabrikalar yapılıp çoğalmasın,
Derler “bize çalışmaz” , bu iş böyle giderse!
Batı’dan umma medet, derdinin çâresine bak,
Katil nefes almasın, ajanı ardına tak
O bir tane yapmışsa; sen de binbirini yap,
Bu tablo çok çirkindir, bu iş böyle giderse!...
Lavrensler; Arap ile yetiştiriyordu filiz,
Oralara bütçeyi yatırıp dururken biz,
Osmanlı’yı batırdı, güneş batmaz İngiliz,
Görülecek hesap var, bu iş böyle giderse !...
“Şarlman; Fransuva’yı hemen bırakınız siz!”
Şu Fıransız gavura, neye iyilik ettik biz?
Bir harbi yönetiyor, sanki gizli delilsiz,
Parisi de gezeriz, bu iş böyle giderse !...
Tâbilerde sadakat, payitahtlar sezerdi,
Serdarı ekremlerim, Selanik’te gezerdi,
Baş kaldıran Yunan’ı, bir yumrukta ezerdi,
Selânik bizim olur; bu iş böyle giderse !...
Komutları o verir; tutuşturla ayırı,
ABD zirvesinden iniyor bir bayırı,
Siyonizm’le zinada kime varki hayırı,
Köküne kibrit suyu, bu iş böyle giderse !...
Ermeni kan akıtır, yapar bazen yâdını,
Şehitler çoğaldıkça, an kafa kağıdını,
Komünist faaliyete, takar terör adını,
Bu harpte yeniliriz, bu iş böyle giderse!..
Düşmanın mermisi mi, bizim ciğeri delen,
Devrimci yorumla da, onlar da haklı denen,
Bir katliam var ise, kimlerdi önce gelen,
Haklı haksız karışır, bu iş böyle giderse!..
Bizden ayrılanları, bir gün ejderha sarar,
Fellahın ağıtları, Bolşeviğe pek yarar,
Arap-İslam davası, Moskova’da ne arar?
Şam, Bağdat yoldaş olur, bu iş böyle giderse!..
Biz Haçlı’yla erirken, Arap ud çalıyordu,
Selahattin Eyyubi, Arafat’a ne sordu?
Onlara da liderken, İslam yüceliyordu,
Dinleri de değişir, bu iş böyle giderse!..
Şarklı’nın güzelliği, her geçen gün soluyor,
Petrolünü yaktıkça ateş dansı oluyor,
Arap bize ettiğin, fitir fitir buluyor,
Vaha, deve de kalmaz, bu iş böyle giderse!,,
Bizi de bombalattı, cami, okul ve çarşı,
Öyle bir şımarık ki, sanki yakacak arşı,
Filistin militanı, Yahudiye mi karşı?
Yer yüzünden giderler, bu iş böyle giderse!..
Hele bir doğrulalım, bilinecek kim hassas,
Soydaşlar idam oldu, yıllarca tuttuk biz yas
Kerkük’ü hançerliyor, kudurdukça hep bana
Petrolümüz de olur, bu iş böyle giderse!..
Düşman sanki bir baraj, iç düşman oluğunda,
Moskof, Siyon koku var, saldırgan soluğunda,
Yaşaması güç oldu, gavurun çokluğunda,
Silkinip titremeli, bu iş böyle giderse!..
Bu nasıl dünya böyle, Türk’e yok mu hiç rahat?,
Seferberlik borusu çalsın derse o saat,
Jetlerle kağnılarl, harp biz de tam bir sanat,
Millet toptan şahlanır, bu iş böyle giderse!..
Hey Allah’ım büyüksün, ver bize büyük kudret,
Seveni sıkışmazsa, Mevlâ olmazmış medet,
Bayrağı taşıyalım, sen bize yardım et,
Barışı biz sağlarız, bu iş böyle giderse…
Osman Üçer 1975 2594 / 28
NERİMAN HANIM
ALİ MERAKLI
Asliye cezanın demirbaşıdır,
Hep işiyle yaşar, sanki aşıdır,
Şayet üzgünse bak, çatık kaşıdır,
Klasik memurdur, Neriman Hanım!..
Zararın bilmez sigara yakar,
Birkaç aydır dalgın, aynaya akar,
Taranan saçları, bir yana bakar,
Hanım hanımcıktır, Neriman Hanım!..
Dünyası perdeli, fikri örtülü,
Baharda yakası, goncalı gülü,
Rüzgârlı havada, sarınır tülü,
Zariflik güzeli, Neriman Hanım
Vakur, ağır, sakin davranışları,
Fedakâr yaşayış, saf bakışları,
Giyim sade, temiz, tüm nakışları,
Yakasına işler, Neriman Hanım!..
İste al dosyayı, vermiyor mehil,
Adalet saygısı doğru bir kefil,
Daktiloya hâkim, işinde ehil,
Bilinir, sevilir, Neriman Hanım!..
Acır, dinler, söyler, zora yenilmez,
İşten duygularla gözyaşın silinmez,
Bacımız asildir, hafiflik bilmez,
Yuvamızda gonca, Neriman Hanım!..
ÖĞÜLMÜŞ MİLLETİMDEN
ÖNCÜLÜK KAPTIRILAR…
OSMAN ÜÇER
Sarılana ne mutlu, güzel Allah’ın ipi,
İnsanları sevelim, ayırma hiçbir tipi,
Ezanları gür olur, güçleri irileşir,
Ak, kara, sarı, kumral, camilerde birleşir!..
Gayretler sevildikçe nur dolacak evimiz,
Çalışıp atılalım; çoğalsın ekmeğimiz,
Hiç leke sürmemeli, katılalım bu güce,
Genel yasa bellidir, İslâm büyük ve yüce!..
Gerçekler böyle iken, İslâm’ı saptırırlar,
Övülmüş milletimden; öncülük kaptırılar,
Türk’e küfür ederler, namussuz ile gavat,
Arabın ajanları Müslüman’a musallat!..
Hem Allah-Tanrı derim, kastederim: bir, yüce,
Her şeyi yaratandır, inanırım tek güce,
Milletin çökmesini, yok olmamızı bekler,
Bu tip tefrikalarla, Türk’e düşman köpekler...
Anlamlı yaratıldı, yedi kat gök ile yer,
Tanrımız insanlara, kavminizi sevin der,
Soy ve anane sevmek, ırkçılık değildir hiç,
Bak: Türk’e düşman ama, …..ı seviyor piç!..
Lavrensler, kızıl hoca, yobazı şartlandırır,
Dört bin yıllık tarihi; bak nasıl adlandırır,
Batılmış, putçuymuş, Türk’ün şanlı atası ,
Haçlıyı dağıtmak mı, O’nun dünkü hatâsı?...
Yobazların atası, toprağa gömdü kızı,
Tanrı’nın elçisi’ne verdi derin bir sızı,
İngiliz, Moskof ile, ittifakları kurdu,
Türk; İslâm’ı korurken, arkadan hançer vurdu...
Gagauz’u severim, son dini bilse ama,
Muhabbetler şartlıdır, bağlıdır imanıma,
İnanan gözüm ise, soyumdur O’nun feri,
Müslüman sevmek başka, Milletin ayrı yeri...
Kaynaşık soy ve Millet , Türk, Kürt, Çerkez ve Zaza,
Çarpıştılar birlikte, lâzlar ile abaza,
Hem Türkü sevmeliyiz, hem ferdini milletin,
İmanı savunarak semâları inletin...
01.03.1981 NİĞDE OSMAN ÜÇER
KARŞISIN BİLİRİM!...
OSMAN ÜÇER
Sen anarşiye karşısın !
Sen yoksulluğa karşısın !
Sen sömürüye karşısın bilirim !
Niye iç içesin ?
Vatandaşımsın !...
Karışma da ...