ALİ İHSAN OKÇU

 

TÜRK ve Din-i İSLAM

 

“TÜRK” bir Irk- Kavim ismi, “İSLAM” da bir Din ismidir. Yeryüzünde kaç kavim var? Kaç Din var? Bulup ortaya koymak, detaylarına girmek çok çok kolay, konumuz bu değil!

 

Yeryüzünde her ırk sahibi insan ; kendi ırkı ile; az veya çok övünür. Hiç övünmeyenden çok çok aşırı övünene kadar ki skala da (Skala/ Scale: Belli bir aralığın 0 başlangıç noktasından max./en uç noktasına kadar ki dilimler/ bölümler... genelde eşit dilimler...) elan yaşayan insan ve insan toplulukları ; (kıyamete kadar) dolaylı veya dolaysız IRK SAVAŞLARI yapmışlar ve de; yapacaklar, bu kaçınılmaz. Son örneği ALMAN AŞIRI IRKÇILIĞININ 2. DÜNYA SAVAŞI na neden oluşu...

 

Söz konusu ettiğim skala içinde her kavimden insanların bir kısmı ırklarını sevmelerine karşın; hiç IRKÇI olmamışlar ( Yüce “TÜRK IRKI” gibi). Bazıları da Skala içinde en aşı uçta görünen ALMAN Irkından da öte çok çok aşırı max. noktada ırkçı olmuşlardır: YAHUDİ IRKI gibi... Diğer Irklar  bu skala içinde kendilerine bir ektramum (min. ve max. nokta aralığında bir yerde) nokta seçmişler ve bu noktada aşırılığa gidenler, kendilerini koruyan ve gözeten bir ırkı arkadan vuracak kadar sapıtmışlardır. Örn.: Arapların Türkleri arkadan vurmaları gibi. Türkün talihsizliğimi yapısı mı bilinmez; Ermeni ırkına verdiği değer ( Türk- Osmanlı da en önemli mevkilere getirilmelerine rağmen) tersine tepmiş. Ve önümüzdeki PKK ve onu destekleyenlere ne demeli...

 

Konuyu dağıtmadan şunu apaçık ifade edeyim:Kim TÜRK, Kim ARAP, Kim şu veya bu, yalnız kaldığı bir odada kendi kendine sorsun; “Ben neyim? Hangi ırktanım” diye... İNANIN!.. İddia ediyorum! KALBİ ve AKLI bir olup; ona/kendine  seslenecek:  sen ŞU IRKTANSIN! İstisna var mı? var: Erkek yönü ağır basanın; “ ben erkeğim”, Kadın yönü ağır basanın; “ ben kadınım” demesi gibi. Netice: SEN KENDİNİ HANGİ IRKTAN GÖRÜYORSAN SEN O’SUN!...

 

Söz konusu skalanın en baş 0 noktası başında; Irkçılığı olmayan TÜRK’ ü, en aşırı max. Uçta da en kavmiyetçi-ırkçı YAHUDİ yi görürüz. TÜRK ırk olarak IRKÇI olmayan bir kavimdir!, YAHUDİ ise; ırk olarak çok çok aşırı kavmiyetçi/ IRKÇI  bir kavimdir!  Bu skalanın arasında diğer kavimlerin yerlerini sen araştır bul, ortaya koy...

 

Yeryüzünde IRKÇI olmayan tek din İSLAM’ dır! ( Bu ana kadar bunu bilmiyorsan şimdi bil, bilmiş ol!) .Yeryüzünde çok çok aşırı IRKÇI olan tek DİN’ in  sahibi de YAHUDİ DİR! ( Bu ana kadar bunu bilmiyorsan şimdi bil, bilmiş ol! İspatı mı? bul bir Tevrat oku!)

 

İSLAM (İslam Dini)   özetle der ki; “Hiç bir kavmin diğer bir kavme göre üstünlüğü yoktur! Üstünlük O kavmin ALLAH’ a karşı SAMİMİYET DERECESİ İLE DOĞRU ORANTILIDIR!” Yani? Kim ihlas ile Yüce katta seçilmiş tek din olarak İSLAM’ ı baş tacı eder, gereği gibi yaşar, bu dini yaymak için, korumak için can verir, gazi olur; burada duralım ve; Ertuğrul Gazinin oğlu, Osmanlı Devletini kurucusu ve ilk padişahı Osman Bey, aynı zamanda TÜRK Büyüğü OSMAN GAZİ ( 1258-1326) : “  Maksadımız ALLAH Adını ve de Dinini yaymaktır. Yoksa savaşımız kuru bir kavga ve de cihangirlik ( TÜRK CİHANGİRLİĞİ)  değildir!  der.

 

Yüce KUR’ AN inmeden önce, TÜRK “İSLAM AHLAKI” ile yaşıyordu. İSLAM’ a girmesinde hiçbir intibaksızlık ( aşina olmamazlık, kaynaşmamazlık, uyumsuzluk...) çekmedi! Bu bir iddia değil; olayların seyrine dikkatlice baktığımızda da görürüz; bu apaçık bir gerçektir! Yukarıda sadece bir hususu sundum:TÜRK ve İSLAM’ da IRKÇILIK YOKTUR! Bu ruh TÜRK ve İSLAM’ ı Et ile Kemik gibi bir yapmıştır! Tarihçilerimiz: “Türk’ün İslam’ ı kabul edişinde hiçbir zorluk olmamıştır” derler.

 

Ancak; “ TÜRK İSLAM’ a girmemekle çok direnmiş ve de çok çok büyük katliamlara uğramış...” diye söyleyen, yazan çizen; kitap satışları rekor kıran TARİHÇİ(!) ler ortalıklarda epeyi artmış. Bunlar kimler mi? TÜRKLERİ Yüce katta seçilmiş olan İSLAM’ a; ki:  Biz insanlar için seçilen ve beğenilen son din İSLAM’ dır ve son peygamber de Hz.  Muhammed dir”  (Bakara: 132, Maide: 3, Nur: 55 ve ahzab: 40) İşte bu yüce DİN’ e bizleri soğutmak isteyen mezhepsiz/ GERÇEĞİ ÖRTEN  ŞEYTANLAR ORTALIKTA CİRİT ATMAKTA!  Bunlar zaman zaman bazı TV de boy gösteriyorlar ( Geçenlerde M. Ali BİRANT’ ın bir programında bu tiplerin konuşmalarına şahit oldum... Programa telefonla katılmak istedim: “ Biz size döneriz” uyutmacası ile programı bitirdiler)

 

Avrupa’ da; “İSLAM” deyince akla “TÜRK”, TÜRK deyince akla İSLAM geliyordu...TÜRK Yeryüzünde İSLAM’ ın HAKİMLİĞİNE değil HADİMLİĞİNE soyunmuş bir yüce IRKTIR! Ne diyordu YAVUZ: “ Biz bu dinin hakimi değil hadimiyiz!” diyordu... Esas olan HAK KATINDA YÜCE OLMAK DEĞİLMİ? Bu yol TANRI DAĞINDAN  BAŞLAMIŞ, HİRA DAĞINDA OLGUNLAŞMIŞ KIYAMETE KADARDA “HADİMİ İSLAM” olacak şekilde TÜRK’ ün OMUZLARINDA DEVAM EDECEKTİR! Ve bu TÜRK bu yarışta kendisini geçecek herhangi bir kavme esas duruş gösterecek kadar alicenaptır! (Cömert,Onurlu, Şerefli...) dir! TÜRK KAVMİNİN BÜYÜKLÜĞÜ BUNDANDIR!

 

TÜRK İSLAM’ a aşık ise; İSLAM TÜRK’ e niye aşık olmasın... ALLAH’ ın askerleri TÜRKLERDİR! TÜRK’ e ve BAYRAĞINA SELAM İSLAMA SELAMDIR! Gerisi boş,  gerisi safsata...

 

Selam tüm Hakk’ a tabi olanlara olsun! Türk de daima hakka tabi olsun! Bu çerçevede TÜRK’ e kim düşman İSLAM’ a düşmandır! İslam’ a düşman TÜRK’ e DÜŞMANDIR! Velev ki kendisini TÜRK tanıtsa da...

 

Ben yazmaya siz okumaya okutmaya devam...

 

                                                                                                          ----------------------------

“ASIM’ ın- Asım Nesli” ?

 

 

 

Yüce Hz. M. Akif  ERSOY  Gençliği,  gençleri olarak nasıl görmek istiyordu?

Bu sorunuzun net ve doğru cevabı SAFAHAT’ da! Yüce AKİF başka bir isim (Ahmet, Davut, Selim, Hasan... adlarını) değil de ASIM adını niye seçti sorusuna kafam takılmıştı. Kendimce ve amatörce araştırdım. Notlarımda bir ASIM’ a rast geldim. Bu kuracağım irtibat yanlış olursa Yüce Akif’ den  peşin peşin özür diliyorum. Olay şu:

 

Hz. Ömer (R.A.) dolaşırken bir ses işitir. Bir kız annesine: “Hayır anne, SÜTE SU KATAMAYIZ, Hz. Ömer görmese de ALLAH GÖRÜR” diyordu. İşte bu kızı  Hz. Ömer gelin alır oğlu ASIM’ a. Asım’ ın bu evliliğinden bir kız çocuğu dünyaya gelir ve bu kız zamanı gelir ve evlenir.  Asım’ ın bu kızı bir erkek çocuğu doğurur ve bu çocuğa  büyük dedesi Ömer’ in adını koyar. İşte bu Ömer;  Ömer B. Abdülaziz olup adaletinden dolayı; İslam tarihinde II. Ömer diye anılan kişidir. Yani? Adil olan Hz. Ömer’ in oğlu ASIM’ ın Nesli. Yüce Akif zannedersem; Türk Gençliğini şuurlu olduğu  kadar da; “Asımın Nesli” gibi  adil kişiler olmasını istiyordu. Akif’ in istediği gençlik ŞUURLU ve şuurlu olduğu kadar da ( Hz. Ömer’in oğlu ASIM’ ın nesli gibi) ADİL OLAN- OLACAK GENÇLİKTİ! ( Adil olabilmek ise; en büyük KAHRAMANLIK idi,  kelamlardan hatırlayalım)

 

Çok çok acı bir hususu sunayım mı? Benim yaşımda olanlar hatırlarlar; Orta Okul kitaplarında: “Sütçü şu kadar litre sütüne ne kadar su katarsa masrafının iki katı kar eder?” Böylesine menfi misal körpecik olan beyinlerimizi iğfal etmiş-kirletmiş, öylesine ayartmış ki; Milli eğitimden üç sınıf insan çıkmış: HORTUMCULAR, NEME LAZIMCILAR ve Milliyetine ve haysiyetine düşkün BOZUK İMALAT,  “68 Sağ Kuşağının” bir adı da “Milli Eğitimin Bozuk İmalatı” idi.  Bu ismi kim mi vermişti ? Vatan tehlikeye düştüğünde; “BU VATAN SİZLERİN!”, Vatan kurtulmuş, tehlike kalmamış, “Devletin Malı, Milletin Hak ve hukuku Deniz, Yemeyen Domuz!” diyen ve diğer taraf tanda: “BU VATAN BİZİM” diyen bilmem ne domuz oğlu- kızı domuzlar! Çok mu kapalı konuşuyorum?SEN HALA BUNLARI TANIMIYORSAN ; şikayete, sızlanmaya  hakkın yok. KİŞİ SEVDİĞİ İLE HAŞİR OLACAKTIR! Yani? Kişi sevdiği ile beraber, şirkine, günahına... ortak ve yanında olacaktır. Topluluklar nasılsa  başlarında ÖYLE İDARECİLER OLACAKTIR. “Bunlar basma kalıp sözler, norm, format sözler bunları biliyorum” diyenlere, diyeceklere; Haklısın!  Diyor ve: “Ama ben de bunları boşuna yazmıyorum, okumasan da olur. Sen yolunu- dinini seçmişsin bende seçtim...” Öbür dünya yoksa; sana da bana da hesap soracak yok; ya varsa? Herhalde sadece “kul hakkı” ile değil “MİLLET HAKKI” İLE suçlanacak ve cezalanacaksın benim basiretsiz dostum!” diyorum. Yüce AKİF’ in ruhu haykırıyor: “ HALA MI?  DÜŞMANLARINI TANIMIYOR VE EŞEK BEYNİ YEMİŞLERİN, HAİNLERİN, apaçık MÜNAFIKLARIN   PEŞİNDE KOŞUYORSUN...”  EY TÜRK!  Düşmanını TANI! ve KENDİNE, ASALETİNE DÖN!” TİTREME NEDİR? TİTREMEDEN DÖN! Yolun uzun görülebilir; sen görülmez kısa karanlık yolu seçme! Devamlı aydınlığı seç...Kendini hiç mi hiç küçük görme! “KUTSAL EMANETLER” SANA TESLİM EDİLMİŞTİR! BU kutsal emanetler seni (Yüce TÜRK MİLLETİNİ) kendine emanetçi seçmiş ve emanet etmiştir! Bu iş boş iş değildir!

 

Çok yerde söylemişim yine söylüyor ve iddia ediyorum ki; Yüce AKİF bir anlamda ; Yüce Hz. ALİ efendimizin  bir yönünden ( İLİM’ e İlim’ e Teşvik Yönünden) açılmış bir versiyonudur. Yani? Yüce Ali Efendimizin İLİM yönü, İLME Teşvik yönü; Yüce AKİF’ in dilinden şiirlerle dökülmekte... Şu bir gerçektir ki AKİF bir HAK ŞAİRİDİR! AKİF “HAK EHLİ” bir ŞAİRDİR!

 

Soru: “Hak Ehli olmayan şairler de var mı?”

Cevap:  Hak Ehli olandan çok çok fazla “Hak Ehli olmayan”,  sapıklıklar gösteren şairler- ozanlar  vardır! (Yüce KUR’ AN bu hususu  Şuara: 224. Ayetinde apaçık vurgular !) Burada söz konusu edilen Hak ölçüsü İSLAM’ dır. İSLAM nedir? İSLAM= Tek ve bir yaratıcı ALLAH’ a inanmak, sadece O’ na itaat etmek, boyun eğmek, teslim olmak ve bağlanmaktır! Akif  “Örfi” ve “Hurafeye kaymış” İSLAM(!)’ dan söz etmiş olsa idi; “Kur’ an (Haşa) Ölülere okunacak, duvarlara asılacak bir kitaptır” mı? demiş.  Akif GERÇEK İSLAM’ dan yana tavrını koymuş; “VATAN SEVGİSİ İMANDANDIR!” Hadis-i Şerifine- Hadis’ e inanmış; özellikle gençleri ÜLKESİNE ve ÜLKÜSÜNE AŞIK gençler olarak ASIM’ ın nesli olarak görmek istemiş ve bu uğurda son nefesine kadar çalışmış ve didinmiştir. AKİF bir Felsefe ortaya koymuştur.

Bu  söz konusu edilen felsefe EFLATUN (Platon)’ un, Hz. Ali’ nin felsefesidir. Bu felsefe Kur’ a uygun ve hatta Kur’ an’ ın desteklediği, teşvik ettiği felsefedir. Dinli felsefedir. Hakikatsiz safsata değildir!  Sözü uzatmayayım, AKİF’ i anlayan gerçek İSLAM’ ı anlar. AKİF’ in KERVANI’ na  katılanlar GERÇEK İSLAM’ a DOĞRU YOL ALIRLAR. Bu kervan yürürken elbette İT ÜRÜYECEKTİR! Yani?

Akif’ e dil uzatan, aslında Akif’ i anlamayan değil anlamak istemeyen kişilerdir, pis fıtratları (Gerçeği Örtmek İsteyen Yapıdaki Fıtratları)  gereği- Akif’ e saldıracaklardır, saldırmaktadırlar. Dedik ya,  it ürümeyen kervan yol alamaz.

NOT: Rahmetli Ord. Prof. Ali Fuat BAŞGİL’ in gençlere mesaj dolu kitapçığını okumuştum, ışığım olmuştu. Şimdiki  Gençlerimize bulup okumalarını önemle tavsiye ederim.

 

 

XXXXXXXXXXXXXXXXXX

 

LAİKLİK (?)

 

Önce; basit gibi görünen ancak:herkesin  kesin bilmesi gerekli bir hususu sunayım:

Temelinde- tabanında MATEMATİK olmayan ne FİZİK, ne KİMYA, ne BİYOLOJİ... ne şu bilim ne bu bilim KENDİNİ KABUL ETTİREMEZ.  Matematik Öyle bir temel ki; tüm maddi bilimler FİZİK, KİMYA… bunun (Matematiğin) üzerine bina edilmiştir. Matematik veya matematik mantık ile temel bulamayan her şey hayalidir, yoktur! Geometri, fizik kimya, biyoloji...matematiği kullanır...matematik olmaz ise bu saydığım bilimler kendini ispat edemezler, kanıtlayamazlar...Temelinde matematik/ matematik kurallar olmayan tüm felsefelerde, safsatadır, hukuk safsatadır, sosyoloji safsatadır....bilim kurgu bile matematiği kullanıyor, maneviyat matematiği kullanıyor...

 

Okulda öğretmenimiz  (x)+7=10 denkleminde x’ in değerini sorsa; x= 10-7= 3 olarak cevaplarız. Doğrulaması da: (3)+7=10 olarak karşımızdadır. Öğrencinin- talebenin biri: “Öğretmenim x  3 değil de 4 veya 5 olamaz mı?” diye bir soruyu sormaz. X’ in 3 değerinden farklı çıkması için; denklemin farklı verilmesi gerek; örn.: x+5=9 ise; x=9-5= 4 çıkar. (4)+5=9

 

Elde bir bilinmeyen (x) varsa; bir de denklem olur. Bu denkleme göre x değeri de tek bir sayı olur. Esasında; Elde  birinci dereceden bir bilinmeyen (x) varsa; bir de denklem olur. Bu denkleme göre x değeri de tek bir sayı olur. Ne? demek istiyorum: Elde gerçek olan birinci dereceden bir bilinmeyen varsa; bir de  denklem olur. Bu bilinmeyen bu denkleme göre tek bir netice verir. Güzel ülkemde ( Türkiye’ m de) Bilinmeyene veya tam değerinde yerli yerince oturtulmayan veya oturtulamayan X’ e X= “LAİKLİK” diyeceğim. Bu denklemi beraberce çözmeğe çalışacağız; Çözmek içinde:

 

Rejime ( Kral’ a) yalakalıktan, yaltaklıktan uzak ; “A... bak ne güzel elbise giymiş” , “Kralımıza ne de güzel yakışmış...”, “ Bu elbise şöyle şöyle, çok güzel dikilmiş”, “ Bu elbisenin görmediğimiz nice nice güzelliği güzel renkleri varmış”...vb. martavallardan uzak; gerçeği gören çocuğun: “ Anne!... KRAL ÇIBLAK...” gerçeğine şöyle katılacağız: “ Baba Erenler!... GERÇEĞE ELBİSE DİKEMEZLER... GERÇEK ÇIPLAK GEZMEYİ SEVER!..” demeli diyebilmeliyiz. 9 köyden kovulma meselesine gelince; bu deyişi doğruyu söyleyenlerin önünü kesmek için söylerler. Niye 10. ve de; daha yukarı sayı söylemezler diye düşündüm, buldum! 10. Köyde gerçeği söyleyenin önünde iki yol vardır: 1. si: “Ne KÖPRÜ  bitiyor ne AYI, SEN HAKLISIN AYI DAYI” demek ve üç maymunu oynayarak 10. Köyde ikamete devam etmek, 2. si: “Doğrularım beni bilinçlendirdi, kuvvetlendirdi. BİLİNÇ –BİLGİ KUVVETTİR! Her yerden olabilir amma; HAK IN HUZURUNDAN KOVULMAMAK İÇİN; DOĞRULARI/ GERÇEKLERİ SÖYLEMEĞE DEVAM...” ben 2. yolu seçtim... “Çıplak Kral” utandı mı, utanmadı mı? bunu; “ Anne!... KRAL ÇIBLAK...” diyen çocuk belki düşünemez. Ama Kral yalakalarının (gerçekler karşısında)  utanma damarı yoktur! Gerçeği gören kral utanmak isteyecek olsa; yalakaları ellerinden geldiğince utanmadan arlamadan kralın  doğal utanmak istemine karşı çıkacak amudi şekilleri (o zamanın medyası ile) göstereceklerdir.

 

Söz kral, krallardan açılmış iken; Fransa’nın krallık dönemlerine göz atalım. Meşhur-ünlü/ ün kazanmış FRANSIZ İHTİLALİ- Devrimi (1789-1799) olmadan hemen ve de; daha önceleri, Kilise (Din) devletin işine çok karışıyor, bazen devleti işlemez hale getiriyordu. Söz konusu ihtilalden sonra etkin Fransız düşünürleri bu arızi- olumsuzluklar yaratan durumu ortadan kaldırmak için çözümü şöyle bulmuşlar: DİN( Kilise) ile DEVLET iki ayrı kuruma ayrılacak, bu kurumlar birbirine karışmayacak, ülke çıkarı- menfaat ı  söz konusu olduğunda el ele vererek müşterek-birlikte çalışacaklar...Bu hususa- temaya LAİKLİK demişler. İşte kısa ve öz laikliğin gerekçesi ve tarihçesi...

 

Laiklik bilinen bir şey, ancak  hiç hak etmediği halde bu güzel ülkemde, laikliğin değil karmaşasını, laçkasını çıkaran malüm- bilinen  zihniyete ve bu zihniyet- görüş sahiplerine karşı bir yazı yazdım.  ( “ADANAFORUM” da ki; “ONURLU HAMLE” ve “OLUMLU YOL” Sitelerindeki  yazılarımın arşivinde “Türkiye de Laiklik”  görebilirsiniz) Şimdi bu yazımda bu okuyacağınız yazımda; Laikliği hiç anlaşılamaz hale getirdikleri için; ve hatta bilinemez hale getirdikleri için, ve hatta kıyamete kadar var olacağını saydıkları güzel Cumhuriyetimizde LAİKLİK temcit  pilavı gibi (kıyamete kadar)  önümüze sürülecek, koyacaklar. Tabi anlaşılır  şekli ile değil, anlaşılamaz, bilinemez biçimiyle, iş bu nedenle problemi kökünden çözmek ve de; bu hususta son noktayı koymak için; Laiklik= X olarak ele alacağım...

 

Önce kaldığımız yerden devam edelim:

Bazı ülkelerin anayasalarında laiklik ilkesi yok, bazılarının var ancak; bizdeki gibi “Laiklik Çatışması” yok ve hatta ülke insanını “Laikler”, “Anti laikler” diye iki düşman kampa  bölecek apaçık vatan hainliği, kardeşi kardeşe vurduracak şekilde çanak tutan gizli açık kurumlar yok... Şu soruyu  KRAL ÇIBLAK görenler korkusuzca sorabilir: “ KAVGAYI BAŞLATAN, BAŞLATMAK İSTEYENLER LAİKLER Mİ ANTİLAİKLERMİ?” X bilinen bilinmeyen güçler tarafından; geçmişte olduğu gibi SAĞ , SOL ... gibi kamlara bölecek şekilde ülke insanımın başına hak etmediği halde BİR BAŞ BELASIMI YAPILMAK İSTENİYOR?  ÇÖZÜM MÜ? X’ in değerini apaçık ortaya koymak, x ? nedir.

 

Efendim x= Adam olmaktır, x=Vatanı sevmektir, x= güzelliktir, x= olumluluktur ... x her türlü güzellik temizliktir... Bu söylemlerin arkasında olan ve de; geçmişte devletin üst kademesinde olan adı gerekmez bir fosile ( fosile kurban olsun) yazdım bir mektup; “ Laiklik tanımınızı anlayamıyorum, etek tıraşı da olmak laiklik mi, öyle ya: laiklik temizlik, adam olmak vs diyorsunuz da?” cevap gelmedi yıllar geçti hale X’ i çözebilmiş değilim. Başta dedim ya beraber çözeceğiz, ancak sağlam verileri ortaya koymaz koyamaz isek çözüm zorlaşır...

 

Çözümsüzlük devam ediyor... x= Cumhuriyetçiliktir, x= Din ve vicdan hürriyetidir , x= Din ve vicdan hürriyetinin teminatıdır. x= Din ve vicdan özgürlüğüdür ! Tamam! Dedim ki; bir itiraz (19. Mart 2008 YENİÇAĞ  Gazetesi 12. Sayfa’ da) Sn. SEZER: “ Laiklik, din ve inanç özgürlüğüne İNDİRGENEMEZ. Çünki, T.C. Devleti’ nin sosyal, siyasal....” buda demek değilmiş peki x= ? . Açtım eski bir avukat ağabeyime sorudum X?=?  ’ e cevap X= Dini siyasete alet etmemektir! Halk deyişi ile; kendi kendime “Buyur buradan yak!” dedim. Bu  tanımda biri cumaya gider, 5 vakit namaz kılarsa bu bizden anti laik değil. Karşı partiden ise bu  adam daha A demeden ; “ A ile ALLAH demek istedi vay LAİKLİK Düşmanı! Vay dini siyasete alet ediyor” Sizi bilemem ama X’ i daha çözmeden MİDEM İYİCE BULANMAYA BAŞLADI! Nedir bu LAİKLİK veya LAİKLİK İLKESİ? Esas tanımda din ve devletin ayrı olması, X kümesi içinde iki kavram var DEVLET ve DİN sen bu kümeden DİN’ i kaldırırsan veya soyutlarsan X kümesi= DEVLET kalır. O halde Niye apaçık  X= Laiklik bizde Laiklik = DEVLET yani DİN YOK! Demiyorsunuz... Şimdi hemen bir karşı cevap alırsınız: “ Sen bize dinsiz mi Demek istiyorsun ?” Peki ne diyeyim? X= Dinsiz Devletçi desen suç. Bir başka görüş şu: “ Sen veya bir başkası X’ i tartışamazsın. Bu  Anayasal suç işlemen demektir”, bir başkası: “ Yüce Allah’ ın varlığı ve yokluğunu tartışabilirsin, camilere rahat girip çıkabilirsin, rahat namaz kılabilirsin X bu!”

 

Yaşar Nuri (ÖZTÜRK) hocama sorarsın: “ CHP içinde ALLAH demenin laikliğe aykırı olduğu düşünülmektedir...”

Demek bazılarına göre X= Allah dememektir!

 

SONUÇ: Başka bir ülkeyi, ülkeleri bilmem, ama: içinde yaşadığım ülkemde X= BİLİNMEYENDİR! LAİKLİK DİYE BİR ŞEY YOKTUR! ( Bu kadar karmaşık tanımlı bir cisim, madde... felsefe olamaz!)  X=ÇÖZÜMSÜZLÜK kokmaktadır. Bana göre sana göre tanımlanan herhangi bir şey ;Halk tabiri ile havada kalıyor, onu(X’i) havadan indirmek anlaşılır hale getirmek isteyenler ile istemeyenlerin hangisi samimi sorusuna cevabı vereyim mi? Elbette X’ i göklerden yeryüzüne indirmek ve anlaşılır hale getirmek isteyenler samimidir, diğerleri mi? Sadece Cumhuriyet düşmanları değil bu Yüce TÜRK MİLLETİNİN DÜŞMANLARIDIR. Bunlar hiçbir konuda SAMİMİ DEĞİLLERDİR ve de çoğu HARAMZADEDİR, yani? Bu milletten  şöyle veya böyle hak etmediği paraları; şöyle veya böyle yollardan alanlardır, Yüce Hz.  M. Akif ERSOY’ an bitireyim: : “ .... Bir yığın kundakçı’ dan, HORTUMCU’ DAN  yangın görenler Bizler...” BİR OLALIM!

 

... Ve bu konu ile ilgili  son noktayı koyayım : X’ Fransa’ da , ve diğer ülkelerde hiç bir sorun yaşatmaz iken; bizde; hangi gerekçe ile olursa olsun X’ in gerçek anlamı dışına çıkarılmasına çanak tutanlar, tutmaya de devam edenler ; ... BELANIZI VERSİN! Buradaki ....yı yazmak laikliğe aykırı olduğu için, sistemin emirlerini uyguladım...

 

Her zaman ki gibi selam O’ na tabi olanlara olsun... O? nu açık yazmak bizdeki X’ e aykırı olduğu için, sistemin emirlerini uyguladım...

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Allahın selamı ve rahmeti üzerinize olsun dostlar

Bundan evvel Hz Ali 4,5,6 . yazı dizisini göndermiştim. Son olarak 7. ve 8. gönderiyorum.

İleride devamlı göndereceğim, tenkit ve tavsiyelerinizi beklerim.

Niğde' de ONURLUHAMLE ve OLUMLU YOL sitelerinde, Adana da ADANAFORUM da yazıyorum, bilgilerinize...

Niğdede ki site milli ve mukaddeslerimiz ağırlıklıdır. ADANAFORUM' un yelpazesi daha geniştir, bilgilerinize...

her iki sitede yazılarıma ulaşırsınız, dostlarınıza ışıkolun, saygılarımla...

 

 

[OSMANLI ve EHL-i BEYT (1)]

 

 

[Hz. ALİ (K.V.)  ve ALEVİLİK (7)]

 

Ben şahsen; Peygamberimiz Efendimizi rüyamda çok görmek istedim, en’ an da- halen de isterim. Şu an 64 yaşındayım. Maalesef GÖREMEDİM! Şükürler olsun ki;  Hz. Ali Efendimizi rüyamda iki kere gördüm! Anlatayım,  Birincisinde: bir yerde üç beş kişi yürüyordu önde yürüyen kişi için çevredeki insanlar ALİ BU!  Hz. ALİ! Deyince, koştum gittim eline sarıldım öptüm, bana öyle bir gülümsedi ki , elan GÖZÜMÜN ÖNÜNDE UNUTAMIYORUM! Çok mübarek güzel, güçlü yapısı ile yanında yürüdükleri kişilerin en yakışıklısı idi, Allah (C.C.) yüzünü mübarek kılmıştı... İkinci gördüğümde bir evimiz varmış, Hz. Ali (K.V.) geldi dediler, yanındakilerle girdi selam verdi ve benimde duyacağım şekilde; “Bu ev arkadaşımın evidir, ilk defa geliyorum, ne zaman bir arkadaşınızın evine misafir gitseniz önce  evinde iki rekat ZİYARET NAMAZI Kılın!” dedi ve yanındakilerle namaz kıldı. İşte iki defa rüyamda bu şekilde gördüm. Allah herkese nasip etsin , peygamberimizi ve diğer büyüklerimizi görmeyi de. “ZİYARET NAMAZI” diye bir namaz var mı bilmiyorum. Allah için bir dostumu ziyarete gittiğimde iki rekat namaz kılarım. Hayrola bu ne namazı? Derler. Cevabım açık ve net Hz. Ali efendimizin kıldığı ZİYARET NAMAZI! . İşte ben Hz. Ali efendimizi böyle de anıyorum, KAFAMI- ALNIMI SECDEYE KOYARAK Yüce ALLAH’ mı ANIYORUM! Hz. Ali nasıl anılmak ister öyle analım! ANILMAK İSTEMEDİĞİ ŞEKİLDE DEĞİL! Bir çok hurafeleri Hz. Ali Efendimize atfederek anma değil! Yapmadığı  ve belki de nefret edeceği bir eylemle değil!  BEN BU NEDENLE, NEDENLERLE Hz. Ali Efendimizi anacağım!

 

Çok mühim ARA BİR NOT:  İsteyen alnını- kafasını secdeye kor veya koymaz. Ama birilerinden şu sözleri işittim: “ Yiğit Adam Alnını- kafasını yere koymaz” diyen tiplerle karşılaştım. Bu kişiler Allah’ ın Aslanı ALİ’ den daha yiğitler (!) ÇANAKKALEDE ÖLÜME GİDECEKLERİ BİR AN ÖNCESİ SON NAMAZLARINI KILARAK O PAK ALINLARINI SECDEYE KOYANLARDAN da yiğitler(!) mi sanırsınız? Bu tipler menfaatleri- çıkarları  karşısında, bir güç karşısında değil kafalarını secdeye- yere  koymak; pis kelleleri yerde iken, her türlü amudi durumu sergileyen tiplerdir, bunlar kim mi? “ Yiğit Adam Alnını- kafasını yere koymaz” diyen tiplerdir.

 

BİZ Hz. Ali’ nin gerçek dostuyuz!. Benim bulunduğum eve; “BU EV ARKADAŞIMIN EVİDİR” diye ziyarete gelen Ali Efendimizi (K.V.) idealleri ile anacağım. İdealleri mi?  Az da olsa kitabımda  veya şu an okuduğunuz u yazımda   yazmaya çalıştım.

 

Yüce OSMANLI’ dan ve PADİŞAHLARINDAN bahis edelim. Bu padişahlarımızın tümünde istisnasız  DİN ve VATAN Sevgileri TAMDI! KORKU HİSLERİ YOKTU! Ve de;  TAKİYYESİZ tam bir Samimi MÜSLÜMAN idiler.   Bu konu ile ne ilgisi- alakası var? Konu Ehl- i Beyt olunca;  ÇOĞUMUZUN BİLMEDİĞİ ve de bilinçsizce düşmanı olduğumuz bu Yüce İslam- Türk Devletini OSMANLI İMPARATORLUĞUNU, PADİŞAHLARI İLE ANALIM diyorum.

 

I. Yıldırım BAYEZİD Han bir gün tutuk ve düşünceli bir hale girer. Kendince şöyle düşünmeğe başlar: “ALLAH’ ın bu dünyada bilemediğimiz SEVGİLİ KULLARI var, ancak bizim bildiğimiz ve gözümüzün önünde olan, SEVGİLİ KULLARI EHL-İ BEYT kulları ne alemde acaba?. Hz. Hüseyin efendimizin evlatları olan SEYYİD’ ler, Hz. Hasan efendimizin evlatları olan ŞERİF’ ler, bu mülkümüzde ne yapıyorlar? Bu yüce peygamber torunlarını bu devletimizde itibarsız, zahmetli, kirli vb. layık olmadıkları bir işte mi kullanıyoruz, çalıştırıyoruz. Başlarında bulunanlar bu yüce mübarek insanları yoruyor, yıpratıyor, azarlıyor mu? Gerçi bu menfi- olumsuz davranışları kimse bilerek yapmaz, yapamaz ama ben yinede  TEDBİRİMİ ALMALIYIM! İlahi huzurda hesap veremem” Bu düşüncesini derhal yerine getirmek için, gereken emri verir. Emir şu: “ Derhal ülkemde yaşayan ne kadar SEYİD ve ŞERİF varsa çok sıhhatlice, hassas bir şekilde adları, sanları, yerleri ve yurtları ile tespit olunsun ve bilgilerime sunulsun!” Bu emrin arkasından da: “Derhal bir müessese- Vakıf kurulacak ve bu vakfın başına bir evlad-ı resul getirilecek. Bu görevli kişi doğumları, ölümleri ciddi bir kayıt altında tutacak. Şecereler cok dikkatli ve ciddi kayıt altına alınacaktır. Ve mülkümde-devletimde bu mübarek kişiler her işte, adi işlerde çalıştırılmayacaktır! Devletimizle ilişkileri en güzel ve uyumlu tutulacak tedbirler alınacak, aldatılmaları, yanlış evlendirilmeleri, evlenmeleri, bazı yanlışlara düşmemeleri, aldatılmamalarına karşı, yanlışlara düşmemelerine karşı ÇOK HASSAS ŞEKİLDE KORUMA ve KOLLAMA  ALTINA ALINACAKLAR vd. her türlü menfi- olumsuzluklar karşısında korunmaları ve gözetilmeleri devletimizin devamı boyunca sağlanacaktır, bu vasiyetim ve emrimdir!” Vakıf ve müesseseler kurulur. Padişah emri bir nevi KANUN olduğu için; bu kanun uygulanmaya devam eder. Zaman içinde Osmanlı Türk Halkı bu mübarek kişileri tanıyınca vakıflar önemini yitirir. Bu vakıfların görevini halk yüklenmiş olur. Bu Ehl-i Beyt den halk kimi görse  bunları baş tacı eder sonsuz saygı sevgi gösterir. Bu vakıfların devreden çıkması oto kontrol’ u halkın tam yapamaması gibi nedenlerle; böyle bir imtiyaz sahibi olmak isteyen uyanık, açıkgözler: “Ben Ehl-i Beyitten' im” demeğe başlar. Duruma II. Bayezit el koymak durumunda kalır ve; Söz konusu vakıf ve müesseseler ciddi olarak devreye girer. Bu SEYİD ve ŞERİF ler askerlikten muaf, Vergiden muaf, imtiyazlı kişiler olarak sadece halkın içinde değil; padişahın tahtı yanında özel ayrılmış yerlerde de köşe başlarına oturtularak itibar görür ve bizzat padişah tarafından baş tacı edilirler. Sancak-ı Şerif dibinde ancak bunlar yürür. Yüce- ulu hakan ABDULHAMİT yıldız sarayında bunlara ayrı bir konak tahsis etmiş, maaş bağlamıştır.

 

Bunları niye? mi yazıyorum. Aydınlıktan kaçan bazı yarasa tipler, AYDIN(!)  olduklarını iddia ederler, çoğu gerçekten kaçan değil gerçeği örtenlerdendir, gerçeği örtenler kim mi?  Yüce Kitabımız Kur’ an bunlara bir isim vermiş,  bunu da sen bul ( bu isim) neymiş...

 

(AŞK ve SEVGİNİN SINIRI)

 

[Hz. ALİ (K.V.)  ve ALEVİLİK (8)]

 

OSMANLI ve EHL-i BEYT (2) ve...SINIR!

 

NETİCE:  623 yıl hüküm sürmüş, 60 ülkede egemen olmuş bu muhteşem OSMANLI DEVLETİ ve PADİŞAHLARI EHL- İ BEY’ e Saltanatları - devletleri müddetince BAŞ SAYGI DUYMUŞLAR ve dolayısıyla EHL- İ BEYTİ BAŞ TACI ETMİŞLERDİR! Bir örneğini hangi İslam devletinde görebiliyoruz? Bu açıdan da OSMANLI DEVLETİ YÜCE BİR DEVLETTİ! demeli, diyebilmeli, Osmanlı’ ya HAKKI TESLİM EDEBİLMELİYİZ. Ehl-i Beyt kıyamete kadar başımızın tacıdır! Osmanlı ve Osmanlı halkı olan dedelerimiz kendilerine düşeni yaptı ve gerçek ALİ’ yi SEVENLER olduklarını ispat etti. Gerçek ALEVİLİK BUDUR! Bunun dışında olan mı? Ali’ siz Alevilikten tutun;  ALİ (Haşa) ALLAH’ DIR noktasına kadar ki aralıkta, bu sunduğum ölçüler dışında ALEVİLİK nedir? Ben çözemedim. Burası ( bu DÜNYA) ADALET ve de HESAP dünyası değil; SINAV/ LABARATUVAR Dünya... Gerçek çözüm sahibi yüce ALLAH olup; Hz. Ali Efendimizin de (bu konularda, konuda) bir veya bir kaç sözü olacaktır. Yüce İlahi huzurda boynumuz eğik olmasın, Hz. Ali Efendimize bakacak yüzümüz olsun diyorum.

 

Ne ALİ’ siz ALEVİLİK(!), ne de Hz. Ali = ALLAH deme SAPIKLIKLARINDAN UZAK, “ ALLAH BİR”, “KUR’ AN BİR”, “ Son PEYGAMBER  BİR”, “ KABE BİR, KIBLE BİR”, “HAK YOL (Kur’ an da seçilen tek din) İSLAM TEK ve BİR”... İMAN ESASLARI ve ŞARTLARI BELLİ! İster dışında, ister içinde ve de ister sınırında ol, “Her koyun kendi bacağından” Yalnız! Bacağından fazla asılı kalmayasın her kim olursan ol KOKMAYA BAŞLAR ve de rahatsız edersin insan alemini...Açık bir yerde bacağından uzun bir müddet asılı kalan  hayvanın kokması gibi...

.

Maalesef; Sadece ALLAH’ a değil; güya çok sevdikleri için (!); sadece Hz. İsa’ ya da değil; Hz. Ali’ yi dahi  ilahi şirk ( ortak) koştular ve kıyamete kadar da bu vb. şirkler devam edeceğe benzer... Şirk ALLAH katında tek affedilmeyecek bir fiildir. Şirk ehlinin bağışlanması yoktur. (Nisa: 48 )

 

UYARI: ÇOK AŞIRI SEVGİ ve ÖVGÜ ALLAH (C.C.) dışında Peygamberimize de  olursa; dolayısıyla da değil, direkt  ŞİRK’ e gireriz... Hz. İsa’ yı , Hz. Ali’ yi aşırı övgü şirk’ e götürdü... Bakın şimdi:

 

Bir anma toplantısındaydım. Adamın biri kürsiye çıktı Saidi Nursi’ yi öyle övdü, öyle övdü ki; Peygamberimiz bu övgünün yanında mum ışığı gibi sönük kaldı. Şok olmuştum kalkıp giderken kolumu tuttular. Ben çıkmakta ısrar edince seslenmediler. Konuşan kişi bu sefer övgüyü Risale- i Nur’ a getirmişti. Aman Allah’ım! Övgüyü öyle şiddetlendirdi ki; Yüce Kitabımız KUR’ AN  bu övgünün yanında mum ışığı gibi sönük kaldı. Beyinler öyle yıkanıyor ki; KUR’ AN yok olmuş yerine Risale-i Nur gelmiş, Peygamberimiz gitmiş Saidi Nursi gelmiş... Yüce KUR’ AN’ ın onlarca ayetinde ÖVME ve ÖVÜLMENİN SADECE ALLAH’ a olacağını, ALLAH’ a mahsus olduğu... apaçık VURGULANIR! ( Fatiha: 2, Sebe: 6, Lokman: 12, 26 Hac: 24, İbrahim: 1,Nisa: 131, Bakara: 267, Mü’min: 65, Lokman: 25, Fatır: 15, Fussilet: 42, Hud: 73, Ta-Ha: 130, Isra: 44...) Bu ayetler gözümün önüne gelince Peygamberimizi bile sevmenin, övmenin bir sınırı olabileceğini, sınırsızlığın, sınırsız sevgi ve övgünün SADECE ALLAH’ A OLACAĞINI İDRAK ETTİM!

 

Dilerim bu söz konusu ettiğim kitabımı (“Aklın ve Bilimin Işığı altında KUR’AN” adlı kitabımı)  okuyanlar ; AKIL EDEBİLMEYİ AKIL EDEBİLME PROGRAMINI çalıştırabilirlerse BU GERÇEĞİ GÖRÜRLER... KUR’ AN diyor ki: “ ÖLÇÜ BENDEDİR, ÖLÇÜYÜ KAÇIRANLAR derhal BANA DÖNSÜN!” Evet ben bu çağrıyı tekrarlıyorum ve kendi nefsime diyorum: “ Hiç vakit kaybetmeden şu an KUR’ AN’ a ve rehberi – açıklayıcısı olan peygamberinin sahih/ geçerli, uyduruk olmayan  sözlerine- hadislerine dön... KUR’ AN’ I KENDİNDEN- KENDİ KAYNAĞINDAN İÇ... KUR’ AN’ IN İÇİNE GİRDİKÇE O’ na doğru ( Hakka doğru) hak yoldasın... Gerisi hikaye- gerisi masal...” Sevme ve övgü sırası mı? 1. ALLAH, 2. Sıra KUR’ AN ve 3. Sıra Peygamberimiz (S.A.V.), ehl-i beyti, dava arkadaşları ( ashap:Hz. E. Bekir,Hz. Ömer, Hz. Osman)) ... diğerlerine kaldıysa devam...

 

Sabırla okudunuz ise; inanın bende sizinle beraber okudum, Hz. Ali (K.V.) Efendimize layık olmak; onun gibi olmaktan geçer, gerisi boş, gerisi safsata, gerisi batıl... KENDİ KENDİME ÇOK ZAMAN DERİM: “ Basiret ışıktır, saf ışık ise NUR’ dur, Nurunu esirgeme! Diye de  ALLAHA dua etmeyi  unutma derim...”

Selam Hak’ a tabi olanlara- uyanlara  olsun, saygılarımla...

 

Bundan sonraki yazımda ; Hz. Ali efendimizin ( bence) şu an asrımızda bir versiyonu olan; Yüce Hz. Mehmet AKİF’ den bahis edeceğim: ÇANAKKALE ŞİİRİNİ BULUP OKUYUN!   Şehitlerimizi anın, kendinize dönün... Bunları; Gerçek  İslam’ a Kur’ an’ da ki İslam’ a davet eden Hz. Ali (K.V.) efendimizi ve onu takip eden, peygamberimizin varisleri Alim’ lerin saçtığı ışığı ( bilimi) izleyeceğiz. Mehmet Akif ; “Kuvai Milliyeciler” in ışığı oldu, şimdiki kuvvacılar(!)’ın  bırakın M. Akif’ i tanımasını;  o yüce insana saldıran ABDli  ve ABli haramzade MAŞA’ lar da var, bunları tanıyalım artık... Nasıl mı? Bekleyin yazacağım...

 

 

 

 

 

Sayın Osman ÜÇER,

 

Senin ve benim bedenimizin olmadığı ve hatta mekanın ve zamanın olmadığı bir boyutta söyleştik haberin oldu mu?- haberin var mı? Sana soruyormuşum, soru şu:  “Senin davan nedir?  ÜÇER, Kupkuru bir cengaverlik mi yapıyorsun sitende?”

Şöyle bir cevabını alıyorum: “ Sn. OKÇU bırak benim sitemde nasıl cengaverlik yaptığımı, kitabında bu sorunun cevabı var: Ertuğrul Gazinin oğlu, Osmanlı Devletini kurucusu ve ilk padişahı Osman Bey, aynı zamanda TÜRK Büyüğü OSMAN GAZİ ( 1258-1326)   Maksadımız ALLAH Adını ve de Dinini yaymaktır. Yoksa savaşımız kuru bir kavga ve de cihangirlik değildir! diyor.

Şimdi; sitemdeki “OSMAN GAZİ RUHU” tekrar şad etmiş oldum; onun güzel ve ulvi gayesini sunarak, soruna cevabımı net ve kesin sunuyorum: BU SİTEMDE Maksadımız ALLAH Adını ve de Gerçek Dinini, HAK GERÇEKLERİ  yaymaktır. Yoksa savaşımız (bu ONURLU HAMLE ve OLUMLU YOL adlı sitelerimde)  kuru bir kavga ve de cihangirlik  yapmak değildir!  diyorsun ve bana dönüp;

“ Sn. OKÇU, ADANA’ da bazı yiğitler (!) çıkmış, namaz kılmayı dolaylı şu söylemle ret ediyorlarmış: Yiğit Adam (!)  Alnını- kafasını yere koymaz .  Sen de bu soruma cevap ver: “ Atın izi, itin izine karışmış diyorlar. Biraz dikkatli bakınca; At izi de kalmamış, it izi, çakal izi birbirine karışmış, amma... Adana’ da bu tip yiğitler çıkmış, ne diyorsun?” Bu müthiş sorun karşısında görüştüğümüz söz konusu olan” HİÇLİK ALEMİNDE” şu şekilde cevap veriyormuşum, vermişim.

Cevabım şu :

“ İsteyen alnını- kafasını secdeye kor veya koymaz. Ama birilerinden şu sözleri bende işittim:  Yiğit Adam Alnını- kafasını yere koymaz!. Bu Yiğit (!) kişiler; Allah’ ın Aslanı ALİ’ den daha yiğitler (!) ÇANAKKALEDE ÖLÜME GİDECEKLERİ BİR AN ÖNCESİ SON NAMAZLARINI KILARAK O PAK ALINLARINI SECDEYE KOYANLARDAN da yiğitler(!) mi sanırsın?

Bu tipler menfaatleri- çıkarları  karşısında, bir güç karşısında değil kafalarını secdeye- yere  koymak; pis kelleleri yerde iken, her türlü amudi durumu sergileyen tiplerdir, bunlar kim mi? “ Yiğit Adam Alnını- kafasını yere koymaz” diyen tiplerdir, diye cevaplamışım seni, neyse Sn.

ÜÇER bu hiçlik aleminde başka görüşlerimizde oldu, onları da sonra sana yazacağım... Selam HAKKA Tabi olanlara...

 

Hz. ALİ (K.V.)  ve ALEVİLİK (I)

 

Onlarca yüzlerce kitap yazılmış bu konuda, onlarca çeşitli versiyonlarda ve farklı görüşlerde onlarca dernek ve kuruluş var bu sorunun muhatabı onlar. Ancak; Bu soruyu bir zamanlar bende kendime ve çevreme sordum, sordum, maalesef  net bir makul ve akıllı cevap alamadım, şöyle ki; Kendini “Alevi” diye sunan bir kişi: “Miraçta, Hz. Cebrail Hz. Muhammed’ e; “Bundan sonra ben gidemem yanarım ancak sen gidersin. O’nun  ile görüşebileceğin mekanlardan münezzeh mekan burası...”demiş ve  Hz.Muhammed bir perde ile karşılaşmış (Perdenin arkasında ALLAH var!) bu perdeden bir el uzanmış, Hz. Muhammed ne görse beğenirsiniz bu elin parmağında Hz. Ali’nin yüzüğü var Yani? Hz Ali= ALLAH dır!”.

 

Burada ( bu noktada)  biraz duralım ve Perdenin arkasındaki Tanrı (!) önce ayağını çıkarsa idi ne olurdu sorusunu  kendimize soralım mı? Aklımız hemen devreye giriyor ve OLUR MU BÖYLE SAÇMALIK! diyor. Bir başka olay da şu: Miraçta bir kapı önüne gelen peygamberimizi içeri almıyorlar. İçerde Hz. Ali başkanlığında bir ulular heyeti var. Bu heyet: “Peygamberliğini sıyır at öyle girebilirsin” diyor. Peygamberimiz peygamberliğini atıyor ve buraya girerek Hz. Ali’ ye tabi oluyor, yani? Hz. Ali’ den aşağı bir derecede oluyor. BUNLARI BEN UYDURMUYORUM! Daha bir başka inanış mı? Var, var sen yeter ki ATIŞI SERBEST BİR BÖLGEDE bunları bana SOR. Adamın önünde akıl da dahil hiçbir mani yok ATABİLDİĞİ KADAR ATIYOR ATIYOR... Biri de çıkıp “Bu kadar da olmaz atma Recep din kardeşiyiz” diyemiyor. Neyse devam edelim: Kıyamete kadar yeryüzünde bu vb. batıl  ısrarın süreceğini göreceğiz. “ İman ederim ki ALİ İLK ve SONDUR!” diyor. Yani? ALİ= TANRIDIR! Diyor. Bu  batıl inançtaki kişilere ve kişiye;  “Her insan, her varlık, canlı veya cansız FANİ, Sadece ALLAH BAKİ! Akıl ve Bilim bunu gösteriyor ve ispat ediyor...” diyorsun. Kişi bu küfrü sürdürüyor ve nesilden nesline devam ettiriyor... Tercihini böyle koymuş ve bu batıl inanca kendisini böyle  kilitlemiş.  Bu kişilerle karşı karşıya geleceğimiz Yüce mahkemede, yüce yargıç Bizi YARATAN  Tek ve Bir ALLAH’ DIR ! YARGILAYACAK O’ dur! Hz. Ali YARGILAMAYACAKTIR!  Hz. Ali’ ye bu sıfatı yakıştırma ; yeryüzü insanının; özellikle Kitabi dinlerin ve de İSLAM’ ın  gözünde ise; apaçık bir küfürdür.

 

Komşumdan bir müzik sesi geldi kulağıma: “ MUSA İLE TUR DAĞINDA ALİ’ yi GÖRDÜM ALİYİ...” Sahi, Hz. Musa ile Tur Dağında kim görüşürdü ? Elbette Hz. ALLAH (C.C.). Peki Hz. Ali efendimiz ne geziyor oralarda? Tur Dağında Hz. Allah  Hz. Musa ile görüşürken bu görüşmeye her geldiğinde Hz. Ali efendimizin elinden tutup Tur Dağına mı getiriyordu?  Yoksa burada görüşen Allah adına Hz. Ali mi idi? Yoksa Hz. Ali  Allah’ ın bizzat kendisimi idi? Musa ile Tur Dağında Aliyi gören kim?, Miraçta Hz. Ali’ nin yüzüğünü; haşa ALLAH’IN PARMAĞINDA (!) gören kim? Hıristiyanlıkta  Hz. İsa’ yı  Tanrının oğlu(!) , Tanrının Ruhu(!) vb. yakıştırmalarını  KUR’ AN şiddetle red etmekte ve ŞİRK SAYMAKTADIR. Hz. Muhammed (S.A.V.) Peygamberimizin en yakını Hz. Ali’ ye Hz. Ali = ALLAH’ DIR! Yakıştırmasının çok çok büyük BİR ŞİRK olduğunu anlamayı bir yana koysak bu iddiayı  HİÇ AKIL ALIR MI?

 

Bir başka Alevi: “ Aslında Peygamberlik Hz. Ali’ye indirilmişti CEBRAİL KARIŞTIRDI, yanlış kişiye (bu yanlış kişi Hz. Muhammed) KUR’ AN’ ı sundu, peygamberlik Ali’nin hakkı idi oysaki, bize göre peygamber Hz. ALİ dir”. Burada da ( bu noktada) biraz duralım:

 

Yeryüzüne bir daha ne peygamber nede kitap gelecek, bu kitap kıyamete kadar tüm insanlara hitap edecek şekilde hazır. Kitabın indirileceği Hz. Muhammed de 39 veya daha aşağı yaşta biri değil! 40 yaşında ve TAM OLGUN BİR KİŞİ, Hz. ALİ Efendimiz ise (o sıralarda) henüz 9- 10 yaşına bir ÇOCUK ; gönderilen PADİŞAHLIK, KRALLIK, HÜKÜMDARLIK OLSA NEYSE ver  onu Hz. Ali Efendimize, ama! gönderilen koskoca bir KUR’ AN, gönderilen insanın 40 yaşı olgunluğunda olması gerek !  Aklımız devreye giriyor: Koskoca kainatı kuran ve bir saat gibi akıl almaz bir düzenle işleten koskoca Yüce ALLAH; Cebrail’ i şaşırsa (Ki bu mümkün değil!) ONUN bu   (Yaptığı yanlışı)  HEMEN DÜZELTMEZ Mİ İDİ? O mübarek Hz. ALİ (K.V.) EFENDİMİZ  şu an yeryüzüne gelse eminim o iki uçlu kılıcı ZÜLFİKAR’ ın bir ucu ile kendisine ULUHİYYET (haşa Allahlık) yakıştıranları; kılıcının diğer ucu ile kendisine PEYGAMBERLİK yakıştıranları KESERDİ,  belki de  kendi usulüne göre TERBİYE EDERDİ!

 

Hz. ALİ Efendimiz KUR’ AN’ İ ÖLÇÜLERDE ALLAH (C.C.)’ı  ve SON PEYGAMBER  Hz. MUHAMMED’ i  en BİLİNÇLİ TANIYAN ve “İLMİN KAPISI”, “ALLAH’ HIN ASLANI” Unvanlarını hakkı ile alan ve aslında Hz. ALİ Efendimizi  ONURLANDIRAN bu UNVANLARI  değil! BU UNVANLARI ONURLANDIRANDIR Hz. ALİ Efendimizdir. O’ ki ( Hz. Ali’ ki)  SON KİTAP OLAN KUR’ AN’ ı REHBER EDİNEN ve Kur’ an’ ı hakkı ile yaşamış bir kişi idi.  Madem O’ na (Hz. Ali’ye)  “İLMİN KAPISI” denmiş  o halde: “ ALİMLER VÅRİSLERİMDİR” (MİRASÇILARIM)  sözü ile yüce peygamber buyruğunu hak eden gerçek Alimlerin TEK BAŞVURU KAYNAKLARI İLİM KAPISI değil mi? oda Hz. ALİ EFENDİMİZ değil mi?,  Neyse devam edelim en son durağında bırakın Hz. Ali Efendimizi, “Hz. Ali de kim biz ALİ’ SİZ ALEVİYİZ! DİN’ le MİN’ le İlgimiz yok bizim, Alevilik ALİ’ den yüzyıllarca  öncede vardı...” e kadar Aleviler(!)  versiyonu düşürdüler!  Hz. Ali= Allah’ dan başladı, Hz. Ali= Son Peygamber le devam ede ede... arada kaç batıl ve sapık versiyon var bilmiyorum ta  ALİ’ SİZ ALEVİLİĞE kadar gelindi  Peki Gerçek ne? Ne olmalı?

 

Cevabım: Her gerçek Sünni Hz. ALİ ve Ailesini, neslini SEVMEK ZORUNDADIR!

Her gerçek Sünni Gerçek Hz. ALİ Aşıklarını BAŞ ÜSTÜ TUTMAK ZORUNDADIR!

Her gerçek Sünni Hz. Ali ve çocuklarına YAPILAN ZULMÜ Lanetlemek Zorundadır!

 

Bu laneti yaşamalı, ancak: Olay üzerinden Bin yıl geçtiği için ADALETİ YÜCE YARGIÇ ALLAH’ a BIRAKMALIDIR, artık çağımız kıyamete kadar   İSLAM KARDEŞLİĞİ OLMALI,  KAFİR ve MÜNAFIKLAR’ a asla GEÇİT  VERİLMEMELİDİR. Yüce KUR’ AN BUNU İSTEMEKTEDİR. Ve Akıl sahiplerine KUR’ AN derki: “Zalim insanlar  zalimlik yapmalarının  hemen ardından (ALLAH tarafından) cezalandırılmış olsa idiler; yeryüzünde hiç canlı kalır mı idi?” ( Nahl: 61. Ayet anlamı) Devam ediyorum:

 

Her gerçek Sünni Gerçekten ve Kur’ an’ i ölçüler içinde Hz. ALİ (K.V.) AŞIĞIDIR...

Her gerçek Sünni Gerçekten Hz. Ali’ yi hakkı ile bilmek ve onun düşündüğü gibi hakkıyla yaşayandır.

Her gerçek Sünni............ onlarca, yüzlerce buna benzer  ifadeler  (Kur’ an’ ın mantığı ile yazılabilir...)

 

NETİCE I : Hz. Ali’yi  sevmenin tek ölçüsü Hz. ALİ (K.V.) GİBİ DÜŞÜNMEK, SEVMEK, YERMEK ve kafirle (gerçeği örtenlerle) mücadele etmektir. Gerçek onun (Hz. Ali’ nin)  resmi mi? bilinmez, o resme bakıp onu sevmek, seviyor gözükmek değil; Hz. Ali’ nin ideallerinin yönüne birlikte- paralel bakmak; gerçekten ALİ’ yi SEVMEKTİR!

Bir düşünür: “Gerçekten susayan; su bulunan bardağın resmine, akan çeşmenin resmine bakmaz gider suyu içer...” diyor. Aynen böyle Resim şekildir, resim resm ettiği şeyin kendisi- maddesi  ve ruhu değildir. Esas olan ALİ Efendimizin resmine bakmak değil; O’ nun  İslam idealini ruhumuza nakış etmektir! Hz. ALİ OLMAKTIR! Onda olmak O’ nun idealleriyle dopdolu olmaktır... Buradaki suyu içme teşbihi mi? Suyu içmek= İdeallerini okumak ve yaşamaktır... Gerisi BATIL, gerisi KÜFÜR, gerisi ŞİRKTİR!

 

Devam edecek... Devam Ediyoruz...

 

 

MÜRŞİT, ALİM ve Hz. ALİ GERÇEĞİ:

 

Hz. Peygamber MUHAMMED (S. A. V.): “ İlim KUR’ AN İÇİNDEDİR!” dememiştir!, KUR’ AN’ da:  “Ben bir Bilim Kitabıyım” dememiştir!  O halde önce o ülke rejimlerinde ATANMIŞ ULEMA(!) DEĞİL, GERÇEK ve bağımsız BİLİM ADAMI OLMAK GEREK! bunun içinde İLİM  ÇİN DE DAHİ (yani nerede ve ne uzaklıkta olursa olsun) OLSA... gidip  BULUNMASI GEREK! Kısacası araştırmak gerek, bu yolda çile çekmek gerek, göz nuru gerek, OKUMAK OKUMAK gerek, “Kur’ an’ da her şey yazılıdır!” yanlışını bilmek- yanlışı ile amel etmemek,  KUR’ AN’ da dahil her şeyin yazılı olduğu tek kitabın; ALLAH’ ın katındaki “Ana Kitap (Levh- i Mahfuz )” da  olduğu gerçeğini bilmek- gerçeğine iman etmek esastır...

 

MADDİ BİLGİLERE NE GEREK VAR, Şeyhim π (3,14159...) sayısını bilmese ne olur, Şeyhim bizi CENNETE UÇURACAK...” gibi aldatmacalar’ a inanan Müslüman bilsin ki ve hatta insanlık:  CAHİL CENNETE (Her kim olursa olsun) SOKULMAYACAKTIR! Hz. ALİ (K.V.):  “ Cennetinde tek bir CAHİL VARSA BENİ CENNETİNE SOKMA Allah’ hım” diye dua ettiğini, Gerçek Mürşidini İLİM olarak kabul ettiğini ve  gösterdiğini biliyoruz.

 

A. Einstein’ in söylediği ilmi ve haliyle evrensel olan bir sözü üzerine;  ki sözü şudur: “Aklımın almadığı tek şey koskoca evreni aklımıza sığdırabiliyor olmamız...” diyor. Peki,  evren içindeki maddenin en küçük yapı taşı ATOMLAR? Atom’ un da en temel parçacıkları KUARK’ lar ve LEPTON’ lar, yani Atom çekirdeğinin en küçük temel parçacığı KUARK, çekirdek etrafında ve dışında bulunan ( – yüklü elektronlar ve + yüklü elektronlar- Pozitron’ lar) ailesi denilen LEPTON’ lar.  Bu atomları tüm detayları ile her şeyini bilmemize rağmen ; onu aklımızda temsil eden  ve göremediğimiz en küçük bir parçacık fikri, yani? Koskoca evreni, çok çok küçük atomu ve de; atom altı parçacıklarının mevcudiyeti fikrini ret edemiyor aklımız. İşte makro ve mikro kozmosu aklımıza sığdırabilmenin nasıl olur? cevabını KİM VERİYOR? Sıkı durun cevap veriyorum!   Biz insanları yeri geldiğinde bahis eden Hz Ali (K.V.):      “... Evren- Evrenler sende, ey insan,  İNSANDA dürülü...”  diyor. Yüce Hz. Ali (K.V.) Efendimiz 1400 yıl evvel bu sözü daha geniş bir anlamda  söylemişti, işte  Ey A. Einstein! İLİMİN KAPISI (1400 yıl önce yaşayan) Yüce  Hz. ALİ’ dir!  Diyebiliriz, diyoruz...

 

“ALİMLER’ in Ölümü ALEMLERİN ÖLÜMÜ GİBİDİR...”, “ Bilenle Bilmeyen bir olur mu?”, “Gerçekten  Allah’ tan korkanlar ALİMLERDİR- Bilenlerdir” ( Zümer 9. Fatır: 28. ayet). Alimin mürekkebi şehidin kanından üstündür...”, “ Alimin uykusu cahilin çalışmasından üstündür...” vb. nice ilahi emir ve benzeri  peygamber sözleri var, diğer dinlerde ne dereceye kadar  İLİM ve İLİM ADAMLARI övülmüş ben bilmiyorum! SİZ BİLİYOR MUSUNUZ?

 

NOT 1: Hz. ALİ efendimizin ismi anıldığında; Saygı ile; “Allah (C.C.) O’ nun ( Ali’ nin) yüzünü mübarek kılsın” deriz. K.V.= Kerremullahu vechehu.

 

NOT 2: Kitap fuarındayım. KEÇİ SAKALLI biri ( şimdi moda bu sakal; etik/ entel görünüş simgeliyormuş, vay babam vay, ne günlere kaldık...) Bana döndü: “ Hz. Muhammet efendimiz diyorsun, Hz. Ali efendimiz diyorsun, ben Muhammet derim, Ali derim, ne gerek var efendimiz diyorsun...” devam etti bu keçi sakallı: “ ALLAH  Arapça dır, ben Tanrı derim...” Kulakları çınlasın Mustafa DOLUNAY adlı bir dostumun sözü aklıma geldi: “ Kur’ an Arapça değil RABCA’ dır” “... Aklın ve bilimin ışığı altında Kur’ an gerçeği” adlı kitabımda; benzer bir akıllı(!) şöyle sormuştu: “ Biz Türk’ler Arap’ ın dinini mi yayacağız?” diye. Cevaplar verdik, bu kitabım Ansiklopedik Sentez Söyleşi şeklinde dir.

 

NOT 3: Bu dünya Adalet değil Sınav- imtahan Dünyası’ dır, kimse çıkıp da: “ Ben Hz. Ali’ ye ve ehl- i beyte yapılan zulüm un hesabını soracağım...” demesin. Nedir bu Şıa, Sünni Davası? Irak olayları gözümüzü açmıyor ve hala ben şu mezheptenim diyorsanız basiret dilerim... En kısa zamanda Ana kaynak ana kitap, hak kitap a dönmek, Asr-ı saadet Müslümanı olmak, nasıl mı ? KUR’ an’ a tüm yanlış ve örfi inançlarını atarak dönmek, gerisi boş, gerisi, laf...

 

Yüce Hz. Ali (K.V.)’ den AKLIN ve BİLİMİN Işığı altında bahis edeceğim, BEKLEYİN...

 

Hz. ALİ (K.V.)  ve ALEVİLİK (4)

 

Efendimiz (K.V.) ‘ den kelamlar/ Mesajlar:

 

- Cahilin KALBİ DUDAĞINDA, Alimin DUDAĞI KALBİNDEDİR.

- Akıllı kişinin lisanı kalbindedir, düşünerek söyler.

- Kişinin kalbi körse, gözünün görmesinde yarar yoktur ( boş gözle bakan bakar kör), aynı anlamda;

- (Kalp gözün kapalı ise; görmenin, açık gözünün  sana faydası yoktur.)

- Kişinin özü doğru ise sözü de doğrudur.

- En şiddetli fakirlik olan AHMAKLIK; Kişinin KENDİ AKLINI BEĞENMESİ ile başlar.

- İlimsiz İBADETTEN, Tefekkürsüz ( Derin ve sağlıklı düşünce siz) KUR’ AN OKUMAKTAN Fayda ve HAYIR YOKTUR! ( Çevremizde- ortalıklarda; KUR’ AN ne yazıyor? Bilmeden Kur’ an okuyanlardan geçemiyoruz...)

Ecelinden önce yıpratan tek şey TEMBELLİKTİR.

- En büyük YARDIMCIN ( elbette ALLAH’ DAN SONRA )   AZİM ve SEBATINDIR.

( Yüce Hz. ALİ bu kelamı ederken;  kendi nefsi için Halifeliğe mi; yoksa Gerçek İSLAM olmaya mı azim ve sebat etti? Bu soru abes aslında. Tüm yaşamındaki azim ve sebatı  Gerçek İSLAM’ ın YAYILMASINA idi...)

- Kıymetlendiren, Şereflendiren İLİMDİR.

- İLİM karşısında ZENGİN CAHİLLER ALÇALIR.

- Sen servetini, İlim SENİ KORUR. (Servetini korumak senin, seni korumak ilminin görevindir)

( “İlim seni korur, sen ise malını- servetini korursun. Mal bekçileri her zaman her yerde var, ilim bekçileri ise; gönüllerdedir”... gibi benzer bir kelamı Imam- Maverdi yapmış.  Bu Sözün kaynağın Hz. Ali’ ye ait olduğunu görüyoruz)

- İnsan ölür, ALİM( Bilen) Ölmez! ( Eserleri ile yaşar)

-  İlmi rivayet edenlere değil; İlme riayet edenlere tabi ol. İlmi rivayet eden çok, riayet eden azdır.

- SAKIN! CAHİLLE ne ŞAKALAŞ ne de LATİFE YAP! Dili Zehirlidir, gönlünü kalbini kırar, yaralar, sokar...

- Haddini bilen helak olmaz.

- Mal Sarhoşluğu içki sarhoşluğundan çok daha şiddetlidir.

- Fakir halkı gözetmeden her şeyi boğazına atan ruhen fakir- aşağılıklardan olma!

- Bir toplumda YOKSULLUK, Varlıklıların ( ZENGİNLERİN ) yaptığı İSRAF nispetindedir- ORANINDADIR. Formüle edersek:  “ Toplumsal YOKSULLUK”= ZENGİNLERİN İSRAFI nispetinde DOĞRU ORANTILIDIR!

- Sultan olmak isteyen KANAAT I ELDEN BIRAKMASIN.

- Eyvallah sız Sultan olmakta KANAAT LA DIR. ( Ona, şuna, buna  muhtaç israf ehli devlette olsa  muhtaç olduğu devletlere gebedir, yani ne derse yapmak zorunda olan devlet veya sultan...)

-  Devletin devamı Adalet iledir ( Devletin- mülkün temeli Adalettir’ in başka bir deyiş şekli. Hz. Ömer’in söylemi olarak ta vurgulanır)

- Adalet, halkın dirliği ve düzeni; idarecilerin ise, süsü ve güzelliğidir.

- Vakarlı Tevazu sahibi ol.

- Sözü kim söylemiş (Unvanı ?, rütbesi ? ... olsun olmasın) söylediğine değil; NE SÖYLEMİŞ sen ona bak!