ÖMER FETHİ GÜRER KÖŞESİ
VALİMİZ ÖNSÖZLERİ
ÖMER FETHİ GÜRER
Valimiz Sebahattin
Öztürk, Niğde tanıtılması adına bir dizi
çalışma başlattı. Özellikle yeni yayınlar ve Cd ile Niğde tanıtımı için gerekli
görsel dökümanların yeniden düzenlenmesi ve İnternette bu bağlamda yeni bir tanıtım
çalışması yapıldı.
Niğde adı ile çıkan
kitapçık sonrası “10 bin yıllık Hatıra Niğde” kitabı
,Fotoğraflarla Niğde Kitabı,Aladağlar ve Niğde haritası, kale ve müze
broşürleri ile yararlı yayınlar çıktı.
“10 bin yıllık Hatıra” kitap önsözünde
valimiz “Türkiye Konumu itibariyle dünyanın
önemli bir merkezinde bulunmaktadır.Uygarlıklar kavşağında bulunan
ülkemiz,geçmişte olduğu kadar,bugünde
tarihi değerleri,doğal
güzellikleri ve statejik öneminden dolayı dünyanın ilgi odağı olmaya devam etmektedir. Bir çok uygarlıkların
yaşandığı ülkemizde, günümüzde ulaşan
taşınır ve taşınmaz kültür varlıkları,sahip olduğumuz
hazinenin önemini ortaya koymaktadır.
Tarihin binlerce yıllık sürecine tanıklık eden ve yerleşik yaşamı günümüzden
onbinyıl öncesine kadar uzanan
Niğde ili,tarihi değerleri,doğal güzellikleri,termal
kaynakları ile ülkemiz Kapadokya
bölgesinde bulunan önemli bir
turizm merkezidir.Camiler
Medreseler, Bedestenler,Türbeler ve diğer tarihi eserler
bu kentin dokusunu adeta bir nakış gibi işlemiştir. Bu kentin turizm
gelişmesinde önemli katkılar sağlayan Bolkarlar ve Aladağlar ise dağcılık ve
doğa sporları bakımından dünyaca
bilinen önemli merkezlerdir.Çiftehan
kaplıcları ve Narlıgöl termal turizm merkezi, Niğde’nin termal turizmininde gelişebilirliğini ortaya koymaktadır.” Diye
yaptığı girişte Niğde
ürünleri ve el sanatlarına da vali
Öztürk önsözde değiniyor. Niğde tarihi değerleri ve doğal güzellikleri
görsel ağırlıklı işlendiği bu kitaptan sonra bu kere fotoraflarla Niğde kitabı
bastırıldı. Vali Öztürk bu yayının önsözünde de“ Tarih ve turizm Kenti Niğde ,ülkemizin İç Anadolu Bölgesinin
güneydoğusunda,Kapadokya yöresinde
bulunmaktadır .Yapılan bilimsel kazılarda sonucu ortaya çıkartılan
arkeolojik buluntular,bu tarihi kentin
kuruluşunun 600 bin yıllara kadar
uzandığını ortaya koymaktadır.
Binlerce yıllık tarihi
geçmişe sahip olan bu güzel kentte tüm dönemlerin ve kültürlerin izlerine rastlamak
mümkündür.” diye başladığı sözlerinde Niğde bölgesinin özelliklerini
anlattıktan sonra sözlerini şöyle tamamlamıştır. “Sanatın gücüne inanan insanları yetiştiren bu tarihi
kent, gelişmişlik yönünden her geçen gün
bir çok yeni projeye imza atmaktadır. Ve önümüzdeki yıllarda Niğde, her alanda kalkınmışlığını
tamamlayarak örnek bir il olarak kendinden söz ettireceğine inancım sonsuzdur” demiştir.
Valimiz iki kitabın
önsözünde de Niğde özellik ve önemine vurgu yapmaktadır.Keza
üçüncü bir Niğde kitabında”-“ Tarihin binlerce yıllık sürecine tanıklık eden
Niğde ili,ülkemizin İç Anadolu Bölgesi’nin güneydoğusunda bulunmakta
olup,antik adı “Nahita” diye sunuşuna başlamıştır. Niğde kitabında Arkeolojik kazılardan,doğal güzelliklerine Niğde hakkında kısa bilgiler
yer almaktadır. Vali Bu kitap önsözünü de şöyle bağlamıştır-“ Tarım ve Hayvancılık
Niğde için önemli bir geçim kaynağıdır. Elma ve Patates üretimi ile Niğde, ülkemizde ilk sıralarda yer
almaktadır. Halı fabrikaları,organize sanayi bölgeleri
ve diğer sanayi kolları Niğde halkı için önemli istihdam alanlarıdır. Niğde geleneksel el sanatları
yönündende önemli bir merkezdir. Niğde iline ait el dokuma halıları yöre halkı için
önemli gelir kaynağıdır. Bu nadir el dokuma halılar dünyanın bir çok yerinde alıcı
bulmaktadır. Kapadokya bölgesinde
bulunan ve bünyesinde bir çok
tarihi eser barındıran müzeler kenti ,Niğde mutlaka ziyaret ediniz.”
Valimizin çağrısına
Niğde keşif için herkesi bizde katılmaya davet ediyoruz. Evet
Niğde mutlaka ziyaret edin.
Niğde her adımında
düne ait bir şeyleri saklamayı korumayı başarmış bir kenttir .
Bir gün mutlaka Niğde özellikleri güzellikleri ile anlaşılıp sahiplenilecektir.O
gün geç gelmesin hemen olsun diyenlerin çabası çalışması gayretine çok ihtiyaç
vardır.Özellikle sanayici ve iş adamları bu alanda daha fazla Niğde tanıtımına
ağırlık vermeleri, bilimsel kazılara sponsor olup destek sağlamaları yeni
bulguların açığa çıkmasına vesile olacaktır.
ALADAĞLAR VE NİĞDE GEZİ HARİTALARI
ÖMER FETHİ GÜRER
Niğde Valiliği ve İl
Kültür Turizm Müdürlüğü Niğde ile ilgili ziyaretçileri bilgilendirmek amacı ile
üç ayrı kitap yanında iki de haritanın basımı sağlandı. Niğde’de turizme
yönelik bu çalışmalarda kent merkezi ve Aladağları gezmek isteyenler için
yararlı iki çalışma gerçekleştirilmiş oldu
Haritaların gerçekleşmesinde Dr.
Cengiz Kayacılar önemli emeği var. Niğde
tanıtımı ve Niğde değerlerini tanıma adına çaba ve çalışma gösteren birkaç
değerli öğretim görevlisinden birisi olan Dr. Cengiz Kayacılar Aladağlar ile ilgili hazırladığı
haritada Şule Erdilmen ile Niğde için
önemli bir eksiği daha tamamlamıştır.
Mükemmel bir çalışma
ile haritanın yapılmış olması Aladağlar kadar Niğde içinde bir sanstır. Bu
konuda 2002 raporunda yer alan yapılması gereken işlerden biri böylece
sonuçlandırılmıştır.
Gerek resimler, gerek
yerler ile başarılı bir çalışma olarak harita yapılmıştır. Niğde Aladağlardan
yararlanmak isteyenler için bir boşluğun dolmasını sağlamıştır. Niğde Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü
ve NİÇEV(Niğde Çevre Koruma ve
Geliştirme Derneği) iş birliği ile hazırlanıp,İl özel
idaresinin maddi kaynağı ile bastırılan harita da çizim Dr. Cengiz Kayacılar,
grafik tasarımı Şule Erdikmen yapmıştır. Dağ Kullanım Haritası Niğde Aladağlar ile
ilgili detayları içermektedir. Dr. Cengiz Kayacılar Aladağlar ile ilgili özet
bir tanıtıda yazmıştır.Dr Kayacılar-“ Mediyetlerin
beşiği” diye bilinir Anadolu. Bunun
sebebi, “Bereketin Beşiği” olan cömert topraklarının doğal bir kalede
bulunmasıyla ilgilidir. Ortalama 1100 metrenin üzerindeki yükseltisiyle kenarlarına sıradağları,etrafında
da denizleri olan Anadolu,bir ana şefkatiyle medeniyetleri beşiğinde
büyütmüştür.
Etrafında denizler
yağmuru gönderir. Kenarlarındaki sıra dağlar suyu depolar. Dağlardan doğan
akarsular bereketli toprakları sulamaktan yorulmaz.Doğal
kalenin olmazsa olmazı dağlardır. Dağları olmasaydı
Anadolu’nun, ne analığı kalırdı ne de beşikliği… Boşuna dememiş coğrafyacılar,
“Kartal yuvası Devleti” diye. Bu dağ yuvasına sahip olan,kartal gibi özgür
kalır….
Elinizde bu harita,
“Kartal Yuvası”nın güney boylu boyunca kuşatan Toros sıradağları üzerinde Orta
Toros Aladağlar’ı tanıtmak amacıyla hazırlanmıştır.
Niğde, Adana ve
Kayseri illerinin kavuşma sahasında yaklaşık 1024 kmkarelik bir yayılıma sahip
olan Aladağlar, etrafında yaşayana yöre halkının kendine özgü bir yayla yaşamı
ve dağ kültürü geliştirmesine sebep olmuştur. Sosyo-ekonomik ve kültürel açıdan
olduğu kadar doğal coğrafya yapısı ve dağ ekosistemi bakımından da eşsiz bir
özgünlüğe sahiptir.
Aladağlar Demirkazık
Zirvesi
Ancak ulusal ve
uluslar arası düzeyde
sportif ve turistik kullanımın giderek denetimsiz biçimde yoğunlaşması, Aladağlar Ekosistemi üzerinde
antropojen baskıları ağırlaştırmaktadır. Bu nedenle T.C Çevre ve Orman
Bakanlığı’nca koruma çalışmaları başlatılmıştır. İlk olarak 1991 yılında
Kayseri bölümünde kalan “Hacer Ormanı Tabiat Parkı”, ardından 1995 yılında
hemen bütün Aladağlar’ı kapsayan “Aladağlar Milli Parkı” Bakanlar Kurulu kararı
ile ilan edilmiştir. Aladağlar’ın sahip olduğu turizm potansiyelinin de
“koruma-kullanma dengeleri” oluşturmak kaydıyla değerlendirilmesi
kaçınılmazdır. Nitekim bu amaçla T.C
Kültür ve Turizm Bakanlığı, “ Birinci
Derecede Öncelikli Yüksek Dağlık Alanlar” kapsamında ,6
dağlık bölgeden biri olarak Toros Aladağlar’ı da değerlendirmeye almıştır.
Aladağlar’ın dağcılık,doğa sporları ve dağ turizmi açısından en yoğun
kullanılan ve başlıca doğal değerlere sahip bölümü Niğde bölümüdür.
Aladağlar’ın başlıca giriş kapılarına,Niğde
Bölümü’ndeki Demirkazık ve Çukurbağ köylerinden ulaşılır. Bu bölümde dağ ve
kayak evi, milli park tanıtım merkezi ve profesyonel rehberlik hizmetleri
ziyaretçilerin faydasına sunulmuştur.”
Dr. Cengiz Kayacılar
Harita sunuş yazısında yer verdiği bu görüşler ile kısaca Aladağların genel
durumunu da özetlemiştir. Ayrıca Şule Erdilmen’de İngilizce çevirisi yayında
yer almaktadır. Bazı zirvelerin rakımları ile yer aldığı harita da Köyler, dam
yerleşmeleri, yayla alanları,kış ve yaz kamp yerleri,
arazi ve patika yolları,su kaynakları,tırmanış rotları,akarsular, göller,kaya
buzulları,kalıntı buzullar, aktif ve atıl maden ocakları,dağda yer alan ağaç
kümeleri, dağ çiçekleri, Vaşak,Dağ Keçisi gibi yöre hayvanları,seyir tepeleri,
Kanyon geçişleri, Dap bisiklet ve yamaç
paraşüt alanları, kayak ,kar sörfü gibi spor alanları, dağ geçitleri,zirveler yer almaktadır. Ayrıca
Milli Park Tanıtım yeri, dağ evi, kaya anıtı gibi ayrıntılarda harita da
gösterilmiştir.
Bu harita hazırlanması,düzenlenmesi ve basılmasına vesile olan herkesi
Niğde adına yaptıkları bu güzel çalışmadan dolayı kutluyorum.Ayrıca Niğde ili
Toros dağları’na Yaslanan Kapadokya haritası da yine Dr. Cengiz Kayacılar ve
Şule Erdilem tarafından Niğde Valiliğince yaptırılmıştır.Harita resmi verilerde yer alan bilgilere göre
düzenlenmiştir. Bu iki harita Niğde için önemli bir boşluğu doldurmuştur.
Niğde iline gelecek
kişi Niğde il Kültür ve Turizm Müdürlüğüne uğrak vererek iki haritayı yanına
alıp gezisine başlamasında büyük yarar vardır.
ÇALIŞMALAR
ÖMER FETHİ GÜRER
Niğde İl Kültür ve
Turizm Müdürlüğü 2008
yılında tanıtıma yönelik vali Sebattin Öztürk’ünde desteği ile bir dizi çalışma
yaparak yayınladı. Buçalışmalarda Niğde ile ilgili farklı ve ayrıntılı detaylar
yer alıyor.Üç kitap yanında iki harita iki broşür ve
iki Cd çalışmayı kapsamlı kılan yayınlar oldu. Bu konuda düşüncelerimizi
yazacağız. Bu kere bu çalışmayı yapan başta İl Kültür ve Türizm Müdürü Mehmet Öncel
Koç ile diğer emek verenlere Niğdeli bir yurttaş olarak teşekkür ediyorum.Yazılarımızı izlyen bilir. Niğde ili genelinde tarih doğa turizm ile ilgili yüzlerce yazı yazdık.O yazılarımızda Niğde tanıtımı amaç ve çabamız oldu.
Niğde birkaç yeri hariç adım adım denecek kadar gezdim. Niğde her gittiğimde
farklı ve ayrı bir detay ile tanıştığım bir dokuya sahip. Bir konuda bir
çalışma olduğunda bir süre sonra yeni çalışma gerekli olacak kadar yeniden
bilgiye erilen bir durumuda var. O nedenle her yıl belli çalışmaların yapılması
ve yenilenmesinde yarar var. Keza Niğde için çıkan çalışamalarda dünden olandan
farklı bazı yeni görünümler yer alıyor.
Bu gibi çaba ve çalışmalarda geniş bir uğraşta gerektiği mutlak o
nedenle emek veren çaba
harcayanları kutlamak gerekiyor.
Niğde ile ilgili ilk
yayında Mehmet Öncel Koç,Emin
Kılıç, İsmail Tecimer, Yrd.Doç. Dr Cengiz Kayacılar adı yer alıyor Fotoğraflar
ise Atilla Alp Bölükbaşı ve Cengiz
Kayacılar imzasını taşıyor. Metin düzeltmeler Emel Taşçı tarafından yapılmış, 10
bin yıllık Hatıra Niğde kitabında Mehmet Öncel Koç, Cengiz Kayacılar, Fazlı
Açıkgöz, Emin Kılıç, İsmail Tecimer, M.
Haris Peker, Ebru Kavaklı ve fotoğraflar İsmail Küçük, Cengiz Kayacılar, Niğde Müzesi
arşivinden alınmış.Fotoğraflarla ilgili Niğde kitabında
Mehmet Öncel Koç, Dursun Şimşek, Emin Ayiş, Nedim Urcan,İsmail Tecimer,Emin
Kılıç yayına hazırlayanlar olarak yazılmış.
Grafik tasarım Kadir Doğan, fotoğraflarda Dursun Şimşek, Emin Ayiş, Nedim Urcan,
H.Ali Dönmez, Oğuz Ecemiş tarafından
çekilmiş. Üç çalışma beğeni ile baktım. Ayrıca iki Niğde Haritasıda yapılmış.
Ayrıca bu konularda yazacaklarım olacak ama Niğde adına bu tür çaba ve
çalışmaları doğru buluyorum.
Yapılmış bir çalışma
çok güzel bir emek ürünü olarak Niğdemiz için kazançtır.
Doğal olarak benim
gibi Niğde adım adım sayılacak gezmiş biri için neden yok dediğim yerler vardır. Ama bu eksikler zaman içinde mutlaka
giderlecektir. Umudundayım. Yapılan her çalışma faydalıdır. Her ne kadar bu
çalışmalarda olması gerekenlerde bulunsa da hiç yoktan iyidir.
Yapıla yapıla en güzel
olanı mutlaka ortaya çıkacaktır. Niğde bilinmeyen yer sayısı çok sınırlı kalmıştır.Gün gelecek bu bilinmeyenlerde keşif edilecektir. Her çalışmadan sonra yeni
bir çalışma beklentiside olur. İyi ve güzel yapılan girişimler umudumuzu
artırır. Bu bağlamda İlk Kültür ve Turizm Müdürü Mehmet Öncel Koç çabalarını
olumlu buluyorum.
Yaz aylarında
Çukurkuyu Yer Han ve Balcı
Kestane ağacını ve iftiyanı resimlemeye beraber gitmiştik.
Heyecanla gördüklerini değerlendiriyordu.İftiyan bölgesinde de çekimlerinden kitapta yer vermemiş ama o bölgede
gördüklerinden çok etkilenmişti.
Niğde için dünde
çalışmalarda bulunanları hiç unutmadık. Bu gibi eselerin oluşumu için emek verenlerin olması
Niğde adına şanstır. Niğde Kitabımı ilk
bölümü yazdım Eğer bir sponsor bulur bastırabilirsem
Niğde Cumhuriyet döneminde belki de gidilip görülüp yazılan en kapsamlı çalışma
olacaktır. Tek başıma bu çaba ve uğraşı verirken Niğde tüm detayları ile de
tanıdığım için eksik
olanı görüyorum ama esas eksik olan Niğde için bugune kadar seksenbeş yılda
seksenbeş kitabın dahi çıkmamış olmasıdır. Yeni yeni Üniversite ile başlayan
bir kıbırdanma vardır. Bunun diğer kurumlarca desteklenmesi lazım. Bugune kadar yapılanlar emek
verilenler olmuştur. Niğde Yıllıkları ile Şahenklerin bastırdığı Niğde çalışmaları yakın
dönem için yararlı yayınlardır. Keza Cumhuriyet döneminde Niğde tarihi içeren kitaplarda
yapılmıştır ama dediğim gibi halende Niğde tüm detayları ile tanıtım sürecine
erememiştir. Olumlu gidiş ve çabalar bunun her keresinde bir eksiğini tamamlamak
şeklinde devam etmektedir.
Niğde İl Kültür ve
Truizm Müdürlüğü çaba ve çalışmalarından dolayı kutluyorum ve devamının Niğde
adına faydasına inandığımı belirtmek istiyorum.
HATIRA
ÖMER FETHİ GÜRER
Niğde valiliği tarafından Niğde ile ilgili “ 10
bin yıllık Hatıra” adı ile yayınlanan kitap Niğdemizde farklı yerlerin anlatımı
yapılıyor. Kitap Niğde tarihçesi, Niğde Müzesi, Niğde Kalesi, Gümüşler Ören
Yeri, Köşk Höyük, Ak Medrese,Sarıhan, Sokullu Mehmet
Paşa Bedesteni, Ulukışla Öküz Mehmet Paşa Külliyesi, Camiler, Türbeler,
Hamamlar, Niğde Evleri, Kiliseler özet olarak
kitapta anlatılıyor.
Kitapta Niğde ile
ilgili bir harita yanında Aladağlar, Bolkarlar,Doğal
Güzelliklere de yer veriliyor. İngilizce-Türkçe
boyutu düzeni ile Niğde için ihtiyaç olan bir çalışma gerçekleştirilmiştir.
Emek veren, çaba gösteren, resimleri çeken ve yayınlanmasını sağlayanlara bir Niğdeli olarak teşekkür ediyorum ama
birkaç nokta var ki onları da yararlı olacağını düşündüğüm için belirtmek istiyorum.Çünkü bu çalışma bir ekip işi, tek başına bir kişi
yapmış olsa bazı eksikler olağan görülebilir ama Niğde için doğru ve yararlı bu çalışmada
saptadığım bazı eksiklikler var.Örneğin “10
bin yıllık Hatıra” kitabında 12 sayfada
Niğde Müzesi resmi var ki benim gibi çok kere müzeyi gören biri için dahi
“burası neresi?” denecek kadar
anlaşılmaz bir resim kitapta yer
verilmiştir. Keza 41 sayfada yüksekten
camii görünümü de oldukça koyu bir çalışma olmuş.Dijital ortamda resimler
konusunda daha titiz seçimler yapılabilirdi.. Onun
dışında kitapta yer alan bilgiler Niğde tanıtımında gerekli olan
bilgilerdir. Niğde Tarihi konularda özellikleri detayları ile çok kere yazdık.
Bu kere kitapta
yer alan Niğde mesire ve gezi alanları olarak belirtilen yerleri bir kez daha
anımsatalım. Çünkü bu konuda diyeceğimizde var. Kitapta deniliyor ki Niğde gezi
ve mesire alanları:
Kayardı Bağları, Tepe
Bağları, Fertek Bağları, Bahçeli
Kasabası Köşk Mesire yeri, Gebere Barajı
Mesire alanı, Gümüşler Manstırı, Keten
Çimen Mesire Alanı, Demirkazık Bölgesi
Mesire alanı ve yayla turizmi Hasandağ Ulukışla yaylası, Yeşilyurt Yaylası,
Emli Vadisi, Meydan Yaylası.
Niğde için Bor,Çamardı Bağları
nedense burada anılmamış, Keza Bor Üstün Park, Pınarbaşı gibi yerlerden söz edilmiyor ama kitapta en
dikkatimi çeken bu yerlerin daha önce yazılmış yayınlardan aynen alınıp güncel
durumlarına gidip bakılmamış. Gelecek çalışamalarda mutlaka son haline bakarak
durumunu Eğer bakılsa idi Niğde beş km ötedeki Mandilmonos adıyla bilinen
Fertek mesire yeri çevresi düzenlenli ve
park olduğu bilgisi yer almazdı.Çünkü Ağustos
ayında ben Mandilmonos’a gittim.
Gittiğime pişman oldum.Gördüklerime çok üzüldüm. Bu
yerde yer alan park harap edilmişti. Çevre tanımaz halde idi. Birkaç şarapçı su başına oturmuştu. Etraf rezalet pislik içinde idi. Birkaç ağaç yakılmış
tarihi alan gezilmeyecek görülmeyecek şekilde düzensizdi.Ailemi
alıp gitmiştim. Kapısı klübesi yıkık kırık görünce “siz bekleyin bakıp geleyi”dedim .Gördüklerime inanamadım.Oysa bir yıl öncesi
düzenli bir yerdi. Kitap
bilgilerinde güncelleme yapılmadığı için o bu bölgelerin son hali değil eski hali yazılmış. Hançerli su başı kitapta yok ama yine Fertek Mandilmonosa göre biraz
iyi durumda idi.
Keza Kayardı Bağları
ve Tepe Bağları bu kitapta gezi ve
mesire yeri olarak anılıyordu ama aileniz ile gidip orada piknik yapacak bir
alan yoktu.Bu bölgede kişilere ait bağa bahçeler
vardı. Çünkü bölgede bulunan çimenlik alanlar artık atıklardan
yararlanılamaycak boyutta idi.Oysa Ömerler Çayırı
bulunduğu bir alanda ya da bu bölgeye
bakan yamaçlarda halkın yararlanacağı en azından bir gözleme yapılan alan
yaratılmadan bu bölgelerin yalnız gezi alanı olabilirdi. Ayrıca yol levhaları
çıkmaz sokak araç girebilir gibi olması gereken tabelalar bu bölgelerde hali hazırda olmadığı için yabancı
biri bu alanda yolunu bulmada sıkıntısı da olabilir. Esasen Niğde için birkaç
paytonla Kayardı turları yaz aylarında düzenlense birkaç kişi bu işten ekmek yer diye
düşünüyorum.
Kitapta bu küçük
ayrıntılarıda yazalım ki daha mükemmeli bulunması için çaba harcanmış olsun.Dedik ya Kitap doğru ve yerinde bir çalışma idi
ama teferruatlara kadar her ayrıntı
titizlikle ele alaınmasının Niğde gibi
gelecekte turizmden pay alamayı düşünen yerlerde önemi vardır.Niğde için
yararlı bir çaba çalışma . Eksikleri süreç içinde tamamlanması olası olduğu
için anımsatmakta yarar gördüm.
RESİMLER
ÖMER FETHİ GÜRER
Niğde Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Fotoğraflarla Niğde kitabınıda bu yıl
yayınlayarak Niğde için doğru bir çalışma yaptı. Bir yılda üç kitap oldukça
yararlı oldu. Kitap kısa bir tarihçe ve valimiz önsözü sonrası resimlerle dolu.
Niğde farklı görüntüleri kitapta yer alıyor. Niğde Gece Manzarası, Hükümet
Meydanı, İstasyonda Kış, Niğde Müzesi,
Alaaddin Cami, Taşlı Kapı, Sungurbey Cami, Sungur Bey Cami Kapısı,Kığılı
Cami, Rahmaniye Cami, Paşa Cami, Sarısaltuk Türbesi, Hüdavent Hatun
Türbesi,Dörtayak Türbesi Ve Cami, Ahmet Kuddusi Türbesi Ulukışla Öküz Mehmet
Paşa Kervansarayı, Bedesten, Çukurkuyu
Yerhan, Niğde Kalesi, Saat Kulesi, Gece Kale, Akmedrese, Bor Eski Hamam,
Yeşilburç Hamam, Anabalis Hellena Kilisesi, Gümüşler Manastırı, Eski Köy
Kilise,Yeşilburç Kilise, Niğde Merkez Rum Kilisesi, Hamamlı Kilise, Dikilitaş
Kilise,Roma Köşk Havuzu, Tyana Su Kemerleri, Niğde Anadolu Lisesi Olarak
Kullanılan Tarihi Bina, Niğde Öğretmen Evi Olarak Kullanılan Bina, Eski Niğde
Evleri, Bilginler Konağı, Üniversite Onardığı Konak, Cullaz Evleri, 168
Metrekarelik Niğde Dokunan Halı,
Çancı, Palan Yapımı,Doğal
Güzellikler Dağlar,Maden Boğazında Karagöl, Yedigöller, Misli Ovasında Patates
Üretim Alanları,Bolkarlar,İçmeli, Burç Kasabası, Melendiz Dağ Kardelenler, Emli
Vadisi Martı Mahallesi, Elma Bahçeleri, Kayısı ,Kiraz, Üzüm Bahçeleri, Beş Asırlık Balcı Kestane Ağacı, Niğde
Üniversitesi, Kapısı, Halk Oyunları İle Niğdeli Öğrenciler,19 Mayıstan Görüntü,
Aladağlar Ve Bolkarlarda Dağcılık Ve Kış
Sporlarından Resimler, Akkaya Barajı, Flamingolar, Medetsiz Zirvesi, Bolkar
Lalesi görüntüleri ile kitapta derlenmişti. Niğde için bu gibi çabaların
çalışmaların devamı dileğimizdi.
Niğdemizin özellikli
bazı yerlerinin yer aldığı resimlerle Niğde anlatılan bu çalışmada Niğde’de ilk
kez benim gündeme taşıdığım ve yazdığım Balcı Kestane ağacı,Çukurkuyu
Yer Han, Yeşilburç Hamam gibi yerlerin
resimleri ilk kez bir valilik yayınlarında yer almakta idi.
Niğde tanıtımını
önemsenmesi ve bu anlamda çalışmalarda
bulunulması umut vericidir.Bunun devamı geleceğini
düşünüyoruz.Valiliğin geçmiş yıllarda da benzer çalışmaları da olmuştur ama o
çalışmalar araştırmacıların dışında çok az kişiye ermiştir. Bu kere yapılan
çalışmalar Niğde içinde de dağıtımı belli yerlere yapılmalıdır.
Valimiz Niğde tarihi
dokunun önemli merkezlerini yerinde görerek onlarında öne çıkması adına bir uğraş vermektedir.
Niğde Kalesi ,Bilginler Konağı gibi yerlerin düzen
bulması adına önemli çabalarda bulunmaktadır. Cullaz Sokağı içinde mutlaka
iyileştirme projesinin yaşama geçeceğini bize de söylemişti.
Öküz Mehmet Paşa
Kervansarayı, Bedesten gibi yerlerinde bir an önce gereken düzeni bulması ile
bu alanda yeni gezi noktaları da doğmuş olacaktır.
Valimiz Kültür evi
düşüncesi de Niğde ve Bor’da kısa dönemde devreye alınacağı umudumuzda devam
etmektedir. Niğde Kadıoğlu Konağı bu bağlamda önemli bir yapıdır. Onarımı ile
düzenlenerek Abdullah Yasa evi ile birlikte kültür evi olarak kılınması için
onlarca yazımız oldu. Bu vesile ile anımsatmış olalım.
Kısacası valimiz Niğde
tanıtımı ve değerleri ile ilgili göreve gelişinin ilk yılında ciddi ve doğru
çalışmalarda bulunmuştur. 2009 yılında valiliğinin Niğde ikinci yılında
umudumuz odur ki bu çaba ve çalışmalarının Niğde için yansımaları olmasıdır.
Niğde anlatan
kitapların yenilenmesi ile bu anlamda önemli yayınlar Niğde için iletişim olan her yerde
sergilenmelidir.
Niğde Cdleri
otellerde, okullarda gösterilmelidir. Kitapların tüm sanayi kurumlarında, okullarda , otellerde,önemli iş merkezlerinde olması
sağlanmalıdır.
Diyeceksiniz ki
bu kitapta daha olması gereken yerler varmıdır.Evet
vardır. Bazı bölgeler eksiktir ama bu bir yerde olması gereken bir
çalışmadır.
Aladağ Ciniviz Kalesi
Ömer Fethi GÜRER

Niğde ilinde yeni bir keşif gezisine
doğru yola çıktık.
Bademdere Belediye Başkanı Zekayi Turasan'ın sağladığı bir jip ile önceki dönem
Belediye Başkan Cengiz Ecemiş ve Milli Park Koruması İsmail Kayhan ile kaleye
doğru yola koyulduk.
Önce Yörük çadırları karşımıza geldi. Kozan'dan Aladağlar'a gelen son
Yörüklerdi bunlar. Sekiz büyük kıl çadır saydım. Geleneksel göçerliğe devam
ediyorlardı. Onlardan uzaklaşmıştık ki bu kere yol üzerinde bir kafileyle
karşılaştık.
Yaş ortalaması altmışa merdiven dayamış bir Alman turist kafilesi, Aladağlar'ın
içlerinden yürüyerek tur atıyordu. Aladağlar için harika diyen kafile
Nevşehir'e gelmiş oradan Aladağları turlayarak geri Nevşehir'e dönüyordu.
Niğde Tyana, Gümüşler gibi önemli merkezleri; Kale, Alaeddin
Camisi, Müze gibi kent merkezindeki yerleri görmeden, hatta yol üzerinde, bir
kilometre içeride Kavlaktepe yeraltı şehrini, Değirmenli mağaralarını merak
etmeden geçip gitmelerinin bir tek izahı vardı. Niğde bu yerlerin varlığından
gerektiği kadar tanıtım ile haberdar edememişti.
Biz yolumuza devam ettik.
Göreceğimiz kale Çamardı ilçemizin Bademdere kasabasının sınırları içinde,
Aladağlar'ın eteklerinde Helenistik döneme ait bir kale idi. Büyük İskender'in
resimlerinin yer aldığı paraların ele geçirildiği anlatılan kalede saklı bir
hazinenin var olduğu söylentisi yayılmıştı.
Kale çok sarp bir yerde yapılmıştı. Yanındaki alan çok dar ve uzun idi. Önce
jip ile zirvenin eteklerine erdik. Sonrasına araç gidemediği için jipten inerek
tırmanışa geçtik. Bülbül sesleri arasında çam ağaçları altında kuşlar ayak
seslerimiz nedeniyle havalanıyordu. Bir saatrten fazla tırmandık. Arada mola
verip su içtik. Bir ara artık tamam diyecek kadar yorulup terledim ama
bırakmadım. Sonunda kuş yuvası gibi zirvedeki kaleye vardık.
Halkın Gavur Kalesi olarak adlandırdığı kalenin
burçlarından bir küçük kısım ayakta kalmıştı. Kalenin içinde on iki adet olduğu
söylenen beşik tonoz ile örtülü odalardan ikisinin kalıntıları görülüyordu.
Uçurumun kenarındaki yapılar da yıkılmıştı. Gözetleme noktasına çıktığımda
açıkçası aklım dondu.
Anlaşılan bizden bir gün önce hilti
ve jeneratörle açılmış, dinamit için hazırlanmış delikler bu alanda vardı. Akıl
alacak gibi değildi. Niğde kitabında kaleyi yazacağım ama kitap çıktığında
toptan yok edilmiş olması da olası. Kalenin her yeri tahrip edilmişti.
Kale karşı yamaçta maden işlenen alanlar ve çevrede kelerler görülmekteydi.
Kalenin içinde birden fazla uygarlığın izleri bulunmakta idi. Bir bölümde
kayalar oyularak muhtemelen taptıkları, tanrı tasvirleri olan bir alanda,
kayalarda yapılmış sekiler mevcut. Kalenin ayakta kalan burçları kesme taştan,
arası ise moloz taş dolgu olarak yapılmıştı.
Ordu Başı olarak belirtilen bir yer ile At Koruma Alanı olarak tanımlanan iki
ayrı alan da dikkate değer yerlerdi. Kalede para, çamak, çömlek, kız heykeli,
kama ve bıçak gibi kalıntıların bulunduğu anlatılıyordu.
Kaleye çıkarkenki zorluktan olacak, İsmail Kayhan bir kestirmenin var oluğunu
söyledi. Ben de peşine takıldım. Cengiz başkan ile Niğde Tv Kameraman Murat ve
ekip şöferi bu dik bir yamaçtan inmek istemedi. Geldikleri yöne dönüler ben ise
inmeye karar verdim. Yaklaşık iki yüz metre dağcılar gibi çok küçük hatada
uçuruma yuvarlanma riski ile inişe geçtim.
Zorlak denilen alandan Zindan Deresi çok zor koşulları aşarak indik.
Gazetecilik yaşamımda çok ilginç anlarım oldu ama bu iniş kolay kolay
unutamayacağım zorlukta idi. Sigara içmemenin yararını bir kez daha gördüm.
Benim kilomda benim yaşımda bir kişi daha aynı yerden inebilirmi? Bilmem.
Dileyen denesin.
Muhteşem doğa,muhteşem hava ama bir o kadar zor inişi
seçtim. Keşke çıktığım yerden inse idim demedim çünkü yaşamaya değer
güzellikti.
Dağ çiçekleri, ada çayı bitkileri arasında muhteşem bir vadiden yürüyerek jipin
yanına erdiğimde Aladağlar'ın görkemi gözlerimin önünden akmaya devam ediyordu.
* Mersin - Taşucu yöresine dikkat!
* Niğde'de dikkati çeken noktalar
* Turizm Bakanı'na çağrı: Katliam var!
* Fertek Çamlık Resturant'ta Testi Kebabı
* Yenilenen Niğde Kalesi turizme kazandırıldı
* Yüz sekiz yabancı turist!
* Unutmayacağız Valim
* Valimizin kültür evi düşüncesi
* Kapadokya Yaşam ve Gezi Rehberi 2008
* Antik mezarlar ve Tepeköy
* Hamam ve Turizm
* Niğde'de doğa turizmi: Yaban hayatı ve milli park
* Yaban Hayatı ve Milli Park
* Anadolu'da İlk Ticaret ve Turizmde Niğde
* Kış turizmi cenneti Niğde
* Bilginler Konağı ve yapılanlar
* Niğde Valisi'nden davet var
* Niğde Kalesi
*Çiftehan Hamam-Kaplıca
* Aladağlar
ŞÜCADDİN TÜRBESİ
ÖMER FETHİ GÜRER
İlginç bir dönem yaşıyoruz. Şekerpınar tesislerine cami yaptıracak
kadar dindar görünüyoruz.Sonra camiden halı,ayakkabı çalacak kadar gözümüz
kararanlarla aynı havayı soluyoruz.
Kimi türbeleri önemli kılıp onları
bakıp düzenleyenler ve dualar
edenler var.,Kimi türbeler ise bakımsızlıktan harap
halde,üstelik Allahtan korkmadan mezarı açıp
altın varmı diye yağmalayanlar var.
Diriye saygı kalmadı, Ölü soyucuların sayıda giderek artıyor. Tarihi
alanlarda mezarlar talan ediliyor. Karatlı Kasabasında, Tepeköy’de alenen tarihi mezar alanlarının
yağmalandığını gidi gördüm.
Sonuçta insanın mezarı parçalanandı. Ancak İslam mezarlarına kadar işin gideceğini düşünmemiştim.
Son
olarak Ulukışla Beyağıl Köyü’nde iki ayrı yerde
türbe diye bilinen yerler vardır. Şüçaaddin Türbesi sorduk. Gençler ilk kez
duyduk dediler.O sırada ikiyaşlı bayan geldi. Onların
tarifi ile türbe yerini öğrendik. Adana-Ankara Asfaltı üzerinde
Ulukışla ilçesine yaklaşık
Esasen Sücaaddin
, Ulukışla İlçesi ilk kurulduğu
yerinde adı idi. Şücaaddin,
Mısırlı İbrahim Paşa Kumandanlarından olduğu ve
Anadolu düzenlenen akınlarda
burada yerleştiği bilinmektedir.
Mezarın bulunduğu alan define avcılarında delik deşik edilmiştir. Köylü
kadınlar türbede kaçak kazı yapanların sonradan çarpıldığı yönünde rivayetler
anlatmıştır.
Diğer mezar
tepe Niğde dönüş yolu
tepede haraptır.
Ulukışla 1279 H yılına kadar Şücaaddin adı ile Bor’a bağlı nahiye olup
merkezi Beyağıl idi. Bu tarihte ilçe olan Ulukışla, 1887’de Hamidiye adını aldı ve o zaman adı Bulgar
Dağı olan, Bolkar Dağı Maden Köyü merkez
sayıldı. Ulukışla adı Öküz Mehmet Paşa Kervansarayı yapılması ve bu bölgede
yerleşmelerin olması ile başladı. 1919’da ilçe merkezi Ulukışla oldu.
Bu iki türbe
yapıların bakımsızlığı yanında tarihsel süreci ile ilgili de
yeterli bilgi yoktu. Gerçekten bu türbe sücaddin türbesi ise bu ecdata büyük
saygısızlıktır.
Ulukışla ilk merkezi olan alanda yer alan bu türbe bir tarihi sürecin başlangıcıdır.
Ulukışla Kaymakamlığı ve Ulukışla Müftülüğünün bu türbe ile ilgili düzenleme ve bakım
için ilgi göstereceğini düşünüyoru.
Konuyla ilgili basına açıklama yaparlarsa bizde bu konuda neler olduğundan haberdar oluruz.
Niğde farklı yerlerde çok sayıda türbe var. Bu türbelerin bazıları
düzenli ve sonradan
yapıldı. Ulukışla’da Şeyh Ömerli Köyünde
türbede bakımlı idi. Niğde,Bor,Altunhisar ilçesinde onarılan türbeler oldu.
Türbe bir yerde dünde önemli komutan,şair,
yazar, bilim adamı, vali, kahramanlar için yapılmış kapalı mezar alanlarıdır.
Selçuklulardan gelen bu gelenek yine selçuklularda görkemli örnekleri
vardır.
Tarihe ve ecdata saygı gereği türbeler onarılıp tahrip edilmesi
engellenmeldir.
TARİHİ YAPILARDA YAZILAR
ÖMER FETHİ GÜRER
Sabah erken saatlerde Hüdavent Hatun Türbesi ile Gündoğdu Türbesi bulunduğu alana gittim. Eserlerde birkaç ayrıntıya bir kez daha bakmam
gerektiği orada idim.
O güzelim eserlerin işlemelerine ve türbe taşlarına bakarken Gündoğdu
Türbesi’nde duvarda koskocaman boya ile
bir kalp yapılmış üzerinde Nuriye yazısı yer alıyordu.Tüylerim
diken diken oldu. Acaba hangi geri zekalı mezar duvarına sevgilisine aşk ilan etti diye
düşünmeden edemedim.
O yazıyı oraya yazanda zeka olmadığı kesin ama eğitim aldığı
da belli ki duvara boya ile yazı yazacak
kadar yeteneği var. Şiddete karşıyım ama
eğer o anda orada olsam görsem kendimi nasıl frenlerdim bilemiyorum. Eşek desem eşeğe hakaret olur.Aşkını yazacak yer
bula bula bir türbeyi,bir tarihi eseri
ama sonuçta bir mezar duvarı bulan
kafa nasıl aşık oluyor onuda
çözemedim.
O bakış ile gezerken baktım ki Niğde rastgele çok yere farklı aşk yazıları yazılmış,Otubus
durakaları,çeşmeler,tarihi eserler de filan filana aşık yazıları yer alıyor.
Bu devirde teknoloji bu kadar ileri iken duvara isim yazarak aşk sunan
gerzeklerin halende olması demekki ne kadar değişim olsa da genetik
bozuklukların sürdüğünü gösteriyor.
Bu durumun sorumlusu
varmı yokmu demeyi gerekli görmüyorum çünkü devir o hale geldi ki kime
neyi nasıl anlatacağınız bilemiyorsunuz.Her kişi
savunacağı kendini haklı göreceği çok neden hemen sıralıyor. Bu nedenle ailemi,
mahallemi, okulmu bu süreçleri düzeltecek onu
tespitte zorlanıyorum.
Görsellik içinde televizyon,basın,cep
telefonu her alanda en etkili noktaya erdi. Belki bu konuları televizyonlarda
eğitici konumda taşımak lazım ama gençler özellikle Amerikan flimlerinde
rastgele yerde duvar yazısını görünce kim bilir o işin doğallığına kaptırıp
kendileri benzer
boyalarla akıllarına gelen yerde yazılar döktürüyor.
Geçmişte yol boyu, tuvalet kapısı arkaları hatıra dafteri gibi idi. Kim kime ne yapmış
yazardı. Adam sanki helaya gitmezde oturu yazı yazar
gibi döşenirdi. Sonraları kapılar değişti. Ahşap kapı azaldıkça meramını
yazanda azaldı.
Biz öğrenci ikende vatanı kurtarmaya çıkanların duvar
yazıları her yerde idi. Sınır tanımaz dağa taşa yazılar yazılırdı.Ama
o yıllarda türbe ve mezar gibi yerlerde duvarlarda yazı ben çok
anımsamıyorum günümüzde ise daha çok
tarihi mekanlara saldırı var.
Misli kilise duvarlarında fresklerin üzerinde aşkını sunan
geri zekallılar vardı. O durumu görünce üzülmüştüm ama Niğde merkezde göz öününde Gündoğdu türbesinin duvarına
kadar bu iş taşınack açıkcası aklıma gelmemişti.
Şimdi genç kızlar düne göre daha özgür. En azından kim kime
arkadaş olacak onu belireme şansı var. Kızlar bu konuda titiz ve dikatli olmalı.Örneğin
Gündoğdu Türbasine adı yazılı Nuriye her kim ise kendisine bu sunumu yapanı
kısa yoldan dehlemeli,çünkü nereye
yazacağını bilemeyen zeka nerede ne yapacak onu da bilemez. Onun için kızlar
adlarını her yere yazan gerzeklere bu konuda tepki
vermeli. Cami duvarında,mezar duvarında çeşme
duvarında adı olanlar bu bir aşk sunumu değil
bir beyinsizin nerede ne yapılacağını bilmediğinin sunumu
olduğunu bilmeldir.
Her elde cep telefonu var.Yazacaksa
oradan mesaj atıyor. Türbe gibi kutsal bir yerin duvarına yazı yazmak düşünen akıl
işi değildir.
BİRAZ SAYGI LÜTFEN
ÖMER FETHİ GÜRER
Niğde ve Bor’da zamanım olunca mezar yerlerine giderim. O
yerlerde dünde yaşamış olanları anar ziyaret ederim.
Niğde ve Bor’da mezar yerleri geçmişte şehrin dışında idi
yaşanan gelişme ile artık mezar yerleri şehir içinde kaldı.
Bundan kırk yıl önce biz çocuk iken mezar yerleri müşthiş
saygı gösterilirdi. Mezarlığa girildiğinde konuşmalar biter sesszilik içinde
mezar alanında ziyaret yapılırdı.
Mezar yerlerinden gelip geçen dua okur ve mutlak araçlarda
teyip radyo kapatılırdı.O nedenle mezar bölgesine
gelmeden araçta sessizlik başlardı.
Yıllar aktı geçti kent dokusu gelişti. Bor’da babam Lütfi
Gürer mezarına bu yazda sık gittim.Mezarda çam badem ağaçlarını,çiçekleri suladım. Diğer
tanıdıklara uğradım. Oturdum dua ediyorum düğün konvoyu geçiyor sonuna kadar
çalgı sesi açılmış. Mezardan geçildiğinin farkında değiller.Yadırgadım
ama düşündüm İstanbul’da şehir içinde
mezar yerleri var kimse radyosunu kapatmıyor demek ki o kültür giderek yayılmış
dedim.Çünkü nufus artınca her kişi kendi mezar alanı dışında artık mezarları
olağan görüyor.Aile mezarı varsa orada sessiz kalıyor.
Bir tek ezan okunurken müzik susuyor. Bu durum gelecekte nasıl
olur bilemem ama mezarlarda kent içlerinde kalınca olağanlaştı. Adam evi mezar
yanında balkona çıkıyor mezara karşı müzik dinlemem diyecek hali yok, yada
mezara bizim ev bakıyor eğlenemem diyecek halide yok.Belki
mezar yerleri onun içinde şehir dışında idi. Kimbilir.
Sonuçta vatandaş yaşam aktığı için olağan gününü yaşıyor.
Yoldan geçen konvoy müziği susmuyor mezara iki adım ötede ev düğünü var.Müzik sesi mezara yayıllıyor.
Yaşamda değişenler içinde mezara saygı anlayışı da dünde
kalmaya başlamış.Bunu mezara sık giden daha iyi görüyor.
Esasen camilerde özellikle Cuma hutbelerinde mezarlar
saygı gösterilmesi, temiz tutulması, müzik sesi kesilmesii mezar ziyaret adabı
gibi konuların sık sık anlatılması gerekir diye düşünüyorum.
Keza mezara tarihi yerlere yazı yazılmaması korunamsı
bakılması ve temiz kılınmasıda bu cümleden anlatılmasıgerekendir.
Niğde bazı özellikle konulardan biri saygı ve sevgidir. Ölsüne
dirisine saygısı kalmayanın kendisine saygıda kalmaz.
Bunun için bazı gelenek göreneklerimiz
adetlerimizi sahiplenmeli korumalıyız. Mezar yerlerine en azından KARAYOLLARI
YADA BELEDİYE tarafından korna çalınmaması,müzik yayını kesilmesi gösteren tabelalar
dikilmeldir.
Bu anlamda topluma eğitici bilgi aktarmak görevi tüm
kurumlarında işi olmalıdır. Çevre düzeni temizliği yanında davranış kültürü çok
önemldir.
Düne göre daha çok olanağımız var ama düne göre büyük küçük
saygı sevgi yanında ölüye saygıda kimi alanlarda gerilemey başladık. En
azından bir kıs an radyo kapatmayı,müziği sustrumayı unutmayacak kadar duyarlı
olamlıyız.
DÖNMELER-TECAVÜZLER
ÖMER FETHİ GÜRER
Osmanlı arşiv belgelerinde yer alan bilgilerde günümüzde çok şaşırıp ne oluyor bu memlekete dediğimiz konuların esasen yaşanageldiğini görüyoruz. Hırsızlıklar,tecavüzler, kaçırmalar, dönmeler Osmanlı arşiv belgelerinde yer buluyor. Çoğunu okudum .Kimi isimleri bugün aile devam ettiği için gündeme getirmedim. Niğde valiliği Osmanlı arşiv belgeleri ile ilgili bir çalışma yapacağı duyruldu. O çalışmada bu detaylar yer alacakmı bilmiyorum ama tarih yazılacaksa o zaman şu iyi bu kötü diye ayırmak olmaz. Niğde ile ilgili olan her şey gün ışığına çıkması gerekir. Ama ben genelde bu tür dün araştırmasında ne var ne yok ortaya dökülmesine karşıyım. Buna rağmen bazı konularında sanki ilk kez oluyor gibi abartılmasını yanlış buluyorum.
Bu bizim tarihimizde değil her ülke tarihinde olmuş olaylar. Esasen ben kendimi Osmanlı’dan çok Selçuklu’ya yakın bulurum. Bir yerde bölgede Selçuklular, Karamanlılar daha etkin ve egemen olmuş. O nedenle Selçuklu döneminin Niğdesi beni daha çok çeker ve tarihi belgelerde o dönem daha çok ilgilenirim.
Osmanlı dönemi Niğde göç aldığı farklı yerleşmelerin arttığı dönemdir. Bu nedenle Niğde önemli değişimi Osmanlı döneminde nufüs hareketleri ile yaşamıştır.
İşte Osmanlı arşiv belgelerinde yer alan ilginç detaylardan örnekler
Tarih: 25/Ra/1306 (Hicrî)
Dosya No:1569Gömlek No:60Fon Kodu: DH.MKT.
Fatıma isimli bir kızı dağa kaldıran Nevşehir Redif
Yüzbaşısı Kadri Efendi ile cebren fi'l-i livata meselesinden kürek cezasına mahkum olan Niğde Redif çavuşlarından Raşid ve Arif hakkında
kanunî muamele yapılması.
Tarih: 23/Ş /1311 (Hicrî)Dosya No:211Gömlek No:53Fon Kodu: DH.MKT.
İslamiyeti seçen Rum milletinden Niğdeli İsmail'e Aydın
tarafında gittiğinde yardımcı olunulması.
Tarih: 29/Za/1330 (Hicrî)Dosya No:90Gömlek No:8Fon Kodu:
DH.İD..
Niğde'ye tabi Kentedala köyünden İspiro'nun zevcesi Anastasya'nın
kaçırılarak cebren Müslüman edildiğine dair Anadolu Gazetesi'nde yayınlanan bir
makalenin yalan olduğu, kızın kendi rızasıyla Müslüman olduğu.
Tarih: 21/Ra/1335 (Hicrî)Dosya No:12Gömlek No:26Fon Kodu: DH.EUM.KLU.
Balkan Harbi esnasında yüzkırk liralık posta paketini
çaldığı için aranmakta olan Poliroz Posta ve Telgraf eski Müdürü Receb
Lütfi'nin Aydın ve Niğde'de bulunmadığı.
Tarih: 25/Ş /1335 (Hicrî)Dosya No:33Gömlek No:23Fon Kodu: DH.EUM.ADL.
Kayseri'den Niğde'ye askeri kararla sürülmüş olan
fahişelerin serbest bırakılmalarının muvafık olduğu.
Tarih: 08/C /1336 (Hicrî)Dosya No:16Gömlek No:6Fon Kodu: DH.EUM.ECB.
Yunan tebaasından olup Niğde'de ikamet etmekte olan Fesli
oğlu Timo Leon ve biraderi Atanaş ile zevcelerinin Osmanlı tabiiyetine geçmeleri.
Tarih: 04/Ş /1339 (Hicrî)Dosya No:53Gömlek No:10Fon Kodu: DH.EUM.AYŞ.
Adana'dan, Niğde'ye giden iki Rum'u, Ulukışla ile Çiftehan
arasında soyan Halil ve Ahmed Çavuşlar'ın, Çiftehan'daki İngiliz zabitinin
idaresindeki müfreze ile yakalanamaması üzerine Osmanlı takib müfrezelerince
ölü olarak ele geçirildikleri.
Benzer yüzlerce belge var ama daha
fazlasına gerek görmedim. Şimdilik bu kadar.
ASMAZDA YOK EDİLEN KALINTILAR
ÖMER FETHİ GÜRER
30 yıldır Altunhisar Yeşilyurt Asmaz tarihi Eserlerin korunması için yazdık. Ne acı ki bu yıl korunmalı dediğimiz rahibeler evinin tamamı ile katledildiği gördüm. Geçen yıl İ kültür ve Turizm Müdürü Murat Süslü ile bu yere gittik. Kapısında aracımızı durdurup gösterdiğimizde Murat Süslü abi bu mağarlardan Niğde çok var dedi. Bende inip bir içine bak dedim. Arçatn indi içine girince birden irkildi. Muhteşem bir yer hemen korunmaya alınmalı’ dedi. Yeşilyurt belediyesine yazı yazıp kapın kapatılmasını isteneceğini söyledi. Çok önemli bir yer ile karşı karşıyayız diye konuştu. Bende bu yer 30 yıl önce yol açma çalışmların da açığa çıktığını anlattı.
Bu yer e 2008 yılında bu kere İl kültür ve turizm müdürü Mehmet Koç ile gittik. Müdür beyle içeri girdiğimizde dehşete düştüm daha geçen yıl var olan frseklerin tamamı kazınmış, yerler oyulmuş ve bu alan tam anlamı ile tüketilmişti. Ne kapısı ne bir önlem olmadığı için bu alan yok edilmişti.
Frsekleri ile ben gördüğümdeki o canlılık özellik katl edimişti. Yapılacak bir şey yoktu.Niğde için çok önemli bir tarihi dün artık silinmiş yok edilmişti. Çok üzgün ayrıldım. Aşağıda yer alan yer altı şehrine baktık. O bölgede yine define avcılarınca talan edilmişti.
Roma kilisesi ve çevresi de delik deşik edildiği daha önce görmüştüm.
Ihlara gibi özelliği ve önemi olan bu alanların yok edilmesi esasen Niğde gelecğeinden çalınan maddi manevi gelirdi.
Ömer Fethi Gürer
olarak ilk kez 1975
yılında haber olarak gündeme taşıdığım bölgeye yıllar sonra gittiğimde
gördüklerim turizm için merkez olabilecek bölgede her geçen gün yok ediliyordu. Bölgeye zaman zaman
yabancılarda geliyordu. Kapadokya merkesi saydıkları alanda incelemeler
yapıyorlardı. Belki o freskleri detayı
ile saptayn ve resimleyen Fransız bir
turistin rahibeler evinde yaptığı
incelemede Meryem ana freski,İsa ve havariler ilgili
söylediği bir gün belgelerde gün ışığına çıkınca neler yok olduğu daha iyi
anlaşılacaktır.
Niğde bölgesindeki en eski yapılardan sayılan Roma Kilisesi olarak tanımlanan yapının büyük ölçüde harap edilmesinin yanında ilk kez 1975 yılında açığa çıkan Rahibelerin evinin freskleri ise tamamına yakını kazınarak yok edilmesi bölge için önemli kayıptı.
Yeşilyurt Kasabası Bergama Krallığı bölgesinde adına rastlanan Antigu(Altunhisar) ilçesi ile içiçe sayılacak mesafede yer alıyor. Doğasıda
tarihi kadar görülmeye değer
Yeşilyurt(Asmaz) vadisi Ihlara Kasabasının görünümünü andıran zenginliğe
sahip.. Kasabada Vadiye bakan çok sayıda kaya oyma mağara var. Bu kaya oyma
mağaralardan biri taş
değirmeni. Taş değirmeninde ise halen tarihi taş bir kenarda atılmış
bulunuyor.
Helenistik dönemde askeri ve yerleşim açısından önemli bir bölge olan Hasan dağı’nın eteklerinde bulunan tarihi kale ise yağmacılar oraya
kadar ermişlerdi.
Yeşilyurt kasabasında Keşlik bölgesinde de
yapılan kazılarda önemli bulgulara erilmişti.Roma ve
Bizans dönemine ait yerleşim yeri olan
bölgede manastır ve kilise kalıntıları ,kaya oyma mağara evler ile görkemli tarihi bir doku olmasına karşı bölgeye sahip çıklamadı.
Yeşilyurt Kasabasında Vadi mağara oyma
evlerin yanında yakın dönemlere kadar halkın hamam olarak kullandığı oyma yapı,
taş değirmen yanında üst katlara çıkılan mağaraları ile vadiye bakan alanlar
ile Roma Kilisesi ve oyma mağara yapılar olsun yok olmadan
kurtarılmalıdır.
YAYLACILAR
ÖMER FETHİ GÜRER
Son birkaç yıldır Niğde bölgesi
yeniden yaylacılar için çekim alanı olmaya başladı. Yaylacılar 1930’lu yıllarda
Çukurova’dan bölgeye
gelmeye başlamışlardı. Bir ara bölge yerine Toroslara önem verdiler. Özellikle Tekir bu anlamda büyük bir yayla
merkezi oldu.
Son yıllarda ise
Niğde özellikle Adanalı sayısında artış var .TOKİ
benim oturduğum daire 16 kişiden iki aile hariç tamamı Ceyhanlı hemşehrilerimiz
almışlar, yaz aylarında gelip kışın gidiyorlar.
Çamardı ve
Ulukışla gittiğimde Adana Çukobirlik’ten tanıdığım Adanalı hemşerilerimize rastladım. Gördüğüm kadarı ile Niğde bu bağlamda yeniden
ilgi buluyor.
Vahap Okay, ilk
yazlığa Adana’lı öğretmenler Matematikçi
Muhittin Bey, Fransızcacı Hazım Bey, Hilmi Bey, Rasim Bey, İlkokul Müfettişleri
Ali Rıza Bey, Mahmut Bey,gibi isimlerin öncü
olduğunu yazmıştı.
Son yıllarda her kesimden yaylacının
Niğde gelmesi Niğde için olumlu bir gelişmedir. Bu süreci Niğde iyi algılamalı ve
değerlendirmelidir. Bunun içinde Niğde esnafına da çok iş düşmektedir.
Özellikle fiyatları Adana fiyatları üstünde olmamasına özellikle dikkat
edilmesi şarttır.
1960 yılında yerel
basında yaylacılar şikayetleri
anlatılır özetle derler ki ; Bilhassa sebzecileriniz Adana’lı,Bor’lu diye ikiye
ayırıyor ve bize pahalı satmak istiyorlar.Mazeretleri de şu;biz Adana sebzesini
ucuza mı yiyoruz?İnsaf edin Buraya gelen Adana’nın sebzelerimidir?.Toza toprağa biraz çare bulmak mümkün değilmidir.?Yayladan
maksat dinlenmek,istirahat etmektir.Bununda başlıca vasıtası bol ve çeşitli
eğlence yerleridir.Bölge bu yönden de çok fakirdir.Bu haklı isteklerin hepsinin
birden yerine getirilmesi elbette mümkün değildir.Fakat Paraya pula bağlı
olmayan yalnız bir alaka isteyen
bazıları var ki belediye bunları yoluna
koyabilir.’
1970 yılına
kadarda yaylacılar azalsa da geldiler.
Adana’dan her hafta sonu yayla treni işlerdi. Cuma Bor’a geliş pazartesi
Adana’ya dönüşte trende yer olmaz. Salkım saçan yolculuk yapılırdı.Adana’lılar
bol para harcardı. Meyva, sebze, yumurta, süt, yoğurdu alırlardı
. Ticaret canlanırdı. Eğlence artardı. Üstün Park yaylacılar ile
şenlendirdi. her yaz düzenli gelen ailelerin kimi
çocuklar da Bor’da doğardı. . Halk
bağlara göçmez olup ev kiralarının artması,fiyatların
yükseltilmesi ve siyasi olaylada
eklenince gelenler azaldı.
Şimdilerde yeniden
bir umut var, bu süreci iyi okumak ve yaylacıların istekleri önerilerini iyi
anlamak dinlemek Niğde için çok yararlı olacaktır.
Yeni kuşak
yaylacıların varlığı havası ile suyu ile Niğde keşfi demektir. Buna Niğde doğal
ürünlerini eklendiğinde
Niğde için yaz ayları özellikle
bağ bahçe ile uğraşanlar ile esnaf için olumlu bir gelişme yaratabilir.
Bu kere olsun
yaylacıların gelişinin değeri iyi anlaşılmalı ve özellikle onların beklediği
iyi niyet sürekli olarak onlara sunulmalıdır.
Bu bağlamda yerel ürünlerden
diğer ihtiyaçlara kadar her alanda daha
çok kazanç yerine daha çok sürümden getiri düşünülmesininde büyük yararı
vardır. Niğde hangi bölgesi bu anlamda daha özveri ile konuk ağırlarsa orada
gelişmenin artacağı da mutlaktır.
--------------------
VALİMİZ BEKLİYORUZ
ÖMER FETHİ GÜRER
Niğde eski yapılarını her gezip gördüğümde içim yanar. Her mahallede tek tük kalsada az sayılmayacak tarihi eser sayılan ev ayaktadır. Bu evlerin kurtarılması gerekir. Sanayicilerimiz iş adamlarımız birer adet alsalar onarsalar iş için Niğde gelenlerin konaklamasına sunsalar çok farklı bir güzellik doğar. Belki bir gün bu konuya eğilirler ama umarım iş işten geçmemiş olur.
Niğde birde Kültür evi gereksinimi var.Niğde valisi Sebahattin Öztürk’te incelemelri sonrasında ‘Niğde Kültür evi şart’ dedi.Umutla bekliyoruz.Günler geçiyor.Yılların ihmali.Bir an önce işe başlanmalı ve bu iş için mekan seçilmeli.Ülkemizde her yerde bu tür evler açıldı.
Niğde yemekleri yapılacağı,Niğde anlatan bir yerel müze havasında Bir mekana Niğde çok ihtiyacı var.
Yıllardır yazarız söyleriz. Bir kaç valimizinde bu yönde çabası çalışması oldu Ama Niğde bir yerel kültürü yaşatacak mekan açılmadı.
Niğde’de iken İstanbul’dan konuklar geldi.Suriye giden işadamları Akşam bir yemek yemek için yer aradık.Niğde Üniversitesi tesisi kapalı idi. Otel yerine yerel bir şeylere bakalım istediler.Fertek aklıma geldi ama kış içerde mekan nasıl bilmiyorum.Tüccarlara gittik.İn cin yok. Işığı yaktılar.Biz üç kişi servis açıldı. Arkadaşlar yoğurt ile durumu idare edip tekrar yola koyuldular.Pozantı’da et yeriz dediler.
Niğde bir kör anlayış var.Niğde şu olmaz bu olmaz.Olması içinde bir girişim yok. Yapanlarda esasen sonuç alıyor
Niğde büyük kentlerde olandan mahrum olması Adana-Kayseri illerine hafta sonu kaçısı getiriyor Oysa Niğde mekanlar var
Olması gereken daha otantik daha düzenli daha farklı Ve ilgi çekecek özellikte olan
Bu işin başı Kültür evi olmalı
Niğde eski bir Konak mutlaka bir an önce bu iş için düzenlenmeli Ve gece en az onbire kadar açık kalacak bir mekan doğmalı.Yerel olmalı.Özellikler korunmalı.Zarar etmeden aşırı kar gütmeden Yeni bir yol açılmalı,Örnek olmalı
Bu iş için Kadıoğlu Konağını yazar dururum Ama Eski Ermeni Kilisesi yanında harap bina Cullaz Sokak çeşme karşısında Soyluların yan yana birkaç eski evde Bu iş için düşünülebilir.Bu evlerde park sorunu filanda yok
Niğde bilen Niğde taşıyan bir düzenleme ile Niğde sanatçıların mikrofonsuz belli günlerde Niğde Türküleri okumalı.Ve Niğde bu anlamda ciddi Olarak konuya bakmalı
Niğde onca türküsü varken düğünlerde Malatya Malatya diye oynayan söyleyen yada Ağrı Dağında kuş olsam diye ‘çığıranlar’ımız yaz boyu çokca var. Niğde Kültür evi olursa belki yalnız Niğde ait 50’den fazla eserinde yaşaması sağlanmış olur.
Haydi valim
Bu Kültür evi sizin Niğde bırakacağınız bir eser olsun. Niğde bir değil birden fazla bu tür esere gereksinimi var. Ve ne yazık ki onlarca tarihi yapı yok olup gidiyor
ATATÜRK NİĞDE’DE
ÖMER FETHİ GÜRER
Niğde sevgisini ve
Niğdelilerle olan dostluğunu dile getiren ve Niğde ile Niğdelilere ayrı bir sevgim var diyen Mustafa Kemal
Atatürk Niğde’ye Milli Mücadele dönemi,
1934 ve 1937’de 3 kez geldi. Atatürk Milli
Mücadele öncesi Niğde gelip gelmediği konusunda
bir bilgi ermedim ama Atatürk Niğde’ye en az 3 kez geldiği ise belgeler
ile sabittir.
Niğdeliler
Milli Mücadele’de Pozantı cephesindeki
verdikleri direniş yanında Balkan
Savaşında, Yemen’de,Çanakkale’de Sarıkamış’ta vatan toprağında çok yerde şehitliklerde
yatmakta yada esir ve yaralı yüzlerce
Niğdeli gazi bulunmaktadır.
Egede Salihli
Kaymakamı olarak İlk direnişi başlatan Niğdeli Tahsin Bey’den İzmir’de
Yunanlıların karaya çıkışı ile şehit ettiği Niğdeli Albay Fethi Paşa’ya,
Çanakkale geçilmezde Top mermisini taşıyan Seyit Onbaşı yanında Niğdeli
Ali’de Niğdeli Şehit Ethem’e
değin yüzlerce anlatı ve önemli olay tarihin sayfalarında yerini almıştır.Atatürk’e yaverlik Yapan Halil Nuri Yurdakul, Ahmet
Sungur,Sivas Kongresi delegesi Ratıpzade Mustafa Bey, Bor Delegesi Halit
Mengi,Şefik Soyer ve diğer değerlerimiz
ile Atatürk yanında yer alan Niğde ilk kez Cumhuriyeti top atışları ile
karşılayan ilimizdir.
Atatürk
Niğde resmi ziyaret tarihi olan 5
Şubat 1934 tarihi Niğde gelişleri neden ile her yıl anma etkinlikleri
düzenlenmektedir..İlk etkinlik Atatürk yılı olarak
ilan edilen 1981 yılında
Niğde Atatürk Anma Komitesi
tarafından Atatürk Niğde ziyaret günü 5
Şubat 1934 günü Niğde geliş günü
olarak anılmasına karar vermesi ile başladı. Niğde gelişi 47 yıl sonra ziyaret günü anısına Vali Bedri
Nazlıoğlu döneminde Gar binasına ‘Ulu Atamız Niğde’mize Hoş Geldiniz. 5 Şubat
ve o tarihten
sonra her yıl açılan sergi, etkinlik törenlerle
5 Şubat günü kutlanır oldu.
Atatürk Niğde ziyareti ile ilgili karşılama heyeti ve
Atatürk Niğde gelişi hakkında ne
yazık ki eksik bilgiler yıllardır
kurumlarımızın internet sayfalarına
kadar yansıyor. Ömer Fethi Gürer
olarak geçmişte konu ile ilgili yazdığım makalelerde bende Valiliğin sitesinde
yer alan bilgileri dayanak alıyordum.
Yazmakta
olduğum Niğde kitabı ile ilgili
kaynakları incelerken gördüm ki bazı
bilgiler yeniden düzenlenmesi gerekiyor.
Şöyle ki; Öncelikle Atatürk Niğde geldiğinde Belediye başkanı Dr Hüseyin
Ülkü değil Mustafa Soylu’dur.Çok kişi karıştırdığı gibi Mustafa Soylu ise Sivas Kongresine katılan Ratıpzade Mustafa
Soylu değil farklı bir isimdir.. 1921 tarihinde Ratıpzade Mustafa Soylu vefat etmiştir. Bu
kere ikinci Mustafa Soylu Atatürk karşılayan belediye başkanıdır. Dr. Hüseyin Ülkü o dönemde CHP parti
başkanlığı yapmaktadır. 1934 ağustos
ayında Mustafa Soylu vefat etmesi ile
yerine Hüseyin Ülkü göreve
seçilmiştir. .Dr Hüseyin
Ülkü Atatürk Niğde gelişi ile
ilgili ’Bendeniz o tarihte Belediye
Reisi değildim.Parti başkanı idim. O tarihten
6 ay sonra Belediye Başkanı oldum. O tarihlerde Belediye Reisi Mustafa
Soylu,Vali Ziya Tekeli, Halkevi Reisi Naim Eren ve 41. Fıkra Kumandanı da Ali
Rıza Altunkal Paşa idi. Ulu önderin bu seyahati ansızın vaki oldu.’diye
anlatır.
Atatürk ile
ilgili bir yanlışta Atatürk Niğde bir
kez geldi bilgisidir. Atatürk
Milli Mücadele süreci ve sonrası
Niğde 3 kez gelmiştir..5
Şubat 1934 tarihli Resmi Niğde
gazetesinde –‘Millet savaşı sırasında gelip bir akşamlık kaldığınız Niğde
sizi,yıllardır özler ve gözlerdi.’ diye verdiği haber girişinde Atatürk Milli Mücadele döneminde
Niğde geldiği açıkca yazılıdır.
Niğde Başkent
Dergisinde Yunus Nadi Özdamar, Ratıpzade
Mustafa Soylu kızı Bedia Şahenk annesi İnayet Soylu’dan dinlediği –‘Atatürk’ün Niğde’ye Milli Mücadele
döneminde gizlice geldiğini de ayrıca yazmıştı. Eski Nufus Müdürlerinden 93
yaşında Turgut Soylu ile de konuştuğumda
Atatürk’ün Muhittin Soylu evine
Sivas Kongresini
toplamadan önce gizlice geldiğini Anlatan canlı tanıktır. Ulukışla ilçemiz Belediye Başkanı Mehmet
Teyfik Güney döneminde hazırlanan Sunay Türker düzenlediği ilçede Kuvayı
Milliye hareketinin başlangıcı.ile ilgili bilgide _- Cumhuriyetimizin kurucusu
Gazi Mustafa Kemal Atatürk Cumhuriyet öncesi 1918 yılı Kasım ayında gizlice
Ulukışla’ya gelmiştir. Ulukışla ilçesi
ve Toros Tünelleri Sevr anlaşması içinde
yer almaktadır. Mustafa Kemal Atatürk o dönemde Yedinci Ordu komutanıdır.
Ulukışla ilçesinin stratejik konumunu görerek Başkumandanlık Erkani harbiye
Riyasaseti Celilesinden(Genel Kurmay Başkanlığı) Ulukışla ve Toros Tünellerinin
Sevr anlaşmasından çıkartılmasını istemiştir. Bunun gerçekleşmemesi üzerine düşmanların asıl
amaçlarının buradan geçip İtalyanlarla Konya Ovasında birleşip,Anadolu’yu işgal etmek istediklerini
anlamış ve Ülkede ilk Kuvayı Milliye
Hareketini burada örgütlemiştir’dir bilgisi yer almaktadır.
Bor’da 103
yaşında iken görüştüğüm Ömer Soylu’da
bana Atatürk Milli Mücadele döneminde Bor’a gizlice gelip Cığızoğulları
evinde konuk olduğun anlatmıştı.Çünkü Niğde ve Bor’da Cumhuriyet öncesi önemli
nufus Rumlar olduğundan Niğde ziyaretlerini gizli yapmıştı.
Atatürk son olarak vefatından bir yıl önce 8 İkinci Kanun 1937 tarihinde Konya
dönüşü tekrar uğramıştır. ve İstasyonda
bir süre kaldığı bu
konaklamada Niğde ilgili bilgi aldığı da
bilinendir. Atatürk Niğde ile ilgili ziyaret resmide bu ziyarette
çekildiği farklı kişilerce ifade edilmektedir.
Bu bilgiler ışığında Atatürk Niğde resmi gezi dışında iki kez daha
geldiği net olarak belge ve bilgilerden
anlaşılmaktadır.
Resmi Niğde
gazetesi 5 Şubat 1934 tarihinde ‘YÜCE KURTARICIMIZ
VE ULU DİRLİK KLAVUZUMUZ GAZİ M.KEMAL HZ.LERİ YÜCÜLER YÜCESİ,HOŞ
GELDİNİZ!’ başlığı ile çıkmıştır ve Haberde-‘Millet Savaşı sırlarında gelip bir
akşamcık kaldığınız Niğde sizi,yıllardır özler
ve gözlerdi. Alt manşetinden sonra şöyle devam eder-‘ Besbelli,kendi
yapacağınız yoldan gelmek, kendi kuracağınız Evde konaklamak istiyormuşsunuz ki
işte Demir yolumuzla,Halkevimizin bitmesini beklediniz….
Şanlı yolcu!
Sizin için yol açıklığı dilemeğe bile dilimiz
varmıyor:Siz kendi yolunuzu açan öyle uğurlu bir ersiniz ki,bizim dilimiz dilemeden sizin eliniz yapıveriyor.
Ey Uğurlu
konuk!
Sizin
karşılanmakta olduğu gibi konuklamakta da Atalarımızın Ruhları bizimle
birliktedir.
Büyük Hititçi
M. Sayece’nin de tanıklık ettiği en büyük Hitit
merkezi TİANE=(Dİ-ANA) örenin bir saat yakınındasınız Orada hüküm sürmüş
yüce Hakanlar,işte Mısır’ın Ehramlarına
bile örnek almış olan şu
Höyüklerin tepesinde size imrenerek bakıyor.Onların Ruhları baş ucunuzda dolaşarak sizi ağırlıyor. ‘başlığı ile
çıkıyor.
Haberde-‘Saat
20.00’Büyük Şef’i’ taşıyan nurlu trenin müjdeler saçan tiz sesi işitildi. Bu
sesi duyan halk,trenin geldiği cihete doğru süratle akmaya başladı.Tren daha
istasyona girmeden evvel semalara doğru yükselen’Yaşa büyük Gazi,Yaşa büyük
kurtarıcı’sesleri,alkış tufanları başladı.Tren bu mahşeri uğultu ve emsalsiz
tezahüratlar arasında istasyona girdi.
Yüce Halaskâr,
vagonların penceresinden kendisine
has ulvi,necip bir tavırla halkı
selamladı.İşte bu dakikada yıllardan
beri tehassürle yanan
yüreklerimiz,Ulu gazimizin nurlu yüzünü görür görmez çılgın neşelerle
çalkalandı ve candan gelen heyecanı
dindirmek için-‘Yaşa, Ulu Kurtarıcımız’ sözlerini tekrarlayarak bu
çoğunluğun isteğini dindirmeye çalıştı.
Herkes, o
mübarek simaya kana kana bakıyor ve onu ta
uzaklardan öz bağrına
basıyordu.’diyordu.
BASIN
TEMSİLCİLERİ HOŞ GELDİLER
Atatürk Niğde geliş yıldönümünde
bu yıl gazeteciler cemiyeti ciddi ve güzel bir çalışma ile Niğde çevre iller
ile çok sayıda gazete cemiyet
temsilcilerini Niğde ağılıyor. Niğde Gazeteciler Cemiyeti tarafından iki gün sürecek ATATÜRK ONUR GÜNÜ ve
MUHABİRLİK BELGE TÖRENİ ETKİNLİKLERİ Niğde Gazeteciler Cemiyeti Başkanı
Süleyman Tuzcu önemli çaba ve çalışması ile gerçekleşiyor. Niğde tanıtımına
önemli katkısı olacak böyle bir çalışma için Ömer Fethi Gürer olarak başkan Süleyman Tuzcu içtenlikle kutluyorum. Gazetecilerimizin Niğdemizi
gezerek, görerek önemli katkı sağlayacağını umuyorum. Hepsine hoş
geldin diyor bu anlamlı günde Niğde’de olmalarından dolayı bir Niğdeli olarak
teşekkür ediyorum.
VALİ BEY NASIL?
ÖMER FETHİ GÜRER
Niğde 2008 yılına
yeni atanan vali Sabahattin Öztürk ile girdi. Yeni yıl gibi yeni validende umutlarımız
beklentilerimiz var. Niğde gibi ihmal edilmiş, unutulmuş bir il için vali çok
önemlidir. Yeni valimiz
Sabahattin Öztürk göreve başladıktan sonra yaptığı açıklamaları okurken Niğde için güzel bir dönem daha
başlıyor diye düşündüm. Valimiz
atandığında özgeçmişine baktım. Uzun bir meslek deneyimi ve tecrübesi vardı .
Kaymakamlık
süresince iş yapan kişi olarak görülmüştü. Niğde valiliğine atanması ile bir vilayette yöneticilik yapacaktı. Halk valileri nasıl görür .İşte bu konuda
benim Cumhuriyet muhabiri olduğum dönemde büyük destek ve ilgisini gördüğüm
DEVLETİN VALİSİ olan Ünal Özgödek ile ilgili Cumhuriyet gazetesi ‘Duyduk
Gördük’ köşesinde bana ait olan detayı anımsatalım. 7 Kasım
1982 tarihli Cumhuriyet gazetesi yer alan konu şöyle idi.
-‘Niğde Valisi Ünal Özgödek, Kars’tan Niğde’ye atandı ve göreve başlayıp köylere gezmeyi amaçladığını açıkladı. Köylüler, Vali hakkında daha görmeden bir fikir sahibi olmuşlardı. Ovacık Köyü’nde ‘Vali nasılmış?’sorusunu yanıtı: -‘Şu bizim şehirde hemşehr