KAPALI OKULLAR

ÖMER FETHİ GÜRER

 

Köyleri ayrı severim. Doğallık vardır. İnsan kendini saklamaz. Yaşadığı gibi görünür. Köyler yakın dönemlere kadar kentleri her yönden beslerdi. İnsan göçü, Tarımdan elde edilenin sevki, Hayvancılık ile sağlananın devri hep kentlere olurdu.  Köyde yaşam zor olsa da köyde mutlu olan insan sayısı sanki daha çoktu. Sonrası doku değişimi başladı.  Elektrik gitti, Yol yapıldı. Okul Yapıldı. Sağlık Ocağı Yapıldı Kısacası kentte olan köye ulaştı. Bu süreç köyleri daha gelişeceği düşüncesini yarattı. Ama öyle olmadı. Köyde yaşam zorlaştı. Tarım, Hayvancılık getiri olarak görülmedi. Büyük kentlerde, Yurt dışında iş arayışı başladı. Sigortalı bir iş ile yola çıkıldı “ Her işi yaparım “ noktasında duruldu. Geriye dönüş olmadı. Giden gideni götürdü. Köylerde nerede ise boşalmaya başladı.  Son otuz yılda köylerin yapısı değişti. Taleplerde farklılaştı.  Bu süreçte köylerde yapılan yatırımlarda boşa düştü. Köy okulları, sağlık ocakları kapısına kilit vuruldu. Taşımalı eğitime ve sağlık hizmetine geçildi.  Şimdilerde çok köyde köy okulları ve sağlık ocakları kapalı.   Badak, Emen, Akçaviran, Çanakçı, Bekçili, Yar hisar, Valısa, Kolsuz gibi yerlerde okulları görünce içim yandı. Çoğu yeni sayılacak bu yapılar haraptı. Çoğu okulda Atatürk büstü duruyordu.  Bahçeleri otlar bürümüş, kimi camları kırıktı. Köylerde yaşayan genç nüfusun önemli bölümü köyde değildi. Köylerde nüfus yaşlılardan oluşuyordu. Köylerde azalan nüfusa rağmen açık kalabilen tek yer camilerdi. Kahvelerde çoğu köyde canlılığını yitirmişti. Yine de köylerde muhtarlıklar vardı. Bunların düzenli bir hizmet yerleri ise çoğunun yoktu. Öyle olunca da kapalı okullar neden muhtarlık olmaz sorusu aklıma geldi. Bu okulların harap ve yok olması yerine muhtarlık yapılsa, okuma odası dinlenme odası hatta bir oda konaklama odası kılınsa böylece hem bu tesisler harap olması önlenir hem de gelecekte bir gün yeniden ihtiyaç duyulursa tesisler ayakta kalması sağlanmış olur.

Okulların hali ve durumunu izlerken plansızlığın neleri alıp götürdüğü aklıma geldi. Köyler boşalırken yeni okullar yapılması yerine köy kent projesi geliştirilse yakın köylere ortak okullar yapılsa belki bugun bu trilyonluk yatırımlar boşa gitmeyecekti. Sonuçta orada harap olan okullar hepimizde katkısı ile yapıldı. Ama o okullarda simgeleşen ne kadar çok yararsız kalan tesisimiz oldu ki ykıp geçtik, terk edip gittik. Bunlardan nasıl yarar sağlarız demedik.   Bugün için değil dünden kalanlar içinde aynısını yaptık. Tarihi evleri yapıları özelliği olan konakları yerine yeni apartman dikmek için yok ettik.

Plansızlık her alanda canımıza okudu. Planmı pilavmı diye dalga geçe geçe kaynaklarımızın yok olmasını seyrettik. Şimdilerde çoğumuzun okuduğu okullar kapısı kapalı yıkılmayı yok olmayı bekliyor. Oysa köydeki en sağlam yapılarda okullar ve kapalı sağlık ocakları. Mutlaka bu yerleri sahiplenmek gerekiyor. Kurtarmak gerekiyor. Kapısına kilit vurunca sorun bitmiyor. Yetkililer acaba köylerde kapalı okulların öylece harap olmasını beklemek yerine bir proje geliştiriyorlar mı? Yoksa seyirmi ediyorlar. Çözüm çok basit bu okullar sağlık ocakları muhatlar eliyle köy için yararlı kılınarak değer bulması sağlanabilir. Bu anlamda muhtarlar boya badana ve kullanım malzemesi sağlansa yıllarca bu yapılar yararlı hale gelmiş olur. Yazık trilyonluk okullar, sağlık ocakları yıkım bekliyor.

 

ANKARA NİĞDE GÜNLERİ

ÖMER FETHİ GÜRER

Niğde Başkent Vakfı ile Ankara’da Niğde dernekleri güzel bir çalışma yapıyorlar. Ankara’da Niğde Günleri adı ile bir etkinlik düzenliyorlar. 29 Eylül- 2 Ekim arası yapılacak bu etkinlik içinde bir süredir hazırlık çalışmalarını sürdürüyorlar. Niğde Dernekler Federasyonu Başkanı Hafize Şahiner, Başkent Niğde Vakfı Başkanı Musa Balaban ve Yönetim Kurulu Üyeleri Başkent Niğde Günleri adı ile yapılacak bu tanıtım gününün güzel olması için her çabayı gösteriyorlar.

Niğde gazetelerinde köşe yazılarımı okuyanlar bilir yıllardır büyük kentlerde bu tür etkinliklerin olmasını çok kere yazdım. Bu kere Ankara’da böyle bir girişim doğdu. Bu NİĞDE’NİN TOPYEKÜN SAHİPLENMESİ GEREKEN BİR GİRİŞİMDİR. İl ilçeler tüm birimler bu bağlamda çalışmanın bir yerinde olmalıdır. NİĞDE’DE BULUNAN TÜM MERKEZ, İLÇE KASABA BELEDİYELERİ YÖRESEL ÜRÜNLERİ İLE ETKİNLİKTE YER ALMALIDIR. Niğde için bu girişim ses getirecek bir konuma taşınmalıdır. VALİ-BELEDİYE BAŞKANI işe gönüllüler gibi sahip çıkmalıdır. Bu girişim için Niğde demokratik kitle örgütleri, belediye başkanları, muhtarlar, siyasi partiler kısacası Niğde adına bir taş koyacak herkes ama herkes çabanın içinde yer almalıdır.

PROTOKOLDA KRAVAT TAKIP İŞ YAPMIŞ GİBİ DURMAK YERİNE YERİNE “BİR KİŞİ DAHA FAZLA KATILSIN”, “BİR KONU DAHA ÖNE TAŞINSIN”, “NİĞDE HER YÖNÜYLE ANLATILSIN” ÇABASI GÖSTERİLMELİDİR

Ankara’da Atatürk Kültür Merkezi’nde (AKM) 29 Eylül 2011-2 EKİM 2011 tarihinde düzenlenecek “Başkentte Niğde Günleri -1-“ etkinliği Niğde için önemli bir başlangıçtır. SİYASET BU ANLAMDA BU GİRİŞİMİN HİÇ BİR YERİNDE ÖNE TAŞINMAMALI VE BU OLAY BİR NİĞDELİLİK DUYGUSU İLE SAHİPLENİLMELİDİR.

Çalışmaların başarılı olması başta Vali olmak üzere her yetkilinin katkısı ile olasıdır. Vakıf ve dernek gönüllü insanların amatörce uğraş verdikleri alanlardır. O nedenle bu gibi çalışmalarda ili yönetenlere daha çok görev düşmektedir.

İL PROTOKOL LİSTESİNDE OLMAK DEMEK ETKİNLİKLERDE ÖZEL YER VE ÖZEL İKRAMLARDAN NASİBİNİ ALMAK DEMEK DEĞİLDİR. PROTOKOLDA OLMAK DEMEK GEREKİRSE CEKETİNİ ÇIKARIP ORADA HİZMET VERECEK KADAR KONUYU SAHİPLENME İLE OLUR

Bu bağlamda Niğde Üniversitesin inde çalışmalarda özel bir yeri olacağını da düşünüyorum. Niğde’de uzun sayılacak dönemde görev yapan rektörümüzün en azından Üniversite tanıtımı adı ile bölgede yapılan çalışmaları resimleri ile de olsa anlatılacağı bir yer neden bu Niğde günleri kapsamında yer bulmasın. Örneğin Niğde Üniversitesi bölgede endemik bitkileri, doğal güzellikleri, maden ve toprak yapısı gibi çalışma alanı içindeki bilgileri resimleri panolarla daha çok kişinin bilgisine de sunabilir. Dericilik, hayvancılıkla ilgili birimlerin etkinlikleri bu sunumda yer bulabilir.

Kısacası Niğde ili için bir çıkış olacak bu girişim sahiplenilmeli ve desteklenmelidir. Adet yerini bulsun anlamında değil özde destek zamanıdır. NİĞDE RESMİ-ÖZEL HER KURUM VE YETKİLİ DE  BAŞKENT ANKARA GÜNLERİ İÇİN SINAVDADIR. BAKALIM GÖRECEĞİZ. DAHA ZAMAN VAR.

 

ÖMER  FETHİ GÜRER’DEN KUTLAMA VE TEŞEKKÜR

 

Haber: Kenan Zımba

Cumhuriyet Halk Partisi Milletvekili adayı Ömer Fethi Gürer Niğde seçim sonuçlarını değerlendirdi ve seçimlerin ülkemize ve Niğdemize yararlı olmasını diledi. Gürer, Niğde Milletvekillerinin başarılı olmalarını ve Niğde için yararlı hizmetlerde bulunmalarını temennisinde de bulundu.  CHP Milletvekili çıkarmasından duyduğu memnuniyeti ifade etti.

Gazeteci Yazar Endüstri Mühendisi Ömer Fethi Gürer açıklamasında şu görüşlere yer verdi. “ Niğdemizde demokratik bir yarış yaşandı. Sonuçta yeni vekillerimiz seçildi. Öncelikle halkımızın seçim sürecinde partimize ve bu arada şahsıma gösterdikleri yakın ve samimi ilgiye teşekkür ediyorum. Bizim için “ Ben “ yoktur. o nedenle hedefim ve düşüncem halkımıza hizmettir.   Bu süreci böyle anmak ve anımsamak istiyorum. Elimden geldiğince partim için çaba ve çalışma içinde oldum.   Sonuçta üzüntülerim, sevinçlerimle bir dönem geride kaldı. Bundan sonrada Niğdemiz için söyleyecek sözüm ve yazacaklarım da olacak. Seçilen vekillerimizi kutluyorum. CHP il ve ilçe örgütleri ile fedakârca çalışan gençlere, kadınlara, üyelere ve halkımıza teşekkür ediyorum.  Seçim süresince gösterilen ilgi ve desteğe ve dürüst yaklaşımları ile güç verenlere ve basınımızın her dönem ilgi ve destek ile katkı veren gazete sahibinden muhabirine teşekkür ediyorum. Kısacası Bu süreçte destek veren herkesin emeğini önemsiyorum. Sonuçta Niğde üç milletvekili ile mecliste yer alacak. Niğde sorunları umarım gereken ilgi ile ele alınır. Umarım Halkımızın daha huzurlu ve mutlu yaşayacağı bir kent olarak Niğdemiz kalkınır. Gelişir, sorunlarından arınır. Dileğimde odur. Niğde için yapılacak her doğru ve gerekli çalışmaya katkı vermeye hazırım. Bizim yaşamımız halkımıza hizmet ile geçti.  Kendimizi düşünmedik. Bundan sonrada  hedefim  daha gelişen, daha sorunlardan arınan, insanı mutlu bir Niğde ve Türkiye’dir.Hiç bir çocuk yatağa aç girmeyeceği,hakça ve halkça bir düzenin olacağı günler  umudumdur. Siyaseti bir kamplaşma ya da kavga yeri değil  proje üretme, insana hizmet yeri olarak gördüm ve göreceğim.  Seçim süresince kimseyi kırmamaya üzmemeye çalıştım. Hatalarımızda oldu ise hoş görüle diyorum ve tüm hemşerilerimi,ülkemi  içten seviyorum. Hoşça ve dostça yaşam diliyorum “ dedi.

 

 

ÖMER FETHİ GÜRER

ANNELER GÜNÜ

ÖMER FETHİ GÜRER

 

 

Takvim yapraklarında günler genelde anımsama adına nerede ise doldu. Bu esasen bir yılın her günün önemini de göstermesi açısıdanda iyi oldu. Yaşam dediğimiz ne ki; bir varmış, bir yokmuş ile akıp gidiyor. İnsanın doğumu annenin varlığı ile başlıyor.  Genelde dokuz ay karnında  taşıdığı  varlığını dünyaya getiren anne onun  için her türlü fedakarlığa katlanıyor. Bu duygu tanımsız bir duygudur. Yaşamını hiçe sayarak yavrusu için her şeyi göze alma duygusu düşünüldüğünde  büyük ve ulvi bir duygudur.   Anneler gününden öte her anımızda annemizle bilerek  ya da bilmeden bir bağımız vardır. Onun davranışları,düşünceleri, anlatıları, masalları,  farkında olmadan bizlerin varlığının başlangıcıdır.  Yaşam adına çok şeyi onlardan öğreniriz. Acılarını gizler mutluluklarını gösterir ve onu sizinle paylaşırlar. Herkesin annesi önemli ve değerlidir. Benim annem Kadriye Gürer’de  bizlerin yaşamı için saçını süpürge edenlerdendir. O dünün zor koşullu yaşamında fedakarlıklarından kitap olur. Dedim ya her kesin annesi benzer fedakarlıkları yapmıştır. Babaların varlığı da önemlidir. Hiç şüphesiz anne ve baba birlikte yuvayı kurarlar ama anne duygusunda  ayrıcalık vardır. İnsanın doğal yapısındanda kaynaklanan daha çok koruyan, sahiplenen, kılına zarar gelmesini istemeyen,  düşüncesini kolay dışa vurur. En basitinden  soğuk bir havada  sokağa çıkışta baba bir kez  korunmalı giyin dese  de anne zorlar ve o giysisiyi giydirinceye kadar uğraş verir. Ya da baba üzeri açık uyuyan çocuğun üzerini bir kez örter, ardından ise uyarır, ama anne her üzeri açıldığında uyarmadan usulca gelir o örtüyü örter. Sonunda baba da anne de aynı yoğunlukta çocuklarını sevse de uygulamada anne farklıdır. Ondandır anaların evlatları üzerinde daha çok davranış belirleme isteği vardır. Geçmişte  evlenilecek kişiye kadar önce anne belirleyenmiş, günümüz yaşam biçiminde bu gerilerde kalsa da çocuk için anne çok farklı aşamaların direk etkiyenidir.Yaşamdaki değişim çok alana yansıdı.Aile kavramı giderek bozuluyor. Televizyon ile  ya da farklı etkenlerle  aile dokusunda oynamalar oldu.İç içiçelik  kayboluyor. Çalışan anne ile kreş yaşamında büyüyen çocuk olgusu erken yaşta anne yetiştirmesinden ayrışmayı getiriyor. Annelerin çalışır olması ve yaşamın sorunları,  çocukların sorunlarını  nerede ise öteler oldu. Sevgi yoğun yaşanmaktan çıkıyor. Anneler günü belki yeni dünya düzeninde yok olmaya başlayan kimi özellikleri bir günde olsa yeniden anımsanması içinde bir vesile olacaktır.

Tüm annelerimizin ellerinden öpüyorum. Vefat edenleri saygı ile selamlıyorum. Ne olursa olsun değişen dünyada annemizinde babamızında kardeşimizinde hatta  komşumuzun çevremizinde değerini bilelim. Yaşananları güzel kılalım ve yarında mutlu olalım. Anneler günü tüm annelere kutlu olsun

ÖMER  FETHİ GÜRER “MİLYARLIK  YATIRIMLAR NEDEN ÇÜRÜTÜLÜYOR”

HABER: Kenan  Zımba

Gazeteci- Yazar Ömer Fethi Gürer  Niğde il genelinde onlarca  okul ve sağlık ocağının kapalı ve kullanılmaz durumda bulunmasını eleştirdi. Tesislerin çürümeye terk edilmesini doğru bulmadığını söyleyerek önerilerde bulundu.

Niğde Kapadokya’nın Başkenti, Niğde Spor Tarihi, Niğde Söylence Şaka ve Fıkra Kitabı ile Bor Şehri kitaplarınında yazarı olan  Ömer Fethi Gürer Niğde ilini adım adım gezdiğini sorunları da tarihi de  doğayı da yerinde gördüğünü belirterek “her köyde, kasaba da bir  özellik ve güzellik var ama bunun yanında yakın tarihin önemli yatırımları çürümeye terk edilmiş bulunmaktadır. Niğde  çok sayıda köyde okul ve sağlık ocağının haraptır. Köylerde  kullanılabilecek durumda bu yapıların bu halde olmasından da büyük üzüntü duydum. Bu duruma nasıl seyirci kalınır, nasıl bu yapılardan bir türlü fayda sağlanmaz anlaşılır gibi değil” dedi.

Niğde sorunlarını yakınen bildiğini ve bu konuda yazıları ile çözüm önermelerinde de bulunduğunu hatırlatan Endüstri Mühendisi- Yazar Ömer Fethi Gürer  çok köyde  taşımalı eğitim nedeni ile eski ilkokullar kapatılmış, kimi yerde yetersizliğinden yeni okul yapılmış, Yine sağlık ocaklarındanda kapananlar olmuş. Bu tesisilerin çürümeye terk edilmesi anlaşılır gibi değil. Neler yapılamaz ki köy odası, muhtar odası, okuma odası, konuk evi, lojman, yerel kültürlerin sergilendiği mini müze, diyelim hiç biri olmadı köyde en yoksul aile evinden bu yapılar daha  sağlam ve düzenli olduğu için  onlara ev olarak bu yapılar neden düzenlenmez. Onlarca yapı neden çürümeye bırakılır. Hadi diyelim bu konuda proje var o süreye kadar neden yararlı kılınmaz. Bu bağlamda yetkililerin konuyu ele alması ve daha duyarlı ve hızla yapıların değer bulmasının sağlanması gereklidir.” Dedi.

 

GÜRER  “GÜLEN MERYEM ANA NİĞDE TURİZMİNİ GÜLDÜREBİLİR”

HABER :Kenan Zımba

 

Niğde Kapadokya Başkenti kitabı ile Niğde tarihini yazan gazeteci yazar Ömer Fethi Gürer Niğde turizmi için son günlerde oluşan ortamın doğru algılanması ve değerlendirilmesini istedi. Kültür ve Turizm Bakanı Niğde gezileri ile kamuoyu gündemine oturan Gülen Meryem ana frseki ile ilgili Niğde kamuoyu ve yönetenleri de duyarlı olmaya çağırdı. Yazar Ömer Fethi Gürer şöyle dedi.-“bu süreci iyi yönetmek gerekir. En kısa sürede ili yönetenler bu alanda bir basın toplantısı yapmalıdır. Ardından Niğde Kültür Sarayında konuya ilgili bir toplantı organize edilmelidir.  Niğde Üniversitesi konuyu sahiplenmelidir. Niğde açısından olayın freskin konumundan çok turizm açısından Niğde sağlayacağı fayda hesaplanıp bu anlamda diğer bölgelerinde gündeme taşınması sağlanmalıdır. Niğde diğer merkezler de gündeme alınmalı, ulusal basın ve Tvler bu konuda bilgilendirilmelidir. Niğde için bu süreç dikkatle ele alınırsa çok faydalı bir dönem yakalanma olasılığı vardır” dedi.

Gazeteci- yazar Ömer Fethi Gürer yaklaşık 8 yıl öncede Niğde ilinin Tyanalı Appolon ile gündeme geldiğini o dönemin Kültür ve Turizm Bakanı Niğde gezileri sonrası Felsefe kurultayı dâhil birden çok alanda atılım planlandığını ancak sonuçta olayın istenen biçimde yönetilemediği için geri kalındığını söyleyerek sözlerine şöyle sürdürdü  “ bu dönem o döneme benzemesin. Niğde bu süreç iyi yönetilsin. İngiliz uzmanlar fresk üzerinde çalıştı. Freskler  1964-65 yıllarında yapılan kurtarma çalışmaları İngiliz  Bizantilog Michael Gough  başkanlığında bir ekip tarafından  yapıldı. O ekibin raporlarına erilerek kamuoyu ile bilgilerde paylaşılmalıdır. Sonuçta ne olursa olsun konu ülke gündeminde tartışılmaktadır. Bu süreci iyi götürmek Niğde turizmi açısından çok önemli olacaktır. Tyana Krallığı Başkenti Kemerhisar, Bahçeli, Karatlı, Edikli, Yeşilyurt, Yeşilburç, Nar Köy,Gösterli, Ballı, Kiçiağaç, Uluağaç,Çavdarlı,Bor,Niğde Merkez,Aktaş, Ulukışla, Altunhisar, Kasaba Ulukışla,Çömlekçi,Hasaköy,Tepeköy, Azatlı,Kitreli,Kayırlı, Çiftlik  bu dönemde en kısa sürede detayları ile gündeme taşınması da şarttır.”dedi. Gazeteci yazar Endüstri Mühendisi Ömer Fethi Gürer günümüze değin gündeme gelen çok detayın bu tür tartışmalarla ortaya çıktığına da dikkat çekerek Niğde için önemli bir şans doğmuştur. Niğde’de her kesim bu anlamda girişim içinde olmalıdır. Bu tanıtım fırsatı da ıskalanmamalıdır” dedi.

 

GÜLEN MERYEM ANA

ÖMER FETHİ GÜRER

 

Niğde onlarca tarihi özelliği ve önemi olan merkez var. Tyana Krallığı başkenti Kemerhisar, Bahçeli, Karatlı, Edikli, Yeşilyurt,Yeşilburç,Nar Köy,Gösterli, Ballı, Kiçiağaç,Bor,Niğde Merkez,Aktaş, Ulukışla, Altunhisar, Kasaba Ulukışla,Çömlekçi,Hasaköy,Tepeköy, Azatlı,Kitreli, Çiftlik   ilk aklıma gelen yerler. Bu yerlerde nereye uğrak verseniz şaşıracağınız detay ve ayrıntı vardır. Bu yerlerden bir kaçı bilinir.Diğerleri çok öne çıkmamıştır. Bu bağlamda Niğde için en çok ilgi bulan merkez Gümüşler Manastırıdır.

Niğde Kapadokya’nın Başkenti kitabımda Gülen Meryem Ana yer aldığı Gümüşler Manastırını detayları ile anlattım. Niğde merkeze 9 Km uzaklıktaki Niğde-Kayseri yolununda 4 km yakınındaki bu alan gerçekten bölgede en ilginç detayların yer aldığı özelliklere sahiptir. Kaya oyma yapı 8 ile  10 yy  izleri taşımaktadır. Bir kilometreye yayılan yerleşmelerin ortasında sayılacak Manastırın içindeki avludan geçilen kilise de ise Meryem ve İsa ile ilgili freskler bulunmaktadır. Kilise eşit Haç planlı yapılmıştır.Kilise de yer alan Freskler  1964-65 yıllarında yapılan kurtarma çalışmaları İngiliz  Bizantilog Michael Gough  başkanlığında bir ekip tarafından  yapılmıştır. Manastır  1973 yılında Sit alanı ilan edilmiştir. 1960 larda Hasan Hüseyin adında bir sahsın  kullanımında olan bu alan 1987 yılında yeniden ciddi bir çalışma ile incelemeye alınmıştır. 1989 yılında  Erol Faydalı, Fazlı Açıkgöz  gibi  müze yöneticileri  ve ekiplerinin çalışmaları ile alanda temizlik sağlanmıştır. Bu dönemde avluda mezar alanları açığa çıkarılmıştır. 1991 yılında devam eden çalışmalardan sonra kapsamlı bir çalışmada 2001 yılında  gerçekleştirilmiştir.

Bu süreçten sonra Manastır ilgi bulan bir konuma ermiş ve yer altı şehri, kilisesi, freskleri ile her yıl sınırlıda olsa turist manastıra gelmiştir. N e varki Manastırın tanıtımı yeterli yapılamadığı için Kapadokya’daki bu çok önemli merkez gereken ilgiye erememişti. Niğde ilinde Selçuklu,Osmanlı eserleri yanında Hitit’ten  Bizans’a gelen sürecin izlerini taşıyan bu yerlerin gündeme gelmesi Kültür ve Turizm Bakanı  Niğde   gezisi ile oldu.Oysa birden çok bakan bu alanı gelip görmüştü.Bu kere farklı olan burada yer alan  Gülen Meryem Ana freski oldu.  Kültür ve Turizm Bakanı bu freskin gelecek yıl turizm amaçlı kullanılacağını açıkladı.İşte tartışmada bu noktada oluştu.Ulusal gazetelerin manşete taşıdığı haberlerde  gülen Meryem ana freskinin  kurtarma çalışmalarından sonra güldüğü iddia edildi. Bu anlamda  açıklamalar  en azından Gümüşler Manastırı için ilgi doğmasına neden oldu. Niğde birden çok alanı en yakınından bilen değerli isimlerden Doc. Sacit Pekak bu anlamda dediği doğru idi. Bu fresklerde çalışmaları İngilizler yapmıştı. Bilimsel çalışmalarda yapılacak bir işin öncesi her açıdan resimlenip, incelenip yapıldığı bilinendi. Bu durumda işin tartışma boyutundan çıkarılıp gerçeğe ermesinin yolu da  Michael Gough   bu alanda yaptığı çalışma ile ilgili rapor ve belgelere erilmesi idi. Sonuçta Gülen Meryem ana  Niğde Gümüşler Manastırı gündeme gelmesinde önemli bir detay oldu. Niğde için yazdığım 800 sayfa Niğde Kapadokya Başkkenti kitabında anlattığım Niğde umarım yetkililerin incelmesine girer .Böylece çok detayı olan kente gereken değer verilir. Şimdi Gümüşler Manastırı ile bir tartışmanın dahi başlaması yararlı oldu.Umuyorum ki bu süreç Niğde için keşif süreci olacaktır ve Niğde bir gün turizmden hak ettiği payı alacaktır.

Benim açımdan Meryem  Gülüyormu? Gülmüyormu?dan daha önemlisi Niğde bu anlamda bu yıl daha çok turistin geldiği merkez olursa diğer bilinmeyenlerde açığa çıkar.Umudumda o yöndedir.

 

CHP’Lİ GÜRER   18 MART ŞEHİTLER GÜNÜNDE ŞEHİTLERİMİZİ  SAYGI  İLE ANIYORUM

 

HABER: KENAN ZIMBA

Cumhuriyet Halk Partisi Milletvekili Aday Adayı Ömer Fethi Gürer 18 Mart Şehitleri anma günü dolayısıyla yayınladığı mesajda bu günün anlam ve öneminin doğru anlaşılması ve iyi kavranılması gerektiğini söyledi.

Gazeteci Yazar Ömer Fethi Gürer Çanakkale Savaşı’nın dünya tarihinde de önemli bir yer tuttuğuna dikkat çekerek 1914 yılında akıllarınca tükenen bir devleti tümdem yok etmek adına yola çıkanların ummadıkları bir direnişle karşılaştıkları belirtti.   Ömer Fethi Gürer Fransa, İngiltere gibi devletlerin öncülüğünde Çanakkale Boğazına gelenlerin Çanakkale geçilemeyeceğini pahalı bir bedelle öğrendiğini de söyleyerek şöyle dedi. “ 18 Mart 1915’de dönemin en büyük deniz gücü üç filo ile Çanakkale Boğazı’na giren İngiliz ve Fransızlar Türk savunmasını kolayca aşıp İstanbul’a ereceklerini sanıyorlardı. Ama tarihin en büyük direnişlerinden biri ile karşılaştılar. Tükendi, bitti denilen güçlerin şahlanışı ile neye uğradıklarını şaşırdılar.  Bu savaşın hiç şüphesiz en önemli aşaması Mustafa Kemal Atatürk komuta ettiği Kocaçimen ve Conkbayır’da yaşananlar oldu. 19. Tümen Komutanı Mustafa Kemal Atatürk cephanesi biten askerlere süngü tak emrini verdi. 25 Nisan 1915’de tarihe geçen şu emri verdi.- «Ben size taarruz emretmiyorum. Ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman içinde yerimize başka kuvvetler ve başka komutanlar geçebilir» dedi. Tarihin büyük siper savaşlarından biri o anda yaşanarak gögüs gögüse çarpışmalar yaşandı. Mustafa Kemal, Anafartalar Grup Komutanlığına atandı Mustafa Kemal burada göğsüne gelen şarapnel misketinden cebindeki saat sayesinde yara almadan kurtuldu ve karşı güçleri bozguna uğrattı. 1916’da bozguna uğrayan karşı güçler geri dönüp gittiklerinde 250 bin üzerinde askerimiz şehit düşmüştü. Ama vatanın korunmasından öte bu savaş Anadolu Kurtuluş Mücadelesine erecek sürecinde başlangıcı oldu. Anadolu halkı yokluk ve yoksulluk içinde dahi olsa vatanı için cepheye tereddütsüz koştu. Hiç şüphesiz bu süreçte Mustafa Kemal Atatürk dehası ve ona duyulan güvenle oluşan halk desteği de çok önemli idi. Sonrasında Ülkemizin işgali ve verilen Ulusal Kurtuluş Mücadelesi ile bugünkü yaşadığımız ülke doğdu. Atalarımızın bu topraklar için verdikleri emek şehidi, gazisi ile tarihe altın harflerle yazıldı. O süreçten sonrada yüzlerce şehidimiz oldu ama ülkesi ile Milleti ile birliğimizde dirliğimizi de birlikte koruduk ve yaşattık yaşatacağız. “dedi.

 

 

 

CHP ADAY ADAYI ÖMER FETHİ GÜRER    “HİÇ BİR ÇOCUK YATAĞA AÇ GİRMEMESİ ANA HEDEFİMİZDİR”DEDİ.

Haber: Kenan Zımba

 

 

Cumhuriyet Halk Partisi Milletvekili aday adayı Ömer Fethi Gürer Niğde Kasaba ve köyleri ile Çiftlik ilçesi kasaba ve köylerini ziyaret etti. CHP Milletvekili aday adayı, Endüstri Mühendisi Gazeteci- Yazar Ömer Fethi Gürer gittiği köy kasaba ve ilçe merkezinde kahvehanelerde yaptığı konuşmalarda Niğde sorunlarını bildiğini, yıllardır yazdığını ve bu sorunları çözmek adına yola çıktığını belirtti.

Endüstri Mühendisi- Yazar Ömer Fethi Gürer Adana, Mersin, Kayseri, Konya, Nevşehir, Aksaray, Kırşehir bu kadar gelişirken on bin yıllık tarihi olan Niğde neden bu kadar geri kaldı. Niğde Sancağına bağlı Nevşehir, Aksaray, Kırşehir bizden ayrılınca Niğde geçecek kadar ilerlerken Niğde olarak vaatlerden öte ciddi değişim adına hangi projeler uygulandı. Sorgulamak gerekir “dedi.

Ömer Fethi Gürer “bir otomobilin çok güzel kaportası, boyası iç döşemesi olabilir. Ama motor o araca göre değilse rampada su kaynatır. O nedenle aracınızın motorunu da sağlam seçmez iseniz yolda kalırsınız. Niğde’de yıllardır göz boyamaya yönelik işler var ama netice ortada” diye konuştu.

Ömer Fethi Gürer “CHP iktidarında hiçbir çocuk yatağa aç girmeyecek. Ana hedefimiz sıfır yoksulluktur. Bu nedenle Aile sigortası uygulaması çok önemsiyoruz. Her yurttaşın en temel ihtiyacı olan insanca yaşam hakkını CHP iktidarı ile sağlayacağız. Herkes eğitim ve sağlık başta olmak üzere tüm hizmetlerden eşit faydalanacaktır. Sosyal Demokrasinin vazgeçilmez unsuru olan güçlü sosyal devletin Türkiye’de oluşturmak bütün hedeflerin üstündedir. Aile Sigortası ile tüm yurttaşlarımızın kimseye muhtaç olmadan bağımsız, özgür ve eşit bireyler olarak yaşamasını sağlayacak, bütün toplum için adelet getirecek uygulamalar yapacağız. Aile Sigortası ile asgari ücretin altında geliri olan aile kalmayacaktır. Aile sigortası sağlıklı ve eğitimli yeni nesillerin garantisidir.  Çocukların eğitiminden sağlığına her alanda önemli destek ve katkılar sağlayarak hiçbir çocuğun yatağa aç girmemesini sağlayacağız.” Diye konuştu.

ÖMER FETHİ GÜRER KÖY KASABA GEZİLERİNE DEVAM EDİYOR

Ömer Fethi Gürer kasaba ve köylerde gezilerine de devam ediyor. Delegelerin yanında kahvehanelerde konuşmalarına devam eden Ömer Fethi Gürer belediye başkanlarını da ziyaret ederek yöre sorunlarını da onlardan da dinliyor. Son ziyaretlerinde Çiftlik İlçe Belediye Başkanı Yusuf Öcal ve Kitreli Belediye Başkanı Abdullah Şener’i de ziyaret eden Ömer Fethi Gürer daha önce Alay Belediye Başkanı Şenol Soylu, Kızılca Belediye Başkanı İbrahim Gülümser, Aktaş Belediye Başkanı Yaşar Çamur ve Ulukışla Belediye Başkanı Hacı Avşar’la da görüşmelerde bulundu. Ömer Fethi Gürer farklı siyasi partilerden seçilmiş olan belde belediye başkanlarını da belde ziyaretlerinde uğrak vererek o bölgeni sorunlarını onlardanda dinledi. Cumhuriyet Halk Partisi aday adayı Ömer Fethi Gürer  Niğde merkez, Çiftlik, Ulukışla, Bor, Altunhisar, Çamardı çok sayıda köye gitti. Gürer  ziyaretlerine devam ediyor.

 

 

 

ÖMER FETHİ GÜRER  “SÖZÜMÜZ SÖZ HİZMETTEN ÖTE KAVGAMIZ OLMAYACAK”DEDİ

GÜRER ADAYLIK AÇIKLAMASINDA VERİLEN DESTEĞE VE KATILIMCILARA TEŞEKKÜR ETTİ.

Haber  foto Kenan Zımba

 

 

 

Gazeteci –Yazar Endüstri Mühendisi Ömer Fethi Gürer CHP Milletvekilliği aday adaylığı için yaptığı başvuruya gösterilen katılıma destek verenlere, mesaj gönderenlere teşekkür etti. Ömer Fethi Gürer yaptığı açıklamada yıllardır sorunlarını bildiğim memleketimde bu kere çözümcü olarak hizmet vermeye talibim. Sözüm söz Hizmetten öte kavgamız olmayacak. Siyaseti memleketimin yararına ve sorunlarının çözümüne yönelik yapacağım. Bu süreçte partimin vereceği karar önemli. O süreçte partililerimizle buluşmaya konuşmaya devam edeceğiz. Köy kasabalarımızı ziyaret edeceğiz. “dedi.

Ömer Fethi Gürer partide farklı dönemlerde her kademede görev yaptığını, Sendika başkanlığı dâhil farklı demokratik kitle örgütlerinde başkanlıklarda bulunduğunu anımsatarak yaşamın her alanında memleketim için uğraş ve çaba gösterdim. Niğde ili sorunlarını yıllardır yazılarımla gündeme taşıdım. Niğde ili ilgili dört kitap yazdım. Her aşamada halkımın yanında onun sorunlarını bilen oldum. Pazar günü halkımın gösterdiği destek ve ilgi beni fazlaca mutlu etti. Gerek partimin diğer aday adayları gerek başta il başkanım, ilçe başkanlarım, belediye başkanlarım, demokratik kitle örgütleri başkanları ve partili partisiz tüm hemşerilerine çok teşekkür ediyorum. Basınımızın muhabirinden sahibine tüm emekçilerinizde gösterdikleri ilgiyede ayrıca  teşekkürlerimi sunuyorum.  Verdikleri destek yaşamımın en güzel anlarından oldu” dedi.

 

GÜRER “YOKSULUN KATKI VERDİĞİ DEVLETTEN, DEVEYİ HAMUDU İLE YUTANLAR DÖNEMİNE ERDİK

 

ÖMER FETHİ GÜRER

 

 

Gazeteci Yazar Ömer  Fethi Gürer “geçmişte imece ile sorunlarını çözen anlayıştan  günümüzde elde ettiği olanaklar ile  bulduğunu götürenlerinde var olduğu bir düzene erdik.” Dedi.  Niğde Kapadokya’nın Başkenti kitabı, Niğde Spor Kitabı, Niğde Söylence şaka ve fıkra kitabı ile Bor Şehri kitabı yazarı Ömer Fethi Gürer  toplumun genel dokusunun sağlıklı olmasına karşın bozulmalarında olduğuna dikkat çekerek “ Komşusu açken tok yatan bizden değil ” düşüncesi yerine lüks yaşam ile gününü gün eden  bir zümreninde oluştuğuna dikkat çekti. Gürer  22 Ağustos 1959 tarihli Yeşil Bor Gazetesinde Vahit Kurşuncu  bir anısını nakl ederek  yoksulun katkı verdiği devletten, deveyi hamudu ile yutanlar dönemine erdik.” Diye konuştu. Gürer,  Vahit Kurşunu’nun anısını nakl etti.

“Lise Yaptırma Derneği olarak halkımızın hamıyyetine müracat etmiştik. Bir nefeste elli bin lira toplandı. Zalim tabiat şartlarına karşı koymaya çalışan bu topraklarda elli bin liranın nasıl kazanıldığını sizleri harice atan sebepler olduğu için sizler çok daha iyi bilirsiniz, Bağış toplanıyordu bir ihtiyar kadın geldi. Yaşı yetmişe yakın görünüyordu. Avcundaki bozuk paraları masanın üstüne döktü. -‘(375) kuruş yavrularım’dedi rakkam yanlış değil, tekrar ediyorum, üç lira yetmişbeş kuruş. Yün eğirip bu parayı kazanmış. Gözlerimiz doldu. Almak istemedik. “Bu parayı sen kendisine sarfet bu işe senin duan yeter” diyecek olduk. Fakat hata ettiğimizi anladık. Ölçüsüzlüğümüzle ihtiyarın nefis izzetini yaralamıştık. Donuk gözleri önce sulandı, sonra göz pınarlarında tomurcuklanan damlalar buruşuk yanakları üzerinde yuvarlanmaya başladı. Ve titrek bir sesle: İki yavrumu okutamadım. Çok akıllı idiler heder oldular. Başka yavrular benimki gibi olmasın, bu çorbada benimde tuzum bulunsun” dedi. Arkadaşların renkleri sarardı. Dudakları titriyordu. Bir kısmı gözlerini yukarıya dikerek, dökülmek isteyen yaşları zapta çalışıyor, bazılarıda geri dönerek gözlerini kuruluyorlardı. İşte hemşerilerim,böyle bir heyecan atmosferi içinde başlıyan iş yürüdü.” Halk kimi kavaklarını kesip verdi. Kimi Kereste temin etti, kimi dokuduğu halının parasını getirdi.  7 Temmuz 1959 tarihinde lise temeli atıldı. 16 Şubat 1960 Salı günü ŞNP  lisenin birinci sınıfı açıldı. Eylül 1949 yılında Niğde Lisesi açılmıştı. Bor’da ise  1959 yılında lise temeli atıldı. 8-2-1959 yılında Lise Okul Yaptırma Derneği Yönetim Kurulunda Başkan: Baran Baran, Sabri Cığızoğlu (Eczacı.2.nci Başkan), Ali Saydam (Muhasip. Öğretmen), Aşkı Gürer (Veznedar. Tüccar), Esat Atlı (üye-Tüccar), Hikmet Cığızoğlu (Tahrirat Katibi-üye), Ali Osman Akan (üye-Tüccar), Derviş Ertan (Üye.Tüccar), Ali Demircioğlu (Tüccar üye) yer almışlardı. Mahmut Ünlenen, Nafi Demirkaya, Nedim İrengün gibi isimler yanında çok sayıda Borlu okul yapımına destek verdi. Hazım Tengiroğlu ve Alim Tunç okul yapılacak yerde arsalarını bağışladılar.”  O günleri görenler bu günleri görse idi bir eli yağda bir eli balda ama memleketi için kılını kıprdatmayanların varlığında üzüntüden mutlaka acı duyarlardı.”dedi.

 

 

Çiftlik BelediyeBaşkanı

Niğde  ili Çiftlik ilçesi bölgemizde gelişime açık merkezlerdendir. Bu bölgeye de diğer yerleşmelerimize gittiğim gibi zaman buldukça uğrak veririm.  Çiftlik İlçemizde  konumu  ve tarihi dokusu ile dikkate değer yerlerdendir. Kitreli, Azatlı, Kula gibi  yerlerin yanında merkez ilçede önemli bir bilimsel kazı devam etmektedir.  On bin yıla uzanan Niğde bilinen tarihi içinde Çiftlik Tepecik kazısı da önemli bir çalışmadır. Doç Dr Erhan Bıçakcı yönettiği bu  kazı alanına çalışamalr başladığından beri gidip gel,işlerimde  her keresinide önemli bulgulara erildiğini görerek  umutlanırım. Ciddi ve önemli bir çalışma devam etmektedir. Tarihi dünü aydınlanan Çiftlik ilçesimizde belediye başkanı Yusuf Öcal ziyaret ettiğimde ilçe ile ilgili söyleşi olacağımızda oldu. Yazın  parkta bu yıl makamında başkanla görüştüm.  Niğde gündemini de izleyen yerel basınımızı yakınen takip eden Başkan Yusuf Öcal  ilçe merkezi için yaptıkları vardı.Yapmak istediklerini biliyordu.Amacı görev süresi içinde  ilçe için verilecek her hizmeti yerine getirmekti. Bu konuda kararlı idi.

Başkan  Yusuf Öcal  yaptıklarımız var ama  halka hizmet yolunda daha yapacağımız çok iş var diyordu. Başkan Halkın sevgisini kazanmak yanında halk için yararlı çalışmalarda bulunmanında öneminden söz ediyordu “Halka hizmet, hakka hizmettir düsturuyla, coşkumuzu ve başarıya olan inancımızı kaybetmeden, sabırla, azimle ve gayretle, halkımızla her zaman elele yürümeye devam edeceğiz.”sözleri ile  hizmet için hedef aldığı yolu işaret ediyordu.  ilçede parkından cami çevresine kadar halkın kullandığı her alanda iyileştirme yanında yolların düzenli kılınmasından kaldırımlara kadar belediyece yapılabilecek her çalışmayı yapmak gayreti içinde idiler. Belediyeyi de borçsuz belediyeler arasında olmasını sağlamayı hedeflediklerini  söyledi.

Başkan Öcal  Çiftlik  ilçesinin  birleşme ile büyümesinin olası olacağına da düşünüyordu. Bu anlamda çalışmaların gereğine de değindi. Bu yolla bölgeye daha çok yatırım olabileceğini de belirtTİ.  Niğde Üniversitesine bağlı bir  bölümünde ilçede açılması için gerekli alt yapı sağlanması  halinde önemli fayda sağlayacağına  vurgu yaptı.

Başkan  bölgede sorunları çözüm yollarını biliyordu.  Çiftlik ilçesi  geleceği adına olumlu sözler ve  gayret içinde gördüğümüz başkan ayrılıp  ilçede kısa bir gezinti yaptık. Yıllar öncesine göre Çiftlik ilçesinde  değişim vardı. Çiftlik ilçesi tarihi dokusunu gün ışığına çıkıp turizm içinde ilgi bulan noktaya erdiğinde Niğde için yükselen bir değer olmaya adaydı. Tarım ile yaşamın aktığı  ilçe  nufusundan fazla gurbette yaşayan vardı. Özellikle kışın  gurbete ekmek için göç başlıyordu. Yaz yalarında hasret gidermek için gelenelrle nufus artıyordu. Bölgede son yıllarda yayla şenlikleri ve festivalerle bölgeye  ziyarete gelenlerinda sayısı artış gösteriyordu. İlçe gelişimi  turizmden pay alması kadar yeni yatırımlarla olacağı bilinendi. Bölge için en önemli üretim patates olmasına karşı patateste üretici olmadan öteye geçilememişti. Çiftlik geleceği bugunden güzel olması için yapılacaklar belli idi esas olan bunların bir an önce gerçekleşmesi idi.

 

 

 

 

NİĞDE DARBOĞAZ’A LİSE VE KAYAK

ÖMER FETHİ GÜRER

 

 

 

Niğde ilinde bazı yerleşim yerleri özelliklidir. Yeşilyurt, Yeşilburç, Karatlı, Gölcük, Kitreli, Kemerhisar, Bahçeli, Çukurkuyu, Dikilitaş, İçmeli, Gümüşler, Aktaş, Misli, Hasaköy,Nar Köy,Fertek,Kurdunus,Hançerli, Murtaza,Çiftlik, Çamardı gibi yerlerde tarihin belirgin izleri vardır. Bu merkezler dışında Niğde ve Bor başlı başına tarih merkezidir. Bu bölgelerde yapılacak bilimsel araştırmalarla Kapadokya’nın bu bilinmeyen bölgesi ilgi ve çekim merkezi olabilecek derinliktedir.

Niğde ili tarih yanında doğa zenginidir. Bolkarlar ve Aladağlarda çekim merkezlerinin başlıcalarıdır. Bolkarlarının eteklerinde yer alan Darboğaz Kasabası ise son yıllarda gözde merkezlerdendir. Özellikle kiraz  ile ünlenen bölgede  kış sporları içinde  yatırımlar planlana gelmektedir. Bunun yanında Darboğaz yakınında Emirler ve Kılan ile yaylacılarında ilgi gösterdiği yerler olmaktadır. Kılan giderek Tekir gibi hızla yapılaşan bir süreçte yaşamaktadır. Bölgede tarımın gelişimi yanında doğanın zenginliği yaz kış yerleşim alanı olarak dikkatleri üzerine çekmektedir. Darboğaz bu gelişme ışığında bölgede lise talebi dillendirilmeye başlamıştır. Kasaba halkı lise Spor Lisesi, Sosyal Bilimler Lisesi, Anadolu Öğretmen Lisesi veya Fen Lisesi gibi bir okulun açılmasını bunun yanında Niğde Üniversitesine Bağlı Kış Sporları ile ilgili bir bölüm açılmasını talep etmektedirler. Darboğaz halkı bölgeye açılacak böylesi bir okul ile başta kayak sporu olmak üzere farklı spor dallarında gelişim beklendiği gibi bölgede göçünde kısmen duracağını düşünmektedir.

Şimdilerde Darboğaz bu konuda yapılacak girişimi ve çalışmayı beklemektedir.  Darboğaz lise kadar önemli olanda  kayak ile ilgili girişimlerdir. Esasen Niğde ilinde Aladağ ve Bolkarlar ve Keten Çimeni bölgesi uzmanlar kış sporları içinde uygun gördükleri yerlerdir. 20 yıldır kimi Valiler konuyu önemsemeleri ile tesis yapımları da başlamış ise de yarım kalan yatırımlardan öteye geçmemiştir. Bu bağlamda tamamlanan tek tesis ise Çamardı Aladağlar Mümtaz Çankaya Dağ Evidir.   Dünyaca ünlenen Niğde Çamardı Demirkazık zirvesi dağcılar için çekim alanı olmaya devam etmektedir.  Niğde –Çiftlik yolu Keten Çimen  bölgesi ile ilgili Türkiye Kayak Federasyonu Başkanı Özer Ayık  2007 yılında valiyi ziyaretinde  “ Bolkar Dağları ve Keten Çimeni  önemine dikkat çekerek  Bolkar Dağlarını Dünya'da kış turizminin merkezi olabilecek bir yer” olduğunu söylemişti .  2007 yılında  Keten Çimenine  mekanik bir tesisin 500 bin YTL kurulacağını ve o  kış bile kayabileceği  belirtmişti. Ama demeçle olay kaldı. Bolkarlarda ise yıllardır yarım kalan Kayak merkezi inşaatı vardı  .İl Özel İdare inşa halindeki yapıyı özel sahışa  sattı. Ancak yatırımcı inşaatı tamamlayamadı. Çünkü mevzuat devreye girdi. O bölge olmayan orman varmış gibi orman alanına girdi. Yazışmalar bir türlü bitmedi. Konu Bakanlıklarda. Bir gün izin çıkarsa tesis yapılacak. Bolkarların 1463 m yüksekliğinde yer alan Darboğaz kasabası kış turiminden paya alabilmesi bu tesise bağlı idi. Ulukışla İlçe merkezine 15 km, Niğde il merkezine ise 60 km, Adana’ya 150 km, uzaktaki  Darboğaz Belediye Başkanı Mustafa Kuzum ile konuştum. Darboğaz son yıllarda kirazı ile ünlendi. Başkan Kış sporları içinde kasabanın merkez olabileceğini söyledi ve  Yaz ve kış turizmine uygun bölgede yer alan Meydan Yaylasında 7 km'lik doğal kayak pisti bölgede kışında yaşam standartlarını yükseltebilecek bir özelliktir”diye konuştu. Kardelenleri, Nesli tükenmekte olan Toros Kurbağaları, Yaban keçileri ve yöreye özgü çiçekleri ile zengin bir doğa dokusu olan Bolkarlar  Çukurova içinde bir kış çekim merkezi olacak zenginlikte idi. Bakalım dosya ne zaman ilgili bakanlık tarafından gereken önemde ele alınacak.Bekleyip göreceğiz.

 

 

 

SİYASETTE AHLAK

ÖMER FETHİ GÜRER

Gazeteci-Yazar

Endüstri Mühendisi

 

Sözlük anlamı ile  toplum içinde kişilerin uyması zorunlu davranış biçimleri ve kurallar, iyi nitelikler, güzel huylar gibi tanım bulan ahlak esasen bilmeden bizi bir arada yaşamımız sağlayan önemli unsurdur.

Ahlak bir toplum kabuludur

Ahlak bir yaşamda aynılaşmadır

Ahlak bir dengedir

Ahlak bir  hoşgörüdür

Ahlak bir başkalaşmaya saygıdır

Ahlak bir sınırsızlığa dikkat çekmedir,

Bu ve benzeri tanımlarla ahlak bir arada yaşayan toplumların birlikte yaşama bilincini sürdürmeleri için konulmuş kurallardır.

Kimince sınırı vardır ,kimince sınırı yoktur.

Sonuçta her birey kendisi için özgürlüğü düşler. Toplum için düşlediğini söyleyenlerde özünde kendi özgürlüğünü arayanlardır.

Hal böyle olunca ahlakın yaşamımızda yeri ve önemi  ortaya çıkar.

Birey kendisine yapılmasını istemediği bir şeyi başkasına yapmayı hak gördüğünde ahlak olgusu ortaya çıkar.

Bu siyasetende böyledir.

Yanımdaki, benimki, benden olan anlayışı insan dokusunda olandır ama bir benciliğinde tanımıdır

Ben kelimesi aslında bir aşılmamışlığın yani toplumsal değerleri önemsememeninde bir adıdır.

İnsan olduğu yerde hata vardır. İnsan olduğu yerde eksikte vardır ama insan hataları ve eksikleri gidermek içinde düşünen varlıktır.

Haziran ayında muhtemel bir seçim yaşayacağız. temelinde insanlar nasıl yaşamak istediklerinin tercihini yapacak. Özelde bu tercihi özgürce seçebilenlerin yanında farklı araçların etkisi ile karar alanlarda olacaktır. Esas olan ise seçimlerin bir futbol takımı tutkusu ile değil neyin, ne olduğu bilinci ile yapılmasıdır.

Mutlaka farklı partilerde farklı adaylarda ortaya çıkacaktır. Ama asıl olan bireyin kimliğinden kişiliğinden öte yetenekleri, yaptıkları yapacaklarını sorgulamaktır.

Genel fayda sağlayacak anlayışların yararı toplumadır. Yoksa dedikodu ile kavga ile saldırı ile  verilecek mücadele  kazanılmış başarıları değil yalnız bir yere ermeyi getirecektir. Ancak o yerlere gelmiş çoğu kişiler gibi o yerde olmak değil o yerde tarihe imza atabilmek önemlidir.

Sınırı, seviyesi, anlayışı insana yönenlik ve insanca düşüncelerle yoğrulu ve sevgi dolu bir seçim süreci dileğimdir.

 

 

 

NİĞDE  ALAY KASABASI BELEDİYE  BAŞKANI SOYLU  KASABA ALTINDA KİLERLER TARİHİN OLDUKÇA ESKİYE DAYANDIĞINI GÖSTERİYOR” DEDİ

 

Niğde  Kapadokya’nın Başkenti kitabı yazarı Ömer Fethi Gürer Alay Kasabasında başkan Şenol Soylu ziyaret ederek kasaba sorunları ve tarihi dokuyu konuştu. Alay Kasaba belediye Başkanı Şenol Soylu kasabanın iki mahalleden oluşan genelde düz bir alanda kurulu olduğunu belirtip kasaba bulunduğu alan altında yer altı kilerlerinin geçmişten günümüze bölgetarihi için önemli ayrıntılar olduğunu söyledi. Ömer Fethi Gürer makamında ziyaret ettiği belediye başkanı Şenol Soylu  kasabanın adını patates ile duyurmasına karşın  fasulye,soğan yetişiriciliği, hayvancılık gibi geçim kaynakları bulunduğunu da ifade etti. Niğde merkeze  42 km uzaklıkta yer alan Alay’da  Beş bine yakın nufus  yaşamakta olan kasabada Hayvancılıkta gerileme olduğu gibi   çiftçi sorunları ile göç vermeye başladığına dikkat çeken başkan Soylu  patates ile ilgili düzenlenen festivalinde ilgi bulduğuna değindi. Alay Kasabası spor takımıda  destek veren başkan Şenol Soylu    Kasabada çekirdek aile tipi hakim olduğunu ve  geniş ailelerde bulunduğunu ifade etti.. Bir dönem Sefa Erdoğan’ında başkanlık yaptığı Kasaba  günümüzde  Cumhuriyet ve Hürriyet Mahallelerinden oluşuyor. Belediye Başkanı Şenol Soylu Ömer Fethi Gürer’e kasaba  tarihi ile ilgili de şunları söyledi ,” Bölgede Hititlilere kadar uzanan bir tarihten söz etmek olasıdır. Belediye kayıtlarında  Kasabanın adının Alay komutanından (İsmail Bahri Mahmut)(kabir taşından anlaşılmış)geldiği  saptanmıştır. Komutanın ölümünden sonra Ak Hasan,Ercik Mehmet .vb. burada kalarak köyü kurdukları ve Kasabanın geneli bu kişilerin soyundan geldiği   bilinendir.. Kasabanın altında geçmiş zamanlara ait kiler denilen yer altı tünelleri bulunduğu ve bu tünellerin Derinkuyu’ya kadar uzandğı  sanmaktayız. Kasabamız  düz alanda kurulu olması nedeni ile güvenlik anlamında çözümün daha çok yer altı yerleşmelerine yönelmişde olabilir”

 

 

GAZETECİ YAZAR ÖMER FETHİ GÜRER GÜNDEME TAŞIDIĞI KESTANE AĞACI ANIT AĞAÇ OLARAK TESCİLLENMESİ BEKLENİYOR

BOR CÜCÜ KESTANE AĞACI ANIT AĞAÇ KAPSAMINA ALINMASI ÇALIŞMALARI BAŞLADI

 

 

Niğde Kapadokya’nın Başkenti kitabı yazarı Ömer Fethi Gürer’in bularak gündeme taşıdığı Bor Cücü Balcı Köyündeki kestane ağacı anıt ağaç kapsamına alınması için çalışmalara başladı. Ömer Fethi Gürer İl Kültür ve Turizm Müdürü Mehmet Öncel Koç ile İl Müze Müdürü Fazlı Açıkgöz  Balcı-Cücü’ye götürerek ağacı yerinde tesbitini sağladı. En az 500 yıllık olduğu düşünülen ağaç için anıt ağaç olarak tescili için çalışmalara başlandı. Ömer Fethi Gürer  Kestane ağacı ile ilgili şunları söyledi-‘Niğde ili kestane ağacı ender raslanır.  Bor Balcı Köyünde  ise bir tek kestane ağacı vardır. Balcı(Cücü) Köyü   dağ kovuğunda saklı bir yerleşim yeri gibidir. Bölgede  ceviz, armut ağaçları  çoğunluğu ‘eski’ ağaçlardır ama   Cücü Beyi’nin memleketi kestane ağacı 500 yıllık olduğu söylenmektedir. Ağaç  ile ilgili birde efsane vardır. Deniyordu ki;  Cücü Beyi yanına bir Tanrı misafiri gelir. Bu misafiri Cüce Beyi ağırlar. Konuk eder. Hizmette kusur etmez. Bu kişi ise bir aksakallı bir dededir.. Gösterilen konuk severlik karşılığında  köyee bir yere  tohum ekmek istediğini söyler. Ve Köyde bir kaya üzerine kestane tohumunu  diker, ancak o yer kayadır. ‘Orada kestane değil normal ağaç yaşamaz’ denir ama  İşte o kaya üzerinde fidan çıkar. Büyür, büyür ve Akıllara durgunluk veren görünümü ile kestane ağacı günümüze erer.  Köylülerin değişi ile Kestane ağacı 500 yıla ulaşan bir süredir Balcı’da dağın eteklerinde yaşıyor..  Belki de yaşamasını da kutsal ağaç sayılmasına borçlu. Yoksa dağ başında kaç aylık kuru odun olarak çoktan yanmış da olabilirdi.  En az  500 yıllık olduğu söylenen ağacın anıt ağaç kapsamına alınması için resimleyip Kültür ve Turizm Müdürlüğü ve Müze Müdürlüğüne bildirdim. Kültür ve Turizm Müdürü  Murat Süslü ve sonra göreve gelen halen il Kültür ve Turizm Müdürü Mehmet Öncel Koç ile Müze Müdürü Fazlı Açıkgöz ağacı yerinde gösterdim. Anıt ağaç kapsamına alınması için çalışma başlatıldı.  Bakalım, sonucu göreceğiz.dedi. Ömer Fethi Gürer Balcı’da  efsanelerin   salt Kestane ağacı ile bitmediğini de belirtip sözlerini şöyle sürdürdü. ‘Köylülerin anlattığı  hikayelerin çoğununda tanığı kestane ağacı. Göl önü’nde  bulunan suyunda özellikli olduğunu anlattılmaktadır. Göl önü’ne  bir zamanlar ‘gelin’ gezmeye götürmek adettenmiş  ama bir gün göl,  atı ile taze gelini  yutmuş, Gelinin başındaki al  köyün altlarında ‘Gömcekler ’ diye anılan bir su havuzunda ortaya çıkmış. Denir ki; Göl önü kurban istiyor ve ondan sonra ziyaret edilmez olmuş. Balcı köyünde  anıt ağacı ve efsaneleri Niğde Kapadokya Başkenti kitabı ile Niğde Söylence Şaka Fıkra Kitabımda anlattım.   Niğde için Balcı-Cücü doğası ile de ilgi bulacak bir merkezdir.’ Dedi.

 

 

 

 

NİĞDE BASINI

 

 

ÖMER FETHİ GÜRER

 

Niğde  İlinde ilk matbaa 1922 yılında  kurulan  vilayet matbasıdır. Niğde ilk çıkan gazete ve dergilerden günümüze yerel basın:  Feryat,  Resmi Niğde, Nida, Müdafaa, Tatlıdil, Bilgi, Yeni Niğde, Niğdeli, İlkadım, Güzel Mecmua, Akpınar Dergisi, Niğde Sesi Gazetesi, Yeşil Bor Gazetesi, Toprak, Milli Hamle Gazetesi,  Niğde İli Köy Toplum  Kalkınması Gazetesi,Yeni Bor Gazetesi, Bor’un Sesi Gazetesi, Niğde Anadolu Gazetesi, Niğde Haber Gazetesi, Niğde Gündem Gazetesi, Niğde Yankı Gazetesi, Niğde 51 Haber, Hasret,  Niğdemiz Dergisi, Gelişim Dergisi, Atılım, Genç Bakış, Yeniyıldız Gazetesi,  Bor Haber Gazetesi, Ulukışla, Toprak Gazetesidir.  Niğde Feryat Gazetesi 1920 yılında yayına başladı.

Osman Kuzucu, Rıza Katip, Kemal Kiper ilk gazeteyi çıkaranlardır. Resmi Niğde Gazetesi  23  İkinci Kanun 1928 yılında yayına başladı. Niğde için ilk sürekliliği olan dergi Akpınar  dergisi oldu. Temmuz 1934 yılında  Halkevi  yayını olarak çıkan dergi İmtiyaz sahibi Eczacı Naim Osman, Neşriyatı idare eden  Muallim Cevat Bey’dir. 1941 yılında sahibi Eczacı Naim Eren iken  Neşriyat Müdürü  Eczacı Sabit  Ecemiş’tir.

1936 yılında Niğde resmi  matbaa müdürü Ferit Ecer,1937 yılında Ahmet Ülkü matbaa müdürü oldu.

Niğde Valiliği yayını Niğde  Vilayet gazetesinde  1957 yılında Baki Süha Numanoğlu  Mes’ul Müdür olarak yer alırken  1960 yılında  Yazı İşleri Müdürü Suheyla Kubalı idi.1962 yılında Mesul  Müdür  Av. Mehmet Atacık,Yazı İşleri Müdürü Nail Özyiğit oldu.  Yeni Niğde gazetesi yazı işleri müdürülüğünü 1965’de  Şahin  Öcer yaptı. Ayrıca  Niğde  Gazetesi’nde Hasan Tezol yayın sorumlusu, Ali Ozan matbaacı olarak çalıştı. 10 Mayıs 1957’de   Müslüman olan Alman gazeteci Ali Ömer  Niğde geldi.. 1 Haziran  1957’de ise Cumhuriyet muhabiri olarak Yaşar Kemal  Niğde  idi.15 Kasım 1964 ’de Osman Üçer Selçuk Edebiyat Dergisini yayınladı. Resmi Niğde, Yeni Niğde, Niğde Sesi gazetelerinden sonra 1970 yılında Niğde Hamle Gazetesi İsmet Sayın  tarafından yayın hayatına kazandırıldı.

1954 yılında yayına başlayan Niğde  Sesi ise  1991 yılında kapandı.  Gazete ilk olarak 24 Mart    1954’de yayınlandı. Önce haftalık sonra günlük olan gazete  Niğde  ilk özel matbaa olarak 1952 yılında kurulan Tuğrul Matbaasında basıldı. Matbaa 1960 yılında otomatik baskı makinları, 1965 yılında  Intertype dizgi makinası ve 1969 yılında  Originall Heidelberg Oylinde baskı makinelarına  ile hizmet verdi.

Niğde Sesi ayrıca  Bor’un Sesi gazetesi çıkardı.

Bor’da ilk gazete 1949 yılında Bor Gençlik Derneğince çıkarılan Yeişlbor gazetesi oldu. Bu gazete Hacı Şimşek tarafından devr alındı.Halen yayına devam etmektedir. Bor’da  1974 yılında Yeni Bor yayına başladı. Ömer Fethi Gürer olarak Niğde’de  yerel basında beşbini aşkın Niğde ile ilgili makale yazdım. Niğde ile ilgili dört kitap yayınladım.  Halen Niğde’de  Niğde Anadolu, Niğde Haber, Niğde YeniYıldız, Niğde Gündem gazeteleri, Bor’da Yeşil Bor, Yeni Bor, Bor’da Sabah gazeteleri yayınlanmaktadır. Umarım Niğde basını ile ilgili bu bilgilerde bazı yazılarımda gibi aşırılıp üzerine eklemelerle köşe yazısı yada dergilerde yer bulmaz. Emeğe saygı gereği adım anılarak kaynak gösterilerek kullanılır. Bekletim böyle.

 

www.onurluhamle.com basına dahil değil mi?

 

GÜRER KOCAELİ’NDE NİĞDE İLİNİ ANLATTI

KOCAELİ NİĞDELİLER DERNEĞİ ETKİNLİĞİNDE KONUŞAN ÖMER FETHİ GÜRER NİĞDE İLİNİ ANLATMAK,TANITMAK, SAHİPLENMEK İÇİN DAHA ÇOK DAYANIŞMA İÇİNDE OLMALIYIZ” DEDİ.

 

 

Kocaeli Niğdeliler Derneğince düzenlenen Niğde konulu toplantıya konuşmacı olarak katılan Niğde Kapadokya’nın Başkenti, Niğde Spor Tarihi, Niğde Şaka, Söylence, Fıkra, Anlatı ve Bor Şehri kitaplarının yazarı Ömer Fethi Gürer  Niğde ilini anlatmak,tanıtmak, sahiplenmek için daha çok dayanışma içinde olmalıyız” dedi. Kocaeli’nde düzenlenen toplantı da açılış konuşması yapan dernek başkanı Ender Özdoğan Niğdeliler olarak yapmak istediklerini anlatarak şöyle dedi. “        Kocaelinde yaşayan Niğde’liler olarak  her daim hasretini,özlemini duyduğumuz, işlerimizin yoğunluğundan bir an kurtulup da hayalde olsa memleketimizi düşündüğümüz,yufkasını,pekmezini,tavasını,elmasını,patatesini,kirazını,çekirdeğini,bağını,bahçesini,yolunu tozunu ve özellikle şivesini özlediğimiz anlar oluyordur.Bayram gibi özel günlerde -eğer gidememişsek- içimizde ince bir sızı oluşturan bu memleket hasretini, dernek çatımız altında ve bugün gibi özel günlerde bir nebze olsun gidermeye çalışıyoruz.Bu günümüzde, kelimeleri,yaşantısı ve kitapları ile tam bir Niğde aşığı olan  Sayın Ömer Fethi Gürer Beyefendi ricamızı kırmayarak bizleri onurlandırdı.Kendisine çok teşekkür ediyoruz.

 

Hepimizin, memleketimiz  hakkında bildiği şeyler, yaşadığımız mahalle ,köy veya ilçeden ibarettir diye düşünüyorum.Kimi adet,gelenek ve göreneklerimiz, mahalle mahalle, köy köy ve ilçe ilçe fark etmektedir.Hangi sokakta kimler yaşamış, hangi toprakta hangi medeniyetler yaşam sürmüş, hangi evlerde nasıl düğünler, cenazeler, eğlenceler olmuş, hangi mahallede nasıl ağıtlar yakılmış, türküler söylenmiş, deyimler denilmiş, hangi savaşta kaç şehit vermişiz, kaç gazimiz varmış,hangi ileri gelenimiz memleketimiz için neler yapmış ve benzeri gibi tüm soruların kaçına kaçımız tam cevap verebiliriz ki? İşte bu geçmişini pek bilmediğimiz,bir evin,bir ağacın,bir gölün,bir mağara veya yer altı şehrinin hangi efsaneleri barındırdığını,toprağının altındaki ve üstündeki değerlerin neler olduğunu, bir antik taşın ne anlama geldiğini,hangi turistik değerlerimizin olduğunu, Osmanlıda , cumhuriyetin kuruluşunda ve kuruluşundan bu zamana kadar siyasette,ticarette,kültür ve sanatta etkin rol oynayan  hemşehrilerimizin kimler olduğunu, Şehrimizin özellikle spor ve sanat dalında neden geri kaldığını ve sanayide,ticarette,kültürde ilerlemek,gelişmek için neler yapmamız gerektiğini,bizlere yazıları,kitapları ve söyleşileri ile anlatmaya çalışan Sayın Ömer Fethi Gürer Bey  tüm bu sorularımıza cevap verecek kitapları ve sözleri ile aramızdadır.” dedi ve Niğde ile ilgili bir şiirde okudu.Şair  eğitimci Nisari Özdoğan’ın oğlu olan başkan Ender Özdoğan daha sonra sözü Ömer Fethi Gürer’e bıraktı. İki saati aşkın süre Niğde ili ile ilgili konuşan Ömer Fethi Gürer tarihi dokuyu, doğasını, görülmesi gerekli yerlerini, Niğde özelliklerini folklorunu, söylencesini özetle Niğde için anlatılması gerekenleri katılımcılara aktardı. Ömer Fethi Gürer daha sonra soruları da yanıtladı. Gürer tarihi derinliği, doğal güzelliği, insan yeteneği ve folkloru ile bu kadar çok varlığa sahip olupta bundan fayda sağlayamamış Niğde ilinden başkan yer varmı? ben bilmiyorum. Bu nedenle elbirliği ile Niğdemizi tanıma anlatma ve sahiplenme noktasında olmalıyız ki ata toprağımızın geleceği daha güzel olsun “dedi. Ömer Fethi Gürer bilimsel kazılardan tarihi doku izlerine değin kapsamlı ve açıklayıcı anlatısı sonrası kitaplarını da imzaladı. İstanbul Niğdeliler Dernek Yönetim Kurulu üyesi İş adamı ve Niğde iline genç yaşta okul yaptıran müteşebbis Şenol Bengü ile Toplantıya  Kocaeli İl Özel İdare Daire başkanı Hemşehrimiz İrfan Çakmak, Derince İmam Hatip Lise Müdürü hemşehrimiz Abdulkadir Yardımcı, Emekli Öğretim Üyesi Sadık Atuk, Cezaevi Md Yrdm Hemşehrimiz  Kamber Ata ile iş adamı ve yöneticiler  Kani Baştürk,Cumali Bozok, Emin Durukan, Cumali Özcan, Gölcük Niğdeliler Dernek Başkanı Cumali Özcan, İsmet Açıkgöz, Tekin Aydın, Mühendis Kazım Başarır, Mehmet Baştürk, Namık Kemal Bilgin, Mehmet Özlemiş,Emine Mengi, Harun Artınay, Ferah Göktürk, Gülşen Ata, Güler Kiremitçiler, Kezban Çoşkun, Rukiye Göktürk, Sevda Aydın, Yaşar Kiremitçiler, Serkan Baştürk, Nuran Baştürk, Harun Altınay, Celal Eldeş, Hamit Kurt, Yönetim Kurulu üyeleri ile  Kocaeli’de yaşayan hemşehrilerimiz katıldılar. İş adamı Kani Baştürk toplantı sonunda  Kocaeli Mobilyacılar sitesinde Ömer Fethi Gürer ve Şenol Bengü’ye yöneticilerle yemek verdi.

 

*************

 

 

İSTANBUL NİĞDE DERNEĞİ MODERN BİR BİNAYA KAVUŞTU

İSTANBUL NİĞDE DERNEK BAŞKANI HALİL GÜL “NİĞDE FOLKLOR VE KÜLTÜREL DEĞERLERİNİN TANINMASI İÇİN ÇALIŞMALAR BAŞLATACAĞIZ” DEDİ

 

İstanbul Niğde Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Halil Gül gazeteci yazar Ömer Fethi Gürer sorularını yanıtladı. Başkan Halil Gül Niğdeliler olarak ilimizede  hemşehrilerimizede daha çok yakın olmak ve sahiplenmek çabamızdır”dedi. 1990 yılında Başkan Süleyman Bozbuğa döneminde alınan üç katlı dernek binasını tümden iç donanımını yenileyerek modern bir yapıya erdiren Başkan Halil Gül  yeni bina dokusuna  yıl sonunda Niğdelilerin kavuşacağını da açıkladı.  Niğde Kapadokya Başkenti Kitabı, Niğde Spor Tarihi, Niğde Söylence, Şaka, Fıkra kitapı ve Bor Şehri kitabının yazarı olan Ömer Fethi Gürer’in Niğde ile ilgili gayretlerine de teşekkür eden başkan Halil Gül Ömer Fethi Gürer sorularını şu yanıtları verdi.

ÖMER FETHİ GÜRER- Niğde derneğinde uzun yıllar yönetici olarak çalıştınız. Son seçimde ise başkanlığa seçildiniz. Kısaca kendinizi tanıtırmısınız?

HALİL GÜL- 1958 Yılında Niğde merkeze bağlı Tepeköy’de doğdum.  İş yaşamıma kağıt ticareti ile başladım. O dönemde İstanbul’da Tepeköy ve Yaylayolu gibi yakın köylerden Cağaloğlu’nda  kağıt ticareti ile ilgili hemşehrilerimiz  önemli bir ağırlığı vardı. Bende  bu işi seçmemde hemşehrilerimin bu alanda başarılarının varlığı bir yerde ilgimi çekti. ve mesleğe böylece başladık 33 yıldırda bu sektörde faaliyette bulunuyorum. Gül Kağıtçılık adı ile firmamda müşterilerimize hizmete devam ediyoruz.  İşimizi yaparken memleketimize olan ilgimizde hep var oldu. Niğde derneğine kurucu üye oldum. Uzun yıllar yönetimlerde yer aldım. 2009 yılında hemşehrilerimizin önerisi ile başkan seçildim. Sosyal faaliyetlere ilgim var. Siyasi partilerde, derneklerde faal görevlerde yaptım. Küçük Ayasofya Futbol takımında asbaşkanlıkta bulundum. Kısacası çevremde olan bitenlerle ilgiliyim. Şu anda Niğde dernek başkanı olarak Niğdelilerimizin birlik ve dayanışma içinde olması ve Niğdemiz için neler yapabiliriz düşüncesi ile çaba ve gayret içindeyiz. Yönetim kurulumuzla beraber bu anlamda önemli girişimlere imza atmak istiyoruz.

ÖMER FETHİ GÜRER- Niğde  dernek başkanı seçildikten sonra öncelikle neleri ele aldınız? ne gibi çalışmalarda bulundunuz?

HALİL GÜL- Dernek başkanı seçildikten sonra Yönetim kurulumuzla toplanıp “neler yapabiliriz?”konuştuk. Öncelikle dernek binamızı ele aldık. Sultanahmet KüçükAyasofya Mahllesinde üç katlı dernek binamız oldukça yıpranmıştı. Tümden binayı ele alıp yeniledik. Her kata tuvalet, mutfak yaptık. yer döşemeleri yeniledik. Merdivenleri mermer yaptık Terası düzenledik. Kısacası iç donanımı tamamen değiştirdik. Her hemşehrimizin misafirini de alıp geleceği ve rahtlıkla bayanlarımızın da günlerini dahi yapabilecekleri bir konuma binayı getirdik. Dış cephe yenilemesi ile kısa sürede yeni hali ile binamızı açacağız. Bizim gayretimizi Niğdeli hemşehrilerimizinde önemli katkısı ile yüz milyara eren masrafla bu çalışmaları tamamlama noktasına getirdik. Niğdelilerin İstanbul’da istenen konumda bir dernek binasının varlığını böylece tamamlamış oluyoruz.

ÖMER FETHİ GÜRER- İstanbul Niğde Derneği olarak hedeflerinizi kısaca anlatırmısınız?

HALİL GÜL-  İstanbul’da çok sayıda hemşehrimiz var.  Bu hemşehrilerimizin dayanışmasını, tanışmasını, yerel folklor ve kültürümüzünde bilinmesi ve yaşamasını sağlamak adına çabalarımız olacak. Önce yer sorununu çözdük. Önümüzdeki dönem toplantılarımızı artırıp her hemşehrimizin fikrindende yararlanıp yeni bir atılım sağlamak çabası içinde olacağız. Niğde ticaretine, sanayine, kültürüne ne gibi hizmetler verebiliriz. Katkı sağlarız bu anlamda çalışmalarda bulunacağız. Başarılı iş adamlarımız, yazarlarımız, sanatçılarımız ile ilişkileri geliştireceğiz. Turizm Niğde için önemli olduğuna inanıyoruz. Bu alanda neler yapabilirizi ele alacağız. Bu yolda girişimlerde bulunacağız. Niğdeli olup yetenekleri bulunan ama yeterince tanınmayanların yanında olup onların sorunlarını ve kamuoyunda daha çok yer bulmalarını sağlama adına çabalarımız da olacak. Fiziki sistemi yenilediğimiz binamızda teknoloji ile ilgili donanımları sağlayıp daha çok iletişim daha çok ilgi noktasında harekete geçeceğiz. Kısacası Niğdeli ile dayanışma, Niğde sorunları çözme adına çaba ve Niğdeli yetenekleri yukarı taşıma adına bir dizi girişim planlıyoruz.

ÖMER FETHİ GÜRER-  Oldukça yoğun bir çalışma sizi bekliyor. Görünen o ki İstanbul’da Niğde Lobisi oluşturmak gayretiniz var.

HALİL GÜL- Evet, kesinlikle Gurbette Niğde dayanışması, birlikteliği ve  tanınması adına uğraşlar vereceğiz. Folkloru, kültürü ile Niğde daha çok tanınması, Niğdeli başarılı öğrencilere Üniversitede burstan tutunda her alanda girişimlerimiz olacak. İlk hedef binamızı istenen konuma taşımaktı. Onu başardık. Sıra diğer çalışmalarımızda.

ÖMER FETHİ GÜRER- Başkan kolaylıklar diliyor teşekkür ediyorum

HALİL GÜL- Bende sizin Niğde ile ilgili yaptığınız kitapları ilgi ile okuyorum. Büyük emek verdiğinizi biliyorum. O nedenle  kitaplarınız içinde çok teşekkür ediyor. Yeni çalışmalarınızı da beklediğimizi belitmek istiyorum.

 

ÖMER FETHİ GÜRER

ÖMER FETHİ GÜRER  GÖLCÜK(LİMNİ) TARİHİ YERLEŞMELERİNİ  GEZDİ.

GÜRER “GÖLCÜK  TURİZMDEN ÖNE ÇIKMALIDIR”

Niğde-Nevşehir illeri arasında  Niğde sınırları içinde kalan  Yeşil Gölcük Kasabasına giden gazeteci Yazar Ömer Fethi Gürer bölgede tarihi dokuyu gezdi. Gürer, Kasabanın Nevşehir yakınında olmasına karşın  gereken ilgiye erememesini sorguladı. Kasaba eski belediye başkanları  Dede Yüksel ve halen belediye başkanı Salih Ertul ile görüştü.  Niğde Tarihi anlatan Niğde Kapadokya Başkenti kitabı yazarı Ömer Fethi Gürer, Niğde Kitabından Gölcük ile ilgili önemli bilgilere yer verdiğini belirterek geçmiş dönemde belediye başkanı olan Dede Er ve  Dede Yüksel’in Gölcük’ün turizmden pay alması için çaba harcadıklarını bildiğini  söyledi. Gürer kitap yazım aşamasında dönemin belediye başkanı Dede Yüksel ile Gölcük tarhi dokusunu da konuştuğunu anlatarak gerek Dede Er gerek Dede Yüksel Başkan iken bölgede turizmin gelişmesi adına çabaları oldu ancak gereken desteği görmediler. Yeşil Gölcük Nevşehir’e bu kadar yakın bir konumda iken özellik ve güzellikleri yeterince  değer bulmamasının bölge gelişimine de olumsuz yansıdı. Yeni dönemde bu konuda mutlaka girişimlerde bulunulması şart. Başkan Salih Ertul ile görüştüm. Gölcük özelliklerinin farkında.Turizmden pay almak adına yapılacak çalışmalar  belli. Gereken destek ile  Gölcük önemli bir merkez olabilir”dedi Gürer izlenimlerini şöyle anlattı-“birden çok gittiğim bölgede bu kere tarihi alanın son durumunu görmek için yeninden eski adı olan Limni’ye Gölcükten Salih Atıcı ile yola çıktım . Kasaba da  Banat Tepesi, Topar Tepesi  de Aykaslü ve Agomer de tarihi kalıntıları önemli idi. Kasaba adını aldığı Gölcükbaşı su kaynağına vardığımızda orada Belediye Başkanı Salih Ertul ile karşılaştık. Başkan Ertul ile  tarihi dokuyu gezdik. Başkan  Ertul Bölgenin öneminin farkında idi. Bu nedenle geçmişte başlatılan çalışmaları devam ettirip turizmden pay almak adına çalışmalarda bulunacaklarını söyledi.  Başkan Ertul, Kasabada yer alan antik su kaynağının içinde yer alan  delikli taşın 40 baskını çocuklar için şifa bulduklarına inanılan bir yer olduğuna işaret ederek  4-5 kez bu taştan geçerek  sorunlarına çare arayanların olduğunun bilindiğini belirtti. Su kaynağı yanında yer alan Höyük çevresinde ise onlarca giriş bulunan kalıntılar dikkat çekici idi. Yer altı şehri olduğu belirtilen bir den çok giriş noktası tek tek gezdim.  Başkan bu bölgenin incelemeye alınması için girişimlerde bulunacağını da söyledi. Kasaba da eski belediye başkanı Dede Yüksel Gölcük turimz ile öne çıkması gerektiğini düşünen ve bu anlamda geçen dönem çalışması olandı. Onunla da görüştüm. Başkanlığı döneminde  gerek su kaynağı gerek tarihi alanın açığa çıkarılması için girişimlerimiz oldu. Gereken ilgiyi  bölgeye çekebilmeyi başarır isek Gölcük turizm açısından önemli bir merkez olacaktır”dedi.

 

 

Köşe yazısı

GÖLCÜK YANİ LİMNİ

ÖMER FETHİ  GÜRER

Gölcük, tarihi adı ile  Limni önemli bir yerleşim yeridir.  Niğde- Nevşehir arasında yer alır.Ulaşımı kolay bölge  Konaklı kasabası, Orhanlı kasabası,  Tırhan köyü,  Derinkuyu ilçesi, İnli ve hacı Abdullah kasabaları ile komşudur. Kasaba düz ovadadır. Genelde toprak tek katlı yapıların yer aldığı bölgede Mübadele öncesi yapılmış yapılardanda kalanlar vardır. Yeni yapılar ise sınırlıdır.  Kasaba tarihi özelliği olan bir bölgedir. Nevşehir’e yakın olmasına karşın tarihi özelliğini ne yazıkki ilgi noktasına taşıyamamıştır. Bu anlamda Dede Er ve Dede Yüksel belediye başkanlıkları döneminde çalışmalarda bulunmuşlardır. Kasabada Gölcük başı olarak bilinen su kaynağı varlığı Gölcük adını almasında vesile olmuştur. Kasaba  sınırlı alanda yer alan  tepelerin  hemen önünde   Gölcük başı su kaynağı ve  havuzu vardır.  18 yy yerleşim yeri değişen kasaba  tepelerde ise birden çok alanda yer altı yerleşmeleri dikkate değerdir.  Birden çok yer altı girişi  bazılarına girenler olmuştur. Odaların varlığından ve kimi  sonuna kadar gidemedikleri yerlerden söz etmektedirler. Dede Yüksel belediye başkanı iken bu alan ile ilgili anlatılarından yola çıkarak bir köşe yazısında konuyu gündeme taşımıştım. Ne varki başkan Yüksel bu çabalarına gereken kurumlar  yeteri destek sağlamadılar. Bu kere başkan  Salih Ertul ile birden çok alanda yerleşmeleri gezdik. Höyükte çok sayıda yerde açılmalar vardı. Nevşehir’e iki adım ötede Niğde ili sınırları içinde bu denli farklı bir  tarihi alan yeterince ilgi bulamaması ise düşünüdürücü idi. Bor Bahçeli  Köşk’e benzer bu alanda büyük bir havuz yanındaki yerleşmeler  dikkate değerdi. Banat Tepesi, Topar Tepesi yer alan tarihi kalıntılarla bölge  önemli detayları günümüze taşımıştı. Yapılması gereken olan ise bilimsel anlamda kazı ve inceleme idi. Aykaslü ve Ağomer kalıntı bulunan alanlardı. Gölbaşı ve çevresi muhteşem bir mesire yeri olacak konumda idi. Tarihi alan oldukça genişti. Önce bu alanda gerekenler yapılması sonra gölbaşı piknik yerleri düzenlenmesi ve Niğde-Nevşehir yoluna konacak bir tanıtım levhası ile bölge ilgi alanı olması olası idi. Ulaşımı kolay olan bölgeye yolun asfaltanması da basit bir işti. Bu anlamda il özel idare  bu alanı gündemine almasında yarar vardı.

Patates, ,şeker pancarı ve tahıl ürünleri ile geçim sağlanan bölgede tarihi doku ciddi olarak ele alınması halinde Gölcük ilgi bulmaması olası değildir. Bu yolla kasaba gerek tarım gerek turizm ile  gelişime ermesi de olasıdır. Kasaba  Göl Başı bölgesi  güzelliği yanında kutsal bir alan olarak görülmesi de ayrı bir dikkat çeken konudur. Bu alanda bulunan su içinde delik taş  şifa  sağladığı inancı ile ziyaret edildiğini başkan Salih Ertul anlattı. Salih ertul Kırk basması ve sarılık halinde bu delikli taştan 4-5 kere geçenin şifa bulduğu yönünde bir söylenceyi de akatardı. Genelde tarihi dünü olan çok yerde  olduğu gibi bu bölgede de bir söylence olarak gelen anlatı da ilginçti.
 Gölcük Kasabasının özelliği olan tarihi alanına gelecekte tekrar uğrak vereceğim ve gelişmeleri izleyeceğim. Özellikle bölge tarihi dokusu ve su kaynağının çevresinde piknik alanında değin gördüğüm güzellikleri mutlaka değer bulmalıdır. Limni tarihsel derinliği ile açığa çıkarılmalıdır. Umarım yetkililerde yazdıklarımızı dikkate alarak yol sorunundan bilimsel incelemeye değin  gereğini yaparlar

 

ÖMER FETHİ GÜRER YAZDIĞI NİĞDE KAPADOKYA BAŞKENTİ KİTABINA  OKTAY AKBAL’DAN  ÖVGÜ

 

Niğde ile ilgili son yıllarda dört kitap birden yazan gazeteci yazar Ömer Fethi Gürer’e  ünlü Edebiyatçı-Yazar Oktay Akbal’dan büyük   övgü geldi.

18 Kasım 2010 Perşembe günü Cumhuriyet Gazetesi’nde EVET-HAYIR köşesinde  Kitaplar arasında başlığı ile yazdığı Köşe yazısında Ünlü Yazar Oktay Akbal Niğde Kapadokya Başkenti kitabı için şunları yazdı.-“ Niğde Kapadokya’nın Başkenti” tam sekizyüz  sayfa!.. Dönemlerin  Niğdesi’ni geçmişiyle dünüyle bugünüyle anlatıyor. Ömer Fethi Gürer’in yıllar süren  çalışmasının  ürünü bir dev yapıt… Niğde’nin ve yöresinin tarihsel açıdan olduğu kadar, bilimsel güzellikleriylede anlatılması… Böyle bir yapıt ancak yıllarca çalışmalardan sonra verilir. Ne yazık ki bu tür yapıtlara az  rastlanıyor. İnsanlarımız doğup büyüdüğü yerlerin apayrı bir kişiliği, bir niteliği olduğunu görmezden geliyor.Bu kitabın önemli bir yanı da Niğde’nin  yetiştirdiği devlet adamlarını,şairlerini, yazarlarını ayrıntılarıyla tanıtmasıdır.

Aşık Sadık, sayısız Niğdeli Şairlerden  biri:

“Niğde yaylarına kıymet biçilmez

Soğuktur suları bir tas içilmez

Sayfiye yeridir görüp geçilmez” diye Niğde’yi anlatıyor. Daha Nice Niğdeli Şair gibi…

“Kapadokya’nın Başkenti Niğde’yi edebiyatımıza  olduğu kadar  tarihimizede kazandıran Ömer Fethi Gürer’e, bir Niğdeli olsak ta, olmasak ta  bir teşekkür borçluyuz.”

Oktay Akbal  Niğde Kapadokya Başkenti kitabı için bunları yazdı. Gazteci Yazar Ömer Fethi Gürer yeni çıkan  Niğde Spor Tarihi ve Niğde Söylence-Fıkra-Şaka-Anlatı kitabıda   Niğde ölçeğinde yazılmış ilklerden sayılacak kitaplar. Bu kitapları  Niğde Caymaz  Kırtasiye, Niğde Bor Yolu Okyanus Market ile Bor İş Bankası Yanında Fatih Kırtasiye’den etmek mümkün olmaktadır.

 

 

AKKAYA ANTİK KENT KALINTILARI GEZİLİR KILINABİLİR.
Niğde-Bor arasında Akkaya Barajı yanında antik kent kalıntıları turizme kazandırılmalıdır. Çevre düzenlenmeli ve yola tanıtım panosu konmalıdır.

Akkaya Barajı yapılırken duyarlı olunamadığı için önemli tarihi dokunun büyük oranda tahrip olmasına karşın günümüzde bu alanın düzenlenip gezilir kılınabilir. Niğde- Bor arasında tanıtım tabelası ile bölgeye ilgi sağlanabilir. “ 1963 yılında bölgede oyulmuş kaya o...dalar ve mezarlar ile yerleşim alanının varlığı saptanmıştır. Niğde Kapadokya’nın Başkenti kitabında yer verdiğim üzere dönemin müze müdürü Kadir Erbil yerleşmenin Bizans yerleşmesi olduğunu açıklamıştır. Kaya oyma yapılarda tavan ve duvarında kaya oyma kemerler ve kırmızı boya ile geometrik şekiller saptanmıştır. Baraj ofisi yapılan alanda ise temel kazısında kaya mezarlar ve taş kapakları bulunmuş mezarlarda iskelet parçalarına rastlanmıştır. Bir mezarda iki adet cam fayans bilezik, boncuklar ve kolye parçaları bulunmuştur. Bölgede sarnıç olarak kullanıldığı sarnıçlarda tespit edilmiştir.

ÖMER FETHİ GÜRER  GEBERE BARAJINDA ÇEVRE DÜZENLENMESİ YAPILMASINI ÖNERDİ.

GÜRER GEBERE BARAJ ÇEVRESİNDE GEZİ ALANLARI VE PİKNİK YERLERİ OLUŞTURULMASI VE  ATIKLARDAN ARINDIRILMASINI İSTEDİ

 

 

Niğde Kapadokya’nın Başkenti ve Bor Şehri Kitaplarının yazarı Ömer Fethi Gürer Niğde için önemli bir sorunun daha çözümü için  önerilerde bulundu.

Gazeteci-Yazar Ömer Fethi Gürer Gebere Barajının Niğde için önemli bir piknik alanı olabileceğini belirterek bölgede düzenlemelere gidilmesini önerdi. Gürer şöyle dedi.” Niğde ilinde  bağ bahçe her ilçede vardır ama piknik alanları sınırlıdır. Göç veren Niğde merkez yapısı ise özellikle Üniversite ile göç almaktadır.  Orman Bakanlığınca düzenlenen ve belediyeye devr edilen Kent orman yaz boyu yoğun bir ilgi görmüştür. Kent için soluklanma için   yeni yerleri üretmek gerekir. Bu yaz Gebere barajına gittiğimde çok kalabalıktı ama çevre düzensiz ve bakımsızdı. Bunun yerine çevre düzeni ile Niğde için önemli bir soluklanma alanı yaratılabilir. Gebere Barajı Niğde merkez kuzey batıda 13 kilometre uzaklıktadır. Uzandı deresi üzerinde kuruludur.  Atatürk direktifi Başbakan İsmet İnönü girişimi ile  1939-1941 yılları arası    yapılmıştır. Ülkemizde baraj adına yapılan ilk yatırımlardandır. Göl hamcı ise 2,5 milyon metreküptür. Göl alanı  26 hektardır. Baraj çevresinde kısmen ağaçlandırma yapılmış, mesire yerleri düzenlenmiş ise de  açaçlar bakımsız ve çevre düzensizdir...  Baraj DSİ    aittir. Çevre alan çit ile çevrilmiştir. Baraj  çevresinde mesire yeri olarak geçmişte yapılmış alanlar ise haraptır. Bakımlı kılınması halinde Niğde için güzel bir piknik alanı olabilir” dedi.

Ömer Fethi Gürer barajın yapılışının önemli bir hizmet olduğuna dikkat çekerek günümüzde bu bölge tümden ele alınarak piknik alanı olarak ağaçlandırma, bakım, temzilik, düzenlenme çalışmaları yapılmasının şart olduğunu söyledi.  Gürer Barajın, Niğde için önemli bir gezi alanı oluşacağını kayd edip şunları söyledi” Gebere Barajı  kararı ve yapılışı Niğde için önemlidir. Genç Cumhuriyet ilk yıllarında Osmanlı döneminden devr alınan borçlu ve sorunlu bir ülkenin kaynaklarını bu tür yatırımlara ayırması önemli bir olaydır. Günümüzde bu hizmetin özelliği ve önemini anlamak belki biraz güçtür.  1935 tarihli Niğde gazetesi manşetten ‘Önemli bir müjde,Niğdemiz Taze Hayata kavuşuyor’ diye çıkmıştır. Haber girişinde İlerleme direktif ve işaretini büyük Önderimiz, sevgili Atatürk’ümüzün yüksek ilham ve işaretlerinden alan sayın Başbakanımız General İsmet İnönü hükümetinin yurdumuzun her tarafına vucuda  getirmekte olduğu ekonomik ve Bayındırlık eserleri serisinden olmak üzere merkezi vilayete 11 km mesafede bulunan Gebere mevkiinde dört milyon metre  mikabı su istiap edecek bir baraj yapılması işi tamamen sağlanlaştırılmış, şüphe ve teredüdüd mucip hiç bir hal kalmamıştır.” haberi ile olay duyrulmuştur. Böylesi önemli bir girişim olan bu eserin bugunkü çevre düzenini çok bakımsızdır. Gelişigüzel yerde vatandaş piknik yapmaktadır. Düzensizlik ve atıklar ile çevre oldukça kötü bir görünüm almıştı. Bütün buna karşında yüzlerce insan bu bölgeye gitmektedir. Yapılması gereken Baraja giden yolda dahil ağaçlandırma yapılmalıdır. Baraj çevresinde oturma alanları, araç park yeri ki barajın çevresi araçtan geçilmiyordu. Araçlar içeri alınmadan piknik yapılması sağlanabilirdi.    Ve  bakımsız ağaçların yer aldığı piknik alanında bakım sağlanarak büfe ve cafe ile yeni  ağaçlandırılmış aları  ile bölge kısa sürede  düzenlenebilir. yetkililer umarım konuya gereken duyarlılığı gösterir” dedi.

 

GürerNovember 20, 2010 at 3:25pm

Konu: NİĞDE KİTAPLARI NİĞDE'DE

Niğde Caymaz Kırtasiye, Halk Bankası Karşısı Niğde, Niğde- Bor yolu Okyanus Market Niğde ve Bor'da İş Bankası yanı Fatih Kırtasiyede(Çok sayıda mevcuttur) bulunan NİĞDE SPOR TARİHİ kitabında Niğde, Bor, Ulukışla, Çamardı, Azatlı, Elmalı, Kemerhisar,Kızılca, Çukurkuyu, Alay futbol takımları ve diğer amatör futbol takımları resimleri, Okullardan geçmişte ve günümüzde farklı başarılı sporcular isimleri resimleri, güreş,at biniciliği, atletizm, futbol, boks,kayak, dağcılık,Judo,Karate, Engelliler, İzciler, Halk Oyunları,Avcılar, Beden eğitimi öğretmenleri, stadlar, eski oyuncular, eski başkanlar, emek verenler, yöneticiler yer almaktadır. Niğde ile ilgili sporda dün bu kitapta derlenmiştir. Bilginize ÖMER FETHİ GÜRER

 

*     

*    Ömer Fethi Gürer

ULUKIŞLA KASABASI HALKI “AVÖREN TURİZME KAZANDIRILSIN”

 

Niğde Altunhisar İlçesi Ulukışla Kasabası yakınında yer alan antik Avören bölgesinin bilimsel inceleme ve düzenleme sonrası turizme kazandırılması istendi.

Niğde Kapadokya Başkenti ve Bor Şehri Yazarı Ömer Fethi Gürer’in yerel ve Ulusal Basına taşıdığı  Altunhisar Ulukışla Kasabası Antik ören yeri Avören’de   ona yakın su sarnıçı, yerl altı şehirleri,  tapınak ve yerleşim alanları bulunuyor. Gazeteci-Yazar Ömer Fethi Gürer  gördüklerim  On dönüme yakın alanda yer alan  ve  meşe ormanlığı içinde muhteşem bir görünüme sahip antik bir kent kalıntılarıdır. Mutlaka Önem verilmeli ve turizm için gereken düzenlemeler yapılmalıdır” dedi. Ömer Fethi Gürer kasaba halkı ile de bölge dokusu üzerine söyleşilerde bulundu.

Kasaba tarihi ile ilgili araştırmalarda bulunan  Emekli Öğretmen Ali Kılınçsoy Ulukışla Kasabasının bilimsel bir araştırma ile açığa çıkmasının bölgeye ilgiyi artıracağını söyledi. Ali Kılıçsoy araştırmaları ile antik dönem ile ilgili şunları anlattı.-“Kasabamın antik çağlarda da bir yerleşim yeri ve Aksaray – Anduğu – Tyana arasında bir geçit olduğu anlaşılmaktadır. Avören ve Ören’in üstündeki tepede bulunan taştan oyma mezarlar, Ören’deki eski okulun temel yerinden çıkarılan büyük küpler, Karakilise mahallesinin üstünde bulunan hayvan resmi, Kayaburnu’nda bulunan ve dans eden insanları gösteren resim ve kayaya kazınmış merdiven basamakları; buraların frigler; belki de Etiler zamanından kalma yerleşim ve geçit yeri olduğunun kanıtlarıdır. Yine Avören’de bulunan ve kemik damı anlamına gelen “Kadit Damı” kimlerden kaldı? Asma’dan Avören’e künklerle kimler su getirdi? Oradaki su sarnıçlarını kimler yaptı? Tepede çok miktarda bulunan “deve gözü” diye adlandırdığımız (obsidiyen) taşlaşmış siyah camlar ilk çağlarda okun ucuna takılıyor ve ayna yapımında kullanılıyordu. Belki de burada o zaman insanlarını çok zengin eden bir ok ve ayna üretim yeri vardı. Hasan Dağı yöresinden Kıbrıs’a bile satılan bu siyah camlar da Hasan Dağı’nın yöreye bir armağanıydı. Bu ve benzeri yüzeyde bulunan bulgular dahi Ulukışla Kasabasının detayları ile incelenmesi için gerekli nedendir. Bu çalışmalar sonunda kasabamız turizmden gerekli payı alacak bölgenin bilinmeyen tarihi aydınlanacaktır” dedi.

Ulukışla Kasaba belediye Başkanı ve Kasaba halkı da özellikle Avören bölgesinde kısa sürede düzenleme ve tarihi dokuyu gezilir kılmanın olası olduğuna dikkat çekerek bir an önce gereken çalışmalarda bulunulmasını yetkililerden istediklerini belirttiler.

 

 

RESİMDE: Ömer Fethi Gürer, Aliı Kılıçsoy ve Kasaba halkı ile

*     

ALTUNHİSAR YEŞİLYURT BELEDİYE BAŞKANI KEMAL KAYASAN  TARİHİ ESERLERİN KURTARILMASI İÇİN ÇABALARIMIZ DEVAM EDİYOR DEDİ.

KASABADA  DEFİNE AVCILARINCA TARİHİ ESERLERE ÖNEMLİ ZARAR VERİLİYOR

 

 

Niğde Altunhisar İlçesi Yeşilyurt Kasabası Vadi içinde yer alan Roma Kilisesi kurtarılması  ve onarılması için Yeşilyurt Belediye Başkanı Kemal Kayasan yetkililere başvuruda bulunduklarını açıkladı.

 

Niğde Kapadokya Başkenti ve Bor Şehri Kitabı yazarı Ömer Fethi Gürer Yeşilyurt bölgesinde onlarca tarihi eserin son durumunu yerinde gördü. Muhtar Mahmut Say ve Fatih Say ile Yeşilyurt Kasabasında farklı yerlerde tarihi eserleri yerinde inceleyen Gürer Roma Kilisesi kaçak kazılarla define avcılarınca talan edilmesinden üzüntü duyduğunu söyledi. Ömer Fethi Gürer Kasaba giriş yolu üzerinde yer alan ve 1970 li yıllarda ortaya çıkan rahibeler evinin tamamen fresklerinin sökülerek adeta talan edilmesinden sonra Roma kilisesininde define avcılarınca zarar verilmesini bölge geleceğine indirilmiş önemeli bir derbe olarak niteledi.

ROMALILARDAN KALA YAP KURTARILMALI

Gürer, Yeşilyurt Roma Kilisesi çevresinde kelerleri ve kaya yerleşmeleri ile muhteşem bir zenginlik olduğunu ne var ki 1975 yılından beri ulusal ve yerel basında gündeme taşıdığı yapının kurtarılma yerine adeta yok edildiğine dikkat çekerek bir an önce gereken çalışma yapılıp bu tarihi doku onarılmalıdır” dedi.

Ömer Fethi Gürer “Tarihi yapının müze olarak hizmete açılması gerektiğini belirtip Niğde bölgesinde mimari olarak bu yapının bir benzeri yok. Çevresinde yapılan yeni eklentiler yıkılıp,   bölge tümden ele alınarak turizm amaçlı sahiplenilmelidir. Çevrede kelerler ile kilise bütünlüğü sağlanmalı ve eser aslına uygun onarılmalıdır” dedi.

BAŞKAN KAYASAN: YETKİLERDEN YARDIM BEKLİYORUZ”

Ömer Fethi Gürer konuyla ilgili olarak Kasaba belediye Başkanı Kemal Kayasan ile de bir görüşme yaptı. Romalılardan kalan yapıyı başkan ile gezen Gürer bu yapının kurtarılmasının Yeşilyurt için önemine değindi. Başkan Kemal Kayasan’da Müze ile konuyu görüştüğünü, bu yapının müzeye ait olduğunu öğrendiğini, ancak bu durumda yıkılarak yok olmasına razı olmadıklarını belirtip gereken girişimlerde bulunarak yapının onarılması ve müze olarak açılması için çalışma başlattık. Yetkililerde bu konuda bize gereken desteği sağlayacakları inancındayım. Konun kısa sürede ele alınmasınI umuyorum. Yeşilyurt için bu yerin önemini biliyoruz. Gelip gezen yabancılarda var.Bir an önce onarılması bekliyoruz”dedi.

MUHTARLARDA  TURİZM UMUDUMUZ DİYORLAR,

Yeşilyurt  Kasabası  Yukarı Asmaz Mahalle Muhtarı Muhtar Mahmut Say ve Kale Mahalle Muhtarı Mahmut Dokucu’da Yeşilyurt Kasabası farklı yerlerde yer alan tarihi yapıların bir an önce kurtarılması ve kasabanın turizm çekim merkezi kılınması istediler. Muhtarlar elimizin altında değerlerin kasabamızın çehresini değiştireceğine inanıyoruz. Bu bağlamda destek ve ilgi bekliyoruz” diye konuştular. Muhtarlar Yeşilyurtta tarihi dokuya sahip çıkılması halinde kasabanın öneminin artacağını söylediler.

KASABA HALKI DEĞERLERİMİZE SAHİP ÇIKILSIN

Yeşilyurt  Kasabası halkı ile de görüşen  Niğde Kapadokya’nın Başkenti ve Bor Şehri Kitabı yazarı  Ömer Fethi Gürer’e kasaba halkı  her adımda tarihi eserimiz var. Bu eserlerimizin bilimsel bir çalışma ile irdelenmesi ve onarılıp turizme açılmasını istiytoruz. Roma kilisesi, hamamı, değirmeni, manastırı, kral mezarları, kalesi ile Yeşilyurt mutlaka gün ışığına çıkmalıdır. Bölgeye gelen yabancı turistler  bölgenin çok önemli bir yerleşim olduğunu söylüyorlar. Bu nedenle bölgemiz ciddi ele alınmasını bekliyor ve istiyoruz” dediler.

FOTO: HABER ÖMER FETHİ GÜRER

 

 

 

*     

Gezi- yorum

Haber- foto: ömer  fethi gürer

 

KİTRELİ ASMA KAYALIKLARI YERLEŞMELERİ TURİZME KAZANDIRILMASI İSTENDİ

 

Niğde Çiftlik İlçesi Kitreli Kasabası  antik yerleşmelerin yer aldığı Asma bölgesinde bilimsel çalışma yapılması ve bölgenin turizme kazandırılması istendi.

Kitreli Belediye Başkanı Abdullah Şener ,Niğde Kapadokya Başkenti Kitabı ve Bor Şehri Kitabı yazarı Ömer Fethi Gürer ile bölgede inceleme yaptı.  Başkan  Abdullah Şener kasaba çevresinde tarihi dokuyu konuklarına gezdirdi. Başkan Abdullah Şener   Kitreli tarihinin farklı dönemlerine ait kasaba merkez ve çevresinde buluntular bulunduğuna dikkat çekerek bu alanlarda etraflıca bir bilimsel çalışmanın gerekliliğine inandıklarını, yüzeysel araştırmalar yerine derinlemesine incelemeler beklediklerini söyledi.

BAŞKAN ŞENER KİTRELİ DOĞA VE TARİH DERİNLİĞİ İLE GÖRÜLEMEYE DEĞERDİR.

Başkan Şener  bölgede yerleşmelerin halende  görülebildiğini ve  Hitit, Asur, Bizasn, Selçuklu, Osmanlı döneminde yaşamın olduğu kasabanın   tarihi öneminin açığa çıkmasının turizmden yararlanma adına önemli olduğunu belirtti. Kasaba yakınlarında yer alan Meşelik orman alanı içinde  belediyece  düzenlenen yol ile Asma bölgesinde tarihi kaya oyma yapıların bulunduğu alana erdikleri söyleyen Ömer Fethi Gürer’de bölge doğal güzelliğinden oldukça etkilendiğini belirtip Asma  kayalıklarında yaşam alanlarını görünce de dünden bugune insanların yaşaması için her türlü doğa koşullarının mevcut olduğu bu bölgenin turizm içinde ideal çekim alanı olacak zenginlikte olduğunu vurguladı.

MUHTEMEL BİZANS DÖNEMİ YERLEŞMELERİ

Gürer İlemi(Lemye) adı ile tarih sayfalarında adı geçen bölgenin muhtemel Bizans dönemi kaya yerleşmelerinin dikkate değer olduğunu da söyleyerek Niğde ilinde her köyde kasaba da eski yerleşmeler  var. Bu yerlerin değer bulması Niğde geleceği içinde çok önemlidir. Lemye adı ile bilinen bölge Hitit Krallarının yeğenlerinden birinin adı ile anıldığına göre bu bölgede birden çok uygarlık izleri bulunması da olasıdır. Bu nedenle bilimsel araştırmalar yeni bilinmeyenlere erilmesi sağlayacaktır” dedi. Geziye belediye başkanı ziyarete gelen Kızılca Belediye Başkanı İbrahim Gülümser’de katıldı. Başkan  Gülümser’de Kitreli Kasabasının tarihi ve doğal güzellikleri ile önemli bir kasaba olduğunu belirtip Başakn Şener kasabaya güzel hizmetler verdiğine tanık olmaktan mutlu olduğunu söyledi.

 

*     

*   

 

ALTUNHİSAR YEŞİLYURT BELEDİYE BAŞKANI KEMAL KAYASAN  TARİHİ ESERLERİN KURTARILMASI İÇİN ÇABALARIMIZ DEVAM EDİYOR DEDİ.

KASABADA  DEFİNE AVCILARINCA TARİHİ ESERLERE ÖNEMLİ ZARAR VERİLİYOR

 

 

Niğde Altunhisar İlçesi Yeşilyurt Kasabası Vadi içinde yer alan Roma Kilisesi kurtarılması  ve onarılması için Yeşilyurt Belediye Başkanı Kemal Kayasan yetkililere başvuruda bulunduklarını açıkladı.

 

Niğde Kapadokya Başkenti ve Bor Şehri Kitabı yazarı Ömer Fethi Gürer Yeşilyurt bölgesinde onlarca tarihi eserin son durumunu yerinde gördü. Muhtar Mahmut Say ve Fatih Say ile Yeşilyurt Kasabasında farklı yerlerde tarihi eserleri yerinde inceleyen Gürer Roma Kilisesi kaçak kazılarla define avcılarınca talan edilmesinden üzüntü duyduğunu söyledi. Ömer Fethi Gürer Kasaba giriş yolu üzerinde yer alan ve 1970 li yıllarda ortaya çıkan rahibeler evinin tamamen fresklerinin sökülerek adeta talan edilmesinden sonra Roma kilisesininde define avcılarınca zarar verilmesini bölge geleceğine indirilmiş önemeli bir derbe olarak niteledi.

ROMALILARDAN KALA YAP KURTARILMALI

Gürer, Yeşilyurt Roma Kilisesi çevresinde kelerleri ve kaya yerleşmeleri ile muhteşem bir zenginlik olduğunu ne var ki 1975 yılından beri ulusal ve yerel basında gündeme taşıdığı yapının kurtarılma yerine adeta yok edildiğine dikkat çekerek bir an önce gereken çalışma yapılıp bu tarihi doku onarılmalıdır” dedi.

Ömer Fethi Gürer “Tarihi yapının müze olarak hizmete açılması gerektiğini belirtip Niğde bölgesinde mimari olarak bu yapının bir benzeri yok. Çevresinde yapılan yeni eklentiler yıkılıp,   bölge tümden ele alınarak turizm amaçlı sahiplenilmelidir. Çevrede kelerler ile kilise bütünlüğü sağlanmalı ve eser aslına uygun onarılmalıdır” dedi.

BAŞKAN KAYASAN: YETKİLERDEN YARDIM BEKLİYORUZ”

Ömer Fethi Gürer konuyla ilgili olarak Kasaba belediye Başkanı Kemal Kayasan ile de bir görüşme yaptı. Romalılardan kalan yapıyı başkan ile gezen Gürer bu yapının kurtarılmasının Yeşilyurt için önemine değindi. Başkan Kemal Kayasan’da Müze ile konuyu görüştüğünü, bu yapının müzeye ait olduğunu öğrendiğini, ancak bu durumda yıkılarak yok olmasına razı olmadıklarını belirtip gereken girişimlerde bulunarak yapının onarılması ve müze olarak açılması için çalışma başlattık. Yetkililerde bu konuda bize gereken desteği sağlayacakları inancındayım. Konun kısa sürede ele alınmasınI umuyorum. Yeşilyurt için bu yerin önemini biliyoruz. Gelip gezen yabancılarda var.Bir an önce onarılması bekliyoruz”dedi.

MUHTARLARDA  TURİZM UMUDUMUZ DİYORLAR,

Yeşilyurt  Kasabası  Yukarı Asmaz Mahalle Muhtarı Muhtar Mahmut Say ve Kale Mahalle Muhtarı Mahmut Dokucu’da Yeşilyurt Kasabası farklı yerlerde yer alan tarihi yapıların bir an önce kurtarılması ve kasabanın turizm çekim merkezi kılınması istediler. Muhtarlar elimizin altında değerlerin kasabamızın çehresini değiştireceğine inanıyoruz. Bu bağlamda destek ve ilgi bekliyoruz” diye konuştular. Muhtarlar Yeşilyurtta tarihi dokuya sahip çıkılması halinde kasabanın öneminin artacağını söylediler.

KASABA HALKI DEĞERLERİMİZE SAHİP ÇIKILSIN

Yeşilyurt  Kasabası halkı ile de görüşen  Niğde Kapadokya’nın Başkenti ve Bor Şehri Kitabı yazarı  Ömer Fethi Gürer’e kasaba halkı  her adımda tarihi eserimiz var. Bu eserlerimizin bilimsel bir çalışma ile irdelenmesi ve onarılıp turizme açılmasını istiytoruz. Roma kilisesi, hamamı, değirmeni, manastırı, kral mezarları, kalesi ile Yeşilyurt mutlaka gün ışığına çıkmalıdır. Bölgeye gelen yabancı turistler  bölgenin çok önemli bir yerleşim olduğunu söylüyorlar. Bu nedenle bölgemiz ciddi ele alınmasını bekliyor ve istiyoruz” dediler.

FOTO: HABER ÖMER FETHİ GÜRER

 

 

 

 

NİĞDE’DE  AVÖREN VE ANTİK DOKU

ÖMER FETHİ GÜRER

 

Niğde ili  tarih boyunca Torosların geliş-geçiş konaklama kapısıdır. Ondan olacak farklı kültürlerin önemli izlerine sahip bir zenginliğe sahiptir. Antik Tyana(Bor-Kemerhisar) Şehri Kapadokya Krallığına Başkent ,Göllüdağ Hitit Şehri döneminin merkezi  olmuş  yerleşmelerdir. Karamanoğulları’da dönem dönem Niğde Sancağını Başşehir kılmışlardır.

Niğde ilinin on bin yıllık tarihinin aydınlandığı Bahçeli Köşk Höyük Bilimsel kazısı ile Çiftlik Tepecik ve  Ulukışla Porsuk Höyük Bilimsel kazıları da M.Ö 3-5 bin yıllık derinliğe erişilen alanlardır. Tyana, Porsuk, Çiftlik, Köşk kazıları bu yılda devam etmektedir. Yine Niğde ili Kömürcü Kaletepe Obsidiyen Atölye kazılarında açığa çıkan bulgularda İlk İnsan Afrika’dan Anadolu’ya geçişte ayak izine rastlanan ilk yer olma özelliğini korumaktadır. Bu bölgeden Mezepotamya’ya hayvan ehlîleştirilmeden mal sevki ise bilim adamlarınca incelemesi süren bir konudur. Gümüşler Manastırı, Kavlaktepe yer altı şehri gibi günümüzde gezilebilen tarihi dokunun önemli değerleri yanında Niğde ilinde çok sayıda görülebilecek  farklı dönemlerin kültürel izleri taşıyan yapı mevcuttur.

Geçiş yolları korumak ve haberleşmek amaçlı yapılan Keçikalesi, Yeşilyurt Kalesi, Bademdere Ciniviz Kalesi, Murtandı Kalesi, Ulukışla Lüle Kalesi gibi kalıntıları günümüze eren kalelerdir. Karatlı Kalesi ,Bor Kalesi gibi yok edilenler ise adı kalmıştır. Niğde Kalesi ise onarılıp Turizm amaçlı açılan kale olmuştur.

Bilimsel çalışma yapılan alanlar dışında Niğde ilinde 100’e yakın höyük ve belirlenen incelenmesi gereken alan bulunmaktadır. Selçuklu,İlhanlı, Karamanlı ve Osmanlı eserlerinin önemli bölümü günümüze gelmiştir. Ancak  Niğde’de  antik kentler gerek savaşlarda, gerek yağmalarla yok edilmiştir.  Ne yazık ki kaçak kazılar günümüzde dahi devam etmektedir.

Çukurkuyu,İftiyan, Yeşilyurt, Karatlı, Kitreli, Kula,Edikli, Karanlıkdere, Ballı, Tepeköy,  Misli, Hasaköy,Nar Köy,Postallı, Gökbez, Başmakçı, Fertek,Çömlekçi, Altunhisar,Hüsniye,Kayırlı, Divarlı, Gölcük, Bağlama, Yeşilburç, Hançerli, Kurdunus, Eski Köy, Azatlı,Aktaş Dikilitaş,İçmeli, Elmalı,Çarıklı,Kavlaktepe gibi yerleşmelerin çevresinde  varlığı saptanan çok sayıda kalıntı, yer altı şehri, kaya yerleşmesi, tapınma alanları bilinmektedir.  Bütün bunların yanında yeri bilinen bilimsel kazı bekleyen höyükler vardır.  Her adımı tarihin izleri ile dolu  Niğde  kentini  Cumhuriyet’e kadar olan dönemini Niğde Kapadokya Başkenti kitabında 768 sayfa da anlattım. Yine de köy kasaba gezilerimde yeni yerlerde saptamaya devam ediyorum. Sit alanı ve koruma altına alınmasına son yıllarda vesile olduğum Yeşilburç Rum Hamamı, Çukurkuyu yerleşmeleri, Saray,Han, Balcı Antik ağacı gibi çok sayıda eseri ilk resimleyip gündeme taşıyan oldum. 1974 yılından beri ise yüzlerce yazı ve resim ile bölgede önemi ve özelliği olan alanları gündeme taşıdım.

Bu kere  Hasandağ eteklerinde Altunhisar ilçesi Ulukışla Kasabasında iki bin metre yüksekte  Avaören bölgesinde  antik alanına gittim.  Ulukışla İlçesi ile adı benzerliğinden karıştırılan Kasabadan ayrılıp önce toprak bir yolda ilerledik.. Hava bulutlu, yol bozuktu. Her olumsuluğa rağmen  gidip görmeliyim dedim ve aracımı  dağa sürdüm.  İki bin metreye varan yükseklikte bir yerde aracı bırakıp yürümeye başladık. Hasandağ eteklerinde meşe ağaçları ile kaplı alanda yer alan antik kent  bölgesinde     geniş bir alanda(Yabancı ortaklı bir şirketten söz ettiler)  kiraz dikimi yapılmıştı. Kiraz dikim alanın beşyüzmetre ilerisinde ormanlık alanda ise yüzlerce ev, mezar ve dönemin sarnıçları ile üç ayrı yer altı girişi ve bir tapınma noktası olması muhtemel sutunları kalan alan vardı. Bölgede önemli bir yağma yaşanmıştı. Büyük dört sarnıç dışında sarnıçlar ise taşlarla doldurulmuştu. Sarnıçlardan birbirine bağlantı sağlanarak bir yerde su dağıtım sistemi oluşturulması ilginçti. Havuz biçiminde geniş bir daire alanına sahip sarnıçların içleri sıvanmış bir birlerinden bağlantılı ve geçişli idi ki bölgede gördüğüm en ilginç su dağıtım ağı buradaydı. Kemerhisar Tyana antik kent su kemerlerinden sonra bölgede en önemli su dağıtım şebekesi inceleme ve görmeye değerdi. Muhtemel Romalılar dönemine ait bu bölgede İki yer altı şehri sonu belli değildi. Bölge bilimsel çalışma ve araştırma bekliyordu. Geçen yıllarda bölgede yapılan bilimsel araştırmalar nedeni ile bölgeye kaçak kazı için gidenlerde artış olduğu ifade ediliyordu. Antik kent kalıntıları arasında kilise olduğu söylenen alanda yıkılan sutun ve sutun başları antik kentten geriye kalan en önemli ayrıntılardı.

Dağdan ova muhteşem görülüyordu. Doğa harika idi. Ağaçlar arasında bu alanda yaşamış insanlar doğadan yeterince nasiplerini aldıkları  anlaşılıyordu. Ne yazık ki bu muhteşem doku da turizme açılsa inanılmaz bir ilgi bulması olası alanda taş üstünde taş bırakılmamak için her saldırı yapılmıştı.

En azından birbirine su akışı sağlanan ve bir düzen içinde yapılan sarnıçlar tamamı parçalanmamıştı onlar dahi  kurtarılıp turizme açılsa çok önemli bir çekim merkezi doğması olasıdır. Kilise olduğunu düşündüğüm alanda sutun taşları   yerinde idi. Onların üst üste konması, sarnıçların kurtarılması bölge tel örgü ile çevrilmesi kısmı düzenleme sağlanması ile Niğde çok önemli bir çekim alanına erebilirdi. Ömer Fethi Gürer olarak gördüğüm bölgeden çok etkilendim. Muhteşem bir tarihi doku olduğu belli alanda  özellikler yok ediliyordu.  Umarım yetkililer bir an önce bölgenin kalanlarının yok olmaması için önlemler alır ve  umarım ki  bilimsel çalışma ile bölge kurtarılıp turizme kazandırılır.

 

 

 

 

 

 

CULLAZ SOKAK

 

ÖMER FETHİ GÜRER

 

Niğde’de ilinde yerel basında  tarihi dokunun korunması için yüzlerce yazı yazdım. Gazete arşivleri bu konuda farklı önerilerim ile doludur. Bu konuda önemli bir blinçte oluştu.  2001 yılında Vali Refik Arslan Öztürk döneminde Niğde ile ilgili yazdığımız her yazı önemsendi. Kiminde  yazılı, kiminde  sözlü valimizin çaba ve çalışmalarıma destek verdi.

Niğde’de bugun onarılan çok sayıda tarihi eserde onun gayretinin imzası vardır. Bizim yazdıklarımızı samimiyetle ele alan ve  bağlamda olması gerekeni yapandı. Öyle ki Erzincan Valisi olduğu dönemde Niğde’de  yazılarımda yerel tarih ve doğa sorunları yerine farklı yazılara yöneldiğimde  arayarak  tarihi dokuyu sahiplenmemi sürdürmemi önerecek kadarda  Niğde’yi izleyendi. Ondan sonrasi Sebahattin Öztürk’e kadar bir duralama dönemi yaşandı ama başlayan projeler öyle böyle devam etti. Sonuçta 2001 sürecinde başlayan Mehmet Paşa Sarayı, Bedesten, Kale, Gümüşler Manastırı, Esenbey Türbesi gibi yerlerde çalışmalar önemli gelişmelere erdi. Cullaz Sokağı’da Vali Refik Arslan Öztürk hayalleri içinde idi. Birkaç ev almış girişimlere başlamıştı ama proje ondan sonra demeçlerde kaldı. Oldu olacak ile gitti.

Murat Süslü ve ardından  Mehmet Öncel Koç  il Kültür ve Turizm Müdürü olarak konuya sahip çıktılar. İl Özel İdare Genel Sekreteri Muhittin Öztürk’de proje yaşama geçmesi adına katkı verenlerden oldu. Hamle Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ali Osman Sayın  ve İl Kültür ve Turizm Müdürü Mehmet Öncel Koç ile  Cullaz Sokağına gittik. Sokak  iyileştirme  proje başlamıştı ve çalışmalar önemli bir hızla sürüyordu. O muhteşem eski evlerinin onarımını görmekten büyük keyif aldım.   Büyük Dedem Alaybeyzadelerin evlerininde bu bölgede olduğunu biliyordum. Hangi evdi. Onu saptamam zor ama bir tarihin canlanışına tanık oldum. Yaklaşın 30 ev onarılıyordu.  Tarih bölgede yeniden ayağa kalkıyordu. O eski evlerdeki  doku canlanması Niğde için yeni umuttu. Kemerli sutunlu revakları, geniş odaları, pencerleri, kışlık, yazlık oturma odaları, kelerleri ile dünde kalanlar geri geliyordu. Beton yığınları ile dokusu değişen kentte yüzlerce yıkılan ya da harap olan eski evlerden  30’u olsun kurtuluyordu. Konuyu çok kere yazıp gündeme  taşıyan benim için ise bu güzellikten sonra ilgilenen herkese teşekkür etmek bir görev oldu. Oradan Kaleye çıktık. Kale girişinde eski yapılar düzenlenip tuvalet, idare binası gibi  yerler  yapılmıştı. Kültür ve Türüzim Müdürü M.Öncel Koç yapılan çalışmalar hakkında bilgi verdi.

Niğde adına yapılan her güzel çaba bizleri sevindirirdi. Kale’de çıkıp dinlendik. Aladdin Tepesi çevresinde de yapılacak çalışmaların varlığından söz etmesi de güzeldi.  Bor’da Cığızoğlu Konağında bu kapsamda kısa sürede kurtarılcak yapılar içinde olduğunu öğrendim.  Bu güzel geziden ayrılıp Ermeni Kilisesi yanındaki eski konağın yanından geçtim. Konak yıkılmak üzere idi. İl Özel İdare Müdürü Muhittin Öztürk ziyaretimde ise bu yapınında onarılacağını öğrendim. Kültür Varlıkları ile ilgili Genel Müdürlük görevine gelen eski kültür ve turizm Müdürümüz Murat Süslü Niğde’den evli idi. Onu kutlamak için aradığımda Niğde adına farklı alanlarda çalışmalar yapılacağını söylemesi umutlarımı artırdı. Her ne kadar her gün bir yapı yok olsa da yine de geleceğ birkaç konak kalacaktı. Cullaz Sokağında değişim Yukarı ve Aşağı Kayabaşı ile Kiliseler ve Sungur Bey İle Aladdin Cami çevresini de ele alacak biçimde geliştiğinde Niğde dünde neleri yok etti Daha iyi anlaşılacaktı.

Niğde Üniversitesi bir yapıyı restore etti.  Otuz  yapıyı Kültür ve Turizm Müdürlüğü kurtardı.Şimdi Sanayi ve Ticaret Odamız, Organize sanayi bölgemiz gibi iş adamlarımızda birkaç yapıyı kurtarsa Niğde bu bağlamda çok hızlı değişim yaşanırdı.

 

 

 

 

 

BU YAZ BAHÇELİ

 

Ömer  Fethi Gürer

 

Yaz döneminde, okullarında tatil olması ile büyük kentlerden Anadolu’ya önemli bir göç yaşanır.  Bu dönemde köyüne kasabasına giden insanlar için daha çok dündeki yaşamlarından anılar öne çıkar.Ancak büyük kentlerde doğan yeni kuşak için ise anısı olmadığı Anadolu kentlerinde arayış içinde olurlar. Memleket özlemi ile kentine gidenlerin bildiklerinden öte farklı yer arayışları da biraz çocuklarının talebi ile doğar. İşte Niğde ilinde bu yıl gideceklere farklı sayılacak altenatifler sunmayı amaçlayarak bu yazıyı  yazdım. Öncelikle Niğde ilinde her köy ksaba da mutlaka ilgi çekecek bir ayrıntı vardır ama özellikle gidilmesini önerdiğim yerler;

Gümüşler Manastırı

Tyana Antik kenti su kemerleri

Niğde Kalesi

Alaeddin Cami saat 10’da taç kapıda oluşan kadın yüzü

Sungur bey Cami kuş, yılan, at v.s hayvanların figüre edildiği doğu kapı

İnsan başlı kuşlar ve bebek yüzü bulunan Hüdavend Hatun Türbesi

Kayardı bağları-Bor ve Çamardı Bağları

Öküz Mehmet Paşa Kervansarayı

Aladağlar-Bolkarlar

Yeşilyurt ve Yeşil burç Vadileri

Misli-Hasaköy-Kurdunus Kilisleri

Fertek evleri

Dikilitaş Kasabası-Karatlı Kasabası Kaya mezarları

Nar göl ve Nar Vadi

Kavlaktepe yer altı şehri

Bahçeli, Köşk

İlk anda görülmesi gereken bu yerlere ek olarak Çiftlik, Kayırlı, Aktaş, Uluağaç,  Kiçiağaç, Tepeköy, Balcı, Değirmenli, Hacıbeyli, Dündarlı, Ferhenk,Çukur kuyu, İftiyan, Bademdere, Darboğaz, Akkaya, Gebere,Murtaza gibi yerlerde tarihi yapılar ve doğal güzellikler sayılabilir.

Doğal olarak bölgeye gidenlerin konaklama ve yeme içme gibi ihtiyaçları olacaktır. Niğde dört yıldız kadar farklı konaklama olanağı bulunan oteller mevcuttur. Yemek için ise Niğde merkezde birden çok yer bulunmaktadır. Yaz boyunca ilgi çeken Fertek ve Kemerhisar Restaurant vardır. Daha önce anlattığım mekânlardan olan Kemerhisar’da Hüseyin Ertan işlettiği Tyana Hitit Restaurant özellikle aileler için tercih edilen yerlerden olup yaprak sarması ile saç tavası tadılmaya değerdir. Geniş bir iç dokusu yanında bahçesi bulunan Tyana Hitit restaurant beğeni ile gittiğim mekânlardandı.

Fertek’te Çamlık Restaurantda daha önce yazmıştım. Önder Temel'in işlettiği mekan geniş bahçesi içinde peri bacalarının görünümde ve otantik döşeli bölümleri ile farklı bir mekan olarak tanzim edilmişti. İçkisizdi.

Fertek’te Tırtıroğlu’na ait Gülbahçe’de her dönem müşterisi ve işletmesi ile ilgi çeken yerlerdendi. Burada da doğal bir ortamda yemek yeme keyfine eriliyordu. İçkili olan mekanda bölümlere ayrılmış yeşil bir doku eğemendi.

Bor’da Sami Şadan Eriç işlettiği Hilmi Bey Restaurant ise içkisiz ailece yerel yemek arzulayanların tercih edeceği yerlerdendi. Öğle yemeklerinde yoğun ilgi gören mekan akşamda açıktı. Niğde tava yanında sipariş ile söğürme yapılan Hilmi Bey’de tandırında tadı farklıdır. Çamardı Aladağlarda ve Ulukışla Bolkarlarda alabalık tesisleri ve kendin pişir kendin ye mekânları ile su başlarında ilgi bulan merkezlerdi.

Bütün bunların yanında Antik kent kalıntılarına erilen ve Niğde onbin yıllık tarihi açığa çıktığı Bahçeli Köşk Höyük yanındaki Roma Havuzu Restaurantda bu yıl yeni yönetimi ile sezona farklı hazırlanan yerlerdendi. Bahçeli Köşk bu yıl yeni yönetimi ile ilgi merkezlerinden olacak durumda idi. Uğur Kemer işlettiği mekanda canlı müzik ile farklı tadlar mevcuttu. Geçmişe göre işletme anlayışında önemli değişim olan mekanda servisin yanında düzen ve hizmet olumlu bir konuma ermişti.

Niğde ve özellikle Bor için Bahçeli Köşk bir gezi alanı olmasına karşın zaman zaman işletmeciliğinde yaşanan sorunlarla ilgi çekmez olmuştu. Bu kere yeni yönetim anlayışı ile mekânda değişim yapılmıştı. Tarihi Havuzun yanında yaz döneminde de Bahçeli Köşk farklı etkinliklerle ilgi bulması gereken konumda idi.  Yerel müzik dinlemek isteyenlerinde gidebileceği Bahçeli Köşk eğer hizmet anlayışını sürdürür ise yeniden geçmişteki kadar ilgi gören duruma erebilirdi. Kayseri-Adana karayoluna bir kilometre uzakta olan Köşk havuzun antik dokusu ile bütünleşip ilgi çekmesi olası idi.

M.S 2 yy Roma imparatoru Hadrian ve Trojan dönemlerinde yapılan eserler arasına gösterilen Bahçeli Köşk havuzu tarihi kadar doğal güzelliği ile de erdiği ünle çekim alanı olduğu gibi bu kere restauratı ile de dikkat çekebilir.

Neollitik çağın yerleşim yerlerinin bulunduğu M.Ö 7-6 bin yıllarında yaşamın olduğu Köşk Höyük yanındaki havuzun görünümüne hakim mekan için bu yaz önemli bir sınav dönemi olacaktır.

Cleopatra’nın yüzdüğü söylenen Roma havuzu boyutlarına göre Anadolu en eski büyük havuzlarından biridir Daha önce Dikdörtgen havuzun sağındaki yer alan lokanta yıkılıp ön cephede bir Restaurant inşaa edilmişti.

Bahçeli Köşk ‘te Niğde birkaç gün kalacak olanlar için mutlaka bir akşam uğrak verilecek konuma gelmiştir. Umarız işletmesinde süreklilik devam eder ve ailece gidilecek mekanlardan olma özelliğini korur.

Kemerhisar’da Tyana Restaurant ve Bahçeli Köşk restaurant ve Fertek Gül Bahçe de  alkol verilmekte Bor Hilmi Bey ve  Fertek’te  Çamlık’ta    ise içki servisi bulunmamaktadır.

 

********

GAZETECİ YAZAR ÖMER FETHİ GÜRER SUNGURBEY CAMİİ ORJİNAL DOKUSUNA DÖNDÜRÜLMESİ İÇİN VAKIFLAR GENEL MÜDÜRÜNE MEKTUP İLE BAŞVURDU

GÜRER ‘SELÇUKLU ESERİ  CAMİ 18.YY YANGIN ÖNCESİNDE Kİ GİBİ ÇİFTE MİNARELİ OLMASINI İSTEDİ.

Niğde- Niğde Kapadokya Başkenti ve Bor Şehri kitaplarının yazarı olan araştırmacı gazeteci yazar Ömer Fethi Gürer  Vakıflar Genel Müdürü Yusuf Beyazıt’a bir mektup göndererek caminin yapılışındaki gibi çifte minareli duruma döndürülmesini istedi. Gürer mektubunda caminin 18 yy yangın ile üst dokusunun yok olduğunu ve minarelerinin de yıkıldığını belirterek o gün bu gundur temelleri duran minarenin yapılmamasını eleştirdi. Selçuklu dönemine ait  muhteşem bir anıt eser olan camide gereken düzenlemelerin yapılmasını şart olduğunu söyleyen Ömer Fethi Gürer dönem dönem yapılan onarımlarda da aslına sadık kalınmaması ve bitki, geometrik şekillerin yok sayılmasını eleştirerek Kilislerde fresklere gösterilen itina camilerde  taş işlemelere de gösterilmesi gerektiğini vurguladı. Cami içinde ayakkabılıkların da kaldırılması gerektiğini söyleyen  Gürer  içi boş olarak bilinen Sungurbey Türbesi kapısının açılarak vakıf eserleri müzesi olarak tanzimini de önerdi. Ömer Fethi Gürer mektubunda şu görüşlere yer verdi.

 

Sayın

Yusuf Beyazıt

Vakfılar Genel Müdürü

ANKARA

Sayın Genel Müdür,  Niğde ilimizde Vakıflara ait önemli eserler bulunmaktadır.    Bu eserlerde farklı dönemlerde Vakıflar Genel Müdürlüğünce onarımlarda yapılmaktadır. Niğde Sungur Bey Cami’de, 1335 yılında yapılmış anıt bir eserdir. Dönemin Niğde Yöneticisi Seyfettin Sungur Ağa tarafından  yaptırılan bu şahaser Selçuklu döneminin izlerini taşımaktadır. Cami yapılışında çifte minareli ve kubbeli olarak inşa edilmiştir.
 Ancak 18, yy'da,  Rum Mahallesi'nde çıkan yangından etkilenmiş ve yakınlarında yer alan bir çarşı ile birlikte kubbesi ile minareleri yanarak önemli zarar görmüştür. İki minaresi de yıkılmıştır. Kubbe çökmüştür. Cami yeniden onarılmışsa da kubbe yapılmamıştır. Çatılı olarak ve tek minare yapılarak ibadete açılmıştır. Böylece çifte minareli camiler grubundan olan eser tek minareli kalmıştır. Caminin doğu kapısının üzerinde yer alan diğer minarenin temelleri halen mevcuttur.
 Sungurbey Cami orijinal yapısında çifte minareli olmasına karşın bugune kadar nedense ikinci minare yapılmamıştır. İkinci minare çıkış kapısı cami içinden örülerek kapatılmıştır. Bu yerde bellidir. Bu kapı açılması ve Sungur Bey Cami diğer minaresi de yapılması konusunda gerekenlerin yapılması hususunda sizin ilginizi istemek amacı ile bu mektubu yazdım.

Ayrıca, cami dönem dönem yapılan onarımlarda onarılan yerlerde taş işlemeler nedense yok sayılıp düz taş ile onarılmakta ve bu durum caminin orijinal görünümünü giderek bozmaktadır.  Aslına uygun bitki ve geometrik şekiller onarılan bölümlerde mutlaka yapılması da sağlanmalıdır.  Onarılan kiliselerde freskler dahi aslına uygun düzenlenirken camilerde taş işleme sanatının örneklerinin benzer bir şekilde yaşatılmaması anlaşılır değildir.  Sungurbey Cami doğu kapı portalının cephesi bu anlamda canlı örnektir. Günümüz teknolojisi ile aslına yakın cephede bitki ve geometrik şekiller mutlaka yapılabilecek iken düz kesme taş ile sade bir görünüme cephe döndürülmüştür. Bu durumda sonlandırılıp onarılan yerlere aslına uygun kalan bölümdeki geometrik şekil ve bitki işlemeleri yapılmalıdır. Unutulmamalı ki gelecek kuşaklara devir edilecek miras gerçeğe ne kadar yakın olursa o kadarda özellik ve önemi ile anılacaktır.
        Yine doğu portelinde yer alan keklik, arslan başı, balık, çift başlı yılan gibi çok sayıda hayvan kabartması bulunan iki yüzey korumalı ve cam kafes içine alınmalıdır.

Niğde'nin bir doğal müzesi gibi olan Cami’de,  ne yazık ki; Kuzey kapısı üzerine hoparlör takmak için delinmiş, ,delinirken taş işleme bölüm kırılmıştır. Dönemin Müftüsüne uyarım ve yazım üzerine hoparlör kaldırılmışsa da kırılan yer halen belirgindir ve takma yeri kapı üzerinde durmaktadır..

Cami yanında türbe ise Sungur Bey için yapılmış, muhtemel ki yangında boşaltılmış olmalıdır, çünkü boş türbe kapısı örülerek kapatılmıştır. Bu türbe kapısı açılması boş türbenin Niğde vakıf eserleri resimlerinin sergilendiği bir konuma taşınması doğru olandır. Cami içinde ayakkabılıklarda bu tarihi cami dokusuna yakışmamaktadır. Bu konuda da bir çözüm üretilmesi şarttır. Ata yadigari önemli anıt cami için önerilerimin değer bulması diliyor. Gereği için bilgilerinize sunuyorum.

ÖMER FETHİ GÜRER

26 Nisan 2010

Niğde Kapadokya’nın Başkenti Kitabı yazarı--Gazeteci- Yazar

 

 

 

 

GÜRER AİLESİ 100 YILLIK GİYSİYİ MÜZEYE HİBE ETTİ.

ÖMER FETHİ GÜRER  “BÜYÜK DEDEMİZDEN BUGUNE EREN ORJİNAL GİYSİ NİĞDE’DE SANIRIM TEK ÖRNEK” DEDİ

 

Gazeteci Yazar Ömer Fethi Gürer Niğde erkek giysilerinden orijinal bir kıyafeti Niğde Müze Müdürlüğüne hibe etti. Orijinal dokusu ile en az 100 yıllık olan, Orijinal giysi Niğde Balhasan Mahallesi’nde doğan Alaybeyzadelerden Ahmet Bey torunu, Ömer Bey ile Aliye Hanım oğlu Dava vekili Alaadin Gürer’e ait olduğu öğrenildi. Keten dokuma giysi yaka bölümünde yer alan bitkisel motiflerin ile giysinin döneminin önemli bir giysi örneği olduğu belirtiliyor

H.1300 yılında doğan Aladdin Gürer,  Bor’dan Orta Mahalle cami yanında yatır Asumani müderris Fetullah Efendi Hoca kızı Fehime Hanım ile evlenerek Bor’a yerleşmişti.   Bor Belediye Meclis üyeliği ile Bor Zücca Bankası kurucuları arasında yer alan Aladdin Gürer, eşi Fehime Hnaım, Oğulları Aşkı Gürer, Fikret Gürer, Suphi Gürer ile kızları Feriha Gürer(Çalapkulu), Nesime Gürer(Ünlenen) ile vefatına kadar Bor’da yaşadı. İstiklâl Savaşı Madalyası bulunan Alâeddin Gürer, 1905 yılında Mahkeme Kâtibi olarak memuriyet yaşamına girdi. Niğde Köklü ailelerinden olan Aladdin Gürer  1965 yılında  Bor’da vefat etti. Aladdin Gürer  giysileri içinde yer alan keten dokuma ve altın işlemeli olduğu söylenen giysi  miras yolu ile giysi oğlu M. Fikret Gürer’e geçti.  Liman Daireler Başkanlığını uzun süre yapan Yüksek Gemi Makine Mühendisi M. Fikret Gürer’de geçtiğimiz günlerde vefat etmesi ile  çocukları Bediz ve Tuncay Gürer,  Aladdİn Gürer Torunu Ömer Fethi Gürer ile birlikte giysinin Niğde Müzesi hibe edilmesi konusunda görüş birliği sağladılar. Aile bu konuda Ömer Fethi Gürer’in giysiyi müzeye teslim etmesi  konusunda yetkilendirdi.

Orijinal giysi Müze yetkililerine teslim ederek hibe belgesini alan Ömer Fethi Gürer “Bugüne kadar ben benzer bir örneğini görmedim.  Bu vesileyle belirtmeliyim ki; Etnoğrafya Müzesi Niğde’de için şarttır. Eski bir konakta açılması için yıllardır yazıyorum. Eğer bu gerçekleşse idi inanıyorum ki bu ve benzeri çok ev eşyası ve giysi bu müzede sergilenecekti.  Etnoğrafya müzesi için geç kalındı. Dilerim ki Niğde Etnoğrafya Müzesi kısa sürede açılır.  Büyük Dedem Alaaddin Gürer’e ait bu giysi en az 100 yıllık.Daha fazlası da olabilir. Örneğini ben görmedim. Üzerinde işlemeler altın işleme olduğu amcam anlatırdı. Keten dokuma, çok özel bir giysi, Antika özelliği ile bunu satarak değer elde etmek olası idi ama  Niğdemizde böyle bir eserin gelecek nesillere aktarılması ve ilgi duyanlarında görmesi açısından Niğde  Müzesine  hibe etmeyi uygun gördük. Umarım müze bunu teşhir salonunda giysiler bölümünde sergiler. Düne ait önemli bir ayrıntıdan yeni kuaşklarda haberdar olur”dedi.

Niğde Kapadokya Başkenti Kitabı ve Bor Şehri kitaplarınında yazarı olan  Ömer Fethi Gürer  giysinin incelenerek kaç yıllık olduğununda saptanabileceğini de belirterek “bu ve benzeri çok sayıda  orijinal giysi ve eşya ne yazık ki bir çok ailede günümüze eremedi. Nedeni önemi ve değeri yeterince anlaşılamamısıdır. Bu giysi gerek işlemesi , gerek orijinal dokusu ile görülmesi ve bilinmesi gereken  incelikte  bir giysi örneği ile dünde ne kadar farklı ayrıntıların olduğunu gösteren güzel bir örnek, Umuyorum ki   gerekli koruma ve ilgi ile gelecek kuşaklara ulaşacak”   diye sözlerini tamamladı. Niğde dününden ailemize ait bir özel eşya gelecek kuşaklara dünde olanları anlatması adına bir örnek olmasıdır.”dedi.

*     

GEÇİŞ KAPISI NİĞDE

ÖMER FETHİ GÜRER

 

Toroslar dağlarının duvar gibi ördüğü zor coğrafyanın gidiş ve gelişte kapısı olan Niğdemiz tarih boyunca konaklama ve yaşam alanı olarak önemli bir konumda olmuştur. On bin yıllık yaşamın önemli bulgularına bilimsel kazılarla erilen bölgedir. Göllü Dağ’da Afrika’dan Avrupa’ya geçişte Anadolu’da ilk ayak izlerine de rastlanmıştır. Mezopotomya’ya  daha hayvan ehlileştirilmeden, ilk el paltası, mızrak gibi düzenlenen Obsidiyen’den aletler de  Niğde’den  gitmiştir.

Ticaret ve yaşam merkezi olarak tarih boyunca çok önemli bir konumda olan Niğde ili,   dünde olanları tanıtıp, sunarak ilgi merkezi olmaya adaydır.

Birden çok devletin başkentini bünyesinde barındıran Niğde ili,    ülkemizde özellik ve güzellikleri ile yeterince anlaşılamamış, öyle olunca da turizm adına alması gereken payı halende alamamıştır.

Hangi bölge de bir kazı yapılsa tarih fışkıran bu topraklar farklı uygarlıkların medeniyetlerine bağrını açmış ve onların yaşadığı alan olduğu bilimsel çalışmalarla kanıtlanmıştır.

Hitit, Frig, Roma, Geç Roma, Arap, Selçuklu, Karamanoğulları ve Osmanlıların   gelip geçtikleri   bu coğrafya; Türkler Anadolu’ya geldiğinden beri Türk yurdudur. O nedenle yalnız tarihsel süreç izleri değil Türk Kültürünün önemli izleri de günümüze değin gelmiş ve geleceğe bırakılacak en önemli mirasımızdır.

Niğde Kapadokya Başkenti Kitabımda, Niğde ilini ve özellikle merkez ilçe de tarihin izlerini tüm detayları ile anlattım. Tarih boyunca değişik yerleşmelerin, kültürlerin izlerini taşıyan bölgede adım adım yaptığım gezilerde gördüklerimin yanında, yüzlerce belgede olanları bir kez daha gün ışığına taşıdım.  Çok sayıda eseri belgeleyip koruma kurularınca tarihi eser kapsamına alınmasını sağlamadan öte kimi eserlerin onarım ve kurtarılmasında da sayısız yazım ile çaba ve çalışma içinde oldum.

Bizim gibi bu işe gönül vermiş bir avuç insanın çabaları ile Niğde ilinin dokunun varlığını gündeme taşımaya çalıştık. Çalışıyoruz.  Biliyorum ki
Niğde için yapılması gereken çok iş vardı. Son on yıl da başlatılan çalışmalarla sınırlı da olsa bazı kültür varlıklarımız kurtarıldı.
  Kale, Mahmut-Ahmet Bilgin Konağı, Ulukışla Öküz Mehmet Paşa Kervansarayı, Bedesten. Murat Paşa Cami, Torbalı Cami, Begüm Cami, Dışarı Cami, Bor Alaeddin Cami, Recep Ağa Cami, Şeyh İlyas Cami onarım gören yerler oldu.
    Onarım bekleyen mescitler, camiler, hamamlar,  kaleler ve kaçak kazılarla yok edilememesi için başta İftiyan, Tepeköy gibi yerlerimizin önemseneceğini düşünüyorum.

Kavlaktepe ve Kayırlı Yer Altı Şehri gibi kurtarıldığı halde tahrip edilen, Değirmenler Mağarası gibi bir türlü istenen konuma taşınamayan yerlerimiz de 2010 yılında yeniden mutlaka dikkate alınacağını umuyorum.

Şüphesiz ki; İl Turizm ve Kültür Müdürlüğü, Müze Müdürlüğü, Vakıflar Müdürlüğü uğraşları yanında Valilerin ve duyarlı yetkililerin uğraşlarını biliyoruz. Onların ötesinde Bilim adamalarının beş ayrı yerde bilimsel Kazı çalışmalarını da ilgi ile izliyoruz ama bunlardan öte halkın konuya sahip çıkması gerekiyor. Niğdeli iş adamlarının meseleyi önemsemesi ve desteklemesinin şart olduğuna inanıyorum. 
 Özellikle tarihi konakların evlerin tek tek yok olmasını kabullenemiyorum. Bu bağlam da Niğdeli sanayicilere geçmişte bir çağrım olmuştu. Onu da yinelemek istiyorum. Gelin bir ev kurtarın, her kurtulan ev sizin konuklarınız için bir misafirhane olsun. Bu sayılar arttığında harcadığınızdan çok kazanacaksınız. Bunun ülkemizde çok yerde örneği var.  Niğde dokusu böylece daha zengin olacaktır.  Bu konuda Üniversite bir evi kurtardı. Daha çok yapı ayağa kalkmalıdır.  Cullaz Sokağı bu arada 2010’da gözle görülür bir ilerleme yaşaması da dileğimdir. Kadıoğlu Konağı ve Begüm Cami ile Rum Kilisesi yakınındaki eski konakların kurtarılması geleceğimiz için çok önemli fayda sağlayacak özellilerdir.
Yıllardır yapılsın, yapılsın dediklerimizden yapılanlar için emek verenlere teşekkür ediyoruz ve iddia ediyoruz Niğde'nin eski evler tarihi dokusu onarılırsa Mardin ne kadar önemseniyorsa Niğde'de o kadar önemsenir olacaktır. Çünkü o zenginliğe sahiptir.

Niğde, Anadolu'da önemli bir yaşam merkezi olmuş, ne var ki her alanda olduğu gibi tarihsel süreç içinde  gündemde olmayı ve değerlerini gün ışığına çıkarmayı  başarmamıştır. Bu artık sona ermelidir.
Niğde ile ilgili olarak yüzlerce yazı yazdım. Çoğunluğu tarihi dokusu ile ilgili. Zaman buldukça köy kasaba geziyorum ve anlatılanları dinledikçe ve kiminde gösterilen alanlardaki durumu izleyince üzülüyorum.  O nedenle Niğdeliler olarak her değerimizi sahiplenme adına çaba ve çalışma içinde olmamız şarttır. Unutmayalım ki Torosları aşmada Çukurova’ya açılan Kapı gidişte gelişte Niğde’dir. 




































ÖMER FETHİ GÜRER


 İSTANBUL NİĞDE KÜLTÜR VE YARDIMLAŞMA DERNEĞİ YENİ YÖNETİCİLERİ SEÇTİ.

 

Haber Bekir Kayra

Resim Dursun Özden

İstanbul Niğde Kültür ve Yardımlaşma Derneği  genel kurulu yapıldı.  Küçük Ayasofya Caddesi No:71/1 Sultanahmet / İSTANBUL Adresinde kırkbir   üyenin  katıldığı toplantının açılış konuşmasını  Yönetim Kurulu Başkanı DOĞAN AVCI tarafından yaptı.

Doğan Avcı bu dönem başkanlık için aday olmadığını iki dönemdir yürütüğü başkanlığı ve yıllardır süren yöneticilik döneminde amaçlarının Niğdelileri bir ve bir arada tutmak olduğunu belirterek İstanbul Niğde Yurdu satılmasını eleştirdi.

Niğde İl Genel Meclisi’nin aldığı karar sonucunda, Niğde İl Özel İdaresi mülkiyetinde olan ve Niğdeli üniversite öğrencilerinin kontenjanlı girebildiği Öğrenci Yurdu’nun sembolik bir bedel karşılığı, Kredi Yurtlar Kurumu’na satılmasına  yanlış olduğunu çok yerde anlattıklarını ve   milletvekilleri dahil her yere ulaştıklarını ancak sonuç alamadıkları için çok üzgün olduklarını söyledi. Divan Başkanı Cahit Aydın, Başkan yardımcıları İbrahim

Arıkan  ve  Arif Yalçın olduğu genel kurulda  gazeteci yazar Ömer Fethi Gürer  bir konuşma yaptı. Gürer  Dernek binasını alan başkan Süleyman Bozbuğa’nın emeklerini anarak o dönemde yönetimde olduğunu ve derneğe olan ilgisinde yüksek olduğunu anımsatıp o yıllarda yönetici ve emek verenlerle son başkan Doğan Avcı çaba ve çalışmalarına teşekkür etti. Ömer Fethi Gürer İstanbul’Da 300 bin civarında Niğdeli olmasına karşın gereken örgütlülüğün sağlanamadığını belirtip birbrimizi eleştirip hangi partiden kimin adamı nereden  hangi köyden  demeden birbirimizi sevip sahiplenmeliyiz. Biz birbirimizi ötelemeye destek olmaya başlar isek Niğde içinde yararlı işler üretiriz dedi. Ömer Fewthi Gürer Niğde çok göç verdiğine dikkat çekerek her on yılda Niğde merkezde yapı değişiyor. Niğdeli dahi niğdenin değerlerini yeterince görmüyor fark etmiyor. Niğde tarihi kitabında Niğde ilini anlatmaya çalıştım bir o kadar daha yazacaklarım var. El ele gönül gönüle Niğde için emek ve çaba vermeye devam edelim dedi. Daha sonra gezgin yazar şair Dursun Özden konuşma yaptı. Özden  Niğde için önemli şahsiyetler adına etkinlikler yapılması dergi çıkarılması daha geniş bir yaygınlık sağlanmasını önerdi. Yayıncı yazar Vahit Mahmatlı’da yeni dönemin program ve planlanarak dündeki eksiklikleri doğru saptayım geleceği doğru oluşturmak için yola çıkması gerektiğini belirtti. İş Adamı Şenol Bengü’de Niğde ilinin sorunları ve yapılması gerekenlere değindi. Nejla Filibelinin vefatı sonrası dernek başkanı  Doğan Avcı ile cenazeye katıldıklarını ama  Niğde 5 okul yaptırmış olan Filibeli cenazesine dahi yeterince Niğde yönetenlerin ilgi gösterememesinin bir eksiklik olduğunu vurguladı. Niğde adına her çaba ve çalışmaya varım dedi. Eski başkanlardan Arif Yalçın’da yıllarca emek verdiğimiz derneğimizin gelişmesi adına yapılacak çaba ve çalışmalarda her zaman varız diye konuştu.  Merve Göksel’de dernek çalışmalarında faal uğraş vereceğin ve bayanlarında dernekte daha yoğun uğraşması için çaba göstereceğini söyledi. Açıklanan listede adı bulunan Ömer Fethi Gürer iki dönem dernek yönetiminde bulunduğunu, ayrıca Niğde ile ilgili dört kitap daha yazmakta olduğunu belirtip bu nedenle yeni arkadaşların görev alması isteyerek yerine isim önerdi. Genel kurula yaptığı açıklama ışığında listede değişikliğe gidildi.  Niğde Kültür ve Yardımlaşma Derneği yeni başkanı Halil Gül başkanlığında şu isimlerden oluştu  Halil Gül yaptığı teşekkür konuşmasında sorunları bildiklerini çözümlerini de düşündüklerini yeni dönemde Niğde derneğini çok aktif kılmayı hedeflediklerini belirterek verieln desteğe teşekkür etti.

A)-YÖNETİM KURULU

Sıra

YÖNETİM KURULU(ASİL)

Sıra

YÖNETİM KURULU(YEDEK)

1

HALİL GÜL

1

MEHMET ÖZTÜRK

2

HALİL İBRAHİM AVCI

2

ADEM TEMUROK

3

ALİ ULUSOY

3

YASİN ÜNLÜ

4

MERVE GOKSEL

4

ŞULE  İNAN

5

MUSTAFA KARAZEYBEK

5

ERCAN AVŞAR

6

MUHİTTİN ŞAFAK

6

NURETTİN YEŞİLDAL

7

LÜTFÜ BOZKUŞ

7

CAHİT AYDIN

8

ALİ GÜNDÜZ

8

MEHMET ZEKİ MALIÇOK

9

KEMAL ÇELİKER

9

AZMİ GÖKTAŞ

10

ŞENOL BENGÜ

10

MUSTAFA YAVUZ

11

VAHİT MAMATLI

11

SİNAN KILIÇ

12

KEMAL AVCU

12

ÜNAL ECEMİŞ

13

YUNUS COŞGUN

13

İDRİS ERTUFAN

14

TALİP PINAR

14

ATİLLA YAVUZ

15

ŞABAN TUNCER

15

MEDİNE AKYILDIZ

 

 

 


 

Öncelikle tüm halkımızın bayramını en iyi dileklerimle kutluyorum. Dini Bayramlar yılda iki kez yaşıyoruz. Geçmişte kalan bayramları çok kere anlattım.

Her bayramın kendine özgü özelliği var. Büyük kentlerde bayramlar daha çok orta ve dar gelirli için anlam ve mana ifade ediyor. Belli kesim ise bayramları dinlenme ve dinlence olarak algılıyor. Evinde olmuyor. Bayramda kafa dinlemeye gidiyor. Kurban kesimi ise daha çok orta kesimin sürdürdüğü bir uygulamaya dönüştü. Varlıklısı bir kuruma bağışlıyor.  Dar gelirli kurban kesemiyor. Orta kesim kurban kesmeye devam ediyor. Birde yardım kuruluşları dışında farklı cemaat örgütleri kurbanı kurban sahibi adına kesiyor. Bu durumda kurban kesiminin şekli özellikle büyük kentlerde değişiyor. Ev önünde kurban kesilmesi izin verilmeyince bir yerde kurban kesecek yerde bulmak zorlaşıyor. Anadolu ise bu yönden dünden gelen anlayışın daha çok devam ettiği yer durumunda. Niğde’de hali vakti yerinde olanların kurban kesmeleri devam ediyor. İstanbul’da bir kurban altı yedi yüz lira. Hayvancılığı her geçen gün eridiği dikkate alındığında birkaç yıl sonra bir maaşa kurban almak olası olmayacak görülüyor.

Oysa Kurban bayramının Dini bayram olarak özelliği güzelliği yanında kurban kesmeninde ayrı bir önemi var.

Adı üzerinde kurban bayramı.

Amaç kurbanın kesildikten sonra önemli bölümünün dağıtılması.

Bu sayede aynı çevre içinde yılda bir kez de olsa et girmeyen evlere et girmesinin gerçekleşmesi ile yoksulların gözetilmesi, dayanışmanın sağlanması.

Bu noktada unutulmamalı ki kimi insanımız vardır. İsteyemez aç olduğunu söyleyemez yokluk içinde yaşar ama mutlu olmasını bilir. Kimi de ihtiyaç sahibi değildir ama her verileni ister. İşte bayram en azından yardımlaşma adına kimsenin kimseyi incitmeden olağan ve doğal sayarak bir birine kurban eti göndermeye vesile olması bakımından dahi ayrı bir özellik ve önemdedir.

Bayram sabah namazı ve büyüklerin mezarı ardından kesilecek kurbanın hazırlanması ve kesimden sonra onun ciğeri soğan ile çevirerek orucunun açılması ile başlar. Bu süreç dünde her yerde uyulurdu ama şimdi kesimi, temizlenmesi, düzeni derken öğleye kadar süre uzadığından olacak kurban orucu diye tanımlanan sabah kahvaltısı kurban ile yapma alışkanlığı da giderek azalıyor.

Bazı gelenekler vardır. Toplum onları nesilden nesile taşır. Bunlar güzel uygulamalardır. Kurbanın kesilmesi,  parçalara ayrılıp dağıtılması, kurban ile kahvaltı yapılması,  gelen giden hısım akrabaya pişmiş kurban ikram edilmesi gibi alışkanlıklarımızı sürdürmeliyiz.

Bayram vesilesi ile dostlukları tazelemeli, siyaset yerine yaşamdan kesitlerle bayramda muhabbet etmeliyiz. Günümüz ve güzelliğimiz sevgi yoğunluklu olmalıdır.

Yaşam hırsı olanlara geçmişe göre artık şehir içlerinde kaldı sayılan mezarları göstermeli ve mezarların vazgeçilmezlerle dolu olduğu anımsatılıp en önemli değerin iyilik sevgi ve paylaşım ile oluşacağı bir kez de bayram vesilesi ile anımsatılmalıdır.

*     

*    Yazarımızın kitabı

*   

NİĞDE KAPADOKYA BAŞKENTİ KİTABI ALMANYA’DA KÖŞE YAZISINA KONU OLDU

YAZAR-ÖĞRETİM ÜYESİ ALTINKAYNAK-“GÜRER’İN KİTABI, ALANINDA GERÇEKTEN BÜYÜK BİR BOŞLUĞU DOLDURACAK nitelikte GÖRÜNÜYOR”

 

 

 

Almanya’da yayınlanan ve binlerce Türk okura dağıtımı yapılan Toplum Gazetesi’nde gazeteci yazar, Yıldız Üniversitesi Öğretim Üyesi Hikmet Altınkaynak köşesinde “İstanbul–2010-Kültür başkenti” ile ilgili yazdığı köşe yazısında Niğde Kapadokya Başkenti kitabını örnek verdi.

Ömer Fethi Gürer yazdığı Niğde Kapadokya Başkenti adlı Niğde ilini Kuruluşundan Cumhuriyet ilk yıllarına değin anlatan ve bugüne kadar Niğde için yazılmış en kapsamlı eser olan kitapta ile ilgili Hikmet Altın kaynak yazısında şu görüşlerine yer verdi.

“Ömer Fethi Gürer’in geçen ay yayımlanan Kapadokya’nın Başkenti Niğde kitabını anımsatmak isterim. Niğde üzerine 5.000’den fazla yazısı olan yazar Gürer’in, kültür varlıkları, somut olmayan kültür varlıklarını bir bir inceleyen, coğrafyasından tarihine, ekonomisinden ticaretine, siyasetine varıncaya kadar bütün bilgileri kronolojik bir disiplinle kaleme aldığı 768 sayfalık Niğde kitabını önermek isterim. Gürer’in kitabı, alanında gerçekten büyük bir boşluğu dolduracak görünüyor” dedi

Almanya’da yaygın dağıtım gören gazete 20 bini aşkın abonesi bulunuyor.

Ömer Fethi Gürer yazdığı Niğde Kapadokya Kitabı Niğde yerel basınında yoğun ilgi ve destek görürken çok sayıda yerel ve Ulusal internet sitesinde haber olarak yer aldı.  Adana’da yayınlanan Hürriyet Adana Bölge sayfasında Sinan Tanyıldız köşesinde, Sabah Gazetesi Çukurova ekinde Hürriyet Gazetesi Yalçın Bayer,  köşesinden de ve çok sayıda farklı kent gazetesinde haber olarak yer aldı.

 

 

KIŞ GÜNLERİ

 

ÖMER FETHİ GÜRER

Kış Günleri  Niğde’de ayrı önemi vardı. Önceden hazırlanan yakacaktan giysiye, yiyecekten gecesıra gezmelerine kadar kış planlanırdı. Soğuk havalarda kar, çamur,  birde köylerde dağdan gelen kurt ile mücadele kalırdı.

Şıh Kuddusi Hz, Bor’da yaşanmış kış olayını anlattığı şiirinde yaşamın durduğu hayatın donduğuna değinir ve ‘böyle bir kış görmedim’ der. Günümüzde o kışların benzeri daha olmadı ama Kış koşulları zordur. Günümüzde kış ile panikler olduk. Oysa yakın dünü bir düşündüğümüzde olanaklarımız çok çok gelişti. Belki de bu süreç bizi biraz rahata alıştırdı. Ondan olacak kış olunca şaşırıyoruz. Elektrik olmadığını, sobanın yerine ocakların bulunduğunu, gaz yağının dahi zor sağlandığını kısacası  mevcudun  tamamının elimizden alındığını bir düşünün. Ne yaparız.?  Dedelerimiz, ninelerimiz o yoklar ile bu kışlardan kat be kat soğuk olanını yaşamışlar.  O dönemde çocuk olmakta zor idi.  Ve gözlerinizi bir an kapatıp o yaşamı düşlediğimizde sıkıntıları hissederken bile yoruluruz. Kapı önünde bir metre kar olan yerde   günlük işler yapılacak,  erkeklerde işe gidip çarşı pazar yaptıkları mesleği icra edecekleri, çocuklar üst baş bugünden çok zor sağlandığı  durumda buldukları giysi ile okula gidecek ve gün işleri yolu olmayan, suyu, elektriği, okulu sorunlu koşullarda yaşanacak.  Ulaşım merkeple gidilip, gelindiği yoklukların her alanda yaşandığı anda, birde kışın ayaz ve soğuk olduğu günlerde sıkıntılara rağmen  yaşamayı öğrenmiş ve kışa hazırlıklı olarak başlamanın yollarını öğrenmiştir.

Yiyeceklerin, giyeceklerin hazırlanması yapılması dahi farklı idi. Ayaklarda  yün çorap ile mest vardı.  Mest lastik  yolda yürüme için sağlıklı olduğu kadar namaz kılan içinde kış günleri ayak yıkama yerine mest ederek abdest almak için kolaylıktı.

Her evde el işi yün çoraplar olurdu. Eldiven, başlık, kaşkol elde örülürdü. Gece gezme gezen ailenin kadını gündüz temizlik dışında ya halı dokur ya örgü örerdi.  Kış onları değil onlar kışı aşardı. Kışlıkları sonbaharda hazırlar. Gidip gelinecek komşular sıra gecesi ile saptanır, yakacaklar hazırlanır kışlıklar dokunur. Hayvanlar için gereken koşullar sağlanır ve kış önceden tedbir ile hazırlanılırsa olağandı.

Tasarruftan öte o süreçlerde yıllar sonrası değil bir mevsim sonrası önemli idi. O kışı geçirebilmek ve o kışa karşı durmak önemli bir mücadele idi.

Bizim kuşak ise radyo olsa da televizyon ve bilgisayar olmadığı dönemlerin son kuşağı, ondan olacak dünü azda olsa anımsayanlar bizleriz. Ama şunu hemen yazmak lazım ki insanın insana yaklaştığı ve dostlukların pekiştiği süreç kış günleri idi. Çünkü kış evde olunduğu ve komşuluk ilişkilerinin yaşandığı bir toplumsal dayanışma sürecini yaratıyordu. Yaz aylarında bağ bahçe işleri ile ayrışan hane halkı  kış ile toplanıyordu. Televizyon yoktu ama her gece gezmeler olağandı. Konu komşu birbiri ile gider gelirdi. Belki bu misafirlikte bir tasarruf yolu idi. Çünkü ortak toplanılan ev dışı sobalar yanmazdı.

Genelde bir evde Arap aşı çorbası kaynardı. Kazan ile kaynar en az dört aile o akşam bir evde toplanırdı. Mutlaka Arap aşı yanında köfter, kuru üzüm, ceviz gibi kuru yiyecekler aynı gecede tüketilendi. Aileler bir arada oyunlarda olurdu. Kiminde elektrik söner lamba altında o yaşam durmaz akardı.

Gece gezmeleri eksilmeyen bir tat idi. Çünkü Televizyon insanı esir almadığı için insan insanla daha çok ‘hasbıhal’ ederdi.

Kış içinde o dayanışmada farklı amaçlar bilinmeden yaşanırmış demek ki. Toplu olarak bir evde olmak doğal bir sıcaklık yaratıyor. Aynı anda diğer evlerde yakacak tüketilmiyor. Yemek yapılmıyor. Böylece ciddi bir dayanışma ile gece yarısına eriliyor.

Yaşamın gerçeği insanı çözümcü ve üretken kılardı. İnsan kendi gerçeğine karşı önlemini üretiyordu. Günümüzde dünden gelen geleneği kaloriferli dairelerde oturup kısmen sürdüren bizim kuşak var ama genelde gençler TV olmaz ise Bilgisayar ile olmayı daha anlamlı buluyorlar.

Eski kışlarda,kış hazırlıkları da kalmadı ama şimdilerde az bir kar yağsa panikliyoruz .Okullar kapanıyor, Trafik duruyor. Sorunlar oluşuyor. Dünde kalan kışları o koşullarda yaşayacak kadar insanımız dayanıklımı? Onu test etmekse olanaksız kalıyor.

 

OTAĞ VE NİĞDE KALESİ

ÖMER FETHİ GÜRER

Niğde Kapadokya Başkenti kitabımın imza günü sonrası yorgunluğu atmaya tarihe yolculuğa çıktım. Selçukluların muhteşem eseri Sungur Bey Cami, Alaaddin Cami’ni geçerek Kalede onarılan ve düzenlenen son burçların içine girdim.  Yapılışı kesin olarak belli olmasa da Selçuklu ve Bizans döneminden izler ile Osmanlı döneminde yapılan saat kulesi ile Niğde için çekim alanı bölgede bu kere bizi yeni bir değişim karşıladı. Kale işletmesini üstlenen Abdulkadir Bor Kale’de iç avlunun orta yerine bir Otağ çadırı kondurmuştu. Çadır Türk kültürünün önemli parçası idi. Orta Asya’da yola çıkan ve farklı yerleşim alanlarında konaklayanların çadırları değişik özelliklere sahipti.  Yörükleri, konargöçerlerin çadırları, ordunun çadırı, uzun süreli yerleşenlerin çadırı amaç olarak aynı ama şekil ve dokumaları ile farklı farklıydı.  Atalarımızın yaşamlarının önemli bölümlerini çadırlarda geçirmişlerdi.  Genelde Yörük çadırları büyük kıl çadırlardı. Siyah ya da koyu kahve renk olarak hâkimdi.  Otağ adı tek başına daha çok kağanların konakladığı süslü çadırlara verilse de sefer anında kurulan çadırların genel adı olarak ta tanımlanmaktaydı. Günümüzde düne özlem olarak farklı kentlerde çadırlara rastlar olduk. Genelde büyük kıl çadırlar içlerinde oturma düzeni aslından çok uzak yapılıyordu.

Niğde Kalesinde ise daha çok Kaanların konaklama çadırları andıran güzel bir çadır kale avlusunun ortasına kondurulmuştu. Niğde yayla olduğu için yıllarca yaylaya gelen Yörüklerin kıl çadırlarına göre daha görkemli yapılmıştı. Niğde’da Altay Köyü olarak bilinen ve Kazakların göç ederek yerleştiği köydeki çadır kültürüne yakın bir düzenleme yapılmıştı. Çadırda farklı otantik giysileri sergilendiği gibi resim çekinmek isteyenlerde giysileri kullanmakta idi. Burada ot yastıklara yaslanıp yer minderlerinde çay yudumlarken Niğde İl Kültür ve Turizm Müdürü Mehmet Öncel Koç geldi. Onunla Niğde kültürü üzerine söyleşirken yerel bir saz sanatçımızın çadıra gelmesi bizi sazın sözün güzelliği içine taşıdı. Yer minderlerinde oturarak sazı sözü yaşamak ayrı bir yolculuğa insanı taşıyordu. Hoş ve güzel bir düşünce ile gerçekleşen bu düzenlemeyi yaptığı için Abdülkadir Bor’a teşekkür ettim. Tabii bu tür uygulamalarda Niğde İl Kültür ve Turizm Müdürü Mehmet Öncel Koç, İsmail Tecimer gibi yöneticilerinde katkısı vardı.  Biz çadırda otururken insanlar bakıp geçiyordu. İlk günlerin bakışı olsa gerek içeri girmeye çekiniyorlardı. İşletmeci Abdülkadir Bor’da bakıp geçenlere içeri girebilirisiniz ücretsizdir. Resimde çekinebilirsiniz diye çadırı anlatmaya çalışıyordu. Abdulkadir Bor Çadırımız ziyaretçilerimize açık, ne zaman isterlerse ailesi çocukları ile  kaleye çıkıp bu  çadırda bir çay  içme keyfine erebilirler diyordu. Resim çekinmek ve dinlenmek yanında zaman zaman saz ustalarının yerel müziği dinlemek adına tüm Niğdelileri çadıra beklediklerini belirtiyordu.

O sırada üç bey geldi. Girdi. Oturdu. Kayseri’den gelen doktorlarmış. Kaleyi gezip çadırı görünce meraktan grimişler. Niğde için bu gibi yerlerin varlığına şaşırdıklarını ve gezdikleri Niğde ile düşündükleri Niğde farklı gördüklerini söyleyip Niğde bu kadar çeşitliliğin olduğunun biz dahi farkında değildik. Özellikle Selçuklu eserleri, kale ve bu çadır için Niğde gelmeye değer dediler.

Yıllardır Niğde anlatımında sorun var. Hak ettiği payı alamıyor diyen bizim için dinlediklerimiz sürpriz olmadı. Niğde çok farklı özellikleri olan bir kent. Birde buna çadırımız eklendi. Otağ’da bir gün mola vererek bir dönemlerin yaşam kültürü ile buluşmak olası oluyor. Büyük kentlerde olsa yer bulunamayacak kadar dikkat ve ilgi çekecek çadır Niğde için yeni ve farklı bir ayrıcalık olarak konuklarını bekliyor.

 

 

Kale Altı  - Ömer Fethi GÜRER

OTAĞ VE NİĞDE KALESİ

ÖMER FETHİ GÜRER

Niğde Kapadokya Başkenti kitabımın imza günü sonrası yorgunluğu atmaya tarihe yolculuğa çıktım. Selçukluların muhteşem eseri Sungur Bey Cami, Alaaddin Cami’ni geçerek Kalede onarılan ve düzenlenen son burçların içine girdim.  Yapılışı kesin olarak belli olmasa da Selçuklu ve Bizans döneminden izler ile Osmanlı döneminde yapılan saat kulesi ile Niğde için çekim alanı bölgede bu kere bizi yeni bir değişim karşıladı. Kale işletmesini üstlenen Abdulkadir Bor Kale’de iç avlunun orta yerine bir Otağ çadırı kondurmuştu. Çadır Türk kültürünün önemli parçası idi. Orta Asya’da yola çıkan ve farklı yerleşim alanlarında konaklayanların çadırları değişik özelliklere sahipti.  Yörükleri, konargöçerlerin çadırları, ordunun çadırı, uzun süreli yerleşenlerin çadırı amaç olarak aynı ama şekil ve dokumaları ile farklı farklıydı.  Atalarımızın yaşamlarının önemli bölümlerini çadırlarda geçirmişlerdi.  Genelde Yörük çadırları büyük kıl çadırlardı. Siyah ya da koyu kahve renk olarak hâkimdi.  Otağ adı tek başına daha çok kağanların konakladığı süslü çadırlara verilse de sefer anında kurulan çadırların genel adı olarak ta tanımlanmaktaydı. Günümüzde düne özlem olarak farklı kentlerde çadırlara rastlar olduk. Genelde büyük kıl çadırlar içlerinde oturma düzeni aslından çok uzak yapılıyordu.

Niğde Kalesinde ise daha çok Kaanların konaklama çadırları andıran güzel bir çadır kale avlusunun ortasına kondurulmuştu. Niğde yayla olduğu için yıllarca yaylaya gelen Yörüklerin kıl çadırlarına göre daha görkemli yapılmıştı. Niğde’da Altay Köyü olarak bilinen ve Kazakların göç ederek yerleştiği köydeki çadır kültürüne yakın bir düzenleme yapılmıştı. Çadırda farklı otantik giysileri sergilendiği gibi resim çekinmek isteyenlerde giysileri kullanmakta idi. Burada ot yastıklara yaslanıp yer minderlerinde çay yudumlarken Niğde İl Kültür ve Turizm Müdürü Mehmet Öncel Koç geldi. Onunla Niğde kültürü üzerine söyleşirken yerel bir saz sanatçımızın çadıra gelmesi bizi sazın sözün güzelliği içine taşıdı. Yer minderlerinde oturarak sazı sözü yaşamak ayrı bir yolculuğa insanı taşıyordu. Hoş ve güzel bir düşünce ile gerçekleşen bu düzenlemeyi yaptığı için Abdülkadir Bor’a teşekkür ettim. Tabii bu tür uygulamalarda Niğde İl Kültür ve Turizm Müdürü Mehmet Öncel Koç, İsmail Tecimer gibi yöneticilerinde katkısı vardı.  Biz çadırda otururken insanlar bakıp geçiyordu. İlk günlerin bakışı olsa gerek içeri girmeye çekiniyorlardı. İşletmeci Abdülkadir Bor’da bakıp geçenlere içeri girebilirisiniz ücretsizdir. Resimde çekinebilirsiniz diye çadırı anlatmaya çalışıyordu. Abdulkadir Bor Çadırımız ziyaretçilerimize açık, ne zaman isterlerse ailesi çocukları ile  kaleye çıkıp bu  çadırda bir çay  içme keyfine erebilirler diyordu. Resim çekinmek ve dinlenmek yanında zaman zaman saz ustalarının yerel müziği dinlemek adına tüm Niğdelileri çadıra beklediklerini belirtiyordu.

O sırada üç bey geldi. Girdi. Oturdu. Kayseri’den gelen doktorlarmış. Kaleyi gezip çadırı görünce meraktan grimişler. Niğde için bu gibi yerlerin varlığına şaşırdıklarını ve gezdikleri Niğde ile düşündükleri Niğde farklı gördüklerini söyleyip Niğde bu kadar çeşitliliğin olduğunun biz dahi farkında değildik. Özellikle Selçuklu eserleri, kale ve bu çadır için Niğde gelmeye değer dediler.

Yıllardır Niğde anlatımında sorun var. Hak ettiği payı alamıyor diyen bizim için dinlediklerimiz sürpriz olmadı. Niğde çok farklı özellikleri olan bir kent. Birde buna çadırımız eklendi. Otağ’da bir gün mola vererek bir dönemlerin yaşam kültürü ile buluşmak olası oluyor. Büyük kentlerde olsa yer bulunamayacak kadar dikkat ve ilgi çekecek çadır Niğde için yeni ve farklı bir ayrıcalık olarak konuklarını bekliyor.

 

 

ESKİ KIŞ GÜNLERİ

 

ÖMER FETHİ GÜRER

Bildiklerimizden ötesini dedelerimizden, ninelerimizden dinlerdik. Onlarında dinledikleri dilden dile gelirdi. Şıh Kuddusi Hazretleri, Bor’da yaşanmış kış olayını anlattığı şiirinde yaşamın durduğu hayatın donduğuna değinir ve ‘böyle bir kış görmedim’ der. Günümüzde o kışların benzeri daha olmadı ama Kış koşulları zordur. Günümüzde kış ile panikler olduk. Dünü bir düşündüğümüzde olanaklarımız çok çok gelişti. Belki de bu süreç bizi biraz rahata alıştırdı. Ondan olacak kış olunca şaşırıyoruz. Elektrik olmadığını, sobanın yerine ocakların bulunduğunu, gaz yağının dahi zor sağlandığını kısacası olanaklarımızın tamamının elimizden alındığını bir düşünün. Ne yaparız. Ama dedelerimiz, ninelerimiz o yoklar ile bu kışlardan kat be kat soğuk olanını yaşamışlar. Ve o günlerde elektrik olmadığı yerde televizyon, bilgisayar gibi günümüzde ‘zaman çalma’  oyuncakları da yoktu. Ve gözlerinizi bir an kapatıp o yaşamı düşleyelim. Çıra yanan ocakta ısınılan kapı önünde bir metre kar olan hayvanlara bakılacak,günlük işler yapılacak bir zaman diliminde erkeklerde işe gidip çarşı Pazar yaptıkları mesleği icra edecekleri süreçte kışı bir düşünün.. Otomobil olmadığı uzak yere merkeple gidilip, gelindiği yoklukların varlığında birde kışın ayaz ve soğuk olduğu günlerde dünde insanımız sıkıntılara boğun eğmeden yaşamayı öğrenmiş ve kışa hazırlıklı durmuş.

İşte önceden tedbirli yaşamayı insana öğreten yaşam koşulları vardı.  Tasarruftan öte o süreçlere hazırlık yapılırdı. Çünkü yıllar sonrası değil bir mevsim sonrası önemli idi. O kışı geçirebilmek ve o kışa karşı durmak ne zor bir mücadeledir.

Bizim kuşak ise radyo olsa da televizyon ve bilgisayar olmadığı dönemlerin son kuşağı, ondan olacak dünü azda olsa anımsayanlar bizleriz. Ama şunu hemen yazmak lazım ki insanın insana yaklaştığı ve dostlukların pekiştiği süreç kış günleri idi. Çünkü kış evde olunduğu ve komşuluk ilişkilerinin yaşandığı bir toplumsal dayanışma sürecini yaratıyordu. Yaz aylarında bağ bahçe işleri ile ayrışan yapılar kış ile toplanıyordu. Televizyon yoktu ama her gece gezmeler olağandı. Konu komşu birbiri ile gider gelirdi. Belki bu misafirlikte bir tasarruf yolu idi. Çünkü ortak toplanılan ev dışı sobalar yanmazdı.

Genelde bir evde Arap aşı çorbası kaynardı. Kazan ile kaynar en az dört aile o akşam bir evde toplanırdı. Mutlaka Arap aşı yanında köfter, kuru üzüm, ceviz gibi kuru yiyecekler aynı gecede tüketilendi. Aileler bir arada oyunlarda olurdu. Kiminde elektrik söner lamba altında o yaşam durmaz akardı.

Gece gezmeleri eksilmeyen bir tat idi. Çünkü Televizyon insanı esir almadığı için insan insanla daha çok ‘hasbıhal’ ederdi.

Kış içinde o dayanışmada farklı amaçlar bilinmeden yaşanırmış demek ki. Toplu olarak bir evde olmak doğal bir sıcaklık yaratıyor. Aynı anda diğer evlerde yakacak tüketilmiyor. Yemek yapılmıyor. Böylece ciddi bir dayanışma ile gece yarısına eriliyor.

Yaşamın gerçeği insanı çözümcü ve üretken kılardı. İnsan kendi gerçeğine karşı önlemini üretiyordu. Günümüzde dünden gelen geleneği kaloriferli dairelerde oturup kısmen sürdüren bizim kuşak var ama genelde gençler TV olmaz ise Bilgisayar ile olmayı daha anlamlı buluyorlar.

Yiyeceklerin, giyeceklerin hazırlanması yapılması dahi farklı idi. Bor’da mest yapanlar vardı. Lastik Konya’dan gelirdi. Mest lastik erkekler için yolda yürüme için sağlıklı olduğu kadar namaz kılan içinde kış günleri ayak yıkama yerine mest ederek abdest almak için kolaylıktı.

Her evde el işi yün çoraplar olurdu. Eldiven, başlık, kaşkol elde örülürdü. Gece gezme gezen ailenin kadını gündüz temizlik dışında ya halı dokur ya örgü örerdi.  Kış onları değil onlar kışı aşardı. Kışlıkları sonbaharda hazırlar. Gidip gelinecek komşular sıra gecesi ile saptanır, yakacaklar hazırlanır kışlıklar dokunur o alınır hayvanlar için gereken koşullar sağlanır ve kış önceden tedbir ile hazırlanılırsa olağandı.

Kış gerçeği her yönü ile eziyet olmadan aşılırdı.

 

 

 

NİĞDE KALESİNDE OTAĞ KURULDU

Niğde  Kalesinde onarım ve düzenlemelerden sonra bu kere kurulan Otağ çadırı ilgi noktası oldu.

Kale işletmecisi Abdülkadir Bor  gazeteci yazar Ömer Fethi Gürer’i Otağ’da konuk eyledi. Niğde Kapadokya Başkenti kitabı imza günü için geldiği süreçte çadırda konaklayan Ömer Fethi Gürer izlenimlerini şöyle anlattı. “ Otağ Türk kültürünün önemli parçalarından biridir. Atalarımızın yaşamlarının önemli bölümlerini çadırlarda geçirmişlerdir. Bu çadırlar da kullanıcının kimliğine göre değişmiştir. Genelde Yörük çadırları büyük kıl çadırlardır. Siyah hâkim olur. Konargöçer çadırları yaylaya gelenlere göre daha yerleşik yapılır. Otağ adı tek başına daha çok kağanların konakladığı süslü çadırlara verilse de sefer anında kurulan çadırların genel adı olarakta tanımlanmaktadır. Niğde Kalesinde ki Çadır daha çok Kaanların konaklama çadırları andırmaktadır. Niğde yayla olduğu için yıllarca yaylaya gelen Yörüklerin kıl çadırlarına göre daha görkemli yapılmıştır. Kazak Türklerinin çadır kültürünü yansıtmaktadır. Kalede çadır ilgi ve dikkat çekecek biçimde düzenlenmiş Türklerin farklı otantik giysileri çadır içinde  sergilendiği  gibi resim çekinmek isteyenlere de figür olmaktadır. Burada ot yastıklara yaslanıp yer minderlerinde oturarak sazı sözü yaşamak ayrı bir yolculuğa insanı  taşımaktadır Hoş ve güzel bir düşünce ile gerçekleşen bu düzenlemeyi yaptığı için Abdülkadir Bor kutluyorum ” dedi. Abdülkadir Bor’da Çadır ziyaretçilere açık olduğunu ailesi çocukları ile  her saat kaleye çıkıp bu  çadırda bir çay  içme keyfini tüm Niğdelilere  sunduklarını, resim çekinmek ve dinlenmek yanında zaman zaman saz  ustalarının yerel müziği dinlemek adına tüm Niğdelileri çadıra beklediklerini söyledi.

 

OTAĞ VE NİĞDE KALESİ

ÖMER FETHİ GÜRER

Niğde Kapadokya Başkenti kitabımın imza günü sonrası yorgunluğu atmaya tarihe yolculuğa çıktım. Selçukluların muhteşem eseri Sungur Bey Cami, Alaaddin Cami’ni geçerek Kalede onarılan ve düzenlenen son burçların içine girdim.  Yapılışı kesin olarak belli olmasa da Selçuklu ve Bizans döneminden izler ile Osmanlı döneminde yapılan saat kulesi ile Niğde için çekim alanı bölgede bu kere bizi yeni bir değişim karşıladı. Kale işletmesini üstlenen Abdulkadir Bor Kale’de iç avlunun orta yerine bir Otağ çadırı kondurmuştu. Çadır Türk kültürünün önemli parçası idi. Orta Asya’da yola çıkan ve farklı yerleşim alanlarında konaklayanların çadırları değişik özelliklere sahipti.  Yörükleri, konargöçerlerin çadırları, ordunun çadırı, uzun süreli yerleşenlerin çadırı amaç olarak aynı ama şekil ve dokumaları ile farklı farklıydı.  Atalarımızın yaşamlarının önemli bölümlerini çadırlarda geçirmişlerdi.  Genelde Yörük çadırları büyük kıl çadırlardı. Siyah ya da koyu kahve renk olarak hâkimdi.  Otağ adı tek başına daha çok kağanların konakladığı süslü çadırlara verilse de sefer anında kurulan çadırların genel adı olarak ta tanımlanmaktaydı. Günümüzde düne özlem olarak farklı kentlerde çadırlara rastlar olduk. Genelde büyük kıl çadırlar içlerinde oturma düzeni aslından çok uzak yapılıyordu.

Niğde Kalesinde ise daha çok Kaanların konaklama çadırları andıran güzel bir çadır kale avlusunun ortasına kondurulmuştu. Niğde yayla olduğu için yıllarca yaylaya gelen Yörüklerin kıl çadırlarına göre daha görkemli yapılmıştı. Niğde’da Altay Köyü olarak bilinen ve Kazakların göç ederek yerleştiği köydeki çadır kültürüne yakın bir düzenleme yapılmıştı. Çadırda farklı otantik giysileri sergilendiği gibi resim çekinmek isteyenlerde giysileri kullanmakta idi. Burada ot yastıklara yaslanıp yer minderlerinde çay yudumlarken Niğde İl Kültür ve Turizm Müdürü Mehmet Öncel Koç geldi. Onunla Niğde kültürü üzerine söyleşirken yerel bir saz sanatçımızın çadıra gelmesi bizi sazın sözün güzelliği içine taşıdı. Yer minderlerinde oturarak sazı sözü yaşamak ayrı bir yolculuğa insanı taşıyordu. Hoş ve güzel bir düşünce ile gerçekleşen bu düzenlemeyi yaptığı için Abdülkadir Bor’a teşekkür ettim. Tabii bu tür uygulamalarda Niğde İl Kültür ve Turizm Müdürü Mehmet Öncel Koç, İsmail Tecimer gibi yöneticilerinde katkısı vardı.  Biz çadırda otururken insanlar bakıp geçiyordu. İlk günlerin bakışı olsa gerek içeri girmeye çekiniyorlardı. İşletmeci Abdülkadir Bor’da bakıp geçenlere içeri girebilirisiniz ücretsizdir. Resimde çekinebilirsiniz diye çadırı anlatmaya çalışıyordu. Abdulkadir Bor Çadırımız ziyaretçilerimize açık, ne zaman isterlerse ailesi çocukları ile  kaleye çıkıp bu  çadırda bir çay  içme keyfine erebilirler diyordu. Resim çekinmek ve dinlenmek yanında zaman zaman saz ustalarının yerel müziği dinlemek adına tüm Niğdelileri çadıra beklediklerini belirtiyordu.

O sırada üç bey geldi. Girdi. Oturdu. Kayseri’den gelen doktorlarmış. Kaleyi gezip çadırı görünce meraktan grimişler. Niğde için bu gibi yerlerin varlığına şaşırdıklarını ve gezdikleri Niğde ile düşündükleri Niğde farklı gördüklerini söyleyip Niğde bu kadar çeşitliliğin olduğunun biz dahi farkında değildik. Özellikle Selçuklu eserleri, kale ve bu çadır için Niğde gelmeye değer dediler.

Yıllardır Niğde anlatımında sorun var. Hak ettiği payı alamıyor diyen bizim için dinlediklerimiz sürpriz olmadı. Niğde çok farklı özellikleri olan bir kent. Birde buna çadırımız eklendi. Otağ’da bir gün mola vererek bir dönemlerin yaşam kültürü ile buluşmak olası oluyor. Büyük kentlerde olsa yer bulunamayacak kadar dikkat ve ilgi çekecek çadır Niğde için yeni ve farklı bir ayrıcalık olarak konuklarını bekliyor.

 

 

 

VALİMİZDEN BEKLENTİLERİMİZ

 

ÖMER FETHİ GÜRER

 

Niğde yeni valisi göreve başladı. Her başlangıç gibi bu geliştende umutlarımız var.  Niğde hizmet veren her valisini çok sevmiştir. Gittikten sonra ardından güzel sözler, yazılar hatta şiirler ile uğurlamıştır. Genelde iktidar partilerinin değil devletin valisi olanlara ayrı bir sevgi beslemiştir. Devlet yerine iktidar partisi olanların ise adlarını bilen dahi yoktur. Niğde için hizmet üreten Faik Üstün, Niyazi Mergen, Vefik Kitapçıgil, Selami Celayir, Bedri Nazlıoğlu,Ünal Özgödek, Ahmet Özyurt, Refik Arslan Öztürk gibi valiler yaptıkları ile aklıda kalmışlardır. Birkaç valimizi daha bu isimlere eklemek olasıdır. Son valimiz Sebahattin Öztürk bir alışma döneminden sonra Niğde kültür ve turizmi için bir dizi çalışma başlatmış ve Niğde ilinde çalışmaları ile beğeni toplamıştır. Yeni süreçte Âlim Barut göreve başlamıştır. Öncelikle hayırlı olmasını diliyorum. Daha önce Yozgatlı valimiz Refik Arslan Öztürk Niğde için çok emek ve çaba verdi. Mütevazı ve çalışkan bir değer idi. Onun dönemine başlayan Kale, Bedesten, Öküz Mehmet Paşa, Esenbey Türbesi, Gümüşler Manastırı düzenlenmesi gibi çalışmalardan olumlu sonuçlar alındı. Huzurevinde yaşlıdan sokakta insana kadar ilgilenen ve görüşen bir değerdi. İnsana insan değeri veren çok kıymetli bir idareci idi. Bu kere hemşerisi Alim Barut içinde Niğde yararlı olacağı düşüncemiz var.

Vali Âlim Barut,  “Hizmetten maksat refahı ve mutluluğu getirmek, güveni sağlamak. Hizmetin gerektirdiği kalkınmayı temin etmek. Buna ilişkin çalışmalarımızı yapacağız” demiş ve  adil ve tarafsız olmaya çok önem verdiğini  belirterek  “Adil, tarafsız ve iyi niyetle gece gündüz hep birlikte çalışacağız. Günü geldiğinde buradan ayrılırken de hoş bir seda bırakmak istiyorum. Niğde'nin elma ve patates gibi tarım potansiyeli, Kapadokya gibi turizm potansiyeli var. Yine bildiğim kadarı ile iki adet organize sanayi bölgesi var. Artık günümüzde kalkınmanın motoru sanayileşmedir. Bizim çalışmalarımız da bunları daha ileriye götürmek olacaktır” diye konuşmuştur.

Valimiz başlangıç temennileri güzel temennilerdir. Özellikle Niğde Kapadokya Başkenti olarak turizmden gerekli payı alamamaktadır. Bu bağlamda turizm değerleri ve kültür varlıklarının önemsenmesi Niğde adına başlamış çalışmaların sürmesi çok önemlidir.  NİĞDE HER DÖNEM GÜNDEME GELEN AMA BİR TÜRLÜ YAPILAMAYAN KÜLTÜR EVİ BU VALİMİZE NASİP OLMASI DİLEDĞİMİZDİR. Bunun için KADIOĞLU KONAĞI İLE YASA EVLERİ ideal yerlerdir. Cullaz Sokağı projesinin devam etmesi, Bedestenin bir an önce açılması, Öküz Mehmet Paşa tanıtılması, Akmedrese nin bir an önce yerel yaşam müzesi olarak açılması, Narlıgöl kaplıcasının hayata geçmesi, Kavlaktepe yer altı şehrinin ve değirmenler Kasabası yer altı mağarasının ışıklandırmalarının yeniden düzenlenerek turizme açılması, Aladağlar ve Boklarlarda dağcılık yanında kış sporlarının önemsenmesi, Niğde eski tarihi yapıların cami ve kiliselerin kurtarılması ve eski kiliselerin birer sanat atölyesi olarak kullanılması, Üniversite ile Niğde arasında diyalogun geliştirilmesi, tarım ve hayvancılığın teşviki sağlanması, elma üreticilerinin sorunlarına çözüm aranması, Niğde Tıp Fakültesi açılması, Niğde Havaalanın yapılması, Akkaya Barajının temizlenmesi, Ecemiş suyunun Niğde getirilmesi, Otoban yolun tamamlanması, Kemerhisar İçmelerinin yeniden kullanılır kılınması, Hayat Su şişelerinden silinen Niğde adının yeniden yazılması gibi Niğde için gerekli olan çalışmalar vardır. Valimiz bu dönemde bu çalışmaları da yerinde görerek ve denetleyerek çözeceğini umuyoruz. Bunun yanında Niğde üçüncü liğde bir takım ile temsili içinde bir çalışma gerekliliği düşünüyoruz. Bu bağlamda da valimizden beklentilerimiz var.

Niğde her kasabası köyünde dünün izleri tarihi eserlerin kurtarılmayı beklediği gibi sürekli işsizlikle göç veren Niğde yeni yatırım alanları da gerekiyor. Bu bağlamda valimizin önderlik edeceğini umuyoruz. Bu sahipsiz kente sahip çıkacak bir idareci olacağını umuyoruz. Ayrıca Niğde dışında Niğde dernekleri ile toplantı organize ederek bu bağlamda dayanışma ve Niğde için bir şeyler üretme anlamında önderlik etmesini de bekliyoruz.

Kısacası Valimizden doğu Anadolu illerinin gerisine düşen Niğde ilinin yapısal ve kültürel gelişimi için önderlik edeceğini devletin valisi olarak her kesime herkese eşit ama hizmet üreten bir vali olacağını umuyoruz.

Valimiz için Niğde’de ayrıldıktan sonra güzel anılarla anacağımız bir değer olacağınız düşünüyoruz. İşi çok biliyoruz ama yıllara dayanan devlet tecrübesi ile kısa sürede iyi işler yapacağını umuyor bu düşüncelerle hoş geldiniz diyorum.

 

 

CHP BOR İLÇE ÖRGÜTÜ :

ŞEHİTLERİN KEMİKLERİNİ SIZLATMAYIN

 

HABER: KENAN ZIMBA

 

Cumhuriyet Halk Partisi Bor İlçe örgütü son günlerde yaşanan olayların toplum vicdanında incitici görüntüler olduğunu belirterek PKKlıların bir kahraman gibi karşılanması ve törenler yapılmasını doğru bulmadıklarını açıkladılar.

Cumhuriyet Halk Partisi ilçe Başkanı Mahmut Temeltaş, Kadın Kolları Başkanı Belgin Gevrekçi, Gençlik Kolları Başkanı Ramazan Demirtaş ile parti saymanı Mahmut Taş, Aptullah Tuğrul, Hacı Çopur, Hüseyin Yalçın, Erdal Gevrekçi,  yaptıkları ortak açıklamada ülkede huzurun olması ve terör bitmesinden yana olduklarını ancak barış adı altında PKK şovuna dönüşen davranışların sergilendiği gösterileri anlayışla karşılamanın mümkün olmadığını söylediler.

Binlerce şehit için göz yaşı dökmüş anaların babaların ve halkın duyarlılığının unutulmaması gerektiğini ve yaşanan sürecin kabul edilemez olduğunu belirten CHP Bor Örgütü şehit cenazelerinde dahi önlemler alarak kurallar koyan AKP hükümetin PKK bayrakları ve İmralı’da terör örgütü başının resimlerine yer aldığı büyük toplulukların oluşmasını göz yummasını anlaşılır görmediklerini belirttiler.

Şehitlerin kemiklerini sızlatmayın çağrısı yapan Cumhuriyet Halk Partisi Bor İlçe örgütü devam eden sürecin ülkemizin birlik ve beraberliğine zarar vermemesini dilediklerini söyleyerek Atatürk kurduğu Türkiye Cumhuriyetinin ilelebet yaşayacağını sözlerine eklediler.

 

 


----- Özgün İleti -----
Kimden : "Uzeyir Cayci"
Kime : borbir@mynet.com
Gönderme tarihi : 18/10/2009 23:40
Konu : Selamlar


UCBBA - Forêt des Mille poètes
kuruluşu tarafından

Üzeyir Lokman ÇAYCI

Eylül 2009’da Fransa’da

Ayın kişisi seçildi

Aynı kuruluş daha önce 1000 şair ormanında ona ve şiirlerini Fransızca’ya tercüme eden
Yakup YURT adına ayrı ayrı birer ağaç dikerek mermer plaketlerle isimlendirmişti…

YAZARIMIZ Gürer’in gönderdiği bu haberin altındaki resimleri nakledemedik.

BÖLGEMİZİN ELLİ SENEYİ GEÇKİN YAZARI, SANATÇISI VE BİZİ FRANSA’DA VE AVRUPA’A ŞEREFLE TEMSİL EDEN YAZARIMIZ  ÜZEYİR LOKMAN ÇAYCI’YI TEBRİK EDİYORUZ. BAŞARILARININ DEVAMLI OLMASINI ALLAH’TAN DİLİYORUZ..

--------------------

 

 

NİĞDE KAPADOKYANIN BAŞKENTİ KİTABI İSTANBUL İMZA GÜNÜ BÜYÜK İLGİ GÖRDÜ.

GÜRER’E NİĞDELİLER DERNEĞİ PLAKET VERDİ.

 

 

HABER FOTO: Aziz Kaan Kirişçioğlu

 

 

Niğde ilini kuruluşundan Cumhuriyet ilk yıllarına değin kapsamlı biçimde anlatan Niğde Kapadokya Başkenti kitabı İstanbul’da okuyucu ile buluştu.

Niğdeliler Derneğinde düzenlenen imza gününe eski Niğde Valisi Refik Arslan Öztürk, Gazeteci-Yazar –Eleştirmen Hikmet Altınkaynak, Gazeteci Yazar Nurten Ertul, Kent Haber Genel Yayın Yönetmeni Erdem Yücel, Şair Fikret Dikmen, Gazeteci Mehmet Gökkaya,Mühendis yazar İbrahim Arıkan  ile Niğdeliler Dernek Başkanı Doğan Avcı ile dernek başkanları   Hacıabdullah Kasabası Erol Urhan, Nar Köy Azmi Göktaş, Hasandağ Ulukışla dernekten Fuat Yağız  ve çok sayıda Niğdeli katıldı.

İmza Günü açış konuşmasını yapan İstanbul Niğdeliler Dernek Başkanı Doğan Avcı Niğde için böylesi değerli bir eseri meydana getirdiği için Ömer Fethi Gürer’e teşekkür ettiklerini belirterek bir ansiklopedi özelliğinde kitabın her Niğdelinin evinde olması gereken bir eser olduğunu söyledi.   Daha sonra katılımcılar görüşlerini açıkladı. Yazar Hikmet Altınkaynak Niğde ile ilgili yazılan Niğde  Kapadokya Başkenti kitabının kapsamlı bir çalışma olduğuna değinerek Gürer’i çalışmalarından dolayı kutladı Altınkaynak  Niğde ile ilgili düşündüğü projeleri anlatıp Hazım Tepeyran için daha çok yaptıkları ve yazdıklarının anlaşılması yönünde bir çalışma başlattıklarını açıkladı. Niğde Kapadokya Başkenti kitabının önemli bir çalışma olduğuna değinerek Niğde açısından güzel bir kazanım olarak gördüğünü belirtti. Gazeteci Yazar Nurten Ertul’da Niğdelilerin sorunlarını ve bu anlamda yapılması gerekenleri vurguladığı konuşmasında yazmanın ne kadar zor olduğuna dikkat çekerek böyle bir kitabın Niğde adına yazılmasının önemine değindi. Ertul Niğde adına yapılan her çalışmanın olumlu olduğunu,eleştiri den öte dayanışma ve bir arada olabilme kültürünün geliştirilmesi gerektiğini söyledi. İş adamı Şenol Bengü’de yaptığı konuşma da  Niğde için yapılan her güzel çaba ve çalışmayı tüm Niğdeliler olarak sahiplenmesi gerektiğine vurgu yaparak  Niğde için yazılmış bu güzel kitap gerçekten çok önemli bir eser. Niğde’mize böylesi bir eser kazandıran Ömer Fethi Gürer’i kutluyorum. Diğer kitaplarını da ilgi ile bekliyorum. Niğdemizin tanınması adına çok çaba ve çalışması var. Kutluyorum”  dedi. Gazeteci Vahit Mahmatlı’da yaptığı konuşmada örnek bir eser olan Niğde Kapadokya Başkenti kitabının çok kapsamlı bir çalışma olduğuna değindi. Kitapta olması gerekenler ya da rastlanılan eksiklerinde ikinci baskı da düzeltilebileceğine ve böylece Niğde adına çok önemli bir kaynak eserin geleceğe taşınacağına vurgu yapan Mahmatlı Niğde Kapadokya Başkenti kitabının ülkemizde az örneği bulunan bir çalışma olduğunu da belirterek Niğde için güzel bir çalışma yapılmıştır. dedi.

Nar Köy, Hacıabdullah, Hasandağ Ulukışla dernek başkanlarının da birer konuşma yaparak Niğde için böyle bir kitap yazılmasından duydukları memnuniyeti ifade etmelerinden sonra  Niğde eski valilerinden Refik Arslan Öztürk bir konuşma yaptı. Öztürk, Niğde ve Niğdelilere olan sevgisine değinerek tüm Niğdelilere selamlarının iletilmesini istediği konuşmasında görev yaptığı süre içinde Niğde’de tarih ve kültürel mirasın tanınması ve kurtarılması adına yapılanları özetledi.  Dönemimde Ömer Fethi Gürer yerel basında çıkan yazılarından önemli ölçüde yararlandık diyen Merkez Valisi Öztürk  Niğde Kapadokya Başkenti kitabının Niğde için büyük bir kazanç olduğunu söyledi. Gürer’i kutlayan Vali Öztürk Niğde için çalışmalarının devamını diledi.  İmza Günü nedeniyle son konuşmayı gazeteci yazar Ömer Fethi Gürer yaptı. Gürer katılımcılara teşekkür etti ve Niğde için hazırda üç kitabının daha olduğunu bu kitap sonrası o çalışmaları da yaparak Niğde için yaklaşık 2800 sayfayı bulan bir kaynak hazırlamış olacağını açıkladı. Gürer Niğde ili ile ilgili beş bini aşan makalesi ve hemen hemen her köy kasabaya giderek yaşadığı anısı ile kenti ayrı bir tutku ile sevdiğine değinerek “30 yılda yazdıklarımda hep Niğde ilini anlattım. Yeterince tanınmayan bilinmeyen Niğde her geçen gün daha iyi anlaşılmaya başladı. Niğde Turizmden pay almaya başladığı anda bambaşka bir konuma erecektir.” Dedi. Konuşmalardan sonra kitap için katkı veren Süleyman Bozbuğa, Şenol Bengü, Vahit Mahmatlı, Ali Gündüz, Doğan Avcı, Mahir Yoleri, Selahattin Tavusbay ve yazar Ömer Fethi Gürer’e İstanbul Niğdeliler Derneğince birer plaket verildi.  İş adamı Muzaffer Uyanık, Halil Gül, Dinçer Atlı, Gürcan Uzcan, Uğur Soylu Rahmi Hızar, Mustafa Andaç, Turgut Akgül, Fesleğenden Mehmet Aktaş, Hâkim Şükrü Baran,  Eski dernek başkanları Mustafa Karazeybek, Arif Yalçın ile çok sayıda Niğdeli imza gününe iştirak ettiler.

Ömer Fethi Gürer’e plaketi Refik Arslan Öztürk takdim etti.

Toplantıda konuklara Niğde’den  Niğde  Gazozu, Niğde  Köfteri, kuru üzümü, kayısı kurusu  ikram edildi.

Niğde kitabı 15 Ekim 2009  saat 14.30’da Niğdelilerle Niğde Kültür Merkezinde buluşacak.

 

 

 

KİTAP İSTEME- TEMİN ADRESİ:

 

Maya Basın. Yay. Mat. Tic. Ltd. Şti.

İshakpaşa Cad. Kutlugün Sok. No:9 Sultanahmet/İstanbul

Tel: 0212 638 64 08- Fax: 0212 638 64 09

E-Posta:grafik@mayadergi.com

 

ÖMER FETHİ GÜRER’İN NİĞDE KAPADOKYA’NIN BAŞKENTİ KİTABI ÇIKTI.

GÜRER 10  EKİMDE İSTANBUL’DA  15 EKİM 2009 KİTABINI NİĞDE’DE KÜLTÜR MERKEZİNDE  İMZALAYACAK

HABER:Kenan Zımba

 

Gazeteci- Yazar Ömer Fethi Gürer’in beklenen Niğde Kitabı çıktı. Niğde  Kapadokya Başkenti  adı ile çıkan kitap  Cumhuriyet döneminde Niğde ilini anlatan en kapsamlı kitap olarak yayınlandı. Maya Yayınevi tarafından çıkarılan kitapta Niğde Coğrafyası ve Cumhuriyet ilk yıllarına kadar tarihinden insanına Niğde yaşananları anlatıyor.  768 sayfa büyük boy kitapta Niğde ili detayları ile tanıtılıyor. Giriş bölümünde Niğde yerleşim alanının özellikleri dağları, ovaları, vadileri, iklim koşulları, deprem, orman ve bitki örtüsü gibi konulara yer verilen kitapta tarih kapsamlı olarak ele alınıyor. Tarih bölümünde Niğde adından başlayarak İlk yerleşimlerden günümüze Niğde,  Gezginlerin Niğde ile ilgili izlenimleri, Niğde Adı, Hititlilerden Osmanlıya kadar geçen süreda yaşam, Bilimsel kazılar, Niğde’de kaleler, Yer altı şehirleri,  tarihi camiler, türbeler, kiliseler, medreseler, çeşmeler, hamamlar,  koruma kurulunca belirlenen eserler  ile müze ayrıntılı olarak anlatılıyor.

Bor, Ulukışla, Çiftlik, Çamardı, Altunhisar hakkında bilgilere de yer verilen kitapta  Osmanlı döneminde yaşanmış ilginç olaylar, Mutasarrıflar, ilk nufus ve yerleşmeler, Etnik kökenler, göçler,  değişen köy adları, Osmanlı dönemi yöneticileri, Osmanlı dönemi yaşam, sağlık, eğitim, adliye ve çarşı pazar, Osmanlı döneminde doğan Cumhuriyet ünlüleri,  Milli Mücadele dönemi Niğde, şehit ve gazilerden anılar, Mübadele ve Atatürk Niğde gelişini içeren bilgiler kitapta ayrıntılı olarak ele alınıyor.

Araştırmacı gazeteci yazar  Ömer Fethi Gürer  kitabı ile ilgili şunları söyledi.-“1974 yılından beri, konusu Niğde olan, beş bini aşkın makale yazdım, Niğde’nin tarihi, doğası, insanı ile kent dokusu yazılarımın konusu oldu. Bu yazıların tamamı başta yerel basın olmak üzere çeşitli yayın organlarında yer aldı. 2004 yılında Bor ilçemizin tüm detaylarını anlatan, altı yüz otuzbeş sayfayı bulan 'Bor Şehri' kitabımı yayınladım. Kitap yoğun bir ilgi gördü. ilk baskı kısa sürede tükendi. İkinci baskı yaptım. ‘Bor Şehri’ dört bini aşkın evde ve kütüphanelerde yerini buldu.  Bu kere Niğde ili ilgili araştırmalara başladım. Gördüm ki  Niğde ili gerçek anlamda Kapadokya Başkent olduğunu belgelerle sabittir ancak yeterince tanınmayan ve bilinmeyen onlarca tarihi esere sahip bölgeyi her yönüyle anlatmayı amaçladım.  Niğde Cumhuriyet dönemi, sosyal yaşam, siyaset ile ilgili kitap hazırlıklarımda son aşamasına geldi. Bu ilk kitap sonrası ğç cilt daha Niğde ile ilgili yayına hazır çalışmam bulunuyor. Bor ilçemizin kitabında, Evliya Çelebi ‘Bor Şehri’ tanımlamasından yola çıkarak kitabın adını ‘Bor Şehri’ koymuştum. Niğde kitabı için, Adı ne olmalı? diye düşünürken, 1834 yılında Niğde’ye gelen Charles Texier’in kitabında, Niğde için yaptığı ‘Sancak Başkenti’ tanımı usuma geldi. İlk yazılı tarihten bugüne, değişik dönemlerde bölgede kurulmuş devletlere başkent olduğu belgelerle sabit Niğde’miz için yazdığım bu kitaba “Kapadokya Başkenti” adını koymaya karar verdim. Gerçek anlamda bu tanıma uyan, ama günümüzde “gözden, gönülden ırak kalan” Niğde’nin tarihsel özelliği ve önemini en iyi bu ifadenin yansıtacağını düşündüm.

Niğde’nin tarih sayfalarında kimi zaman, tek satır ile anıldığı dönemde dahi, çok önemli detay ile tanım bulduğunu gördüm. Niğde bölgesi, önemli bir geçit noktasında yer almasından dolayı, saldırı, işgal ve savaşları sıkça yaşamıştı; birden çok kere yıkılmış, yakılmış ama yeniden inşa edilerek var olmuştur. İşte bu kitap, yerleşim alanı açısından çok derin tarih ve doğa zenginliğine sahip bir bölgenin genelinde olanları anlatan bir çalışmadır. Basılmış eserler, güncel kaynaklar, yaşayan şahitler ile mevcutta var olan tarihi eserlerin tamamına yakını yerinde gidilerek, görülerek, izlenerek okunmuş, bakılmış, bilgi ve belge derlemesi yapılmıştır. Niğde, İç Anadolu’da Toroslar, Erciyes, Hasandağı, Melendiz dağları arasında, Anadolu’dan Suriye’ye açılan kapının en önemli geçit noktalarındandır. İlk insanın Anadolu’ya gelişinden beri yerleşim alanı olan, tarih ve doğa zengini Niğde ne yazık ki yeterince bilinmemektedir. Gün ışığına çıkması gereken çok değerli eserleri ve bilgileri inceleme beklemektedir. Doğası, tarihi, yaşamı ile farklı ayrıntılar dolu Niğde Coğrafyası’nda Cumhuriyet’e kadar geçen süre ile ilgili derleyebildiklerimle Niğde’yi derli toplu anlatmaya çalıştım. Bulunduğu yer, dağları, suyu, havası; sonra tarihi, yerleşenler, eserleri ve Osmanlı döneminden ilginç detaylarla Milli Mücadele sürecine kadar geçen dönemlerini anlattım. Milli Kütüphane, Beyaz›t Kütüphanesi, Niğde il Halk Kütüphanesi, Kartal, Maltepe, Atatürk Kütüphanelerinde onlarca eser tek tek tarayarak, Niğde gazete arşivleri inceleyerek kitabı hazırladım. Umarım Niğde’miz için yararlı ve katkı verici bir çalışma olmuş”dedi.

Ömer  Fethi Gürer kitabını  10 Ekim 2009 tarihinde saat 14.30’da İstanbul’da  Niğdeliler Derneği- Küçük Ayasofya Cad. No 71/1 Sultanahmet/İstanbul adresinde ve 15 Ekim 2009  saat 14.30’da Niğde Kültür Merkezinde tanıtım toplantısından sonra imzalayacaktır.

(ÖMER FETHİ GÜRER email: nigdekent@mynet.com

 

KİTAP İSTEME- TEMİN ADRESİ: Maya Basın. Yay. Mat. Tic. Ltd. Şti.

İshakpaşa Cad. Kutlugün Sok. No:9 Sultanahmet/İstanbul

Tel: 0212 638 64 08- Fax: 0212 638 64 09

E-Posta:maya@dergi.com

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ÖMER FETHİ GÜRER

 

20 Eylül 1957 yılında doğdu. Babası Lütfi Gürer,Annesi Kadriye Gürer’dir.

Bor Zafer İlkokulu, Bor ŞNP Orta bölümü, Balıkesir Bandırma Endüstri Meslek Lisesi, Niğde Meslek Yüksek Okulu ve Adana Çukurova Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümünden Endüstri Mühendisi olarak mezun oldu.

 

Gazeteciliğe ise 1974 yılında Yeşil Bor gazetesinde köşe yazıları ve haber yazarak başladı. Niğde’nin Sesi, Niğde Hamle, Aksaray Hasandağ, Ulu ırmak, Konya Ereğli, Nevşehir İç Anadolu, Adana Bölge gazetelerinde yazıları ve makaleleri ile değişik meslek dergileri ile yayınlarda da yazıları yer aldı. Hürriyet, Güneş, Cumhuriyet Gazetelerinde muhabirlik yaptı.  Son yıllarda Niğde yayınlanan Niğde Anadolu, Niğde Haber, Bor’un Sesi, Yeşil Bor, Niğde Hamle gazeteleri ile Turizm Forumu.net, Niğde Haberci, Onurlu Hamle, Niğde Hasret, borun.sesi, bor.sehri  sitelerinde ve Niğde’miz dergisinde köşe yazılarına devam etmektedir. Niğde ili ilgili hiç bir ücret almadan beş bini aşkın makale yazarak bölgenin sorunları, tarihini, doğasını ve özelliklerini gündeme taşımıştır.

Yeşil Bor Gazetesi’nde Kumar, Kader ve Bizim Ramazan Hikâye denemeleri yayınlanmıştır. Laf Ola Şiiri kitabı ve Bor ilçesinin tarihi anlatan (625 sayfa, büyük boy. ISBN 975–270–668) BOR ŞEHRİ kitabı bulunmaktadır. Ayrıca İstanbul Niğdeliler Derneğinde iki ayrı dönemde Yönetim Kurularında görev aldı.  Niğde Başkent Vakfı, İstanbul Niğdeliler Derneği, Uluslararası Turizm Yazarları Derneği(FİJET), Türkiye Turizm Yazarları Derneği (ATURJET) Üyesi Ve Niğde Gazeteciler Birliği Onur Kurulu üyesidir.

İş yaşamına Adana ÇUKOBİRLİK İş yerine başladı. Tekstil iş kolunda çalışırken DİSK-TEKSTİL Sendikası Adana ÇUKOBİRLİK Şubesi kurucu başkanı oldu. 1978 yılında seçimle geldiği görevini 12 Eylül 1980 tarihine kadar sürdürdü. Bu dönemde Başkan olarak imzaladığı Toplu İş Sözleşmesi Türkiye Tekstil iş kolunda imzalanan en kapsamlı ve işçi kazanımı açısından en önemli sözleşmelerden biri olarak tarihe geçti.

1985 yılında ise İstanbul’da Inter Kamyon- Minibüs- Traktör üreten T.O.E kuruluşu Motorlu Araçlar Ticaret A.Ş’de mühendis olarak işe başladı. Servis, İmalat ve Bölge Müdürlüğü görevlerinde bulundu. Başarılarından dolayı Yönetim Kurulunca takdir edilerek ödüllendirildi. Şirketin 1992 yılında el değiştirmesi ile bu kere gıda iş koluna geçti. Meysan Yağ San. A.Ş Fabrika Müdürü Kaynak Gıda A.Ş. ( Safir Tuz, Sultan Makarna, Divan Kahve, Niksar Su ürünleri) Pazarlama ve Satış Müdürlüğü, Genel Müdür Yardımcılığı ve Genel Müdürlüğü görevinde bulundu. Niksar Ayvaz Su Genel Müdürü iken bu görevden ayrılıp bir süre Taşdelen A.Ş ve Beyza Su Genel Müdürlüğü yaptı.




















































Öğretmen Tülin Gürer ile evli Övgü ve Lütfi Övünç adı ile iki çocuk babasıdır.

 

 

 

 

 

SUNGURBEY CAMİ MİNARESİ YAPILMALIDIR

ÖMER FETHİ GÜRER

 

Sungur  Bey Cami , Niğde merkezde 1335 yılında  dönemin Niğde yöneticisi Seyfettin Sungur Ağa tarafından yaptırılmış, Selçuklu döneminin izleri taşıyan bir anıt camidir. Cami ilk yapıldığında çifte minareli ve kubbeli yapılmıştır.

Halil Ethem’in Niğde Kitabında anlattığı üzere cami  18 yy’da  ibadete kapalı olduğu dönemde  barut deposu olarak kullanılırken  Rum Mahallesi’nde çıkan yangından etkilenmiş ve yakınlarında yer alan bir çarşı ile birlikte Cami kubbesi ile minareleri barutlarında patlaması ile yanarak önemli zarar görmüştür.  Cami  İki minare yıkılmış, kubbe göçmüştür.  Bu süreçte cami içinde sütunlardan bazıları Nevşehirli Damat İbrahim Paşa tarafından Nevşehir’de adı ile anılan camiye nakl edilmiştir. Kimi sütun, sütun başları bu arada yok olmuştur.  18 yy’da bu kere cami yeniden onarılarak kubbe yapılmamış bilahare tek minare yapılarak ibadete açılmıştır. Doğu Kapı üzerinde yer alan tek minarenin paralelinde diğer minarenin temelleri halen mevcuttur.  Minareye çıkış kapısı ise cami içinden örülerek kapatılmıştır.

Sungur Bey Cami için mutlaka yapılması gereken bir girişim ise minare eklenmesidir.  Sungurbey cami orjinal yapısında çifte minare bulunmaktadır.  Halen bu minarenin yeri açıkta görülmektedir. Minare çıkış kapısı cami içinden örülerek kapatılmıştır. Bu yerde bellidir. Bu kapı açılmalı ve Sungur Bey cami 18 yy yangında yıkılan diğer  minaresi de yapılmalıdır. Anadolu’da Çifte minareli camilerin önemli örneklerinden olan cami minaresi ile en azından minaresinde olsun yapılışına uygun kılınmalıdır. Minare yapılırken olası ise orijinal minarenin dokusu örneklenerek yapılması doğru olandır.

Cumhuriyet döneminde Vakıflar Genel Müdürlüğünce camide dönem dönem onarımlar yapılmış ise de aslına sadık kalmadan yapılan düzenlemelerle de kimi özellikleri yok edilmiştir. Özellikle doğu kapı portalının cephesi bu anlamda canlı örnektir. Oysa günümüz teknolojisi ile aslına yakın taş işlemeler mutlaka yapılması da şarttır. Kiliselerde freskleri aslına uygun kurtarıldığı günümüzde camilerde özelliği olan taş işlemeler orjinaline yakın yapılmaması önemli eksikliktir. Mutlaka uzman desteği ile onarılan yerlerde   taş işlemeler canlandırılmalıdır.Cami kesme trakit taştan yapılmış kısmen Selçuklu sanatının görkemli sanatının izlerini taşımaktadır. Sungur bey cami günümüze değin ulaşan bölümlerinde çok önemli orijinalinden kalan kabartmalar mevcuttur. Kuzey Kapısı girişi üzerinde yer alan Sungur Kuşu dikkat çekicidir. Keklik, Arslan başı, balık, çift başlı yılan gibi çok sayıda hayvan kabartması ile çokgenli yıldızlı penceresi, kitabeleri ile Niğde için bir doğal müzesi gibidir. Ne yazık ki bu kabartmalarda önemli ölçüde yıpranmıştır. Aslına uygun korunmalı ve onarılmalıdır. Dikkatle bakan görecektir ki cami yarısına kadar ilk yapıldığı ile günümüze eren bir yapı olarak ayaktadır ki  bu haliyle bile bir şaheserdir.

Sungur Bey cami kapılarının orijinaldir. Yeterli koruma olmadığı için giderek yıpranmaktadır. Kapıların bir an önce müzeye alınmasını  gereklidir.  Bakım ve geleceğe taşınmasının bu şekilde mümkün olabilecektir  Caminin dikkate değer farklı yerlerinde işlemeler günümüze ermiştir. Özellikle geçme ağaç işi kapıların işçiliği dikkate değerdir. Bir kapı müzededir. Diğer kapılar ise caminin kuzey ve doğu giriş kapılarıdır. Bu kapılar  doğal hava koşullarından yıpranmaktadır. Oysa nesiller boyu görülmesi gereken bir teknik ve incelik ile yapılmış önemli ve kıymetli özelliği olan bu kapılar uzmanlarca bakım yapılmalıdır. Mevcut haliyle yıpranmaktadır.  Yine özelliği olan Sungur Bey cami minberi de yangından sonra Dışarı Cami taşınmıştır.  Mihrabı ve yan duvarlarında sutunları günümüze orijinal eren yerlerdir. Sonradan yapılan eklemelere rağmen görkemini korumaktadır. Bu eserde müzemize alınmalıdır.

Cami farklı yerlerinde yanlış olarak yapılan eklemeler ve düzenlemeler vardır.  Tarihi camiler için cami içi ayakkabılıklar hoş değildir ama başka bir çözüm yaratılmadığı için ayakkabılar cami içi çevre duvarlarındadır.  Bu sorun çok yerde olan bir sorundur. Ona bir formül bulmakta mevcutta zor görülmektedir.   Cami yapısında orijinalinde olmayan kimi yakın zaman eklemeleri ise mutlaka kaldırılmalı ve orijinal doku mutlaka korunmalıdır.

Cami bulunduğu bölgende  yapılması gereken düzenlemeler de vardır. Sungurbey Cami, Bedesten, Alâeddin Cami, Kale, Rum kilisesi ve tarihi çeşmesi ile bu alan önemli bir konumdadır. Geleceğe taşınması gereken başlıca eserlerden biri de Sungur Bey cami olduğu mutlaktır. Cami orjinalinde ki doğu kapısı üzerine temelleri  bulunan  çift minareli görünümü  yeniden kazandırılması ile ilk yapılışına en azından görünüm olarak erecektir. Ayrıca doğu kapı portelinde önemli tarihi işlemeler dökülmeye başlamıştır. Bunları korumak ve kurtarmak içinde ne gerekirse yapılmalıdır. Ayrıca  cami duvarlarına sonradan eklenen  elektrik panosu, kablolar, su tahliye boruları gibi dıştan görünen her eklenti bir yolla yapının  duvarlarından alınarak daha farklı yöntemlerle bu  düzenlemelerde sağlanmalıdır.

Sungur Bey cami ibadet hane olduğu gibi bir müze kadarda  zengin özellikler taşımaktadır ki mutlaka geleceğe bu özellikleri ile aktarmakta her Niğdeli içinde bir görevdir.”

 

ZENGEN  DİKKATE ALINMALIDIR

ÖMER FETHİ GÜRER

 

 

Zengen Konya iline bağlı bir kasabamız ama yıllardır Niğde ile iç içe yaşar. 30 yıldır aralıkla gittiğim Kasaba yıllar önce Niğde bağlanmış olsa idi bügün ilçe olmuş olacaktı. Çünkü Nevşehir’den sonra Aksaray il olunca Niğde ili oldukça daraldı. Zengen, Niğde’ye bağlanması bir açılım yaratacaktı. Ancak olmadı.

1980 öncesi Hürriyet Gazetesi Muhabiri iken Zengenlilerle görüşüp haberler yaptım. Sorunlarını gündeme taşıdım. 1980’den sonrada Zengen gazeteci olarak gittiğim yerdi.  Zengenliler her zaman içten ve samimi karşılama gördüm. Onun için  Zengen’e ayrı bir ilgim vardır.

Genelde Zengen’e gittiğim her dönemde Niğde bağlanmak isteğinden söz ederler.  Kamuoyu oluşur ve tam Niğde iline bu kez bağlanıyor derken birileri çıkarak nedense bu işi referandumda ya da Konya’da engellemişlerdi. İşin ilginci bağlanalım diyenle bağlanmayalım diyenlerde her dönem değişiyordu. İsteyen kim? istemeyen kim? karıştığı oluyordu. Zengen ayrılma kararlılığını gören Konya işi çözmek için kiminde Zengen’e sahip çıktı ama Zengen hep Konya’dan az pay alan Kasaba oldu. Zengen Konya’ya nerede ise Niğde dört katı daha uzaktı. Bir yerde kenarda kalıyordu. Uzakta kalıyordu. Gözden ırak olunca gönülden ırak olduğu içinde Zengen sorunları bitmiyordu. Niğde için ise gözde bir yerleşim alanı olma şansı vardı. Zengenlilerin çoğu Niğde ve Bor’da ikamet ediyorlardı.  Bor’da dernekleri de vardı. Seçim öncesi gittim. Konuştuk. Zengenliler  bir özelliği de  insani yönden sıcak ve saygılıdırlar. Misafirperver yanları da vardır.  Bu kere Bektikliler Şenliği için Kızılca gittiğimde davet ettiler gittik. Belediye Başkanı Metin Karakaya aday olduğu dönemde de Zengen’e gitmiştim.  Bu kere tebrik için gittim. Konu Niğde bağlanma meselesine gelince eski başkanlardan Zihni Işık, ile kasaba ileri gelenleri İsmail Demir, Doğan Sayar, Şahin Yurttaş, Muhittin Çoban, Cahit Aksoy’da davet edildiler.

CHP Bor İlçe Başkanı Mahmut Temeltaş, Kızılca belediye başkanı İbrahim Gülümser,  Harp-iş Sendikası eski şube başkanı Abdullah Tuğrul, Can Taksi durak başkanı Hacı Çopur ile Kasabaya gitmiştik. Sohbette neden geçmişte bağlanmak olası olmadı? Neler yapılmalıyı konuştuk. Tüm katılımcılar dışında Zengen’de önemli bir kesim Niğde bağlanmak istiyordu. Katılımcılşarın hepsi Niğde bağlanma yanlısı idi. Doğal olarak bu toplantıda olmayan belki birkaç kişi de aykırı görüştedir. Bu da normaldir ama genelde  katılım yanlıları çoğunlukta görülmektedir.

Zengen için bu düşünce doğru bir girişimdi. Böylece hem 50 km ötede bir il merkezi olacak Hemde gelecekte yeni açılımlarda Zengen bundan yarar görecekti. Konuya her kesimden gelen olumlu yaklaşımın gelişimi içinde mutlaka tüm siyasi partilerinde meseleye sıcak yaklaşımı şarttır. Ardından farklı ziyaretlerde oldu. Olması da gerekir. Ancak konuyu Niğde top yekün sahiplenmelidir. Valimiz başkanlığında milletvekilleri, parti başkanları, Niğde ve Bor Ticaret Odası başkanları toplantılar düzenleyerek bir çalışma grubu oluşturmalı ve bu konu bu kere çözülmelidir.  Yöneticilerinin konuyu sahiplenmesidir.  Bu konu bir siyasi konu değildir. Ziyaret nedeni ile biz bu konuya vesile olduk. Tüm Niğdeliler ve Zengenliler birleşme konusunda dayanışma içinde olmalıdır. Zengen Niğde için önemli bir yerleşim yeri olacağı gibi Zengenlilerde Niğde ile ilişki kolaylığı yanında yeni hizmetlere ereceklerdir. Koca Konya’da küçük bir yer olmaktanda Niğde ilinde büyük bir kasaba olmak Zengen’e yeni hizmetlerinde akmasını sağlayacaktır.

Konuya olumsuz yönden değil olumlu yönden bakan Zengenliler çoktur. Gereken destek sağlandığında Zengen Niğde bağlanması gerçekleşmiş olacaktır. Bu kezde Zengen referandumunda Niğde bağlanma kararı çıkmazsa bu işten umudu kesmek gerekir. Çünkü o zaman akla Zengen sorunlarını çözmek için “Niğde katılma” kartını kullandığı akla gelebilir. O nedenle bu girişim iki taraf içinde son şanstır.

 

çok doğru :)
 





















































ADALETİN BUMU DÜNYA

 

 

 

ÖMER FETHİ GÜRER

 

 

Yaz  aylarında Niğdemiz ayrı bir güzeldir. Niğde Merkez Kayardı, Tepe bağlar, Bor, Bahçeli, Kemerhisar, Çamardı bağlarında bağı olan bağına bağı olmayanda komşusuna gider. Davetler ziyafetler yerli halkın kış yorgunluğunu tüketir.  Bu yılda Bol bol bağların tadına erdim.  İşte onlardan biri tam kültür ve folklor ziyafeti ile buluşunca açıkçası seçim yorgunluğunu da üzerimizden aldı götürdü. Değerli hemşerimiz, Niğde folklor sevdalısı Sabri Özdağ bağına davetine hayır demedik.

Araştırmacı, yazar, folklorcu Avukat Osman Üçer,  29 Mart yerel seçimlerinde Niğde Belediye Başkan Adayı olarak bilinse de Niğde için her alanda bir gönüllü Dr. Yunus Nadi Özdamar, Sazının tellerine vurduğunda sanatçı geçinenlere ders veren usta Ziya Özdağ ve Niğde’nin sazda, sözde, son dönemlerde çevirdiği televizyon dizilerinde ünlü ismi Ali Ercan ile Sabri Özdağ bağında buluştuk.  Sabri Özdağ yakınları Ünal ve Murat Aslan ’da bu güzel ortamda yer alarak sohbet zenginliğine katkı verdiler.

Niğde ile ilgili tarih, müzik kısacası folklor sohbeti olunca tadı ayrı bir güzel oldu. Osman Üçer’in Sabri Özdağ şaka ile takılmaları yanında yazıdan, sohbetten sonra fotoğrafa olan ilgisini de bir kezde bu ortamda yaşadık. Üstad neşesi yerinde idi. Folklor üzerine konuştu. Duygu ve düşüncelerini aktarırken gençlik yılları heyecanını taşıyordu. Niğde için iyi ve güzel bir şey oldumu onu mutsuz gören olmamıştı.

Ev sahibi Sabri Özdağ kendi ocağında toprak tencere de yöremiz tavasını yapmıştı.  Özdağ bağına son yıllarda her gittiğimizde bir farklı özelliği ile tanışıyorduk. Geçen yıl fındık, brokoli yanında yetiştirdiği ürünleri tek tek gezdirmişti. Bu kere toprak tencerede tavanın hasını hazırlamış. Yer sofrasında  tavaları yedik, karpuzda ardından  geldi.  Üsdatların bol olduğu yerde sazlarda olunca biz güzel müzik ziyafeti dinledik. Önce Ziya Özdağ sazı konuşturdu. Ardından Ali Ercan okudu. Son kez sazın tellerine kendi besteleri ile Sabri Özdağ vurdu. Üç sanatçıda kendi besteleri, kendi sözleri ile yazdıkları güzelliklerden örneklerle müzik keyfinde katılımcıları doruğa taşıdı. Neşeli keyifli dedikodudan yalandan uzak yalnız sanat ve Niğde adına konuşulunca muhabbet uzadı.  Ali Ercan Usta   “Adaletin bumu dünya kimine kavun yedirdin kimine şalak dünya” diye sazın tellerine dokunuyordu. Sesi değişmemiş, sazı yine doyumsuz güzelliği ile insanı alıp götürüyordu.   . Siyaset konuşmadık ama  “Adaletin bumu dünya türküsü” Ali Ercan ustanın aklına nerden geldi ki!

Sazlar çaldı diller söyledi ve   üçer parça ile bir nefis konser dinledik. Saz ve söz Tepe bağlarında ağaçların altında yeşilin olanca güzelliğinde bizleri Niğde ile bir kez daha buluşturdu. Yine yeşillenmişti Niğde bağları ve dost meclisinde sazda sözde yemekte Niğde adresine sahipti.  Birde giderayak Sabri Özdağ yeni aldığı  file savanlarla dut çırparak ikram etti ki bu toprakta her şey yetişiyordu Hemde hası  dedirtecek tadı ile de dutları da afiyetle yedik. İşte bir güzel yaz günü Niğde muhabettinin keyfi ile bir gün daha aktı, geçti.

Niğde için düşünen, Niğde sevgisi ile yaşayanların meclisinde saza söze muhabbete doyduk mutlu oldu. Kimi ihale peşinde, kimi kazancına kazanç eklemenin derdinde iken bizde memleket sevmenin zenginleri olarak söyleştik. Hiç kimse için bir tek kötü söz etmeden yalnız Niğde daha güzel ve gelişsin diye konuştuk. Ölümlü dünyada memleketini sevenlerin çok olması o memleketin yaşamının güzel kılınmasına vesile olur. Umarım ve dilerim ki her ortamda Niğde düşünülür ve Niğde il olarak hak ettiği güzellikleri yaşar. Sabri Özdağ  böylesi bir ortamı hazırladığı için teşekkür ederiz.

--------------------------------

ETEM RUHİ ÜNGÖR ARDINDAN

ÖMER  FETHİ GÜRER

 

Bir  önemli değerli ve yetenekli hemşerimizi daha yitirdik. Onun başarısını ve Niğdeli olarak varlığını bir köşe yazımda gündeme taşımıştım. Çanakkale Şehitimiz Muallim Etem yeğeni olan Ruhi Etem Öngör kasabalıları Hacı Abdullah Derneği unutmamış ve geçen yıl ziyaret etmişti. O da çok ünlü ama mütevazi Niğdeli gibi bildiği işi en iyi yapan bir sanatçı olarak yaşadı. Tek başına kaldığı Kadıköy’de evinden sabah erken saatlerde çıkıp bakkalından ekmek ve süt alıp dönerken evi önünde düşerek yaşama veda etti. Bakkalı Şenol Akyıldız, Üner'in sessiz biri olduğunu söyledikten sonra söylediği "Ünlü olduğunu öldükten sonra öğrendik" sözü onun yıllardır başarılı bir çizgide sürdürdüğü çalışmalara  sadeliği temsil etttiğininde açık belgesi idi. 101 Türk Büyüğü'nden biri olan Devlet  "Üstün Hizmet Ödülü" almıştı.O çalışmayı ama hep çalışmayı seçerek önemli işler yaptı.Türkiye’de  müzik tarihinin en önemli derleme ,araştırma ve  40 yılı aşkın bir müzik dergisini yayınlama başarısına erdi..
Niğdeli  Hacı Abdullah kasabasından Çanakale şehit   Muallim Etem  yeğeni sanatçı 1922 yılında Niğde ‘de doğmuştu. Istanbul Belediye Konseratuarı’nı 1955 yılında bitirdi. Babası Ahmet Halit Bey ve  amcası Muallim İbrahim Etem, Çanakkale'de savaştı.  Babası gazi , amcası şehit düştü. Babası oğluna amcası  Etem Ruhi Üngör'e ismini verdi. Eğitimi sonrası müziğe yöneldi.  1955-68 yılları arasında konservatuarlarda, müzik derneklerinde ve özel okullarda öğretmenlik yaptı .İstanbul Radyosu'nda 1950'deki açılışından itibaren 10 yıl kanun çaldı.   Koro şefi Hulusi Öktem’in çoksesli korosunda görev aldı. Fransa’nın Poitiers ve Rpoen Uluslararası Festivallerine katıldı..  Müzikolojik araştırmalar yaptı. , Etnomüzikolojik araştırmalarıyla uluslararası bir kimlik kazandı.  Türk Çalgıları konusunda uzman düzeyine erdi. 400 çalgıdan oluşan özel kolleksiyonu, bu alanda dünyanın en zengin kolleksiyonu kabul edilmektedir. Evinde,  Tamburi Cemil Bey'in tamburu, Şeyh Nasır Abdülbakî Dede'nin, Kazasker Mustafa İzzet'in ve Neyzen Tevfik'in neyleri, Sultan Abdülaziz'in lavtası (telli bir çalgı) ve Anadolu ile yurtdışından birçok nadide enstrümanın bulunduğu 750'den fazla müzik aletine sahip olduğu bilinmektedir.1967-76 yılları arasında 20.796 km. katederek bütün Türkiye’yi kapsayan bir çalgı inceleme gezisi yapmıştır. Hüseyin Saadettin Arel’in 1948 yılında kurduğu Musiki Mecmuası’nın 47 yıllık yayıncısı 87 yaşındaki ünlü müzikolog 2007 yılında Ankara Bilkent otelde açılan   38. uluslar arası Asya ve kuzey Afrika çalışmaları kongresinde (ICANAS) Bilim,fikir ve sanat alanında çok önemli miras bırakmış olan 101 değerli Türk insanı belirlemek üzere yapılan çalışmada ilk 12 ismin içine girmiştir. 36 ülkede tebliğler sunan dünyanın en geniş müzik aletleri koleksiyonu unvanının sahibi, Türk Askeri Müziği alanındaki uzmanlığı dolayısıyla birçok batı ülkesinin radyo ve televizyonunda  tanıtıcı programlar yapmıştı.  Çanakkale şehidi Hasan oğlu İbrahim Ethem’in yeğeni ve gazi evlâdı Etem Ruhi Üngör   Çanakkale  hatıraları, Türk Marşları(1965) , Karagöz Musikisi, Turk musikisi güfteler antolojisi 1 ve 2  kitapları Türk Çalgıları Ansiklopedisi, Türk Musikisi Terimleri Sözlüğü Türk Musikisi Bibliyografyası Bir Çanakkale Şehidinin Son Mektubu Üzerine Milli Niyaz İlahisi ve Çanakkale Savaşı Besteleri ve Atatürk Besteleri Antolojisi gibi önemli çalışmaları bulunmaktadır. Türk müziği konusunda yaptığı araştırmalar yanında yıllardır  topladığı müzik aletleri ile de alanında çok tanınan bir isimdi. Etnomüzikolog (sosyolojik yaklaşımla müzik), organolog (çalgı bilimci), koleksiyoner ve araştırmacı-yazar olan Etem Ruhi Üngör'ün, altmış senede bir araya getirdiği müzik aletleri koleksiyonu  alanında örnek bir çalışmadır.
Bu koleksiyon için  kızı Zerrin Ergül   babasının en büyük hayalinin kendi enstrümanlarının yer aldığı Türk Çalgı Müzesi  olduğunu söylemesi bu anlamda hemşehrileri Niğdelilere de bir çağrı gibidir. Kızı Ergül   "Her hükümetin Kültür bakanı ile temasa geçtiğini ancak bu hayalini gerçekleştiremediğini ve  bu nedenle kırgın gittiğini  basına açıklarken Ünver’in  amcası Çanakkale şehidi olduğu için öldüğünde Çanakkale'ye gömülmek istediğini ve  Çanakkale'de ki Alçıtepe Köyü’ne gömeceklerinide söylemiştir. Kızı Ergül 750 parçalık koleksiyonu bulunduğunu ve  iyi bir teklif gelirse satmayı düşündüğünüde belirtmişti. Bu Müze için   Niğde Milletvekileri ve belediye öncülüğünde  Niğde’de bir müze kurulması ne  büyük bir tanıtım ve ilgi merkezi oluşmasına vesile olacağı düşünülmelidir. Büyük şehirlerde bu tür koleksiyonlar değer bulur ama Niğde’de böyle bir müze her anlamda dikkate değer bir girişim olacaktır.

Dünyanın en büyük bilimsel enstrüman koleksiyonunu yanında  eserleri ve resimleri ile Niğde  Ethem Üngör Müzesi ayrı bir zenginlik katacaktır. Kadıköy'de 87 yaşında hayata veda eden   Üngör vasiyeti yerine getirmede Hacı Abdullah Kasabası derneği ve Niğdelilerinde çaba ve çalışması olacağını umuyorum.
























































**************

 

CHP BOR İLÇE ÖRGÜTÜ GÜMÜŞLER MANASTIRI VE TARİHİ CAMİLERİ GEZDİ

 

 

 

Cumhuriyet Halk Partisi Bor ilçe örgütü Gümüşler Manastırı, Sungurbey Cami, Alaaddin Cami ve  Niğde Kalesini gezdi. CHP ilçe Başkanı Mahmut Temeltaş ile Sayman Aptullah Tuğrul,Kadın Kolları Başkanı Belgin Gevrekçi ve 29 Mart yerel seçimlerinde CHP Bor Belediye Başkan adayı Endüstri Mühendisi Ömer Fethi Gürer meclis üyesi adayları Hacı Çopur, Nazife Yazar, Nursel Varol, Erdal Gevrekçi, Yaşar Belendir ile çok sayıda kişi katıldığı gezide rehberliği Ömer Fethi Gürer yaptı.  Gazeteci Yazar Ömer Fethi Gürer Niğde ili genelinde çok sayıda özelliği olan önemli tarihi eserlerin bulunduğunu ve bunların yeterince tanınmadığını belirterek amacımız her kişinin Niğde’nin değerlerini bilmesi ve sahiplenmesidir dedi. Ömer Fethi Gürer 9 yy’da oluşumu başlayan Gümüşler Manastırında  kilise duvarında yer alan  Gülen Meryem Ana freskinin Kapadokya’da tek örnek olduğuna dikkat çekerek  kaya oyma yapının  yer altı şehri ve diğer ayrıntıları ile   yurt içi gerek yurt dışından gerekli ilgiyi görür boyuta ermesinin Niğde içinde önemli bir turizm potansiyeli yaratacağını belirtti.  Otobüs ve taksiler ile  daha sonra  Sungurbey Cami’ine gelen gruba buradada anlatımda bulunan Ömer Fethi Gürer  Sungur bey caminin  çifte minareli Camiler grubundan olduğunu ve büyük bir yangın ile kubbe ve  minarelerinin 1800’lü yıllarda yıkıldığını söyledi. Gürer  Caminin İlhanlı Valisi Sungur Ağa döneminde yapılmış muhteşem bir eser olduğunu ve  doğu kapısı ve kuzey kapısında yer alan figürler ile mihrabı  yanında  Dışarı camine  götürülmüş olan  minberi ile bir şahseser olduğunu  söyledi. Cami içinde çok sayıda sütunun ve  çatının   yangın sonrası yapıldığını anlatan Gürer orijinal yapılışında  kubbeli olan  camide  yangın ardından  yıkılan iki minareden  birinin yapıldığını diğerinin temelinin bulunduğunu  bu minareninde yeniden yapılması gerektiğini belirterek Vakıfların bir an önce bu minareyi orjinaline uygun inşa etmesini dilediğini söyledi.  Gürer cami kapı üzerinde yer alan çift başlı kartalında Sungur Ağa arması olduğunu vurguladı. Daha sonra geziye katılanlar topluca  Alaaddin Camiine geçtiler . Burada  yaz aylarında beliren kadın yüzü yanında iki ayrı kadın başı ve arslan başlı çörtenler ile  zengin taş işçiliği örneklerini de geziye katılanlara gösteren ve anlatan Ömer Fethi Gürer daha sonra  son haline Selçuklular döneminde gelen kale ve saat kulesi hakkında  bilgi verdi. Kalede çift başlı Sungur kuşunu yerinde  gösteren Gürer farklı anlatılarda bir höyük olduğuna işaret edilen kale ve çevresinin mutlaka bir proje çerçevesinde ele alınarak tarihe yakışır konuma taşınmasınında şart olduğunu vurguladı. Katılımcılara Niğde ilinde farklı yerlerde yer alan tarihi doku hakkında da bilgi veren Ömer Fethi Gürer bu tür etkinliklerin her kurum kuruluş tarafından tekrarlanması gerektiğini  böylece Niğde için daha çok tanıtıcı çalışmanın olası olacağını sözlerine ekledi.

 

ZENGENLİLER NİĞDE’YE BAĞLANMAK İÇİN ÖMER FETHİ GÜRER’DEN DESTEK İSTEDİLER.

ZENGENLİLER BU KERE NİĞDE’YE BAĞLANMAYA KARARLILAR.

 

 

Foto.haber KENAN ZIMBA

 

Konya İline bağlı Zengen Kasabası Niğde bağlanmak istiyor. Kasaba Belediye Başkanı  Metin Karakaya’yı ziyaret eden  Gazeteci yazar Ömer Fethi Gürer ve CHP Bor İlçe Başkanı Mahmut Temeltaş, Kızılca belediye başkanı İbrahim Gülümser, CHP ilçe yöneticileri Abdullah Tuğrul, Hacı Çopur’dan oluşan heyet  Zengenlilerce  konuk edildiler. Zengen Belediye Başkanı Metin Karakaya yanı sıra eski başkanlardan Zihni Işık,ile kasaba ileri gelenleri İsmail Demir, Doğan Sayar, Şahin Yurttaş, Muhittin Çoban, Cahit Aksoy ve kasabalılar    gazeteci yazar Ömer Fethi Gürer öncülüğünde  kamuoyu oluşumu ile Niğde bağlanmak isteğinin gerçekleşmesi için destek istediler.

Zengen Belediye Başkanı Metin Karakaya   Niğde ili ile her anlamda daha yakın olduklarını belirterek  geçmiş dönemde  referandumda Niğde bağlanma konusunda hayır kararı çıktığını bu kere ise tüm Zengen halkının ortak düşüncesinin Niğde bağlanmak olduğunu belirterek bu konuda Ömer Fethi Gürer kamuoyunun oluşumunda katkısını  beklediklerini söyledi. Eski belediye başkanı Zihni Işık’ta öetden beri Niğde bağlanma düşüncesinin yanında olduğunu bu konuda belediye meclisi karar alması ile başlayacak yeni süreçte Niğde bağlanma kararının çıkacağına inandığını Zengen geleceği içinde bunun şart olduğunu belirtti.  Zengen tanınmış isimlerinden Doğan Sayar’da geçen referandumda Niğde bağlanmasına karşı çıktığını ancak geçen süreçte Zengen ile Niğde arasındaki bağın Konya’dan daha güçlü ve önemli olduğunu gördüğünü bu kere Niğde bağlanılması yönünde düşünce sahibi olduğunu vurguladı.  Kızılca Bettik Şenliklerinde Ömer Fethi Gürer yaptığı konuşmadanda etkilendiğini söyleyen Sayar öncülük edin bu kere kesin Niğde bağlanma yönünde kararımızı uygulamaya geçirelim dedi. Kızılca Belediye Başkanı İbrahim  Gülümser’de yaptığı konuşmada komşu kasaba ile güzel bir dayanışma içinde olduklarını ve Zengen Niğde bağlanmasından büyük memnunluk duyacağını ifade etti. Bor CHP İlçe başkanı Mahmut Temeltaş’da Zengen Kasabasından aldıkları davet üzerine geldikleri kasabada gördükleri sıcak ve samami ilgiden memnun kaldıklarını ve parti olarak Zengen Niğde katılması için her türlü desteğe hazır olduklarını ifade etti.

29 Mart yerel seçimlerinde Bor Belediye Başkan Adayı olan Gazeteci Yazar Ömer Fethi Gürer Kasaba halkının  Niğde bağlanma isteğinden duyduğu memnuniyeti dile getirip 1976 yılından beri gazeteci olarak farklı dönemlerde geldiğim Zengen her açıdan bağı Niğde ile ,bu güzel yerleşim yeri Niğde yıllar önce bağlanmalı idi. Niğde 60 km Konya 200 km normal koşullarda Zengen Niğde için daha yakın. Zengenlilerin Niğde sevgisini de biliyorum. Geçen referandum bir yol kazası oldu. Bağlanma kararı çıkmadı. Bu kere kasabada böyle bir istek oluştuğuna göre  Zengen Niğde bağlanması sağlanabilir. Bu iş bir parti işi değildir. Her kesim ve Niğde seven herkesin bu konuda katkı ve sahiplenmeside şarttır. AKP ve MHP li milletvekillerimizinde kısa sürede  Zengen ziyaret ederek bu sese kulak vereceklerini umuyorum. Böylece parti ayrımı olmaksızın Zengen halkını geleceği için Niğde ile birleşmesi birlik ve dayanışma ile sağlanabilir. Bu bağlamda Tüm siyasi partilerimizi Zengenden yükselen sese kulak vermeye ve Zengen Niğde iline bağlanması için destek olmaya çağırıyorum. Yazar olarak bu süreçte elimden gelen her çabayı göstereceğim dedi.

 

 

ALADAĞLARDAN YÜKSELEN IŞIK  DOĞAN ŞAFAK.

 

______________________________________________________

 

ÖMER FETHİ GÜRER

Niğde için emek veren, çaba harcayan, kentimizi doğası tarihi ile tanıtan anlatan her kişiyi çok önemli görüyorum.Çünkü onlar gönüllüler ordusu doğdukları yaşadıkları  topraklara borçlarını bir yerde onun değerlerini anlatarak,yaşatarak ödeme çabası ve çalışması içinde bulunuyorlar. Bu sayede  bacasız sanayi turizmden ilimizin daha çok pay alması gelişmesi adına uğraş veriyorlar. İşte bu uğraş ve emek verenlerden biride  Doğan Şafak’tır.

Niğde’mizde SOBEK, DİJON, DEMAVEND, SAMİSTAL, AVRASYA, HAZZ turizm seyahat acenteleri da faaliyettedir. Amaç Niğde iline daha çok turistin gelmesini ve Niğde tanınmasını sağlamaktır.

SOBEK’in Niğde temsilciliğine uğrak verenler Bölgede doğa turizmi açısından her noktaya vakıf bir isim ile karşılaşırlar. Doğan Şafak. Bu genç turizmci bir değişle “ Çekirdekten yetişme” turizmcidir. Çocukluğunda hissettiği duygu ve sevda ile bu işe gönül vermiştir.

Çamardı Aladağlar Demirkazık Köyü’nde doğmuştur. İlkokulu köyünde okuyan ve eğitim için ailesi ile Niğde göç eden Doğan Şafak’ın turizm ile ilgisi doğduğu topraklara olan sevdasınında etkisi olduğu mutlaktır.

Niğde için ilk turizm şirketi 1991 yılında kuran ve açan Doğan Şafak olmuştur. Tutkusu olan dağlara ve doğaya ilgisi onu  turizmci yapmıştır.

Beyefendi kişiliği, farklı sosyal faaliyetlerdeki çaba çalışma gayreti ile sevilen  Doğan Şafak,  yalnız Aladağ zirvelerini değil aynı zamanda  yerel sayılabilecek hayvan ve bitki türleri üzerinde de ilgisini yoğunlaştırarak bu bağlamda da  önemli bir gözlemci ve   bilgi birikimine sahip  kişidir. Daha çocuk yaşlarda yöreye gelen turistlerle konuşabilme arzusu ile yabancı dil öğrenmeye merak salan ve küçük kâğıtlara yazdığı İngilizce sözlerle dil öğrenen  Doğan Şafak turistlerle konuşma dilini de onların nerelere ilgi duyduğunu düşünerek geliştirmiştir. İngilizcesini geliştirmek adına anlama zorluğu olsa da BBC gibi radyoları dinleyerek kendini bu yönlüde eğitime önem vermiştir.  Lise öğrencisi iken  Aladağlara gelen turistlere rehberliğe başlayan Şafak 15 yaşında Demirkazık zirvesine çıkmayı da başarmıştır. Öncelikle dilini geliştirerek bu alanda başarılı bir rehber olmuştur.

 

Doğan Şafak için ilginç bir süreçte 1985 yılında tanıştığı Fransız Claude’den sonra İngilizce ve Fransızca 7 günlük tur programları yapmaya başlamasıdır. Bir yıl sonra Fransa’dan 12’şer kişilik 5 grubun Niğde gelmesine vesile olması onun bu alanda ilgisini de geliştirmiştir. Bir yıl sonra grup sayısı 12,ülke sayısı da İtalyanlarında gelmesi ile ikiye çıkmıştır. Doğan Şafak bu süreçten sonra askerliğini yapar ve dönüşünde artık yapacağı iş turizm konusu olmuştur. Önce dağ rehberlik ofisini açarak 1991 yılında Niğde’de ilk turizm şirketini kurmuştur.

Ayrıca  Göreme’de otel işleten Şafak 30 rehber,30 şöfer ve aşçısı ile yörede önemli bir  hizmet potansiyeline de ermiştir. Türkiye genelinde dağ-doğa turizmi alanında önemli bir atılım sağlayarak 9 ülkeden 2500 yabancı turisti Türkiye’ye getirmeyi başarmış ve Halen turizm alanında faaliyetine devam etmektedir. Özellikle dağlarımızı en iyi tanıyanlardan ve en iyi tanıtanlardandır.

Genç sayılacak yaşta Niğde ilinden yetişen önemli bir turizm elçisi olan Doğan Şafak gibi Niğde için uğraş veren sınırlı kişi vardır.

 

Yıllardır emek verdiği bu alanda eksikleri de en iyi görenlerdir. Özellikle turizm konusunda dünde yaşadıkları ve deneyimlerinde bölge turizmi gelişmesi ciddi katkı sağlayacak bilgilerdir. Niğde’de bu bağlamda gelecekte turizmden daha çok pay alabilmesi için mutlaka Doğan Şafak gibi tecrübelerden yararlanılmalıdır. Niğde ilinde  ilgili resmi kurum kuruluşlar düzenli bu tür deneyim ve bilgi sahibi değerlerle toplanıp çalışmalar yapmaları da yararlı olacaktır.

Niğde her yerleşim çevresinde tarihin izleri taşımaktadır. Doğa- Dağ turizmi içinde Aladağlar ve Bolkarlar çekim noktasıdır. Aladağlara olan ilgi çeşitlenmesi, Değirmenler Mağarası, Kavlaktepe Yer Altı, Şehri, Çamardı kilise gibi ayrıntılarında dikkate alınması bölgeyi daha da çekici kılacaktır. Bu süreçte Doğan Şafak gibi yöreyi ile bilenlerin önemi çok daha fazla olacaktır. O nedenle Doğan Şafak Kapadokya’nın en önemli kenti olmasına karşın ötelenip gözden ırak kalmış Niğde için bir şanstır.

Sonuçta Niğde ilinden  sınırlı sayıda bu işi hem severek hem ticari amaçlı yapan kişi vardır. Onlardan sağlanacak destek ve işbirliği Niğde için yeni ufuklara yol almasını sağlayabilir.

 

 

 

ATATÜRK GÖMLEĞİ BOR’DA

ÖMER FETHİ GÜRER

Atatürk’te her insan gibi doğdu, yaşadı ve genç sayılacak yaşta ama her anı dolu dolu bir yurtsever olarak mücadele ile geçen yılların ardından yeni bir Cumhuriyet kurarak aramazından bedenen ayrıldı.  Mustafa Kemal Atatürk ülkemiz için hedef olarak belirlediği yolda çağdaş medeniyet yolu idi. Yaşadığı sürece her alanda örnek oldu.

Onun giyim tarzı da resimlerden gördüğümüze göre uyum, düzen ve moda olana karşı  ilgisini yansıtıyordu. Atatürk’ün kullandığı iki ayrı giysisi de yıllardır Bor’dadır.  Bor’da Halil Nuri Yurdakul tarafından yıllar önce bir kitaplık ve kitaplık içinde bir müze oluşturmuştu. Ancak müzede eşyaların bir kaçı hariç diğerleri Niğde Müzesine taşınarak Bor Müzesi kapatıldı. Bu arada bazı özel eşyaların akıbeti konusunda bir bilgi edinemedim ancak Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk gömleği ve ayakkabısı Halil Nuri Yurdakul Kitaplığında iken onarılan Bilginler Konağı’nda özel koruma altında alınarak sergilenmeye başlanmıştır. Atatürk bu iki özel eşyası görenler ilgi ile izlenmektedir.

Bilginler Konağı ikinci katında orta salon güzel bir teşhir olanağı yaratılmıştır. Salon ortasında muhafaza içinde sergilenen gömlek katlanmış halde bulunmaktadır. Bağcıklı ayakkabısı da hemen gömleğin altında teşhirdedir.

Mustafa Kemal Atatürk yalnız komutan olarak değil bir lider olarak ta her alanda örnek girişimlerde bulunmuştur. Giyimden yaşama değişik çok sayıda yenilik onun sayesinde gerçekleşmiştir. Atatürk ile ilgili resimlerde dikkate değer olan her koşulda şık olmayı başaran bir giysi tarzının da bulunmasıdır. Bazı kişilere giydiği her şey yakışır. Atatürk böyle bir özelliğe de sahipti. Atatürk gibi onun çevresinde yer alan çok kişi de giyim ve yaşam tarzı olarak kaliteli bir çizgide oldukları belgelerden anlaşılmaktadır.  Atatürk özel eşyalarının korunması ve Niğde gelmesinde Halil Nuri Yurdakul adı önemlidir. Halil Nuri Yurdakul Atatürk yakın olan isimlerdendir. Kız Kardeşi Makbule hanımda Niğde geldiklerinde Bor’da onların evinde konaklamıştır. Atatürk diğer yakın isimler Halit Mengi, Ahmet Songur, Muhittin Soylu, Şefik Soyer gibi tanınmış Niğdelilerdir. Atatürk otomobillerinden birinin Halil Nuri Yurdakul’da olduğu ayrıca Ankara aşçısının Halit Mengi Bor’da evinde çalıştığı da diğer ayrıntılardır.  Esasında Atatürk Niğde gelişinde bindiği otomobil akıbeti belli değildir. Keşke o otomobil günümüze erebilse ve müzede teşhir edilebilse idi.

Atatürk için her konuda yaptıkları ve başardıkları birçok kaynakta detayları ile yer almaktadır. Onun asker ve devlet adamı olarak Türkiye Cumhuriyet Kurucusu olduğu tartışma götürmez. İşte bu önemli değerimizin döneminde her ilde ilçede gelişen Türkiye içinde önder olanların çoğunluğu eğitimcilerdir. Onlarda Cumhuriyet sürecinde değişim ve gelişimi yakinen gören izleyen sahiplenen ve yansıtanlar olmuşlardır. Eğitim her alanda çok çok önemlidir. Günümüzde kitaplarla televizyon ile verilen bilgiler yanında dünde yaşananları yerinde giderek görmeye meraklı bir genç kuşakta vardır. Çanakkale Savaşı gibi tarihimizin önemli evreleri için okullarımızın turlar yapması çok doğru ve güzel işlerdir. İşte bu cümleden olarak Niğde ilinde okullarında Bor’da Bilginler Konağında yer alan Atatürk gömlek ve ayakkabısını görmeleri onlar için farklı bir anı olacaktır. Okullarımızı her yıl özellikle 10 Kasım’da böylesi bir ziyarette bulunabilirler. Burada Atatürk’ümüzün Niğde ziyaretleri, Makbule Hanım Bor  ziyaretleri resimleri de ayrıca sergilenmesi güzel bir girişim olacaktır.

Atatürkçü olmak sözde değil yaşam biçimi ile örtüştüğünde anlam kazanır.Atatürk’ü salt anmak yetmez anlamakta gerekir. Günümüzde Atatürkçü olmayan kalmadı ama ne  yazık ki onun  gösterdiği yolda değerlerde kişilikte ve kimlikte bir toplum olmaktan hızla uzaklaşıyoruz. Çağdaş medeniyet seviyesine ulaşmanın yolu  yaşam biçimi ile de ilgilidir.

 

 

HAVAALANI HAVADAMI KALDI?

ÖMER FETHİ GÜRER

Tansu Çiller Başbakanlığı döneminde Niğde Havaalanı yapılacağı açıklandı ve o dönemde şaşalı bir temel atma töreni de yapıldı. O temel atmadan bu yıla seneler tükendi. Niğde Havaalanı yapılamadı.  Niğde Hava alanını kim yapacaktı biliyormuşsunuz? Niğde İl Özel İdaresi tarafından havaalanı yapılacaktı. Yani işin başında işin olmayacağı bir yerde açıkça da belli idi.  Temel atıldıktan bir süre sonra çalışmalar durdu. 1996 yılından 2000 yılına kadar bir şey yapılmadı. Oysa 1999 yılında havaalanı açılacağı açıklanmıştı.

2000 yılında bir köşe yazısı ile durumu gündeme taşıdım. Havaalanı ne oldu? diye sordum. Dönemin Valisi Refik Arslan Öztürk çok değerli ve dürüst bir yönetici idi. Bu konularda hassastı. Yazım basında yer alınca açıklama gönderdi. Özetle diyordu ki: Geçen döneme kadar Havaalanı inşaatının yapılamamış olması kaynak yetersizliğindendir. Niğde Havaalanı yapımı İl Özel İdare tarafından yapılması düşünülmüştür... Niğde İl Özel İdaresi Bütçesinden ayıracağımız kaynakla yıllarca bu çalışma bitmez. Ayrıca Niğde ilinin köylerin kasabaların sorunlarına il Özel İdare bütçemiz zor yetmektedir. Havaalanın yapımının İl Özel İdare Kaynakları ile yapılması zor görülmektedir. Konu programdan çıkarılmamıştır. Kaynak yetersizliğinden yapılamamaktadır. Ayrıca Aksaray, Nevşehir, Niğde için tek Havaalanı yapılmasının doğru olacağını düşünüyorum. Kullanım açısından da bunun uygun olur” demişti.

Aradan dokuz yıl daha geçti. Yine yapılan bir çalışma olmadı. İl Özel İdarede bu konuda bir çalışma olmadı. 1999 yılında bitecek yatırım, ödenek yokluğundan ortada kaldı.  Halen tabelası, tel örgüler ve inşaat barakası haraptır. Proje tamamlanması için en az  20  trilyona ihtiyaç bulunmaktadır. Özel idarenin ise bütçesi ile yapılabilmesi için kaynak sağlanması şarttır.Hava alanının yatırım programından çıkarılmamasına rağmen   yıllar geçse de   gelişmede olmamıştır.

Geçen sürede Nevşehir havaalanı yapılmıştır. Aksaray içinde bu işin tamamlanacağını düşünüyorum. Öyle olunca bölgede Konya Kayseri, Adana dâhil tek havaalanı olmayan il Niğde kalmaktadır. Havaalanı günümüzde ticaretten turizme, Üniversitenin gelişmesinden yurt dışına açılma adına her alanda çok önemlidir. Ayrıca Niğdelilerden yurt içi yurtdışında çok sayıda kişi havaalanı ile Niğde gelecek konumdadır. Aladağlar ve Bolkarları varlığında Niğde kış turizmi içinde bir merkez olması söz konusudur.

Son günlerde Niğde Hava alanı için değişik anlatılar da duymaya başladık. Bor ilçesi Emen Ovasında temeli atılan hava alanı yerine Niğde-Kayseri arasında bir yerde havaalanı yapılacağını söylenmektedir

Söylentiler ne kadar gerçektir bilmiyorum ama Hava alanı da Niğde’de ortada kalan işlerdendir. Esasen Hava alanı bir temel atma töreni ile adı kalmıştır. Dünde kalanları kısaca anımsar isek, 10- 10- 1996’da Emen Ovasında Hava alanı inşa işi ihale edilmiştir.1075 metre kotuna yerleştirilen havaalanı 275 metre uzunlukta,30 metre eninde beton kaplamalı pist,125 metre uzunluğunda,18 metre genişliğinde beton kaplama takrisat;80x50 ebadında beton kaplamalı apron olacaktı. Stol tipi hava alanının tamamlanması ile RJ 100 tipi uçakların inip kalkabilecekti. 3C tipi hava alanı olarak tesisin kullanılacağı açıklanmıştı.. Havaalanı,1996 yılında 260 Milyar liraya ihale edilip 1999 yılında tamamlanacağı da söylenmişti.2000 yılına kadar 467.175.430.000 TL. Harcamada bulunulduğu yetkililerce ifade edilendir.

10.10.1996 yılında yapılan Hava alanı inşaatı temel atma töreni anılarda kaldığı düşünülerek bir temel atma töreni daha yaşanması doğaldır. Özellikle genel seçimlere doğru bir kez daha havaalanı gündeme gelirse şaşmamak lazımdır. Çünkü bir tesisi birkaç kez açılması ya da yarım yamalak bitmemiş işlerin açılış törenleri yapılması ülkemizde olağandır. Hatta gidişine ayrı, gelişine ayrı yol açma törenleri dahi gördük. Onun için 1996 yılında atılan temel artık eski kalmıştır. Mutlaka eğer yatırım olacaksa yeni bir törende olacaktır. Sonuçta yapılsın da biz törenlere alışığız hatta yapılan işten çok tören için harcama yapılmasını dahi olağan görenlerimiz çoktur.

Birde yatırım tamamlanınca sen yaptın ben yaptım kavgası başlar ama yapılmayan yarım kalan işin sahibi hiç olmaz.

Niğde için hava alanın çok farklı alanlarda katkı sağlayacağı mutlaktır. Sanayide, tarımda turizmde kongre toplantılarında üniversitede havaalanın avantajlarından yararlanılması değişik alanlarda çalışma derinliğine vesile olacaktır.

Niğde İl Özel İdaremiz Havaalanı inşaası ne haldedir. Yeni yer arayışı doğrumudur? Açıklarsa öğrenmiş oluruz. Niğde hava alanı mutlaka şarttır.

 

 

BİR EĞİTİM GÖNÜLLÜSÜ NEJLA FİLİBELİ ARDINDAN

ÖMER FETHİ GÜRER

Niğde’de doğmayan,Niğde’yi görmeden dört okul birden yaptıran ve beşinci okulu için Niğde gelerek Niğde ile geçen yıl tanışan Nejla Filibeli İstanbul’da vefat etti.

Niğde  için çok önemli bir değer  olan Nejla Filibeli vefatına çok üzüldüm. İstanbul Niğdelier Derneği mesajı yanında genç yaşta  Niğde okul yaptıran iş adamı hemşehrimiz Şenol Bengü arayıp haberi verdi. İzmir’e cenazesine gideceğini söyledi. Sanırım  VALİMIZ- BELEDİYE BAŞKANLARI- YAPTRIDIĞI OKULLARDAN  heyetler cenaze töreninde yer alacaktır.

Esasında  iki yıl önce yaptığım söyleşi de mezarının Niğde’de yapılmasını istiyordu ve şöyle demişti.-“Niğde'ye yaptırdığı okullardan sonra Niğdeli gibi görülüyorum.  Niğde valisine, "Öldüğüm zaman beni, yaptırdığım okullardan birinin yanına gömer misiniz?" dedim.Vali Bey  "İsterseniz şehitliğimize gömelim." cevabı verdi.Çok duygulandım.  "Ben orayı hak etmiyorum." diyerek teklifi kibarca geri çevirdim.

Cenazesi vasiyeti gereğimi İzmir’e gidiyor Bilmiyorum.Ama gönlünde yatan yer Niğde idi. Onun adını Niğde bir caddeye vermek Niğde belediye meclisinin dilerim  yapacağı bir iş olur.2004 yılında Nejla Filibeli ile yaptığım söyleşi de  beşinci okul daha yapılmamıştı. Şimdi  Niğde’de yaptırdığı beş okul var. İşte Nejla Filibeli ile 2004 yılında yaptığım şöyleşi :

Nejla  Filibeli, Niğde iline hiç uğrak vermeden 4 yılda 4 okul yaptıran hayırsever bir insan, Niğde kitabı için özgeçmişini yazmak üzere  İstanbul’da  Beyoğlu’nda Eczanesine doğru yola çıktım.  Gün ortasında eczaneyi bulmam kolay oldu çünkü Yılbaşı gecesi sapıkların  turist kızlara saldırmalarından sonra sığındıkları Eczane burası idi. Gazetelerde televizyonlar da haber olmuş kızılar bu eczaneye sığınarak kurtulmuşlardı.

Kapıdan girdim. Kasada  Nejla Filibe’li resimlerden tanıdığım için kendimi tanıttım. Kalfası Niğdeli Kemal’de karşılayanlardandı. Oturduk sohbet ettik. Konuştukça yaşam sevgisi ile insan sevgisini buluşturan bir kişinin içtenliğini gördüm. Babası Ahmet Nazmi Bey  annesi Rabia hanımdı. Balkanlardan İzmir’e göç eden köklü ve varlıklı bir ailenin kızı olarak okumuş. İstanbul’da sağlık sorunlarından Amerikan Koleji 3 sınıftan ayrılmak zorunda kalmış ama  sağlığına kavuştuğunda   sınıfları  birer değil ikişer ikişer derslerini vererek bitirmiş. Eczacı olmuş. Beyoğlu’nda ailesine ait 7 katlı binada yalnız Eczacı dükkanını alıp diğer hissilerden vazgeçmiş, Yaşını söylemek istemiyorum. Ruhen gencim. İşimin başında her gün çalışarak yaşıyorum. Kendimi bildim bileli sosyal olmayı benimsedim. Gençliğimde tenis basketbol gibi sporlarda yaptım. İnsan  çalışırsa mutlu olur. Bende  mutluyum diye konuşuyor. Niğde ve Niğdeliler için ayrı bir sevgisi var. İşte biz sorduk   Nejla hanım yanıtladı.

ÖMER FETHİ GÜRER: Niğde  4 okul yaptırdınız. Niğde bağınız nasıl oluştu?

NEJLA FİLİBELİ:    Biz İzmir’de   3 Adana’da 1 fabrikamız vardı. Babam Ahmet Nazmi  Filibeli dul kadın ve yoksullara sürekli yardım dağıtırdı. İzmir’de bizim çevremizi de herkeste bunu bilirdi ama bizim yardımlarımız öyle davul zurna ile olmazdı. İhtiyacı olanın evine gönderilirdi.  Bu nedenle daha çocukluğumuzda yardım etmenin güzel bir duygu olduğunu aileden öğrendim. Sonra okudum Eczacı oldu. Ve Evlenmedim.  Mali yönden olanaklarımı hayır işlerine yönlendirmek istedim. O arada Doğu illerinde okul yapmayı düşündüm. Çevremde ise çok tanıdığım varlıklı doğulu komşum arkadaşım var.Ama bakıyorum onlar memleketlerine  çoğunun bir katkısı yok esasen onların memleketlerini düşünmeleri gerektiği kanısına  vardım. O arada yanımda çalışan Kemal bey 20 yıldır işini düzgün yapan bir Niğdeli.Onların hemşerileri ile ilişkileri hoşuma giderdi.  Bakarım bir cenaze var Niğdeliler hemen haberleşip oradalar. Yardımlaşmaları güzel. Niğde okul yaptırmak fikri Kemal ve Niğdelilerin tutkunluğu ile aklıma yattı. Ve Niğde  okul yaptırmaya karar verdim. Niğde'nin Fesleğen köyüne kendi adıma , Bozköy kasabasında babamın adına,  Kızılören'de  annemin adına ve son olarak ta dedesini ismini yaşatmak için Kırkpınar köyüne okul yaptırdım.

ÖMER FETHİ GÜRER:Necla Filibeli Niğdeli olmayıp ta Niğde için bir şeyler yapan birkaç örnek değerden birisiniz.  Niğde yaşamadınız  ama  Niğde için çok çok özel ve önemli bir eğitim  gönüllüsü oldunuz Ne kadar teşekkür etsek ne kadar alkışlasak azdır.

Okullar yaptıran biri olarak Eğitim konusunda ne düşünüyorsunuz?

NEJLA FİLİBELİ:Öncelikle  hemen belirtmeliyim ki ben Atatükçüyüm. Tüm çocukların gençlerin Atatürk’ü iyi anlamaları öğrenmelerini ve onun yolundan gitmelerini isterim.Laiklik ülkemiz için çok önemli kesinlikle bu konuda geriye gidilmemeli. Bakınız ben her sabah mutlaka Yasin okur evden çıkarım. Haca gidip hacıda oldum. Din insanın kendine ait olan önemli ve olması gereken bir değer. Ancak din hiçbir zaman bir kişinin kendisine ayrıcalık sağlayacağı yer olmamalı. Kişi dinini  yaşamalı bunun yanında eğitimde  geleceğe yürüdüğümüz yolda çağdaş medeniyet seviyesin,in üzerine çıkma konusunda ağabeylime sahip çıkmalıyız. Bilgi ve bilim çok çok önemlidir.Atatürk’ün gösterdiği yol   babalarımızdan bize ve bizden sonraki kuşaklara   ülkemizin yolunu aydınlatacak ışıktır.mutlaka ve mutlak  çok çok iyi öğretilmelidir.

ÖMER FETHİ GÜRER: Niğde hiç görmediniz. Ne zaman gitmeyi düşünüyorsunuz. ?

NEJLA FİLİBELİ: Niğde   yaptırdığım okullardan 300 aşkın mektup aldım. Mutlaka Niğde gelmemi istiyorlar. Çok duygulandım. O mektupları tek tek okudum.  Öğrenci Şerife Ertaş diyor ki’ Sınıfımız karanlıktı.soğuktu.yaptığımız  bazı deneylerimiz gerçekleşmiyordu ve  sınıf  bize  çok itici geliyordu.Bu sorunumuz sizin  sayenizde yok oluyor. Sizi çok merak ediyorum.Öğretmenlerimiz gazetede resminizi getirdi. Ve gördük. Yapılan  okulumuza  dedeniz ismini vermişiniz  dedeniz ismini de  çok merak ediyorum.İşallah bu  mektubumu da okursunuz.

Sizi ben ve okulum öğrencileri çok seviyoruz  yapılan okulun açılışına bekliyoruz.Büyüyünce bende sizin gibi  okul cami vb  topluma yararlı şeyler yapmak istiyorum.

Başka bir mektupta Yeliz Arslan’dan  4 sınıf öğrencisi Yeliz mektubuna kalp resmi çizip N  ve Y  harflerini koymuş Yeliz mektubunda  ‘Sen bize okul yaptırdın,seni iyi bir ablalık yaptın.Senin adın çok güzel, Bizim öğretmenimizin de adı Nejla’ydı. Seni görmek istiyoruz.Sen  iyi bir anne olabilirsin çünkü  sen  bize iyilik  yaptın seni çok sevindik okul yaptırdın diye  hepimiz mektup gönderdik. Çünkü sen bize çok sevindirdin.Onun için seni çok seviyoruz. Bzi kötü okullarda  derslerimizi yapıyorduk ama şimdi çok mutluyuz. Ve sevinç içindeyiz. Biz seni görmek istiyoruz.Senin iyi  bir ablasın çok iyisin bir gün inşallah köyümüze gelirsin çok teşekkür ediyoruz seni çok seviyoruz.

Ve  8 sınıf öğrencisi Dürdane Gültekin’de  mektubunda şunları yazmış.Eğer bu okul olmasaydı Biz herkesin  gibi yukarıdaki okula gitmeye  devam edecektik. Bize çok zor  oluyordu.Sabahleyin saat 5’de kalkıyorduk.Saat 6 ‘da  yukarı okula  yola çıkardık.Sabah 7’de  der başlıyordu sabah cı öğlenci oluyorduk  ve gerçekten bize çok zordu birde bizim ev çok çok uzaktaydı Havalar soğuk  olurdu.Bizi okula giderken çok üşürdük Köpeklerde önümüze çıkardı çok korkardık.Bizim eski yukarı okulda kalorifer yoktu.Sobalar vardı.O da bazen  yanıyordu.Sınıflar çok soğuk olurdu. İyi ki bu okulu yaptırmışın Okul kalorifer var  yani okul çok güzel Size ne kadar teşekkür etsek azdır.

Sizden Allah razı olsun Sizi okulumuzda görmek istiyoruz.

İşte  bunlar gibi  300 davet mektubu aldım.Onun için Niğde  gelmeyi istiyorum. Nisan sonlarına doğru Niğde’de olacağımı düşünüyorum. Bende Niğde merak ediyorum.

ÖMER FETHİ GÜRER: Niğde için farklı yeni bir çalışma düşünüyormusunuz?

NEJLA FİLİBELİ: Niğde içim bir okul daha düşüncem var. Bunun için Ulukışla ilçesinde okumaya merak fazla imiş köylerinde okul sorunu olan bir köye  belki okul yaptırırım Ulukışla olmaz ise Niğde yine bir okul yaptırmayı daha istiyorum. Niğdeli iş adamları da Niğde için sanırım okul ve benzeri konularda destek veriyordu. Ayrıca Niğdeli  öğrenciler için İzmir’de bir hanım var. Akrabalarla ortak yarısı benim. Bu hanın tarihi eser kapsamında onarımında sorun çıkıyor. Niğdeli milletvekilleri İstanbul’a gelince görüştüm sorun çözülürde onarım olanağı doğar ise bu handa benim hisseme düşen dükkanların ben öldükten sonra tüm geliri Niğdeli başarılı okuyan öğrencilere bırakacağım İzmir Kemeraltı’nda güzel bir yerde. Bu konuda  milletvekillerinin yapacaklarının sorusuna göre olursa bende bağış yapacağım. Niğdeli çocukların okuması başarılı olmasını diliyorum

ÖMER FETHİ GÜRER: Sizi tanımaktan mutlu oldum.  Niğde için örnek bir insan olarak ilgi ile dinledim Niğde  için farklı önerileriniz varmı?

NEJLA FİLİBELİ: Niğde  okullar yaptırdıktan sonra ilgim arttı. Tanımak için inceler oldum. Baktım ki ilginç güzel ve değişik  dokuya sahip. Resimlerde anlatılanlardan dinleyince neden gerektiği kadar tanınmıyor onu düşündüm ve bu konuda aklıma gelen Niğde mutlaka bir dizi yada film çekilmesi için Niğdeliler çabası olsun istedim. Bakınız bir Asmali Konak ne kadar  ilgi yarattı .Gaziantep ile ilgili filmlerde öyle. Niğde içinde bir sinema veya televizyon filmi mutlaka hedeflenmeli, yapımcılarla senaryo yazarları ile görüşüp bu anlamda bir çaba olursa çok yararlı olur.

ÖMER FETHİ GÜRER: Ben size  teşekkür ediyorum. Son olarak vefat sonrası Niğde mezarım olsun isteğiniz vardı.Ömrünüz uzun olsunda bu konuda ne söyleyeceksiniz?

NEJLA FİLİBELİ: Vali beyle  görüştüğümüzde ben Niğde yaptırdığım okulların birinin yanında mezarım olsun istedim. O da sağolsun  ömrünüz uzun olsun şehitliğimizde size yer verelim dedi. Ben estağfurullah diye söyleyip okullarımın birinin yanında istiyorum dedim .Olursa mutlu olurum. Bu sırada söze kalfa Niğdeli Kemal bey karışarak  ‘ben Fesleğenliğiyim,  Fesleğene okulda yapıldı.  Vefatı sonrası Fesleğen  götüreceğim’ dedi

Bizde ömrünün uzun olması dileğini tekrarlayarak güzel insanın yanından ayrıldık.

Ne yazık ki Nejşa Filibeli artık yaşamıyor.Bizce anıtı dikilmesi gereken bir değerdir.

Esasen bu toprakların rantını yiyen ve yaşamın topu topu 70 yıl ortalamasında olduğunu düşünmeden “hep bana” diyenlere bu eli öpülesi insan Necla Filibeli yaptıkları ile ayrı bir ders veriyor. Paraları ile övünen ve yaşamında tabutları kadar adam olanlar bu değerine eserlerinden ders alıp acaba memlekete bir katkıları olur mu? Necla Filibeli Niğde için çok özel taktiri çoktan hak etmiştir.

 

Niğde'nin Fesleğen köyüne kendi adını taşıyan, Bozköy kasabasında babası adına, Annesi için Kızılören'de ve  dedesini ismin yaşatmak için Kırkpınar Köyünde okullarına bir yenisini de bu öğrenim döneminde eklemişti.

İzmir Kemeraltı'nda bir işhanı da  öğrenci yurdu haline getirerek, Niğde'de okullarında okuyan kız  öğrencilere, üniversiteye geldiklerinde burs verip  bu handa barındırmak istediğini  ve bu amaçla çabaladığını da  söylüyordu. Şahenk lere gidip  Niğde için fabrika yapmalarını isteyeceğim diyordu. Niğde için üç ayrı projeden daha  söz ediyordu.Niğdelilerin fahri hemşerisi olarak Niğdeliden çok Niğde düşünen olarak aramızdan ayrıldı.

NİĞDE’DE DOĞMAYAN YAŞAMINDA BİR KEZ  GEÇEN YIL NİĞDEMİZE GELEN AMA NİĞDEMİZE  BEŞ OKUL BİRDEN YAPTIRAN GÜZEL İNSAN  CENNETİN MEKAN OLSUN.

 

 

 

TURİZM

 

 

TURİZMİ? ALTINMI?

ÖMER FETHİ GÜRER

ENDÜSTRİ MÜHENDİSİ

GAZETECİ-YAZAR

Niğde  ili genelinde tarihsel süreç  on bin yıllık bilinen bir dönem ve  öncesini içermektedir. Bu Bölgede her adımda mutlaka  yeni bir bulgu ve yeni bir bilinmeyenin aydınlanacağı zenginlik vardır. İşte bu bölge için yıllardır yazıp dikkati  Niğde iline çekmeye çalışırız. O arada Niğde farklı turizm zenginliklerini de anlatır, bunlarında gelişme için sahiplenilmesini isteriz.

Niğde sınırları içinde Ulukışla ilçesinin bulunduğu alanda tarihsel süreçten öte doğal zenginlikleri de sıkça yazarız. Keza Niğde ilinin maden varlıklarının da değer bulması gerektiği düşünürüz. Ancak tüm bu değerlendirmelerimiz içinde temel  aldığımız nokta var olanın korunması, bilinmesi, tanınması çevre, doğa, tarihin korunması eksenindedir.  Niğde Göllüdağ gibi ilk insan ayak izleri bulunan dağda  ABD  bağlantılı bir firmaya  maden işleme ruhsatı verilmesi ile bölgedeki çok önemli obsidyen kaynakları ve tarihsel bulguların zarar görme noktasında olduğu gidip gördük ve  bilim adamlarının  haykırışına kulak tıkanmasını anlayamadığımızı geçen yıllarda yazmıştık. Bu kere başka bir bölgede   Ulukışla doğal dengeyi bozacak boyuta yol almaya başladığını öğrenince  ‘Eyvah’dedik. Çünkü Turizm açısından çok elverişli bir bölge  Altın çıkarma adına sorunlar yaşayabilir. Altın bir dönem çıkar ve biter ama altın gibi sürekli değer bulacak bu bölgede elden gitmemesi lazım. Altının çıkarılmasından çok çıkarılma yönteminin yaratacağı sakıncalar çok yerde tartışılıyor. Siyanürle altın çıkarmanın doğaya zarar verdiği bilim adamları gözlemleri ile açıklıyorlar.

Niğde turizmden pay alsın kalkınmasında turizme önem versin derken ve     Darboğaz Kayak Dağcılık ve Tenis Kulübü(DARKAY)'nün Kılan-Emirler-Darboğaz-Porsuk-Gümüş-Alihoca ve Maden'i içine alan bölgenin milli park ilan edilmesine yönelik başlattığı “BOLKARLAR MİLLİ PARK OLSUN KAMPANYASI”ıyla, Çevre ve Orman Bakanlığı başta olmak üzere tüm ilgili kamu ve sivil kurum, kuruluşlara yaptığı başvuru  olumlu sonuçlanmasını beklenirken  Altın ile bölge gündeme geliverdi. Turizm ve doğal güzellikler içinmi bölge sahiplenilmeli yoksa Altın içinmi? Şimdilerde soru bu.

Doğal Kayak pisti ile bölgede kış sporları için ideal olan  yerde, ayrıca inanılmaz doğa zenginliğinin yanında Çiftehan Kaplıcaları gibi sağlık turizmi için önemli bir merkezinde yer aldığı alanın geleceği ne olacağı artık ciddi tartışılıyor .  Tarihsel ve turizm potansiyeli açısından zenginliğinin adresi geleceği ne olacağı sorusu şimdilerde askıda kalıyor. Ulukışla Öküz Mehmet Paşa Kervansarayı, Lüle Kalesi, Porsuk Zeyve Kazı çalışması gibi bilinen önemli tarihsel varlık  bir gerdanlık gibi bölgeyi kucaklıyor. Bolkarları hayvan ve bitki zenginliğine  görüntü katan  gölleri ile mutlaka görülmesi gereken bir güzelliğinde adresi durumundadır. Bu arada  tarihsel süreçte işlenmiş antik döneme kadar eren maden ocakları ile mağaralarda bölgeyi çekim alanı kılabilecek çekiciliktedir. Bütün varlığı doğal zenginlikleri ve tarihsel derinliğin izleri ile dolu  bölgenin geleceği ile ilgili kaygılar mutlaka önemsenmesi gerekendir.

Niğde, Ulukışla İlçesi ve Darboğaz Beldesinde  bazı Sivil Toplum Kuruluşları ve Belediyelerin birlikteliğiyle  Maden Çevre Platformu” oluşturuluyor. Bu konuya tepkili  Köy muhtarı ve ihtiyar heyeti neden altın aranmaması gerektiğini  konusunda duyuruları bu bağlamda dikkate değerdir.İşte o bildiri aynen şöyledir.

 

 

Maden Köyü Ve Civarında

Siyanür İle Altın Üretilmesini İstemiyoruz!

 

 

Niğde ili, Ulukışla ilçesi, Maden Köyümüz Bolkar Dağlarında geçmiş dönemlerde idari şekli kaymakamlık olan eski bir Rum köyüdür, köyde asırlık Rum evleri vardır, korunmalıdır.

Bolkar Dağlarında bulunan endemik ve soyu tükenmeye yüz tutmuş bitki ve hayvanların büyük bir çoğunluğu Maden Köyü sınırları içinde yaşamını sürdürmektedir. Karagöl'de endemik Rana Holtzi, Meydan Yaylası'nda endemik yediuyur, kardelen, yayla çiçekleri, dağ sümbülü, boynu bükük dağ lalesi, nevruz, dağ sarımsağı, kuzukulağı, vb. Pek çok bitki ve hayvan olmak üzere yaban hayatı mevcuttur.

Maden Köyü civarında endemik sarı benekli siyah semender(madenlilerce yağmur böcüsü olarak bilinen) ve o bölgede yaşayan endemik bir tür akrep, kuzugöbeği mantarı, kuşlar ve bazılarının henüz keşfedilmediği binlerce bitki ve hayvan türü yaşamaktadır. Proje bazında bazı üniversitelerin araştırmaları mevcuttur.

Maden Köyü coğrafyasında tadını suyundan, toprağından alan maden fasulyesi(beyaz kuru fasulye) Niğde ve civarında nam salmıştır. Önceleri üzüm bağlarıyla, şimdilerde de ihraç ürünü kaliteli siyah kiraz(Napolyon) bahçeleriyle, cevizleri ve diğer meyve ağaçlarıyla Niğde İli Ulukışla ilçemizin küçük ve şirin bir köyü konumundadır.

Köyün E90 karayolundan girildiğinde tarihsel özelliği bulunan bir anıt niteliğinde Kalkan Kayası görülmeğe değer.

Bölgeye gelen turistler, araştırmacılar ve dağcılar Medetsiz Tepesi'ne, Meydan Yaylası'na, Karagöl ve Çinigöl’e ulaşımda E90 karayolundan Alihoca-Maden güzergâhını kullanmaktadırlar.

Bölgede ağaçlı orman mevcut olup yaban hayatın yaşam alanıdır.

Alihoca-Maden arasında tatlı su balıkçılığı da yapılmakta ve su kaynaklarının mineral yönünden çok zengin oluşu balıkların lezzetini daha bir arttırmaktadır.

Maden Köyü ve çevresi turizme aday konumdadır.

 

GÜMÜŞTAŞ MADENCİLİK AŞ.'nin Niğde Ulukışla Maden Köyünde “Siyanür liç yöntemi” ile üreteceği altın ve diğer madenler için ÇED(Çevresel Etki Değerlendirmesi ve Planlama) sürecinde; 3 Nisan 2009 Tarihinde saat 14.00’te yapmayı planladıkları “halkın katılımı toplantısı”na Maden ve Alihoca çevresinde yaşayanlar olarak katılmadık ve toplantı yapılamadı.

“BİZ BÖLGEMİZDE SİYANÜRLE ALTIN ÇIKARILMASINI İSTEMİYORUZ.”

“BİZİM ALTINIMIZ İHRAÇ ÜRÜNÜ KİRAZIMIZ.”

diyerek tepkimizi dile getirdik.

Siyanürün insan sağlığına ve doğaya verdiği zarar bilinmekte, ancak altını ayrıştırmanın en kolay yolu oluşu ve yasalarımızdaki birtakım boşluklar, ülkemizde siyanürle altın üretilmesine, yaşam-insan-doğayı, dahası geleceğimizi tehlike altına atma pahasına, olanak tanımaktadır.

 

Niğde-Ulukışla-Maden-Alihoca-Darboğaz ve çevre insanları olarak;

“BİZLER DE ÇOLUĞUMUZ-ÇOCUĞUMUZ-EKMEĞİMİZ-SUYUMUZ-GELECEĞİMİZ PAHASINA BURADA SİYANÜRLE ALTIN ÜRETİLMESİNE KARŞIYIZ! SONUNA KADAR MÜCADELEMİZİ KARARLILIKLA VE SABIRLA SÜRDÜRECEĞİZ.” diyoruz.

Buraya gelen turistler, dağcılar, araştırmacılar, kayakçılar bölgenin doğallığından ve bakir oluşundan dolayı geliyor. Siyanürün adını duyan bir daha buradan geçmez. Oysa biz buraya daha çok turist çekmenin yollarını arıyoruz, bölgemizin turizme açılmasını istiyoruz. Maden işletmesinde bizleri işe alacaklarını varsayanlar; bizlere ekmek, iş sahası olarak bunları yapsınlar, biz madende çalışıp erken ölmek istemiyoruz. Bu bakir mekânı torunlarımıza böyle bırakalım, onlar da görsün yaşasın. Siyanürün adını duyan ihracatçı firmalar bizim kirazımızı almaz, maden fasulyesini altın gibi arayanlar artık satın almaz, yemez de. Tüm bunlar bir yana biz kendimiz nasıl yiyeceğiz, sularımızı kana kana içebilecek miyiz eskisi gibi, koyunumuzu keçimizi otlatabilecek miyiz?

 

Madenin işlemeye başlamasıyla birlikte buraya ağır vasıta niteliğinde araçlar gelecek, bu araçların çıkaracağı toz ve gürültü olacak. Siyanür ve diğer kimyasallar, benzeri araçlarla getirilecek ve taşıma sırasındaki herhangi bir sızıntı ya da kaza durumunda ne olacak?

Çatı, balkon ve bahçelerimizde tarhanamızı, bulgurumuzu, salçamızı vb. gönül rahatlığıyla sağlıklı diyebileceğimiz bir ortamda yapabilecek miyiz?

Siyanürle altın üretimi konusunu araştırdık, sorduk soruşturduk, jeoloji ve maden mühendisleriyle görüştük. Sonuç olarak yaşama ve yaşanılmışlıklara dair olumlu şeyler duyamadık ne yazık ki... Tam tersine Türkiye ve dünyada ne denli acı ve yıkıma neden olduğunu öğrendik.

Altın madeni üretim çalışmaları sırasında; altın madeni ve çevresindeki alan coğrafik, topoğrafik, jeolojik, minerolojik, fizyolojik, biyolojik olarak bozulacak ve yıkıma uğrayacaktır.

Üstelik dünyada siyanürle altın üretiminde; altın üretilirken olası zehirlenme riskinin az olduğunu, ancak yıllar sonra bile; atık havuzları ya da diğer yalıtımların yetersizliği-denetimsizliği ve en önemlisi de doğal afet diyebileceğimiz aşırı kar-yağmur-sel ya da yer sarsıntısı vb. durumlardan dolayı “atık deposu” sızıntı, taşma, patlaması sonucu atıkların çevreye yayıldığını ve etrafa ölüm saçtığını, suların kirlendiğini, toprağın kullanılamaz duruma geldiğini, hayvanların öldüğünü, insanların hastalandığını öğrendik.

Böylesi bir durum yaşandığında; Maden-Alihoca’da yaşam tamamen ölür. Alihoca'daki balık çiftliği ölür. Sızıntı yeraltı kaynaklarına da ulaşacaktır, bu durumda; kireçlenmeye ve pek çok hastalığa şifa olan Çiftehan kaplıcaları ölecektir. Sonrasında E90 Karayolu üzerindeki tatlı su(doğal kaynak suları) kaynakları ölür. Zehirli atığın Çakıt dereleriyle Seyhan Barajına, dahası Akdeniz’e kadar ulaşması ve ulaştığı yerlerde tüm yaşamı öldürmesi ve beraberinde hastalıkları getirmesi söz konusudur.

Böyle bir durumda çıkarılacak altın miktarı, kaybedilecek yaşamsal değerin yerini asla tutamaz.

 

YAŞAMIMIZ, DOĞAMIZ VE DÜNYAMIZ SATILIK DEĞİLDİR!…

YOK EDİLEN YAŞAM, DOĞA VE DÜNYA

ASLA BİR DAHA GERİYE GELMEYECEKTİR!...

 

Doğanın, ağacın, yeşilin, suyun, toprağın, havanın, hayvanların olmadığı yerde insan da yaşayamaz. Doğa varsa biz varız.

 

“DOĞA BİZİM CANIMIZ, CANIMIZA KIYMAYIZ, KIYDIRMAYIZ!”

 

Ayrıca; tüm canlıların yaşamını ve yaşam alanlarını korumak, tarihi ve kültürel mirasımıza sahip çıkarak onları gelecek kuşaklara devretmek hepimizin görevidir. Bu nedenlerle Darboğaz Kayak Dağcılık ve Tenis Kulübü(DARKAY)'nün Kılan-Emirler-Darboğaz-Porsuk-Gümüş-Alihoca ve Maden'i içine alan bölgenin milli park ilan edilmesine yönelik başlattığı “BOLKARLAR MİLLİ PARK OLSUN KAMPANYASI”ıyla, Çevre ve Orman Bakanlığı başta olmak üzere tüm ilgili kamu ve sivil kurum, kuruluşlara yaptığı başvuru ve çağrıyı tüm gücümüzle destekliyoruz.

 

 

14.04.2009

Erdoğan ÖZGÜLER

Maden Köyü Muhtarı

 

Maden Köyü Muhtarlığı İhtiyar Heyeti Üyeleri

Alihoca Köyü Muhtarı

Alihoca Köyü Muhtarılığı İhtiyar Heyeti Üyeleri adına

 

 

 

 

 

 

BOLKARLARDA SİYANÜRLE ALTIN

ÖMER  FETHİ GÜRER

 

 

 

Niğde  ili Ulukışla ilçesi Bolkar dağlarında   bir şirkete altın arama izni verilmesi tepkilere neden oldu. Altıncılara Maden Köy ve komşu Köy Muhtar ve ihtiyar heyeti karşı çıkarak,  İl özel idaresine  başvurdular. Niğde Çevre Eğitim ve Kültür Derneği Başkanı Abidin Özkaynak Niğde, Ulukışla ve Darboğaz'da bazı sivil toplum kuruluşları ile belediyelerin birlikteliğiyle "Maden Çevre Platformu" oluşturulacağını ve  2 Mayısta konu ile ilgili köylüleri bilgilendirme adına toplantı planlanmadıklarını belirterek  Siyanürle Altın aranmasının doğayı katledeceğini öne sürdü

Bu bölgeyi yakınen bilenlerdenim. Doğa ve tarih zenginliği ile çekici bir bölgedir.Niğde  Kitabını yazarken Ömer Fethi Gürer olarak bölgeye bir kez daha gittim.’’Niğde ili  on bin yıllık bilinen bir dönem ve öncesini içermektedir. Bu yörede, her adımda mutlaka yeni bir bulgu ve yeni bir bilinmeyenin aydınlanacağı zenginlik vardır. İşte, bu bölge için yıllardır yazıp dikkati Niğde iline çekmeye çalışırız. O arada Niğde farklı turizm zenginliklerini de anlatır, bunların da gelişme için sahiplenilmesini isteriz.

Niğde il sınırlarının sınırları içinde, Ulukışla ilçesinin yer aldığı alandaki tarihsel süreçten öte, doğal zenginlikleri de sıkça yazarız. Keza Niğde ilinin maden varlıklarının da değerini bulması gerektiğini düşünürüz. Ancak tüm bu değerlendirmelerimiz içinde temel aldığımız nokta, var olanın korunması, bilinmesi, tanınması; çevre, doğa ve tarihin korunması eksenindedir.

Niğde Göllüdağ gibi ilk insanın ayak izlerinin bulunduğu dağda, ABD bağlantılı bir firmaya maden işleme ruhsatı verilmesi ile bölgedeki çok önemli obsidyen kaynakları ve tarihsel bulguların zarar görmek üzere olduğunu gidip gördük. Bilim insanlarının haykırışına kulak tıkanmasını anlayamadığımızı geçen yıllarda yazmıştık.

Bu kere başka bir yörede, Ulukışla'da doğal dengeyi bozacak boyutta yol almaya başlandığını öğrenince eyvah dedik. Çünkü turizm açısından çok elverişli bir yöre altın çıkarmak hevesi yüzünden sorunlar yaşayabilir.

Altın bir dönem çıkar ve biter ama altın gibi sürekli değer bulacak bu bölgede elden gitmemesi lazım.

Altının çıkarılmasından çok çıkarılma yönteminin yaratacağı sakıncalar çok yerde tartışılıyor. Siyanürle altın çıkarmanın doğaya zarar verdiğini bilim adamları gözlemlerine dayanarak açıklıyor.

Niğde turizmden pay alsın, kalkınmasında turizme önem versin derken ve Darboğaz Kayak Dağcılık ve Tenis Kulübü (DARKAY)'nün Kılan, Emirler, Darboğaz, Porsuk, Gümüş, Alihoca ve Maden'i içine alan bölgenin milli park olarak ilan edilmesine yönelik olarak başlattığı "BOLKARLAR MİLLİ PARK OLSUN KAMPANYASI" ile Çevre ve Orman Bakanlığı başta olmak üzere tüm ilgili kamu ve sivil toplum kuruluşlarına yaptığı başvurunun olumlu sonuçlanması beklenirken Altın ile yöre gündeme geliverdi.

Yöre turizm ve doğal güzellikler için mi sahiplenilmeli yoksa Altın için mi? Şimdilerde soru bu...

Doğal kayak pisti ile yörede kış sporları için ideal olan yerde, ayrıca inanılmaz doğa zenginliğinin yanında Çiftehan Kaplıcaları gibi sağlık turizmi için önemli bir merkezin de yer aldığı alanın geleceğinin ne olacağı artık ciddi olarak tartışılıyor.

Tarihsel ve turizm potansiyeli açısından zenginliğinin adresi geleceği ne olacağı sorusu şimdilerde askıda kalıyor. Ulukışla Öküz Mehmet Paşa Kervansarayı, Lüle Kalesi, Porsuk Zeyve Kazı çalışması gibi bilinen önemli tarihsel varlık bir gerdanlık gibi bölgeyi kucaklıyor. Bolkarları hayvan ve bitki zenginliğine görüntü katan gölleri ile mutlaka görülmesi gereken bir güzelliğinde adresi durumundadır. Bu arada tarihsel süreçte işlenmiş antik döneme kadar eren maden ocakları ile mağaralarda bölgeyi çekim alanı kılabilecek çekiciliktedir. Bütün varlığı doğal zenginlikleri ve tarihsel derinliğin izleri ile dolu bölgenin geleceği ile ilgili kaygılar mutlaka önemsenmesi gerekendir.


Bu konuya tepki gösteren köy muhtarı ile ihtiyar heyeti, yörede neden altın aranmaması gerektiği konusundaki  Erdoğan ÖZGÜLER Maden Köyü Muhtarı ,Maden Köyü Muhtarlığı İhtiyar Heyeti Üyeleri ,Alihoca Köyü Muhtarı  ve Alihoca Köyü Muhtarılığı İhtiyar Heyeti Üyeleri adına yayınlanladıkları bildiri de şu görüşlere yer verdiler.

" Maden Köyü ve Civarında Siyanürle Altın Üretilmesini İstemiyoruz!

Niğde ili, Ulukışla ilçesi, Maden Köyümüz Bolkar Dağlarında geçmiş dönemlerde idari şekli kaymakamlık olan eski bir Rum köyüdür, köyde asırlık Rum evleri vardır, korunmalıdır.

Bolkar Dağlarında bulunan endemik ve soyu tükenmeye yüz tutmuş bitki ve hayvanların büyük bir çoğunluğu Maden Köyü sınırları içinde yaşamını sürdürmektedir. Karagöl'de endemik Rana Holtzi, Meydan Yaylası'nda endemik yediuyur, kardelen, yayla çiçekleri, dağ sümbülü, boynu bükük dağ lalesi, nevruz, dağ sarımsağı, kuzukulağı, vb. Pek çok bitki ve hayvan olmak üzere yaban hayatı mevcuttur.

Maden Köyü civarında endemik sarı benekli siyah semender(madenlilerce yağmur böcüsü olarak bilinen) ve o bölgede yaşayan endemik bir tür akrep, kuzugöbeği mantarı, kuşlar ve bazılarının henüz keşfedilmediği binlerce bitki ve hayvan türü yaşamaktadır. Proje bazında bazı üniversitelerin araştırmaları mevcuttur.

Maden Köyü coğrafyasında tadını suyundan, toprağından alan maden fasulyesi(beyaz kuru fasulye) Niğde ve civarında nam salmıştır. Önceleri üzüm bağlarıyla, şimdilerde de ihraç ürünü kaliteli siyah kiraz(Napolyon) bahçeleriyle, cevizleri ve diğer meyve ağaçlarıyla Niğde İli Ulukışla ilçemizin küçük ve şirin bir köyü konumundadır.

Köyün E90 karayolundan girildiğinde tarihsel özelliği bulunan bir anıt niteliğinde Kalkan Kayası görülmeğe değer.

Bölgeye gelen turistler, araştırmacılar ve dağcılar Medetsiz Tepesi'ne, Meydan Yaylası'na, Karagöl ve Çinigöl'e ulaşımda E90 karayolundan Alihoca-Maden güzergâhını kullanmaktadırlar.

Bölgede ağaçlı orman mevcut olup yaban hayatın yaşam alanıdır.

Alihoca-Maden arasında tatlı su balıkçılığı da yapılmakta ve su kaynaklarının mineral yönünden çok zengin oluşu balıkların lezzetini daha bir arttırmaktadır. Maden Köyü ve çevresi önemli bir turizm merkezi olmaya aday konumdadır.

GÜMÜŞTAŞ MADENCİLİK AŞ.'nin Niğde Ulukışla Maden Köyünde "Siyanür liç yöntemi" ile üreteceği altın ve diğer madenler için ÇED(Çevresel Etki Değerlendirmesi ve Planlama) sürecinde; 3 Nisan 2009 Tarihinde saat 14.00'te yapmayı planladıkları "halkın katılımı toplantısı"na Maden ve Alihoca çevresinde yaşayanlar olarak katılmadık ve toplantı yapılamadı.

"BİZ BÖLGEMİZDE SİYANÜRLE ALTIN ÇIKARILMASINI İSTEMİYORUZ." "BİZİM ALTINIMIZ İHRAÇ ÜRÜNÜ KİRAZIMIZ." diyerek tepkimizi dile getirdik.

Siyanürün insan sağlığına ve doğaya verdiği zarar bilinmekte, ancak altını ayrıştırmanın en kolay yolu oluşu ve yasalarımızdaki birtakım boşluklar, ülkemizde siyanürle altın üretilmesine, yaşam-insan-doğayı, dahası geleceğimizi tehlike altına atma pahasına, olanak tanımaktadır.

Niğde-Ulukışla-Maden-Alihoca-Darboğaz ve çevre halkı olarak "BİZLER DE ÇOLUĞUMUZ-ÇOCUĞUMUZ-EKMEĞİMİZ-SUYUMUZ-GELECEĞİMİZ PAHASINA BURADA SİYANÜRLE ALTIN ÜRETİLMESİNE KARŞIYIZ! SONUNA KADAR MÜCADELEMİZİ KARARLILIKLA VE SABIRLA SÜRDÜRECEĞİZ." diyoruz.

Buraya gelen turistler, dağcılar, araştırmacılar, kayakçılar bölgenin doğallığından ve bakir oluşundan dolayı geliyor. Siyanürün adını duyan bir daha buradan geçmez. Oysa biz buraya daha çok turist çekmenin yollarını arıyoruz, bölgemizin turizme açılmasını istiyoruz. Maden işletmesinde bizleri işe alacaklarını varsayanlar; bizlere ekmek, iş sahası olarak bunları yapsınlar, biz madende çalışıp erken ölmek istemiyoruz. Bu bakir mekânı torunlarımıza böyle bırakalım, onlar da görsün yaşasın. Siyanürün adını duyan ihracatçı firmalar bizim kirazımızı almaz, maden fasulyesini altın gibi arayanlar artık satın almaz, yemez de. Tüm bunlar bir yana biz kendimiz nasıl yiyeceğiz, sularımızı kana kana içebilecek miyiz eskisi gibi, koyunumuzu keçimizi otlatabilecek miyiz?

Madenin işlemeye başlamasıyla birlikte buraya ağır vasıta niteliğinde araçlar gelecek, bu araçların çıkaracağı toz ve gürültü olacak. Siyanür ve diğer kimyasallar, benzeri araçlarla getirilecek ve taşıma sırasındaki herhangi bir sızıntı ya da kaza durumunda ne olacak? Çatı, balkon ve bahçelerimizde tarhanamızı, bulgurumuzu, salçamızı vb. gönül rahatlığıyla sağlıklı diyebileceğimiz bir ortamda yapabilecek miyiz?

Siyanürle altın üretimi konusunu araştırdık, sorduk soruşturduk, jeoloji ve maden mühendisleriyle görüştük. Sonuç olarak yaşama ve yaşanılmışlıklara dair olumlu şeyler duyamadık ne yazık ki... Tam tersine Türkiye ve dünyada ne denli acı ve yıkıma neden olduğunu öğrendik.

Altın madeni üretim çalışmaları sırasında; altın madeni ve çevresindeki alan coğrafik, topoğrafik, jeolojik, minerolojik, fizyolojik, biyolojik olarak bozulacak ve yıkıma uğrayacaktır.

Üstelik dünyada siyanürle altın üretiminde; altın üretilirken olası zehirlenme riskinin az olduğunu, ancak yıllar sonra bile; atık havuzları ya da diğer yalıtımların yetersizliği-denetimsizliği ve en önemlisi de doğal afet diyebileceğimiz aşırı kar-yağmur-sel ya da yer sarsıntısı vb. durumlardan dolayı "atık deposu" sızıntı, taşma, patlaması sonucu atıkların çevreye yayıldığını ve etrafa ölüm saçtığını, suların kirlendiğini, toprağın kullanılamaz duruma geldiğini, hayvanların öldüğünü, insanların hastalandığını öğrendik.

Böylesi bir durumda Maden-Alihoca'da yaşam tamamen ölür. Alihoca'daki balık çiftliği ölür. Sızıntı yeraltı kaynaklarına da ulaşacaktır, bu durumda; kireçlenmeye ve pek çok hastalığa şifa olan Çiftehan kaplıcaları ölecektir. Sonrasında E90 Karayolu üzerindeki tatlı su(doğal kaynak suları) kaynakları ölür. Zehirli atığın Çakıt dereleriyle Seyhan Barajına, dahası Akdeniz'e kadar ulaşması ve ulaştığı yerlerde tüm yaşamı öldürmesi ve beraberinde hastalıkları getirmesi söz konusudur.

Böyle bir durumda çıkarılacak altın miktarı, kaybedilecek yaşamsal değerin yerini asla tutamaz.

YAŞAMIMIZ, DOĞAMIZ VE DÜNYAMIZ SATILIK DEĞİLDİR!…

YOK EDİLEN YAŞAM, DOĞA VE DÜNYA ASLA BİR DAHA GERİYE GELMEYECEKTİR!...

Doğanın, ağacın, yeşilin, suyun, toprağın, havanın, hayvanların olmadığı yerde insan da yaşayamaz. Doğa varsa biz varız.

"DOĞA BİZİM CANIMIZ, CANIMIZA KIYMAYIZ, KIYDIRMAYIZ!"

Ayrıca, tüm canlıların yaşamını ve yaşam alanlarını korumak, tarihi ve kültürel mirasımıza sahip çıkarak onları gelecek kuşaklara devretmek hepimizin görevidir. Bu nedenlerle Darboğaz Kayak Dağcılık ve Tenis Kulübü(DARKAY)'nün Kılan-Emirler-Darboğaz-Porsuk-Gümüş-Alihoca ve Maden'i içine alan bölgenin milli park ilan edilmesine yönelik başlattığı "BOLKARLAR MİLLİ PARK OLSUN KAMPANYASI"ıyla, Çevre ve Orman Bakanlığı başta olmak üzere tüm ilgili kamu ve sivil kurum, kuruluşlara yaptığı başvuru ve çağrıyı tüm gücümüzle destekliyoruz.



Erdoğan ÖZGÜLER Maden Köyü Muhtarı
Maden Köyü Muhtarlığı İhtiyar Heyeti Üyeleri

Alihoca Köyü Muhtarı
Alihoca Köyü Muhtarılığı İhtiyar Heyeti Üyeleri adına"

 

Gürer’in , yoksulluk hızla yayılıyor.adlı yazısını diğer bölümlerimize koyduk.

CHP ADAYI GÜRER HUZUREVİNE ZİYARETTE BULUNDU.

 

 

 

Cumhuriyet Halk Partisi Belediye Başkan Adayı Endüstri Mühendisi Ömer Fethi Gürer, CHP İlçe Başkanı Mahmut Temeltaş, Belediye Meclis Üyesi adayları ile birlikte Bor Huzurevinde  kalanları ziyaret ederek bir süre görüştüler.

Huzurevi Müdürü Selahattin Yücel’e de ziyarette bulunan heyet yaşlı,engelli  yurt sakinlerini tek tek  karanfil dağıtarak hal hatırlarını sordular. Cumhuriyet Halk Partisi Bor Belediye Başkan Adayı Gazeteci Yazar Endüstri Mühendisi Ömer Fethi Gürer   Huzurevinde  bulunanların yaşamın bir gerçeğini yansıttığını belirterek toplum olarak sorunları,sıkıntıları olan, başta engelli yurttaşlarımız olmak üzere  yaşlılarımızı sahiplenmek her yurttaşın görevidir. Huzurevleri insanların ders almasını bilirlerse öğrenecekleri çok şeyin olduğu kurumlardır. Gazeteci olarak yılda en az bir kez uğrak verdiğim huzurevinde insanın  görmesi gereken her gerçek vardır. Bu kere  belediye başkan adayı olarak ziyaret etmem onların başkanlığım döneminde sorunları ile ilgilenmeden öte  sahiplenme anlayışımında bir başlangıcıdır.’dedi. Ömer Fethi Gürer  Huzurevinde kalan   100’ü aşkın yaşlı ve engelli yurttaşımıza sahip çıkmak ve yaşamın salt gündelik koşturmaca dan öte anlam taşıdığını hissetirmek için zaman buldukça herkesin huzurevleri, çocuk yuvalarına gitmelerini ve bu yerlere mutlaka destek çıkmalarını yaşamaları için katkı vermelerini de diledi.

 

CHP ADAYI GÜRER ‘ÇOCUKLARIMIZ VE GENÇLERİMİZ   KENTTE YAŞADIKLARININ FARKINA VARACAKTIR.’

 

 

Cumhuriyet Halk Partisi Belediye Başkan Adayı Endüstri Mühendisi Ömer Fethi Gürer  mahalle gezilerine devam ediyor. İlçemizde her mahalle ve sokağını Bor Şehri kitabı yazarken gezdiğini söyleyen Gürer bugün gördüğüm Bor  ile o günkü Bor arasında sorunlarda önemli bir artış yaşanmaktadır dedi.

Alt ve üst yapı sorunları yanında mahalleler arasında gelişmişlik düzeyinde de sorunların yoğunlaştığına dikkat çeken CHP adayı Endüstri Mühendisi  Ömer Fethi Gürer mahalle  gezilerinde  çocuklarında istek ve önerilerini dinledi.

Sokak aralarında çocuklar ve gençlerle söyleşen  Gürer ,Özellikle kenar mahallelerde çocuklarımız bizde  şehir yaşamını özlüyoruz demelerinden etkilendiğini belirterek  ‘Televizyonlarda gördükleri oyun parkları, bahçeleri, sosyal tesisleri  mahallelerinde olmasını bekliyorlar. Çarpık kentleşme sonucu hizmetin ulaşamadığı yerde çocuklarda sahipsiz kalmış durumdadır. Bor’da merkeze göre çevrede yaşam daha sorunlu ve özellikle gençler çocukların belediyeden çok beklentisi var. Bu sorunları tek tek dinlerken yapacaklarımı da anlatıyorum. Bu şehirde her yerde birden gelişme ve büyümenin önü mutlaka halkın oyu ile seçildiğimde açılacaktır.  Ekonomik ve toplumsal yapıda görülen yokluk ve yoksulluğu arıtıcı etkenlerin ilçemizde özellikle dar gelirliler üzerinde yarattığı baskı hızla yayılmaktadır. Yoksulluk kader değildir. Bu bağlamda ekonomik sorunların faturası beslenme bakım olarak aile bütçesinde yansıdığı için çocuklarımızında geleceği düne göre daha sorunlu haldedir. Belediye Başkanı olduğumda sosyal sorumluluk anlayışı ile çocuklarımızı gençlerimizi de sahipleneceğiz. Spor alanları, çocuk parkları, dinlenme ve sosyal tesisler yanında gençlerimiz içinde meslek edinme ve iş konusunda yapacaklarımızı biliyoruz. Dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi Belediye Başkan adayı Ömer Fethi Gürer planlı bir yerleşim düzeni içinde bir mahallede olması gereken her türlü alt  ve üst yapı ile ilgili hizmetleri ayrımsız  yapacağız. Ondan gençler öğrenciler çocuklar ve halkımız yararlanacak. Mutlu huzurlu ve güzel bir kent için biz hazırız.’diye konuştu.

Şeker Mahallesinde  ‘Başkan amca bizimde oyun bahçemiz olsun, buraları köy gibi’diyen  ilk okul öğrencisi Gizem’le resim çekinen  CHP Adayı Ömer Fethi Gürer, Başkan seçilirsem ilk işlerimden biri Gizem’in gözlerindeki pırıltı ve heyecanla istediğini oyun parkını bölgede yapmak olacak diye konuştu.

 

CHP BOR BELEDİYE BAŞKAN ADAYI ÖMER FETHİ GÜRER ‘TARİH-DOĞA VE KÜLTÜREL DEĞERLERİMİZİ SAHİPLENECEĞİM’DEDİ

 

29 Mart 2009 tarihinde yapılacak yerel seçimlerinde CHP Bor Belediye Başkan adayı olan  Ömer Fethi Gürer  Tarih,doğa ve kültürel değerleri sahipleneceğim’ dedi.

Ömer Fethi Gürer  1974 yılından beri yazdığı çok sayıda makalede gündeme taşıdığı  tarih doğa ve kültür değerleri ile ilgili düşüncelerini başkan seçildikten sonra uygulamaya koyacağını ve Bor’da bu anlamda önemli değişim yaratmayı hedeflediğini söyledi.

Bor ilçesinin tarihsel geçmişi yanında doğal güzellikleri ile de tanınan bir yer iken her alanda gerilediğini  belirten Gürer  kültürel anlamda da dünde olanları yaşatılmamasından  üzüntü duyuyorum. Başkan seçildiğimde  ilçemizin dününde kalan özelliklerini tekrar canlandıracağım. Folklor ve Kültür olarak Bor merkezi çevresi ile yeniden hayat bulacak, gelenek, görenek ananelerimizi yaşatacağım’ diye konuştu.

Ömer Fethi Gürer şöyle dedi-‘ İlçemizde tarihi özelliği olan bazı yapılar  koruma kurullarınca koruma kararları verildi. Ne yazık ki bu kararlar korumadan öte yıkılmalarına neden olacak kadar sahipsiz kalmalarına neden oldu. Bu yapıların onarılması ve turizm amaçlı yeniden değer bulması şarttır. Belediye olarak bu konuya öncülük  vererek  eski yapıların kurtarılması ve tanıtımı adına çalışmalarımız olacaktır. Orta Mahallede  farklı kentlerde olduğu gibi kültürel değeleri de yaşatan , eski yapıları koruyan düzenlemeler  ilk hedeftir. İlgili  uzmanlarla  bölgemizde herkesin dikkatini çekecek bir tarihsel  koruma bu bölgede uygulanacaktır. Atalarımızdan kalan önemli birlik ve beraberliğimizi pekiştirci etkinlikler, Bor folkloru, Bor mutfağı mutlaka ve mutlaka  özellikleri ile yeniden var edilecektir. Cumhuriyet ilk yıllarında Bando takımı bulunan Bor ilçemizde ne yazık ki  sanatsal anlamda önemli bir gerileme yaşanmaktadır. Dericiliğin simgesi Tuluk ekibi yeni kuşakların bilmediği bir meslek oyunu olarak unutulmak üzeredir. Mutlaka yeniden canlandırılması sağlanacaktır. Bor yöresi şiir, türkülerimizin derlenmesi korunması bu bağlamda şair ve sanatçıların sahiplenilmesi yanında  ulusal anlamda isim olmuş değerler  sokak ve caddelerde adlarının yaşatılması sağlanacaktır.  Kurtuluş Savaşına katılmış dedelerimiz gazi ve şehitlerin eşyalarının korunduğu Kurtuluş  müzesi, meslek gruplarının  geçmişte kullandığı alet edavatların yer aldığı Meslek müzesi Bor ilçemizde mutlaka oluşturulacak yeni mekanlarda düzenlenecektir. Yeni yapraktan üzüm turşusuna, bebelere beşikten  tahta kaşıklara,Çan çıngırak kepenek,palan ot yastık vs. bölgede özellik katan her alanda çalışmalar yapılacak ve Bor  ilçesinde yaşayanların  işi, aşı olan , gezi yerlerinden dinlenen,   mutlu insanlar olması için çalışırken  kültürel zenginliklere  yaşamaları   sağlanacaktır.’dedi.

Gürer  Bor ilçesinde doğal özellik ve güzelliğinde giderek bozulduğunu bu anlamda koruma ve kurtarma çalışmalarında bulunacağını ve mutlaka bağ ve bahçeleri bakımlı kılınması yönünde proje ve çalışması bulunduğunu da söyledi.

 

FOTO:DAHİ GEDİK. BOR ORTAMAHALLEDE ÖMER FETHİ GÜRER SOKAK MUTLAKA KURTARILACAKTIR..

 

VALİMİZ ÖNSÖZLERİ

 

ÖMER FETHİ GÜRER

 

Valimiz Sebahattin Öztürk,  Niğde tanıtılması adına bir dizi çalışma başlattı. Özellikle yeni yayınlar ve Cd ile Niğde tanıtımı için gerekli görsel dökümanların yeniden düzenlenmesi  ve İnternette bu bağlamda yeni bir tanıtım çalışması yapıldı.

Niğde adı ile çıkan kitapçık sonrası “10 bin yıllık Hatıra Niğde” kitabı ,Fotoğraflarla Niğde Kitabı,Aladağlar ve Niğde haritası, kale ve müze broşürleri ile yararlı  yayınlar çıktı. “10 bin yıllık Hatıra”  kitap önsözünde valimiz “Türkiye Konumu itibariyle dünyanın  önemli bir merkezinde  bulunmaktadır.Uygarlıklar kavşağında bulunan ülkemiz,geçmişte olduğu kadar,bugünde  tarihi değerleri,doğal  güzellikleri ve statejik öneminden dolayı dünyanın ilgi odağı olmaya  devam etmektedir. Bir çok uygarlıkların yaşandığı ülkemizde, günümüzde  ulaşan taşınır ve taşınmaz kültür varlıkları,sahip olduğumuz hazinenin  önemini ortaya koymaktadır. Tarihin binlerce  yıllık sürecine  tanıklık eden ve  yerleşik yaşamı  günümüzden  onbinyıl öncesine  kadar uzanan Niğde ili,tarihi değerleri,doğal güzellikleri,termal kaynakları ile ülkemiz Kapadokya  bölgesinde bulunan önemli bir  turizm  merkezidir.Camiler Medreseler, Bedestenler,Türbeler ve diğer tarihi  eserler  bu kentin dokusunu adeta bir nakış gibi işlemiştir. Bu kentin turizm gelişmesinde önemli katkılar sağlayan Bolkarlar ve Aladağlar ise dağcılık ve doğa  sporları bakımından  dünyaca  bilinen  önemli merkezlerdir.Çiftehan kaplıcları ve Narlıgöl termal turizm merkezi, Niğde’nin termal turizmininde  gelişebilirliğini ortaya koymaktadır.” Diye yaptığı girişte  Niğde ürünleri ve el sanatlarına da  vali Öztürk önsözde değiniyor. Niğde  tarihi değerleri ve doğal güzellikleri görsel ağırlıklı işlendiği bu kitaptan sonra bu kere fotoraflarla Niğde kitabı bastırıldı. Vali Öztürk bu yayının önsözünde de“ Tarih ve turizm Kenti Niğde ,ülkemizin İç Anadolu Bölgesinin güneydoğusunda,Kapadokya yöresinde  bulunmaktadır .Yapılan bilimsel kazılarda sonucu ortaya çıkartılan arkeolojik buluntular,bu tarihi kentin  kuruluşunun  600 bin yıllara kadar uzandığını ortaya koymaktadır.

Binlerce yıllık tarihi geçmişe sahip olan bu güzel kentte tüm dönemlerin ve kültürlerin izlerine  rastlamak mümkündür.” diye başladığı sözlerinde Niğde bölgesinin özelliklerini anlattıktan sonra sözlerini şöyle tamamlamıştır.  “Sanatın gücüne inanan insanları yetiştiren  bu tarihi kent, gelişmişlik yönünden her geçen  gün bir çok yeni projeye imza atmaktadır. Ve önümüzdeki yıllarda Niğde, her alanda  kalkınmışlığını tamamlayarak örnek bir il olarak kendinden söz ettireceğine  inancım sonsuzdur” demiştir.

Valimiz iki kitabın önsözünde de Niğde özellik ve önemine vurgu yapmaktadır.Keza üçüncü bir Niğde kitabında”-“ Tarihin binlerce yıllık sürecine  tanıklık eden  Niğde ili,ülkemizin İç Anadolu Bölgesi’nin güneydoğusunda bulunmakta olup,antik adı “Nahita” diye sunuşuna başlamıştır. Niğde kitabında Arkeolojik kazılardan,doğal güzelliklerine Niğde hakkında kısa bilgiler yer almaktadır. Vali Bu kitap önsözünü de şöyle bağlamıştır-“ Tarım ve Hayvancılık Niğde için önemli bir geçim kaynağıdır. Elma  ve Patates üretimi ile  Niğde, ülkemizde ilk sıralarda yer almaktadır. Halı fabrikaları,organize sanayi bölgeleri ve diğer sanayi kolları  Niğde  halkı için önemli istihdam  alanlarıdır. Niğde geleneksel el sanatları yönündende önemli bir merkezdir. Niğde iline  ait el dokuma halıları yöre halkı için önemli gelir kaynağıdır. Bu nadir  el dokuma  halılar dünyanın bir çok yerinde alıcı bulmaktadır. Kapadokya bölgesinde  bulunan ve  bünyesinde bir çok tarihi eser  barındıran müzeler kenti ,Niğde mutlaka ziyaret ediniz.”

Valimizin çağrısına Niğde keşif için herkesi bizde katılmaya davet ediyoruz. Evet Niğde mutlaka ziyaret edin.

Niğde her adımında düne ait bir şeyleri saklamayı korumayı başarmış bir kenttir . Bir gün mutlaka Niğde özellikleri güzellikleri ile anlaşılıp sahiplenilecektir.O gün geç gelmesin hemen olsun diyenlerin çabası çalışması gayretine çok ihtiyaç vardır.Özellikle sanayici ve iş adamları bu alanda daha fazla Niğde tanıtımına ağırlık vermeleri, bilimsel kazılara sponsor olup destek sağlamaları yeni bulguların açığa çıkmasına vesile olacaktır.

 

 

ALADAĞLAR VE NİĞDE  GEZİ HARİTALARI

ÖMER FETHİ GÜRER

 

Niğde Valiliği ve İl Kültür Turizm Müdürlüğü Niğde ile ilgili  ziyaretçileri bilgilendirmek amacı ile üç ayrı kitap yanında iki de haritanın basımı sağlandı. Niğde’de turizme yönelik bu çalışmalarda kent merkezi ve Aladağları gezmek isteyenler için yararlı iki çalışma gerçekleştirilmiş oldu

Haritaların gerçekleşmesinde  Dr. Cengiz Kayacılar önemli emeği var.  Niğde tanıtımı ve Niğde değerlerini tanıma adına çaba ve çalışma gösteren birkaç değerli öğretim görevlisinden birisi olan Dr. Cengiz Kayacılar  Aladağlar ile ilgili hazırladığı haritada Şule Erdilmen ile  Niğde için önemli bir eksiği daha tamamlamıştır.

Mükemmel bir çalışma ile haritanın yapılmış olması Aladağlar kadar Niğde içinde bir sanstır. Bu konuda 2002 raporunda yer alan yapılması gereken işlerden biri böylece sonuçlandırılmıştır.

Gerek resimler, gerek yerler ile başarılı bir çalışma olarak harita yapılmıştır. Niğde Aladağlardan yararlanmak isteyenler için bir boşluğun dolmasını sağlamıştır.  Niğde Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ve NİÇEV(Niğde  Çevre Koruma ve Geliştirme Derneği) iş birliği ile hazırlanıp,İl özel idaresinin maddi kaynağı ile bastırılan harita da çizim Dr. Cengiz Kayacılar, grafik tasarımı Şule Erdikmen yapmıştır. Dağ Kullanım Haritası Niğde  Aladağlar ile ilgili detayları içermektedir. Dr. Cengiz Kayacılar Aladağlar ile ilgili özet bir tanıtıda yazmıştır.Dr Kayacılar-“ Mediyetlerin beşiği”  diye bilinir Anadolu. Bunun sebebi, “Bereketin Beşiği” olan cömert  topraklarının doğal bir kalede bulunmasıyla ilgilidir. Ortalama 1100 metrenin üzerindeki  yükseltisiyle kenarlarına sıradağları,etrafında da denizleri olan Anadolu,bir ana şefkatiyle medeniyetleri beşiğinde büyütmüştür.

Etrafında denizler yağmuru gönderir. Kenarlarındaki sıra dağlar suyu depolar. Dağlardan doğan akarsular bereketli toprakları sulamaktan yorulmaz.Doğal kalenin olmazsa olmazı  dağlardır. Dağları  olmasaydı Anadolu’nun, ne analığı kalırdı ne de beşikliği… Boşuna dememiş coğrafyacılar, “Kartal yuvası Devleti” diye. Bu dağ yuvasına sahip olan,kartal gibi özgür kalır….

Elinizde bu harita, “Kartal Yuvası”nın güney boylu boyunca kuşatan Toros sıradağları üzerinde Orta Toros Aladağlar’ı tanıtmak amacıyla hazırlanmıştır.

Niğde, Adana ve Kayseri illerinin kavuşma sahasında yaklaşık 1024 kmkarelik bir yayılıma sahip olan Aladağlar, etrafında yaşayana yöre halkının kendine özgü bir yayla yaşamı ve dağ kültürü geliştirmesine sebep olmuştur. Sosyo-ekonomik ve kültürel açıdan olduğu kadar doğal coğrafya yapısı ve dağ ekosistemi bakımından da eşsiz bir özgünlüğe sahiptir.

Aladağlar Demirkazık Zirvesi 3756 m  yükseltisi 3400-3700 metreler  arasında değişen 30’a yakın zirve eşlik eder. Yüzlerce metrelik doğal duvarlar üzerinde yükselen  bu zirveler ,dağcılık açısından hemen her türlü rota zenginliğine sahiptir. Yılın her mevsimi eğitim ve tırmanış amaçlı gelen dağcıların eksik  olmadığı, Aladağlar, ülkemize gelen yabancı doğa sporcuları ve dağcıların da  mutlaka  uğradığı,dünyaca üne sahip dağlar arasındadır.

Ancak ulusal ve uluslar arası düzeyde  sportif ve turistik kullanımın giderek denetimsiz biçimde  yoğunlaşması, Aladağlar Ekosistemi üzerinde antropojen baskıları ağırlaştırmaktadır. Bu nedenle T.C Çevre ve Orman Bakanlığı’nca koruma çalışmaları başlatılmıştır. İlk olarak 1991 yılında Kayseri bölümünde kalan “Hacer Ormanı Tabiat Parkı”, ardından 1995 yılında hemen bütün Aladağlar’ı kapsayan “Aladağlar Milli Parkı” Bakanlar Kurulu kararı ile ilan edilmiştir. Aladağlar’ın sahip olduğu turizm potansiyelinin de “koruma-kullanma dengeleri” oluşturmak kaydıyla değerlendirilmesi kaçınılmazdır. Nitekim  bu amaçla T.C Kültür ve Turizm  Bakanlığı, “ Birinci Derecede Öncelikli Yüksek Dağlık Alanlar” kapsamında ,6 dağlık bölgeden biri olarak Toros Aladağlar’ı da değerlendirmeye almıştır.

Aladağlar’ın dağcılık,doğa sporları ve dağ turizmi açısından en yoğun kullanılan ve başlıca doğal değerlere sahip bölümü Niğde bölümüdür. Aladağlar’ın başlıca giriş kapılarına,Niğde Bölümü’ndeki Demirkazık ve Çukurbağ köylerinden ulaşılır. Bu bölümde dağ ve kayak evi, milli park tanıtım merkezi ve profesyonel rehberlik hizmetleri ziyaretçilerin faydasına sunulmuştur.”

Dr. Cengiz Kayacılar Harita sunuş yazısında yer verdiği bu görüşler ile kısaca Aladağların genel durumunu da özetlemiştir. Ayrıca Şule  Erdilmen’de İngilizce çevirisi yayında yer almaktadır. Bazı zirvelerin rakımları ile yer aldığı harita da Köyler, dam yerleşmeleri, yayla alanları,kış ve yaz kamp yerleri, arazi ve patika yolları,su kaynakları,tırmanış rotları,akarsular, göller,kaya buzulları,kalıntı buzullar, aktif ve atıl maden ocakları,dağda yer alan ağaç kümeleri, dağ çiçekleri, Vaşak,Dağ Keçisi gibi yöre hayvanları,seyir tepeleri, Kanyon geçişleri, Dap bisiklet ve  yamaç paraşüt alanları, kayak ,kar sörfü gibi spor alanları,  dağ geçitleri,zirveler yer almaktadır. Ayrıca Milli Park Tanıtım yeri, dağ evi, kaya anıtı gibi ayrıntılarda harita da gösterilmiştir.

Bu harita hazırlanması,düzenlenmesi ve basılmasına vesile olan herkesi Niğde adına yaptıkları bu güzel çalışmadan dolayı kutluyorum.Ayrıca Niğde ili Toros dağları’na Yaslanan Kapadokya haritası da yine Dr. Cengiz Kayacılar ve Şule Erdilem tarafından Niğde Valiliğince yaptırılmıştır.Harita  resmi verilerde yer alan bilgilere göre düzenlenmiştir. Bu iki harita Niğde için önemli bir boşluğu doldurmuştur.

Niğde iline gelecek kişi Niğde il Kültür ve Turizm Müdürlüğüne uğrak vererek iki haritayı yanına alıp gezisine başlamasında büyük yarar vardır.

 

 

 

 

 

ÇALIŞMALAR

ÖMER FETHİ GÜRER

 

Niğde İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü  2008 yılında tanıtıma yönelik vali Sebattin Öztürk’ünde desteği ile bir dizi çalışma yaparak yayınladı. Buçalışmalarda Niğde ile ilgili farklı ve ayrıntılı detaylar yer alıyor.Üç kitap yanında iki harita iki broşür ve iki Cd çalışmayı kapsamlı kılan yayınlar oldu. Bu konuda düşüncelerimizi yazacağız. Bu kere bu çalışmayı yapan başta İl Kültür ve Türizm Müdürü  Mehmet Öncel  Koç ile diğer emek verenlere Niğdeli bir yurttaş olarak teşekkür ediyorum.Yazılarımızı izlyen bilir. Niğde ili genelinde   tarih doğa turizm ile ilgili yüzlerce yazı yazdık.O yazılarımızda Niğde tanıtımı amaç ve çabamız oldu. Niğde birkaç yeri hariç adım adım denecek kadar gezdim. Niğde her gittiğimde farklı ve ayrı bir detay ile tanıştığım bir dokuya sahip. Bir konuda bir çalışma olduğunda bir süre sonra yeni çalışma gerekli olacak kadar yeniden bilgiye erilen bir durumuda var. O nedenle her yıl belli çalışmaların yapılması ve yenilenmesinde yarar var. Keza Niğde için çıkan çalışamalarda dünden olandan farklı bazı yeni görünümler yer alıyor.  Bu gibi çaba ve çalışmalarda geniş bir uğraşta gerektiği mutlak o nedenle emek veren çaba  harcayanları kutlamak gerekiyor.

Niğde ile ilgili ilk yayında  Mehmet Öncel Koç,Emin Kılıç, İsmail Tecimer, Yrd.Doç. Dr Cengiz Kayacılar adı yer alıyor Fotoğraflar ise  Atilla Alp Bölükbaşı ve Cengiz Kayacılar imzasını taşıyor. Metin düzeltmeler Emel Taşçı tarafından yapılmış, 10 bin yıllık Hatıra Niğde kitabında Mehmet Öncel Koç, Cengiz Kayacılar, Fazlı Açıkgöz, Emin Kılıç, İsmail Tecimer,  M. Haris Peker, Ebru Kavaklı  ve fotoğraflar  İsmail Küçük, Cengiz Kayacılar, Niğde Müzesi arşivinden alınmış.Fotoğraflarla ilgili Niğde kitabında Mehmet Öncel Koç, Dursun Şimşek, Emin Ayiş, Nedim Urcan,İsmail Tecimer,Emin Kılıç yayına hazırlayanlar olarak yazılmış.  Grafik tasarım Kadir Doğan, fotoğraflarda  Dursun Şimşek, Emin Ayiş, Nedim Urcan, H.Ali Dönmez, Oğuz Ecemiş  tarafından çekilmiş. Üç çalışma beğeni ile baktım. Ayrıca iki Niğde Haritasıda yapılmış. Ayrıca bu konularda yazacaklarım olacak ama Niğde adına bu tür çaba ve çalışmaları doğru buluyorum.

Yapılmış bir çalışma çok güzel bir emek ürünü olarak Niğdemiz için kazançtır.

Doğal olarak benim gibi Niğde adım adım sayılacak gezmiş biri için  neden yok dediğim yerler vardır.   Ama bu eksikler zaman içinde mutlaka giderlecektir. Umudundayım. Yapılan her çalışma faydalıdır. Her ne kadar bu çalışmalarda olması gerekenlerde  bulunsa da hiç yoktan iyidir.

Yapıla yapıla en güzel olanı mutlaka ortaya çıkacaktır. Niğde bilinmeyen yer sayısı çok sınırlı kalmıştır.Gün gelecek bu bilinmeyenlerde  keşif edilecektir. Her çalışmadan sonra yeni bir çalışma beklentiside olur. İyi ve güzel yapılan girişimler umudumuzu artırır. Bu bağlamda İlk Kültür ve Turizm Müdürü Mehmet Öncel Koç çabalarını olumlu buluyorum.

Yaz aylarında Çukurkuyu Yer Han ve Balcı  Kestane ağacını ve iftiyanı resimlemeye beraber gitmiştik. Heyecanla gördüklerini  değerlendiriyordu.İftiyan bölgesinde de çekimlerinden  kitapta yer vermemiş ama o bölgede gördüklerinden çok etkilenmişti.

Niğde için dünde çalışmalarda bulunanları hiç unutmadık. Bu gibi eselerin oluşumu için emek verenlerin  olması Niğde adına şanstır.  Niğde Kitabımı ilk bölümü yazdım Eğer bir sponsor bulur bastırabilirsem Niğde Cumhuriyet döneminde belki de gidilip görülüp yazılan en kapsamlı çalışma olacaktır. Tek başıma bu çaba ve uğraşı verirken Niğde tüm detayları ile de tanıdığım için  eksik olanı görüyorum ama esas eksik olan Niğde için bugune kadar seksenbeş yılda seksenbeş kitabın dahi çıkmamış olmasıdır. Yeni yeni Üniversite ile başlayan bir kıbırdanma vardır. Bunun diğer kurumlarca desteklenmesi lazım. Bugune kadar  yapılanlar emek verilenler olmuştur. Niğde Yıllıkları ile Şahenklerin bastırdığı Niğde çalışmaları  yakın dönem için yararlı yayınlardır. Keza Cumhuriyet döneminde   Niğde tarihi içeren kitaplarda yapılmıştır ama dediğim gibi halende Niğde tüm detayları ile tanıtım sürecine erememiştir. Olumlu gidiş ve çabalar bunun  her keresinde bir eksiğini tamamlamak şeklinde devam etmektedir.

 

Niğde İl Kültür ve Truizm Müdürlüğü çaba ve çalışmalarından dolayı kutluyorum ve devamının Niğde adına faydasına inandığımı belirtmek istiyorum.

 

 

 

 

HATIRA

ÖMER FETHİ GÜRER

Niğde  valiliği tarafından  Niğde ile ilgili “ 10 bin yıllık Hatıra” adı ile yayınlanan kitap Niğdemizde farklı yerlerin anlatımı yapılıyor. Kitap Niğde tarihçesi, Niğde Müzesi, Niğde Kalesi, Gümüşler Ören Yeri, Köşk Höyük, Ak Medrese,Sarıhan, Sokullu Mehmet Paşa Bedesteni, Ulukışla Öküz Mehmet Paşa Külliyesi, Camiler, Türbeler, Hamamlar, Niğde Evleri, Kiliseler özet olarak  kitapta anlatılıyor.

Kitapta Niğde ile ilgili bir harita yanında Aladağlar, Bolkarlar,Doğal Güzelliklere de yer veriliyor.  İngilizce-Türkçe boyutu düzeni ile Niğde için ihtiyaç olan bir çalışma gerçekleştirilmiştir. Emek veren, çaba gösteren, resimleri çeken ve yayınlanmasını sağlayanlara  bir Niğdeli olarak teşekkür ediyorum ama birkaç nokta var ki onları da yararlı olacağını düşündüğüm için belirtmek istiyorum.Çünkü bu çalışma bir ekip işi, tek başına bir kişi yapmış olsa bazı eksikler olağan görülebilir ama  Niğde için doğru ve yararlı bu çalışmada saptadığım bazı eksiklikler var.Örneğin  “10 bin yıllık Hatıra” kitabında  12 sayfada Niğde Müzesi resmi var ki benim gibi çok kere müzeyi gören biri için dahi “burası neresi?” denecek  kadar anlaşılmaz bir  resim kitapta yer verilmiştir. Keza  41 sayfada yüksekten camii görünümü de oldukça koyu bir çalışma olmuş.Dijital ortamda resimler konusunda daha titiz seçimler yapılabilirdi.. Onun dışında kitapta yer alan bilgiler  Niğde tanıtımında gerekli olan bilgilerdir. Niğde Tarihi konularda özellikleri detayları ile çok kere yazdık. Bu kere  kitapta yer alan Niğde mesire ve gezi alanları olarak belirtilen yerleri bir kez daha anımsatalım. Çünkü bu konuda diyeceğimizde var. Kitapta deniliyor ki Niğde gezi ve mesire alanları: